6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 104

Türk Ticaret Kanunu 104. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 104- (1) Yazılı olarak aksi kararlaştırılmadıkça, müvekkil, aynı zamanda ve aynı yer veya bölge içinde aynı ticaret dalı ile ilgili olarak birden fazla acente atayamayacağı gibi, acente de aynı yer veya bölgede, birbirleriyle rekabette bulunan birden çok ticari işletme hesabına acentelik yapamaz. B) Acentenin yetkileri I - Genel olarak

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2009/2810 E., 2011/1149 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varDenizcilik İhtisas Mahkemesi
Mahkemece Prof.Dr ...., Doç.Dr..., Araş.Gör.....’dan alınan ilk bilirkişi raporunda davacı taşıyanın TTK’nun 1043. maddesine dayanarak sözleşmeden cayma, yolculuk başlamadığı ve gemi yükleme limanında bulunmayıp yükü almak için başka bir yerden buraya geldiği içinde navlunun 2/3’ünü pişmanlık navlunu olarak isteme hakkına sahip bulunduğu, ayrıca hem TTK’nun 1036
11. Hukuk Dairesi         2009/2810 E.  ,  2011/1149 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 21.10.2008 tarih ve 2007/47 - 2008/322 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.02.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı Koza Gemi Kiralama ve Nak.A.Ş. avukatı .... ve ihbar olunan İstanbul Madencilik Tic.A.Ş. avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin MELTEM G gemisinin donatanı olduğunu, taraflar arasında gemi kapasitesi kadar dökme kömür yükü taşınması için navlun sözleşmesi yapıldığı, sözleşmede sürastarya süresinin 1 gün 20 saat 42 dakika olarak belirlendiğini, demuraj ücretinin ve buz nedeniyle beklenecek günlerin zamandan sayılacağının ve bu günler için davalının taşıyana sürastarya ücreti ödemeyi kabul ettiği halde buzlanma nedeniyle fors majör ilan ettiği, bilahare davacı tarafından gönderilen ihtarlara cevap vermeyerek akdi zımnen feshettiğini ileri sürerek 12.287,50 USD sürastarya ücreti ile 50.287,50 USD pişmanlık navlunu alacağının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, navlun sözleşmesinin müvekkili tarafından değil davacı tarafından feshedildiğini, geminin 25 Aralık 2002 tarihinde Kertch’e ulaşmış olmasına rağmen Kertch kanalındaki ve Azak denizindeki buzlanma nedeniyle geminin ana makinasının yeterli olmaması nedeniyle Kertch’de beklemek zorunda kalıp, yükleme limanı olan Mariupol’e varamadığını, davacının yükleme limanına varamamış olmasına karşın hazırlık ihbarı verdiğini, 26 Aralıkta Liman Başkanlığı tarafından buzla mücadele ilan edildiğini, hüküm süren koşulların mücbir sebep teşkil ettiğini, müvekkilinin kusursuz olup tazminat talebinin her ihtimalde fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve ayrık görüş içeren azınlık bilirkişi raporuna göre, sürastarya süresinin hazırlık ihbarı üzerine başlayabilmesi için ihbarın geçerli bir ihbar olması gerektiği, taraflar arasındaki navlun sözleşmesinde hazırlık ihbarının Kertch pilotaj alanında verilebilmesinin liman makamlarınca buz kampanyasının ilan edilmiş olması şartına bağlandığı, buz kampanyasının ise hazırlık ihbarının verilmesinden sonra ilan edildiği, bu nedenle hazırlık ihbarı verilmesinin sürastarya süresini başlatmayacağı, sözleşme şartı uyarınca Kertch pilotaj sahasında hazırlık ihbarının verilebileceği kabul edilse dahi Kertch yanaşma pilottan, Marıupol limandan ayrılma noktasına kadar zaman sayımının yapılamayacağı, sürastarya süresinin dolmadığı, kançello şartına uymamanın taşıtana fesih hakkı verdiği, davalının da keyfi fesih hakkı kullanımının söz konusu olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava davacının donatanı olduğu “MELTEM G” isimli geminin gemi kapasitesi kadar dökme kömür yükünün Mariupol’dan Polisan/Diliskelesi limanına taşınması hususunda 17.12.2002 tarihinde akdedilen navlun sözleşmesinden doğan sürastarya ücreti ile pişmanlık navlunu alacağına ilişkindir. Mahkemece Prof.Dr ...., Doç.Dr..., Araş.Gör.....’dan alınan ilk bilirkişi raporunda davacı taşıyanın TTK’nun 1043. maddesine dayanarak sözleşmeden cayma, yolculuk başlamadığı ve gemi yükleme limanında bulunmayıp yükü almak için başka bir yerden buraya geldiği içinde navlunun 2/3’ünü pişmanlık navlunu olarak isteme hakkına sahip bulunduğu, ayrıca hem TTK’nun 1036/4. maddesi ve hem de sözleşmeye konulan buzlanma klozu uyarınca buzlanma gibi tesadüfü olaylar neticesinde yükün gemiye alınmadığı günler bekleme süresinden sayıldığı için davacının 12.287.50 USD sürastarya alacağı olduğu belirtilmiş, mahkemece alınan 10.04.2008 tarihli bilirkişi raporunda Doç.Dr.Sezer Ilgın ve Kpt.Yrd.Doç.Dr.....’tan oluşan çoğunluk görüşünde taraflar arasındaki navlun sözleşmesinde yer alan “Buz Klozu”da değerlendirilmek suretiyle davacının TTK’nun 1042.maddesi gereğince kararlaştırılan navlunun 2/3’ünü pişmanlık navlunu olarak talep edebileceği, hesap edilen sürastarya bedelinin 11.075 USD olmasına karşın olayda gerek sözlşmenin icra edilmemiş olması, gerekse alınacak pişmanlık navlununun verilmesi amacının sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermek değil, bozulan dengenin düzeltilmesini amaçladığından olayda sadece pişmanlık navlununun kabulünün hakkaniyete uygun olacağı belirtilmiş, ayrık görüş sunan Prof.Dr.İnci Kaner tarafından ise hazırlık ihbarının geçerli olmadığı ve sürastarya süresinin başlamadığı, kaldı ki ihbar geçerli sayılsaydı bile sürastarya süresinin Marıupol pilot ayrılma noktasından itibaren işleyemeye başlayacağı, geminin bu limana hiç gitmediği, taraflar arasındaki sözleşmenin keyfi olarak taşıtan tarafından kullanıldığının söylenemeyeceği böylece davacının sürastarya ve pişmanlık navlunu talep hakkının bulunmadığı gerekçelerine yer verilmiş, söz konusu bilirkişilerce ek raporda da bir uyuşma söz konusu olmamış ve bilirkişiler görüşlerini tekrarlamışlardır. Tüm bu aşamalardan sonra mahkemece ikinci bilirkişi raporunun ayrık görüşü doğrultusunda yazılı şekilde karar verilmiştir. HUMK’nun 286.maddesi uyarınca bilirkişinin düşüncesi ve oyu hakimi takyit etmez. Bilirkişi raporunun hükme yeterli olmadığını gören hakim HUMK’nun 284.maddesine uygun yeniden bilirkişi seçerek inceleme yaptırmaya yetkilidir. Ancak hakim kendisini bilirkişi yerine koyarak çözülmesi özel bilgiyi gerektiren bir konu hakkında düşünce koymak suretiyle bilirkişinin yaptığı işi bizzat yapmış olması usul hükümlerine aykırı olduğu gibi, bilirkişilerin beyanları arasında uyuşmazlık çıkması halinde hakim, çoğunluğun görüşüne katılabilirse de, azınlıkta kalan bilirkişinin görüşünü esas alarak karar veremez.Mahkemece bu yön gözetilmeden azınlıkta kalan bilirkişi görüşüne itibar edilerek ve bu arada davada davalı asilin bizzat vekil ile temsil edilmesine rağmen davalı Koza Gemi Kiralama ve Nak.A.Ş’nin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gibi bir belirlemenin yapılmış olması da hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (1)

11. Hukuk Dairesi, 2011/11760 E., 2012/18618 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
erine getirmediğini, müvekkilinin starya süresinin geçmesi ile limanda beklediği beher gün 2000 USD doları Sürestarya ücretine hak kazanmış olup 12 gün karşılığı toplam alacak 24.000 USD dolarına tekabül ettiğini, diğer yandan müvekkilinin TTK'nun 1042 maddesi uyarınca tam navlunun 2/3'üne tekabül eden pişmanlık navlunada hak kazanmış olup bu alacağın bağlama notunda sarih olan 37.000 USD Doları t
11. Hukuk Dairesi         2011/11760 E.  ,  2012/18618 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.06.2011 tarih ve 2010/36-2011/223 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin Sierra Leone Bayraklı Yıldırımlar-1 gemisi donatanı Yıldım Shipping Panamada mukim olup deniz ticareti ile iştigal ettiğini, müvekkili ile davalı Rod-Mar gemi acentesi ve Nakliye LŞ. arasında bir yolculuk çarteri mukavelesinin akdedilmiş olduğunu, buna göre müvekkiline ait Yıldırımlar-1 Gemisi 300 metrik tonluk plastik boru yükünü Tekirdağ Limanı Yükleme Berdyanskı/Ukrayna limanı tahliye ve ayçiçek yükünü Berdyanskı/Ukrayna limanı yükleme Tekirdağ limanı tahliye olmak üzere mürekkep yolculuk için davalıya tahsis edildiğini, müvekkili ile davalı arasında taşıma koşullarının belirlendiği bağlama notu uyarınca ayçiçeği yükünün Ukrayna limanından Tekirdağ limanına taşınmasına ilişkin ikinci sefer bakımından yükleme için dört günlük bir starya süresinin tayin edildiğini ve 4. günün akabinde yükleme için geciken her gün için günlük 2.000 USD Doları sürastarya ücretinin ödeneceğinin belirtildiğini, müvekkiline ait Yıldırımlar-1 geminin sözleşmede öngörüldüğü şekilde Berdyanskı-Ukrayna limanına ulaşması üzerine buna ilişkin hazırlık ihbarı gönderilmiş ve yükünü tahliye etmiş, ancak 2.seferine ait yük limana ne süresinde ne de staryadan sayılan 4 günlük zaman diliminde ulaştırılmadığını, müvekkilinin yükleme için hazır bulunduğuna dair ihbar mektubunu gönderdiği gibi yükün hazır edilmemesi halinde sözleşmenin kendisine tanıdığı fesih hakkını kullanacağına dair protesto yazısıda göndermiş ise de davalı tarafın müvekkilini oyalamaktan başka bir tutum sergilemediğini ve yükün hazır edilmediğini müvekkilinin starya süresinin dolmasından sonra 12 gün boyunca limanda yükün yüklenmesi için beklediğini ve davalının sözleşme gereğince ifa etmekle yükümlü olduğu edimlerini yerine getirmediğini, müvekkilinin starya süresinin geçmesi ile limanda beklediği beher gün 2000 USD doları Sürestarya ücretine hak kazanmış olup 12 gün karşılığı toplam alacak 24.000 USD dolarına tekabül ettiğini, diğer yandan müvekkilinin TTK'nun 1042 maddesi uyarınca tam navlunun 2/3'üne tekabül eden pişmanlık navlunada hak kazanmış olup bu alacağın bağlama notunda sarih olan 37.000 USD Doları tam navlunun 2/3'ü olan 26.666 USD doları olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğu toplam 48.666 USD Dolarının ödenmesi için davalı taraf ile müteaddit defalar temasa geçildiğini ancak davalı tarafın bu güne kadar toplam 32.000 USD dolar ödemede bulunduğunu buradan da anlaşılacağı üzere davalı tarafın borcu ikrar ettiğini iddia ederek 16.666 USD Dolarının davanın ikame edildiği tarihten itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankası'nın 1 USD Dolarına uyguladığı en yüksek faiz oranı üzerinden işleticek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, Berdyanskı Tekirdağ yükünü almak üzere 19.06.2009 günü saat 23.00 da hazırlık mektubunu verdiğini hazırlık mektubu taşıma şartları gereği 22.06.2009 saat 09.00 da kabul edilerek zaman sayılı saat 14.00'dan işlemeye başladığını oysa gemi kaptanının 20.06.2009 saat 14.00'da pretosto mektubu göndererek yüklemenin 3 iş günü içersinde başlamaması halinde anlaşmayı feshedeceğini bildirdiğini, kaptanın 09.07.2009 tarihinde de yükleme limanından ayrılması hususunda armatörden talimat aldığını bildirdiğini ve 10.07.2009 günü saat 09.40'ta yükleme limanından kendi başına ayrıldığını yük almak üzere başka bir limana gittiğini, yükleme liman masrafları 8.000 USD'nin ödendiğini donatana 2.sefer yerine başka sefer yapması için avans navlun olarak 15.000 USD nin ayrıca ödendiğini, davacıya toplam 23.000 TL ödeme yapıldığını, pişmanlık navlunu olayda sadece 1/2 navlun olduğunu, çünkü geminin yükleme limanında olduğunu, geminin yükleme limanına başka limandan gitmiş olmadığını, sözleşmede Londra tahkim şartının bulunduğunu bu bakımdan mahkemenin de yetkisiz olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; bekleme müddeti içinde taşıtan yük teslim etmediği için taşıyanın sözleşme ile bağlı kalmayacağı ve tam navlunu (toplam 37.000 USD) 2/3'ünü, 24.666 USD pişmanlık navlunu olarak talep edebileceği gibi 2 günlük sürastarya ücreti olan 4000 USD (günde 2000 USD üzerinden) davalı taşıtandan talep edebileceği, buna göre davacı donatanın bu miktardan fazlasını pişmanlık navlunu ve sürastarya olarak talep edemeyeceği, davalının olan pişmanlık navlunu ve sürastarya ücreti olarak 28.666 USD'nı ödemesiyle davacı alacağının sona erdiğini, sözleşmenin orjinal metninde tahkim klozunun sadece müşterek avarya için kararlaştırıldığı, davadaki ihtilafın ise müşterek avarya ihtilafı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, sürastarya ve pişmanlık navlununa ilişkindir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar vermiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna davacı vekilince 15/06/2011 tarihli dilekçe ile somut ve ayrıntılı itirazlarda bulunulmuş bu itirazları karşılayacak biçimde ek rapor veya rapor alınmamıştır. Bu itibarla hükme esas alınan bilirkişi raporuna yapılan esaslı ve somut itirazların değerlendirilmesi için gerekirse ek rapor veya uzman kişilerden tekrar rapor alınmak suretiyle karar vermek gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacın yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Yüksek Teknoloji A.Ş. ile A, aralarındaki acentelik sözleşmesinde A'nın faaliyet bölgesini "Ankara İli" olarak belirlemişlerdir. Ancak sözleşmede, Yüksek Teknoloji A.Ş.'nin aynı bölgeye başka bir acente atayıp atayamayacağı hususunda herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Bir süre sonra Yüksek Teknoloji A.Ş., artan talebi karşılamak amacıyla Ankara ilinde faaliyet göstermek üzere B ile de bir acentelik sözleşmesi yapmak istemektedir. Bu durum karşısında, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde müvekkilin aynı bölgeye ikinci bir acente atama imkânına ilişkin aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

A) Sözleşme serbestisi ilkesi gereğince, müvekkilin tekel hakkı tanıyacağına dair açık bir irade beyanı bulunmadığından, aynı bölgeye ikinci bir acente ataması hukuka uygundur.
B) Türk Ticaret Kanunu uyarınca, taraflar arasında yazılı olarak aksine bir düzenleme yapılmadığı müddetçe, acentenin kanundan doğan bir tekel hakkı bulunmaktadır ve müvekkil aynı bölgede aynı ticaret dalı için başka bir acente görevlendiremez.
C) Acentenin tekel hakkı, ancak sözleşme sonrası rekabet yasağına ilişkin TTK m. 123'teki şartlara uygun yazılı bir anlaşma ile kararlaştırılabilir; aksi halde böyle bir hak mevcut sayılmaz.
D) Tekel hakkı, yalnızca müvekkil adına sözleşme yapma yetkisine sahip acenteler için kanuni bir karine olup, aracılık eden acenteler için böyle bir hak ancak sözleşmede açıkça belirtilmişse doğar.
E) Tekel hakkının üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için sözleşmenin bu hükmünün ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi zorunlu olup, bu yapılmadıkça müvekkilin ikinci bir acente atama hakkı saklıdır.

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol