6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 76

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 76. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 76- (1) Avukat, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde, noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava yahut takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmek zorundadır. (2) Kamu kurum ve kuruluşlarının avukatlarına, yetkili amirleri tarafından usulüne uygun olarak düzenlenip verilmiş olan temsil belgeleri de geçerli olup, ayrıca noterce onaylanmasına gerek yoktur. Vekâletnamesiz dava açılması ve işlem yapılması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2022/7272 E., 2024/662 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Somut olayda, dosya istinaf incelemesinde iken davacı vekili tarafından sunulan 24.02.2020 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiğinin bildirildiği, 6100 sayılı Kanunu'nun 76 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca vekilin davadan feragate yetkili bulunduğu anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince davacının davadan feragati hakkında bir karar verilmesi yönünden kararın bozulması gerekmektedir.
7. Hukuk Dairesi         2022/7272 E.  ,  2024/662 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1921 E., 2022/35 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/639 E., 2019/190 K. Taraflar arasındaki 775 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; Adana ili, Çukurova ilçesi, ... Mahallesi, 830 parselin içerisinde bulunduğu alanda Seyhan Belediye Encümeninin 04.06.1998 tarih ve 2919 sayılı kararı ile gerçekleştirilen 39 numaralı arsa ve arazi düzenlemesi işleminin Adana 2. İdare Mahkemesinin 2004/1909 Esas ve 2005/1512 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğini, dava konusu alanı da içine alan bölgenin toplu konut alanı ve gecekondu önleme bölgesi ilan edildiğini belirterek davalı adına bulunan tapu kaydının 775 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi gereğince iptal edilerek bedeliye adına kayıt ve tesciline, olmadığı takdirde fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere taşınmazın bedeli olarak şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan alınarak belediyeye verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Asli müdahil Adana Büyükşehir Belediyesi vekili; davacı ... Belediyesi'nin 775 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 1966 yılında tüzel kişiliğe sahip olmadığını, talep hakkının Büyükşehir Belediyesine ait olduğunu, davacı belediyenin davada husumetinin bulunmadığını belirterek 830 (kök) parselin tapu kaydının iptali ile adına tescilini, olmadığı takdirde fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere taşınmazın bedeli olarak şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan alınarak belediyeye verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, 775 sayılı Yasa'nın 3 üncü maddesinin yürürlükten kaldırıldığını, imar uygulamalarının idare mahkemesi kararlarıyla iptal edildiğini, ilk kadastral parsele dönülmesine yönelik değerlendirmelerin yürürlükteki Kanuna göre yapılacağını, meri olduğu zamanda uygulanmayan Kanun hükmünün taşınmazın tescil tarihinin geriye götürülerek yürürlükten kalktıktan sonra uygulanmasının mümkün olmadığını, bu bölgenin gecekondu önleme bölgesi ilan edildiğine ilişkin encümen ya da meclis kararının olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı TOKİ vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazın 1984 yılında ihdasen Hazine adına tescil edildiğini, Kanun'un yürürlük tarihinde taşınmazın tapusuz olduğunu, bu nedenle bu Kanuna dayanılarak tescil talep edilemeyeceğini, davacı ve asli müdahilin aktif husumetlerinin olmadığını, zira 1966 yılında davacı belediyenin tüzel kişiliğinin bulunmadığını, ayrıca 775 sayılı Kanun'un öngördüğü amaç doğrultusunda kullanılmak üzere taşınmaza ihtiyaç duyulduğunun kanıtlanması gerektiğini ileri sürerek davacının ve asli müdahilin davasının reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Çukurova ilçe Belediyesinin 06.03.2008 tarihinde kurulduğu, 775 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra tüzel kişilik kazanan davacı ... Belediyesinin 775 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinden yararlanamayacağı, davacı ... Belediyesinin mevcut davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, asli müdahilin davası yönünden yapılan incelemede ise, kök 830 parsel sayılı taşınmazın taşlık vasfı ile ihdas edilerek tescil edildiğinin tespit edildiği, kayalıkların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, 775 sayılı Gecekondu Kanunu'nun 3 üncü maddesinin 03.07.2003 tarihinde yürürlükten kaldırıldığı, davaya konu 830 sayılı parselin ihdasen tescil edildiği 04.04.1984 tarihinde 775 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu, davaya konu taşınmazın taşlık arazi niteliğinde olduğu, etrafında yapılaşmanın olmadığı, Kabasakal Köyüne uzaklığı, şehir merkezine uzaklığı ve ilgili belediyenin gecekondu önleme bölgesi ilan edildiğine dair herhangi bir belediye encümen ya da meclis kararı bulunmadığı, bu suretle davaya konu taşınmazın 775 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçeleriyle davanın davacı yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, asli müdahil yönünden esastan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve asli müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Asli müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının hatalı olduğunu, 1985 tarihli encümen kararları ile taşınmazın bulunduğu bölgenin gecekondu tasfiyesi, yenilerin yapılmasının önlenmesi, çarpık kentleşmenin önüne geçilmesi için gecekondu önleme ve gelişim alanı ilan edildiğini, 775 sayılı Yasa'nın 3 üncü maddesi yürürlükten kalkmış olsa da kazanılmış hakkın korunacağını, alınan raporun yetersiz olduğunu, encümen kararlarının, meclis kararlarının değerlendirilmediğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. 2. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Adana Büyükşehir Belediyesinin asli müdahil talebinin reddinin gerektiğini, davacı belediyenin Seyhan Belediyesinin halefi olarak davalarda yer aldığını, dava konusu yerin belediyenin yetki ve sorumluluğunda kaldığını, dava konusu bölgenin gecekondu önleme sahası olarak ilan edildiğini, bu kararlar incelenmeksizin itiraz edilen yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... Başkanlığının dava konusu taşınmazın gecekondu önleme bölgesi ilan edildiğine dair herhangi bir belediye encümen yada meclis kararı bulunmadığı, dava konusu parselin içerisinde bulunduğu alanda Seyhan Belediye Encümeninin 04.06.1998 tarih ve 2919 sayılı kararı ile gerçekleştirilen 39 numaralı arsa ve arazi düzenlemesi işleminin de Adana 2. İdare Mahkemesinin 2004/1909 Esas ve 2005/1512 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, dava konusu taşınmazın şehir merkezine uzak bulunduğu, etrafında yapılaşmanın olmadığı, dava konusu taşınmazın taşlık arazi niteliğinde olduğu, 775 sayılı Kanun'un yürürlükte bulunduğu tarihlerde ve sonrasında, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgenin gecekondu önleme bölgesi olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı, bu nedenle dava konusu yerin 775 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı gerekçeleriyle davacı ve asli müdahil vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve asli müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya istinaf aşamasında iken davadan feragat edildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davanın feragat yönünden reddi gerekirken davanın esasıyla ilgili karar verildiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Asli müdahil vekili temyiz dilekçesinde özetle; alınan raporun yetersiz olduğunu, encümen kararlarının, meclis kararlarının değerlendirilmediğini, tescil dışı bırakılan devletin hüküm ve tasarrufundaki bu yerin belediyeye devrinin gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 775 sayılı Yasa'nın 3 üncü maddesinden kaynaklı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 307, 309, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.775 sayılı Gecekondu Kanunu. 3. Değerlendirme 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307 nci maddesinde feragatin, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un “Feragat ve kabulün şekli” başlıklı 309 uncu maddesi hükmüne göre de feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. 2. Tasarruf ilkesinin sonucu olarak taraflar, yargılamanın her aşamasında ve hatta kanun yollarında, hüküm kesinleşinceye kadar davadan feragat edebilirler. Yine belirtmek gerekir ki feragatin geçerliliği karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğurur. (Pekcanıtez, .../ Atalay, Oğuz/ Özekes, Muhammet; Medeni Usul Ders kitabı, İstanbul 2017, s. 421-423.) Nitekim Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamaları da bu doğrultudadır. (11.4.1940 tarihli ve 70 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.05.1992 tarihli ve 1992/2-250/364 sayılı kararı) 3. Somut olayda, dosya istinaf incelemesinde iken davacı vekili tarafından sunulan 24.02.2020 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiğinin bildirildiği, 6100 sayılı Kanunu'nun 76 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca vekilin davadan feragate yetkili bulunduğu anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince davacının davadan feragati hakkında bir karar verilmesi yönünden kararın bozulması gerekmektedir. 4. Bozma nedenine göre, asli müdahil vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yukarıda V.C.3.(2.) ve devamındaki bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, V.C.3.(3.) bentte açıklanan nedenlerle asli müdahil vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

20. Hukuk Dairesi, 2016/4005 E., 2016/4504 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
HMK'nın 76. maddesi gereğince, avukat, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde, noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava yahut takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmek zoru
20. Hukuk Dairesi         2016/4005 E.  ,  2016/4504 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi : ... Taraflar arasında görülen dava sırasında davalı-karşı davacı vekili tarafından reddi hâkim yoluna başvurulmuştur. Ret talebini inceleyen merci tarafından verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Taraflar arasında görülen dava sırasında davalı-karşı davacı vekili 03.03.2015 tarihli duruşmada hâkimin ihsası reyde bulunduğu gerekçesi ile reddi hâkim talebinde bulunmuş, aynı gün sunduğu dilekçeyle özetle; [Davacı tarafın açtığı tazminat davası üzerine hâkimin tensip kararı ile teminatsız olarak taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verdiği, karşı dava olarak açmış oldukları dava da ise ihtiyati tedbir talebinin reddedildiği, şartlar aynı olduğu halde karşı tarafın talebinin kabul, kendi taleplerinin reddedilmesinin doğru olmadığı, hâkimin tarafsızlığını yitirdiği, itirazları sonucu mahkemenin davalı-karşı davacıya ait taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verildiği, ancak bu sefer de karşı tarafın ihtiyati haciz talebinin %10 gibi düşük miktardaki teminat karşılığında kabul edildiği, ihtiyati haciz kararının açıkça hukuka aykırı olduğu, ihtiyati haciz kararında davalı karşı davacının "borçlu", davacı karşı davalının ise "alacaklı" olarak gösterilmesinin de, hâkimin tarafsız olmadığını ortaya koyduğu] gerekçeleri ile reddi hâkim talebinde bulunmuştur. Reddedilen hâkim tarafından, istemin reddinin gerektiği yönünde görüş belirtilmesi üzerine, dosyayı inceleyen merci tarafından reddi hâkim talebinin reddine, ret isteminde bulunan davalı-karşı davacının 1000,00.-TL disiplin para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin verilen karar, davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. HMK'nın 76. maddesi gereğince, avukat, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde, noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava yahut takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmek zorundadır. HMK'nın 36. maddesine göre reddi hâkim yoluna, taraflardan birisi veya onun nam ve hesabına takip yetkisi bulunan yetkili vekili tarafından, vekâletnamesinde özel yetkisi var ise başvurulabilir (HMK m.74). Somut olayda, reddi hâkim yoluna başvuran davalı-karşı davacı vekiline ait vekâletnamenin dosyada olmadığı anlaşılmaktadır. O halde; mahkemece, reddi hâkim talebinin esası incelenmeksizin bu usûlî eksiklikten reddedilmesi gerekirken, yazılı şekilde talebin esası hakkında değerlendirme yapılarak hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile merci kararının BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 14/04/2016 günü oy birliği ile karar verildi.
14. Hukuk Dairesi, 2012/99 E., 2012/1154 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Öncelikle belirtilmelidir ki, 6100 sayılı HMK'nun 76. maddesi ve 4.6.1958 tarihli 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince hakim sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve netice talepleri ile bağlıdır.
14. Hukuk Dairesi         2012/99 E.  ,  2012/1154 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 28.02.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.10.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının istemi doğrultusunda muris ...'in tapu kaydındaki baba adının düzeltilmesine karar verilmiş, ayrıca istek olmadığı halde 15 ve 501 sayılı parsellerin diğer paydaşı olan ...'in de tapu kaydındaki baba adının düzeltilmesine karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili, istem aşılarak ...'in de tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltildiği için temyiz etmiştir. Öncelikle belirtilmelidir ki, 6100 sayılı HMK'nun 76. maddesi ve 4.6.1958 tarihli 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince hakim sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve netice talepleri ile bağlıdır. Tarafların tavsifleriyle bağlı olmayan hakimin, önüne gelen uyuşmazlıkta kanun hükümlerini doğrudan uygulayarak bir sonuca ulaşması gerekir. Diğer yandan, 6100 sayılı HMK'nun 26.maddesi uyarınca da, yasalardaki ayrık durumlar hariç hakim her iki tarafın iddia ve müdafaaları ile bağlı olarak ve onunla sınırlı olmak üzere hüküm verebilir. Bu bakımdan, hakimin salim bir sonuca varması, önüne gelen uyuşmazlıkta tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları çözmesi ile mümkündür. Somut olaya gelince, davacı 501,15 ve 1063 sayılı parsellerde paydaşlardan birisi olan murisi ...'in tapu kayıtlarında “...” olarak geçen baba adının “... ...” olarak düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece, davacının istemi olmadığı halde davacı ile mirasçılık ilişkisi de bulunmayan diğer paydaş ... yönünden de aynı şekilde baba adının “... ...” olarak düzeltilmesine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca tefhim olunan kısa karar ile gerekçeli kararın farklı olduğu görülmüştür. Kısa kararda üçüncü paragrafta tapu kaydındaki kimlik bilgileri yönünden herhangi bir düzeltme yapılmadığı halde gerekçeli kararda tapu malikinin baba adında düzeltme yapılmıştır. 10.4.1992 tarihli ve 1991/7-1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı gereğince kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni oluşturacağı, bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydı ile vicdani kanaatine göre karar verebileceği öngörülmüştür. Bu itibarla kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olması nedeniyle de hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Davalının temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 31.01.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Avukatlık Kanunu'nun vekaletname, yetki belgesi ve vekalet pulu kullanımına ilişkin hükümleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Avukat, aslı kendisine verilmiş olan vekaletnamenin örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu imzası ile onaylayarak kullanabilir.
B) Avukatlar, başka bir avukatı tevkil etmek için vekaletname yerine geçen bir "yetki belgesi" düzenleyebilirler ve bu belge vekaletname hükmündedir.
C) Avukatlar tarafından düzenlenen vekaletname örnekleri; tüm yargı mercileri, resmi daireler ve kurumlar için resmi örnek hükmündedir.
D) Vekaletname veya örneğinde pulun eksik olduğunun tespiti halinde, ilgili merci avukata eksikliği gidermesi için on günlük kesin süre verir; bu sürede pul tamamlanmazsa vekaletname işleme konulmaz.
E) Avukatın elinde vekaletnamenin aslı bulunmasa dahi, müvekkilinden aldığı sözlü beyana dayanarak kendi onayladığı vekaletname örneği ile dava açması hukuken geçerlidir.

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol