6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 100

Türk Ticaret Kanunu 100. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 100- (1) Taraflardan birinin alacaklısının ona ait artan tutarı haczettirdiği gün hesap kapatılarak artan tutar saptanır. (2) Bu hâlde, borcundan dolayı haciz tebliğ edilen taraf, onbeş gün içinde haczi kaldırtmazsa, diğer taraf sözleşmeyi feshedebilir; etmezse haciz ettiren kimsenin durumu cari hesaba yeni kalemler geçirilmek suretiyle ağırlaştırılamaz. Meğerki, hesaba geçirilen kalemler haciz tarihinden önce doğmuş bulunan hukuki bir ilişkiden kaynaklansın. (3) Haciz ettiren alacaklı bakiyeden, kendi alacağını karşılayan kısmının ödenmesini ancak hesabın 94 üncü maddeye göre kapatılması gereken anda isteyebilir. E) Zamanaşımı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2015/11017 E., 2016/5453 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var......... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Oysa, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kuşkuya yer bırakmaksızın belirlenmesi mahkemece uygulanacak hükümlerin saptanması açısından bir zorunluluk olup, mülga TTK'nun 100'ncü maddesinde ticaret işleri tellallıgı, "Taraflardan hiçbirine ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem yahut acente gibi bir sıfatla daimi bir surette bağlı olmaksızın, ücret karşılığında, ticari işlere m
11. Hukuk Dairesi         2015/11017 E.  ,  2016/5453 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ......... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/06/2015 NUMARASI : 2005/537-2015/343 Taraflar arasında görülen davada .........Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/06/2015 tarih ve 2005/537-2015/343 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/05/2016 günü hazır bulunan davacı vekili Av. D.... E....... ile davalı vekili Av. G.... A..........G...... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ......... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin, 04.07.2003 tarihinde imzaladığı taahhütname ile müvekkili şirketin rızası olmaksızın K....... ve L....... ürünlerinin satışının, pazarlamasının, ihracatının yapılması ve diğer tüm ticarî ilişkilerin yürütülmesi hakkına sahip olduğunu kabul ettiğini, davalının, K....... ve L........ ürünlerini yurtdışında merkezleri olan “S..... E........” ve “G.....” şirketlerine direkt olarak veya yurtiçi ve yurtdışında başka bir aracı firma veya şahıs tarafından pazarlanmayacağı veya satılmayacağı, ihraç edilmeyeceği veya herhangi bir ticarî ilişkiye girilmeyeceği konusunu taahhüt ettiğini, bu taahhüdün ihlâl edilmesi hâlinde, davalı şirket tarafından yapılan ticaretin %50’sinin cezaî şart olarak müvekkili şirkete ödeneceğinin taraflarca kararlaştırıldığını, davalı şirketin, İ.... G.... şirketine ihraç ederek satış yaptığını ve bu satışın 2004 yılının 4., 5., 6. ve 7. aylarında 185.000 USD'nin olduğunun kesinlik kazandığını; davalı şirketin, ihtara verdiği yanıtta, söz konusu taahhütname altındaki imzanın şirketi bağlayan yetkili bir imza olmadığını belirterek istemi reddettiğini, oysa tüm yazışmalarda şirketin yetkili temsilcisi olarak F...... M.........'in imzasının olduğunu; bu kişinin imza yetkisi olmasa bile muavin şahıs sıfatı bulunduğunu ileri sürerek, şimdilik 5.100,00 TL’nin ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 20.09.2004 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiş, 29.09.2011 tarihli dilekçesiyle 464.070,65 TL'yi dava değerine ekleyerek davasını ıslah etmiştir. Davalı vekili, taahhütnamenin, müvekkili açısından bağlayıcı olmadığını, kaşe üzerindeki imzanın temsil ve ilzama yetkili bir imza olmadığı gibi, bu sözleşmenin hukukî geçerliliği sağlayacak bir biçimde bir işlem yapılmadığını, müvekkili şirket tarafından da uygulamaya konmadığını; davalı K......’in, 04.07.2003 tarihli taahhütnamede sözü edilen “S........ E......” ve İtalya’da mukim “G.......” isimli şirketlerle hiçbir ticarî ilişkisi olmadığını, bu şirketlere mal satmadığını savunarak, davanın usul ve esas yönünden reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, süresinde yapılmayan yetki itirazının reddi gerektiği, davalı vekilinin, 06.03.2005 tarihli delil dilekçesinde, 13.02.2007 tarihli dilekçesinde açıkça tarafların söz konusu taahhütnameye uygun hareket ettikleri, davalının doğrudan satışlarında davacıya komisyon ödediğinin ifade edilmesi karşısında artık sözleşmenin yetkisiz kişi tarafından imzalandığı ve kendilerini bağlamayacağına dair savunmasının dayanaksız kaldığı, taahhütnamenin tarafları bağlayacağı, taahhütnamede geçen “bir yıl”ın taahhüdün geçerlilik süresi olmadığı, ifadenin, davacı şirketin bir yıl içinde ihracata başlamasını ve her ihraçtan sonra bir buçuk yıl içinde yeni ihraç talebinde bulunmasını amaçladığı, taahhütnamede “K.....'in yaptığı toplam ticaret tutarının % 50'si ..”denildiği için Kumtel'in toplam ticaret rakamı üzerinden tazminat hesaplanması ile 938.341,35x%50= 469.170,68 TL talep edebileceği, davalının 27.09.2004 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı vekilinin, davaya dayanak yapılan 04.07.2003 tarihli taahhütnamenin geçerliliğine, davanın açılmamış sayılması gerektiğine ve tanık dinletme isteminin reddine ilişen temyiz itirazları yerinde bulunmadığından anılan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, 04.07.2003 tarihli taahhütnamenin kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyetinin ne olduğu, bu saptamaya ilişkin olarak da ıslah dilekçesine karşı davalı tarafça ileri sürülen zamanaşımı def’inin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, taraflar arasındaki hukuki ilişkin mahiyeti belirlenmeksizin davalı vekilinin zamanaşımı def’i dayanakları da gösterilmeksizin ilişkinin komisyon sözleşmesi olmadığı, taahhütname kapsamında ve alacak hakkı doğurduğu gerekçesiyle soyut ve denetleme olanağı bulunmayan bir şekilde zamanaşımı def’i yerinde bulunmamıştır. Oysa, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kuşkuya yer bırakmaksızın belirlenmesi mahkemece uygulanacak hükümlerin saptanması açısından bir zorunluluk olup, mülga TTK'nun 100'ncü maddesinde ticaret işleri tellallıgı, "Taraflardan hiçbirine ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem yahut acente gibi bir sıfatla daimi bir surette bağlı olmaksızın, ücret karşılığında, ticari işlere mütaallik mukavelelerin akdi hususunda taraflar arasında aracılık yapmayı meslek edinen kimse" olarak tanımlanmıştır. Yine aynı TTK'nun 116. maddesinde (6102 sayılı TTK. m.102) acentelik "Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tabi bir sıfat olmaksızın bir mukaveleye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimi bir surette ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimse" olarak tarif edilmiştir.6098 sayılı TBK.nun 448 nci maddesinde pazarlamacılık sözleşmesi “Pazarlamacılık sözleşmesi, pazarlamacının sürekli olarak, bir ticari işletme sahibi işveren hesabına ve işletmesinin dışında, her türlü işlemin yapılmasına aracılık etmeyi veya yazılı anlaşma varsa, bu anlaşmada belirtilen işlemleri yapmayı, işletme sahibi işverenin de buna karşılık ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Yine simsarlık sözleşmesi TBK.nun 520 (BK.m.404) nci maddesinde komisyon sözleşmesi ise TBK.nun 532 nci (BK.nun m.416 vd) maddesinde düzenlenmiştir.Gerek simsarlık sözleşmesinde gerekse komisyon sözleşmesinde özel hüküm bulunmadığı takdirde vekalete ilişkin hükümlerin uygulama alanı bulacağı TBK.nun 520 ve 532/2 .nci madde hükümleri gereğidir. Öte yandan, tek satıcılık sözleşmesi ise, üreticinin ürünlerinin tamamını ve bir kısmını belirli bir bölgede inhisari olarak satılması amacıyla bunları tek satıcıya göndermeyi, tek satıcının da sözkonusu malları kendi adına ve hesabına satmayı üstlendiği sürekli bir sözleşme olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda, mahkemece, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda taraflar arasındaki ilişkinin hukuki mahiyetinin kuşkuya yer bırakmaksızın ve denetime elverişli bir şekilde belirlenmek, bu bağlamada davalı vekilinin ıslah dilekçesine karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def’i değerlendirilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. 3-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin taahhütnamenin geçerliliğine, davanın açılmamış sayılması gerektiğine ve tanık dinletme isteminin reddine ilişen temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.350 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (1)

11. Hukuk Dairesi, 2014/19225 E., 2015/13124 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var......ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
maddesine göre gemi üzerindeki kanuni rehin verdiğinden geminin yeni maliki olan diğer davalıya karşı da kullanılabileceğini, müvekkilinin 12.600 USD ücret alacağı, 368 USD 01.09.2003 tarihinden itibaren işlemiş faiz alacağı ve 5.000 USD TTK'nın 1008. maddesinde belirtilen tazminat alacağı olmak üzere toplam 17.968 USD alacağının bulunduğunu ileri sürerek, 20.12.2004 havale tarihli dilekçesiyle 12
11. Hukuk Dairesi         2014/19225 E.  ,  2015/13124 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ......ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/09/2014 NUMARASI : 2014/718-2014/288 Taraflar arasında görülen davada .......Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 25.09.2014 tarih ve 2014/718-2014/288 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı A.. S.. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.12.2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. İ.. Y.. E.., davalı A.. S.. vekilleri Av. M.. H.. A.. ile Av. C.. D.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin maliki bulunduğu M/Y Lady Alexandra isimli yatta kaptan olarak çalıştığını, bu dönemde hak ettiği ücretlerin kendisine ödenmediğini, TTK'nın 1235/2. maddesi uyarınca gemi alacaklısı hakkının doğduğunu, bu hakkın TTK'nın 1236. maddesine göre gemi üzerindeki kanuni rehin verdiğinden geminin yeni maliki olan diğer davalıya karşı da kullanılabileceğini, müvekkilinin 12.600 USD ücret alacağı, 368 USD 01.09.2003 tarihinden itibaren işlemiş faiz alacağı ve 5.000 USD TTK'nın 1008. maddesinde belirtilen tazminat alacağı olmak üzere toplam 17.968 USD alacağının bulunduğunu ileri sürerek, 20.12.2004 havale tarihli dilekçesiyle 12.600 USD maaş alacağı için yapılan takibe itirazın iptalini, diğer kalemler için oluşan alacağın tahsilini ve kanuni rehin hakkı tesisini talep ve dava etmiş, 16.02.2010 havale tarihli dilekçesiyle de davalı şirket hakkında açılan davayı müracaata bıraktıklarını bildirmiştir. Davalı A.. S.. vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davalı şirket hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalı aleyhine açılan davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce, davacının Haziran 2000-Ağustos 2002 dönemi için 12.600 USD ücret alacağının bulunduğunu ve 6762 sayılı TTK'nın 1008. maddesi uyarınca 5.000 USD tazminata hak kazandığını ispatladığı, davacının iddiası dosyaya sunulan delillerle sabit olduğuna göre, ödemeyi ispat yükümlülüğünün davalı A.. S..'a ait bulunduğu, anılan davalının bu konuda dosyaya herhangi bir delil sunamadığı, mahkemece, somut uyuşmazlığın açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyan mahkemece de davalı şirket aleyhine açılan davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalıya karşı açılan itirazın iptali davasının kabulüne, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatı ile 5.000 USD'nin faizi ile birlikte anılan davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı A.. S.. vekili temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı A.. S.. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Ancak, davacı tarafça icra inkar tazminatı talep edilmemiş olmasına rağmen mahkemece, HMK'nın 26. maddesine aykırı olacak biçimde istek aşılarak davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmiş olması doğru olmamış, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı A.. S.. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının icra inkar tazminatına ilişkin 1-B-a bendinin üçüncü cümlesinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, kararın bu şekilde mümeyyiz davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı A.. S..'a verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.