6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 103

Türk Ticaret Kanunu 103. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 103- (1) Özel kanunlardaki hükümler saklı olmak üzere, bu Kısım hükümleri şunlar hakkında da uygulanır: a) Sözleşmeleri yerli veya yabancı bir tacir hesabına ve kendi adına yapmaya sürekli olarak yetkili bulunanlar. b) Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı tacirler ad ve hesabına ülke içinde işlemlerde bulunanlar. III - İnhisar

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2023/3922 E., 2024/5983 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
2.6102 sayılı Kanun'un 28, 34, 38, 595 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 22 ve 103 üncü maddeleri.
11. Hukuk Dairesi         2023/3922 E.  ,  2024/5983 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1415 Esas, 2023/406 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/349 E., 2022/435 K. Taraflar arasındaki ortaklık sıfatının ve müdürlüğün sona erdiğinin tespiti ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların ... Hırdavat ve Yapı Malz. İnş. Taah. Teks. İç ve Dış Tic. Paz. San. Ltd. Şti. nezdindeki paylarının tamamını davalı ...'a devrederek 19.01.2017 ortaklıktan çekildiklerini, mezkur devrin 19.01.2017 tarih ve 2017/1 numaralı Ortaklar Kurulu Kararı ile hisse devri sonucu şirketin mevcut 2.000 payının tamamının ...'a devredildiğini, şirketi temsil ve ilzama yetkili müdürü olarak ...'ın atandığını, şirket merkezinin Alsancak Mah. 2201. Sk. No:40/A Etimesgut/ANKARA olduğunu ve tüm bu hususların tescil ve ilan edilmesine oy birliği ile karar verildiğini, ancak bahsi geçen devrin ve müdürlük sıfatının şirket paylarının tümünü devralan ve yeni şirket yetkilisi olan ... tarafından Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescil ve ilan ettirilmemesiyle müvekkillerinin pay sahipliği ve müvekkili ...'un şirket yetkilisi olma sıfatının ticaret sicili, vergi dairesi ve sair kurumlarda aktif olarak görünmekte olduğunu, müvekkillerin pay devrinin tescil edilmediğini vergi dairesi tarafından re'sen yapılan vergi incelemesi neticesinde öğrendiklerini, devirden sonra tescil işlemini gerçekleştirmeyen davalı ...'ın devir tarihinden sonra yaptığı usulsüz ve hukuka aykırı işlemler nedeniyle tanzim edilen vergi inceleme raporu ile müvekkili aleyhine Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/11 E. sayılı dosyasında 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a (6183 sayılı Kanun) muhalefet isnadıyla ceza dosyası derdest edildiğini ve müvekkillerinin vergi dairesince tanzim edilen birçok aleyhe işleme maruz kalmış olduklarını, dava konusu olayda müvekkilleri tarafından, limited şirketteki payları yasaya uygun olarak davalıya devredilip, ortaklar kurulu kararı ile onaylandıktan sonra ortaklık sıfatı ve müvekkili ... yönünden şirket müdürlüğü sıfatının ortadan kalktığını iddia ederek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları mahfuz olmak kaydıyla müvekkillerinin daha evvel davalı ...'a devrettiği paylara ilişkin pay devrinin ve ...'ın şirket müdürü sıfatının devir tarihi olan 19.01.2017 tarihinden itibaren hüküm ifade etmek üzere tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sicil müdürlüğünde kayıtlı bulunan ... Hırdavat ve Yapı Malzemeleri İnşaat Taahhüt Tekstil İç ve Dış Ticaret Pazarlama Sanayi Limited Şirketi'nde ortak olan ..., ... ve ...'un ...'a hissesini devrettiğine ilişkin davacılar tarafından 17.06.2020 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, başvuruyla birlikte ..., ... ve ...'un 19.01.2017 tarihinde Ankara 57. Noterliği'nin 19.01.2017 tarihli 2685 yevmiye no.lu hisse devir sözleşmesiyle sahibi olduğu şirket hisselerinin tamamını ...'a devrettiğini ve Genel kurulun 19.01.2017 tarihinde aldığı kararla bu devrin onayladığını bildirdiğini, Ticaret Sicil Yönetmeliği madde 22 ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 598 inci maddesi gereğince gerçekleşen hisse devrinin ve müdürlük azlinin tescilini isteme yetkisi şirketin mevcut müdürü olan ... ve ...'da olduğunu, ... ve ...'un mevzuat hükümlerine uygun düzenlenmiş evraklarla birlikte Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurup tescilini gerçekleştirmesi gerekmekte olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini ve davacı şirket müdürü olarak gereken özeni göstermediğini, hisse devri tescilinin gerçekleştirilmemesindeki hukuki sorumluluğun tamamen ona ait olduğunu, davacının davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların davalı şirketin ortakları olduğu, Ankara 57. Noterliğinin 19.01.2017 tarih ve 02685 yevmiye numaralı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile paylarını davalı ...'a devir ettikleri, davacıların hisse devirlerinin 6102 sayılı Kanun'un 595 inci hükümlerine uygun olduğu, devir tarihi itibariyle ortaklıkları ve müdürlük sıfatlarının sona erdiği, 6102 sayılı Kanun'un 598 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 30 gün içerisinde başvurunun yapılmaması halinde ayrılan ortağın bu başvuruyu yapabileceği gerekçesiyle davalı ... sicilinin başvurunun reddi kararının hukuka uygun olmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22 nci maddesi gereğince hisse devrinin ve müdürlük azlinin tescilini isteme yetkisinin şirketin mevcut müdürü olan ... ve ...'da olduğundan mevzuat hükümlerine uygun hazırlanan evraklarla müdürlüğe başvurduklarında tescil zaten gerçekleştirileceğinden eldeki davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığını, davacıların mevzuat hükümlerine uygunluk arz eden hisse devri evraklarının sunmamaları nedeniyle tescilin gerçekleştirilmediğini, zira davacıların 17.06.2020 tarihli başvuru dilekçesi ekinde pay devri sözleşmesinin ve genel kurul kararının aslının ve hisse devrinin işlendiği pay defteri sayfasının noter onaylı suretinin ibraz edilmediğini, ...'ın imzasının sicil dosyasında kayıtlı olmadığının, gerekli harç için harcın ödenmediğini, davalı idare yasal hasım olması nedeniyle aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilince davalı ... Sicil Müdürlüğüne 17.06.2020 tarihli dilekçe ile adlarının sicilden silinmesi ve davacı ...'un şirket yetkilisi sıfatının sicilden terkin edilerek başvuruya konu devir işleminin sicile tescil edilmesinin talep edildiği, davalı tarafından 26.05.2021 tarihli yazı ile bahse konu hisse devir işleminin re'sen tescil ve ilan edilmesi söz konusu olmadığından dolayı şirket adresine ve şirket hisselerine devralan ...'a yazılan davet yazılarının bila tebliği olduğu ve bahse konu hisse devri için herhangi bir başvurunun bulunmadığının bildirildiği, böylelikle tescil işleminin tamamlanmadığı, dava ise 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinde belirlenen 8 günlük hak düşürücü süre içerisinde 02.06.2021 tarihinde açıldığı,Ticaret sicil memurluğu kararlarına karşı ancak ilgililer itiraz edebileceği, Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 22 nci maddesinde ve 6102 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi gereğince şirket ortağının ise ilgili sıfatı bulunmadığı, buna göre davacıların müdürlüğün sona erdiğinin tesciline ilişkin talep yönünden işbu davada aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığından mahkemece davacıların müdürlüğün sona erdiğini teciline ilişkin talep yönünden ilgili sıfatına sahip olmadıklarından işbu davayı açamayacaklarından aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gözetilerek davanın bu talep yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği, ancak davacıların pay devrinin tescil ve ilanına ilişkin talep yönünden yapılan değerlendirmede ise; Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında esas sermaye paylarının geçişinin tescili için şirket müdürlerinin süresi içinde ilgili müdürlüğe başvuruda bulunmaması halinde ayrılan ortağın, esas sermaye payının devrine ilişkin noter onaylı devir sözleşmesini ibraz etmek kaydıyla, bu paylarla ilgili olarak adının sicilden silinmesini isteyebileceğinin düzenlendiği, her ne kadar davacılar vekili tarafından 17.06.2020 tarihli dilekçe ile davalıya pay devrinin tescili hususunda başvuruda bulunulduğu ve dilekçe ekinde limited şirket pay devri sözleşmesi ve ortaklar kurulu kararının yer aldığı yazılmış ise de söz konusu belgelerin asıllarının veya noter onaylı devir sözleşmelerinin davalı sicile ibraz edildiğine ilişkin dosyada delil bulunmadığından bu talep yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalının istinaf itirazlarının kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, pay devrinin tescil ve ilanına ilişkin talebin esastan reddine, müdürlük yetkisinin bulunmadığına tescil ve ilanına ilişkin talebin usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyeti raporunda 19.01.2017'de pay sahibi olan üç davacının, paylarının tamamını davalı ...'a devretmek üzere devir sözleşmesi akdettikleri, böylelikle şirketin paylarının %100'ünün tek ortak davalı olacak şekilde ...'a devredilmesi sözleşme akdedildiği hususunda bir ihtilaf bulunmadığının tespit edildiğini, ilk derece mahkemesinin 16.02.2022 tarihli duruşmasında davalı ...'ın da şirketi devraldığını beyan ettiğini, gerek taraflar arasında gerek ise istinaf incelemesinde şirketin devrinin gerçekleştiğine ilişkin olarak herhangi bir muaraza bulunmadığını, hukuka uygun devir prosedürü mukabilinde müdürlük ve ortaklık sıfatından yoksun olduklarından ilgili sıfatının aranmasının bu dosya bakımından uygun olmadığını, kaldı ki hukuki anlamda zarara uğradıklarından ilgili olmadığından bahisle aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığına yönelik karar vermenin açıkça hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.03.2008 tarih, 2007/1265 E. ve 2008/2831 K. sayılı ilamı kapsamında pay devri yapılsa dahi müdürlük sıfatının devrine dair bir karar alınmadan müvekkillerin müdürlük sıfatlarının sona ermeyeceği ve kanunda belirtilen muhtelif sorumluluklara ilişkin yükümlülüklerinin devam edeceğinin de izahtan vareste olduğunu, pay devrinin yanında, şirket ortaklar kurulu kararında belirtilen müvekkillerin müdürlük sıfatının sona ererek şirket müdürünün ...'a ait olduğuna dair karar tescil edilmeden müvekkilin bu mesuliyetlerinin ortadan kalkmayacağını, halen ticaret sicil kayıtlarında müdürlük sıfatı devam eden ve birçok cezai ve idari müeyyide ile karşılaşan müvekkillerin müdürlük sıfatını ...'a devrettiklerinin tescilini istemekte hukuki yararlarının ve aktif dava ehliyetlerinin bulunduğunu, müdürlük sıfatı sona ... müvekkillerin müdürlük sıfatının sona erdiğine ve şirket müdürünün ortaklar kurulu kararında belirtildiği üzere ... olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; limited şirket hisse devrinin ve müdürlük sıfatının sona erdiğinin tespitiyle ticaret siciline tescil ve ilanına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 28, 34, 38, 595 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 22 ve 103 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

17. Hukuk Dairesi, 2014/10333 E., 2016/2623 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
(6102 sayıl TTK'nın 103) maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı ticari işletme adına geçici de olsa yurt içinde işlem yapanlar hakkında acentelik hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
17. Hukuk Dairesi         2014/10333 E.  ,  2016/2623 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı alacaklı idare vekili, 2003-2004-2005 yıllarına ait vergi borcu bulunan davalı ... hakkında 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılan takipte borçlunun alacağın tahsiline engel olmak amacıyla tescilli "..." markasını 17.02.2005 tarihli marka devir sözleşmesi ile dava dışı bir firmaya, onun da davalı ... devir ettiğini, davalı şirket ortaklarının yakın akraba olduklarını ileri sürerek davalılar arasında yapılan marka devir ve lisans sözleşmelerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili ile davalı borçlu şirket arasında marka devir ve lisans sözleşmesinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı borçlu şirket davaya cevap vermemiştir. Mahkemece davanın dava konusu markayı borçludan devir alan dava dışı yabancı uyruklu şirkete yönetilmesi gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, Dairemizin 05.05.2008 gün ve 2008/1308-2352 sayılı ilamıyle borçlu ile 17.02.2005 tarihli marka devir sözleşmesi imzalanan dava dışı ... arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu bu nedenle davada yer almayan bu şirketin davaya dahil edilmesi, taraf teşkili sağlandıktan sonra delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; Davacı İdarenin davaya dahil edilen ... yönünden davayı takipsiz bıraktığı, bu davalı yönünden dosyanın işlemden kaldırıldığı ve yenilenmediği gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın açılmamış sayılmasına diğer davalılar yönünden ise aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmasına rağmen bu yasal koşul yerine getirilmediğinden bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı idare vekilince temyiz edilmiştir. Dava, 6183 sayılı Kanundan kaynaklanan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür iptal davalarında HMK'nun 5.ve devamı maddelerinde düzenlenen yetki kuralları geçerlidir. Davalı borçlu ile lehine tasarruf yapılan 3.kişi konumundaki yabancı uyruklu şirket (...) arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Mahkemece aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunan ve davaya dahil edilemeyen davalı 3.kişi şirket yönünden takipsiz bırakılan davanın açılmamış sayılmasına, 4.kişi konumunda bulunan diğer davalı yönünden de davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Gerçekten de yabancı uyruklu davalı 3.kişi şirketin davaya dahil edilmesi için ... aracılığıyle tebligat yapılmaya çalışılmış ise de şirketin belirtilen adreste bulunamadığı, şirket kayıtlarında böyle bir şirkete rastlanılamadığının bildirilmesi üzerine davacı tarafından 3.kişi şirketin Türkiye'deki yetkilisine tebligat yapılması talebini içeren 10.02.2010 tarihli dilekçe mahkemenin 11.02.2010 günlü ara kararı ile tebligatın tüzel kişiye (davalı 3.kişi şirkete) gönderilmesi gerektiğinden bahisle reddedilmiştir. Dosya içinde bulunan 26.02.2005 tarihli belgeden davalı 3.kişi şirketin (...), ..., ..., ..., ... adresinde oturan .. tek müdür alarak atadığı anlaşılmaktadır. 6762 sayılı TTK'nın 117/3. (6102 sayıl TTK'nın 103) maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan yabancı ticari işletme adına geçici de olsa yurt içinde işlem yapanlar hakkında acentelik hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bunun sonucu olarak da yurtdışındaki yabancı işletmeye izafeten yurtiçinde işlem yapana karşı dava açılma olanağı vardır. Kaldı ki bu kişinin davalı şirket tarafından tek müdür, yetkili temsilci olarak atandığı da ortadadır. Bu durumda, mahkemece şirket yetkilisi olduğu anlaşılan ... tebligat yapılarak, gerekirse Tebligat Kanunundaki ilanen tebligat hükümleri de işletilmek suretiyle taraf teşkilinin sağlanarak işin esasına girilmesi tarafların delilleri de toplandıktan sonra varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bozma gereği yerine getirilmeden hüküm konulması isabetli değildir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 03/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2009/2810 E., 2011/1149 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varDenizcilik İhtisas Mahkemesi
tam metni aç
maddesine dayanarak sözleşmeden cayma, yolculuk başlamadığı ve gemi yükleme limanında bulunmayıp yükü almak için başka bir yerden buraya geldiği içinde navlunun 2/3’ünü pişmanlık navlunu olarak isteme hakkına sahip bulunduğu, ayrıca hem TTK’nun 1036/4. maddesi ve hem de sözleşmeye konulan buzlanma klozu uyarınca buzlanma gibi tesadüfü olaylar neticesinde yükün gemiye alınmadığı günler bekleme süre
11. Hukuk Dairesi         2009/2810 E.  ,  2011/1149 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 21.10.2008 tarih ve 2007/47 - 2008/322 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.02.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı Koza Gemi Kiralama ve Nak.A.Ş. avukatı .... ve ihbar olunan İstanbul Madencilik Tic.A.Ş. avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin MELTEM G gemisinin donatanı olduğunu, taraflar arasında gemi kapasitesi kadar dökme kömür yükü taşınması için navlun sözleşmesi yapıldığı, sözleşmede sürastarya süresinin 1 gün 20 saat 42 dakika olarak belirlendiğini, demuraj ücretinin ve buz nedeniyle beklenecek günlerin zamandan sayılacağının ve bu günler için davalının taşıyana sürastarya ücreti ödemeyi kabul ettiği halde buzlanma nedeniyle fors majör ilan ettiği, bilahare davacı tarafından gönderilen ihtarlara cevap vermeyerek akdi zımnen feshettiğini ileri sürerek 12.287,50 USD sürastarya ücreti ile 50.287,50 USD pişmanlık navlunu alacağının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, navlun sözleşmesinin müvekkili tarafından değil davacı tarafından feshedildiğini, geminin 25 Aralık 2002 tarihinde Kertch’e ulaşmış olmasına rağmen Kertch kanalındaki ve Azak denizindeki buzlanma nedeniyle geminin ana makinasının yeterli olmaması nedeniyle Kertch’de beklemek zorunda kalıp, yükleme limanı olan Mariupol’e varamadığını, davacının yükleme limanına varamamış olmasına karşın hazırlık ihbarı verdiğini, 26 Aralıkta Liman Başkanlığı tarafından buzla mücadele ilan edildiğini, hüküm süren koşulların mücbir sebep teşkil ettiğini, müvekkilinin kusursuz olup tazminat talebinin her ihtimalde fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve ayrık görüş içeren azınlık bilirkişi raporuna göre, sürastarya süresinin hazırlık ihbarı üzerine başlayabilmesi için ihbarın geçerli bir ihbar olması gerektiği, taraflar arasındaki navlun sözleşmesinde hazırlık ihbarının Kertch pilotaj alanında verilebilmesinin liman makamlarınca buz kampanyasının ilan edilmiş olması şartına bağlandığı, buz kampanyasının ise hazırlık ihbarının verilmesinden sonra ilan edildiği, bu nedenle hazırlık ihbarı verilmesinin sürastarya süresini başlatmayacağı, sözleşme şartı uyarınca Kertch pilotaj sahasında hazırlık ihbarının verilebileceği kabul edilse dahi Kertch yanaşma pilottan, Marıupol limandan ayrılma noktasına kadar zaman sayımının yapılamayacağı, sürastarya süresinin dolmadığı, kançello şartına uymamanın taşıtana fesih hakkı verdiği, davalının da keyfi fesih hakkı kullanımının söz konusu olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava davacının donatanı olduğu “MELTEM G” isimli geminin gemi kapasitesi kadar dökme kömür yükünün Mariupol’dan Polisan/Diliskelesi limanına taşınması hususunda 17.12.2002 tarihinde akdedilen navlun sözleşmesinden doğan sürastarya ücreti ile pişmanlık navlunu alacağına ilişkindir. Mahkemece Prof.Dr ...., Doç.Dr..., Araş.Gör.....’dan alınan ilk bilirkişi raporunda davacı taşıyanın TTK’nun 1043. maddesine dayanarak sözleşmeden cayma, yolculuk başlamadığı ve gemi yükleme limanında bulunmayıp yükü almak için başka bir yerden buraya geldiği içinde navlunun 2/3’ünü pişmanlık navlunu olarak isteme hakkına sahip bulunduğu, ayrıca hem TTK’nun 1036/4. maddesi ve hem de sözleşmeye konulan buzlanma klozu uyarınca buzlanma gibi tesadüfü olaylar neticesinde yükün gemiye alınmadığı günler bekleme süresinden sayıldığı için davacının 12.287.50 USD sürastarya alacağı olduğu belirtilmiş, mahkemece alınan 10.04.2008 tarihli bilirkişi raporunda Doç.Dr.Sezer Ilgın ve Kpt.Yrd.Doç.Dr.....’tan oluşan çoğunluk görüşünde taraflar arasındaki navlun sözleşmesinde yer alan “Buz Klozu”da değerlendirilmek suretiyle davacının TTK’nun 1042.maddesi gereğince kararlaştırılan navlunun 2/3’ünü pişmanlık navlunu olarak talep edebileceği, hesap edilen sürastarya bedelinin 11.075 USD olmasına karşın olayda gerek sözlşmenin icra edilmemiş olması, gerekse alınacak pişmanlık navlununun verilmesi amacının sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermek değil, bozulan dengenin düzeltilmesini amaçladığından olayda sadece pişmanlık navlununun kabulünün hakkaniyete uygun olacağı belirtilmiş, ayrık görüş sunan Prof.Dr.İnci Kaner tarafından ise hazırlık ihbarının geçerli olmadığı ve sürastarya süresinin başlamadığı, kaldı ki ihbar geçerli sayılsaydı bile sürastarya süresinin Marıupol pilot ayrılma noktasından itibaren işleyemeye başlayacağı, geminin bu limana hiç gitmediği, taraflar arasındaki sözleşmenin keyfi olarak taşıtan tarafından kullanıldığının söylenemeyeceği böylece davacının sürastarya ve pişmanlık navlunu talep hakkının bulunmadığı gerekçelerine yer verilmiş, söz konusu bilirkişilerce ek raporda da bir uyuşma söz konusu olmamış ve bilirkişiler görüşlerini tekrarlamışlardır. Tüm bu aşamalardan sonra mahkemece ikinci bilirkişi raporunun ayrık görüşü doğrultusunda yazılı şekilde karar verilmiştir. HUMK’nun 286.maddesi uyarınca bilirkişinin düşüncesi ve oyu hakimi takyit etmez. Bilirkişi raporunun hükme yeterli olmadığını gören hakim HUMK’nun 284.maddesine uygun yeniden bilirkişi seçerek inceleme yaptırmaya yetkilidir. Ancak hakim kendisini bilirkişi yerine koyarak çözülmesi özel bilgiyi gerektiren bir konu hakkında düşünce koymak suretiyle bilirkişinin yaptığı işi bizzat yapmış olması usul hükümlerine aykırı olduğu gibi, bilirkişilerin beyanları arasında uyuşmazlık çıkması halinde hakim, çoğunluğun görüşüne katılabilirse de, azınlıkta kalan bilirkişinin görüşünü esas alarak karar veremez.Mahkemece bu yön gözetilmeden azınlıkta kalan bilirkişi görüşüne itibar edilerek ve bu arada davada davalı asilin bizzat vekil ile temsil edilmesine rağmen davalı Koza Gemi Kiralama ve Nak.A.Ş’nin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gibi bir belirlemenin yapılmış olması da hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.