6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 74

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 74. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 74- (1) Açıkça yetki verilmemiş ise vekil; sulh olamaz, hâkimi reddedemez, davanın tamamını ıslah edemez, yemin teklif edemez, yemini kabul, iade veya reddedemez, başkasını tevkil edemez, haczi kaldıramaz, müvekkilinin iflasını isteyemez, tahkim ve hakem sözleşmesi yapamaz, konkordato veya sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulunamaz ve bunlara muvafakat veremez, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz, davadan veya kanun yollarından feragat edemez, karşı tarafı ibra ve davasını kabul edemez, yargılamanın iadesi yoluna gidemez, hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açamaz, hangileri hakkında yetki verildiği açıklanmadıkça kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açamaz ve takip edemez. Birden fazla vekil görevlendirilmesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

31 karar eşleşti
5. Hukuk Dairesi, 2024/842 E., 2024/3733 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
5. Hukuk Dairesi         2024/842 E.  ,  2024/3733 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1087 Esas, 2023/2498 Karar KARAR : Esastan ret Taraflar arasındaki mesken nitelikli bağımsız bölümün iş yeri olarak kullanılmasının önlenmesi davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; gayrimenkulde bulunan 2 numaralı dairenin kat malikleri tarafından usulüne uygun şekilde oylanmadan, gayrimenkul maliki olan ... ve Dr.... tarafından “Diş Muayenehanesi” adı altında diş polikliniği olarak kullanıldığını, yasada açık bir şekilde görüleceği üzere avukat ve muhasebeciler vb. gibi meslekler dışında iş yeri açılabilmesi için tüm kat maliklerinin onayı ile konutların iş yerine dönüştürülebileceğini, davaya konu olan polikliniğin açılabilmesi için tüm kat maliklerinin ortak bir kararı olmadığını, davalıların ortak izin alınmaksızın Sarıyer Belediye Başkanlığından yasaya aykırı olarak ruhsat aldıklarını, bu nedenle müvekkilleri tarafından Belediyeye iş yeri olarak kullanılan taşınmaz hakkında şikayette bulunulduğunu ancak Belediye tarafından ruhsat iptali ile herhangi bir işlem yapılmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da dairenin sadece mesken olarak kullanılacağının karara bağlandığını, bağımsız bölümün doktor muayenehanesi olarak kullanılmasının mümkün olmadığı hükmünün verildiğini, bu nedenle; “... Mahallesi, ... Caddesi, ...No:77, D.5 Sarıyer/ İstanbul" adresindeki 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'na (634 sayılı Kanun) aykırı olarak iş yeri açan davalıların dava konusu iş yerinin meskene dönüştürülmesine, mümkün değilse tahliyesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, Sarıyer ... Mahallesi Meserburnu Cad. No:77 Kat:1 adresindeki bağımsız bölümün maliki olduğunu, müvekkili tarafından işbu bağımsız bölümün mülkiyet hakkının ve kanunların kendine tanımış olduğu yetki çerçevesinde diğer davalı Dr. ...'e muayenehane niteliğinde kullanması amacıyla kiraya verildiğini, müvekkiline ait söz konusu bağımsız bölümün bulunduğu ana gayrımenkulun yönetim planında, mesken niteliğinde bulunan mevcut bağımsız bölümlerde muayenehane açılamayacağına ilişkin herhangi bir yasaklayıcı hüküm bulunmadığını, uyuşmazlık konusunun 634 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan hüküm ile açık bir şekilde çözümlenmekte olduğunu, madde hükmü gereğince dispanser, klinik, poliklinik niteliğinde olmayan muayenehanelerin bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazlarda faaliyet gösterebilmekte olduğunu, diğer davalı Dr....’in muayenehanesinin ağız ve diş sağlığı hizmeti sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkındaki Yönetmelik'e ve ruhsata uygun olduğunun ilgili belediye yazıları ile sabit olduğu, söz konusu yönetmelik kapsamında davacı iddialarının aksine bir klinik açılmasının fiilen imkânsız olduğu, muayenehanenin çalışma koşul ve prensipleri açısından sakinleri rahatsız edecek derecede hasta giriş çıkışının olmasının mümkün olmayacağını, bu nedenle; işbu haksız olarak ikame edilmiş dava dışında, davacılar tarafından birden çok müvekkili ve diğer davalı haksız ve mesnetsiz olarak taciz boyutuna varacak derecede şikayet edildiğini, bu şikayetler neticesinde yapılan kontrollerde de yasaya aykırılık görülmediği belirtilerek davanın reddine, dava açılmasına müvekkili sebebiyet vermediğinden, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline ait dava konusu bağımsız bölümün “poliklinik” değil, “muayenehane” vasfı taşıdığı ve muayenehane ruhsatı ile faaliyet gösterdiği, Kanun'un açıkça öngördüğü üzere, ana gayrimenkulün sadece mesken olarak gösterilen bağımsız bölümünde değil, iş veya ticaret yeri olarak gösterilen bağımsız bölümünde dahi hastane, dispanser, klinik, poliklinik, ecza laboratuvarı gibi müesseselerin kurulamayacağı, hatta kat maliklerinin bunun aksine karar alamayacağı düzenlenmiş iken muayenehane vasıflı iş yerlerinin bunun dışında tutulduğu, müvekkilinin iş yeri açarken kiralık bir daireye yüklü bir yatırım yapacağından dolayı, taşınmazda muayenehane açmakla hukuki anlamda bir engel olup olmadığı konusunda diğer davalı ile bu hususu konuşarak kira sözleşmesi imzaladığını, dava konusu taşınmazın yönetim planı’nın 12 nci maddesinde dava konusu taşınmazın “Yönetim Planı’nda mesken vasfı taşıyan bağımsız bölümlerin farklı amaçla kullanımı için kat malikleri kurulunun oybirliği ile karar alması gerektiğine'' ilişkin düzenleme yapılmakla birlikte 634 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi hükmünü saklı tuttuğunu, sadece pansiyon işletilmesine cevaz vermediğini, bu sebeple müvekkilinin 634 sayılı Kanun’a göre yasaklı işlerden sayılmayan muayenehane vasıflı işyerini işletmek için kat malikleri kurulundan oybirliği ile karar almasına ihtiyacı olmadığını, davacı vekilinin müvekkilinin muayenehane vasıflı işyerinin gerek yönetim planı, gerekse 634 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesine aykırılık oluşturmadığını bildiği için, ısrarla müvekkiline ait işyerinin poliklinik olduğunu iddia ettiği belirtilerek, öncelikle süresinde açılmamış olması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi, esasa girilmesi halinde tüm beyanları, ekte sunulan ve celbi talep edilen deliller çerçevesinde davanın reddine karar verilmesi, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 16.07.2020 tarihli tam ıslah dilekçelerinin, vekâletnamede tam ıslaha ilişkin özel yetki olmadığından bahisle dikkate alınmayıp dava konusuz kalmakla esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, her ne kadar vekâletnamede tam ıslaha ilişkin yetki olmaması bir eksiklik ise de İlk Derece Mahkemesinin bu hususta karar vermeden önce söz konusu eksikliğin giderilmesi amacıyla taraflarına süre vermesi veya davacı asıllara tam ıslah işlemine onay verip vermediklerinin sorulması, buna ilişkin beyanın tutanağa geçirilerek bunun sonucunda tam ıslahla ilgili bir değerlendirme yapılması gerektiğini, bu yönde pek çok içtihat bulunduğunu, tam ıslah yetkisini içeren 10.02.2021 tarihli vekaletnamenin davacı ... tarafından çıkarıldığını ve diğer davacının da tam ıslaha muvafakat verdiğine dair imzasını taşıyan 30.03.2021 tarihli yazılı beyanda bulunduğunu, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerini taraflarına yüklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi ilamı kaldırılarak, 16.07.2020 tarihli tam ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalının söz konusu taşınmazı muayenehane olarak kullanabilmesi için tüm kat maliklerinin muvafakati gerektiğini, müvekkillerin davalının işlettiği bu iş yerine hiçbir zaman muvafakat etmediklerini belirterek kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de hatalı bir sonuca varılmadığı anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ile eksik araştırma ve inceleme neticesinde hüküm kurulduğunu, yargılama giderlerinin taraflarına yüklenemeyeceğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, mesken nitelikli bağımsız bölümün iş yeri olarak kullanılmasının önlenmesine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 634 sayılı Kanun'un 24 üncü ve 33 üncü maddeleri maddesi 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Davacılar vekilinin vekaletnamesinde 6100 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesinde belirtilen davanın tamamen ıslahı için aranılan özel yetkisi olmadığı gözetilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik yoktur. 3. Yukarıda yapılan açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davanın konusuz kalması sebebiyle hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesine ilişkin İlk Derece Mahkemesinden verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

2. Hukuk Dairesi, 2019/868 E., 2019/2199 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
tam metni aç
Bu bakımdan vekaletname de bu hususta özel yetkiyi gerektirir (HMK m.74).
2. Hukuk Dairesi         2019/868 E.  ,  2019/2199 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVACI-DAVALI : ... DAVALI-DAVACI : ... DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1- Dosya içerisinde bulunan, davalı-davacı ... vekili Av. ...'a ait vekâletname genel vekâletname olup, boşanma davası ile ilgili özel yetkiyi içermemektedir. Boşanma davası açmak ve açılan davayı takip etmek kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımı niteliğindedir. Bu bakımdan vekaletname de bu hususta özel yetkiyi gerektirir (HMK m.74). O halde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 74. maddesi gereğince boşanma davası ile ilgili özel yetkiyi içeren vekaletnamesini sunması için davalı-davacı vekiline kesin süre verilmesi, kesin süreye ilişkin mahkemece yapılacak bildirimde, “bu yetkiyi taşıyan vekaletname sunulmaz yada asıl yapılan işlemleri kabul ettiğini kimlik tespiti yapılmış dilekçe ile mahkemeye bildirmez ise vekil tarafından yapılan işlemlerin yapılmamış sayılacağının” ihtar edilmesi, bu süre içinde vekaletname verilmez veya asıl yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçe ile mahkemeye bildirmez ise, gerekçeli kararın davalı-davacı asıla "vekilinin özel vekaletname sunmadığı, yapılan işlemleri kabul ettiğini kimlik tespiti yapılmış dilekçe ile mahkemeye bildirmez ise vekil tarafından yapılan işlemlerin yapılmamış sayılacağının" ihtarını içerecek şekilde usule uygun tebliği sağlanılıp, yasal temyiz süresinin beklenilmesi ve, 2-Davalı-davacı erkek vekilinin 03.12.2018 tarihli temyiz dilekçesinin davacı-davalı tarafa tebliğ edilmediği anlaşılmakla, temyiz dilekçesinin usulüne uygun tebliği ile davacı-davalı yönünden de temyiz ve cevap süresi beklenildikten sonra gönderilmek üzere dosyanın mahalli mahkemesine İADESİNE, oybirliğiyle karar verildi. 06.03.2019 (Çrş.)
11. Hukuk Dairesi, 2016/10315 E., 2018/6052 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
6100 sayılı HMK'nın 74. maddesinde açıkça yetki verilmedikçe vekilin yapamayacağı işler ayrıntılı bir şekilde belirtilmiş olup, bu düzenleme her ne kadar daha çok avukatlarla ilgili ise de düzenlemenin ticari temsilciler ile dolaylı bir ilgisi bulunmaktadır.
11. Hukuk Dairesi         2016/10315 E.  ,  2018/6052 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/02/2015 gün ve 2014/430-2015/84 sayılı kararı onayan Daire’nin 01/06/2016 gün ve 2015/13160-2016/6014 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, dava dışı ... isimli şahsın müvekkili Banka ile 17/06/2010 tarihinde 106.353,00 TL limitli Genel Tarımsal Krediler Sözleşmesi akdettiğini, bu krediye davalı ... ile dava dışı şahısların kefil olduğunu, davalının, sözleşmeye, noterde düzenlenen vekaletname ile vekil tayin edilen babası dava dışı ... vasıtasıyla müştereken ve müteselsilen borçlu sıfatıyla imza attığını, borcun ödenmemesi üzerine borçlu ve kefiller hakkında alınan ihtiyati haciz kararının uygulanması için icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın kaldırılması için müvekkili tarafından açılan davanın sözleşmedeki imzanın davalıya ait olmadığından bahisle reddedildiğini, İcra Hukuk Mahkemesi'nce vekil yönünden imza incelemesi yapılması gerekirken vekil tayin eden davalı yönünden imza incelemesi yapılarak hatalı karar verildiğini ileri sürerek, tahsilde tekerrür olmamak şartıyla 96.501,62 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, sözleşmede imzasının, kefilliğinin, dolayısıyla sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin babası olan ...'a verdiği vekaletnamede bankalar nezdinde 3. kişilerin çektikleri kredilere kefil olma yetkisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece kredi sözleşmesine ... tarafından imza atılmış ise de sözleşme altında bu imzanın davalıya vekaleten atıldığı yönünde bir kayıt bulunmadığı, davalıya vekaleten imza atıldığı kabul edilecek olsa dahi vekaletnamede davalı adına ve hesabına banka şubelerinden muhtelif kredilerin temini hususunda yetki verilmişse de üçüncü kişiler lehine kefil olma yetkisinin tanınmadığı, davalının yetkisiz vekilinin üçüncü kişi lehine verdiği kefaletten sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilinin temizi üzerine Dairemizce onanmıştır. Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 547/1. maddesine göre ticari temsilci, “… işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” (818 sayılı BK m. 449) Gerek 818 sayılı BK (m. 450), gerekse 6098 sayılı TBK düzenlemelerinde (m. 548), ticari temsilcinin ticari işletmenin amacına giren tüm işlemleri gerçekleştirebileceği belirtilmektedir. 6100 sayılı HMK'nın 74. maddesinde açıkça yetki verilmedikçe vekilin yapamayacağı işler ayrıntılı bir şekilde belirtilmiş olup, bu düzenleme her ne kadar daha çok avukatlarla ilgili ise de düzenlemenin ticari temsilciler ile dolaylı bir ilgisi bulunmaktadır. Anılı maddede sayılan ve vekil için özel yetki gerektiren halleri, ticari temsilci, özel bir yetki verilmese dahi, 6098 sayılı TBK'nın 548. maddesine (BK m. 450) göre yetkisinin kapsamına girmesi şartıyla gerçekleştirebilir. Örneğin; özel yetkisi olmasa bile, ticari temsilci, ticari işletmenin amacına giren bir işlemle ilgili olarak açtığı davada, sulh olabilir, hakimi reddedebilir, davanın tamamını ıslah edebilir. Ancak, bu yetki sınırsız olmayıp, ticari temsilci, 6100 sayılı HMK'nın 74. maddesi kapsamına girmekle birlikte, temsil yetkisinin kapsamına dahil olmadığından, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açamaz. Keza, ticari temsilci, aynı sebeple, müvekkilinin iflasını isteyemez. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de 22.07.2008 tarihli vekaletname incelendiğinde, davalının vekil tayin ettiği dava dışı ...'ın, çok geniş yetkilerle davalıyı temsil ettiği, 6098 sayılı TBK'nın 547. maddesi (818 sayılı BK'nın m. 449) gereğince, dava dışı vekilin ticari temsilci olduğu ve bu nedenle davalı adına tüm hukuki işlem ve eylemleri gerçekleştirebileceği anlaşılmaktadır. Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacı ile dava dışı ... arasında aktedilen 05.08.2010 tarihli kredi sözleşmesinde, davalının adının yanındaki imzanın ticari temsilcisi dava dışı ... tarafından davalı adına ve hesabına atıldığının anlaşılmasına, somut olayın özelliği itibariyle, ticari temsilci tarafından vekaleten imza atıldığı yönünde bir ibarenin bulunmamasının sonuca etkili olmamasına göre, dava dışı vekilin, davalı adına ve hesabına vekaleten üçüncü kişiler lehine kefalet verme yetkisinin bulunduğunun kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 01.06.2016 tarih 2015/13160 E. 2016/6014 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak, mahkemece verilen kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 01.06.2016 tarih 2015/13160 E. 2016/6014 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak, yerel mahkeme hükmünün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 04/10/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacı banka ile dava dışı kişi arasında imzalanan Genel Tarımsal Kredi Sözleşmesini, davalının vekilinin, doğrudan temsil olunanın adını kullanarak, vekil olduğunu belirtmeksizin müşterek ve müteselsil borçlu sıfatıyla imzaladığı dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır. Sorun, davalının sözleşmeye kefil olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. TBK m. 547'de sadece ticari işletmelerin ticari temsilci atayabileceği düzenlenmiştir. Esnaf işletmesi ticari temsilci atayamaz. Esnafın temsili basit temsildir. Ticar temsil yetkisi genel temsil yetkisinden daha geniştir. Ticari işletmede çok geniş yetkiler içeren vekaletname ile yetkilendirilen kişi de ticari temsilci sayılır ve ticari temsilcinin yapacağı tüm işlemleri ticari işletme adına yapabilir ve bu işlemler işletmeyi bağlar. Davalıyı ticari işletme sahibi ve dolayısı ile temsilcininde ticari temsilci kabul edilmediği taktirde, davalının vermiş olduğu vekaletin kapsamını belirlerken, temsilciye verilen işin yerine getirilmesi için ne gibi işlemler yapmasının zorunlu olduğu göz önüne alınır (TBK m. 504/2). Bu durum karşısında somut olaya gelindiğinde, öncelikle davalının esnaf mı, tacir mi (ticari işletme sahibi mi) olduğunun saptanması, sonra vekaletname değerlendirilerek vekilin ticari temsici mi, yoksa basit temsilcimi olduğunun belirlenmesi ve sonucuna göre, ticari temsilci ise davalının kefil olduğunun kabulü, ticari temsilci değil basit temsilci olduğunun kabulü halinde ise davalının vekaletname içeriğine göre vekilince kefil yapılamayacağının kabulü gerekir. Tüm bu nedenlerle bu hususları değerlendirme olanağını ortadan kaldıran çoğunluğun bozma görüşüne katılamıyorum. KARŞI OY Dava, kredi sözleşmesine kefaletten kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamı uyarınca, dava konusu kredi sözleşmesinde kefil olarak gösterilen davalının imzasının bulunmadığı, sözleşmede davalının adının hizasında mevcut imzanın davacıya ait olmadığı, imza sahibi olduğu anlaşılan ...’ın da davalının ticari işletmesini temsilen yahut davalıya vekaleten sözleşmeyi imzaladığına ilişkin bir işaret bulunmamaktadır. Bu nedenle, Dairemiz çoğunluğunun kanaatinin aksine, yerel mahkemenin bu yöne işaretle davanın reddine karar vermiş olmasında yasaya bir aykırılık bulunmamaktadır. Öte yandan, bir an için dava dışı ...’ın davalıya vekaleten sözleşmeyi imzaladığının kabulü halinde dahi Daire çoğunluğunun kanaatine katılmanın mümkün olmadığını düşünüyorum. Şöyle ki, konuya ilişkin ve somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 388. maddesinin 1. fıkrası, aynen “Vekalet akdinin şümulü mukavele ile sarahaten tesbit edilmemiş ise, taalluk eylediği işin mahiyetine göre tayin edilir.” hükmünü haizdir. Bu hükümden anlaşılması gereken vekaletin şumulünün sözleşme ile açıklıkla tespit edilmiş olması halinde kapsamının sözleşmeye göre belirlenmesi gerektiğidir. Anılan yasal düzenleme ışığında somut olaya bakıldığında, davalı ile dava dışı vekil arasında vekalet akdine ilişkin düzenlenmiş yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Şu halde, anılan kişiler arasındaki sözlü vekalet akdinin kapsamının dosyada mevcut 22.7.2008 tarihli vekaletnameye göre belirlenmesi gerektiği açıktır. Genel hatlarıyla vekil edilene, davalıyı temsilen birtakım iş ve işlemleri yapma yetkisi tanıyan söz konusu vekaletnamede, davalının üçüncü kişilerin borçlarına kefalette bulunma yetkisi verilmediği ortadadır. Davalının, yetkisi olmayan vekilin yapmış olduğu bu işlemlere icazetinin bulunduğu davacı yanca ispat edilememiştir. Bu durumda, Dairemizin bozma kararının gerekçesine yansıdığı üzere, vekaletname ile belirlenen kapsamın, yorum yoluyla genişletilmek ve vekil edenin dışında kalan kişilerin borcuna kefalette bulunmak konusunda bir yetkiyi de içerdiğini kabul etmek kanımca mümkün değildir. Keza, dava dışı ...’ın 818 sayılı BK’nın 449. maddesi anlamında ticari mümessil olduğunun kabulü halinde dahi sonuç değişmeyecektir. Ticari mümessil, aynı kanunun 450. maddesi uyarınca, “hüsnüniyet sahibi kişilere karşı” müessese sahibinin namına müessesenin gayesine dahil olan bilumum tasarrufları yapmak salahiyetini haiz sayılır ise de, kefalette bulunmanın ticari işletmenin gayesine dahil bir tasarruf işlemi olarak kabulü mümkün olmadığı gibi bu yönde bir taahhüt işlemi yapma yetkisi bulunmayan vekaletnameyi, bizzat delilleri arasında ibraz eden davacı bankanın bu durumu bilmediği ileri sürülemeyeceğinden, ...’ın bu cihette dahi davalıyı borç altına sokmasının mümkün bulunmadığı açıktır. Tüm bu nedenlerle, karar düzeltme isteminin reddi gerektiği görüşünde olduğumdan, Dairemizin muhterem çoğunluğunun aksi yöndeki kararına katılamıyorum.
2. Hukuk Dairesi, 2016/20130 E., 2018/7922 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
Bu bakımdan vekaletname de bu hususta özel yetkiyi gerektirir (HMK m.74).
2. Hukuk Dairesi         2016/20130 E.  ,  2018/7922 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dosya içerisinde bulunan davacı vekili Av. ...'e ait vekaletname genel ve fotoğrafsız vekaletname olup, boşanma davası ile ilgili özel yetkiyi içermemektedir. Boşanma davası açmak ve açılan davayı takip etmek kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımı niteliğindedir. Bu bakımdan vekaletname de bu hususta özel yetkiyi gerektirir (HMK m.74). O halde, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 74. maddesi gereğince boşanma davası ile ilgili özel yetkiyi içeren vekaletnamesini sunması için davacı vekiline kesin süre verilmesi, kesin süreye ilişkin mahkemece yapılacak bildirimde, bu yetkiyi taşıyan vekaletname sunulmaz yada asıl yapılan işlemleri kabul ettiğini kimlik tespiti yapılmış dilekçe ile mahkemeye bildirmez ise vekil tarafından yapılan işlemlerin yapılmamış sayılacağının ihtar edilmesi, bu süre içinde vekaletname verilmez veya asıl yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçe ile mahkemeye bildirmez ise, gerekçeli kararın asıla "vekilinin özel vekaletname sunmadığı, yapılan işlemleri kabul ettiğini kimlik tespiti yapılmış dilekçe ile mahkemeye bildirmez ise vekil tarafından yapılan işlemlerin yapılmamış sayılacağının " ihtarını içerecek şekilde usule uygun tebliği sağlanılıp, yasal temyiz süresi beklenildikten sonra gönderilmek üzere dosyanın mahalli mahkemesine İADESİNE oybirliğiyle karar verildi. 21.06.2018 (Per.)
2. Hukuk Dairesi, 2016/8613 E., 2017/14416 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
Bu bakımdan, vekaletnamede bu hususta özel yetkiyi gerektirir (HMK m.74).
2. Hukuk Dairesi         2016/8613 E.  ,  2017/14416 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Mutlak Butlan Sebebiyle Evlenmenin İptali-Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dosya içerisinde hükmü temyiz eden davalı-karşı davacı vekili Av. ... adına düzenlenmiş vekaletname ya da yetki belgesi bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde imzası bulunan Av. ...adına düzenlenen vekaletname ise genel vekaletname olup, boşanma davası ile ilgili özel yetkiyi içermemektedir. Boşanma davası açmak ve açılan davayı takip etmek kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımı niteliğindedir. Bu bakımdan, vekaletnamede bu hususta özel yetkiyi gerektirir (HMK m.74). O halde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 74. maddesi gereğince boşanma davası ile ilgili özel yetkiyi içeren vekaletnamelerini sunmaları için davalı-karşı davacı kadın vekillerine süre verilmesi, bu süre içinde vekaletname verilmez veya asıl yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçe ile mahkemeye bildirmez ise gerekçeli kararın davalı-karşı davacı kadına tebliği sağlanıp, yasal temyiz süresi beklenildikten sonra Dairemize gönderilmek üzere dosyanın mahalli mahkemesine İADESİNE, oybirliğiyle karar verildi. 12.12.2017(Salı)

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

Vekilin "yemin teklif etmesi" için gereken şart nedir?

A) Duruşmada hazır bulunması.
B) Özel yetki verilmiş olması.
C) Karşı tarafın kabulü.
D) Hakimin izni.
E) Genel vekaletname.

Bu maddeyle ilgili 10 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol