6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 114

Türk Ticaret Kanunu 114. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 114- (1) Acente, kurulan işlem yerine getirildiği anda ve ölçüde ücrete hak kazanır. Taraflar bu kuralı acentelik sözleşmesiyle değiştirebilir; ancak müvekkil işlemi yerine getirince, acente, izleyen ayın son günü istenebilecek uygun bir avansa hak kazanır. Her hâlde acente, üçüncü kişi kurulan işlemi yerine getirdiği anda ve ölçüde ücrete hak kazanır. (2) Üçüncü kişinin işlemi yerine getirmeyeceği kesinleşirse, acentenin ücret hakkı düşer; ödenmiş tutarlar geri verilir. (3) Aracılık edilen sözleşmeyi müvekkilin kısmen veya tamamen yahut öngörüldüğü şekliyle yerine getirmeyeceği kesinleşse bile, acente ücret isteyebilir. Müvekkile yüklenemeyen sebeplerle sözleşmenin yerine getirilemediği hâlde ve ölçüde acentenin ücret hakkı düşer. 3. Ücretin miktarı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2020/1075 E., 2022/759 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
silindirlerde yaşanan makine arızasının, ana makinenin periyodik bakımlarının düzenli ve zamanında yapılmamasından kaynaklanmış olacağı, bu durumda yolculuk başlamadan önce geminin denize ve yola elverişli olmadığı, buna göre sorumluluğun TTK'nın 1141. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği, davalı taşıyanın sorumluluğunun TTK 1186/6.
11. Hukuk Dairesi         2020/1075 E.  ,  2022/759 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.04.2018 tarih ve 2014/1275 E. - 2018/273 K. sayılı kararın asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 31.12.2019 tarih ve 2018/1908 E. - 2019/1362 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili tarafından duruşmalı, asıl davada davalı-birleşen davalarda davacı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 18.01.2022 günü hazır bulunan asıl davada davacı birleşen davalarda davalı vekili Av. ... ile karşı taraf vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin tanıtım faaliyetleri kapsamında Silah Sisteminin Derince Limanı’ndan Suudi Arabistan Cidde Limanı’na taşıma işinin davalı tarafından üstlenildiğini, taşımada davalının kusuru ile gecikme yaşandığını ileri sürerek, dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 587.380,45 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi 15.01.2013 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir. Davalı vekili, gemide meydana gelen arıza ve bundan mütevellit yaşanılan gecikme sebebiyle müvekkili şirkete atfı kabil hiçbir kusurun olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Birleşen davada (Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı dosyası) davacı vekili, müvekkili tarafından üstlenilen deniz nakliyesi işinin yerine getirildiğini, davalının navlun bedelini ödememesi üzerine başlatılan icra takibine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, taşımada gecikme yaşandığını, bu nedenle oluşan 695.881,00 USD kurum zararından 364.477,00 USD mahsup edildiğinde kalan 331.404,00 USD kurum alacağı için Ankara 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/78 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını savunarak, davanın reddini ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Birleşen davada (Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/565 Esas sayılı dosyası) davacı vekili, müvekkili tarafından üstlenilen yurt içi kara nakliyesini işinin yerine getirildiğini, davalının navlun bedelini ödememesi üzerine başlatılan icra takibine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, deniz taşımasında gecikmeler yaşandığını, gecikmeden kaynaklanan maddi zararların davacı firma alacağı ile takas - mahsup edildikten sonra kalan 331.404,00 USD alacağın 27/12/2012 tarihli yazı ile davacıdan talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını, Ankara Asliye 17. Ticaret Mahkemesi'nin 2013/78 Esasına kayıtla dava açıldığını, dava konusu alacağın taraflarınca takas edilmemiş olsaydı icra takip tarihi itibariyle davacının alacağının zamanaşımına uğrayacağını savunarak, davanın reddine ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Birleşen davada (Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/460 Esas sayılı dosyası) davacı vekili, davalıya ait emtianın Güney Kore/Busan-Türkiye/Derince Limanı denizyolu taşıması işininişinin yerine getirildiğini, davalının navlun bedelini ödememesi üzerine başlatılan icra takibine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, Derince- Cidde taşıma işinde meydana gelen gecikmeden kaynaklanan zararın tahsili için 27.02.2013 tarihinde Ankara 17.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/78 E. sayılı dosyasında dava açılmak zorunda kalındığını, dava konusu alacağın takas edildiğinin Ankara 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunulan cevap dilekçesinde davacı firmaya bildirildiğini, davacının %20 inkar tazminatının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin, davacıdan olan alacağı için takas hakkını kullandığını ve bu hususu davacı firmaya bildirdiğini savunarak, davanın esastan reddini ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafça taşımanın gerçekleştirildiği geminin yolculuğa çıkmadan önce arızalandığı, tamirinin ardından yola çıktığı, yolculuk sırasında tekrar arızalandığı, bu hali ile geminin başlangıçta denize, yola ve yüke elverişli olup olmadığının değerlendirilmesinin gerektiği, geminin 22/06/2012 günü saat 24:00'te yüklemesini bitirdikten sonra makine arızası nedeniyle limandan kalkış yapamadığı ve ancak arıza giderildikten sonra 6 gün gecikmeli olarak 28/06/2012 tarihinde saat 04.25'de yola çıktığının belirlendiği, geminin 10/07/2012 tarihinde akşam saatlerinde Port Sait Limanı'nda demirli durumda iken Süveyş Kanalı kanal girişi yapmak üzere gemi makinesinin hazırlanması sırasında tekrar arıza yaptığı, 25/07/2012 tarihinde geminin class kuruluşu olan Bureau Veritas tarafından yapılan survey test sonucu normal çalıştığının tespit edildiği, bu şekli ile Derince Limanı'ndan kalkış öncesinde 1 ve 2 nolu silindirlerde yaşanan makine arızasının, ana makinenin periyodik bakımlarının düzenli ve zamanında yapılmamasından kaynaklanmış olacağı, bu durumda yolculuk başlamadan önce geminin denize ve yola elverişli olmadığı, buna göre sorumluluğun TTK'nın 1141. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği, davalı taşıyanın sorumluluğunun TTK 1186/6. maddesi uyarınca maddi zararın sözleşme için ödenecek navlun miktarı ile sınırlı olup, miktarının 366.477,00 USD olacağı, davacı tarafın asıl davada maddi zarar olarak bu miktarı düşerek talepte bulunmuş olmakla, fazlaya ilişkin maddi zararı bulunmadığından, maddi zarara yönelik davanın reddine karar verilmesi gerektiği, sözleşmeye dayalı işbu davada manevi zararın yasal koşullarının da oluşmadığı, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı davasında istenen 22/06/2012 tarihli navlun ücretine konu 295.000,00 USD tutarındaki fatura alacağının, asıl davada maddi zarar kalemi içerisinde takas olarak düşülen kısımda belirtildiği, takas-mahsup koşullarının oluştuğu da nazara alındığında, işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteğinin yerinde görülmediği, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/565 Esas sayılı davasında ve birleşen Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/460 Esas sayılı davasında, takibe dayanak fatura bedellerine ilişkin nakliyenin yapıldığı, asıl davadaki alacak miktarı da nazara alınarak, işbu icra takiplerinin dayandığı faturalara konu miktarların ödenmesinin gerektiği, alacağın faturaya dayalı ve likit olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı davasının reddine, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/565 Esas sayılı davasının kısmen kabulü ile davalının itirazının 92.300,00 TL asıl alacak ve 6.453,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 98.753,41 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 19.750,68 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının tazminat talebinin reddine, birleşen Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/460 Esas sayılı davasının kısmen kabulü ile davalının itirazının 208.665,80 TL asıl alacak için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 41.733,16 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı asıl davada davacı-birlşeen davalarda davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, asıl davada, gecikmeden kaynaklandığı ileri sürülen zararların tahsili istemi hakkında da 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanması gerektiği, davalının asıl dava konusu taşımaya tahsis ettiği geminin, yolculuk başlamadan önce denize ve yola elverişli olmadığı, dolayısıyla asıl davada davalı taşıyanın, 6102 sayılı TTK'nın 1141. maddesi uyarınca gecikme nedeniyle uğranılan zarardan sorumlu olduğu, ancak davalının bu sorumluluğunun da 6102 sayılı TTK'nın 1186/6. maddesi uyarınca, taşıma sözleşmesine göre ödenecek toplam navlun miktarından fazla olamayacağı, davacı tarafça da navlun dışında kalan zarar kalemlerinin talep edildiği, TTK'nın 1187. maddesinin uygulanamayacağı, zira davalının kasten veya pervasızca hareketi ile böyle bir zarar meydana gelebileceği bilinciyle hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği, olayda bir kasıt veya pervasızca hareketin olduğu kabul edilse bile, davalının taşıma işini ve dolayısıyla da karar alma yetkisini devrettiği fiili taşıyanın, kasten veya pervasızca davranışından sorumlu tutulamayacağı, TTK'nın 1186/6. maddesindeki sorumluluk sınırının manevi tazminat talebini de kapsadığı; birleşen davada (Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı dosyası) davacının anılan meblağda taşıma ücreti alacağının olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davalı vekilince, süresinde sunulan cevap dilekçesi ile hem zaman aşımı hem de takas mahsup def'inde bulunulduğu, birleşen davadaki 295.000,00 ABD Doları taşıma ücreti alacağının %30'u olan 88.500,00 ABD Doları kısmı zamanaşımına uğradığı, kalan 206.500,00 ABD Doları kısmı içinse, asıl davada davacı-birleşen davada davalının takas mahsup def'i sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği, davanın açıklanan bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, birleşen davada (Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/565 Esas sayılı dosyası) taşıma ücretinin tamamının zamanaşımına uğradığı, İlk Derece Mahkemesince anılan birleşen davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, birleşen davada (Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/460 Esas sayılı dosyası) asıl davada davacı-birleşen davada davalının, Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı birleşen davasında kullandığı takas mahsup def'inden arta kalan 88.500,00 ABD Doları tutarındaki alacağına dayanarak, aynı davacının açtığı işbu davada da takas mahsup def'inde bulunabileceği, dolaysıyla işbu birleşen davanın anılan kısmının da takas mahsup def'i dolayısıyla reddine, bakiye 24.500,00 ABD Doları tutarındaki kısmın ise kabulüne karar verilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince işbu birleşen davada TL üzerinden hüküm kurulduğundan ve birleşen davada davacı vekilince istinaf itirazında bulunulmadığından, icra takip tarihindeki kur oranına göre 45.241,70 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/04/2018 gün ve 2014/1275 E. - 2018/273 K. sayılı kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı davasının reddine, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/565 Esas sayılı davasının redine,Birleşen Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/460 Esas sayılı davasında, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün 2013/14370 sayılı takip dosyasında itirazının 45.241,70 TL asıl alacak için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 9.048,34 TL icra inkar tazminatının birleşen davada davalıdan alınarak birleşen davada davacıya verilmesine, birleşen davada davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince asıl davaya yönelik olarak esastan verilen nihai kararda, aşağıda (2) nolu bentte belirtilen husus dışında, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre asıl dava bakımından davalı SDV Horoz Taş. ve Tic. A.Ş. vekilinin tüm, davacı MKE vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2) Asıl davada davacı MKE vekilinin, taşıma sözleşmesine dayalı geç teslimden kaynaklanan manevi tazminat talebi 6102 sayılı TTK’nın 1186/6. maddesinde öngörülen sorumluluk sınırının manevi tazminat talebini de kapsadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de, taşıyıcının sorumluluğunu sınırlandıran hükümler sadece maddi tazminat istemlerine ilişkin olduğundan, manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendiril-meksizin talebin reddi doğru olmamış, asıl davada verilen hükmün bu sebeple davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3) Birleşen davalarda, davacı SDV Horoz Taş. ve Tic. A.Ş. vekilinin birleşen davalara yönelik temyiz itirazlarına gelince, birleşen davalar muhtelif taşımalara ilişkin navlun alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Birleşen davalarda davacı SDV … A.Ş., 2020/1135 Esas sayılı birleşen davada Derince-Cidde arası deniz navlun ücretine ilişkin faturanın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini istemiş; 2020/565 Esas sayılı birleşen dosyada ise aynı sözleşmeye dayalı olarak Derince limanına değin kara yolu ile yapılan taşımadan kaynaklı fatura bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Keza 2020/460 Esas sayılı birleşen davada ise, yukarda belirtilen asıl ve birleşen davalara konu sözleşme dışında, bir başka sözleşmenin konusunu teşkil eden Busan-Derince limanları arasında yapılan taşımaya ilişkin deniz navlun alacağı için düzenlenen faturanın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istenmektedir. Anılan davalara konu icra takipleri 30.07.2013 tarihinde başlatılmış olup davalı MKE tarafından, gerek 27.02.2013 tarihinde açılan asıl davanın dava dilekçesinde, 2020/1135 ve 2020/565 Esas sayılı dava dosyalarına konu icra takiplerine ilişkin faturalardan kaynaklı borçlar ile asıl davaya konu tazminat alacağının takas-mahsup edildiği, bu nedenle asıl davada istenebilir toplam tazminat tutarından söz konusu takip konusu fatura bedellerinin düşülerek talepte bulunulduğu ifade edilmiştir. Keza 2020/460 Esas sayılı birleşen davanın konusunu oluşturan icra takibinden önce yine davalı MKE tarafından gönderilen 05.06.2013 tarihli ihtarname ile Busan (Güney Kore) ile Derince limanları arasındaki taşıma işinden kaynaklanan borcun, asıl davaya konu edilen tazminat alacağı ile takas edilmek suretiyle sükut ettiği belirtilmiştir. Bu durumda, birleşen davalarda davalı MKE’nin, aleyhine girişilen icra takiplerinden önce, birleşen davalara konu icra takiplerinin tümü bakımından borçlu olduğunu kabul ve ikrar etmekle birlikte takip konusu borçların mahsup ve/veya takas nedeniyle sükut etmiş olduğunu ileri sürdüğünün kabulü gerekir. Bilindiği üzere, TBK’nın 154/1. maddesi gereğince borcun ikrarı halinde zamanaşımının kesileceği öngörülmüş olup yine TBK’nın 156. maddesi uyarınca zamanaşımının kesilmesiyle, o işe ilişkin zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Bu durumda, zamanaşımı süresi ve takip tarihleri nazara alındığında, gerek 2020/1135 Esas sayılı birleşen davada davalı MKE aleyhine başlatılan icra takibine konu alacağın %30’luk kısmının ve gerekse de 2020/565 Esas sayılı birleşen davaya konu alacağın tümüyle zamanaşımına uğradığının kabulü yerinde olmayıp bu yöndeki yanılgılı değerlendirmeye bağlı olarak 2020/1135 Esas sayılı dosya bakımından zamanaşımına uğraması sebebiyle anılan dosyaya ilişkin icra takibinde talebe konu alacağın %30’luk kısmının, bu kerre 2020/460 Esas sayılı dosyaya konu icra takibindeki alacaktan takası suretiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Şu halde mahkemece yapılacak iş, 2020/1135 Esas sayılı birleşen davaya konu takip alacağının tümünün takas nedeniyle sükut ettiğinin kabulü ve buna göre hüküm kurulması, buna bağlı olarak 2020/565 Esas ve 2020/460 Esas sayılı dosyalar ve bu dosyaların konusunu oluşturan takip alacakları bakımından, davalı borçlu MKE’nin takas edilebilecek bir alacağı bulunmadığının anlaşılması nedeniyle her iki dosyaya konu icra takiplerine vaki itirazın ayrı ayrı iptaline ve davacı yararına icra inkar tazminatına hükmetmekten ibaret olup aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından, birleşen dosyalarda davacı SDV vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle birleşen dosyalarda verilen hükümlerin mümeyyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir. 4) Açıklanan bozma sebepleri ile münazaalı bir alacağın takas ve mahsup talebine konu edilmiş olması nedeniyle mahsup yahut takasa konu edilebilecek alacağın varlık ve miktarının ancak yargılama ile anlaşılabilecek olması gözetildiğinde, takip alacaklısının takibe girişmekte kötüniyetli olduğu söylenemeyeceğinden, bu yoldaki Bölge Adliye Mahkemesi kararında usul ve yasaya bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla birleşen dosyalarda davalı MKE vekilinin lehlerine kötüniyet tazminatı verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 5) Bozma sebep ve şekline göre birleşen davalarda taraf vekillerinin yukarda belirtilenler dışında kalan sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer bulunmamaktadır. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle, asıl davada Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, birleşen dosyalarda davacı SDV vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı SDV yararına BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı MKE vekilinin birleşen dosyalar bakımından kötüniyet tazminatı verilmesi yolundaki temyiz isteminin REDDİNE, (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davaya yönelik-asıl davada davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl davada davacı-birleşen davalarda davalıya iadesine, 01/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

11. Hukuk Dairesi, 2021/4846 E., 2023/718 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1141, 1166, 1168, 1178 inci maddeleri,
11. Hukuk Dairesi         2021/4846 E.  ,  2023/718 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi HÜKÜM : Kabul Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak ayrı ayrı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.02.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı Nova Florida Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin satın aldığı muzların M/V Nova Florida isimli gemi ile Ekvador’dan Mersin’e taşındığını, Mersin Limanındaki tahliye esnasında muzlarda bozulmalar tespit edildiğini, Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/755 D. İş sayılı dosyasına rapor sunan bilirkişilerin raporuna göre zararın 132.147 USD olarak çıktığını, gözetim yapan SGS firmasının raporuna göre yeşil muzlar içinde esneme yapan, sertliğini kaybetmiş ve yumuşamış muzların bulunduğunu, mahkemeye ibraz edilen raporda yumuşama ve kararma oranının %30 olduğunun ifade edildiğini, bakiye 139.661 kartonun %30 uyarlanmasında mallardaki toplam hasarlı tutarın 41.898 karton ettiğini, bu iki rapora göre 41.898 kartonX9 USD hesabı ile zarar toplamının 377.082 USD ettiğini, 131 karton eksik muzun da eklenmesi ile toplam zararın 378.261 USD olduğunu, muzların gerekli ısıda tutulmadığının ve geminin taşımaya elverişli olmadığının raporlarda belirtildiğini ileri sürerek 378.261 USD’nin dava tarihinden itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankası’nın 1 yıllık USD mevduatına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı 8813635 Imo Numaralı Nova Florida Gemisi Donatanı Nova Florida Shipping Company Bv’yi temsilen Gemi Kaptanı Makarich Sergey vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşımaya ilişkin 09.09.2015 tarihli çarter partide uyuşmazlığın İngiliz Kanunlarına göre yorumlanacağı ve uyuşmazlıkların Londra’da tahkim kurallarına göre çözümleneceğinin düzenlendiğini, mahkemesinin görevli olmadığını, tahkim anlaşmasının konişmentoların hamili olan davacıyı bağlayacağını, tespit raporunun yeterli teknik inceleme yapılmadan, gemi ısı kayıtları incelenmeden, tek taraflı SGS’nin gözetim raporuna dayandığını, yeterli sayıda kutu incelenmediğini, 09.02.2016 tarihli sörvey raporuna göre iddia edilen soğutma kusurlarının hasar sebebi olabilecek nitelikte olmadığını, geminin muz taşımaya elverişlilik koşullarını sağladığını, hasarın taşımadan ya da geminin ısı değerlerinin yüksekliğinden kaynaklanmadığını, yükün hasat ve yükleme öncesi depolama koşulları sebebiyle hasarın meydana geldiğini, geminin boşaltma limanına gelmesine rağmen davacının yanaşma için 4 gün daha beklettiğini, zaten raf ömrü azalan ürünün bu bekletilmesinin emtianın zararına sebebiyet verdiğini, tahliyenin de alıcıdan kaynaklı sebeplerle 12 gün geç başlatıldığını, emtianın 12 günlük daha bozulmasına sebebiyet verdiğini, bu esnada davacının sebepsiz yere tahliyeyi durdurduğunu, 4D numaralı ambardaki yükün tahliyesinin tamamlanması için 11 gün daha beklediğini, oysa geminin transit süresinin olağan olduğunu, zarar miktarının olduğundan fazla gösterilmeye çalışıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Nova Florida Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O. vekili cevap dilekçesinde; taşımanın 09.09.2015 tarihli çarter parti kapsamında gerçekleştirildiğini, uyuşmazlıkların İngiliz Hukukuna göre ve Londra’da tahkim yoluyla çözüleceğinin kararlaştırıldığını, konişmentoya derc edilen şerh gereği 09.09.2015 tarihli çarter partinin tahkim şartı dahil konişmentaya dahil sayıldığını, şartın konişmentonun tarafı davacıyı da bağlayacağını, müvekkililinin ilk yük alıcısı ve o sefer için geminin kiracısı olduğunu, müvekkilinin dava dışı Asociacion firmasından satın aldığı 140.567 koli taze yeşil muzun 09.09.2015 tarihli çarter parti ile 14.11.2015 tarihinde Nova Florida Gemisine yüklendiğini, yükün müvekkilince dava dışı İtalya’da mukim Co.Ma.Co.’ya %2 toleransla satıldığını, yükte meydana gelen küçük ve ihmal edilebilir %1 zararın zaten tolerans sınırları içinde kaldığını, Co.Ma.Co.’nun ise davacıya sattığını, alıcının bu değişikliğe göre konişmento düzenlediğini, böylece müvekkilinin artık sadece gemi kiracısı sıfatının kaldığını, tespit dosyasında yeterli incelemenin yapılmadığını, sadece SGS firmasının raporu doğrultusunda hazırlandığını, her ambarda ısı kontrolü yapan termometrenin bulunduğunu, tüm tarafların katılımı ile yapılan Trust firmasının sörveyinde ambar sıcaklıklarının tespit edildiğini, yükte oluşan hasarın sefer sırasında ambar sıcaklığının gerektiği gibi ayarlanmamış olmasından meydana geldiği fakat küçük ve ihmal edilebilir olduğunun belirtildiğini, bu durumda ancak donatanın sorumlu tutulabileceğini, İTO’nun hazırladığı oranlara göre muzda %6 azami fire oranı belirlendiğini, konişmentodaki FİOS kaydı sebebiyle tahliyeye dair işlemlerin davacının sorumluluğunda olduğunu, yük alıcının hiçbir sebep göstermeksizin 11.12.2015 tarihinde Mersin Limanına gelen gemi üzerindeki yükü 23.12.2015 tarihine kadar teslim almaktan ve tahliye için rıhtım tayin ettirmekten kaçındığını, yükün fazladan 12 gün teslim için beklediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının dayanağı olan konşimentolarda yer alan hükmün genel avarya ile ilgili olduğu, somut uyuşmazlıkta tahkim itirazına esas alınamayacağı, konşimentoda taraflar arasındaki uyuşmazlığın tahkimde görüleceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, charter parti hükümlerinin konşimento hamili olan davacıya verildiğinin davalılar tarafından ispatlanmadığı, davacıyı bağlamadığı, davacının satın aldığı muz emtiasının 4 adet konşimento tahtında M/V Nova Florida isimli gemi tarafından Ekvador'dan yüklenerek Mersin limanına taşındığı, geminin 11 Aralık 2015 tarihinde Mersin limanına vardığı, 23 Aralık 2015 tarihinde tahliyesinin başladığı, teslimat hava sıcaklığının 13.3 derecenin altında olduğu, muzların kutularının gemiye hasarsız yüklendiği, üründe farklı olgunlaşma süreleri bulunduğu, bir kısmı bozulurken bir kısmının yeşil kaldığı, gemiye yüklenen muzların hızlı bir şekilde soğutulması ve her kutunun üst üste düzgün şekilde yerleştirilmesi gerektiği, farklı olgunluktaki muzların hızlı bir şekilde soğutulmamaları sonucunda olgunlaşma hızının arttığı, farklı olgunluktaki muzların kötü hava dolaşımından dolayı ortamın gereken sıcaklığa ulaşamaması sebebiyle zarara uğradığı, bu nedenle, ambarın belli sıcaklıkta tutulmamasından kaynaklı olarak meydana gelen zarardan taşıyanın sorumlu olacağı, ancak tespit edilen muz zararının %2 tolerans kapsamında kaldığı, bu nedenle taşıyanın yük zararından sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin fire ile zayi arasındaki farkı karıştırdığı, firenin malın kendinden kaynaklanan bir hal olduğunu, oysa hasarın malın kendinden değil geminin ambarından kaynaklandığını, ambardaki hava sıcaklığının uygunsuz ve havalandırmanın yetersiz olduğunu, geminin bu yüke elverişliliğin sağlanmadığını, ambarların sadece 3 tanesinde kabul edilebilir soğutma belirlendiğini, gemi kaptanının gemideki bağıl nem oranını kontrol etmediğini, eksik muzların fire kapsamına hiç girmeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hasarın, yüklemeden sonra soğutmanın gecikmesi, bazı bölümlerdeki sıcaklığın istenilen seviyede tutulamaması, istiflemedeki hatalar, yüklenen muzların farklı cins ve olgunlukta olması ve geminin Mersin'e ulaşmasından sonra tahliyede yaşanan gecikmeden kaynaklandığının anlaşıldığı, zararın miktarı konusunda, bilirkişi raporları ile tarafların ibraz ettikleri raporlar arasında ve davadan önce yapılan delil tespiti sonucu alınan rapor arasında farklılıklar ve çelişkiler bulunduğu, raporların hiçbirinde 140.567 koli muzun tamamının incelenemediği, her bir raporda incelemenin yükün bir kısmı üzerinde yapıldığı, bu aşamadan sonra dosyada yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmasının dosyaya bir yarar sağlamayacağı, tespit raporunun, toplanan delillere, alınan raporlara ve tüm dosya kapsamına en uygun rapor olduğu kanaatine varıldığı, hükme esas alınabileceği, davacı ile Co.Ma.Co arasında yapılan alım satım sözleşmesinde her koli muzun fiyatı 9.USD olarak gösterildiği, buna göre tespit raporunda da belirtildiği üzere toplam zararın 14683x9=132.147 USD olduğu, geminin 11.12.2015 tarihinde limana geldiği, limana yanaşmak ve tahliye için 12 gün beklediği, tahliyenin başlamasından sonra 26.12.2015 günü ile 05.01.2016 tarihleri arasında da tahliyenin durduğu, davacı ile Co.Ma.Co arasındaki sözleşmenin 09.12.2015 tarihinde yapıldığı, tahmini varış tarihinin 11.12.2015 olarak gösterildiği, davacının yükün Mersin Limanına geldiğinden 11.11.2015 tarihi itibari ile ve hatta öncesinde bilgi sahibi olduğu, bu konuda kendisinin bilgilendirildiği, gecikmelerin davalılardan kaynaklandığını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı, konişmentodaki FIOS klozu gereğince boşaltma risklerinin gönderilene ait olduğu, raporlarda davacının hasarda müterafik kusurunun bulunduğunun kabul edildiği, 132.147 USD zararın davacının müterafik kusurundan dolayı takdiren %25'inin davacının üzerinde bırakılmasının hakkaniyete uygun olacağının düşünüldüğü, davalıların ise yüklemeden sonra soğutmanın gecikmesi, bazı bölümlerdeki sıcaklığın istenilen seviyede tutulmaması, istiflemedeki hatalar, yüklenen muzların farklı cins ve olgunlukta olmasına rağmen aynı yerde birlikte taşınması, zararın meydana gelmesinde asli kusurlu sayıldığı, %75 oranında kusurlu olduklarının kabul edildiği, kaptanın nezaret görevinden dolayı istifleme hatalarından dolayı taşıyanın da sorumluluğunun bulunduğu, geminin yüke uygun olmaması ve böyle bir geminin seçiminden dolayı ise taşıtan ve taşıyanın her ikisinin de sorumlu kabul edildiği gerekçesiyle davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 99.110,25 USD’nin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bu alacağa dava tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankası'nın ABD Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Nova Florida Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O. vekili ile davalı 8813635 IMO Numaralı Nova Florida Gemisi Donatanı Nova Florida Shipping Company BV'yi Temsilen Gemi Kaptanı Makarich Sergey vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Nova Florida Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O. vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin yalnızca ilk yük alıcısı ve ilgili sefer için geminin kiracısı sıfatı taşıdığını, Asociacion firmasından satın aldığı muzları sağlam şekilde gemiye yüklediğini, ardından Co.Ma.Co firmasına %2 toleransla sattığını, CFR teslim şekline göre ihracatçının sorumluluğunun malların gemiye yüklenmesi ile sona erdiğini, artık hasar/zayi riskinin alıcıya geçtiğini, muzların taşıma esnasında Co.Ma.Co tarafından davacıya satıldığını, davacı adına yeni konişmento düzenlendiğini, böylece müvekkilinin yükle bir bağının kalmadığını, Çarter Sözleşmesi uyarınca uyuşmazlığın tahkim yoluyla ve İngiliz Hukukuna göre çözümünün gerektiğini, bu hususun konişmentoya da şerh düşüldüğünü, konişmentonun tarafı olan davacıyı bağladığını, hasarın müvekkilinin taraf olduğu satış sözleşmesinde belirtilen %2 oranındaki tolerans kapsamında kaldığının sörvey raporları ile bilirkişi raporlarında belirtildiğini, İTO’nun da %6 fire/zayiat oranı belirlediğini, bu oranın çok altında kalan hasar nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, hasarın davacı ile donatanın kusurundan kaynaklandığını, FİOS kaydına göre tahliyeye ilişkin sorumluluğun alıcıya yüklendiğini, davacının yükün tahliyesinde 12 günlük gecikmeye sebebiyet verdiğini, sertifikası sebebiyle anılan gemiyi tercih eden müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, soğutma, istifleme, hava dolaşımı hatalarından kaynaklanan hasarın donatanın sorumluluğu kapsamında kaldığını, bir çok farklı yönde rapor varken tespit raporunun hükme esas alınamayacağını, bu raporun neden esas alındığının ve neden müvekkiline %75 oranında kusur verildiğinin açıklanmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı 8813635 IMO Numaralı Nova Florida Gemisi Donatanı Nova Florida Shipping Company BV'yi Temsilen Gemi Kaptanı Makarich Sergey vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesine ibraz edilen kök ve ek raporlar dikkate alınmadan sadece tespit dosyasına sunulan rapor esas alınarak hatalı karar verildiğini, raporda 14.683 koli muzda hasar meydana geldiği iddiasının davacının atadığı gözetim firması iddiaları doğrultusunda olduğunu, bilirkişinin net hasar hesabını yapmadığını, bu hesap için yeterli vakit ayırmadığını, geminin ısı kayıtlarının incelenmediğini, sörvey raporlarının dikkate alınmadığını, erken olgunlaşan/kararan muzun tolerans oranı içinde kaldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Taraflar arasındaki uyuşmazlık, mahkemenin görevli olup olmadığı, davacının satın aldığı muz emtiasındaki hasarın miktarının ne olduğu ve davalıların sorumlu tutulup tutulamayacağı, hasarın hangi aşamada oluştuğu, fire oranının dikkate alınıp alınamayacağı, müterafik kusurun bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1141, 1166, 1168, 1178 inci maddeleri, 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, tarafların tahkim hususunda her zaman serbestçe tasarrufta bulunabilecek olmalarına, davalıların tahkim itirazlarının kabul edilmeyerek davanın esastan reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararına karşı gerekçe yönünden istinaf başvurusu yapmamalarına, bu yönüyle mahkemenin yetkisinin taraflarca kabul edilmiş sayılmasına göre davalı Nova Florida Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O vekilinin tahkimin yetkili olduğuna yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Dava. Ekvador'dan Mersin'e taşınan muz emtiasının eksik ve hasarlı teslim edildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. 3.Dosyadaki belgelerden 140.567 kutu yeşil muz emtiasının hasarsız kaydıyla 14.11.2015 tarihinde gemiye yüklendiği, geminin 11.12.2015 tarihinde Mersin Limanına vardığı, limandaki sıkışıklık nedeniyle tahliyenin ancak 23.12.2015 tarihinde başladığı, tahliyeye bir süre ara verildikten sonra 06.01.2016 tarihinde boşaltmanın tamamlandığı anlaşılmaktadır. 4.Mahkemenin hasar miktarı yönünden esas aldığı ve 2015/755 D.İş sayılı dosyasına sunulan 04.01.2016 tarihli raporda toplam 43.185 kolinin incelendiği belirtilmiş, bu incelemelerin 4.712 kolisi gemi ambarında yapılmışken bakiyesinin dava dışı şirketlerin depolarında gerçekleştirildiği ifade edilmiştir. Davacının talimatı ile düzenlendiği ifade edilen SGS Süpervise Gözetme Etüd Kontrol Servisleri A.Ş.'nin raporu dahil tahliye esnasında alınan sörvey raporlarında bu miktarda bir hasar kaydına yer verilmemiştir. 5.İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/249 Talimat sayılı dosyasına sunulan raporda da önceki raporlar özetlendikten sonra nihai zarar miktarının hesaplanmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. 6.Gemi 11.12.2015 tarihinde limana gelmiş, limana yanaşmak ve tahliye için 12 gün beklemiştir, ayrıca tahliyenin başlamasından bir süre sonra durduğu ve 06.01.2016 tarihinde tamamlandığı anlaşılmaktadır. Davacı ile Co.Ma.Co arasındaki sözleşme 09.12.2015 tarihinde yapılmış, bu sözleşmede tahmini varış süresi 11.12.2015 olarak gösterilmiş, tahmin edilen sürede gemi limana varmıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere davacının yükün Mersin Limanına geldiğinden bilgi sahibi olduğu, bu konuda kendisinin bilgilendirildiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Kanun'un 1166 ncı maddesi uyarınca kaptan, eşyayı boşaltmak için gemiyi sözleşmede kararlaştırılan yere demirlemiş olup limanın tahliyeye uygunsuzluğu sebebiyle davacı gönderilenin 1168 inci maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca başka bir talimat verdiği iddia ve ispat edilememiştir. Yine Bölge Adliye Mahkemesince yükün boşaltılmasındaki gecikmelerin hasarın oluşmasında ve olgunlaşmanın hızlanmasında etkili olduğu kabul edildiği gibi gecikmelerin davalılardan kaynaklandığını gösteren herhangi bir delil bulunmamaktadır. Nitekim bir kısım sörvey raporlarında boşaltmadaki gecikmenin de sonuca etkili olduğu ifade edilmiştir. Konişmontalarda yer verilen F.İ.O.S. kaydı uyarınca tahliye riskleri de gönderilene aittir. 7.Bu durumda geç tahliye sebebiyle davalı gemi donatanı ve kiracısına bir kusur izafe edilemeyeceği gibi geminin limana varışından ve büyük oranda tahliyeden sonra depolardaki ürünün incelenerek hazırlanan tespit dosyası raporundaki hasar miktarı esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı Nova Florida Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O vekilinin tahkimin yetkili olduğuna yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Nova Florıda'ya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı Nova Florıda Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O.'ya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde 8813635 Imo Numaralı Nova Florıda Gemisi Donatanı Nova Florıda Shıppıng Company BV'ye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2013/8521 E., 2013/23494 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
un belirlenemediğini, davacı tarafından deniz taşımacılığı aşamasının sigortalanmış olması sebebiyle müvekkiline acente olarak husumet yöneltilemeyeceğini,, bununla beraber sigortalının yaptığı satış sözleşmesinin CIF şeklinde yapıldığını, TTK’nın 1143. maddesine göre CIF şeklinde yapılan satışlarda satış konusu malların hasarının taşıyana teslim edildiği andan itibaren satış sözleşmesinin alıcısı
11. Hukuk Dairesi         2013/8521 E.  ,  2013/23494 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) Taraflar arasında görülen davada İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.02.2013 tarih ve 2012/248-2013/51 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Taç Tekstil Ltd. Şti.’nin ihraç ettiği malları nakliyat sigorta poliçesi kapsamında sigortaladığını, söz konusu emtianın İstanbul’dan Rusya’ya davalı ... Tic. A.Ş. tarafından taşınması sırasında 19.07.2011 tarihinde çalınarak hasara uğradığını, sigortalının emtiasında tespit olunan zarar nedeniyle 24.08.2011 tarihinde 27.945 TL hasar tazminatı ödendiğini, zararın tazmini için TTK m. 1301 hükümlerine göre halef olduklarını, davalının TTK’nın 772. maddesine göre ihtirazi kayıt koymadan kusursuz teslim aldığı malları, TTK’nın 781. maddesine göre kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim edildiği tarihe kadar geçen müddet içinde ziya ve hasarından mesul olduğunu, taşınma sırasında sigortalı malların hasara maruz kalmasına sebebiyet veren davalıya rücu mektubu gönderilmesine rağmen; davalının ödeme yapmadığını belirterek 27.945 TL hasar tazminatının 24.08.2011 ödeme tarihinden itibaren işleyecek Merkez Bankası avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu olan ve hasarlandığı iddia edilen malların iki aşamada taşındığını, bunlardan birincisinin, davacının sigortalısı olan dava dışı Taç Tekst. Firmasının merkezinden İstanbul Marport Limanı’na karayolu ile nakliyesi, diğerinin ise; Marport Limanı’ndan Novorrossisyk/Rusya Limanı’na deniz yoluyla taşınması olduğunu, müvekkilinin bu iki aşamada farklı sıfatlarla yer aldığını, ilk aşama olan kara taşımasını dava dışı Arkas Ulaştırma A.Ş.’nin yaptığını, bu konuda müvekkilinin dava dışı sigortalı Taç Teks firması ile Arkas Ulaştırma A.Ş. arasında komisyoncu olarak yer aldığını, deniz taşıma işi ayağında ise; müvekkilinin dava dışı deniz taşıyanı Arkas Konteynır’ın acentesi sıfatıyla hareket ettiğini, bu durumun konşimento üzerinde yer aldığını, nakliye sigortası poliçesi incelendiğinde poliçede sadece deniz taşımacılığın sigortalandığını, poliçede sigortanın deniz taşımasından önceki veya sonrasındaki kara taşımasını da kapsayacağını belirten herhangi bir ibarenin de bulunmadığını, ancak; malların taşımanın hangi aşamasında hasarlandığının belirlenemediğini, dolayısıyla sorumluluğun belirlenemediğini, davacı tarafından deniz taşımacılığı aşamasının sigortalanmış olması sebebiyle müvekkiline acente olarak husumet yöneltilemeyeceğini,, bununla beraber sigortalının yaptığı satış sözleşmesinin CIF şeklinde yapıldığını, TTK’nın 1143. maddesine göre CIF şeklinde yapılan satışlarda satış konusu malların hasarının taşıyana teslim edildiği andan itibaren satış sözleşmesinin alıcısına geçtiğini, somut olayda da davacının hasarını ödediğini beyan ettiği dava dışı Taç Teks Ltd. Şti.’nin satıcı olduğunu, hasarın artık alıcıda bulunduğunu, bu halde; sigorta tazminatı ödemesinin satıcıya değil alıcıya yapılması gerektiğini, bu ödemeyi tahsil etme hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımanın deniz ayağı için düzenlenen konşimentoda davalının dava dışı taşıyan Arkas Konteynır Taşımacılık A.Ş.’nin acentesi sıfatıyla yer aldığı,dolayısıyla davalı acenteye karşı doğrudan dava açılamayacağı,taşımanın kara ayağında ise davalının taşıma işleri komisyoncusu olarak taşıma işini dava dışı Arkas Ulaştırma ve Nak. A.Ş.’ne yaptırdığı,her ne kadar davalı tarafından sigortalıya yurt içi kara taşıması bedeli ile deniz taşımasına ilişkin konteynır yüklemesi ödemeleri ile ilgili fatura düzenlenmiş ise de, davacının dayanak yaptığı sigorta poliçesinin taşımanın sadece deniz taşıması kısmını kapsadığı, deniz taşımasına ilişkin navlun faturası için dava dışı Arkas Konteyner Taş. A.Ş. tarafından sigortalı aleyhine icra takibi yapıldığı, sonuç olarak davada husumetin taşıyıcı dava dışı Arkas Konteynır Taş. A.Ş.’ne yöneltilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı vekili; kararı temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 25.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2013/3559 E., 2013/3873 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemece davanın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu (TTK.m....) ve ... ilçesinin .... Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı sahasında bulunduğu gerekçesiyle ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114 ve 115 inci maddeleri uyarınca dava dilekçesinin görev yönünden reddine ve dosyanın talep halinde ...köy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
23. Hukuk Dairesi         2013/3559 E.  ,  2013/3873 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Dava kooperatifin feshi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu (TTK.m....) ve ... ilçesinin .... Asliye Ticaret Mahkemelerinin yargı sahasında bulunduğu gerekçesiyle ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114 ve 115 inci maddeleri uyarınca dava dilekçesinin görev yönünden reddine ve dosyanın talep halinde ...köy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Davacılar vekili kararı vekâlet ücreti hükmedilmemesi gerektiği itirazı ile temyiz etmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323 üncü maddesinin (ğ) bendine göre vekil ile takip edilen işlerde vekalet ücreti yargılama giderlerinden sayılır. Aynı Yasa’nın 331 inci maddesinin (...) nci bendine göre de yetkisizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemece karar verileceği hükme bağlanmıştır. Bu itibarla yetkisizlik kararı verilmişken, vekalet ücretine de karar verilmiş olması doğru değilse de bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın yenilenmesini gerektirmediğinden, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/VII nci maddesi uyarınca sonucu itibariyle yerinde bulunan kararın, düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle yerel mahkeme kararının “hüküm” bölümünün (...) numaralı bendinin karardan çıkartılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 07.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.