6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 113

Türk Ticaret Kanunu 113. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 113- (1) Acente, acentelik ilişkisinin devamı süresince kendi çabasıyla veya aynı nitelikteki işlemler için kazandırdığı üçüncü kişilerle kurulan işlemler için ücret isteyebilir. Bu ücret hakkı, üçüncü fıkra uyarınca önceki acenteye ait olduğu hâlde ve ölçüde doğmaz. (2) Acenteye belli bir bölge veya müşteri çevresi bırakılmışsa, acente, acentelik ilişkisinin devamı süresince bu bölgedeki veya çevredeki müşterilerle kendi katkısı olmadan kurulan işlemler için de ücret isteyebilir. Birinci fıkranın ikinci cümlesi burada da uygulanır. (3) Acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra kurulan işlemler için acente; a) İşleme aracılık etmişse veya işlemin yapılmasının kendi çabasına bağlanabileceği ölçüde işlemi hazırlamış ve işlem de acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra uygun bir süre içinde kurulmuşsa, b) Birinci veya ikinci fıkraların birinci cümleleri uyarınca ücret istenebilecek bir işleme ilişkin olarak üçüncü kişinin icabı, acentelik ilişkisinin sona ermesinden önce acenteye veya müvekkile ulaşmışsa, ücret isteyebilir. Bu ücretin, hâl ve şartlara göre paylaşılması hakkaniyet gereği ise, sonraki acente de uygun bir pay alır. (4) Acente, ayrıca, müvekkilinin talimatına uygun olarak tahsil ettiği paralar için de tahsil komisyonu isteyebilir. 2. Ücrete hak kazanma zamanı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
6. Hukuk Dairesi, 2011/4615 E., 2011/10598 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
Davacı TTK hükümlerine uygun cari hesap ilişkisi ve sözleşmesinin varlığını yazılı delil ile kanıtlayamadığına göre uyuşmazlığın B.K.'nın 85, 86 ve 113 maddelerine göre çözümlenmesi gerekirken, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
6. Hukuk Dairesi         2011/4615 E.  ,  2011/10598 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava kira alacağı ve aidat borcunun tahsili için yapılan takibe davalının vaki itirazı nedeni ile açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkeme davanın kısmen kabulüne ve kabul edilen miktar üzerinden inkar tazminatına karar vermiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. T.K'nın 87. maddesinde cari hesap İki kimsenin para, mal, hizmet ve diğer hususlardan dolayı birbirlerindeki alacaklarını ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem zimmet ve matlup şekline çevirerek hesabın kesilmesinden çıkacak bakiyeyi istiyebileceklerine dair bulunan mukavele olarak tanımlanmış olup, TTK'nın 87/2.maddesi gereğince Cari hesap sözleşmesinin yazılı olmadıkça muteber olmayacağı kabul edilmiştir. Davacının davaya konu takipten önceki Şişli 2. İcra Müdürlüğü'nün 2007/3439 sayılı dosyasında aynı alacağı 2007 yılı Ocak,Şubat, Mart ayı kira bedeli olarak talep etmesi ve borçlunun itirazı üzerine açılan itirazın kaldırılması isteminin İcra Hukuk Mahkemesince alacağın cari hesaba dayandığından reddedilmesi, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin kabul edildiği anlamını taşımaz, zira davacı söz konusu takipte davalının ödemelerini cari hesaptan mahsup ettiği için 2007 yılı Ocak, Şubat, Mart ödemelerinin ödenmediğini iddia etmiş, davalı da söz konusu aylara ilişkin ödeme belgesi sunduğundan bahisle mahkeme davacının cari hesaba dayandığından itirazın kaldırılması talebini reddetmiştir. Yani davacı önceki takibinde de davalı tarafından ödenmeyen, eksik ödenen aylara ilişkin kira ve alacak bedellerini değil tek taraflı karşı tarafı bağlamayan cari hesabına göre ödenmesi gereken miktar ödenmediğinden bahisle cari hesabındaki eksik ödeme miktarının 2007 Ocak, Şubat, Mart kirası olduğunu belirterek talep etmiş, Hangi ay kirasının eksik veya geç ödendiğini, belirterek o aylara ilişkin faiz, yahut eksik ödemelerini talep etmemiştir. Her ne kadar davacı önceki takipte ay isimleri belirtmiş ise de yine cari hesaba dayanmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık kira sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davanın dayanağı olan icra takibinin konusu 1.2.1998 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesi ile kiraya verilen 104-105 nolu mağazanın muhasebe kayıtlarından ödenmediği tesbit edilen kira alacağı ve ortak giderin tahsilidir. Davacı TTK hükümlerine uygun cari hesap ilişkisi ve sözleşmesinin varlığını yazılı delil ile kanıtlayamadığına göre uyuşmazlığın B.K.'nın 85, 86 ve 113 maddelerine göre çözümlenmesi gerekirken, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle, BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

11. Hukuk Dairesi, 2009/4547 E., 2011/3341 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
limanına varmasından sonra başlayacağının belirtildiği, taraflar arasında ödeme yöntemi olarak mal mukabili ödeme yönteminin kararlaştırıldığı, bu hususun hem satım sözleşmesi hemde gümrük beyannamesi ile sabit olduğu, sözleşmedeki satışın TTK'nun 1133. maddesinde bahsi geçen mal mukabili satış sayılmasının gerektiği, dava konusu edilen malın Ukrayna limanına varmaması sonucu davacının mal bedelin
11. Hukuk Dairesi         2009/4547 E.  ,  2011/3341 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.10.2008 tarih ve 2007/24 - 2008/333 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ile davalılardan M/V Seewind Gemisi Donatanı Chirfahrts Gmbh Co Kg. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.03.2011 gününde davacı avukatı ... gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkile ait toplam 141.920 kg.narenciye yükünün Ukrayna Ilıcıvsky Limanına gönderilmek üzere Derince Limanına getirilip 24.11.2006 tarihinde Seewınd isimli gemiye yüklendiğini, geminin 25.11.2006 tarihinde sefere başlamasına rağmen makinalarında arıza olduğu iddiası ile 08.12.2006 tarihinde tekrar Derince Limanına çekildiğini, dava konusu taşımanın 1 nolu davalının gemisi ile 2 nolu davalının işletmeciliği ve taşıyan sıfatı ile yürütüldüğünü, narenciye yükünün doğası itibarı ile bozulacak mal niteliğinde olduğundan 10 günlük ihraç süresinin bulunduğunu, yüklenildiği 24.11.2006 tarihinden itibaren 21 gün geçtikten sonra hala geminin sefere çıkmadığını öğrenmeleri üzerine 15.12.2006 tarihinde tespit yaptırdıklarını, tespit tarihi itibari ile narenciye yükünün satış imkanı olmadığından ekonomik değerinin kalmadığının belirlendiğini ileri sürerek, müvekkilinin uğramış olduğu 100.000,00 YTL tazminat ile 5.000,00 YTL navlun ücreti toplamı olan 105.000,00 YTL'nın avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili ile diğer davalı arasında "Time Charter" sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin bu sözleşmeden doğan bütün borçlarını yerine getirdiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, zira konşimento örnekleri incelendiğinde taşıyanın adının bulunmadığının görüldüğünü, TTK'nun 1099. maddesi hükmü gereğince taşıyanın adı gösterilmediğinden donatanın taşıyan sayılması gerektiğini, müvekkili veya kaptan tarafından düzenlenen bir konşimento bulunmadığını, konşimentoların kiracı tarafından düzenlendiğini, konşimentonun arka yüzündeki 5.maddesinde yetki şartı bulunduğunu, yetkili mahkemenin taşıyanın ticari kaydının bulunduğu yer mahkemesi olarak belirtildiğini, "Tıme Charter" sözleşmesine göre husumetin Ukrferrye tevcih edilmesi gerektiğini, ihraç konusu malların Fob satış olarak satıldığını, Fob satışta malların araca yüklendiği andan itibaren hasar ve yararın alıcıya geçtiğini, navlun anlaşmasının kiracı ve yükleyen veya alıcısı arasında olduğunu, davacıların varsa zararlarını navlun bedelini kime ödemişler ise bu kimselerden tazminat istemeleri gerektiğini savunarak, davanın yetki, husumet ve esas yöünden reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, davanın usul ve esas yönünden reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı ile dava dışı alıcılar arasında düzenlenen sözleşmelerde malın ton başına Fob fiyatının belirtildiği, taraflarca açıkça Fob teslim şeklinden söz edilmediği, aksine malların Ukrayna Limanına varmazsa veya varmış olmakla birlikte malların durumu iyi değilse alıcının mallar ve taşıma için hiçbir bedel ödemeyeceği, alıcının sorumluluğunun malların Ukrayna limanına varmasından sonra başlayacağının belirtildiği, taraflar arasında ödeme yöntemi olarak mal mukabili ödeme yönteminin kararlaştırıldığı, bu hususun hem satım sözleşmesi hemde gümrük beyannamesi ile sabit olduğu, sözleşmedeki satışın TTK'nun 1133. maddesinde bahsi geçen mal mukabili satış sayılmasının gerektiği, dava konusu edilen malın Ukrayna limanına varmaması sonucu davacının mal bedelini alamadığı, mal bedelinin satıcı tarafından alındığını gösteren bir belgenin dosya içerisinde bulunmadığı, mal bedelini alamayan davacının malı yükleten sıfatı ile davayı açmakta hukuki yararının ve davacı sıfatının bulunduğu, dava konusu edilen malın taşınması ile ilgili 25.11.2006 tarihli konişmento da taşıyanın adının belirtilmediğ,i konişmentonun kaptan tarafından imzalandığı, konişmento da taşıyanın kim olduğunun belirtilmemesi ve konişmentonun kaptan tarafından imzalanmış olması sebebi ile TTK'nun 1099. maddesi gereğince donatanın taşıyan sayılması gerektiği, bu sebeple de MV Seewınd gemisi maliki Schıffahrts GmbH ye davalı sıfatı ile husumet yöneltilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle 105.000,00 YTL alacağın davalı donatan/malikden tahsiline, davalı Batı Gemi İşletmeciliği ve Ticaret A.Ş.'ne yönelik davanın ise reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ile davalılardan M/V Seewınd gemisi donatanı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan M/V Seewınd gemisi donatanı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Mahkemece, davalılardan M/V Seewınd gemisi işleteni Batı Gemi Acenteliği Tic A.Ş. hakkındaki dava esasen husumet yönünden reddine karar verilmiş olup, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. madde hükmüne göre, husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur. Bu madde uyarınca anılan davalı yararına hükmedilen nispi vekalet ücretinin 500,00 YTL olarak takdiri gerekirken, 9.200,00 YTL nispi vekalet ücreti takdiri doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan M/V Seewınd Gemisi donatanı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile (HÜKÜM) fıkrasının dört nolu bendi tümüyle hükümden çıkarılarak yerine “.. davalılardan Batı Gemi Acenteliği Tic A.Ş kendisini vekile temsil ettirdiğinden “ 500,00 YTL” vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile anılan bu davalıya verilmesine” ibaresinin konulmasına ve kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı M/V Seewind Gemisi Donatanı Chiffahrts Gmbh Co Kg.'dan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.819,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı M/V Seewind Gemisi Donatanı Chirfahrts Gmbh Co Kg.'dan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı İspanyol şirket arasında akdedilen satış sözleşmesinde FOB teslim şeklinin kararlaştırıldığı, TTK'nun 1138. maddesine göre FOB satışlarda malların geminin küpeştesini aştığı andan itibaren mallara ilişkin nef i ve hasarın alıcıya geçeceği, dava konusu taşıma sırasında meydana gelen hasarlardan dolayı taşıyanı dava etme hakkın
Hukuk Genel Kurulu 2007/11-189 E., 2007/193 K. Hukuk Genel Kurulu 2007/11-189 E., 2007/193 K. - FOB SATIŞ - GÖREVLİ MAHKEME - TİCARİ DAVALAR VE DELİLLERİ- 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 429 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 1138 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 4 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine dair verilen 04.11.2004 gün ve 2003/770-2004/807 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.06.2006 gün ve 2005/4289-2006/6848 sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili, müvekkilinin ihraç ettiği dondurulmuş karidesin İspanya'ya taşınması için D........ Nak. A.Ş. ile taşıyıcının acentesi sıfatı ile anlaşıldığını, müvekkili şirketin diğer davalıya bu yük için nakliye sigortası yaptırdığını, soğutucunun taşıma sırasında hasar görmesi üzerine konteyner ısısının uzun süre yükselerek malların bozulmasına neden olduğunu, davalı taşıyıcı ile nakliyat sigortacısının hasar bedelini müvekkiline ödemediğini ileri sürerek, 99.240,17 Euro'nun 27.08.2003 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı İsviçre Sigorta A.Ş. vekili, dava konusu emtianın sevkiyatına ilişkin nakliyat sigorta poliçesinde bozulma rizikosuna karşı teminat verilmemiş olup, bozulmanın teminat harici olduğunu, istenen tazminatın fahiş olduğunu, olay tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, satış ister CİF isterse FOB olsun, satılan malların nefi ve hasarın geminin küpeştesini aştığı andan itibaren alıcıya ait olacağını, satıcı olan davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davacının iddiasının aksine soğutuculu konteynere taşıyanın hasar vermediğini ve taşıyanın kusuru bulunmadığını, yükte bir bozulma ve hasarın söz konusu olmadığını, istenen tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı İspanyol şirket arasında akdedilen satış sözleşmesinde FOB teslim şeklinin kararlaştırıldığı, TTK'nun 1138. maddesine göre FOB satışlarda malların geminin küpeştesini aştığı andan itibaren mallara ilişkin nef i ve hasarın alıcıya geçeceği, dava konusu taşıma sırasında meydana gelen hasarlardan dolayı taşıyanı dava etme hakkının dava dışı alıcı firmaya ait olduğu, FOB satış nedeni ile taşınan malların nef i ve hasarın davacı şirketten dava dışı alıcıya intikal etmiş olmasının sonucu olarak, dava konusu mallara ilişkin sigorta menfaatinin de davacı şirketten dava dışı alıcıya intikal ettiği, davacı şirketin sigorta sözleşmesini dava dışı alıcı hesabına yaptığı, davalı sigorta şirketi yönünden de davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı, yargılama sırasında dava dışı alıcının alacağını davacıya temlik ettiğine dair belge sunulmuş ise de; temlikname ekinde döviz transfer bordosu yada benzeri belge sunulmadığı, temliknamenin, temliknamedeki tarafların kendi iç ilişkileri ile davayı kazanmaya yönelik bir çaba olduğu gerekçesiyle, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dava, davalı sigorta şirketine nakliyat sigorta poliçesiyle sigortalı emtianın diğer davalı tarafından İspanya'ya taşınması sırasında meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir. 28.04.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5136 Sayılı Kanun ile 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine eklenen fıkra uyarınca "iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığı'nca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir." Değinilen Yasal düzenleme sonrasında, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 24.03.2005 tarih ve 188 Sayılı kararı ile Denizcilik İhtisas Mahkemesi bulunmayan yerlerdeki uyuşmazlıklara bakmak, birden fazla ticaret mahkemesinin bulunması halinde (1) numaralı ticaret mahkemesinin görevine verilmiştir. Mahkemelerin görevi, temyiz dahil, yargılamanın her aşamasında dikkate alınacağından, mahkemece görevsizlik kararı verilerek, dosyanın görevli İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesi gerektiğinden, kararın bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ EDEN : Davacı vekili HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: 5136 sayılı Kanun ile 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine; "İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu Kanunun Dördüncü Kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir." hükmü son fıkra olarak eklenmiş, bu yasa değişikliği 28.04.2004 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı Kararı ile İstanbul'da Denizcilik İhtisas Mahkemesi kurularak faaliyete geçirilmiş, Yüksek Kurul'un 24.03.2005 gün ve 188 sayılı kararında ise, Denizcilik İhtisas Mahkemesi kurulmayan, birden fazla ticaret mahkemesi bulunan yerlerde, anılan davalara 1 numaralı ticaret mahkemesince bakılması kabul edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 142. maddesine göre; mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir. Anayasanın "kanuni hakim güvencesi" başlığını taşıyan 37. maddesi, "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz" hükmünü öngörmektedir. Uygulamada ve bilimsel çevrelerde kanuni hakim güvencesi; uyuşmazlığı yargılayacak ve çözecek olan mahkemenin, o uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olması şeklinde tanımlanmıştır. 1982 Anayasasını kabul eden Danışma Meclisinin Anayasa Komisyonunun gerekçesinde, "bu suretle davanın olaydan sonra çıkarılacak bir kanunla yaratılan bir mahkeme önüne getirilmesi yasaklanmakta yani kişiye yahut olaya göre kişiyi yahut olayı göz önünde tutarak mahkeme kurma imkanı ortadan kaldırılmaktadır. Bu ise tarafsız yargı merciinin ilk gereğidir" denilmektedir. Dikkat edilecek olursa Anayasadaki bu düzenleme hukuk ya da ceza davaları yönünden herhangi bir ayrım gözetmemiş, uyuşmazlığın doğduğu tarihte, bu uyuşmazlığı çözecek olan mahkemenin belli olması durumunda, yargılama yapacak veya yargılamaya devam edecek mahkemeyi gösteren yasal bir düzenleme yapılmadığı takdirde, davanın mutlaka bu mahkeme tarafından çözüme kavuşturulması gereği Anayasa buyruğudur. 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 1. maddesi; bu Kanunu, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir cüzü (parçası) olarak kabul etmiştir. 4722 Sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 1.maddesinde de ise, "Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olayların hukuki sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır" denilmekte, aynı yasanın 3. maddesiyle de yasa ile öngörülen farklı düzenlemeler ayrık tutulmaktadır. O halde yeni bir mahkeme kurulurken o mahkemenin kuruluş yasasında zaman bakımından faaliyete geçme gününden önceki uyuşmazlıklara bakacak mahkemelerle ilgili özel bir düzenleme bulunmadığı takdirde her uyuşmazlık, meydana geldiği tarihte bu işe bakacak olan mahkemece çözümlenecektir. Başka bir anlatımla her dava açıldığı koşullara göre görülüp sonuçlandırılacaktır. Dava konusu edilen hukuki uyuşmazlığın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasalara göre kurulmuş bulunan mahkemelerin uyuşmazlığı çözmesi ana kural olmakla birlikte bazen yasal düzenlemelerle böyle bir uyuşmazlığın çözümü yeni kurulan mahkemelere de verilebilmektedir. Bu noktada 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun geçici 1. maddesi; "Aile Mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemeler faaliyete geçtiğinde, yargı çevresinde ve görev alanına giren sonuçlanmamış dava ve işler, yetkili ve görevli aile mahkemelerine devredilir." hükmünü içermektedir. Anılan yasal düzenlemeye istinaden diğer mahkemeler, Aile Mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işleri bu mahkemelere devretmiştir. Hâlbuki Denizcilik İhtisas Mahkemelerinin kurulmasını öngören 5136 sayılı Yasada, görülmekte olan davaların Denizcilik İhtisas Mahkemesine devri ya da görevsizlikle gönderilmesi yönünde bir düzenleme mevcut değildir. Somut olayda dava, 19.12.2003 tarihinde İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış; hükmün verildiği 4.11.2004 tarihinden sonra, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 24.03.2005 gün ve 188 sayılı kararı ile Denizcilik İhtisas Mahkemesi kurulmayan, birden fazla ticaret mahkemesi bulunan yerlerde 1 numaralı ticaret mahkemesi görevlendirilmiştir. Belirtilen bu maddi ve yasal olgular çerçevesinde, Denizcilik İhtisas Mahkemesi kurulmayan yerlerde anılan davalara bakmakla görevlendirilen 1 numaralı ticaret mahkemesinin, görevlendirilme tarihinden önce açılmış bulunan davalara bakması ve aynı yerde bulunan diğer Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılmış davaların, istek üzerine veya doğrudan doğruya, görevsizlik ya da gönderme kararıyla 1 numaralı ticaret mahkemesine gönderilmesi yasal olarak olanaklı değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığı yargılayacak ve çözecek olan mahkeme, Yüksek Kurulun anılan kararından önce belirtilen yöndeki uyuşmazlıklara dayalı davaları görme konusunda kanunen görevli bulunan İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi olup, dava tarihinden sonra Yüksek Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından görevlendirilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakması olanaklı bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.4.2006 gün ve 2006/11-58 Esas, 228 Karar, 22.11.2006 gün ve 2006/11-720 Esas, 745 sayılı Kararlarında da bu ilkelere dikkat çekilmiştir. Belirtilen maddi ve yasal olgular gözetildiğinde, temyize konu davanın İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğine ilişkin Yerel Mahkemece verilen direnme kararı isabetlidir. Ne var ki, esasa ilişkin temyiz itirazları Özel Dairece incelenmediğinden, bu konuda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Dairesine gönderilmelidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme kararı isabetli bulunduğundan, davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 11.HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 04.04.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.