6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 119

Türk Ticaret Kanunu 119. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 119- (1) Acente, müvekkilindeki bütün alacakları ödeninceye kadar, acentelik sözleşmesi dolayısıyla alıp da gerek kendi elinde gerek özel bir sebebe dayanarak zilyet olmakta devam eden bir üçüncü kişinin elinde bulunan taşınırlar ve kıymetli evrak ile herhangi bir eşyayı temsil eden senet aracılığıyla kullanabildiği mallar üzerinde hapis hakkına sahiptir. (2) Müvekkile ait mallar acente tarafından sözleşme veya kanun gereği satıldığı takdirde, acente bu malların bedelini ödemekten kaçınabilir. (3) Müvekkil aciz hâlinde bulunduğu takdirde, acentenin henüz muaccel olmamış alacakları hakkında da birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanır. (4) Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrasıyla, 951 ilâ 953 üncü maddeleri hükümleri saklıdır. E) Müvekkilin borçları

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

8 karar eşleşti
17. Hukuk Dairesi, 2018/4128 E., 2019/42 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
TTK.nın 119/2.maddesi hükmüne göre, acentenin aracılıkta bulunduğu veya akdettiği sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklardan dolayı acenteye karşı doğrudan dava açılamaz, icra takibi yapılamaz, asaleten husumet yöneltilemez.
17. Hukuk Dairesi         2018/4128 E.  ,  2019/42 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... Emeklilik vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacılar vekili; müvekkillerinin davalı banka nezdinde kredi müşterisi olan ...'ün yasal mirasçıları olduğunu, davalının miras bırakan ile konut kredisi sözleşmesinin yapıldığı, ayrıca banka tarafından yapılan teklif ile 18/01/2011 tarih ... başvuru numaralı ve 21/01/2011 tarihli azalan teminatlı hayat sigortası imza edildiği, ...'ün 15/11/2011 tarihinde vefat ettiğini belirterek davanın kabulü ile dava konusu edilen 45.000,00 TL vefat tazminatının vefatın meydana geldiği 15/11/2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Emeklilik A.Ş. vekili; sigortalı murisin hayat sigortaları genel şartları uyarınca beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, sözleşmeden kaynaklı bir yükümlülüğün sigortalı tarafından ihlali nedeniyle müvekkil şirketin tazminat ödeme yükümlülüğü ortadan kalktığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... Bank A.Ş. vekili; acenteye karşı doğrudan dava açılamayacağını, ancak müvekkile izafeten dava açılabileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; davanın kabulü ile 45.000,00 TL tazminatın 15.02.2013 tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı ... Bank vekili ve davalı ... Emeklilik vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava; hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 102 ve devamı maddelerinde acentelik müessesesi düzenlenmiş, 115/2. maddesinde acentenin müvekkili namına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği düzenlenmiştir. Acente müvekkili adına sözleşme yapma ve TTK'nın 116. vd. maddelerinde belirtildiği gibi müvekkili adına işlem yapmakla yetkili olup, müvekkili adına borçtan doğrudan sorumlu değildir. TTK.nın 119/2.maddesi hükmüne göre, acentenin aracılıkta bulunduğu veya akdettiği sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklardan dolayı acenteye karşı doğrudan dava açılamaz, icra takibi yapılamaz, asaleten husumet yöneltilemez. Olağan olanı, acentenin müvekkiline karşı husumetin yöneltilmesidir. Somut olayda da; davalı ... Bank A.Ş'nin poliçede acente sıfatıyla imzası bulunmaktadır. Davalı ... Bank A.Ş'nin herhangi bir kredi sözleşmesine istinaden davacı muris adına başlatılmış bir icra takibinin bulunmaması veya davalının poliçe yükümlülüklerine dair 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu ve Hazine Müsteşarlığınca çıkarılan ve 28.10.2007 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğinde belirtilen yükümlülüklere ilişkin bir kişisel kusurunun olmamasına göre, TTK.nın 119/2.maddesi hükmüne göre, davalı ... Bank A.Ş'nin acente sıfatıyla akdettiği sözleşmeden doğan uyuşmazlıklardan dolayı doğrudan husumet yöneltilemeyeceğinden, bu davalı yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, diğer davalı sigorta şirketi ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulması doğru görülmemiştir. 2-Davacılar murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle, 21/01/2011-21/01/2016 tarihlerini kapsayan hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş; poliçenin düzenlenmesinden sonra, 15/11/2011 tarihinde davacıların murisi vefat etmiştir. Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6762 sayılı TTK'nın 1290. Maddesi (6102 sayılı TTK 1435,1439 ve 1440. maddeler) her ne kadar mal sigortalarına ilişkin bulunmakta ise de, Yargıtay'ın yerleşik kararları ile hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Hatta anılan bu düzenleme, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi ile sözleşme hükmü halini almıştır. Gerek TTK’nın 1290. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmesinin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, şayet sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise sigortacının sözleşmeden cayma hakkı söz konusudur. Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık, poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının koah, akciğer hastalığı, uyku apne sendromu olup olmadığı, sigortalının önceki hastalıkları ile ölümü arasında illiyet bağının olup olmadığı, bu hastalıkları kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile ihbar yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı noktasında toplanmaktadır. Yargılama sırasında alınan bilirkişi heyet raporunda; Murisin koroner arter hastalığı sonucu vefat ettiği, vefatı ve poliçelerin düzenlenmesinden önce 2005 tarihinden itibaren düzenli olarak bu hastalıkla ilgili ilaç kullandığı, fakat bu durumun resmi ve düzenlenmiş bir rapor ile belirlenmediği, murisin beyan niteliğinde hiç bir ilacından davalı sigortayı bilgilendirmediği, sigorta şirketinin de bu yönde bir sorgulama ya da araştırma yapmadığı, müteveffanın ölümü ile kullandığı ilaçlar göz önüne alındığında sözleşme öncesi hastalıklarının illiyeti bulunduğu ancak murisin var olan hastalığını sigortaya bildirmemesinde kötüniyeti ve kastı bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporu hükme dayanak yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dosya içinde bulunan tıbbi geçmişe ilişkin bilgilerden ve alınan bilirkişi heyeti raporundan; murisin 2007 tarihinden itibaren kardiyoloji alanında tedavi gördüğü, 2005 yılından beri ölümüne sebep olan koroner arter hastalığıyla ilgili ilaç kullandığı dava konusu hayat sigortası sözleşmeleri imzalanırken “Kalp, kanser vs tedavisi gördü mü? Önemli bir hastalık geçirdi mi?” sorularına “Hayır” şeklinde cevap verilerek sigortalı muris tarafından imza edildiği anlaşılmıştır. Davacıların murisi 2005 yılından beri kalp rahatsızlığı sebebi ile ilgili takipte olup, TTK 1435, 1439 ve 1440 maddelere göre beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığının anlaşılmasına ve dava dışı murisin koroner arter sebebi ile vefat ettiğinin ölüm belgesinde düzenlenmiş olmasına göre mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... Bank A.Ş. vekilinin, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... Emeklilik A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar ... Emeklilik A.Ş ve ... Bank A.Ş.'ye geri verilmesine 14/01/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2021/8990 E., 2023/4518 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
tam metni aç
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 1191 madde hükmünde, taşıyanın adamları veya fiili taşıyanın kusur ve ihmalinden kaynaklanan zararlarda taşıyanın kusursuz sorumluluğunun öngörüldüğünü, dava konusu olayda da taşıyanın (davalının), tedbirli bir taşıyanın göstermesi gereken özen ve di
11. Hukuk Dairesi         2021/8990 E.  ,  2023/4518 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2061 Esas, 2021/1478 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/348 E., 2019/188 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen konşimentoda belirtilen toplam 6.125,88 KG ağırlığındaki 84 top kumaşın denizyolu ile taşınarak alıcı Chingzhou Tooku Garments Co. Ltd firmasına teslim edilmesi hususunda anlaşıldığını, navlun ücretinin davalıya peşin olarak ödendiğini, sözleşme konusu malların tamamını 21.08.2013 tarihli 541402 numaralı konşimento ile taşıyan davalı firmaya teslim edildiğini, navlun faturası gereğince davalının taşıyan sıfatını kazandığını, 23.08.2013 tarihli Srei A 965322 numaları deniz navlunu faturası konişmento ile davalıya teslim edilen malların aynı şekilde fatura üzerinde de yer aldığını, malların limanda konteyner içerisinde gemiye yüklenmeye hazır durumda olmasına rağmen davalının ihmali sonucu hem konteynerin hemde içerisindeki malların taşıyıcı firma tarafından gemiye yüklenmesinin unutulması nedeniyle taşımanın gerçekleşmediğini, müvekkilinin telafisi olmayan zarara uğradığını, davalı tarafın müvekkili ile irtibata geçerek hatayı telfai etmeye hazır olduklarını tüm zararı da ödemeye hazır olduklarını bildirdiklerini, müvekkili firmanın bu gecikmeden dolayı müşteri firmanın zararını üstlenmek zorunda kaldığını, tutarın 44.571,32 USD olduğunu, bu faturayı müvekkilinin davalı tarfın yerine ödediğini, 14.04.2014 tarihli Seri B 552083 sıra numaralı 44.571,32 USD tutarlı faturanın kesilerek davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafın faturayı iade ettiğini, fatura tutarı kadar alacak üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ederek itirazın durduğunu belirterek itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafa ait yükün hasarsız olarak taşındığını, 21.10.2013 tarihinde alıcısına teslim edildiğini, yükün belirlenen teslim süresinin bitimini müteakip 60 günlük süreyi geçmeden taşındığını, zayi edilmediğini, müvekkilinin emtiayı HJCU 804662-8 nolu konteyner ile deniz yoluyla taşımayı üstlenen akdi taşıyan olduğunu, müvekkilinin 23.08.2013 tarih ve Seri A 965322 nolu 55,50 USD miktarlı navlun faturasını düzenleyerek davacıya verdiğini, müvekkilinin yükün taşınmasını ....'den talep ettiğini, .... yükü China Shipping Cntainer Lines Co. Ltd şirketi tarafından işletilen Xin Chang Shu gemisinin V.0143E sayılı seferi ile taşınmak üzere 21.08.2013 günü yüklemeyi ve yükün 19.09.2013 tarihinde Shanghai Limanına tahliyesinin planlandığını, bu hususları müvekkilinin davacıya bildirdiğini, davacı tarafın yükü 14.08.2013 tarihinde gönderdiğini, yükün ....'nin kusurundan kaynaklanan nedenlerle planlanan gemiye yüklenemediğini, yeni tahliye planı yapıldığının davacıya bildirildiğini, ikinci gemi ile taşınan yükün 19.10.2013 tarihinde Shangai limanında tahliye edildiğini, alıcıya varma ihbarının yapıldığını, alıcı Changzhou Tooku Garments Co Ltd şirketi 21.10.2013 tarihinde ordinoyu alarak yükü tesellüm ettiğini, dava konusu taşımaya ilişkin yükün belirlenen teslim tarihinden 24 gün sonra 19.10.2013 tarihi itibariyle hasarsız olarak taşınarak alıcısına teslim edildiğini, davanın yasal hak düşürücü sürede açılmadığını, meydana gelen gecikmede müvekkilinin hiçbir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, mamul ürünlerinin Çin'den 17 ülkeye dağıtımı ile ilgili hava nakliye ücretlerini ödemeyi kabul ettiğine dair hiçbir anlaşmanın olmadığını, davacı tarafın hile yaptığını, dava konusu taşımadaki gönderilenin ödediği hiçbir hava navlun faturası bulunmadığını, ibraz edilen hava navlun faturalarının gönderilen tarfından ödenmiş faturalar olmadığını, davanın ihbarını talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın yasal hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, 6.125,88 kg ağırlığındaki 84 top kumaş yükünün Kumport Limanı'ndan Shangai Limanı'na taşınması hususunda davacı ...Ş. ile davalı MCL Uluslararası Konsol ve Liman Hiz. Ltd. Şti. arasında navlun sözleşmesi akdedildiği, davacı ...Ş.'nin taşıtan sıfatına, davalı MCL Uluslararası Konsol ve Liman Hiz. Ltd. Şti.'nin eşya taşıma taahhüdünde bulunduğu için taşıyan sıfatına, kumaş yükünü varma limanında teslim alan Chingzhou Tooku Garments Co. Ltd. şirketinin gönderilen sıfatına sahip olduğu, ....'nin China Shipping Container Lines Co. Ltd. şirketini temsilen davalı-MCL Uluslararası Konsol şirketi ile 84 top kumaş yükünün Shangai Limanı'na taşınması hususunda bir başka navlun sözleşmesi akdettiği, kumaş yükünün China Shipping Container Lines Co. Ltd. şirketi tarafından taşındığından China Shipping Container Lines Co. Ltd. şirketinin fiili taşıyan sıfatına sahip olduğu, kumaş emtialarının planlanan tarihe göre geç teslim edilmesinin sebebinin davalı tarafın da cevap dilekçesinde belirttiği gibi fiili taşıyan China Shipping Container Lines Co. Ltd. Şirketinin hatası nedeniyle limanda unutularak bir sonraki gemi ile taşınması olduğunun tartışmasız olduğu, eldeki dosya bakımından esas uyuşmazlığın bu hatanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1186 ncı maddesinin altıncı fıkrası kapsamında mı, 1187 maddesi kapsamında mı değerlendirilmesi gerektiği noktasında toplandığı, yerleşik Yargıtay uygulamaları gereği 1187 maddesinin uygulanması bir diğer deyişle sorumluluk sınırının olayda uygulanması için taşıyanın eyleminin kasten yapılması yahut geç teslim olasılığını hiçe sayan, bu olasılığı düşüncesizce göze alan pervasız bir davranış niteliğinde olması ve bu davranış neticesinde eşyanın geç teslim edilme olasılığının yüksek olduğunun bilinmesi gerektiği, ayrıca taşıyanın kendi şahsi kastı veya pervasızca hareketinin gecikmeye neden olmuş olması gerekli olmakla bu itibarla, taşıyanın adamlarının yahut fiili taşıyanın ya da onun acentesinin kasten veya pervasızca davranışlarının gecikmeye veya zarara sebebiyet vermesinin taşıyanın sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkını kaybetmesine neden olmayacağı, ayrıca taşıyanın sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkının kaybına neden olabilecek derecede kasti veya pervasızca bir davranışının olduğu hususunun bunu iddia eden tarafça ispatı gerektiği, eldeki dosyada davalının gecikme nedeniyle kanunda aranan şekilde bir kastı yahut sonuçlarını öngörür şekilde bir eyleminin olduğu kanaatinin mahkemede oluşmadığı, öte yandan davacının her ne kadar davalının mali yazışmalarında kusuru ve zararı karşılamayı kabul ettiğini beyan etmişse de, dosyaya sunulan mail yazışmaları incelendiğinde davacı tarafın zararı karşılamayı kabule yönelik açık ve anlaşılır bir kabulü görülemediği, mail yazışmalarında dava dışı şirket tarafından kesilecek faturanın davalı sigorta şirketince karşılanabilmesi amacıyla gerekli düzenlemelerin yapılmasından bahsedildiği ancak davalı tarafça bizzat zararın ödeneceğine ilişkin bir beyan bulunmadığı, sigorta şirketince dava konusu faturanın ödenebilmesi için yapıldığı anlaşılan yazışmaların mahkemece davacının zararı karşılamayı taahhüt ve kabulü şeklinde değerlendirilmediği, 6102 sayılı Kanun'un 1186 ncı maddesinin 6 ncı maddesinde gecikme zararları bakımından taşıyanın sorumluluğunun üst sınırı belirlendiği, hükümde taşıyanın, navlun sözleşmesine konu eşyanın geç tesliminden doğan sorumluluğu, geciken eşya için ödenecek navlunun iki buçuk katı ile sınırlıdır ancak bu tutarın, navlun sözleşmesi uyarınca ödenecek toplam navlun miktarından fazla olamayacağının belirtildiği, dava dosyasında yapılan incelemelerde; 84 top kumaş yükünün taşınması için taşıyana ödenen toplam navlun bedeli 55,50 USD olduğundan taşıyan ve fiili taşıyanın, 6102 sayılı Kanun'un 1186 ncı maddesinin 6 ncı maddesi uyarınca, geciken yük için ödenen toplam navlun bedeli ile sınırlı olarak yükle ilgilinin gecikmeden kaynaklanan zararlarından sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile icra dosyasına yapılan itirazın kısmen iptaline, 121,00 TL asıl alacak bakımından takibin devamına, asıl alacağa takip tarihi itibariyle yasal faiz uygluanmasına, fazlaya dair talebin reddine, borç miktarının yargılama neticesinde anlaşıldığı gerekçesiyle icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 1191 madde hükmünde, taşıyanın adamları veya fiili taşıyanın kusur ve ihmalinden kaynaklanan zararlarda taşıyanın kusursuz sorumluluğunun öngörüldüğünü, dava konusu olayda da taşıyanın (davalının), tedbirli bir taşıyanın göstermesi gereken özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, 6102 sayılı Kanun'un 1178'e göre gönderilene usulüne uygun teslim yapılmadığını, 1179 uncu maddesine göre taşıyanın ve onun adına hareket eden adamlarının somut olaydaki fiili taşıyanın, ağır bir kusurunun pervasızca bir davranışının bu zarara sebebiyet verdiğini, bu nedenle davalı taşıyanın 1187 nci maddesine göre sınırsız sorumlu olduğunu, müvekkili şirket ile davalı MCL şirketi arasında navlun sözleşmesi akdedildiğini; ... ile de davalı MCL şirketi arasında bir başka navlun sözleşmesi akdedildiğini, akti ilişki nedeniyle müvekkili şirketin muhatabının sadece davalı olduğunu, China Shipping şirketini davalının bulup seçtiğini, müvekkili şirketin fiili taşıyanı tanımadığını, bilmediğini, bu şartlar ve genel hukuk prensipleri altında müvekkili şirketin aralarında hukuki ilişki bulunan davalı MCL şirketi dururken hukuki ilişkisi bulunmayan ve olayda kusur atfedilen China Shipping'e doğrudan başvurmasının beklenemeyeceğini, yüklerin gemiye yüklenmesinin unutulmasının da kanunun tanımladığı pervasızca davranış tanımına girdiğini, China Shipping için geçerli olan pervasızca davranışın, davalı MCL şirketi için de pervasızca davranış anlamına geldiğini, davalı MCL firmasının, taşıma işini verdiği şirket çalışanlarını takip edip yükün yüklenip yüklenmediğini kontrol etseydi böyle bir unutma hadisesinin yaşanmayacağını, davalının ağır ihmalinin başka bir ispatının da yükün belirlenen tarihten 24 gün sonra teslim edilmesi olduğunu, davalının da beyanına göre 21.08.2013 günü yüklenmesi gereken eşyanın ancak 17.09.2013 tarihinde yüklenmiş olduğunu, yaklaşık 1 ay boyunca ihmalin fark edilmediğini ve yükün öylece bekletildiğini, davalı yükün gemiye yüklenmesinin unutulmasını hemen fark edebilseydi, hemen bir sonraki gemi ile gönderebileceğini ve 24 günlük gecikmeye sebebiyet verilmeyeceğini, bu durumda müvekkili şirketin de Çin'deki müşterisine, Çin'deki müşterisinin de kumaşları konfeksiyon haline getirip yolladığı kendi müşterilerine karşı sorumluluk altına girmeyeceğini, buradan hareketle de dava konusu uyuşmazlığın sonucunun öngörülebilir bir eylem sonucu oluşan pervasızca davranış tanımına girdiğinin açık olduğunu, davalı firma yetkililerinin olay üzerine müvekkili şirket ile irtibata geçerek hatanın tamamen kendilerinden kaynaklandığını, hatayı telafi etmeye ve sebep oldukları tüm zararı da ödemeye hazır olduklarını bildirdiklerini, hatta müvekkili şirket yetkililerinin zararın tazmini konusunda davalı firmadan tekrar teyit aldığını, yazışmalarda faturanın nasıl düzenleneceğine dair detaylar üzerinde dahi anlaşma sağladıklarını, davalı şirket yetkilisi Hakan Özbek'in 15.01.2014 tarihli maili ile zararın ödemesini kabul edip düzenlenecek faturanın detaylarını kabul ettiğine dair mail yazısının da sunulduğunu, şirket yetkilisi Hakan Özbek'in mailinde yazdığı fatura açıklaması ile faturanın da birebir aynı olduğunu, bu şartlar altında, mahkeme'nin bu yazışmaların zararın karşılanmasının taahhüdü ve kabulü şeklinde değerlendirilemeyeceği yorumunu kabul etmediklerini, bu mail ve sundukları diğer maillerin, şirketin kusurunun kendilerinde olduğunu, gecikmeden kaynaklı faturayı ödeyeceğini kabul ettikleri anlamını içerdiğini, mahkeme'nin, davalının sigortasından karşılanması için yazışmaların yapıldığı anlaşılmaktadır açıklamasının ise hukuk mantığına aykırı olduğunu, maillerin hiçbir yerinde sigorta lafı geçmediğini, öyle bir durum olsa her şeyin yazıldığı gibi bunun da yazılması gerektiğini, bunun yerel mahkemenin kendi çıkarımı olduğunu, davalının dahi böyle bir savunması olmadığını, kaldı ki davalının sigortacısının müvekkili şirkete ödeme yapmasının bir anlamda davalının ödeme yapması demek olduğunu, oysa ne davalının sigortacısının ödeme yaptığını, ne de davalının kendisinin yaptığını, bilirkişi kurulunun da hatalı şekilde teşkil ettiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266 ncı maddesine göre hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişinin görüşüne başvurulamayacağını, dosyaya sunulan hem kök rapor hem de ek raporda, bilirkişinin adeta hakimin yerine geçerek hukuki tespitte bulunup değerlendirmeler yaptığını, yerel mahkemenin de aynı doğrultuda hüküm kurduğunu, karara dayanak olan bilirkişi heyetinde iki kişi bulunduğunu, bu hususun HMK'nın 267. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, hukuk bilirkişisine ihtiyaç duyulmadan defter incelemesi için alınan bilirkişi raporunun yeterli olduğunu, defter incelemesini yapan 12.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda da müvekkilinin davalıdan 94.388,68 TL tutarında alacaklı olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle hüküm kurmaya elverişsiz yok hükmündeki bilirkişi raporuna istinaden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; yükün alıcısı tarafından, taşıyana gecikme ile ilgili hiçbir ihbar yapılmadığını, bu nedenle taşıyanlardan gecikme zararı talep edilemeyeceğini, bu itibarla davanın tümüyle reddi gerekirken 121,00 TL yönünden takibin devamına karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olup hile yaptığını, kendi ticari defterlerini de yaptığı hileye göre tuttuğunu, taşıma akdinin alıcısı olan Changzhou Tooku Garments Co Ltd şirketinin gecikme zararı olmadığını, davacı taşıtanın, yükün alıcısı Changzhou Tooku Garments Co Ltd şirketine hiçbir tazminat ödemesi yapmadığını belirterek, kısmi istinaf taleplerinin kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kabul edilen 121,00 TL ve buna bağlı fer'iler yönünden kaldırılarak davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; D. United Traing Corporation Ltd. Şirketi tarafından davacıya düzenlenen ve dosyaya tercümesi ibraz edilen 20.01.2014 tarihli faturada " çeşitli noktalara hava taşımacılığı farklı maliyetlerde olduğundan HJCU804662-8 numaralı konteynerın başka bir hava yolu ile gönderilmesinin unutulduğu, sevkiyatçı ile alakalı bu hava navlun bedelinin satıcı fatura numarası 674727 14.08.2013 tarihli" şeklinde açıklama bulunduğu, banka ve adres bilgilerine yer verildiği ve "Changzhou Tooku Garment Co. Ltd.adına " yazdığı, Mahkemece, yükün geç teslimi nedeniyle davacı zararı oluştuğu kabul edilmekle birlikte, somut olarak zararın nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğinin açıklanmadığı, davacı tarafça, D. United Traing Corporation Ltd. Şirketi tarafından tanzim edilen fatura karşılığında alıcı Changzhou Tooku Garments Co. Ltd. Şirketine 10.04.2014, 14.04.2014 ve 13.05.2014 tarihli faturalara konu malları göndererek ödeme yapıldığı beyan edildiği, söz konusu faturalar incelendiğinde; her üçünün de mal satışına ilişkin olduğu, 20.01.2014 tarihli faturaya konu borcun ödemesi olarak tanzim edildikleri şeklinde bir açıklamanın yer almadığı, incelenen davacı ticari defterlerinde de bu yönde bir bilirkişi tespiti bulunmadığı, icra takibine dayanak faturanın davalı tarafça davacıya iade edildiği, faturanın tanzimine esas teşkil ettiği belirtilen 20.01.2014 tarihli faturanın dava konusu taşımaya taraf olmayan 3. kişi durumunda bulunan bir şirket tarafından tanzim edildiği, sırf fatura tanzimi ya da fatura içeriğindeki açıklamalar alacağı ispatlamak için yeterli olmadığı gibi, faturanın yük alıcısı ile D. United Traing Corporation Ltd. Şirketi arasında dava konusu taşımanın gecikmesi nedeniyle yapılan anlaşmaya binaen düzenlendiği ve fatura konusu edimin yerine getirilip getirilmediğinin de ispatlanmadığı, ayrıca davacı tarafça söz konusu fatura bedelinin mal teslimi ile ödendiği yönündeki savunmasının da dosya kapsamı ile ispatlanamadığı, davacı tarafça mail yazışmaları ile davalının zararı ve ödemeyi kabul ettiği ileri sürülmüş ise de, davalı vekilinin, davalı şirket adına mail yazışması yaptığı belirtilen ...'in ibraz edilen imza sirkülerine göre davalı şirket temsilcisi olmayıp şirket çalışanı olduğu yönündeki beyanına göre ... tarafından gönderilen mailler davalıyı bağlamayacağı gibi mahkemece de belirtildiği üzere davalı tarafça bizzat zararın ödeneceğine ilişkin bir beyan bulunmadığı, sigorta şirketince dava konusu faturanın ödenebilmesi için söz konusu yazışmaların yapıldığı; bilirkişi heyeti 6100 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesine uygun olarak teşekkül ettirilmemiş ise de, bilirkişilerin uzmanlık alanlarının farklı olduğu nazara alındığında, bu hususun sonuca etkili olmadığı kanaatine varıldığı, bu hali ile mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olmakla birlikte, aleyhe bozma yasağı ilkesi gereğince aleyhe bozma yapılamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı aleyhine hükmedilen 121,00 TL ve fer'ilerine ilişkin hükmün istinaf edildiği, ilk derece mahkemesince verilen karar davalı yönünden kesin nitelikte olduğu, miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak yerel mahkemece karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin de sonuca bir etkisi bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 352 inci maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki navlun sözleşmesine istinaden taşınan eşyanın geç tesliminden kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3.Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
17. Hukuk Dairesi, 2016/19298 E., 2019/7382 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TTK.nın 119/2.maddesi hükmüne göre, acentenin aracılıkta bulunduğu veya akdettiği sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklardan dolayı acenteye karşı doğrudan dava açılamaz, icra takibi yapılamaz, asaleten husumet yöneltilemez, davalı ...
17. Hukuk Dairesi         2016/19298 E.  ,  2019/7382 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... Bank vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi ...'in davalı Bankadan kullandığı tüketici kredisi karşılığı diğer davalı tarafça sigortalı yapıldığını ve ödemeler sona ermeden kendisinin vefat ettiğini, İNG Emeklilik tarafından yapılan hayat sigortası karşılığı müvekkillerinin banka ve sigorta şirketine müracaatla kalan kredi borcunun sigorta kapsamında ödenmesini talep ettiklerinde kendilerine olumsuz yanıt verilerek kalan taksitlerin mirasçılar tarafından ödenmesi gerektiğinin kendilerine yazılı olarak bildirildiğini, gönderilen yazıda murisin kalp hastalığı sonucu vefat ettiği, hastalığını sigorta şirketinden gizlediği ve poliçede sağlık durumu ile ilgili sorulan sorulara herhangi bir hastalığı olmadığını beyan ederek gerçeğe aykırı beyanda bulunduğundan bahisle sözleşme şartlarının oluşmadığının belirtildiğini, davalıların bu cevabının kabulünün mümkün olmadığını, sözleşmede bu tarz maktu işaretlerin hakkın kötüye kullanımı, kötüniyetli ve geçersiz olduğunu, aksi takdirde bu tarz sözleşmelerden sigortalıların istifade etmesinin mümkün olmadığını, bu tarz maktu işaretlemelerin banka ve sigorta şirketinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını beyanla murise ait kredi borcu sebebiyle müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir. Davalı ... Bank vekili; müvekkili Bankanın ... Emeklilik A.Ş.'nin acentesi olduğunu, bu sebeple müvekkiline doğrudan husumet yöneltilemeyeceğini, davanın reddini savunmuştur. Davalı ... (NN Hayat) Emeklilik A.Ş. vekili dain-i mürtehin olarak ... Bank A.Ş. ... Şubesi'nin belirlendiğini, davacı tarafın mirasçı sıfatıyla sigorta sözleşmesinden doğan tazminatın kendilerine ödenmesini isteme hakları bulunmadığını beyanla husumet dava şartı itirazında bulunarak, murisin bilgisi dahilindeki hastalıkları gizleyerek beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; davacıların murisinin dava konusu poliçenin imzalanmasından önceye dayalı kalp rahatsızlığının olduğunun tespit edilmesi, ölüm ile önceki hastalıkları arasında illiyet bağı olduğunun tespit edildiği, davacıların murisinin poliçe imzalanırken beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığının anlaşıldığı bu nedeniyle davalı sigorta şirketinin poliçeden cayma hakkını kullandığını, sigortacının cayma hakkını kullanmasında yasaya, genel şartlara ve iyi niyet kurallarına aykırı bir durum olmadığı, bu itibarla davalı Sigorta Şirketinin sigorta tazminatını ödememekte haklı olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı ... Bank vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; hayat sigortasından kaynaklanan tazminatın kredi borcuna ödenmesi bu sebeple borçlu olmadıklarının tespitine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 102 ve devamı maddelerinde acentelik müessesesi düzenlenmiş, 115/2. maddesinde acentenin müvekkili namına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği düzenlenmiştir. Acente müvekkili adına sözleşme yapma ve TTK'nın 116. vd. maddelerinde belirtildiği gibi müvekkili adına işlem yapmakla yetkili olup, müvekkili adına borçtan doğrudan sorumlu değildir. TTK.nın 119/2.maddesi hükmüne göre, acentenin aracılıkta bulunduğu veya akdettiği sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklardan dolayı acenteye karşı doğrudan dava açılamaz, icra takibi yapılamaz, asaleten husumet yöneltilemez, davalı ... Bank yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece verilen red kararı sonucu itibari ile doğru görüldüğünden davacılar vekilinin ve davalı ... Bank vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 15,20 TL kalan onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, aşağıda dökümü yazılı 175,75 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı ... Bank A.Ş.'nden alınmasına, 12/06/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2015/5016 E., 2015/11859 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSAKARYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Bankası Adapazarı Şubesi'nin TTK'nın 119/2 maddesi uyarınca davalı para transfer şirketinin acentası olduğundan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 11.184,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2015/5016 E.  ,  2015/11859 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : SAKARYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/12/2014 NUMARASI : 2014/506-2014/939 Taraflar arasında görülen davada Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30.12.2014 tarih ve 2014/506-2014/939 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, 12/02/2012 tarihinde eşi S. S. adına Fransa'ya 4.800 EURO paranın, davalı para transfer şirketi acentası olan T.C. Z. Bankası Adapazarı Şubesi aracılığı ile gönderildiğini ancak, havalenin alıcı muhatap S. S. henüz Fransa'ya gitmeden pasaport dahi çıkartmadan aynı gün ilgiliye ödendiği T.C. Z. Bankası Adapazarı Şubesi'nin 19/12/2012 tarihli yazısı ile anlaşıldığını, 3. kişiye ödeme yapıldığını, hatalı ödeme nedeniyle zarara uğradığını, T.C. Z. Bankası Adapazarı Şubesi'nin TTK'nın 119/2 maddesi uyarınca davalı para transfer şirketinin acentası olduğundan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 11.184,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, talep doğrultusunda WU merkezi havalenin 12/02/2012 tarihinde Fransa'da S. S. adlı kişiye ödendiğini, teyit belgesinin gönderilmiş olduğunu, müvekkili bankanın acenta sıfatıyla bu işlemi gerçekleştirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından havale edilen paranın W. U. Firması'nın Fransa Paris Şubesi'nce yanlış kişiye ödenmesinde W. U. Firması'nın sorumlu tutulabileceği, finansal şirkete izafeten Z. Bankası Adapazarı Şubesi'ne dava açılmasının usulüne uygun olduğu, yurt dışında transfer edilen paranın gerçek kişi haricinde başka birine ödenmesinde transfer şirketinin sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 11.184,00 TL'nin dava tarihi olan 21/01/2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte W. U. F. Service şirketinden tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 573,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2013/15879 E., 2014/4316 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSAKARYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
ı gün ilgiliye ödendiği TC Ziraat Bankası Adapazarı Şubesinin 19/12/2012 tarih 3345-150 sayılı yazısı ile anlaşıldığını, 3.kişiye ödeme yapıldığını, hatalı ödeme nedeniyle kendisinin zarara uğradığını, TC Ziraat Bankası Adapazarı Şubesinin Türk Ticaret Kanunun 119/2.maddesine göre davalı Para Transfer şirketinin acentası hükmünde olduğundan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 11.184,00 TL'nin dava tar
11. Hukuk Dairesi         2013/15879 E.  ,  2014/4316 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : SAKARYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/05/2013 NUMARASI : 2013/33-2013/257 Taraflar arasında görülen davada Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/05/2013 tarih ve 2013/33-2013/257 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, 12/02/2012 tarihinde eşi S..S.. adına Fransa'ya 4.800 EURO para, davalı para transfer şirketi acentası olan TC Ziraat Bankası Adapazarı Şubesi aracılığı ile gönderildiğini, ancak havalenin alıcı muhatap S.. S.. henüz Fransa'ya gitmeden pasaport dahi çıkartmadan aynı gün ilgiliye ödendiği TC Ziraat Bankası Adapazarı Şubesinin 19/12/2012 tarih 3345-150 sayılı yazısı ile anlaşıldığını, 3.kişiye ödeme yapıldığını, hatalı ödeme nedeniyle kendisinin zarara uğradığını, TC Ziraat Bankası Adapazarı Şubesinin Türk Ticaret Kanunun 119/2.maddesine göre davalı Para Transfer şirketinin acentası hükmünde olduğundan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 11.184,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, talep doğrultusunda WU merkezi havalenin 12/02/2012 tarihinde Fransa'da S.. S.. adlı kişiye ödendiğini, teyit belgesinin gönderilmiş olduğunu, müvekkili bankanın acentalık sıfatıyla bu işlemi gerçekleştirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; transfer edilen paranın davacının eşi tarafından alınmasının imkansız hale getirildiği, davalı .. Union Financial Services'in acente sıfatıyla Ziraat Bankası Adapazarı Şubesince paranın transfer edildiği, gerçek alıcı kimlik tespiti ile müracaatı olmaksızın Fransa'da bu paranın ödendiği, acenta aleyhine doğrudan doğruya dava açılamayacağından ..Union Financial Services firmasına izafeten husumet yöneltilebileceği, acentelik sözleşmesi uyarınca acentenin yaptığı işlemlerin müvekkili nam ve hesabına olduğu, bu nedenle acentenin zarardan doğrudan sorumlu olmayacağı, davacı tarafından havale edilen paranın ..Union Firmasının Fransa Paris şubesince yanlış kişiye ödenmesinde .. Union Firmasının sorumlu tutulabileceği, finansal şirkete izafeten Ziraat Bankası Adapazarı Şubesine dava açılmasının usulüne uygun olduğu, yurt dışına transfer edilen paranın transfer edildiği gerçek kişi haricinde başka birine ödenmesinde transfer şirketinin sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne 11.184,00 TL bedelin 21/01/2013 dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte Western Union Financial Services Şirketinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, gönderilenden başkasına ödenen havale nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Davalı taraf cevap dilekçesi ile havale yapılması sırasında davacıya güvenlik kodu verildiğini, alıcının bu güvenlik kodunu ve geçerli kimlik belgesini ödeme noktasına ibraz etmesi halinde havale edilen miktarın alıcıya ödendiğini, davacının güvenlik kodunu koruma konusunda gerekli özeni göstermemesi nedeniyle müvekkilinin sorumlu olmadığını savunmuştur. Mahkemece bu savunma dikkate alınarak, gerektiğinde bu tür havalenin işleyiş biçimi bakımından teyit belgesinde yazıldığı belirtilen koşulların ve davalının iddialarını irdeleyen bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

İtalya merkezli lüks moda markası "Elegante Moda"nın Türkiye'deki tek yetkili acentesi olan (A), son altı aydır vadesi gelmiş komisyon alacaklarının müvekkili tarafından ödenmediğini tespit etmiştir. Ayrıca, (A)'nın, henüz vadesi gelmemiş komisyon alacakları da bulunmaktadır. Bu esnada, müvekkil şirketin ciddi bir mali darboğaza girdiği ve aciz hâline düşmek üzere olduğu yönünde piyasada söylentiler dolaşmaktadır. Bu gelişmeler üzerine (A), hem muaccel hem de müeccel alacaklarını güvence altına almak amacıyla, zilyetliğinde bulunan müvekkile ait yeni sezon ürünleri, ticari numuneleri ve son satışlardan tahsil ettiği nakit satış bedellerini müvekkile göndermeme kararı almıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, acente (A)'nın hapis hakkına ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Acente, hapis hakkını sadece muaccel hale gelmiş komisyon alacakları için kullanabilir; müvekkilin aciz hâline düşmesi bu durumu değiştirmez ve vadesi gelmemiş alacaklar hapis hakkının kapsamı dışındadır.
B) Acente, müvekkile ait ürünler ve numuneler üzerinde hapis hakkına sahip olsa da, tahsil ettiği satış bedelleri müvekkile ait olduğundan bu bedelleri alıkoyamaz ve derhal müvekkilin hesabına transfer etmelidir.
C) Müvekkilin aciz hâlinde bulunması sebebiyle acente (A), hem vadesi gelmiş hem de henüz gelmemiş tüm alacakları için zilyetliğindeki mallar ve tahsil ettiği satış bedelleri üzerinde hapis hakkını kullanabilir.
D) Acentenin hapis hakkı, alacağı ile orantılı olmak zorundadır; bu nedenle (A), sadece muaccel alacaklarına tekabül eden değerdeki malı alıkoyabilir, geri kalanını iade etmekle yükümlüdür.
E) Acente ile müvekkil arasındaki güven ilişkisi zedelendiği için, acentenin tek taraflı olarak malları ve parayı alıkoyması dürüstlük kuralına aykırıdır ve bu durumda hapis hakkı doğmaz.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol