6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 105

Türk Ticaret Kanunu 105. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 105- (1) Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. (2) Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. (3) Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz. II - Özel ve yazılı yetki gerektiren hâller

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2022/4970 E., 2023/299 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
6102 sayılı TTK’nun 105. maddesinde;
12. Hukuk Dairesi         2022/4970 E.  ,  2023/299 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki icra müdürlüğü kararına karşı şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın şikayetçi acente vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi acente vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Şikayetçi acente vekili dava dilekçesinde; takip dosyasında donatan ... .'nın vekili olmadıklarını, sadece donatanın acentesi olan ... Gemi Acentiliği ve Taş. Ltd. Şti.'nin vekili olduklarını, ancak icra müdürlüğünün 07.09.2017 tarihli kararında "Dosya kapsamından borçlu donatan şirket .... tarafından talepte bulunan Av. ...’nin vekil tayin edildiği 21.08.2014 tarihli vekaletname sunulduğu, dolayısıyla bahse konu avukatın bu dosyada donatan tarafından doğrudan yetkilendirildiği anlaşılmaktadır." şeklinde ifadenin geçtiği, alacaklı vekilince bu ifade dayanak yapılarak davaların açıldığı ve aleyhlerine taleplerde bulunulduğu, daha sonra bu yanlışın düzeltilmesi için talepte bulunulmuş ise de icra müdürlüğünün 20.12.2018 tarihli kararı ile "07.09.2017 tarihli müdürlüğümüz kararının şikayet yoluyla çözülebileceğinde, tekrar karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği, bu nedenle 07.09.2017 tarihli icra müdürlüğü kararında yukarıda geçen ibarenin ve 20.12.2018 tarihli kararın kaldırılmasına, donatan ... .'ya ait vekaletname sunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde; itirazın iptali dava acenteye karşı devam ederken yargısal süreçte acente vekili asıl borçlu tarafından kendisini yetkilendiren bir vekaletname sunmuş ve donatanın da dosyaya katılımını sağladığı, bu durumun icra müdürlüğünün 07.09.2017 tarihli kararında tespit edildiği, vekaletnamenin noter huzurunda düzenlendiği, şikayetin süresinde olmadığı, şikayete konu müdürlük kararının yasaya ve usule uygun olduğu belirtilerek şikayetin reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vekaletname örneğinin takip dosyasına sunulduğu, şirket adına sunulan vekaletnamenin geçerli olduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde acente vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Şikayetçi acente vekilinin şikayet dilekçesindeki hususları tekrar ettiği görülmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip dosyasında doğrudan doğruya ... isimli gemi donatanı .... tarafından avukatın vekil kılındığına ilişkin bir vekalet bulunmadığı, takipte diğer borçlu olan acente tarafından, donatanın vekil tarafından temsil edilmedikleri ve adlarına vekil tarafından yapılan işlemlerin veya vekile tebligat yolu ile icra müdürlüğünce gerçekleştirilen işlemlerin geçersiz olduğundan bahisle iptalinin talep edildiği ancak avukatın donatana izafeten temsil eden acentenin vekili olması nedeni ile aynı zamanda donatanı temsil ettiği bu kapsamda artık donatanı temsil etmediklerinden donatan adına vekaletname sunmadıklarından müdürlük kararının kaldırılmasını isteyemeyecekleri gerekçesi ile istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi acente vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Şikayetçi acente vekilinin şikayet dilekçesindeki hususları tekrar ederek, donatanın farklı acentenin farklı olduğu, bir geminin birden fazla acentesinin bulunabileceği, acentenin aracılık yaptığı işler ile sınırlı olarak yargılamada taraf olduğu, hiç bir şekilde taraf sıfatı bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi kararında donatanın ve acentenin iki ayrı borçlu olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğu, .... tarafından avukatın vekil kılındığına ilişkin bir vekaletnamenin bulunmadığı belirtilmiş ise istinaf talebinin kabulü yerine reddine karar verilmesi yerinde olmadığı gerekçesi ile kararın bozulması talep edilmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, icra müdürlüğü kararına karşı şikayete ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6102 sayılı TTK’nun 105. maddesinde; “(1) Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. (2) Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu maddede, acentenin acentelik sözleşmesi kapsamında fiilen aracılık ettiği veya sözleşme akteddiği işler ile ilgili olarak müvekkiline karşı yükümlülüğü olan kanuni aktif ve pasif temsil yetkisinin bulunduğu belirtilmektedir. Acentenin dava açması durumunda, mahkemelerce öncelikle acentenin temsil yetkisi kapsamında acentelik ilişkisinin varlığının ve uyuşmazlığın acentenin aracılıkta bulunduğu veya akdettiği ya da etkisiyle kurulan işlemlerden kaynaklandığının re’sen incelenmesi gerekmektedir. (Prof. Dr. Arslan Kaya, TTK Şerhi – Acentelik, İstanbul 2016, s. 61-62). 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Somut olayda, alacaklı tarafından borçlu ... 1 Isimli Gemi Donatanı ....'ya izafeten ... Gemi Acenteliği ve Taşımacılık Ltd. Şti. aleyhinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip (ör 8) başlatıldığı, burada borçlunun sadece Gemi Donatanı ... olduğu, acente ... Gemi Acenteliği ve Taşımacılık Ltd. Şti.'nin borçtan herhangi bir sorumluluğunun olmadığı, sadece TTK'nın 105. maddesi gereğince donatını takip ve davada aracılık yaptığı işler ile sınırlı olarak temsil ettiği, takip dosyasında bulunan 22.08.2014 tarihli vekaletnamede de vekil edenin ... Gemi Acenteliği ve Taşımacılık Ltd. Şti. olduğu, asıl borçlu Reefer Marine SA tarafından verilmiş bir vekaletnamenin olmadığı gibi, icra müdürlüğünün borçlu ya da vekili aleyhine herhangi bir işlem yapmadığı, icra müdürlüğü kararının tespit niteliğinde olduğu, bu nedenle şikayetçinin tespit niteliğinde olan karara karşı şikayet yoluna başvurmasında hukuki yararının olmadığı anlaşılmıştır. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi borçlu vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2020/7066 E., 2022/1499 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acentelerinin aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden acente, müvekkiline izafeten onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dav
11. Hukuk Dairesi         2020/7066 E.  ,  2022/1499 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 17. Ticaret Mahkemesince (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) verilen 16.07.2019 tarih ve 2018/482 E. - 2019/344 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.06.2020 tarih ve 2019/2660 E. - 2020/639 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacı ile dava dışı sigortalı Hitachi Kokusai Electric Turkey San. Tic. A.Ş arasında nakliyat emtia sigorta poliçesinin imzalandığını, sigortalıya ait Mercedes marka canlı yayın aracının, davalı ile yapılan 11.12.2016 tarihli konşimento tahtında davalıya ait flat tipi konteynıra istiflendiğini, ancak deniz nakliyesi sırasında emtiada hasar meydana geldiğini, bu nedenle meydana gelen hasardan davalının TTK'nın 1178. maddesi uyarınca sorumlu olduğunu, aynı Kanun'un 1472. maddesi uyarınca zararı sigortalıya tazmin eden davacının sigortalının tüm haklarına halef olduğunu belirterek, haksız olarak davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kırkambar taşımalarında konşimentoların arka yüzüne taşıma şartlarının yazıldığını, bu şartların navlun sözleşmesi olarak kabul edilmesinin gerektiğini, konşimentonun ön yüzünde, konşimentonun arka yüzünde hukuk seçimi ve milletlerarası yetki şartının bulunduğunun belirtildiğini, arka yüzündeki 26. maddede yetki şartı olarak Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin kaza yetkisinin olduğunun belirtildiğini, davalı şirketin Danimarka'da kurulan yabancı bir şirket olduğunu, taşıma gemisinin yabancı bayraklı bir gemi olduğunu ve malların Türkiye'den Güney Afrika'ya taşındığını, MÖHUK 24/1, 29/1 ve 47/1 maddelerine göre davanın yetki yönünden reddine karar verilmesinin gerektiğini, mahkeme aksi kanaatteyse esasa yönelik yapılacak inceleme sonucunda da davanın reddinin gerektiğini belirtmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda öncelikle mahkemenin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, MÖHUK 47. madde uyarınca tarafların arasında düzenlenen konşimentonun 26. maddesinde uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı ve bu hükmün davacıyı da bağladığı gerekçesiyle, davalının milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılamanın sonunda, mahkemenin hüküm ve gerekçesinin dosya kapsamına usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davaya konu taşıma işleminde yabancılık unsuru mevcut olmakla taraflar arasında düzenlenen konişmentolardaki yetki şartının MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar bakımından taraflar yetki sözleşmesi yapabilirlerse de, MÖHUK 47/1 maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldıran sözleşme yapılması mümkün değildir. 6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acentelerinin aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden acente, müvekkiline izafeten onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir. Kanun'da açıkça, sözleşmelerde, bu hükme aykırı sonuç doğuracak şartların geçersiz olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı düzenlemeye mülga 6762 sayılı TTK'nın 119. maddesinde de rastlanmaktadır. Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki acentesi Maersk Denizcilik A.Ş aracılığıyla yapılan taşıma sözleşmesine ilişkin olup, konişmentonun da acente tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava yerleşim yeri yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan yabancı mahkemeye işaret eden yetki şartı, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle geçersiz olduğundan mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 03/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2017/3519 E., 2019/2418 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
olduğu, davanın 6762 sayılı TTK’nın 119/2 (6102 sayılı TTK’nın 105/2.) maddesine göre acente sıfatıyla Orient Star Transport İnt Ltd.
11. Hukuk Dairesi         2017/3519 E.  ,  2019/2418 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16/06/2016 tarih ve 2015/843-2016/717 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 26.03.2019 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. Büşra Pamuksu dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalıya ait 3 adet 40’lık reefer soğutuculu konteynerın ...164 no'lu konşimento tahtında XIN LOS ANGELES 1452 W gemisiyle Çin'in ... Limanı’na taşındığını, müvekkilinin Çin'de mukim taşıyan Orıent Star Transport Int. Ltd. Şti’nin yetkili acentesi olduğunu, konşimentoda navlunun tahliye limanında alıcıdan tahsil edileceği yönünde (freight collect) kayıt bulunduğunu, müvekkilinin davalı ile yükleme öncesi yaptığı görüşme ve yazışmalardan anlaşılacağı üzere daha önce davalıya ait dondurulmuş mısır yükünün 2 adet 40'lık konteynerla taşınıp navlun ve diğer masraflarının müvekkiline ödendiğini, ancak işbu davaya konu taşımaya ilişkin olarak 09.02.2015 tarihli 1.262,50 USD ve yine aynı tarihli 7.650,00 USD bedelli 2 adet faturanın davalıya tebliğ edilmesine rağmen itiraz edilmemesi ve ödenmemesi üzerine ihtarname keşide edildiğini, davalının ihtara rağmen ödeme yapmayarak temerrüde düştüğünü, alacağın ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket temsilcisi, davacı ile aralarında bir taşıma sözleşmesi bulunmadığını, bu yükleme ile ilgili görüşmeyi yetkilisi olduğu davalı şirketin tercümanı...’nun yaptığını, bu kişinin şirketleri adına Çin Weifang şirketi ile görüşme yaparak bu malın yükleme talimatını verdiğini, malın kalitesi kendilerine uymadığı için alamayacaklarını bildirdiklerini, ithalatta gelen malın kime ait olduğunun özet beyanda belirlendiğini, belgelerde görüleceği üzere özet beyan numarasının davacı MTS Uluslararası Taşımacılık ve Tic. A.Ş. adına olduğunu, malı teslim almadıklarını, davacının malı Gümrük TASİŞ kanalı ile satarak bu işten para kazandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taşıyan firmanın Orient Star Transport İnt Ltd, acentesinin ise davacı MTS Uluslararası Taşımacılık A.Ş. olduğu, davanın 6762 sayılı TTK’nın 119/2 (6102 sayılı TTK’nın 105/2.) maddesine göre acente sıfatıyla Orient Star Transport İnt Ltd. adına ... MTS Uluslararası Taşımacılık A.Ş. tarafından açılması gerektiği, ancak doğrudan MTS Uluslararası Taşımacılık A.Ş. tarafından dava açıldığı, davaya konu olan ve icra takibinde takip alacaklısının MTS Uluslararası Taşımacılık A.Ş. olduğu, bu halde asıl taşıyana ... dava açılmadığı ve takip yapılmadığı, aktif husumet ehliyetinin bu dava ve takipte bulunmadığı, bu durumun HMK m. 119 ve 124’e göre düzeltilmesinin de mümkün olmadığı, davacı yapmış olduğu icra takiplerinde de doğrudan alacaklı olarak MTS A.Ş.'yi göstermiş olduğu, bu haliyle husumetteki eksikliği giderse dahi takibe devam edemeyeceği, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davacının aktif taraf sıfatı yokluğunda davasının reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 13,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 28/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2024/5168 E., 2024/10558 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6102 sayılı TTK’nun 105. maddesinde;
12. Hukuk Dairesi         2024/5168 E.  ,  2024/10558 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklının icra mahkemesine başvurusunda; ... IMO numaralı ... isimli yatın donatanı borçlu ... Ltd.’ye izafeten acentesi ... Yat Ltd. Şti. aleyhinde icra takibi başlattıklarını, ancak icra müdürlüğünce ... Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.’nin acente olduğuna dair belge ibraz edilmediği gerekçesi ile ödeme emrinin tebliğe çıkartılmadığını, buna ilişkin 10.10.2022 tarihli müdürlük kararının iptalinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin kabulüne karar verildiği, ... Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yine şikayetin kabulü ile icra müdürlüğü kararının kaldırılmasına, ... Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.’ye ödeme emri gönderilmesine, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, yargılama giderinin alacaklı üzerinde bırakılmasına karar verildiği görülmüştür. 6102 sayılı TTK’nun 105. maddesinde; “(1) Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. (2) Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu maddede, acentenin acentelik sözleşmesi kapsamında fiilen aracılık ettiği veya sözleşme akteddiği işler ile ilgili olarak müvekkiline karşı yükümlülüğü olan kanuni aktif ve pasif temsil yetkisinin bulunduğu belirtilmektedir. Acentenin dava açması durumunda, mahkemelerce öncelikle acentenin temsil yetkisi kapsamında acentelik ilişkisinin varlığının ve uyuşmazlığın acentenin aracılıkta bulunduğu veya akdettiği ya da etkisiyle kurulan işlemlerden kaynaklandığının re’sen incelenmesi gerekmektedir. (Prof. Dr. ... Kaya, TTK Şerhi – Acentelik, İstanbul 2016, s. 61-62). Somut olayda, takip dosyası incelendiğinde, alacaklının faturaya dayalı olarak ilamsız takip başlattığı, Ör 7 numaralı ödeme emrinin düzenlendiği, asıl borçlu donatana izafeten acentesi olarak ... Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.’nin gösterildiği, ancak takip dayanağı faturaya ... Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.’nin aracılık ettiğine ilişkin herhangi bir belge sunmadığı, aracılık etmediği bir sözleşme veya iş olmadığı için de ... Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.’ye asıl borçlunun acentesi olarak ödeme emrinin tebliğ edilemeyeceği, bu nedenle icra müdürlüğü kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: ... Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd. Şti.’nin temyiz itirazlarının kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nin 30.05.2024 tarih ve 2023/943 E. - 2024/1729 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2024 gününde oy çokluğuyla karar verildi. Üye ...’ın Karşı Oy Yazısı: Alacaklı tarafından ... IMO numaralı ... isimli yatın donatanı ... Ltd.'ye izafeten acentesi ... Yat ve Gemicilik Hizmetleri Ltd.Şti. hakkında başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde yabancı para alacağının Türk Lirası olarak karşılığının harca esas değer olarak gösterilmiş olduğu, icra müdürlüğünce 10.10.2022 tarihinde verilen şikayete konu kararda donatan ... Ltd. ile ona izafeten borçlu olarak .....Ltd.Şti. arasındaki yetkiyi gösterir bilgi ve belgelerin dosyaya ibraz edilmediğinden her ne kadar ödeme emri onaylanmış olsa da tebliğe çıkartılmamasına, bilgi ve belgenin sunularak tekrardan talepte bulunulması halinde yapılacak talebin değerlendirilmesine, ayrıca evrak temin edilememesi durumunda rehin takibinin ilamsız takibe çevrilemeyeceğinden bu yönde talepte bulunulmamasına dair karar verildiği görülmüştür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararında; “…Somut olayda; alacaklı tarafından "haciz" talepli olarak açılan ilamsız takipte borçlunun donatana izafeten davalı şirket olarak gösterildiği, mahkemece de belirtildiği üzere dava dışı borçlu şirkete izafeten davalı şirkete karşı icra takibi başlatılıp başlatılmayacağı, dava dışı borçlu şirket ile davalı şirket arasında acentelik ilişkisi gibi bir bağın olup olmadığı ile davalı şirketin sorumluluğuna gidilip gidilmeyeceğinin ancak icra takibine itiraz edilmesi ya da takibe karşı icra mahkemesi nezdinde şikayette bulunulması durumunda yapılacak yargılama sonunda mahkemece tespit edilip karar verilebilecek hususlardan olup icra müdürlüğünün borçluya izafeten takip talebi ve ödeme emrinde yer alan davalı şirkete ödeme emri tebligatı çıkarılması hususunda bir takdir hakkının bulunmadığı, davalı tarafından ileri sürülen istinaf nedenlerinin de belirtildiği üzere borca itiraz ya da şikayet sırasında değerlendirilebilecek hususlardan olduğu anlaşılmakla şikayetin kabulü kararına karşı istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.” şeklindeki gerekçesiyle davalı/borçlunun istinaf isteminin vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hasren kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak şikayetin kabulü ile “…İstanbul Anadolu 9. İcra Dairesinin 2022/17694 Esas dosyasında 10.10.2022 tarihli kararın KALDIRILMASINA, ... ENCYLİA LTD'E İZAFETEN ACENTASI DENİZ RÜYASI YAT VE GEMİCİLİK HİZMETLERİ TİCARET LİMİTEN ŞİRKETİ'ne ödeme emri GÖNDERİLMESİNE,” karar verildiği, bu kararın davalı borçlu tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır. Gerek İlk Derece ve gerekse de Bölge Adliye Mahkemelerinin karar gerekçelerinde de vurgulandığı üzere, dava dışı borçlu şirkete izafeten davalı şirkete karşı icra takibi başlatılıp başlatılmayacağı, dava dışı borçlu şirket ile davalı şirket arasında acentelik ilişkisi gibi bir bağın olup olmadığı ile davalı şirketin sorumluluğuna gidilip gidilmeyeceği ancak icra takibine itiraz edilmesi ya da takibe karşı icra mahkemesi nezdinde şikayette bulunulması durumunda yapılacak yargılama sonunda mahkemece tespit edilip karar verilebilecek hususlardan olup icra müdürlüğünün borçluya izafeten takip talebi ve ödeme emrinde yer alan davalı şirkete ödeme emri tebligatı çıkarılması hususunda bir takdir hakkı bulunmadığından şikayetin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygundur(Zira Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 26.05.2022 tarih, 2021/10816 Esas ve 2022/6348 Karar sayılı emsal içtihadı da benzer niteliktedir). Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA karar verilmesi gerekirken Dairemizin sayın çoğunluğunun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum.12.12.2024
11. Hukuk Dairesi, 2009/533 E., 2010/10842 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varDenizcilik İhtisas Mahkemesi
tam metni aç
Dava, TTK’nun 1059/3. maddesine dayalı zararın tazmini istemine ilişkindir.
11. Hukuk Dairesi         2009/533 E.  ,  2010/10842 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Denizcilik İhtisas Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 23.09.2008 tarih ve 2007/132 - 2008/276 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.10.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının orijinal konişmentoyu veya garanti mektubunu vermeme- sinden dolayı geminin tahliye limanında 12 gün beklemek zorunda kaldığını, bu arada 3. kişiye ait yüklerin boşaltılamadığını, daha sonra ihtiyati tedbir kararı ile yükün gümrüklü depoya tahliye edildiğini ileri sürerek, şimdilik (53.000) USD zararın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Dairemize ait 17.10.2006 tarihli ilama dayanılarak, dava konusu yükü teslim alacak olan davalının teslimde gecikmesinin sözkonusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, TTK’nun 1059/3. maddesine dayalı zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece Dairemize ait bozma ilamına uyulmasına karar verilmişse de bozma ilamında belirtilen konularda yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Gerçekten de mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, konişmentonun emrine düzenlendiği BNP Paribas Bankası’nın davacının acentesi ... Shipping Ltd.Şti.’ne gönderdiği 07.08.2002 tarihli yazıya ve konişmentonun tüm nüshalarının gönderen ... Ltd.’in elinde olduğu varsayımına dayanılarak, davalı gönderilenin 07.08.2002 tarihinden sonra konişmento aslını ibraz etmeden ve kendi garanti mektubu karşılığında yükü tesellüme yetkili olduğu, davacının da bu tarihten itibaren yükü davalıya teslimden imtina edemeyeceği, ordinonun ise davacının acentesi tarafından anılan tarihten önce düzenlendiğinden davalıya tesellüm hakkı vermeyeceği, kaldı ki geminin limana 16.08.2002 tarihinde yanaştığı, davalı gönderilenden kaynaklanan bir sebep de bulunmadığından boşaltmanın bu tarihten önce başlayamayacağı bildirilmiştir. Ancak dava konusu konişmentonun alıcı (konsinye) BNP Paribas SA. emrine düzenlendiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda TTK’nun 1108/1. maddesinde yer alan düzenlemeye rağmen davalı gönderilenin konişmentonun bütün nüshalarını ibraz etmeden, nasıl BNP Paribas SA.’nın muvafakati ve kendi garantisi karşılığında yükü teslim alabileceği, diğer bir deyişle aynı maddenin 3. fıkrasında emre yazılı olmayan konişmentolar için tanınan bu haktan nasıl yararlanabileceği de açıklanmalıdır. Yine TTK’nun 1108/1. maddesindeki düzenlemeye rağmen davacı şirketin acentesi olduğu anlaşılan ... Shipping Ltd.Şti.’nin, konişmentonun tüm nüshaları kendisine ibraz edilmeden 05.08.2002 tarihli ordinoyu düzenleyip davalıya vermesinin (gümrük müdürlüğünün 22.04.2003 tarihli yazısından davalıya ordinonun aslının verildiği anlaşılmaktadır) davacıyı da bağlayıp bağlamayacağı, diğer bir deyişle davacının kendi acentesinin bu davranışına rağmen konişmentonun aslının kendisine ibrazını istemekte haklı olup olmadığı da tartışılmalıdır. Ayrıca bozma ilamında da belirtildiği üzere, yükün kırkambar esasıyla ve FIOS şartıyla taşınmasının da tüm bu hususları etkileyip etkilemeyeceği değerlendirilmeli ve olaylar çizelgesine göre yükün sonradan tahliyesinin kapladığı zaman da gözetilerek, en azından hazırlık mektubunun verildiği tarihten, konişmentonun aslının ibrazı ile gümrük beyannamesinin tescil ettirildiği 09.08.2002 tarihine kadar geçen sürede davacının iddia ettiği alacak kalemlerine hak kazanıp kazanmadığı da belirlenmelidir. Bu durum karşısında mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan ve Dairemizin 17.10.2006 tarihli bozma ilamında belirtilen şekilde incelenip değerlendirilmesi, davacı vekilinin bilirkişi raporlarına karşı yaptığı esaslı itirazlarının ayrı ayrı cevaplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Acente, müvekkili adına bir sözleşme yapmış ve bu sözleşmeden dolayı bir uyuşmazlık çıkmıştır. Üçüncü kişi kime karşı dava açabilir?

A) Sadece tacire (müvekkile).
B) Sadece acenteye.
C) Acentenin bulunduğu yer mahkemesinde, müvekkile karşı (acenteyi hasım göstererek).
D) Ticaret odasına karşı.
E) Sözleşmede yetkili kılınan kişiye.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol