Hukuk Muhakemeleri Kanunu 69. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 69- (1) Müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm, taraflar hakkında verilir.
(2) Fer’î müdahilin, tarafla rücu ilişkisinde, asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiası dinlenilmez. Ancak, müdahil, zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığını veya yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkânlarını kullanmasını engellediğini ya da kendisince bilinmeyen iddia ve savunma imkânlarının, tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığını belirterek, yanında katıldığı tarafın yargılamayı hatalı yürüttüğünü ileri sürebilir.
Cumhuriyet savcısının davada yer alması
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
17 karar eşleşti
1. Hukuk Dairesi, 2016/2525 E., 2016/3876 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSULH HUKUK MAHKEMESİ
Bilindiği üzere; asli müdahale ve feri müdahale müesseseleri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 65 ila 69. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
1. Hukuk Dairesi 2016/2525 E. , 2016/3876 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KAYIT MALİKİ İLE MURİSİN AYNI KİŞİ OLDUĞUNUN TESPİTİ
Taraflar arasındaki davadan dolayı ... Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 16.11.2015 gün ve 2015/97 Esas-2015/217 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi müdahil vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya tetkik olunarak gereği düşünüldü.
-KARAR-
Dava, kayıt maliki ile mirasbırakanın aynı kişi olduğunun tespiti isteğine ilişkindir.
Davacılar, 622 parsel sayılı taşınmazın 1/3 payının mirasbırakanları ''... ve ... oğlu, 01.07.1904 doğumlu 26.12.1926 tarihinde ölen ...'a'' ait olduğunu, ancak tapu kaydında soyadının bulunmaması sebebi ile mirasçılar adına intikalinin yapılamadığını ileri sürerek, anılan kayıt maliki ile mirasbırakanlarının aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Birleşen dosyadan müdahil, dava konusu yapılan payla ilgili olarak kazandırıcı zilyetlik iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil davası açtığını, verilecek kararın hakkını doğrudan doğruya etkileyeceğini belirterek, asli müdahale talebinin kabulü ile davacıların davasının reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı idare vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davada yasal hasım olan ... Müdürlüğü dışında asli müdahilin de yeraldığı, bu nedenle görevli mahkemenin 6100 sayılı HMK'nın 2. ve 4. maddeleri hükmü gereğince Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesi ile mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm sadece müdahil vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere; asli müdahale ve feri müdahale müesseseleri 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 65 ila 69. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Asli müdahale başlığını taşıyan 65. maddesinde; ''Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir.'' Feri müdahale başlığını taşıyan 66. maddesinde ise '' Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir.'' düzenlenmiştir. Öte yandan; 69/1. maddesinde de açıkça;; feri müdahilin de yer aldığı bir davada, hükmün ancak taraflar hakkında verileceği düzenlemesine yer verilmiş olup, davanın tarafı olmayan fer'i müdahilin hükmü tek başına temyiz yetkisi bulunmamaktadır.
Somut olaya gelince, müdahil ... her ne kadar müdahale dilekçesinde kendisini ''Asli Müdahale Talep Eden'' olarak göstermiş ve mahkemece de asli müdahil olarak kabul edilmiş ise de; 06.11.2013 tarihli müdahale dilekçesinin talep kısmında açıkça; ''davacıların açtığı davanın reddine karar verilmesini'' talep etmiş olması karşısında, talebinin niteliği itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 66. maddesinde düzenlenen ''Feri Müdahale'' talebi mahiyetinde olduğu açıktır.
O halde, fer'i müdahilin ancak lehine katıldığı tarafla birlikte hareket edebileceği ve tek başına temyiz yetkisi bulunmadığı, hükmü davalının da temyiz etmediği, öte yandan, feri müdahilin; ''HMK'nın 69/2. maddesinde belirtilen; ''zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığı veya yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkanlarını kullanmasını engellediği ya da kendisince bilinmeyen iddia ve savunma imkanlarının, tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığı'' yönünde bir iddiasının da bulunmadığı anlaşıldığından, feri müdahil ... vekilinin 14.01.2016 havale tarihli temyiz dilekçesinin REDDİNE, 31.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
10. Hukuk Dairesi, 2023/14201 E., 2024/948 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 69 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 344 üncü maddesi, 370 ve 371 inci maddeleri, mülga 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri.
10. Hukuk Dairesi 2023/14201 E. , 2024/948 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2621 E., 2023/2478 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 25. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/178 E., 2023/176 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.01.2007 - 15.11.2013 tarihleri arasında davalı ... Yöneticiliğinde 23.11.1994 tarihli yazılı iş sözleşmesi doğrultusunda çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, 01.04.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile davacının 06.07.2006 - 06.11.2013 tarihleri arasında fiilen tam zamanlı olarak çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının apartman yönetimi bünyesinde çalışmadığını, davalı apartman yönetimi 1994 yılında boş olan kapıcı dairesini kalacak yeri olmayan ve zor durumda olan davacının ve eşinin taleplerine binaen geçici olarak iyilik yapma amacıyla verildiğini, davacının kapıcı yahut bir başka sıfatla işe alınmadığını, 1994 yılında zamanın apartman yöneticisi tarafından davacının eşi ... ile 23.11.1994 tarihli sözleşme imzalandığını, bu sözleşmede kapıcı dairesinde kira ödemeksizin oturmaya devam eden davacı ...'nin kira karşılığında apartmanın ortak yerlerinin sadece bir kısım temizlik işlerini yapması hususunda anlaşma yapıldığını, sözleşme ile amacın davacı ...'nin ailesiyle birlikte kapıcı dairesinde oturması, kira ödeme borcu karşılığında apartmanın ortak yerlerinin sadece bir kısım temizlik işlerinin yapılması olduğunu, bahse konu sözleşmenin bir iş akdi olmadığını ve taraflar arasında fiilen işçi-işveren ilişkisinin olmadığını gösterdiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre olduğu yönünden reddi gerektiğini, iddia edilen çalışmanın devamlı mı, yoksa (part-time) kısmi-zamanlı mı hususunun nitelik olarak araştırılması, çalışıldığı iddia edilen dönemde komşu apartman kapıcıları ve dava konusu apartmana yakın bakkal ve apartman yöneticilerinin şahit olarak dinlenilmesi, iddia edilen tüm mesainin davalı apartmana hasredilip edilmediği, davalı apartmanın kapıcı dairesinde oturulup oturulmadığı, keza davalı apartman dışında başka bir apartmana hizmet verilip verilmediği ücretin sigortalı sayılmanın koşulu olan durumlarda ücret alma olgusunun var olup olmadığının araştırılması gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davacı ...'nin 06.07.2006 - 06.11.2013 tarihleri arasında davalı ... Yöneticiliğine ait tescilsiz işyerinde asgari prime esas kazançla ayda 10 gün üzerinden çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının kapıcılık hizmetlerini tam gün üzerinden yaptığını, yazılı sözleşmenin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, part time çalışmanın söz konusu olmadığını, mahkemece part time çalışma kabul edilse dahi davacının ayda en az 20 gün üzerinden çalışmasının tespitinin gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, taraflar arasında hizmet ilişkisi bulunmadığını, uyuşmazlık konusu hakkında bilgi sahibi olmayan tanık beyanlarına göre hüküm kurulduğunu, tutarlı birbirini teyit eden tanık beyanlarının kendileri lehine olduğunu ileri sürmüştür.
Fer'i müdahil vekili istinaf dilekçesinde; çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmediğini, Kurumca yapılan işlemlerde herhangi bir hata bulunmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili, davalı vekili, fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Taraf vekilleri, istinaf dilekçeleri ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 06.07.2006 - 06.11.2013 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 69 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 344 üncü maddesi, 370 ve 371 inci maddeleri, mülga 506 sayılı Kanun'un 79/10 ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dinlenilen taraf ve kamu tanıklarının beyanları ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden ilgililere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2024/6729 E., 2024/7818 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 69 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 344 üncü maddesi, 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddesi.
10. Hukuk Dairesi 2024/6729 E. , 2024/7818 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/752 E., 2024/798 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/47 E., 2023/329 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 20.01.2020 tarihinden 31.07.2021 tarihine kadar davalı işverenin ... Alışveriş Merkezinde bulunan mağazasında satış danışmanı olarak çalıştığını, ancak çalıştığı sürelerin tamamının SGK'ya bildirilmediğini ve buna ilişkin primlerinin ödenmediğini, ayrıca son aylık ücreti de dahil olmak üzere hak ettiği bir kısım işçilik alacaklarının da ödenmediğini, müvekkili davalı işverenden SGK primlerinin tam olarak yatırılmasını ve hak ettiği ücretlerinin ödenmesini defalarca istemesine rağmen davalı işverenin, müvekkilinin taleplerini göz ardı ettiğini, müvekkilinin bu sebeplerle iş akdini haklı nedenle feshettiğini, ayrıca davacıya 06.05.2021 - 07.05.2021 ve 10.05.2021 - 12.05.2021 tarihleri arasında da tam kapanmaya rağmen görev belgesi ile tam süreli çalışma yaptırıldığını, müvekkilinin çalışmasının davalı işverence SGK'ya kısa çalışma olarak bildirildiğini, bildirimi yapılmayan zamanlar için müvekkiline elden maaş ödemesi yapıldığını, ancak prim günlerinin eksik bildirildiğini, işverence kısa çalışma ödeneğine geçildiği tarihten müvekkilinin işten çıkış tarihine kadar olan süreçte tam zamanlı çalışma yaptırılmasına rağmen müvekkilinin bu çalışmalarının davalı Kuruma bildirilmediğini beyanla; müvekkilinin kısa çalışma ödeneğine geçildiği tarihten çıkış tarihine kadar olan zaman diliminde davalı işveren nezdinde tam zamanlı ve bilfiil çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı şirket vekili cevap dileköçesinde; davacının, davalı müvekkili şirket nezdinde 20.01.2020 ile 31.07.2021 tarihleri arasında giyim ve giyim aksesuarları satış elemanı olarak çalıştığını, davacının işe girdiği andan itibaren sigortasının bildirildiğini, primlerinin eksiksiz ve kesintisiz olarak yatırıldığını, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının tespitini talep ettiği sigortalılık başlangıç tarihi ile bildirimi yapılan ilk sigortalı çalışma başlangıcının aynı tarih olduğunu, dava dilekçesinde, covid-19 pandemisi sebebiyle davacının sigorta primlerinin ve sigortalı olduğu günlerin SGK'ya eksik ve hatalı bildirildiğinin belirtildiğini, bahsedilen eksik günlerin, davacının kısa çalışma ödeneğinden yararlandırılmasından kaynaklandığını, davacı işçinin de ... AVM'deki mağazada çalıştığı için bu kısıtlamalardan etkilendiğini, 17.05.2021-01.06.2021 tarihleri arasında 17 gün tam kapanma ve sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini, davacının iddia ettiği gibi 06.05.2021 - 07.05.2021 ve 10.05.2021 - 12.05.2021 tarihleri arasında tam kapanma olmasına rağmen görev belgesi ile tam çalışma yaptığının gerçeği yansıtmadığını, tam kapanma olduğu takdirde AVM'lerin de kapalı olduğunu, davacının kısa çalışma ödeneğinden yararlanan personeller arasında olduğunu, davalı müvekkili şirketin faaliyetlerinin kısmi oranda durduğunu, davacının çalıştığı günlere ait prim ödemelerinin yapıldığını ve davacıya ait bordrolarda da bu durumun açıkça görüldüğünü, davacının 20.01.2020-31.07.2021 tarihleri arasında davalı iş yerinde tam gün ve bilfiil çalıştığını tespitinin talep ettiğini, ancak davacının pandemi süreci öncesi zaten normal ve tam çalışma üzerinden SGK primlerinin ödendiğini, pandemi dönemi sonrası ise kısa çalışma ödeneğinden faydalanmış olduğundan çalıştığı gün kadar prim ödemelerinin yapıldığını, davacının ihtirazi kayıt içermeyen bordrolarında sigorta primlerinin düzenli ve eksiksiz olarak yatırılmış olduğunun görüleceğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
2. Fer'i müdahil SGK vekili, cevap dilekçesinde; davanın usul ve yasaya aykırı olup reddi gerektiğini, davacıya ait sigorta sicil dosyasının incelenmesinde; davacının 2020 yılından 178 gün ve 2021 yılından 210 gün hizmetinin Kuruma bildirildiğinin tespit edildiğini, kısa çalışma ödeneğine geçilmesi nedeniyle davacının çalıştığı gün sayısının İş-Kur tarafından hesaplanarak Kuruma bildirildiğini, davacının Kuruma bildirilen hizmetleri dışında çalışmasının karantina süreleri gözetilerek tespit edilmesi gerektiğini, hizmet süresinin tespiti talebini içeren bu tür davaların kamu düzenini ilgilendirdiğini, araştırmanın buna göre yapılması gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının fiili çalışma iddiası, Yargıtay'ın emsal içtihatlarında öngörüldüğü şekilde hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde yöntemince ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin davalı iş yerinde 20.01.2020-31.07.2021 tarihleri arasında çalışma yaptığının sabit olduğunu, Covid-19 salgın hastalığı sebebiyle Mart 2020 -01.07.2021 tarihleri arasında kısa çalışma ödeneğine geçildiğinin bilindiğini, kısa çalışma ödeneğine geçilen bu dönem aralığında müvekkilinin tam zamanlı çalışma yaptığı halde çalışmasının kısa çalışma olarak bildirildiğini ve hak kaybına uğradığını, tam çalışma yaptığı iş yeri çalışanı tanık H.B tarafından ayrıntısı ile izah edilmiş olmasına rağmen itibar edilmemesinin yerinde olmadığını, dosyaya sunulan 06.05.2021 - 07.05.2021 ve 10.05.2021 - 12.05.2021 tarihlerini kapsayan görev belgeleri ile yazılı surette ispat edildiğini, AVM şirketince çalışma yapılmadığı değil kayıt tutulmadığının bildirildiğini, kısa çalışma dönemine rastlayan tarihlerde davalı iş yerinde sadece 3 çalışanın olduğu diğer mağaza çalışanlarının beyanının aksine müvekkilinin çalıştığı iş yerinde döngüsel bir çalışmanın yapılmadığının dosyaya sunulan puantaj kayıtlarından da sabit olduğunu, Mahkemece salt tanık anlatımlarına değinildiğini, sunulu yazılı delillerin değerlendirilmediğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalıya ait iş yerinden hizmetlerinin kısmi süreli bildirildiği aylarda iş yerinde tam süreli olarak çalışıp çalışmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 69 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 344 üncü maddesi, 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dinlenilen komşu iş yeri tanıklarının beyanları ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2023/13977 E., 2024/424 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 69 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 344 üncü maddesi, 370 ve 371 inci maddeleri ve 5510 sayılı Kanun'un 56 ve 96 ncı maddeleri.
10. Hukuk Dairesi 2023/13977 E. , 2024/424 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1276 E., 2023/1079 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/55 E., 2023/220 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Kurumca hazırlanan 412777 -146 sayılı raporda müvekkilinin eski eşi ... ile formalite olarak anlaşmalı boşandıklarını ve tarafların birlikte yaşadıkları gerekçe gösterilerek müvekkilin ölen babasından kalan emekli maaşının kesilmesi ve bu zamana kadar tahakkuk etmiş tüm ödemelerin iadesinin talep edildiğini, hukuksuz şekilde hazırlanan bu raporun geçerli olmadığını, müvekkilinin eski eşi ... ile 05.12.2016 tarihinde ... 4. Aile Mahkemesinin 2016/1467 E ,2016/1428 sayılı Kararı ile boşandıklarını, müvekkilinin babası ...'in 29.05.2018 tarihinde annesi Zekiye Cirit'in ise 01.09.2020 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilin anne ve babasının ölümünden yaklaşık 3-4 yıl öncesinden ebeveynlerinin öleceğini ve onlardan kalacak emekli maaşını alacağını düşünüp eşi ile boşanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili ile eski eşi ...'ın boşanma sebebinın ...'ın kumar oynamaya düşkünlüğü, eşi ve çocuklarıyla ilgilenmemesi ve sürekli olarak ailesini borca sokması olduğunu, bu sebeple ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/772 Esas 2016/1165 K, 29.07.2016 kesinleşme tarihli kararı ile fiil ehliyeti bakımından kısıtlandığını, müvekkili ve eski eşinin boşanmasının yasalara uygun geçek bir boşanma olduğunu, tarafların boşanma olayından sonra kesinlikle bir arada yaşamadığını, gerek fiili aykırılığın gerekse hukuki ayrılığın taraflar arasında sağlandığını, davalı Kurumca hazırlanan raporda tarafların hileli davranışta bulunduğunun iddia edildiğini, bu iddianın varlığının bir an için kabul edilse dahi yalnızca birlikte yaşamanın tek başına hileli davranışın kanıtı olmayacağını, hileli davranışın kanıtlanmasının söz konusu olduğunda eşlerin yalnızca bir arada yaşamasının boşanmanın maaş almak amacı ile yapıldığının ve hileli davranışın tek başına kanıtı olamayacağı konusunda emsal Yargıtay kararları bulunduğunu, davalı Kurumca hazırlanan raporda Yargıtay kararlarında bahsi geçen araştırmaların yapılmadığını, söz konusu raporda genel ve özensiz bir inceleme yapıldığını, bu sebeple bu rapora dayanılarak tarafların birlikte yaşadığı ve boşanmalarının muvazaalı olduğunun kabul edilemeyeceğini belirterek Kurumca verilen aylık kesilmesi kararının iptaline karar verilmesi talebiyle dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuruda bulunulmasının zorunlu olduğunu; birim içi yürütülen yazışmalar neticesi elde edilen bilgi ve belgelerin tetkikinde, davacının müvekkil Kuruma başvurusuna ilişkin bir kayda rastlanmadığını, davacıya talebine istinaden Kurumlarınca ölüm aylığı bağlandığı, ancak Sosyal Güvenlik Denetmenliği'nce yapılan araştırma sonucu tanzim edilen 27.12.2021 tarih ve 2021/412777/146 sayılı rapor ile, ...'in boşanmış olduğu eşi ... ile boşandıkları tarihten sonra eylemli olarak birlikte yaşamaya devam ettiklerinin tespit edildiğini, bu nedenle, ...'e bağlanmış olan ölüm aylığının başlangıç tarihi olan Eylül/2020 tarihi itibariyle kişi hatası olarak iptal edilerek, yersiz ödenen aylıkların, davacı adına borç çıkartıldığını, denetmen raporunda, Kurum kayıtlarından yapılan incelemeler doğrultusunda; ... ve ...'ın boşanma tarihleri olan 05.12.2016- 08.05.2018 tarihleri arasında aynı ikamet adresinde bulundukları, daha sonrasında il olarak adreslerinin değiştiğinin Kurum kayıtlarından tespit edildiği, Kurum kayıtlarından yapılan Medula sorgusunda, ...'in 22.07.2021 tarihli ... Eskil Devlet Hastanesi muayenesi sonrasında 2GR9VWA reçete numaralı reçetede bulunan ilaçların eczaneden yakını olarak ... tarafından teslim alındığının tespit edildiğini, yine Kurum kayıtlarından yapılan medula sorgusunda, ... ve ...'ın hasta adreslerinin aynı olduğunu ve medula hastane sorgulamasında, şahısların ... Eskil Devlet Hastanesi Acil Polikliniği'nde aynı tarih olan 30.04.2019 tarihinde sırasıyla ...'ın 19.09 ve ...'in 19.10 takip kayıt zamanı ile muayene olduklarının görüldüğünü; boşanmış bireylerin bu şekilde doktor ziyaretinde bulunmalarının hayatın olağan akışına ters düştüğünü, tüm bu hususların birlikte değerlendirildiğinde davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama aşamasında celbedilen banka kayıtları, medula kayıtları, su-elektrik-telefon abone kayıtları, adres değişiklik ve nakillere ilişkin belgeler, emniyet araştırması ile tanık beyanlarının değerlendirilmesinden; gerek Medula kayıtları, gerek davacı, boşandığı eşi ... ile ...'ın imzalı beyanları, gerek davacının oylarını kullandığı adresin Malas Cad. No:2/3 Fatih Mah. Selçuklu ... olması ve bu adresin abonelik kaydının 2020 yılına kadar ... adına olması gözetildiğinde birlikte yaşam olgusunun mevcut olduğu, denetmen raporunda mevcut beyanlar ile Mahkememizce celbedilen kayıtlar karşısında soyut düzeyde kalan emniyet araştırması sonucuna ve aksine tanık beyanlarına itibar etmenin mümkün olmadığı, nihayetinde davalı Kurumun aylık iptali ve borç çıkarma işleminde bir hata bulunmadığı kanısına varılmakla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı Kurumca hazırlanan 412777-146 sayılı raporda müvekkilin eski eşi ... ile formalite olarak anlaşmalı boşandıklarını ve tarafların birlikte yaşadıkları gerekçe gösterilerek müvekkilin ölen babasından kalan emekli maaşının kesilmesi ve bu zamana kadar tahakkuk etmiş tüm ödemelerin iadesi talep edilmiş ise de hazırlanan bu raporun geçerli olmadığını, ... ve eski eşinin boşanmasının yasalara uygun gerçek bir boşanma olduğunu, tarafların boşanma olayından sonra kesinlikle bir arada yaşamamış olduğunu ve dinlenilen tanıklar iddialarını doğruladığını, davalı Kurumca hazırlanan raporda yeterli araştırma yapılmadığını, bu sebeple bu rapora dayanılarak tarafların birlikte yaşadığı ve boşanmalarının muvazaalı olduğunun kabul edilemeyeceğini belirterek Yerel Mahkemenin kaldırılarak davanın tüm talepleri doğrultusunda kabul kararı verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına, banka kayıtları, hastane kayıtları, kolluk kuvvetlerinden gelen cevabı yazı içeriklerine göre davacı ... ile boşandığı eski eşi ...'ın 11.04.1988 tarihinde evlendikleri, 05.12.2016 tarihinde boşandıkları, ...'in adresinin .... Mah. .... Cad. No: 124 İç Kapı No: 1 Karatay/ ... olduğu, ...'ın adresinin ise Yıldırım Mah. ..... No:24 Eskil/... olduğu, ... ve ...'ın boşandıkları tarih olan 05.12.2016 tarihinden 08.05.2018 tarihine kadar adreslerinin aynı olduğu, sonrasında da tarafların ikamet adreslerinin il olarak farklı olduğu, Yıldırım Mah. ..... Evleri No:24 Eskil/... adresinde yapılan Kurum denetmeni tarafından yapılan 21.10.2021 tarihli tespitte, davacı ... ve ...'ın aynı hanede yaşadıkları görülerek bu hususta beyanlarının alındığı, yine Kurum denetimi kapsamında yapılan MEDULA sorgulamasında; şahısların ayrı olduğu dönemlerde birbirlerine ait ikamet yerlerinde bulunan sağlık kuruluşlarında muayene oldukları ve ikamet adresi olarak aynı adresleri bildirdikleri, ... ilinde farklı zamanlarda muayene olduklarında da aynı aile hekimi olan doktor Saime Şebnem Gür Önal'a muayene olarak aynı eczane olan Çeşmeli eczanesinden ilaç alımı yaptıkları, şahısların ... Eskil Devlet Hastanesi'nde 30.04.2019 tarihli hastane muayene kayıtlarının olduğu ve kayıt zamanlarının 19:09 ve 19:10 şeklinde sıralı olarak peş peşe olduğu, Kurum denetmeni tarafından ifadesine başvurulan ...'ın imzalı ifadesinde tarafların aile hayatı yaşadıklarını doğruladığı, yine Kurum denetim elemanı tarafından yapılan araştırma sırasında davacı ... ve boşandığı eşi ...'ın imar barışından yararlanarak söz konusu yerde ikamet ettiklerini, ödemesini ...'in yaptığını, evin elektrik ve su aboneliğinin ...'a ait olduğunun tespit edildiği Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan deliller bağlamında davacı ...'in Kurumca yapılan birlikte yaşama olgusu tespitinin aksini ispatlayamamasına göre, 5510 sayılı Kanun'un 56/2 nci maddesi gereğince davacının babasından aldığı aylığın kesilmesinde yasaya aykırılığın söz konusu olmadığı anlaşılmış, bu bağlamda Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmekle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığından bahisle kesilen ölüm aylığının tekrar bağlanması ile aksine Kurum işlemin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 69 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 344 üncü maddesi, 370 ve 371 inci maddeleri ve 5510 sayılı Kanun'un 56 ve 96 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle davacı ve eski eşi adına kayıtlı adreslerde yapılan araştırma kapsamında dinlenen kamu tanıklarının beyanları, medula kayıtları ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgilisine yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2020/2754 E., 2023/330 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
iyet hakkına aykırı düşeceği hem de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) temel ilkesi olan" davada karar altına alınacak hakkın ilgilisinin davacı ve davalı sıfatı ile yer alması" gereğinin zedelenmiş olacağı, zira 6100 sayılı Kanun'un 69/1 maddesi uyarınca hükmün davanın tarafları arasında kurulacağı, somut olayda davalı ...
8. Hukuk Dairesi 2020/2754 E. , 2023/330 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/214 E., 2020/532 K.
KARAR : Davalı VGM vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
Diğer davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 22. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın, her iki davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 254 ada, 99 parselde kayıtlı 2 metrekarelik dava konusu dükkanın Sultan Mahmut Sani Vakfı adına olan 1/3 oranındaki hissesinin iptali ile bu kısmın davacının galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğu Mimarisinanettin Atik Yusuf Ağa Vakfı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... (TKGM) vekili; açılan davada pasif husumet ehliyetlerinin olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı ... (VGM) vekili ise davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını ileri sürerek usulden ve esastan davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...taşınmaz malın mülk ve gedik kayıtlan incelendiğinde mülk kaydının Mimar Sinan Ağa Vakfına ait olduğunun gedik kaydının da Sultan Mahmut Han Vakfına alt olduğunun tespit edildiği, mülk kaydı ile gedik kaydı birleştikten sonra T.C. döneminde mülklerin (taviz bedeli) bedele dönüştürülmüş olduğu, mutasarrıfının taviz bedelini ödeyerek Vakıfla İlişiği kesilme hakkını kazanmış olduğu, gedik malın taşınmaz malın müteemmim cüzü durumunda olduğu ve gedik sahibinin taşınmaz malda sükna (oturma) hakkını kazandığı, dava konusu taşınmaz malın 48/96 hissesi ... Vakıflar Baş Müdürlüğü tarafından Mimar Sinanettin Yusuf Ağa adına (Mimar Sinanettin Yusuf Ağa Vakfı) tapu kütüğüne tescilini yaptırdığı, kayıtlarda sadece Mimar Sinanettin Atik Yusuf Ağa Vakfı'nın isminin geçtiği, gedik sahibi olan Suttan Mahmut Han Vakfının isminin geçmediği, oysaki dava konusu taşınmaz malın kalpakçı gediği olduğunun kayıtlarda belirtildiği, gedik sahibinin demirbaşların sahibi olduğu, demirbaşların istenildiğinde her zaman sökülüp bir başka yere nakledilebildiği, ancak taşınmaz malın bir başka yare taşınmasının mümkün olmadığı, gedik değerinin mülk değerinden fazla olmasının mümkün olmadığı, bu nedenle idari yoldan yapılan tescilinin hatalı olduğu, taşınmaz maldaki hissenin bu nedenle davacının vakıf evladı olduğu Mimarisinanettin Atik Yusuf Ağa Vakfı adına tescilinin gerektiği" gerekçesi ile davanın kabulüne ve "... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 254 ada, 99 parselde kayıtlı 2 m2'lik dava konusu dükkanın Sultan Mahmut Sani Vakfı adına olan 1/3 oranındaki hissesinin iptali ile bu kısmın Mimarisinanettin Atik Yusuf Ağa Vakfı adına tapuya tesciline" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı TKGM vekili ile davalı VGM vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı TKGM vekili istinaf başvuru dilekçesinde; görev itirazlarının değerlendirilmeden eksik incelemeye dayalı karar verildiğini, davalı kurumun yasal hasım olması nedeni ile aleyhine vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu ileri sürülerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı VGM vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Mimarisinanettin Atik Yusuf Ağa Vakfı'nın mazbut vakıf olduğunu, davanın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığından davanın esasa girilmeksizin husumetten reddi gerektiğini, davanın esası yönünden ise dava konusu taşınmazın 8,25 para (32/96) hissesinin asıl maliki olan Sultan Mahmut Sani Vakfı adına tescilinin usul ve yasaya uygun olduğunu ileri sürülerek eksik tetkik ve inceleme ürünü bilirkişi raporuna dayalı olarak verilen kararın kaldırılarak davacının davasının reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1.Davalı VGM vekilinin istinaf başvurusu yönünden; davacının Mazbut Mimar Sinanettin Atik Yusuf Ağa Vakfı'nın galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararı ile tespit edildiği, davacının evladı olduğu için dava açmakta hukuki yararı olduğu, öte yandan taşınmazın mülk kaydının "Mimar Sinanettin Atik Yusuf Ağa Vakfı"na ait olduğu, gedik kaydının da "Sultan Mahmut Sani Vakfı"na ait olduğu, hakkında yasalarda bir düzenleme bulunmamakla beraber gedikler sadece taşınmaz malın mütemmi cüzü olan alet ve edavatın mülkiyet hakkına sahip olup taşınmaz malın mülkiyetine sahip olmadıkları, bu nedenle Vakıflar idaresinin senevi icare-i müeccele (yıllık sonradan alınacak kira, yıllık kira geliri) miktarlarını dikkate alarak 32/96 hisseyi idari yoldan "Sultan Mahmut Sani Vakfı" adına tescil ettirmesi yolsuz tescil niteliğinde olduğu gerekçesi ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1).b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
2.Davalı TKGM vekilinin istinaf başvurusu yönünden; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 716 ıncı maddesine göre kural olarak tapu iptali ve tescil davalarında davanın kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise saptanacak mirasçılarına yöneltilerek açılacağı, aksi bir durumun kayıt malikinin taraf olmadığı bir davada kendisinin taşınmaz mülkiyetini yitirmesi sonucunu doğuracağı ve bunun hem Anayasanın 35. maddesinde teminat altında bulunan ve yine 4721 sayılı Kanun'un 683 üncü ve devamı maddelerinde düzenlenen mülkiyet hakkına aykırı düşeceği hem de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) temel ilkesi olan" davada karar altına alınacak hakkın ilgilisinin davacı ve davalı sıfatı ile yer alması" gereğinin zedelenmiş olacağı, zira 6100 sayılı Kanun'un 69/1 maddesi uyarınca hükmün davanın tarafları arasında kurulacağı, somut olayda davalı ... Sicil Müdürlüğünün dava konusu taşınmazda kayıt maliki olmadığı, hal böyle olunca davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün tapu kayıt maliki olmadığı gözetilerek bu davalı yönünden pasif husumet (sıfat) yokluğu nedeniyle de davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d, 115/1 ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile davalı ... Sicil Müdürlüğünün bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/(1).b.2 maddesi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın Tapu Sicil Müdürlüğü yönünden 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d, 115/1 ve 115/2 inci maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine; davanın ... yönünden kabulü ilei ... ili, Fatih ilçesi, Çarşı Mahallesi, 254 ada, 99 parselde kayıtlı 2 m2'lik dava konusu dükkanın Sultan Mahmut Sani Vakfı adına olan 1/3 oranındaki hissesinin iptali ile bu kısmın Mimarisinanettin Atik Yusuf Ağa Vakfı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı VGM vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı VGM vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, mazbut vakıf olan Mimarisinanettin Atik Yusuf Ağa Vakfı'nın galle fazlasına müstehak vakıf evladı olan davacı tarafından Sultan Mahmut Sani adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile evladı olduğu vakfın adına tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3, 6 ve 7 nci maddeleri, 4721 sayılı Kanun'un 426 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1. 5737 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde, Mülhak Vakıf Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 6 ıncı ve 7 inci maddelerinde ise mazbut vakıfların ... tarafından yönetilip temsil edileceği, Kanun'un (5737 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
2. Davacının, "Mimar Sinanettin Atik Yusuf Ağa Vakfı"nın galleye müstehak vakıf evladı olduğunun tespitine ilişkin ... 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.12.2013 tarih ve 2013/70 E. - 2013/684 K. sayılı ilamının, Yargıtay 18.HD'nin 15.12.2014 tarih ve 2014/7174 E. - 2014/18273 K. sayılı ilamı ile onanarak ve Yargıtay 18. HD'nin 14.06.2016 tarih ve 2015/10795 E. - 2016/9556 K. sayılı ilamı ile tashihi karar incelemesi sonucunda derecattan geçmek suretiyle 14.06.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
3. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu vakfın mülga 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden Evahir-i Rebiülahir 869 H. (30 Aralık 1464 tarihli) vakfiyesi ile 873 H. (31 Ekim 1465 tarihli) zeyl vakfiyelerine istinaden kurulduğu ve vakfın 06.03.1963 tarihinde mazbut vakıflar arasına alındığı ve ... tarafından yönetilip temsil edildiği anlaşılmaktadır.
4...., mazbut vakıflarda 5737 sayılı Kanunun 6 ve 7 nci maddeleri gereği vakfı yönetmeye ve temsile yetkili olan kurum olup, aynı zamanda açılan davada davalı olması nedeni ile vakıf evladı tarafından Vakıf adına dava açıldığından Mazbut vakıf ile davalı VGM arasında menfaat çatışması bulunmaktadır. Mahkemece, davalı VGM'nin temsile yetkili olduğu mazbut Mimar Sinanettin Atik Yusuf Ağa Vakfı'na, Vakfın bu davada temsil edilmesi için 4721 sayılı Kanun'un 426/3 üncü maddesi kapsamında temsil kayyımı atanması konusunda dava açmak üzere davacı tarafa süre ve yetki verilmesi ve dava açılarak kayyım atanması halinde, eldeki davada vakfın temsili sağlanıp, kayyımın huzuru ile dava görülmeli, gösterdiği taktirde delilleri toplanarak bütün deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik hasım ve eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının yukarıdaki (V.C.3.1.2.3.4) bentlerde yazılı nedenlerle kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Usul Hukuku
Fer'i müdahale talebinin kabulü halinde müdahilin hukuki statüsü nedir?
A) Davanın tarafı olur.
B) Tarafın yardımcısı konumundadır.
C) Asli müdahil sıfatını kazanır.
D) Hükmün doğrudan muhatabı olur.
E) Davayı tek başına takip yetkisi kazanır.
Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.