6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 63

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 63. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 63- (1) Dava kendisine ihbar edilen kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir. İhbarın etkisi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
16. Hukuk Dairesi, 2013/5654 E., 2013/6256 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
Mahkemece, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 63/2. maddesi uyarınca davacı N..
16. Hukuk Dairesi         2013/5654 E.  ,  2013/6256 K. * DAVANIN AYRILMASI * BAŞVURU HARCI "İçtihat Metni" Kadastro sırasında dava konusu 106 ada 4 parsel sayılı 15.284,77 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı K.. B.. adına tespit edilmiştir. Davacı N.. S.., miras yoluyla gelen hakka, bağışlamaya ve kazandırcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Dava dosyası K.. B.. tarafından başka parsellerle birlikte 106 ada 4 parsel sayılı taşınmaza karşı açılan dava dosyası ile birleştirilmiş, ancak K.. B..'un 106 ada 4 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davasından feragat etmesi nedeniyle bu parsel yönünden dava tefrik edilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı N.. S..'nın verilen kesin mehile rağmen harcı ikmal etmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına ve çekişmeli taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı N.. S.. tarafından temyiz edilmiştir. Davacı N.. S.. başvuru ve peşin harcı yatırmak suretiyle yalnızca 106 ada 4 parsel sayılı taşınmaz hakkında Kadastro Mahkemesi'nin 2008/38 Esas sayılı dosyasında dava açmış, yargılamaya devam olunduğu sırada dava konusu 106 ada 4 parsel sayılı taşınmazın, davacı K.. B..'un 2008/13 Esas sayılı dosyada dava konusu ettiği taşınmazlardan biri olduğunun anlaşılması sebebiyle dava 2008/13 Esas sayılı dosya ile birleştirilmiştir. Daha sonra davacı K.. B..'un bu taşınmaz hakkındaki davasından feragat etmesi üzerine davacı N.. S..'nın davası ile 2008/13 Esas sayılı dosyada dava konusu edilen diğer taşınmazlar arasında fiili ve hukuki irtibat bulunmadığı gerekçesiyle 106 ada 4 parsel sayılı taşınmaz 2008/13 Esas sayılı dosyadan ayrılarak yeni bir esasa kaydedilmiştir. Mahkemece, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 63/2. maddesi uyarınca davacı N.. S..'ya, ayrılıp yeni esas numarası alan davası için yeniden başvuru harcını yatırmak üzere iki haftalık kesin süre verilmiş ve bu süre içinde harcın yatırılmamış olduğu gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 63/2. maddesine göre; “Bir davada ayırma kararı verilirse ayrılan dava veya davalar o mahkemenin esasına ayrıca kaydedilir ve eski kayıt ile yeni kayıt birbiriyle ilişkilendirilir. İlk kayıt o dosyada kalan kısma münhasır olur. Ayrılan davanın dosyası ilk dosyada bu kısımlara ait yazıların tamamının onaylı suretleri konularak yeniden oluşturulur. Ayrılan davalar bakımından daha önce tek karar ve ilam harcı alınmış ise her biri için ayrıca harç alınır; daha önce alınan harç ayrılmış davaları da kapsıyorsa yeniden harç alınmaz. Ayrılıp yeni esas numarası alan her dava için başvuru harcı alınır.” denilmektedir. Davacı 2008/38 Esas sayılı dosyada dava açarken başvuru ve peşin harcı yatırarak sadece 106 ada 4 parsel sayılı dava hakkında dava açtığına göre alınan başvuru harcının sadece bu parsel için alındığı kuşkusuzdur. Kaldı ki, Harçlar Kanunu'nun eki olan 1 Sayılı Tarife'nin yargı harçları bölümünün A/I bölümünde hangi hallerde başvuru harcı alınacağı belirlenmiş olup aralarında davaların ayrılması halinde harç alınacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Yönetmelik hükümleri kanuna aykırı olamayacağı gibi; bir an için yönetmeliğin, ayrılıp yeni esas numarası alan her dava için başvuru harcı alınacağına ilişkin hükmünün uygulanabileceği düşünülse bile bu hükmün ancak birden fazla taşınmaz hakkında tek başvuru harcıyla dava açılıp daha sonra bir ya da birkaç parsel hakkındaki davanın tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilmesinin söz konusu olduğu hallerde uygulanabileceğinin kabulü gerekir. Somut olayda davacı, başvuru harcını yatırarak tek bir parsel için dava açmış ve birleştiği 2008/13 Esas sayılı dosyadan yukarıda yazılı nedenlerle tefrik edilmiştir. Davasını açarken davanın konusu olan parsel için başvuru harcını yatıran davacıdan davanın tefriki sebebiyle yeniden başvuru harcı istenmesine yasal olanak bulunmayıp, davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 05.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

Diğer kararlar (4)

3. Hukuk Dairesi, 2021/2233 E., 2021/5652 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
HMK’nın 61-64.maddelerine göre dava ihbar olunan gerçek ve tüzel kişi, davada taraf sıfatını kazanamaz.
3. Hukuk Dairesi         2021/2233 E.  ,  2021/5652 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında birleştirilerek görülen tazminat davalarının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl dava ile birleşen 2015/439 esas sayılı davanın kısmen kabulüne, birleşen 2015/93 Esas sayılı davada karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı ... asıl davada feri müdahil, birleşen 2015/439 Esas sayılı davada ihbar olunan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; oğlu ...'ın 05.05.2007 tarihinde, ... Köyündeki evlerinin terasında gezmekte iken, evin üzerinden geçen elektrik telleri nedeniyle elektrik akımına kapılarak, kolu ve iki ayağının yandığını, yanıklar sebebiyle iki ayağının kesildiğini, oğlunun yaralanmasına bina üzerinden hatalı olarak nakil hattı geçiren davalı şirketin sebep olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak üzere, 30.000 TL maddi tazminat ile 200.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 218.883,18 TL'ye yükseltmiştir. Birleşen davada davacı; asıl davaya ek olarak 40.179,03 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı; kazanın meydana geldiği evin iki katlı olup, ikinci katın sonradan yapıldığını, ikinci kat yapılmadan önce geçirilen nakil hattının yönetmeliğe uygun yükseklikte olduğunu, ikinci katın yapıldığının yazılı ya da sözlü olarak bildirilmediğini, davaya konu olayda kusuru bulunmadığını, davacının iki ayağının değil iki parmağının kesildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne 218.883,18 TL maddi ve 150.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kabulü ile 40.179,03 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair verilen karar, davalı tarafın temyizi üzerine Dairece verilen 03.07.2017 tarihli ve 2016/849 Esas 2017/10883 Karar sayılı kararla; meydana gelen zarardan birden fazla kişinin değişik sebeplerle mesul tutulmasının gerekmesi halinde, bu kişilerin müteselsil sorumlulukları cihetine gidilmesi gerektiği, kaza tarihinde yedi yaşında olan davacıya atfedilecek kusur bulunmaması ancak zararın meydana gelmesinde ve artmasında kazazedenin yaşadığı evdeki hane halkının kusuru oranında takdir edilen maddi tazminat miktarından indirim yapılması, davacı ailesinin kusur oranı da gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olmayacak miktarda fazla olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. Bozmaya uyan mahkemece; asıl davanın kısmen kabulü ile 175.106,55 TL maddi ve 80.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 32.119,23 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair verilen karar, tarafların temyizi üzerine Dairece verilen 10.03.2020 tarihli ve 2020/290 Esas 2020/2183 Karar sayılı kararla; davalının tüm, davacının sair temyiz itirazları reddedildikten sonra, olay tarihi itibariyle 7 yaşında olan davacıya atfedilebilecek müterafik kusur bulunmadığı gibi, çocuk yaşta olay nedeniyle kol ve bacaklarının yandığı, ayak parmaklarının kesildiği, %45 oranında sürekli çalışma gücünü kaybettiği, bozma ilamında dikkate alınması gerektiği belirtilen % 20 oranındaki hane halkının kusuru da dikkate alındığında, bozma öncesinde hükmedilen manevi tazminat miktarında yapılan indirim oranı fazla olduğu, davacı için daha yüksek miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma sonrası birleşen 2015/439 Esas sayılı davada; davacı anne, olaydan dolayı yaşadığı üzüntü nedeniyle 100.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir. Bozmaya uyan mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kısmen kabulü ile davacının maddi tazminat istemine ilişkin kararın kesinleşmiş olması nedeniyle bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacının manevi tazminat isteminin kabulü ile 120.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davada; verilen kararın kesinleşmiş olması nedeniyle bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen 2015/439 Esas sayılı davanın kısmen kabulü ile 60.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı ... asıl dosyada feri müdahil, birleşen mahkemenin 2015/439 Esas sayılı dosyada ihbar olunan ... tarafından temyiz edilmiştir. 1- İhbar olunan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün birleşen 2015/439 Esas sayılı davaya ilişkin temyizi yönünden; HMK’nın 61-64.maddelerine göre dava ihbar olunan gerçek ve tüzel kişi, davada taraf sıfatını kazanamaz. Bir davada hüküm, davanın tarafları arasında kurulur. Bu nedenle hükmü temyiz etme hakkı, davada taraf olan kişilere aittir. Kural olarak kendisine dava ihbar olunan davaya katılmadıkça (müdahil olmadıkça) mahkemece verilen kararı temyiz etme hakkı yoktur. Somut olayda; ihbar olunan ... (fer'i veya asli) müdahil olmadığından ve aleyhine verilmiş bir hüküm de bulunmadığından, hükmü temyiz eden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün temyiz isteminin reddi gerekir. 2- Davalı ... feri müdahil Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün asıl davaya ilişkin olarak temyizi yönünden yapılan incelemede; A-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, feri müdahil Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. B-Davalının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının incelenmesinde; Somut olayda; mahkemece verilen 18.07.2019 tarihli kararda; asıl dava yönünden maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 175.106,55 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, davacı lehine 16.456,39 TL, davalı lehine 5.165,43 TL nispi vekalet ücretine, birleşen (Mahkemenin 2015/93 Esas) dava yönünden maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 32.119,23 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, davacı lehine 3.854,31 TL nispi vekalet ücretine, davalı lehine 2.725 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Mahkemenin temyize konu 05.11.2020 tarihli kararı ile asıl davaya ilişkin olarak davacının maddi tazminat talebi yönünden 18/07/2019 tarihli kararı kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek davacı lehine 20.585,12 TL, davalı lehine 6.490,96 TL nispi vekalet ücretine hükmedildiği, birleşen 2015/93 Esas davada 18/07/2019 tarihli kararı kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacı lehine 4.817,88 TL, davalı lehine 3.400,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Yukarıda anlatıldığı üzere; asıl ve birleşen 2015/93 Esas sayılı davalarda davacının maddi tazminat talepleri kesinleştiği halde usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı bir şekilde davalı aleyhine yeniden vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nın 438/7 maddesi hükmü gereğidir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle ihbar olunanın temyiz dilekçesinin reddine; ikinci bendin (A) fıkrasında açıklanan nedenlerle ihbar olunan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bendin (B) fıkrasında açıklanan nedenlerle, hüküm fıkrasının; (A) bendinin (5) ve (7) numaralı alt bentleri ile (B) bendinin (2) ve (3) numaralı bentlerinin çıkartılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 6100 sayılı HMK'nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/05/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2014/687 E., 2016/19 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var##########Ticaret Mahkemesi
tam metni aç
ak amacıyla "davanın ihbarı" kurumu düzenlenmiş olup, bu şekilde dava kendilerine ihbar edilen üçüncü kişi ya da kişilerin isterlerse davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılma (müdahil olma) olanağı sağlanmıştır.( HMK. md 63., HMUK.md.
Hukuk Genel Kurulu         2014/687 E.  ,  2016/19 K. "İçtihat Metni" ########## MAHKEMESİ :##########Ticaret Mahkemesi ########## ########## ########## Taraflar arasındaki "istirdat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; ..... Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.12.2012 gün ve 2010/573 E.-2012/476 K. sayılı kararın incelenmesi ........ ile ihbar olunanlar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay.....Hukuk Dairesinin 30.04.2013 gün ve 2013/3460 E.-2013/7113 K. sayılı bozma ilamı ile; (...Dava, turizm teşvik belgeli tesisin (Nisan 2007-Eylül 2010) tarihleri arasında kullandığı elektriğin bedelinin 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanununun 16.maddesine göre aykırı şekilde ticarethane tarifesi üzerinden ücretlendirilmesi nedeniyle yapılan fazla ödemenin istirdadı istemine ilişkindir. Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, 2006/10921 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 16.07.2009 tarih ve 2009/15199 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Hazine yardımının kaldırıldığını, ancak daha sonra 2010/428 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Hazine yardımının geçmişe yönelik olarak tekrar başladığını, davacının ...na başvurarak tarife farkından kaynaklanan alacağını alabileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu'nun 16. maddesine göre Turizm belgeli yatırım ve işletmelerin elektrik bedelini en düşük tarifeden ödeyeceklerinin öngörüldüğü, bu nedenle davalı tarafça ticarethane tarifesi üzerinden yapılan faturalandırmanın kanuna aykırı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Turizm Teşvik Kanunu'nun 16.maddesi yürürlükte olmakla birlikte, Bakanlar Kurulu'nun 24.05.2010 tarihli Turizm Belgeli Yatırım ve İşletmelere Elektrik Enerjisi Desteği Hakkında Kararı 29.06.2010 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kararda ...ndan "Turizm Yatırım Belgesi" veya "Turizm İşletme Belgesi" almış yatırım ve işletmelerin tükettikleri elektrik enerjisi bedellerinin bir kısmının bütçeden karşılanmasının usul ve esasları düzenlenmiştir. Kararın 16.07.2009 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği bu kararın 8. maddesinde öngörülmüştür. Bu durumda 16.07.2009 tarihinden önce Turizm Teşvik Kanunu'nun 16. maddesine aykırı olarak yüksek tarifeden tahsil olunan enerji bedellerinin davalıdan avans faizi ile birlikte tahsili gerekmektedir. Ancak 16.07.2009 tarihinden sonraki enerji bedellerinin ise davalıdan talep edilemeyeceği, anılan Bakanlar Kurulu Kararında öngörülen usul ve esaslara göre ...ndan talep edilebileceği kabul edilmelidir. Mahkemece, yukarıda açıklanan hukuki esaslar gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. ########## HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, istirdat istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili şirketin sahibi olduğu "Side West Resort Hotel'in" turizm teşvik belgeli bir tesis olduğunu, tesis hakkındaki elektrik faturalarının yürürlükteki 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun16.maddesi uyarınca en düşük sanayi tarifesi üzerinden tahakkuk ettirilmesi gerekirken ticarethane ve şantiyeler tarifesi üzerinden ücretlendirme yapıldığını, elektrik kesintisine sebebiyet vermemek amacıyla fatura bedellerinin ödendiğini ileri sürerek, 2007 yılı Nisan ayından 2010 yılı Eylül ayına kadar yapılan ödemeler nedeniyle tarife farkından kaynaklanan 20.000,00 TL alacağın avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında istemini 236.429,44 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, Turizmi Teşvik Kanununun 16.maddesinin işlerliğini yitirdiğini, Bakanlar Kurulu Kararları gereğince davacının teşvik indirimi ile ilgili olarak 16/07/2009 tarihine kadar olan alacaklarını Hazineye, bu tarihten sonraki alacaklarını ise ...na yöneltmesi gerektiğini savunarak, davanın öncelikle zamanaşımı ve husumet nedeniyle, olmadığı takdirde ise esas yönden reddine karar verilmesini istemiştir. Dava ... ile ...'na ihbar edilmiş, ihbar olunanlar vekili; davacı şirketin teşvik indiriminden yararlanmak için gerekli olan başvuruları yapmadığını, bu nedenle dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, ayrıca Bakanlar Kurulunun 2010/478 sayılı kararı uyarınca enerji fark bedellerinin ... tarafından ödenmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Yerel Mahkemece; davanın ıslah edilen miktarı üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davalı ve ihbar olunanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçe ile karar bozulmuştur. Mahkemece; önceki gerekçeler tekrar edilerek, istirdat davalarında husumetin fazla tahsilatı yapan tarafa düşeceği gibi davalı şirketin fark bedellerini ödeme yükümlülüğü olan ...na rücu imkanının bulunduğu gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir. Direnme kararını davalı vekili ile ihbar olunanlar vekili temyiz etmiştir. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, turizm teşvik belgeli işletmeye ait elektrik tüketim bedellerinin sanayi tarifesi yerine ticarethane tarifesi üzerinden tahakkuk ve tahsil edilmiş olması nedeniyle her iki tarife arasındaki fark bedellerinin istirdadı amacıyla açılan davada, 16.07.2009 tarihinden sonraki dönem için davacının abonesi olduğu davalı şirketten talepte bulunup bulunulamayacağı, diğer bir anlatımla anılan tarihten sonraki fark alacakları için talebin tahsilatı yapan elektrik dağıtım şirketine mi, yoksa ...na mı yöneltilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. 1-)İhbar olunanlar ... ile ...nın temyizi bakımından yapılan incelemede, Hemen belirtmek gerekir ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 61.(HMUK.'nun 49.) maddesinde, görülmekte olan bir davanın sonucundan hukuki yararı bir şekilde etkilenecek olan kişi ya da kişilerin davadan haberdar olmasını sağlamak amacıyla "davanın ihbarı" kurumu düzenlenmiş olup, bu şekilde dava kendilerine ihbar edilen üçüncü kişi ya da kişilerin isterlerse davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılma (müdahil olma) olanağı sağlanmıştır.( HMK. md 63., HMUK.md. 50.) Diğer bir anlatımla, davanın ihbarı ile üçüncü bir kişiye müdahale edebileceği bir davanın açılmış ve görülmekte olduğu bildirilir. Somut olayda, dava kendilerine ihbar olunanlar davaya karşı beyanlarını bildirmekle yetinmiş, her hangi bir müdahale talebinde bulunmamışlardır. Bu durumda, davada taraf sıfatı ve müdahale talebi olmayan ihbar olunanların direnme hükmünü temyiz haklarının bulunduğundan söz edilemez. Yukarıda açıklanan nedenle, ihbar olunanlar vekilinin temyiz isteminin reddi gerekmiştir. 2-)Davalı vekilinin temyizine gelince; Bilindiği üzere, 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 16. maddesi "Turizm belgeli yatırım ve işletmeler elektrik, gaz ve su ücretlerini o bölgedeki sanayi ve meskenlere uygulanan tarifelerden en düşüğü üzerinden öderler." hükmünü içermektedir. Ne var ki, 4736 sayılıKamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 1. maddesinde, " Genel bütçeye dahil daireler ile katma bütçeli idareler, bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan fonlar, kefalet sandıkları, sosyal güvenlik kuruluşları, genel ve katma bütçelerin transfer tertiplerinden yardım alan kuruluşlar, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları ile müesseseleri, il özel idareleri ve belediyeler ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmeler, özel bütçeli kuruluşlar, özelleştirme işlemleri tamamlanıncaya kadar, 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanuna tabi kuruluşlar ve özel hukuk hükümlerine tabi, kamunun çoğunluk hissesine sahip olduğu kuruluşlar, kamu banka ve kuruluşları ile bunlara bağlı iş yerleri ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca üretilen mal ve hizmet bedellerinde işletmecilik gereği yapılması gereken ticari indirimler hariç herhangi bir kişi veya kuruma ücretsiz veya indirimli tarife uygulanmaz. Belediyeler ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmeler, toplu taşım hizmetlerinde malul, yaşlı, öğrenci ve basın kimlik kartı sahiplerine indirim uygulamaya yetkilidirler. 24/02/1968 tarihli ve 1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun, 03/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve 12/04/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun ücretsiz veya indirimli tarife uygulanması ile ilgili hükümleri saklıdır. Bakanlar Kurulu birinci fıkra hükmünden muaf tutulacak kişi veya kurumları tespit etmeye yetkilidir. Bu Kanunun yayımı tarihinden önce üçüncü fıkrada belirtilen kanunlar dışında; kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik, genelge ve benzeri düzenleyici işlemler ile diğer idari işlemlerle tesis edilmiş bulunan ücretsiz veya indirimli tarife uygulamalarına 31/12/2001 tarihinden itibaren son verilir." şeklinde düzenleme yapılarak 31.12.2001 tarihinden itibaren Kanunda sayılan istisnalar dışında indirimli tarife uygulamalarına son verilmiş ve muafiyetler konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir. Bunun üzerine, Bakanlar Kurulunun 23.05.2002 gün ve 24763 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 12/4/2002 gün ve 2002/4100 sayılı Kararı ile indirimli tarifeden yararlanacak kişi ve kurumlar düzenlenmiş, adı geçen kararının 2. maddesinin (b) bendinde 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca turizm belgeli yatırım ve işletmelerin de indirimli tarifeden yararlanacağı kararlaştırılmıştır. Bakanlar Kurulunun 29.06.2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 24.05.2010 tarih ve 2010/478 sayılı kararında ise; 12.04.2002 tarih ve 2002/4100 sayılı Kararnameye ekli Kararın turizm belgeli yatırım ve işletmelerle ilgili olan 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yürürlükten kaldırılarak, ...ndan Turizm Yatırım Belgesi veya Turizm İşletme Belgesi almış olan yatırım veya işletmelerin tükettikleri elektrik enerjisi bedellerinin bir kısmının bütçeden karşılanmasının esasları düzenlenmiştir. Bakanlar Kurulu'nun Turizm Belgeli Yatırım ve İşletmelere Elektrik Enerjisi Desteği Hakkındaki 2010/478 sayılı Kararının "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, kararda geçen "Bakanlık" ifadesinin "...nı" ifade ettiği belirtilmiş, 3. maddesinde ise " Elektrik enerjisi desteği miktarı, Bakanlıkça belgelendirilmiş turizm yatırımları veya işletmelerinde, şantiye dönemi dâhil tüketilen elektrik enerjisi giderlerinin; tesisin bulunduğu ildeki mesken ve sanayi abonelerine uygulanan tarifelerden en düşüğü ile kendi abone grubuna uygulanan tarife arasındaki fark kadardır. Elektrik enerjisi desteği ödemeleri, Bakanlık bütçesine konulacak ödenekten karşılanır." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kararın 4. maddesinde ise elektrik enerjisi desteğinden yararlanma usul ve esasları düzenlenmiş olup, elektrik enerjisi giderlerine ilişkin farkın Bakanlıkça karşılanabilmesi için, turizm belgeli yatırım ve işletme sahiplerinin madde kapsamında belirtilen bilgi ve belgelerle İl Kültür ve Turizm Müdürlüklerine başvurmaları gerektiği, il müdürlükleri tarafından yapılan incelemeler neticesinde ödemeye hak kazanan firmaların tespit edileceği, 4. maddenin 7. fıkrasında ise yapılan nihai değerlendirme sonucunda enerji desteğine hak kazanmış firmaların ödemelerinin Bakanlıkça (...) işletmelerin banka hesaplarına aktarılacağı düzenlenmiş, 2010/478 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 8. maddesinde ise kararın 16/7/2009 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Yukarıda açıklanan tüm bu düzenlemeler göstermektedir ki; Bakanlar Kurulunun 2002/4100 sayılı kararı ile turizm belgeli yatırım ve işletmelerin indirimli tarifeden yararlanacakları kararlaştırılmış iken, 16.07.2009 tarihinde yürürlüğe giren 2010/478 sayılı kararla turizm işletmeleri hakkındaki indirimli tarife uygulaması yürürlükten kaldırılarak, turizm belgeli yatırım ve işletmelere yaptıkları elektrik enerjisi sarfiyatının bir kısmının enerji desteği olarak ödenmesi kararlaştırılmıştır. Enerji desteği ödemesinin ise ...nca yapılacağı ve ilgililerin banka hesaplarına aktarılacağı açık bir şekilde hüküm altına alınmıştır. O halde, Mahkemece; 16.07.2009 tarihinden sonraki dönemde tarife farkından kaynaklanan alacaklar nedeniyle davalı şirketten talepte bulunulamayacağı, bu tarihten sonraki dönem için Bakanlar Kurulu'nun 2010/478 sayılı Kararında gösterilen usul ve esaslar çerçevesinde ...ndan elektrik enerjisi desteği talep edilebileceği gözetilerek bir karar verilmesi gerekmektedir. . Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 16. maddesi uyarınca, davacıya ait turizm belgeli işletmenin elektrik ücretinin o bölgedeki en düşük sanayi tarifesi üzerinden fatura edilmesi gerekirken, yüksek tarife üzerinden ücretlendirme yaparak fazla tahsilatta bulunan davalı elektrik dağıtım şirketinin tarifeler arasındaki fark kadar sebepsiz olarak zenginleştiği, bu nedenle 16.07.2009 tarihinden sonraki dönem için tahsilatı yapan davalı şirketten istirdat isteminde bulunulabileceği ve yerel mahkemece verilen direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda belirtilen gerekçelerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Hal böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. SONUÇ: I-(1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle; ihbar olunanlar vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, II-(2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 20.01.2016 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
14. Hukuk Dairesi, 2014/9479 E., 2014/11265 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesinde; “Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir” ve HMK'nın 63. maddesinde de “Dava kendisine ihbar edilen kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir” hükmüne yer verilmiştir.
14. Hukuk Dairesi         2014/9479 E.  ,  2014/11265 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 12/12/2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yol olarak terkini, arkın haritasına işaretlenmesi, müdahalenin men'i, eski hale getirilmesi, yapılmadığı takdirde masrafların tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12/11/2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili ile ihbar olunan vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan bir kısım davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, 105 ada 1 ve 5 sayılı parsellerin sınırını belirleyen kadim yol ve su arkının kadastro çalışmaları sonucunda 1 ve 5 sayılı parsellere dahil edildiğini belirterek davalılar adına kayıtlı 1 ve 5 sayılı parselin yüzölçümü ve sınırları belirlenerek, kadim yolun tespit edilerek haritasında gösterilmesini, su arkının köy tüzel kişiliği adına tespit ve tescilini, davalıların su arkına elatmanın önlenmesi ve eski haline getirilmesini talep etmiştir. Bir kısım davalılar, su arkı ve yol tarlanın içine dahil edilmiş ise davayı kabul ettiklerini ancak kendilerinin su arkına ve yola müdahalelerinin olmadığını savunmuştur. Bir kısım davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur. İhbar edilen Hazine vekili, kadim yolun haritada gösterilmesini ve su arkına müdahalenin önlenmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulüne, fen bilirkişisinin 02.09.2013 tarihli rapor ve krokisine göre 105 ada 1 sayılı parselde 1 D, 105 ada 5 parselde 5 D ve 5 G harfi ile gösterilen kısımların tapu kayıtlarının iptali ile yola terkinine, 105 ada 1 sayılı parselde 1 B ve 1 C, 105 ada 5 sayılı parselde 5 F, E, B, C harfi ile gösterilen kısımların tapu kayıtlarının iptali ile davacı köy tüzel kişiliği adına su arkı ve şevi olarak tapuya tesciline karar verilmiştir. Hükmü, bir kısım davalılar vekili ile ihbar olunan Hazine vekili temyiz etmiştir. 1-6100 sayılı HMK'nın 61. maddesinde; “Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir” ve HMK'nın 63. maddesinde de “Dava kendisine ihbar edilen kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir” hükmüne yer verilmiştir. HMK'nın 64. maddesinde ise, ihbar edilen davada verilen hükmün ihbar eden kişiye etkisi hakkında 69. maddenin ikinci fıkrası hükmünün kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. Hüküm ancak taraflarca temyiz edileceğinden ihbar olunan Hazine vekilinin 1086 sayılı HUMK'nın 57/1 ve 6100 sayılı HMK'nın 61. ve 69/2. maddesi gereğince temyiz hakkı bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerekmiştir. 2- Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; a)Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre bir kısım davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. b)İcra ve İflas Kanununun 30. maddesi hükmü gereğince bir işin yapılmasına dair olan ilamın icra müdürlüğüne verilmesi üzerine borçluya bir icra emri gönderilerek ilamda gösterilen süre içinde ve eğer süre verilmemişse işin mahiyetine göre başlama ve bitirme zamanları tayin edilerek icra müdürlüğü tarafından o işin yapılması emredilir. Borçlu emir gereğini yerine getirmezse lazım gelen masraf icra müdürü tarafından bilirkişiye hesaplattırılarak ayrıca bir hüküm gerekmeksizin bu masraf borçludan tahsil edilir. Mahkemece, İcra İflas Kanununun 30. maddesi hükmü gözardı edilerek davalıdan ayrıca 2838,00 TL bedelin tahsiline dair hüküm kurulması ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi gereğince su arkı ve şevin kadimden beri kamunun yararlandığı orta malı niteliğinde bulunduğu anlaşıldığından haritasında gösterilmekle yetinilmesi gerekirken davacı köy tüzel kişiliği adına tesciline karar verilmesi doğru görülmemiş ise de bu hususlar kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nın 438/7. maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihbar olunan Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, (2-a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2-b) numaralı bent uyarınca bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hüküm sonucunun iki ve dört numaralı bentlerinde "davacı köy tüzel kişiliği adına su arkı ve şevi olarak tapuya tesciline" ibaresinin hüküm sonucundan çıkartılarak yerine "su arkı ve şevi olarak terkini ile haritasında gösterilmesine" ibaresinin eklenmesi ve hüküm sonucunun beş numaralı bendinde "davalı tarafça yerine getirilmediği takdirde 2838,00 TL masrafın davalı taraftan alınarak davacıya ödenmesine, eski hale getirilmesinin davacı tarafça yapılmasına" cümlesinin hüküm sonucundan çıkartılması suretiyle düzeltilmesine, hükmün DÜZELTİLMİŞ ve değiştirilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 16.10.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2013/15860 E., 2013/23108 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
1-Hukuk Muhakemeleri Kanununun 61-64.maddelerine göre dava ihbar olunan gerçek ve tüzel kişi, davada taraf sıfatını kazanamaz.
7. Hukuk Dairesi         2013/15860 E.  ,  2013/23108 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Av. ... İhbar Olunanlar: 1-Metropol Gıda Teks.Tem.Hayv.İnş.San. ve Tic. A.Ş. vekili Av. ... 2-Türkmen Yemekçilik Gıda Mad.Tem. Ve Kof. Tic.San.Ltd.Şti. 3-Ceren Tem.İnş.Tur.Taş.Teks.Gıda Hizm.Tar. Pet.Ürün ve Sağlık Hiz.San.Tic.Ltd.Şti. Dava Türü : Alacak Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve müdahil vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Hukuk Muhakemeleri Kanununun 61-64.maddelerine göre dava ihbar olunan gerçek ve tüzel kişi, davada taraf sıfatını kazanamaz. Bir davada hüküm, davanın tarafları arasında kurulur. Bu nedenle hükmü temyiz etme hakkı davada taraf olan kişilere aittir. Kural olarak kendisine dava ihbar olunan davaya katılmadıkça (müdahil olmadıkça) mahkemece verilen kararı temyiz etme hakkı yoktur. Ancak, mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak taraf sıfatını almayan dava ihbar olunan kişi hakkında hüküm kurulmuşsa, ihbar olunan hükmün kendisiyle ilgili bölümünü temyiz edebilir. Somut olayda dava davalı ...'nın istemi ile Metropol Gıda Teks. Tem. Hayv. İnş. San. ve Tic. A.Ş. ihbar olunmuş Metropol Gıda Teks. Tem. Hayv. İnş. San. ve Tic. A.Ş. fer'i müdahil olarak davaya katılmak isteğini bildirmiş ise de fer'i müdahale dilekçesini harçlandırmadığından ihbar olunan davada fer'i müdahil sıfatını kazanmamıştır. Mahkemece karar başlığında fer'i müdahil olarak gösterilmeside sonuca etkili değildir. Hal böyle olunca ihbar olunanın temyiz hakkı yoktur. O halde ihbar olunan Metropol Gıda Teks. Tem. Hayv. İnş. San. ve Tic. A.Ş.'nin temyiz dilekçesinin, ihbar olunanın temyiz hakkı olmadığından reddine karar verilmelidir. 2-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı ... Bakanlığının tüm temyiz itirazlarının reddine, 3- Davacı temyizine gelince; Davacı vekili, müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı... Hastanesinde değişen alt işverenler nezdinde bulaşıkçı olarak 01.01.2004 - 14.03.2011 tarihleri arası kesintisiz çalıştığını, 14.03.2011 tarihinde işten çıkarıldığını, fazla mesai yapmasına, bazı hafta tatilleri ile dini ve milli bayramlarda çalışmasına rağmen karşılığının ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, davacı ve diğer işçilerden baskı ile ibra ve benzeri belgeler alındığını, ancak hiçbir hakkının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkili Bakanlığın davada taraf sıfatının bulunmadığını,... Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yemek Pişirme ve Dağıtım İşi ve Sonraki Hizmetler Teknik Şartnamesinin Hizmetin İfa Şekli başlıklı 2. Maddesinde Yemekhane ve servis garsonunun en az ilkokul mezunu olma şartını aradığını, davacının ilkokul diploması yerine okur-yazar belgesi getirmesinden dolayı davacının çalıştığı Metropol Gıda Teks. Tem. Hayv. İnş. San. ve Tic. A.Ş. tarafından haklı nedenle feshedildiğini, yüklenici firma tarafından ihbar tazminatının ödendiğini, fazla mesai ve dini ve milli bayramlarda çalışmasının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Somut olayda davacı dava dilekçesi ile 10.000,00 TL fazla mesai, 2.000,00 TL ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücret alacağı talebinde bulunmuştur.Bu kez 27.12.2012 tarihli duruşmada 2.000,00 TL olarak belirtilen talebinin 1.000,00 TL'sinin hafta tatili ve 1.000,00 TL'sinin genel tatil ücreti olarak ayrıştırmıştır. Davalı ... dava dilekçesine karşı zamanaşımı savunmasında bulunmamış, ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı defi ileri sürmüştür. Davacı ıslah dilekçesi ile fazla mesai ve ulusal bayram ve genel tatil alacaklarında arttırım talebinde . bulunmadığına göre davalının ıslah dilekçesine karşı yaptığı zamanaşımı savunması bu alacaklar yönünden süresinden sonradır. Bu itibarla, Mahkemece, bilirkişinin belirlemiş olduğu 8.722.93 TL fazla mesai ve 933.16 TL ulusal bayram ve genel tatil alacağı üzerinden hakkaniyet indirimi yapılarak çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken ıslah dilekçesinde arttırım talebinde bulunulmadığı halde arttırdığı kabul edilen rakamlar zamanaşımına uğramış gibi ek raporda belirtilen 5.384,20 TL fazla mesai 560,21 TL genel tatil ücreti üzerinden takdiri indirimle eksik fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücretine hükmedilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle ihbar olunan Metropol Gıda Teks. Tem. Hayv. İnş. San. ve Tic. A.Ş.'nin temyiz dilekçesinin reddine, temyiz harcının istek halinde ihbar olunana iadesine, davalı Bakanlığın tüm temyiz itirazlarının reddine, davacının temyiz itirazının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, davalı Bakanlık harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 23.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenen davanın ihbarı kurumuna ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi hatalıdır?

A) Davanın taraflarından birinin, yargılama aleyhine sonuçlandığında üçüncü bir kişiye karşı rücu davası açma hakkı doğacağını veya bu üçüncü kişinin kendisine rücu edebileceğini öngörmesi halinde, tahkikat aşaması tamamlanana dek bu durumu ilgili üçüncü kişiye bildirmesi mümkündür.
B) Hukuki süreç kendisine ihbar edilen kişi, rücu ilişkisi içinde olduğu başka bir kişiye aynı usul çerçevesinde ihbarda bulunma yetkisine sahip değildir.
C) İhbarın geçerliliği, yazılı şekilde yapılmasına, ihbarın dayandığı sebeplerin gerekçeleriyle izah edilmesine ve davanın bulunduğu merhalenin bildirilmesine bağlıdır.
D) Usulüne uygun bir ihbar yapılmış olması, kural olarak mahkemenin yargılamayı ertelemesi veya duruşmayı başka bir tarihe atması için bir gerekçe teşkil etmez.
E) Davanın ihbar edildiği üçüncü kişi, lehine sonuçlanmasında hukuki menfaati bulunan tarafın yanında yer almak suretiyle fer’î müdahil olarak davaya katılma hakkını haizdir.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol