6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 98

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 98. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 98- (1) Yapılamayan işlem için eski hâle getirme, bu işlem hakkında hangi mahkemede inceleme yapılacak idiyse, o mahkemeden talep edilir. (2) Eski hâle getirme, istinaf yoluna başvuru hakkının düşmesi hâlinde, bölge adliye mahkemesinden; temyiz yoluna başvuru hakkının düşmesi hâlinde ise Yargıtaydan talep edilir. Talebin yargılamaya ve hükmün icrasına etkisi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
13. Hukuk Dairesi, 2020/1482 E., 2020/3594 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
6100 sayılı HMK'nun 98/2 maddesinde, eski hale getirme talebinin temyiz yoluna başvuru hakkının düşmesi halinde Yargıtay’dan talep edilebileceği düzenlendiğinden Dairemizce davalı vekilinin eski hale getirme talebinin incelenmesine geçilmiştir.
13. Hukuk Dairesi         2020/1482 E.  ,  2020/3594 K. "İçtihat Metni" ... İlaç San. ve Tic. A.Ş. vekili avukat ... ile ... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinden verilen 26/12/2019 tarih ve 2018/891-2019/2307 sayılı hükmün davalı avukatınca duruşmalı temyiz edilmiş ise de, nisbi harç ve posta gideri yatırılmadığından bu isteğin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Dava, davacı şirket ile dava dışı eczane arasında eczanenin doğmuş doğacak borcunun teminatı olarak verilen ipotekten dolayı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı, taraflar istinaf başvurusunda bulunmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince, tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı davalı vekilinin maktu harç yatırmak suretiyle süresinde temyiz başvurusunda bulunması üzerine bölge adliye mahkemesince nispi temyiz harcı ve posta giderlerinin yatırılması için çıkartılan muhtıra davalı vekiline usulüne uygun tebliğ edilmiş; davalı vekili, verilen kesin süre geçtikten sonra eski hale getirme talebinde bulunmuştur. 6100 sayılı HMK'nun 98/2 maddesinde, eski hale getirme talebinin temyiz yoluna başvuru hakkının düşmesi halinde Yargıtay’dan talep edilebileceği düzenlendiğinden Dairemizce davalı vekilinin eski hale getirme talebinin incelenmesine geçilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 95. maddesindeki düzenlemeye istinaden, elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hakimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse eski hale getirme talebinde bulunabilir. Yine, aynı yasanın devamı maddelerinde de (6100 sayılı HMK'nun 95-100 maddeleri) eski hale getirilmeye yönelik usul ve esasları düzenlenmiştir. Somut olayda, bölge adliye mahkemesi kararı davalı vekiline elektronik tebligat yoluyla tebliğ edilmiş ve karar süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, ne varki temyiz harcını eksik yatırdığından ve temyiz giderlerini yatırmadığından tarafına çıkartılan muhtıra gereği verilen kesin sürede yerine getirilmeyerek eski hale getirme talebinde bulunulmuştur. Tebliğ evrakı incelendiğinde, ilgili muhtıranın elektronik tebligat yoluyla davalı vekiline tebliğ edildiği ve tebligatın elektronik posta adresine ulaştığı tarihte alıcısı tarafından açıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı vekili tarafından hastalık özüne dayanılarak yasal süresi içerisinde muhtıra gereğinin yerine getirilmediğinden bahisle eski hale getirme talebinde bulunulmuş ise de, salt doktor raporunun varlığı yeterli olmayıp, anılan yasa hükmü uyarınca belirtilen hastalığın kişiyi yapması gereken işlerden alıkoyacak derecede acze düşürmüş olması gerekir. Davalı vekilinde oluşan mevcut rahatsızlığın Bölge Adliye Mahkemesi kararından önce ortaya çıktığı ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının tebliğinden sonra süresinde temyiz dilekçesi sunduğu ve maktu temyiz harcı yatırdığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı vekilinde oluşan mevcut hastalığın muhtıra gereğinin yerine getirilmesini engelleyici nitelikte olmadığı ve yasada öngörülen eski hale getirme koşullarının oluşmadığının kabulü gerekir. Kaldı ki, 6100 sayılı HMK’nun 97/1. maddesi gereğince eski hale getirme talebinde bulunurken süresinde yapılamayan işlemin de eski hâle getirme talebinde bulunmak için öngörülen süre içinde yapılması zorunlu olup, davacı tarafından eski hale getirme talebinde bulunulurken nispi temyiz harcı ile temyiz giderlerini yatırmadığı anlaşılmaktadır. O halde davacının eski hale getirme talebinin reddi ile, verilen kesin süre içerisinde muhtıra gereği yerine getirilmediğinden kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmesi için dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin eski hale getirme talebinin REDDİNE, muhtıra gereği yerine getirilmediğinden kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmesi için dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 22/04/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

2. Hukuk Dairesi, 2023/6607 E., 2024/3140 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
resinin dolmasından sonra düzenlendiğinin anlaşıldığı, sunulan belgelerin şekli ve içeriği vekilin muamele yapmaktan aciz bulunduğunu tespit eden mahiyette görülmediği, vekilin vekâletnamesinde tevkil yetkisinin bulunması da gözetildiğinde 6100 sayılı Kanun'un 97 inci ve 98 inci maddesi gereğince yasal şartları bulunmayan eski hale getirme isteminin reddine, İlk Derece Mahkemesi'nin gerekçeli kara
2. Hukuk Dairesi         2023/6607 E.  ,  2024/3140 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2663 E., 2023/786 K. KARAR : Başvuru şartlarının gereğinin yerine getirilemediğinden ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 13. Aile Mahkemesi SAYISI : 2021/532 E., 2022/386 K. Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı-davacı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi ve eski hale getirme talebinde bulunulması üzerine, İlk Derece Mahkemesince ek karar ile istinaf dilekçesinin reddine, eski hale getirme talebinin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından değerlendirilmesine karar verilmiştir. Ek karara karşı davalı-davacı erkek vekilince istinaf talebinde bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince eski hale getirme talebinin reddi ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı- davalı kadın vekili dava, karşı davaya cevap ve cevaba cevap dilekçesinde; davalı- davacı erkeğin kusurlu davranışları nedeniyle aile düzeninin bozulduğunu iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, kadın yararına aylık 500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına ve 10.000,00 TL maddî, 10.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı-davacı erkek cevap ve karşı dava dilekçesinde; evlilik birliğinin kadının kusurlu davranışları nedeniyle bozulduğunu iddia ederek kadının davasının reddini istemiş, karşı davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, 1.000,00 TL maddî, 20.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI A. İlk Derece Mahkemesi’nin Birinci Kararı İlk Derece Mahkemesi'nin 09.02.2021 tarihli, 2020/428 Esas 2021/79 Karar sayılı kararı ile; tarafların duruşma sırasındaki talepleri üzerine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca boşanmalarına, tarafların birbirlerinden tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası, maddî ve manevî tazminat, eşya alacağı ve boşanmanın ferilerinden olan her türlü alacak, masraf ve benzeri hiçbir hak ve alacak talepleri bulunmadığına ilişkin sulhün tasdikine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi’nin Gönderme Kararı 1.İlk Derece Mahkemesi'nin 09.02.2021 tarihli, 2020/428 Esas 2021/79 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı-davacı erkek tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.Davalı-davacı tarafından sunulan istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme huzurunda yapılan sulh sözleşmesinin iradesinin fesada uğratılması sebebi ve hata nedeni ile imzaladığını, duruşma zaptının okunması ile durumu fark ettiğini, doğu kökenli olduğu için Türkçeyi iyi anlayamadığını, okuma yazmasının da iyi olmadığını, kadının kusurlu olduğunu belirterek, istinaf yoluna başvurmuştur. 3.Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2021/1179 Esas ve 2021/1347 Karar numaralı ve 07.07.2021 tarihli kararında; anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse boşanmanın ferileri hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmadığı, bu halde anlaşmalı boşanma davasının "çekişmeli boşanma" olarak görülmesi gerektiği bu nedenle, mahkemece tarafların usulüne uygun şekilde gösterilen delillerin toplanarak gerçekleşecek sonuç uyarınca karar verilmesi gerektiği diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin davalı karşı davacının istinaf talebinin bu sebeple kabulüne, İlk Derece Mahkemesince henüz deliller toplanıp değerlendirilmemiş bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) inci alt bendi gereğince İlk Derece Mahkemesi Kararının asıl ve karşı dava yönünden kaldırılmasına, açıklandığı şekilde işlem yapılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. C. İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı 1.İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı-davalı erkeğin davacı-davalı kadına göre ağır kusurlu olduğu, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri taraflardan beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı, boşanma sebebiyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen ve kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın eş yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerektiği, kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği, gerekçesi ile; asıl davanın ve karşı davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanun 166 ncı maddesinin birinci/ikinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, kadın yararına aylık 300,00 TL tedbir ve 500,00 TL yoksulluk nafakasına ve kadın yararına 10.000,00 TL maddî, 10.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı-davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda ve eski hale getirme talebinde bulunulması üzerine, İlk Derece Mahkemesi'nin 09.06.2022 tarihli ve 2021/532 E., 2022/386 K. Sayılı ek kararı ile, istinaf başvurusunun yasal süresi içinde yapılmadığı gerekçesiyle, istinaf dilekçesinin reddine, davalı- davacı vekili Avukat ...'in eski hale getirme talebinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı-davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın davalı-davacı vekiline 12.09.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı-davacı vekilinin 24.09.2022 tarihinde dişinde yaşadığı rahatsızlık nedeniyle cerrahi operasyonla diş çekimi yapıldığı, sonrasında iş göremezlik belgesi aldığı, yaşadığı komplikasyonlar nedeniyle istinaf başvuru süresini mazeretli olarak kaçırdığı, 27.09.2022 tarihine eski hale getirme talebinde bulunduğunu belirterek eski hale getirme ve istinaf başvurusunun kabulünü, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı-davacı vekilinin eski hale getirme talebi istinaf yoluna başvuru hakkının düşmesine ilişkin olduğundan, eski hale getirme talebini, dolayısıyla istinaf başvurusunun süresinde olup olmadığını inceleme yetkisinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne ait olduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından 28.09.2022 tarihli ek karar ile istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmesinin usule aykırı olduğu bu nedenle davalı-davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, ek kararın kaldırılmasına karar verildiği, davalı-davacı vekili tarafından eski hale getirme talebi içeren dilekçesine eklediği belgelerden ... Ağız ve Diş Polikliniği tarafından düzenlenen 24.09.2022 tarihli belgenin hekim imzası içermediği, Menderes 1 nolu Aile Sağlığı Merkezince düzenlenen 27.09.2022 tarihli belgenin ise yasal istinaf süresinin dolmasından sonra düzenlendiğinin anlaşıldığı, sunulan belgelerin şekli ve içeriği vekilin muamele yapmaktan aciz bulunduğunu tespit eden mahiyette görülmediği, vekilin vekâletnamesinde tevkil yetkisinin bulunması da gözetildiğinde 6100 sayılı Kanun'un 97 inci ve 98 inci maddesi gereğince yasal şartları bulunmayan eski hale getirme isteminin reddine, İlk Derece Mahkemesi'nin gerekçeli kararının  davalı-davacı erkek vekiline elektronik tebligat yoluyla 12.09.2022 tarihinde usulüne uygun tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalı-davacı erkek vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru talep dilekçesini 27.09.2022 günü UYAP üzerinden İlk Derece Mahkemesi'ne ibraz etmiş olmakla, karara karşı en geç 26.09.2022 günü saat 24.00'e kadar istinaf kanun yoluna başvurması gerektiği halde bu süreden sonra talepte bulunduğundan istinaf kanun yoluna başvurma talebinin süre yönünden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- davacı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı-davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki kanun yolu itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı-davacı erkeğin eski hale getirme talebinin reddi ile istinaf başvurusunun süreden reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 90 ıncı 91 inci, 92 inci ,93 üncü, 95 inci ve 345 inci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı- davacı erkek vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2022/12417 E., 2023/989 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesi, 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 59 uncu maddesi ve geçici 1 inci madd
4. Hukuk Dairesi         2022/12417 E.  ,  2023/989 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/169 - 2022/300 HÜKÜM/KARAR : Kabul Taraflar arasında trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı maddi tazminat davasında, davanın kısmen kabulü yönünde verilen ilk karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin trafik kazası nedeniyle yaralandığını, tedavisi sırasında fatura karşılığı toplam 5.225,52 TL'lik medikâl malzeme satın aldığını, 6111 sayılı Kanun'un Geçici 1 inci maddesi ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 inci maddesi hükümleri gözetildiğinde bu tedavi harcamasının davalı kurum tarafından ödenmesi gerektiğini, davalı kurum tarafından ödenmediğinden 5.225,52 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili; tedavi giderlerininin Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) esasları doğrultusunda kurumca karşılanıldığını, davacının başvurusu olmaması nedeniyle davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 31.10.2017 tarihli ve 2017/276 Esas, 2017/427 Karar sayılı kararı ile "harcama ve tedavi belgeleri ile işlem dosyası getirtilerek alınan 31.07.2014 tarihli bilirkişi raporu ile; davacı tarafından yapılan tedavi harcamalarının SUT hükümlerine göre yapılan değerlendirmesinde ancak 3.231,44 TL 'sini talep edebileceğinin hesaplandığı, Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesine 2015 yılında yapılan ekleme ile Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılacak ödemelerin kurum mevzuatına uygun şekilde olması koşuluyla ödeneceğinin kabulü ile bilirkişi tarafından SUT hükümlerine göre yapılan değerlendirme usul ve yasaya uygun bulunarak" davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili ve davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Dairemizin 30.09.2021 tarihli ve 2021/18790 Esas ve 2021/5907 Karar sayılı kararı ile "somut olayda davanın 01.04.2013 tarihinde 6111 sayılı Yasa’nın yürürlüğünden sonra açıldığı, mahkemece yapılan açıklamalar ve yasal düzenlemeler gereğince dosya kapsamında bilirkişi raporu ile saptanan ve davacının yaralanma derecesiyle uyumlu olduğu anlaşılan davaya konu belgeli tedavi giderlerinin tamamından 2918 sayılı Kanunun’un 98. maddesi kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediğine" değinilerek bozma kararı verildiği anlaşılmıştır. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak bozma gerekçeleriyle tedavi giderlerinin davacının yaralanma derecesi ile uyumlu olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, 5.225,52 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekeçesinde; yerel Mahkemenin kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, trafik kazası sebebiyle bedensel zarara uğrayan kişinin, sağlık kuruluşundaki tedavisi sırasında ve tedavisi için yapılan giderler bu kapsama dahil olduğundan ilgili kişi hakkında GATA TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezinin 15.10.2010 tarihli raporunda, 10.09.2010 tarihli trafik kazası sonrası 18. günde hastaneden ayrıldığının belirtildiği, hükme esas bilirkişi raporunda söz konusu sağlık giderinin sağlık kurumunda yapılan tedaviye ilişkin olup olmadığının belirtilmediği ve mahkemece de bu hususun aydınlatılmadığı, bu rapora dayanılarak hüküm tesis edildiği nazara alındığında, eksik araştırma ve inceleme neticesinde kararın verilmesi sebebiyle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini, yerel mahkeme tarafından Yargıtay bozma ilamına uygun şekilde "kaza ile illiyet bağı bulunan ve davacının yaralanma derecesiyle uyumlu olan tedavi giderleri" ile ilgili olarak gerekli incelemenin yapılmadığını, bu husus aydınlatılmamış ve doktor bilirkişilerden rapor alınmamış olduğundan eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu, davacının ödemesi gereken %20 katılım payının dikkate alınmadığını, KDV dahil toplam 5.225,52 TL üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle yaralanan davacının tedavisi sırasında fatura karşılığı satın aldığı medikâl malzeme bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesi, 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 59 uncu maddesi ve geçici 1 inci maddesi 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen yerel Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca davalıdan harç alınmamasına, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 25.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2014/17827 E., 2015/6331 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Başka bir deyişle HMK’nun 98.maddesi hükmü gereğince, temyiz veya karar düzeltme sürelerinin geçirilmiş olması üzerine eski hale getirme istemlerinin incelenmesi, hükmü temyizen İncelenmekle görevli Yargıtay Daİresi’ne ait olduğundan, davalı ...
11. Hukuk Dairesi         2014/17827 E.  ,  2015/6331 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2011 gün ve 2011/36-2011/121 sayılı kararı bozan Daire’nin 03.06.2014 gün ve 2014/2082-2014/10376 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin yönetim ve icra kurulu üyesi, nakit akış koordinatörü, yönetim kurulu üyesi, finansman müdürü ve muhasebe direktörü olan davalıların teftiş sonucunda 2002 yılı Eylül, Ekim ve Kasım aylarında dava dışı ... Parti Genel Başkan Yardımcısı ...'e avans şeklinde kaynak aktardıklarının, durumu gizlediklerinin, tespit edildiğini, yönetim ve denetim kurulu üyelerine bu nedenle dava açıldığını, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla verdikleri zararın tahsili gerektiğini ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 399.335.32 TL'nin avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin, davacı şirketin yöneticisi, denetçisi ve çalışanı olmadığını, hangi sıfatlı dava açıldığının açıklanması gerektiğini, istemin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili hakkında yönetim kurulu üyesi sıfatıyla önceden aynı şekilde dava açıldığını, derdestlik itirazında bulunduğunu, esas itibariyle davanın yerinde olmadığını açıklayarak, reddini savunmuştur. Davalı ... vekili, istemin zamanaşımına uğradığını, dava konusu olayların gerçekleştiği, devamında ve takibin yapılmadığı iddia edilen sürelerde müvekkilin davacı şirkette genel müdür olarak görevli bulunmadığını, husumet düşmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olmadığını, faaliyetinin iddia edilen zararla illiyet bağının bulunmadığını savunarak davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili, müvekkilinin, ... A.Ş., ... A.Ş. ve ... A.Ş'de yetkili imza niteliği olmayan muhasebe bölüm elemanı olduğunu, husumet yöneltilemeyeceğini, istemin zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Diğer davalılar, davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, davalılardan ...'nun davacı şirketin yönetim kurulu üyesi, ...'nün genel müdürü, ....'in icra kurulu üyesi, ...'in nakit akış koordinatörü, ...'ın finasman müdürü,... ile ...'in ise dava dışı ...'de muhasebe müdürü ve muhasebe direktörleri oldukları, bu kişilerin davacı şirketin yetkilisi ve çalışanı bulunmadıkları, sorumluluk zincirinde yer almadıkları, zarar ile bağlantılarının olmadığı, davacı zararının belirlendiği, usulsüz şekilde dava dışı ... Parti Genel Başkan Yardımcısına davacı hesaplarından para aktarıldığı, yöneticiler ile denetçiler hakkında aynı istemle dava açıldığı, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin işlemle ilgili olarak bir açıklama yapmadıkları, işbu davanın tahsilde tekerrür olmaması istemli olarak ikame edildiği, dava dışı şirkette çalışan davalılar dışındaki davalıların zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle 10.000 TL'nin dava tarihinden ve ıslah edilen 389.335,32 TL'nin ise ıslah tarihi olan 26.09.2008 tarihinden itibaren davalılar ..., ... ve ... yönünden kabulü ile yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine dair verilen karar davacı vekili ile davalılar .., ... ve .... vekilleri tarafından temyiz edilmiş, davalı ... vekilinin temyiz isteminin süreden reddine dair mahkemece ek karar verilmiş, ek kararın anılan davalı vekili tarafından süresinde temyizi üzerine Dairemizin 03.06.2014 tarihli kararı ile ek karara yönelik temyiz itirazı reddedilmiş, diğer mümeyyiz davalılar yararına karar bozulmuştur. Davacı vekili ve davalı ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır. 1- Dava, davacı şirketin yönetim kurulu üyesi, icra komitesi üyesi ve çalışanları olduğu ileri sürülen davalıların şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu davalılar ..., ... ve ... yönünden kabulüne, diğer davalılar hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiştir. Davalı .... vekili, kararı 11.05.2012 tarihinde temyiz etmiş, 21.05.2012 tarihli dilekçesi ile temyiz dilekçesine ... Devlet Hastanesi Aile Hekiminden alınan 8.5.2012- 10.5.2012 tarihlerini kapsar rapor kağıdını ekleyerek temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulünü istemiş, diğer bir deyişle HMK’nun 95. vd. maddeleri uyarınca eski hale getirme talebinde bulunmuştur. Mahkemenin 22.05.2012 tarihli kararı ile temyiz süresi geçtiğinden anılan davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiş, davalı vekili bu kararı süresinde temyiz etmiştir. Eski hale getirme talebi HMK’nun 95. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup. HMK'nun 95 vd. maddeleri uyarınca elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hakimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski hale getirme talebinde bulunabilir. Düşen bir hakkın eski hale getirilmesine karar verilebilmesi için belli süre içerisinde işlem yapmaya mecbur olan kimsenin veya vekilinin arzu ve isteği dışında o işlemi yapmaktan aciz olduğu kanıtlanmış bulunmalıdır. Yine aynı kanunun 98.maddesi hükmüne göre ise, hüküm verilmeden önceki eski hale getirme istemleri davaya bakan mahkemeye, temyiz veya karar düzeltme sürelerinin geçirilmiş olması üzerine eski hale getirme istemleri ise hükmü temyizen İncelenmekle görevli Yargıtay Dairesi’ne yapılmalıdır. Başka bir deyişle HMK’nun 98.maddesi hükmü gereğince, temyiz veya karar düzeltme sürelerinin geçirilmiş olması üzerine eski hale getirme istemlerinin incelenmesi, hükmü temyizen İncelenmekle görevli Yargıtay Daİresi’ne ait olduğundan, davalı ... vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 3.6.2014 tarih ve 2014/2082-10376 sayılı olup anılan davalı hakkındaki (1) nolu bendindeki “temyiz itirazlarının reddine'' ilişkin kısmın kaldırılmasına, keza anılan davalı vekilinin eski hale getirme istemi Yargıtayca incelenmeksizin verilmiş bulunan mahkemenin 22.05.2012 tarih ve 2011/36-121 sayılı ek kararının yerinde olmadığı anlaşılmakla, bu kararın da bozularak kaldırılmasına karar verilerek, anılan davalı vekilinin asıl karara yönelik temyiz istemiyle ilgili eski hale getirme isteminin incelenmesine geçilmesi gerekmiştir. 2- Somut olayda mahkeme kararı, davalı ... vekilinin dosyada mevcut adresine Tebligat Yasası hükümlerine göre usulünce tebliğ edilmiş ve davalı vekili Av. ... 08.05.2012 tarihinde göğüs ağrısı ile hastaneye müracaat ettiğini bu nedenle de temyiz süresinin kaçırıldığını belirtmiştir. Dosyada bulunan ve temyiz aşamasında ileri sürülen mazeretin HMK'nun 95. maddesindeki kesin sürenin elde olmayan sebeple kaçırılması (m.95,1) ve başvurulacak başka hukukî yol olmaması (m.95,2) kapsamında değerlendirilmesi mümkün görülmesi nedeniyle davalı ... vekilinin eski hale getirme isteminin kabulü ile mahkeme kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesine karar vermek gerekmiştir. 3- Davalı ... vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarına gelince; davalı ... davacı şirketin yönetim kurulu üyesi ve 2. derece A gurubu imza yetkilisi olduğu hususu uyuşmazlık konusu değildir. Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi hükmüne göre, şirket muamelelerinin icra safhasına taalluk eden kısmı, esas mukavele veya umumi heyet veya idare meclisi kararıyla idare meclisi azasından veya ortaklardan olmayan bir müdüre tevdi edildiği takdirde; müdür, kanun veya esas mukavele yahut iş görme şartlarını tesbit eden diğer hükümlerle yükletilen mükellefiyetleri, gereği gibi veya hiç yerine getirmemiş olması halinde idare meclisi azasının mesuliyetlerine ait hükümler gereğince şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklarına karşı mesul olacağı hükmünü haizdir. Davalı genel müdür olup, işbu davanın konusu vakıalara dayalı olarak genel kurul kararı uyarınca önceden hakkında sorumluluk davası açıldığı tarafların da kabulündedir. Temyize konu bu dava, anılan davalının genel müdür sıfatı nedeniyle doğrudan teftiş kurulu raporuna dayalı olarak açılmıştır. Ancak, genel müdür sıfatıyla temsil ve ilzama yetkili kişiler hakkında şirkete karşı verdiği zararın tahsili davası da somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi kapsamında olup, haksız fiil hükümlerine dayalı doğrudan dava açılması mümkün değildir. Yine yukarıda açıklandığı üzere, aynı vakıalarla ilgili olarak davacı şirketin yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan sorumluluk davasının derdest olduğu tartışmasızdır. Mahkemece, o davayla ilgili olarak davacı şirketin hesaplarından zarar verici işlemlerle ilgili yönetim kurulu ve denetçilerin bir açıklama yapmadığı kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak, şirketin zararına ilişkin olduğu ileri sürülen işlemlerin neler olduğu, ne zaman ve kimler tarafından gerçekleştirildiği, zararın boyutu gibi hususların doğru ve net şekilde ortaya çıkarılması, adaletin doğru tesis edilmesi ve taraf menfaatleri bakımından, yönetim kurulu ve denetçiler hakkındaki açılan davayla işbu davanın birlikte görülmesi veya işbu davanın o davanın sonucunu beklemesi gerektiği kabul edilmelidir. O halde, davalı hakkında doğrudan teftiş kurulu raporuna dayalı olarak dava açılamayacağı, 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi uyarınca dava açılması için alınmış bir genel kurul kararı olup olmadığı üzerinde durulması, kararın bulunmadığı sonucuna varılırsa bu usulü eksikliğin giderilmesi, dava açılması yönündeki usulü eksiklik tamamlandığında eldeki davanın, davacının yönetim kurulu ile denetçiler hakkında açılan davayla birleştirilmesi veya o davanın sonucunun beklenilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından davalı ... vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulüyle Dairemizin 03.06.2014 tarih ve 2014/2082-2014/10376 karar sayılı ilamının bu davalı yönünden bir bent daha eklenerek kararın .... yararına da bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 4- Davacı TMSF vekilinin karar düzeltme istemine gelince; davalı ... yönünden verilen işbu temyiz ilamının taraflara tebliği İle tarafların anılan davalı bakımından verilen işbu karara karşı yasal karar düzeltme süreleri geçtikten sonra topluca incelenme zorunluluğu nedeniyle bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, yukarda belirtilen tebliğ işlemleri ile sair işlemlerin yerine getirilmesi ve davacı TMSF vekilinin her halükarda diğer davalılarla ilgili karar düzeltme itirazlarının incelenmesi için iade edilmek üzere dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile mahkemenin ek kararına yönelik temyiz itirazlarının reddine dair Dairemizin 03.06.2014 tarihli ilamının 1. Bendinin davalı ... yönünden KALDIRILMASINA, buna bağlı olarak mahkemenin 22.05.2012 tarih ve 2011/36-121 sayılı ek kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı .... vekilinin ESKİ HALE GETİRME İSTEMİNİN KABULÜ İLE anılan davalı vekilinin mahkemenin asıl kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı... vekilinin asıl karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile Dairemizin 03.06.2014 tarih ve 2014/2082-2014/10376 karar sayılı bozma ilamına bir bent daha eklenerek yerel mahkeme kararının ilamda yazılı diğer davalılar yanında davalı .... yararına da BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı, TMSF vekilinin karar düzelteme isteminin bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA ve dava dosyasının mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyen davalı ....'ye iadesine, 05/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
19. Hukuk Dairesi, 2014/3993 E., 2014/8658 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Diğer taraftan HMK’nın talep ve inceleme merciini düzenleyen 98/2. maddesinde;
19. Hukuk Dairesi         2014/3993 E.  ,  2014/8658 K. "İçtihat Metni" Davacı ...Kırtasiye Telekomünikasyon Gıda Ürt. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. vek. Av....ile davalı .... vek. Av ... aralarındaki menfi tespit davası hakkında .... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 12.11.2013 gün ve 2012/186 E. - 2013/680 K. sayılı hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu. - K A R A R - Yerel Mahkeme hükmü davalı vekili Av...16.12.2013 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi HUMK'nun 432. md.'nde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 21.01.2014 tarihinde verilmiştir. Davalı vekili iş bu süresinden sonra verdiği temyiz dilekçesi ve diğer dilekçeler ile kendisinin temyiz süresi içerisinde rahatsızlandığını ve Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi bölümünden verilen heyet raporu ile 30.12.2013-21.01.2014 tarihleri arasında rapor aldığını bildirerek eski hale getirme talebi ile birlikte temyizinin süresinde olduğunun kabul edilmesini ve temyiz incelemesi yapılmasını istemiştir. Anılan davalı vekiline ait raporun incelenmesinden .... Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezince verilmiş 20.01.2014 günlü rapor olduğu ve “humerus üst ve alt uç kırığı” nedeniyle 30.12.2013 tarihinden 19.01.2014 tarihine kadar istirahatinin uygun olacağının bildirilmiş olduğu görülmüştür. Aynı raporda giriş ve çıkış tarihi olarak “20.01.2014 ayakta hasta” kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere HMK’nın eski hale getirmede süreyi düzenleyen 96. maddesine göre; “Eski hâle getirme, işlemin süresinde yapılamamasına sebep olan engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde talep edilmelidir.” Diğer taraftan HMK’nın talep ve inceleme merciini düzenleyen 98/2. maddesinde; “ Eski hâle getirme, istinaf yoluna başvuru hakkının düşmesi hâlinde, bölge adliye mahkemesinden; temyiz yoluna başvuru hakkının düşmesi hâlinde ise Yargıtay'dan talep edilir.” denilmektedir. Yukarıdaki yasa hükümleri karşısında davalı vekilinin 21.01.2014 tarihli eski hale getirme talebi süresinde ise de anılan rapor içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere davalı vekili rahatsızlığı sebebiyle ayakta tedavi görmüştür. Kendisinin süresinde bir temyiz dilekçesi vermesi için bir avukat tevkil etmesine veya müvekkilini haberdar ederek onun tarafından süresinde temyiz dilekçesi verilmesine veya bizzat kendisinin süresinde temyiz dilekçesi vermesine engel bir durum bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davalı vekilinin eski hale getirme talebinin reddi gerekmiştir. Öte yandan süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında Mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün ve ¾ sayılı İBK uyarınca Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden süresinden sonra yapılan temyiz isteminin de reddi gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin eski hale getirme talebinin reddine ve temyiz isteminin süre yönünden reddine 05.05.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, eski hale getirme talebi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Eski hale getirme sözlü olarak talep edilebilir.
B) Kaçırılan işlemin de eski hale getirme süresi içinde yapılması gerekir.
C) Talebi, işlemi yapacak olan mahkeme inceler.
D) İstinaf süresi kaçırılmışsa talep Bölge Adliye Mahkemesi'ne yapılır.
E) Eski hale getirme talebi, kural olarak hükmün icrasını durdurmaz.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol