6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 116

Türk Ticaret Kanunu 116. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 116- (1) Acentenin hak kazandığı ücretin, doğumu tarihinden itibaren en geç üç ay içinde ve her hâlde sözleşmenin sona erdiği tarihte ödenmesi gerekir. (2) Ücret istemi, muacceliyeti ve hesaplanması bakımından önemli olan bütün konular hakkında acente bilgi istediği takdirde müvekkil bu bilgileri vermek zorundadır. Ayrıca acente, ücrete bağlı işlemlere ilişkin defter kayıtlarının suretlerinin de kendisine gönderilmesini müvekkilinden isteyebilir. Müvekkil, defter suretini vermekten kaçınırsa ya da defterlerin doğruluğu ve tamlığı konusunda kuşku duymayı gerektiren haklı nedenler varsa, acente, ticari defter ve belgelerin ilgili kısımlarını ya kendisi inceler ya da bir uzmana inceletebilir. Müvekkil buna izin vermezse sorunu mahkeme duruma en uygun şekilde karara bağlar. (3) Bu hükümlerin aksinin kararlaştırılması acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir. II - Olağanüstü giderlerin karşılanması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2021/4846 E., 2023/718 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1141, 1166, 1168, 1178 inci maddeleri,
11. Hukuk Dairesi         2021/4846 E.  ,  2023/718 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi HÜKÜM : Kabul Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak ayrı ayrı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.02.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı Nova Florida Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin satın aldığı muzların M/V Nova Florida isimli gemi ile Ekvador’dan Mersin’e taşındığını, Mersin Limanındaki tahliye esnasında muzlarda bozulmalar tespit edildiğini, Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/755 D. İş sayılı dosyasına rapor sunan bilirkişilerin raporuna göre zararın 132.147 USD olarak çıktığını, gözetim yapan SGS firmasının raporuna göre yeşil muzlar içinde esneme yapan, sertliğini kaybetmiş ve yumuşamış muzların bulunduğunu, mahkemeye ibraz edilen raporda yumuşama ve kararma oranının %30 olduğunun ifade edildiğini, bakiye 139.661 kartonun %30 uyarlanmasında mallardaki toplam hasarlı tutarın 41.898 karton ettiğini, bu iki rapora göre 41.898 kartonX9 USD hesabı ile zarar toplamının 377.082 USD ettiğini, 131 karton eksik muzun da eklenmesi ile toplam zararın 378.261 USD olduğunu, muzların gerekli ısıda tutulmadığının ve geminin taşımaya elverişli olmadığının raporlarda belirtildiğini ileri sürerek 378.261 USD’nin dava tarihinden itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankası’nın 1 yıllık USD mevduatına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı 8813635 Imo Numaralı Nova Florida Gemisi Donatanı Nova Florida Shipping Company Bv’yi temsilen Gemi Kaptanı Makarich Sergey vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşımaya ilişkin 09.09.2015 tarihli çarter partide uyuşmazlığın İngiliz Kanunlarına göre yorumlanacağı ve uyuşmazlıkların Londra’da tahkim kurallarına göre çözümleneceğinin düzenlendiğini, mahkemesinin görevli olmadığını, tahkim anlaşmasının konişmentoların hamili olan davacıyı bağlayacağını, tespit raporunun yeterli teknik inceleme yapılmadan, gemi ısı kayıtları incelenmeden, tek taraflı SGS’nin gözetim raporuna dayandığını, yeterli sayıda kutu incelenmediğini, 09.02.2016 tarihli sörvey raporuna göre iddia edilen soğutma kusurlarının hasar sebebi olabilecek nitelikte olmadığını, geminin muz taşımaya elverişlilik koşullarını sağladığını, hasarın taşımadan ya da geminin ısı değerlerinin yüksekliğinden kaynaklanmadığını, yükün hasat ve yükleme öncesi depolama koşulları sebebiyle hasarın meydana geldiğini, geminin boşaltma limanına gelmesine rağmen davacının yanaşma için 4 gün daha beklettiğini, zaten raf ömrü azalan ürünün bu bekletilmesinin emtianın zararına sebebiyet verdiğini, tahliyenin de alıcıdan kaynaklı sebeplerle 12 gün geç başlatıldığını, emtianın 12 günlük daha bozulmasına sebebiyet verdiğini, bu esnada davacının sebepsiz yere tahliyeyi durdurduğunu, 4D numaralı ambardaki yükün tahliyesinin tamamlanması için 11 gün daha beklediğini, oysa geminin transit süresinin olağan olduğunu, zarar miktarının olduğundan fazla gösterilmeye çalışıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Nova Florida Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O. vekili cevap dilekçesinde; taşımanın 09.09.2015 tarihli çarter parti kapsamında gerçekleştirildiğini, uyuşmazlıkların İngiliz Hukukuna göre ve Londra’da tahkim yoluyla çözüleceğinin kararlaştırıldığını, konişmentoya derc edilen şerh gereği 09.09.2015 tarihli çarter partinin tahkim şartı dahil konişmentaya dahil sayıldığını, şartın konişmentonun tarafı davacıyı da bağlayacağını, müvekkililinin ilk yük alıcısı ve o sefer için geminin kiracısı olduğunu, müvekkilinin dava dışı Asociacion firmasından satın aldığı 140.567 koli taze yeşil muzun 09.09.2015 tarihli çarter parti ile 14.11.2015 tarihinde Nova Florida Gemisine yüklendiğini, yükün müvekkilince dava dışı İtalya’da mukim Co.Ma.Co.’ya %2 toleransla satıldığını, yükte meydana gelen küçük ve ihmal edilebilir %1 zararın zaten tolerans sınırları içinde kaldığını, Co.Ma.Co.’nun ise davacıya sattığını, alıcının bu değişikliğe göre konişmento düzenlediğini, böylece müvekkilinin artık sadece gemi kiracısı sıfatının kaldığını, tespit dosyasında yeterli incelemenin yapılmadığını, sadece SGS firmasının raporu doğrultusunda hazırlandığını, her ambarda ısı kontrolü yapan termometrenin bulunduğunu, tüm tarafların katılımı ile yapılan Trust firmasının sörveyinde ambar sıcaklıklarının tespit edildiğini, yükte oluşan hasarın sefer sırasında ambar sıcaklığının gerektiği gibi ayarlanmamış olmasından meydana geldiği fakat küçük ve ihmal edilebilir olduğunun belirtildiğini, bu durumda ancak donatanın sorumlu tutulabileceğini, İTO’nun hazırladığı oranlara göre muzda %6 azami fire oranı belirlendiğini, konişmentodaki FİOS kaydı sebebiyle tahliyeye dair işlemlerin davacının sorumluluğunda olduğunu, yük alıcının hiçbir sebep göstermeksizin 11.12.2015 tarihinde Mersin Limanına gelen gemi üzerindeki yükü 23.12.2015 tarihine kadar teslim almaktan ve tahliye için rıhtım tayin ettirmekten kaçındığını, yükün fazladan 12 gün teslim için beklediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının dayanağı olan konşimentolarda yer alan hükmün genel avarya ile ilgili olduğu, somut uyuşmazlıkta tahkim itirazına esas alınamayacağı, konşimentoda taraflar arasındaki uyuşmazlığın tahkimde görüleceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, charter parti hükümlerinin konşimento hamili olan davacıya verildiğinin davalılar tarafından ispatlanmadığı, davacıyı bağlamadığı, davacının satın aldığı muz emtiasının 4 adet konşimento tahtında M/V Nova Florida isimli gemi tarafından Ekvador'dan yüklenerek Mersin limanına taşındığı, geminin 11 Aralık 2015 tarihinde Mersin limanına vardığı, 23 Aralık 2015 tarihinde tahliyesinin başladığı, teslimat hava sıcaklığının 13.3 derecenin altında olduğu, muzların kutularının gemiye hasarsız yüklendiği, üründe farklı olgunlaşma süreleri bulunduğu, bir kısmı bozulurken bir kısmının yeşil kaldığı, gemiye yüklenen muzların hızlı bir şekilde soğutulması ve her kutunun üst üste düzgün şekilde yerleştirilmesi gerektiği, farklı olgunluktaki muzların hızlı bir şekilde soğutulmamaları sonucunda olgunlaşma hızının arttığı, farklı olgunluktaki muzların kötü hava dolaşımından dolayı ortamın gereken sıcaklığa ulaşamaması sebebiyle zarara uğradığı, bu nedenle, ambarın belli sıcaklıkta tutulmamasından kaynaklı olarak meydana gelen zarardan taşıyanın sorumlu olacağı, ancak tespit edilen muz zararının %2 tolerans kapsamında kaldığı, bu nedenle taşıyanın yük zararından sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin fire ile zayi arasındaki farkı karıştırdığı, firenin malın kendinden kaynaklanan bir hal olduğunu, oysa hasarın malın kendinden değil geminin ambarından kaynaklandığını, ambardaki hava sıcaklığının uygunsuz ve havalandırmanın yetersiz olduğunu, geminin bu yüke elverişliliğin sağlanmadığını, ambarların sadece 3 tanesinde kabul edilebilir soğutma belirlendiğini, gemi kaptanının gemideki bağıl nem oranını kontrol etmediğini, eksik muzların fire kapsamına hiç girmeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hasarın, yüklemeden sonra soğutmanın gecikmesi, bazı bölümlerdeki sıcaklığın istenilen seviyede tutulamaması, istiflemedeki hatalar, yüklenen muzların farklı cins ve olgunlukta olması ve geminin Mersin'e ulaşmasından sonra tahliyede yaşanan gecikmeden kaynaklandığının anlaşıldığı, zararın miktarı konusunda, bilirkişi raporları ile tarafların ibraz ettikleri raporlar arasında ve davadan önce yapılan delil tespiti sonucu alınan rapor arasında farklılıklar ve çelişkiler bulunduğu, raporların hiçbirinde 140.567 koli muzun tamamının incelenemediği, her bir raporda incelemenin yükün bir kısmı üzerinde yapıldığı, bu aşamadan sonra dosyada yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmasının dosyaya bir yarar sağlamayacağı, tespit raporunun, toplanan delillere, alınan raporlara ve tüm dosya kapsamına en uygun rapor olduğu kanaatine varıldığı, hükme esas alınabileceği, davacı ile Co.Ma.Co arasında yapılan alım satım sözleşmesinde her koli muzun fiyatı 9.USD olarak gösterildiği, buna göre tespit raporunda da belirtildiği üzere toplam zararın 14683x9=132.147 USD olduğu, geminin 11.12.2015 tarihinde limana geldiği, limana yanaşmak ve tahliye için 12 gün beklediği, tahliyenin başlamasından sonra 26.12.2015 günü ile 05.01.2016 tarihleri arasında da tahliyenin durduğu, davacı ile Co.Ma.Co arasındaki sözleşmenin 09.12.2015 tarihinde yapıldığı, tahmini varış tarihinin 11.12.2015 olarak gösterildiği, davacının yükün Mersin Limanına geldiğinden 11.11.2015 tarihi itibari ile ve hatta öncesinde bilgi sahibi olduğu, bu konuda kendisinin bilgilendirildiği, gecikmelerin davalılardan kaynaklandığını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı, konişmentodaki FIOS klozu gereğince boşaltma risklerinin gönderilene ait olduğu, raporlarda davacının hasarda müterafik kusurunun bulunduğunun kabul edildiği, 132.147 USD zararın davacının müterafik kusurundan dolayı takdiren %25'inin davacının üzerinde bırakılmasının hakkaniyete uygun olacağının düşünüldüğü, davalıların ise yüklemeden sonra soğutmanın gecikmesi, bazı bölümlerdeki sıcaklığın istenilen seviyede tutulmaması, istiflemedeki hatalar, yüklenen muzların farklı cins ve olgunlukta olmasına rağmen aynı yerde birlikte taşınması, zararın meydana gelmesinde asli kusurlu sayıldığı, %75 oranında kusurlu olduklarının kabul edildiği, kaptanın nezaret görevinden dolayı istifleme hatalarından dolayı taşıyanın da sorumluluğunun bulunduğu, geminin yüke uygun olmaması ve böyle bir geminin seçiminden dolayı ise taşıtan ve taşıyanın her ikisinin de sorumlu kabul edildiği gerekçesiyle davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 99.110,25 USD’nin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bu alacağa dava tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankası'nın ABD Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Nova Florida Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O. vekili ile davalı 8813635 IMO Numaralı Nova Florida Gemisi Donatanı Nova Florida Shipping Company BV'yi Temsilen Gemi Kaptanı Makarich Sergey vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Nova Florida Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O. vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin yalnızca ilk yük alıcısı ve ilgili sefer için geminin kiracısı sıfatı taşıdığını, Asociacion firmasından satın aldığı muzları sağlam şekilde gemiye yüklediğini, ardından Co.Ma.Co firmasına %2 toleransla sattığını, CFR teslim şekline göre ihracatçının sorumluluğunun malların gemiye yüklenmesi ile sona erdiğini, artık hasar/zayi riskinin alıcıya geçtiğini, muzların taşıma esnasında Co.Ma.Co tarafından davacıya satıldığını, davacı adına yeni konişmento düzenlendiğini, böylece müvekkilinin yükle bir bağının kalmadığını, Çarter Sözleşmesi uyarınca uyuşmazlığın tahkim yoluyla ve İngiliz Hukukuna göre çözümünün gerektiğini, bu hususun konişmentoya da şerh düşüldüğünü, konişmentonun tarafı olan davacıyı bağladığını, hasarın müvekkilinin taraf olduğu satış sözleşmesinde belirtilen %2 oranındaki tolerans kapsamında kaldığının sörvey raporları ile bilirkişi raporlarında belirtildiğini, İTO’nun da %6 fire/zayiat oranı belirlediğini, bu oranın çok altında kalan hasar nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, hasarın davacı ile donatanın kusurundan kaynaklandığını, FİOS kaydına göre tahliyeye ilişkin sorumluluğun alıcıya yüklendiğini, davacının yükün tahliyesinde 12 günlük gecikmeye sebebiyet verdiğini, sertifikası sebebiyle anılan gemiyi tercih eden müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, soğutma, istifleme, hava dolaşımı hatalarından kaynaklanan hasarın donatanın sorumluluğu kapsamında kaldığını, bir çok farklı yönde rapor varken tespit raporunun hükme esas alınamayacağını, bu raporun neden esas alındığının ve neden müvekkiline %75 oranında kusur verildiğinin açıklanmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı 8813635 IMO Numaralı Nova Florida Gemisi Donatanı Nova Florida Shipping Company BV'yi Temsilen Gemi Kaptanı Makarich Sergey vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesine ibraz edilen kök ve ek raporlar dikkate alınmadan sadece tespit dosyasına sunulan rapor esas alınarak hatalı karar verildiğini, raporda 14.683 koli muzda hasar meydana geldiği iddiasının davacının atadığı gözetim firması iddiaları doğrultusunda olduğunu, bilirkişinin net hasar hesabını yapmadığını, bu hesap için yeterli vakit ayırmadığını, geminin ısı kayıtlarının incelenmediğini, sörvey raporlarının dikkate alınmadığını, erken olgunlaşan/kararan muzun tolerans oranı içinde kaldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Taraflar arasındaki uyuşmazlık, mahkemenin görevli olup olmadığı, davacının satın aldığı muz emtiasındaki hasarın miktarının ne olduğu ve davalıların sorumlu tutulup tutulamayacağı, hasarın hangi aşamada oluştuğu, fire oranının dikkate alınıp alınamayacağı, müterafik kusurun bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1141, 1166, 1168, 1178 inci maddeleri, 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, tarafların tahkim hususunda her zaman serbestçe tasarrufta bulunabilecek olmalarına, davalıların tahkim itirazlarının kabul edilmeyerek davanın esastan reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararına karşı gerekçe yönünden istinaf başvurusu yapmamalarına, bu yönüyle mahkemenin yetkisinin taraflarca kabul edilmiş sayılmasına göre davalı Nova Florida Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O vekilinin tahkimin yetkili olduğuna yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Dava. Ekvador'dan Mersin'e taşınan muz emtiasının eksik ve hasarlı teslim edildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. 3.Dosyadaki belgelerden 140.567 kutu yeşil muz emtiasının hasarsız kaydıyla 14.11.2015 tarihinde gemiye yüklendiği, geminin 11.12.2015 tarihinde Mersin Limanına vardığı, limandaki sıkışıklık nedeniyle tahliyenin ancak 23.12.2015 tarihinde başladığı, tahliyeye bir süre ara verildikten sonra 06.01.2016 tarihinde boşaltmanın tamamlandığı anlaşılmaktadır. 4.Mahkemenin hasar miktarı yönünden esas aldığı ve 2015/755 D.İş sayılı dosyasına sunulan 04.01.2016 tarihli raporda toplam 43.185 kolinin incelendiği belirtilmiş, bu incelemelerin 4.712 kolisi gemi ambarında yapılmışken bakiyesinin dava dışı şirketlerin depolarında gerçekleştirildiği ifade edilmiştir. Davacının talimatı ile düzenlendiği ifade edilen SGS Süpervise Gözetme Etüd Kontrol Servisleri A.Ş.'nin raporu dahil tahliye esnasında alınan sörvey raporlarında bu miktarda bir hasar kaydına yer verilmemiştir. 5.İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/249 Talimat sayılı dosyasına sunulan raporda da önceki raporlar özetlendikten sonra nihai zarar miktarının hesaplanmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. 6.Gemi 11.12.2015 tarihinde limana gelmiş, limana yanaşmak ve tahliye için 12 gün beklemiştir, ayrıca tahliyenin başlamasından bir süre sonra durduğu ve 06.01.2016 tarihinde tamamlandığı anlaşılmaktadır. Davacı ile Co.Ma.Co arasındaki sözleşme 09.12.2015 tarihinde yapılmış, bu sözleşmede tahmini varış süresi 11.12.2015 olarak gösterilmiş, tahmin edilen sürede gemi limana varmıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere davacının yükün Mersin Limanına geldiğinden bilgi sahibi olduğu, bu konuda kendisinin bilgilendirildiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Kanun'un 1166 ncı maddesi uyarınca kaptan, eşyayı boşaltmak için gemiyi sözleşmede kararlaştırılan yere demirlemiş olup limanın tahliyeye uygunsuzluğu sebebiyle davacı gönderilenin 1168 inci maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca başka bir talimat verdiği iddia ve ispat edilememiştir. Yine Bölge Adliye Mahkemesince yükün boşaltılmasındaki gecikmelerin hasarın oluşmasında ve olgunlaşmanın hızlanmasında etkili olduğu kabul edildiği gibi gecikmelerin davalılardan kaynaklandığını gösteren herhangi bir delil bulunmamaktadır. Nitekim bir kısım sörvey raporlarında boşaltmadaki gecikmenin de sonuca etkili olduğu ifade edilmiştir. Konişmontalarda yer verilen F.İ.O.S. kaydı uyarınca tahliye riskleri de gönderilene aittir. 7.Bu durumda geç tahliye sebebiyle davalı gemi donatanı ve kiracısına bir kusur izafe edilemeyeceği gibi geminin limana varışından ve büyük oranda tahliyeden sonra depolardaki ürünün incelenerek hazırlanan tespit dosyası raporundaki hasar miktarı esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı Nova Florida Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O vekilinin tahkimin yetkili olduğuna yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Nova Florıda'ya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı Nova Florıda Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O.'ya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde 8813635 Imo Numaralı Nova Florıda Gemisi Donatanı Nova Florıda Shıppıng Company BV'ye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

6. Hukuk Dairesi, 2022/4525 E., 2023/3918 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddesi anlamında temsilci ve 6102 sayılı TTK'nın 116. maddesi çerçevesinde acente niteliğinde olduğu anlaşılan davalı Emek Marin.
6. Hukuk Dairesi         2022/4525 E.  ,  2023/3918 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1237 E., 2022/1323 K. Taraflar arasındaki alacak, tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraflar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ...S.A.S'ye İzafeten Acentesi Emek Marin Turizm Ticaret Marina Teknik Bakım Onarım Deniz Ürünleri Jeotermal İnşaat Sanayi Tekstil İthalat ve İhracat Ltd. Şti. vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı asil ... ve vekili Avukat Ceren Keçici ile davalı ...S.A.S'ye İzafeten Acentesi Emek Marin Turizm Ticaret Marina Teknik Bakım Onarım Deniz Ürünleri Jeotermal İnşaat Sanayi Tekstil İthalat ve İhracat Ltd. Şti. vekili Avukat ..., Avukat Leyla Sevda Koçman ve diğer davalı Emek Marin Turizm TicaretMarina Teknik Bakım Onarım Deniz Ürünleri Jeotermal İnşaat Sanayi Tekstil İthalat ve İhracat Limited Şirketi vekili Avukat ...'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Emek Marin'in operasyon direktörü ...'ın müvekkiline, ... yelkenlisini tanıtıp, pazarlama çalışmaları yaptığını; 6-11.10.2015 tarihinde düzenlenen Pendik Boat Show'da, davalılar tarafından davacıya daha önce ürettikleri ... 59'un hız diyagramını göstermek sureti ile, 2017 yılında piyasaya sürmeyi planladıkları ... 53'ün ... 59'dan bile daha hızlı gideceği bilgisinin verildiğini, davalıların pazarladıkları ... 53'ün hızını duyunca bu tekneye sahip olmak istediğini, bu çerçevede davalılarla 09.10.2015 tarihinde İstanbul Pendik Boat Showda mutabakata varıldığını, mutabakat çerçevesinde ... 53 model tekneyi 30.05.2017 tarihinde teslim edilecek şekilde üretiminin yapılmak üzere anlaşmaya varıldığını, davacı tarafından 02.11.2015 tarihinde 169.500,00 Euro'luk ilk ödemenin yapıldığını, sonraki yazışmalarda ve süreçte, teknenin yapıldığı Fransız tersanesi ile yapılan görüşmelerde davalıların üretimi planlanan ... 53'ün ... 59 modelden daha hafif bir tekne olması nedeni ile çok daha hızlı gideceğinin bildirildiğini, fakat başta taahhüt edilen hızın gerçekleştirilemediğini, davalı Emek Marin yetkilisi ...'ın telefon görüşmesinde, davacıya yapmış olduğu hileli işlemleri kabul ederek tekneyi pazarladığını itiraf ederek üretici ile konuşup bu işi çözeceğini beyan ettiğini, ancak davalıların hileli işler ve eylemlerinin devam ettiğini, kaldı ki pazarlama sırasında üretimde olup kullanılan 59 modelin de zaten belirtilen hızda gitmediğini, asla razı olmadığı süratteki bir tekneyi sipariş vererek para ödemeye razı edildiğini, davalılar tarafından bedel iadesi yapılmaması nedeni ile davacının Beyoğlu 35. Noterliğinden 02.03.2017 tarihli 06262 no.lu ihtarname ile uğradığı zararın tazminini istediği, müvekkilinin hem eser sözleşmesi çerçevesinde ürünün ayıplı üretileceğinin ayıplı olması dolayısıyla TBK 112. madde uyarınca hem de üreticinin teslim borcunda temerrüde düşmüş olması dolayısıyla TBK 125. madde uyarınca müspet zararlarını tazmin talep hakkı bulunduğunu, 13.12.2016 tarihli e-posta ile zararlarının tazmin edilmesini talep ederek 3 gün süre verdiğinden karşı tarafın 169.500,00 Euronun iadesi borcu dolayısıyla 17.12.2016 tarihinde temerrüte düştüklerini, davacının uğradığı zararın üreticiye ödemiş olduğu 169.500,00 Euro bedel ile Fransa'da avukat atanmak sureti ile üreticiye karşı ihtarname çekilmesi, şikayette bulunma hazırlıklarının yapılması, hizmet bedeli olarak 15.587,25 Euro olduğunu, müvekkilinin tüketici olduğunu, davalıların TBK.nin 61. maddesi hükmü gereğince uğranılan zarardan müteselsilen sorumlu olduğu, aralarındaki münasebetin HMK'nın 57. maddesi gereğince ihtiyari dava arkadaşlığı olduğunu, her iki davalının da hukuka aykırı davranışları dolayısıyla davacının zarara uğradığından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek uğradığı 185.087,25 Euro maddi zararının temerrüt tarihi olan 17.12 2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayrıca davalıların hukuka aykırı tecavüzden dolayı davacının acı, elem ve ızdırabın telafisi amacı ile 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek temerrüt faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ...S.A.S. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı firma ile davacı taraf arasında yapılan görüşmeler sonucunda davacının talep ve talimatı doğrultusunda bir adet ... 53 marka/model teknenin toplam 1.130.000,00 Euro bedel ile inşa edilmesi yönünde anlaşma sağlandığını, anlaşma doğrultusunda inşa edilecek standart teknenin teknik detaylarını ve davacı tarafın tekne üzerinde talep ettiği değişiklikleri içeren sipariş formu ve ekleri olan broşür ve opsiyon listesinin 09.10.2015 tarihinde davacı tarafından imzalanarak tershaneye iletildiğini, sözleşmenin kurulmasından sonra davacı tarafından 169.500,00 Euro tutarında depozito bedelinin 02.11.2015 tarihinde ödenmesi üzerine tersanenin inşa programına alınarak gerekli hazırlıkların yapılmaya başlandığını, taraflarca tüm teknik şartlar üzerinde anlaşma sağlanmış olmasına rağmen davacı tarafça 13.07.2016 tarihinde teknenin hızına ilişkin sorular sorulmaya ve mesnetsiz iddialarda bulunulmaya başlanılarak sözleşmenin 13.12.2016 tarihinde tek taraflı ve haksız olarak feshedildiğini, davalı şirket tarafından haksız fesih nedeni ile davacı aleyhine Fransa Perpignan Asliye Hukuk Mahkemesinde 10.06.2017 tarihinde haksız feshin tespiti ve müvekkil firma zararlarının tazmini amacı ile bir dava ikame edildiğini, bu davanın halen derdest olduğunu, görevli mahkemenin Deniz İhtisas Mahkemeleri olduğunu, ayrıca MÖHUK madde 40., HMK mad. 6. ve 10. madde gereğince sözleşmelerden kaynaklanan davaların ya davalının yerleşim yeri ya da sözleşmenin ifa yeri mahkemesinde ikame edilmesi gerektiğini, tersanenin merkezinin ... - Fransa olduğunu, yetkili mahkemenin Fransa - Perpignan mahkemeleri olduğunu; dava konusu olayda irade bozukluğu hallerinden biri olan aldatmanın şartlarının oluşmadığını, somut olayda firmalarının davacı tarafı aldatacak eylemde bulunmadığını, herhangi bir gerçeği gizlemediğini, davacı tarafından imzalanan ne sipariş formunda ne de bunun eki olan ... 53'ün teknik özelliklerinde tersanenin hiçbir hız taahhüdünün olmadığını, davacı tarafın maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmasının kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca tersanenin haksız fesih sebebi ile uğradığı zararların tespiti ve tazmini amacı ile Fransa'da Perpignan Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olan davanın derdest olması nedeni ile bu davada talep olunan 470.000,00 Euro bedele mahsuben davacı tarafından davalı firmaya ödenen 169.500,00 Euro depozito bedelinin takas ve mahsubunu talep ettiklerini, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği maddi zararlarının yanında manevi tazminat talebinin anlaşılamadığı gibi ispat olunmaması nedeni ile reddinin talep edildiğini, huzurdaki davanın Fransa'da ikame edilen ve derdest olan dava nedeni ile bekletici mesele yapılması gerektiğini belirtilerek, davanın usul ve esas yönlerinden reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı Emek Marin Turizm Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı ... şirketinin Türkiye'de basit bir temsilci mahiyetindeki servisi konumunda olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmede taraf olmadığını, husumetin kendilerine yöneltilemeyeceğini, davacının satın almak istediği teknenin hızı ile ilgili herhangi bir taahhüt ve beyanda bulunulmadığını, davacının teknecilik, yatcılık ve denizcilik hususlarında aldatılmasına imkan olmadığını, davacının ... Şirketine ödediği bedelden ve manevi tazminattan sorumlu olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının uyuşmazlık konusu yelkenliyi kendi kullanımı için almak niyetiyle davalı tarafla görüşmeler yaptığı, sözleşmeyi kendi adına imzaladığı, ödemenin kendisi tarafından yapıldığı anlaşılmış olup her ne kadar davacı tarafça vergisel yükümlülükler nedeni ile kendi adının geçmesini istemediği belgeler olacağı beyan edilmiş ise de davacının asıl iradesinin kendi kullanımı için yelkenli satın almak olduğu, 6502 Sayılı TKHK'nın özü ve sözü birlikte değerlendirildiğinde, davacının tüketici sıfatına haiz olduğu, taraflar arasında yapılan sipariş başlıklı sözleşmede, uyuşmazlığa uygulanacak hukukun seçilmediği, görüşmelerin Türkiye'de gerçekleştirildiği, gerek 6502 sayılı Yasanın 73/5.maddesi ve gerekse 5718 sayılı MÖHUK'un 24., 26. ve 45. maddeleri gereğince tüketicinin kendi ikametgahı mahkemesinde dava açtığı, uyuşmazlığın çözümünde Türk Mahkemelerinin yetkili olduğu, dolayısıyla davacının ikametgahına göre mahkememizin yetkili olduğu, davalı taraflarca Fransa'da açılan davanın mahkememizde görülen davadan önce açıldığı beyan edilerek bekletici mesele yapılmasının talep edildiği, yabancı mahkemede görülmekte olan bir davanın bekletici mesele yapılabilmesinin söz konusu olmadığı, yabancı mahkemede derdest durumda olan bir davada yabancı mahkemenin maddi ve hukuki nitelendirmeleri kanun yollarından geçerek kesinleşmedikçe Türk Mahkemelerinde delil olarak dayanılmayacağı, mahsup itirazında bulunma hakkı olan tarafın, aleyhine açılan davadaki savunmasında mahsup itirazına konu hususları açıklamış olsa da bu alacaklara ilişkin ayrı dava açmış ise, aleyhine açılan davada mahsubu istemediği ve kendi açtığı davada alacağının ayrıca hükme bağlanmasını istediği şeklinde yorum yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği, bilirkişi raporunda, yelkenli bir teknede teknenin yapımına başlamadan tekne hızının belirlenip belirlenemeyeceği hususunda, teorik hız değerlerinin tekne suya inmeden hesaplanabileceği fakat gerçek ve güvenilir hız değerlerinin tekne suya indirildikten sonra seyir tecrübeleri ile revize edilir şeklindeki tespitinin yapılabileceği, ... 59 ile ... 53 tipi yelkenli teknelerde performans açısından öncelikle yükleme durumlarının tekne boy ve genişliklerinin, yelken alanlarının farklı olduğunun tespit edildiği, tekneler farklı farklı tekne olduğundan bir yelkenliden beklenen performansın bir çok parametreye bağlı olduğu ve tahmini değerlerin belirlendiği hususu ve mail ve yazışmalar nazara alındığında davalıların davacının sözleşme yapması için kasten hareket ettiklerine dair kanaat hasıl olduğu, bu durumda davacının, davalıların aldatması sonucu sözleşmeyi imzaladığından bahsedilemese de, satın aldığı yelkenliden beklediği performans değerlendirmesine ulaşamadığı, talep ettiği performansı mail ve yazışmalar sonucu elde edemeyeceğini anlaması ve beklentisinin karşılanamayacağına kanaat edinmesi sonucu sözleşmeyi feshettiği anlaşılmış olup, yelkenli alımında değişik şartlarda ve değişik parametreler ve çizimlerin ön planda olduğu ve tahmini değerler belirlenmesi karşısında davacının 13.12.2016 tarihinde sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle ödenen bedelin iadesine karar verilmesi gerektiği, temerrüdün 17.12.2016 tarihi itibari ile gerçekleştiği, davacı taraf her ne kadar maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de davacının sözleşmeyi tek taraflı feshi ile oluşan zarar ile davalıların eylemleri arasında illiyet bağı mevcut olmadığı, sözleşmenin feshinde davalıların kusuru olduğuna ilişkin kanaat hasıl olmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, davacının kişilik haklarının ihlalini oluşturan bir eylem veya işlemin bulunmadığı, davalılardan Emek Marin, davalı ... şirketinin yetkili temsilcisinin, acentası sıfatıyla hareket ettiği ve maillerde görüleceği üzere davalı şirket tarafından yetkili temsilci ve acentaları olduğu vurgulandığı, acente niteliğinde olduğu anlaşılan davalı Emek Marin Turz. Tic. Marina Teknik Bakım Onarım Deniz Ürünleri Jeotermal İnş. San. Tekstil İthalat ve İhracat Ltd. Şti.'nin pasif husumet olmadığı belirtilerek davanın kısmen kabulü ile 169.500,00 Euro'nun 17.12.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A.maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro için açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödemiş olduğu faiz oranı üzerinden işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalı ...S.A.S'den alınarak davacıya verilmesine, davacının maddi tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine, davacının manevi tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine, davanın Emek Marin Turz. Tic. Marina Teknik Bakım Onarım Deniz ürünleri Jeotermal İnş. San. Tekstil İthalat ve İhracat Ltd. Şti. yönünden husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ...S.A.S. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı İstinafı Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yelkenlinin müvekkilinin performans beklentilerini karşılamadığı ve dolayısıyla ayıplı olduğunun kabul edildiğini, davacının sözleşmeyi sona erdirmekte haklı olduğu kanaatine varmış olmasına rağmen davalıların bu durumda kusurunun bulunmadığı sonucunu çıkarmasının tüketici mevzuatı bakımından söz konusu olamayacağını, davalının yetkili satış müdürü ve acentası aracılığıyla hızlı gideceği vaadiyle katamaran tipi yelkenli satın almaya ikna edildiğini, yelkenlinin hızlı gitmediği ve vaadlerin tutulamayacağının anlaşıldığını, davalının vaat ettiği performansın yerine getirilmemesinin yasanın da açık hükmü gereği davalıların kusurlu olduğunu göstereceğini, davalıların hız tahminini yapamadıkları ve dolayısıyla hileli davranışlarda bulunmaları nedeniyle sorumlu oldukları gibi davacıyı yanıltmaları nedeniyle Culpa İn Contrehando sorumluluğu kapsamında davacının tüm zararlarını karşılamaları gerektiğini, davacının aydınlatılmadığı gibi aslında hiç gidemeyecek hızda tekne üretileceği vaatleri sürdürülerek aktif olarak kandırıldığını, sözleşme konusu malın ayıplı olduğu durumda kanunun satıcıyı karine olarak kusurlu kabul ettiğini, davalı Emek Marin'in satıcı ...'nın yetkili temsilcisi olduğunu tespit etmiş olmakla beraber Emek Marin'in davaya taraf olmadığı gerekçesiyle ona karşı taleplerini pasif husumet yokluğu nedeniyle reddettiğini, Emek Marin'e yöneltilen tazminat talebi onun acenta/temsilci sıfatına dayanmayıp doğrudan Emek Marin'in şahsına dayandığını, Türk Hukukunda Yargıtayın ve doktrinin oybirliği ile kabul ettiği görüş uyarınca, milletlerarası derdestlik kabul edilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı İstinafı Davalı ...şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın tüketici olmadığını, uyuşmazlığın ticari bir işe ilişkin olup ticaret mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, MÖHUK madde 40'ta atıf yapılan genel yetki kurallarının dikkate alınması ve HMK m.6 ve HMK m. 107 gereği sözleşmelerden kaynaklı davaların ya davalının yerleşim yeri ya da sözleşmenin ifa yeri mahkemesinde ikamesi gerektiğini, dava konusu uyuşmazlık kapsamında hem Müvekkili Tersanenin şirket merkezi hem de Teknenin inşa - Sözleşmenin ifa yeri - ... - Fransa olduğundan Fransa - Perpignan mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın milletlerarası yetki sebebi ile yetki itirazı doğrultusunda usul yönünden reddi gerektiğini, öncelikle TBK md. 117'de belirtilen temerrüt koşullarının somut olayda mevcut olması gerektiğini, dava bakımından muaccel bir borcun bulunmadığını, teslimi dahi beklemeksizin 13.12.2016 tarihinde sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, ödemeyi geciktiren ve kendi kusuru ile inşa sürecinin aksamasına yol açan davacının muacceliyet kasbetmeyen bir borç için borçlunun temerrüdü hükümlerine dayanarak sözleşmeden dönmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın TBK 473/1 hükmü doğrultusunda sözleşmeden dönme hakkı olmadığından mahkemece sözleşmeden dönülerek 169.500,00 Euro'nun davacı yana iadesi yönünde vermiş olduğu kararın hukuki mesnetten yoksun olduğunu, doktrinde ve Yargıtay'ın ilgili içtihatlarında da kabul edildiği üzere bir alacağın başka bir mahkemede görülen derdest bir davanın konusu olması, takas savunması yapılmasına engel teşkil etmeyeceğini, Fransa'da müvekkili tarafından davacı aleyhine ikame edilen davanın huzurdaki davada bekletici mesele yapılmamasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Fransa’daki davada 05.04.2022 tarihinde verilen gerekçeli kararda 169.500 Avronun peşinat teşkil ettiğine ve sözleşmenin feshine davacı kusuru ile sebep olduğundan bu tutarın ...Şirketi’nde kalması gerektiğine karar verildiğini, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, Perpignan Mahkemesinde ikame edilen davanın sonucunun bekletici mesele yapılması talebinin hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, “Res Judicata” ilkesi uyarınca yargı kararıyla bir defa çözüldükten sonra bir hukukî uyuşmazlığın bir daha yargılamaya konu edilmemesi gerektiğinden, bu ilke uyarınca hakkında hüküm kurulmuş uyuşmazlıklar hakkında tekrardan yargı yoluna başvurulamayacağını, eğer yeniden yargıya başvurulursa, ilk davada verilmiş hükmün, kesin delil niteliği taşıdığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sözleşmeyi kendi adına imzaladığı, ödemenin kendisi tarafından yapıldığı, 6502 sayılı TKHK uyarınca davacının tüketici sıfatına haiz olduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk seçilmediği, görüşmelerin Türkiye'de gerçekleştirildiği, gerek 6502 sayılı Yasanın 73/5. maddesi ve gerekse 5718 sayılı MÖHUK'un 24., 26. ve 45. maddeleri gereğince tüketicinin kendi ikametgahı mahkemesinde dava açtığı, davalı ...Şirketi tarafından Fransa Perpignan Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın dava tarihinde derdest olduğu belirlenerek mahkemece, mahkemenin görevli ve yetkili olduğu, Fransa Perpignan Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın kesinleşmediğinden ön sorun teşkil etmeyeceği ve davalı şirket kendi talepleri yönünden Fransa'da açılan davanın derdest olması nedeniyle davalının görev, yetki, bekletici mesele ve takas mahsup taleplerinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, dönme halinde sona erme geriye etkili sonuç doğuracağından tarafların sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre aldıklarını karşı tarafa iade etmekle yükümlü olduğu, somut olayda, davacı iş sahibi tarafından sözleşme feshedilerek, davalı yükleniciye ödendiği ihtilafsız olan iş bedelinin iadesini talep ettiğine göre, mahkemece TBK'nın 125/3 maddesindeki, ''sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler'' hükmüne göre, mahkemece davacı tarafından davalı ... Şirketine ödenen 169.500,00 Euro bedelin iadesine karar verilmesinin isabetli olduğu, davacı tarafça maddi tazminat talebinde bulunulmuş ise de davacının sözleşmeyi tek taraflı feshi ile oluşan zararla davalıların eylemleri arasında illiyet bağının mevcut olmadığı, sözleşmenin feshinde davalıların kusuru olduğuna ilişkin kanaat hasıl olmadığı gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin ve sözleşmeye aykırılığın kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmaması nedeni ile koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinin yine davalı Emek Marin Şirketinin, davalı ... Şirketinin acentası olduğu; uyuşmazlık konusu sözleşmenin davalı ... Şirketi ile yapıldığı gibi ödenen iş bedelinin de yüklenici ... Şirketine yapıldığı; bu durumda mahkemece TBK'nın 32. maddesi anlamında temsilci ve 6102 sayılı TTK'nın 116. maddesi çerçevesinde acente niteliğinde olduğu anlaşılan davalı Emek Marin. Ltd. Şti. hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin de doğru olduğu belirtilerek İstanbul 11. Tüketici Mahkemesinin 19.03.2019 tarih ve 2017/696 Esas, 2019/172 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ...S.A.S. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı Temyizi Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; teknenin ayıplı olduğunun sabit olduğunu, kusurlu olan davalının tüm zararlardan sorumlu olması gerektiğini, davalıların vaat ettikleri performansı yerine getirememeleri nedeniyle kusurlu sayılmaması bir an için kabul edilse hız performansının tutturulamayacağının anlaşıldığı noktada parasını iade isteyen davacıya bu iadenin yapılmayarak kötü niyetli olarak Fransa’da dava açılıp masrafa yol açılmasına rağmen mahkemenin sadece ilk aşamada ödenen paranın iadesi kararını verip tazminat talebini reddetmesinin hatalı olduğunu, davalının tüketiciyi aydınlatma yükümlülüğünü ihlal etmesi dolayısıyla ağır kusurlu olduğunu, davalıların ayıplı mal dolayısıyla sebebiyet verdikleri tüm zararlardan sorumlu olduklarını, davalıların aynı olayda farklı nedenlerle kusurlu olduklarını belirtilerek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı Temyizi Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında kurulan eser sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, davacının sözleşmeden dönme hakkının bulunmadığını ve bu nedenle ödenen bedelin iadesine dair verilen kararın hatalı olduğunu, TBK m. 474 gereği sözleşmeden dönmenin yalnızca eserin teslimden sonra mümkün olduğunu, hiçbir hız taahhüdünde bulunmadıklarını, sözleşme konusu ... 53 model Tekne’ye ilişkin herhangi bir ayıptan bahsetmenin mümkün olmadığını, teknenin teslim tarihindeki değişikliğin davacı işsahibinin borcunu yerine getirmemesi neticesinde gerçekleşmediğini, davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı bir sebebe dayanmadığını, davalının sözleşme gereği tüm edimlerini yerine getirmiş olduğu gözetildiğinde temerrüde düşmediklerinden temerrüt hükümlerinin uygulanamayacağını, sözleşmenin feshinde kusurları olmamasına rağmen bu hususla çelişecek şekilde “ödenen depozitonun iadesinin talep edilebileceği” kanaatine varılmasının haksız olduğunu, bekletici mesele taleplerinin reddinin usul ekonomisi ile bağdaşmayacağını, bekletici mesele yapılmaması durumunda tarafların birbirleri aleyhine icra olunabilir çelişkili iki ayrı kararın ortaya çıkacağını belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup sözleşmenin haklı olarak feshedildiğinden bahisle ödenen bedelin iadesi ile uğranılan zararların tazmini istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 vd. maddeleri, 5718 sayılı MÖHUK'un 24., 26. ve 45.maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle; 5718 sayılı MÖHUK'un 26/2. maddesinde "Tarafların hukuk seçimi yapmamış olması hâlinde, tüketicinin mutad meskeni hukuku uygulanır. Tüketicinin mutad meskeni hukukunun uygulanabilmesi için; a) Sözleşme, tüketicinin mutad meskeninin bulunduğu ülkede, ona gönderilen özel bir davet üzerine veya ilân sonucunda kurulmuş ve sözleşmenin kurulması için tüketici tarafından yapılması gerekli hukukî fiiller bu ülkede yapılmış veya b) Diğer taraf veya onun temsilcisi, tüketicinin siparişini bu ülkede almış veya c) İlişkinin bir satım sözleşmesi olması hâlinde, satıcı tüketiciyi satın almaya ikna etmek amacıyla bir gezi düzenlemiş ve tüketici de bu gezi ile bulunduğu ülkeden başka ülkeye gidip siparişini orada vermiş, olmalıdır." ve 45. maddesindeki "26 ncı maddede tanımlanan tüketici sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda, tüketicinin seçimine göre, tüketicinin yerleşim yeri veya mutad meskeni ya da karşı tarafın işyeri, yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemeleri yetkilidir. (2) Birinci fıkra uyarınca yapılan tüketici sözleşmeleri hakkında tüketiciye karşı açılacak davalarda yetkili mahkeme, tüketicinin Türkiye’deki mutad meskeni mahkemesidir. " düzenlemeleri mevcut olduğu, tarafların sipariş formunda hukuk seçimi yapmadıkları, MÖHUK 26/2. maddesi gereği tüketiciye karşı, tüketicinin mutad meskeni mahkemesinde dava açılması gerektiği dikkate alındığında yabancı mahkeme kararının bekletici mesele yapılmamasında bir hata olmadığı, sözleşmenin feshedilmesi halinde, sözleşme ilişkisi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tasfiye edileceği ve herkesin aldığını iade edeceğinden ödenen avans bedelinin iadesine karar verilmesinin doğru olduğu, uyuşmazlık konusu sözleşmenin davalı Emek Marin Turz. Tic. Marina Teknik Bakım Onarım Deniz Ürünleri Jeotermal İnş. San. Tekstil İthalat ve İhracat Ltd. Şti. ile imzalanmadığı, davalıya herhangi bir ödemede yapılmadığı bu nedenle davalı hakkında verilen husumetten ret kararında bir isabetsizlik olmadığı ve mahkemece alınan bilirkişi raporunda teorik hız değerlerinin tekne suya inmeden hesaplanabilir olduğu fakat gerçek ve güvenilir hız değerlerinin tekne suya indirildikten sonra seyir tecrübeleri ile revize edilir şeklinde tespit edilebileceğinin belirtildiği, bu durumda davacının sözleşmeyi tek taraflı feshi ile oluşan zararla davalının eylemleri arasında illiyet bağının mevcut olmadığı ve davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunun ispatlanamadığı anlaşıldığından davacı ve davalı ...S.A.S. vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Davacı ve davalı ...S.A.S. vekillerinin temyiz itirazlarının reddine, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı alınarak, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan taraflara verilmesine, Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2020/749 E., 2020/2407 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Yeni Türk Ticaret Kanunu bakımından da ticaret şirketleri arasında sayılan kooperatiflerle ilgili ana düzenleme şüphesiz ki 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’dur. Bu Kanunun 3. maddesinde kooperatif ve şubelerinin ticaret siciline tescil olunacağı, 7.
23. Hukuk Dairesi         2020/749 E.  ,  2020/2407 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki dava sonucu mahkemece verilen hükmün Dairemizce bozulması üzerine, verilen direnme kararına ilişkin dava dosyası 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Yasa'nın geçici 4/1. maddesi uyarınca Dairemize gönderilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okundu gereği görüşülüp, düşünüldü: Dairemizce verilen 29/05/2019 tarih, 2016/5646 E. 2019/2469 K.sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmuş olup mahkemece verilen direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın 6763 sayılı Kanun'un 43. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’nın 373. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 01.07.2020 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Ticaret Mahkemelerinin görevi TTK'nın 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmelidir. Ticari davalar kendi aralarında, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılır. Mutlak ticari davalarda tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken Kanun o davayı ticari dava olarak tanımladığı için ticari dava sayılır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1/a-f bentleri arasında sayıldığı gibi, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiştir. Buna karşılık tarafları tacir olan ve her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olan davalara ise nispi ticari dava denir. Yani bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de tarafların tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Öte yandan Türk Ticaret Kanunu’nun 16/1. maddesi tüzel kişi taciri; ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar olarak tarif etmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 16/1. maddesinde de bütün ticari şirketler tacir olarak sayılmış, 124/1. maddesinde ise ticari şirketler; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketler olarak saymıştır. Görüldüğü üzere, Kooperatifler Kanunu yürürlükte olmasına karşın yeni TTK'nda da kooperatiflerin ticaret şirketi olduğu açık bir biçimde hüküm altına alınmıştır. Kanun koyucu yeni TTK'da kooperatifleri ticaret şirketleri arasında saymanın yanında, Kooperatifler Kanunu'nun 1. maddesinde "Ortaklık" olarak ifade edilen kooperatiflerin "Ticari nitelikte bir ortaklık" olup olmadığı konusunda gerek doktrin gerekse yargısal kararlarda süregelen tartışmalar karşısında, iradesini 6102 sayılı TTK'nın 124. maddesinin gerekçesinde net bir şekilde açıklamıştır. Anılan madde gerekçesinde "Kooperatif şirket" ibaresi ile ilgili tartışmanın 2004 yılında çıkarılan 5146 sayılı Kanun'la son bulduğu, çünkü anılan Kanun'un kooperatifin şirket olduğunu belirttiği, gerçi Kanun'un 1. maddesinde kooperatifin şirket olduğu ifade edilmekte ise de ticaret şirketi olup olmadığını açıkta bıraktığı, bu boşluğun bir tartışma başlatabileceği ve kooperatifin ticaret şirketi olmadığı teorik olarak ileri sürülebilir ve 124. maddenin kooperatifi ticaret şirketi olarak kabul etmesi eleştirilebilirse de böyle bir tartışmanın kooperatif şirketin niteliği tartışmasını davet edeceği belirtilerek "...Anılan şirket adi şirket olamayacağına göre Türk Hukukunda üç çeşit şirket ortaya çıkmış olur. Kooperatif şirkete uygulanacak hükümler sorunu da diğer sorunların ortaya çıkmasına sebep olur. Tasarı, tüm bu çözümü güç sorunları ortadan kaldırmak amacıyla kooperatifin ticaret şirketi olduğunu hükme bağlamıştır." demek suretiyle kooperatiflerin ticaret şirketi olduğunu vurgulamıştır. Görüldüğü gibi TTK' nın 124. madde gerekçesinde kanun koyucu, kooperatifi ticaret şirketi ve dolayısıyla tacir sayma iradesini açıkça ortaya koymuştur. Yeni Türk Ticaret Kanunu bakımından da ticaret şirketleri arasında sayılan kooperatiflerle ilgili ana düzenleme şüphesiz ki 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’dur. Bu Kanunun 3. maddesinde kooperatif ve şubelerinin ticaret siciline tescil olunacağı, 7. maddesinde kooperatifin ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanacağı, 98. maddesinde de bu Kanunda aksine açıklama olmayan hususlarda TTK’daki anonim şirketlere ait hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler nedeniyle TTK'nın özellikle anonim şirketlere ilişkin hükümleri ile 1163 sayılı Kanun'a aykırı olmayan birleşme, bölünme ve tür değiştirmeye ilişkin hükümlerinin kooperatiflere uygulanacağı ve kooperatiflerin de defter tutmak zorunda olduğu açıktır. Ayrıca 99. maddesinde kooperatifin tarafı olduğu hukuk davalarının ticari dava sayılacağı düzenlendiği gibi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 179. maddesindeki düzenleme uyarınca kooperatiflerin iflasa tabi oldukları da gözden kaçırılmamalıdır. Tüm bu yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde kooperatiflerin ticaret şirketi ve tacir olduğu açıkça ortadadır. Kooperatiflerin tek amacı kâr elde etmek değilse de, ortaklarının ekonomik menfaatlerini geliştirmeyi amaçlayan birer ticari ortaklık olduğu açıktır. Kooperatiflerin kârlılık ilkesini büsbütün bir kenara bıraktıkları da söylenemez, aksi takdirde varlıklarını sürdürmeleri mümkün değildir. Kârın ortaklar arasında paylaşılıp paylaşılmaması da kooperatifin amacının ekonomik olmadığını göstermez. Kooperatif şirketinin TTK'nın 124. maddesinde şahıs ve sermaye şirketleri arasında gösterilmemiş olması da Kanunun açık lafzı karşısında kooperatifin ticaret şirketi sayılmasına engel değildir. Öte yandan 07.11.1945 gün ve 1944/8 E., 1945/14 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararında da kooperatif şirketleri, ortaklarının sıfatı ve işlemlerinin niteliği ne olursa olsun ticaret şirketi kabul edildiğinin de gözden uzak tutulmaması gerekir. Somut olayda yukarıda izah edildiği gibi davacı kooperatif tacir olduğu gibi, davalı ... da.... 11.02.2016 tarihli cevabi yazısına göre gerçek kişi tacir durumundadır. Bu durumda, davanın taraflarının tacir olması ve dava konusunun tarafların ticari işletmesinden kaynaklanması nedeniyle; dava, TTK'nın 4. maddesine göre ticari dava kabul edilerek Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerekir. Asliye Hukuk Mahkemesi de bu sonuca vardığından görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar vermiştir.Yukarıdaki açıklamalar ve Hukuk Genel Kurulunun 29.11.2017.tarih,19-1658 Esas, 1464 Karar sayılı içtihadı çerçevesinde davacı kooperatif tacir kabul edilerek, direnme kararının kabulüne karar verilmesi gerekirken Dairemizin Sayın çoğunluğunun “davacı kooperatifin tacir olmadığı” düşüncesiyle direnme kararı yerinde görülmeyerek dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararına iştirak etmediğimden söz konusu karara muhalifim.
11. Hukuk Dairesi, 2015/11017 E., 2016/5453 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var......... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Yine aynı TTK'nun 116. maddesinde (6102 sayılı TTK.
11. Hukuk Dairesi         2015/11017 E.  ,  2016/5453 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ......... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/06/2015 NUMARASI : 2005/537-2015/343 Taraflar arasında görülen davada .........Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/06/2015 tarih ve 2005/537-2015/343 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/05/2016 günü hazır bulunan davacı vekili Av. D.... E....... ile davalı vekili Av. G.... A..........G...... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ......... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin, 04.07.2003 tarihinde imzaladığı taahhütname ile müvekkili şirketin rızası olmaksızın K....... ve L....... ürünlerinin satışının, pazarlamasının, ihracatının yapılması ve diğer tüm ticarî ilişkilerin yürütülmesi hakkına sahip olduğunu kabul ettiğini, davalının, K....... ve L........ ürünlerini yurtdışında merkezleri olan “S..... E........” ve “G.....” şirketlerine direkt olarak veya yurtiçi ve yurtdışında başka bir aracı firma veya şahıs tarafından pazarlanmayacağı veya satılmayacağı, ihraç edilmeyeceği veya herhangi bir ticarî ilişkiye girilmeyeceği konusunu taahhüt ettiğini, bu taahhüdün ihlâl edilmesi hâlinde, davalı şirket tarafından yapılan ticaretin %50’sinin cezaî şart olarak müvekkili şirkete ödeneceğinin taraflarca kararlaştırıldığını, davalı şirketin, İ.... G.... şirketine ihraç ederek satış yaptığını ve bu satışın 2004 yılının 4., 5., 6. ve 7. aylarında 185.000 USD'nin olduğunun kesinlik kazandığını; davalı şirketin, ihtara verdiği yanıtta, söz konusu taahhütname altındaki imzanın şirketi bağlayan yetkili bir imza olmadığını belirterek istemi reddettiğini, oysa tüm yazışmalarda şirketin yetkili temsilcisi olarak F...... M.........'in imzasının olduğunu; bu kişinin imza yetkisi olmasa bile muavin şahıs sıfatı bulunduğunu ileri sürerek, şimdilik 5.100,00 TL’nin ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 20.09.2004 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiş, 29.09.2011 tarihli dilekçesiyle 464.070,65 TL'yi dava değerine ekleyerek davasını ıslah etmiştir. Davalı vekili, taahhütnamenin, müvekkili açısından bağlayıcı olmadığını, kaşe üzerindeki imzanın temsil ve ilzama yetkili bir imza olmadığı gibi, bu sözleşmenin hukukî geçerliliği sağlayacak bir biçimde bir işlem yapılmadığını, müvekkili şirket tarafından da uygulamaya konmadığını; davalı K......’in, 04.07.2003 tarihli taahhütnamede sözü edilen “S........ E......” ve İtalya’da mukim “G.......” isimli şirketlerle hiçbir ticarî ilişkisi olmadığını, bu şirketlere mal satmadığını savunarak, davanın usul ve esas yönünden reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, süresinde yapılmayan yetki itirazının reddi gerektiği, davalı vekilinin, 06.03.2005 tarihli delil dilekçesinde, 13.02.2007 tarihli dilekçesinde açıkça tarafların söz konusu taahhütnameye uygun hareket ettikleri, davalının doğrudan satışlarında davacıya komisyon ödediğinin ifade edilmesi karşısında artık sözleşmenin yetkisiz kişi tarafından imzalandığı ve kendilerini bağlamayacağına dair savunmasının dayanaksız kaldığı, taahhütnamenin tarafları bağlayacağı, taahhütnamede geçen “bir yıl”ın taahhüdün geçerlilik süresi olmadığı, ifadenin, davacı şirketin bir yıl içinde ihracata başlamasını ve her ihraçtan sonra bir buçuk yıl içinde yeni ihraç talebinde bulunmasını amaçladığı, taahhütnamede “K.....'in yaptığı toplam ticaret tutarının % 50'si ..”denildiği için Kumtel'in toplam ticaret rakamı üzerinden tazminat hesaplanması ile 938.341,35x%50= 469.170,68 TL talep edebileceği, davalının 27.09.2004 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı vekilinin, davaya dayanak yapılan 04.07.2003 tarihli taahhütnamenin geçerliliğine, davanın açılmamış sayılması gerektiğine ve tanık dinletme isteminin reddine ilişen temyiz itirazları yerinde bulunmadığından anılan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, 04.07.2003 tarihli taahhütnamenin kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin mahiyetinin ne olduğu, bu saptamaya ilişkin olarak da ıslah dilekçesine karşı davalı tarafça ileri sürülen zamanaşımı def’inin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, taraflar arasındaki hukuki ilişkin mahiyeti belirlenmeksizin davalı vekilinin zamanaşımı def’i dayanakları da gösterilmeksizin ilişkinin komisyon sözleşmesi olmadığı, taahhütname kapsamında ve alacak hakkı doğurduğu gerekçesiyle soyut ve denetleme olanağı bulunmayan bir şekilde zamanaşımı def’i yerinde bulunmamıştır. Oysa, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kuşkuya yer bırakmaksızın belirlenmesi mahkemece uygulanacak hükümlerin saptanması açısından bir zorunluluk olup, mülga TTK'nun 100'ncü maddesinde ticaret işleri tellallıgı, "Taraflardan hiçbirine ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem yahut acente gibi bir sıfatla daimi bir surette bağlı olmaksızın, ücret karşılığında, ticari işlere mütaallik mukavelelerin akdi hususunda taraflar arasında aracılık yapmayı meslek edinen kimse" olarak tanımlanmıştır. Yine aynı TTK'nun 116. maddesinde (6102 sayılı TTK. m.102) acentelik "Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tabi bir sıfat olmaksızın bir mukaveleye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimi bir surette ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinen kimse" olarak tarif edilmiştir.6098 sayılı TBK.nun 448 nci maddesinde pazarlamacılık sözleşmesi “Pazarlamacılık sözleşmesi, pazarlamacının sürekli olarak, bir ticari işletme sahibi işveren hesabına ve işletmesinin dışında, her türlü işlemin yapılmasına aracılık etmeyi veya yazılı anlaşma varsa, bu anlaşmada belirtilen işlemleri yapmayı, işletme sahibi işverenin de buna karşılık ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Yine simsarlık sözleşmesi TBK.nun 520 (BK.m.404) nci maddesinde komisyon sözleşmesi ise TBK.nun 532 nci (BK.nun m.416 vd) maddesinde düzenlenmiştir.Gerek simsarlık sözleşmesinde gerekse komisyon sözleşmesinde özel hüküm bulunmadığı takdirde vekalete ilişkin hükümlerin uygulama alanı bulacağı TBK.nun 520 ve 532/2 .nci madde hükümleri gereğidir. Öte yandan, tek satıcılık sözleşmesi ise, üreticinin ürünlerinin tamamını ve bir kısmını belirli bir bölgede inhisari olarak satılması amacıyla bunları tek satıcıya göndermeyi, tek satıcının da sözkonusu malları kendi adına ve hesabına satmayı üstlendiği sürekli bir sözleşme olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda, mahkemece, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda taraflar arasındaki ilişkinin hukuki mahiyetinin kuşkuya yer bırakmaksızın ve denetime elverişli bir şekilde belirlenmek, bu bağlamada davalı vekilinin ıslah dilekçesine karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def’i değerlendirilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. 3-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin taahhütnamenin geçerliliğine, davanın açılmamış sayılması gerektiğine ve tanık dinletme isteminin reddine ilişen temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.350 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/05/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi, 2009/6638 E., 2009/7761 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TTK'nun 116.maddesi hükmünde, acente "ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi bir sıfatı olmaksızın bir mukameleye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimi bir surette ticari işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi ve
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi         2009/6638 E.  ,  2009/7761 K. "İçtihat Metni" ... -Y A R G I T A Y İ L A M I – MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı taraf nezdinde kasko sigortalı müvekkili şirket adına kayıtlı aracın tek taraflı kazada hasarlandığını, davalı şirkete olayın ihbarı üzerine ekspertiz incelemesi yapıldığını, aracın onarımının yapıldığını ve işçilik dahil 3.150.-YTL hasar bedelinin tesbit edildiğini, davalı ... şirketinin poliçenin kaza tarihini kapsamadığını ileri sürerek hasar bedelini ödemediğini, ... plakalı aracın 17.2.2006/2007 vadeli poliçe ile sigortalı ... Oto Tic.Ltd.Şti ve sigorta ettireni müvekkili şirket gösterilerek kasko sigortasının yapıldığını, 18.4.2006 tarihinde noter satış sözleşmesi ile isim ve plakası değiştirilip aynı nolu poliçe üzerinden ... plaka ile müvekkiline geçtiğini, müvekkilinin bilgisi dışında poliçenin 31.5.2006 tarihinde davalı ... tarafından indirimli tarifeden yararlandırılmak amacıyla iptal edilip 1.6.2006 tarihinde yeniden poliçe düzenlendiğini, aracın 17.2.2006 tarihinden itibaren davalı ../... - 2 - 2009/6638 2009/7761 şirkete kaskolu olduğunu belirterek 3.150.-YTL hasar bedelinin yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı ... Aracılık Hizm. Ltd. Şti vekili, müvekkilinin ikameti itibariyle Adana Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı tarafın aracın ... Oto Ltd. Şti.'nden davacı şirkete devredildiğini ve kazayı müvekkiline bildirmediğini, ... plakalı araç için dava dışı ... Ltd. Şti adına kayıtlı araca 17.2.2006 tarihinde poliçe düzenlendiğini, aracın 18.4.2006 tarihli noter senedi ile davacı şirkete devredildiğini ve plakasının değiştiğini ... devir ve temlik işleminin müvekkiline bildirilmediğini, 25.5.2006 tarihinde ... plakalı aracın tek taraflı kaza yaptığını, aynı gün kaza ihbar edilmeden aracın devralandığının telefonla bildirilip, yeni poliçe düzenlenmesinin istendiğini ve müvekkilinin poliçeyi düzenlediğini, davacı tarafın indirimden yararlanmak için bu poliçeyi iptal ettirip 1.6.2006 tarihinde yeniden poliçe düzenlettirdiğini, aylar sonra kazanın ihbar edildiğini, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, hasar miktarının fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili, dava dışı ... Otom. Gıda İnş. Tur. Ltd. Şti'ne ait ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde 17.2.2006 başlangıç tarihli poliçe ile sigortalandığını ancak 26.5.2006 tarihinde vade ortası müşteri isteği ile bu poliçenin iptal edildiğini, Kasko Sigorta Genel Şartlarının M.C.5 gereğince araç üzerinde menfaat sahibinin değişmesi halinde sigorta sözleşmesinin kendiliğinden feshedilmiş olacağını, aracın 18.4.2006 tarihinde noter satış senedi ile davacı şirkete devredildiğini, poliçenin bu sebeple kendiliğinden fesholunduğunu ve tazminat talebinin reddedildiğini, davacı tarafın olaydan itibaren 5 iş günü içinde ihbar mükellefiyetini de yerine getirmediğini, 6 ay sonra 21.11.2006 tarihinde kazanın ihbar edildiğini, davacı şirket adına kayıtlı ... plakalı araç için kazadan sonra 25.5.2006 tarihinde saat 17.01'de 1 yıl vadeli poliçe düzenlendiğini, aynı gün müşterinin isteği ile bu poliçenin mebdeinden itibaren iptal edildiğini, davacının aracı ile ilgili kaza tarihini kapsayan geçerli bir kasko poliçesinin ../... - 3 - 2009/6638 2009/7761 bulunmadığını, müvekkilinin hasardan sorumlu olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 2.546.44.-YTL tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı ... Acentesi temsilcisi ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin tüm, davalı ... Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti temsilcisinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. TTK'nun 116.maddesi hükmünde, acente "ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi bir sıfatı olmaksızın bir mukameleye dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimi bir surette ticari işletmeyi ilgilendiren akitlerde aracılık etmeyi veya bunları bu işletme adına yapmayı meslek edinen kimse" olarak tanımlanmıştır. TTK'nun 117.maddesinde, "sigorta mukavelelerinin akti hususunda aracılık edenler olarak tarif edilmiştir. Acenteler, imzaladıkları yada aracılık yaptıkları sözleşmeleri kendi nam ve hesaplarına değil, acentesi bulundukları şirket adına düzenlerler hükmüne yer verilmiştir. Dava, sigorta şirketi ile sigorta poliçesini tanzim eden acenteye karşı açılmıştır. TTK'nun 119.maddesi hükmüne göre, acentenin akdettiği veya akdinde aracılık yaptığı sözleşmelerden doğan ihtilaflardan dolayı müvekkil namına acenteye karşı dava açılabilir. Başka bir deyişle, acente aleyhine doğrudan doğruya dava açılamayacağı gibi, müvekkilinin asaleten yer aldığı davada acenteye husumet tevcihine olanakta bulunmamaktadır. O halde davalı acente hakkındaki davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davalı ... Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti.'ninde diğer davalı ... ile birlikte tazminattan sorumlu tutulması doğru değil, bozma sebebidir. ../... - 4 - 2009/6638 2009/7761 SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin tüm, davalı ... Arcılık Hizm. Ltd. Şti temsilcisinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... aracılık Hizm. Ltd. Şti temsilcisinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 123.50.-TL kalan onama harcının temyiz eden davalı ...'den alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... AŞ'ye geri verilmesine 19.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi. ...

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.