6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 118

Türk Ticaret Kanunu 118. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 118- (1) Avans ve olağanüstü giderler hakkında 20 nci maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi hükmü uygulanır. IV - Hapis hakkı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2021/7238 E., 2023/2811 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
entodan doğacak davaların taşıyanın tercihine göre her iki seçenekte de İngiliz Hukuku uygulanması kaydıyla İngiltere veya Kuveyt'de karara bağlanacağını, konşimentodaki şarta göre İngiliz mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1185 inci maddesi gereğince usulüne uygun bir ihbar yapılmadığını, taşınan emtianın zayi olduğuna ilişki
11. Hukuk Dairesi         2021/7238 E.  ,  2023/2811 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/22 Esas, 2021/897 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/370 E., 2019/422 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Ürdün’de yerleşik Siniora Food Company firmasına 14.03.2016 tarih ve 015841 numaralı fatura ile dondurulmuş tavuk ve hindi emtiası sattığını, emtianın nakliyesinin Aliaağa Limanı'ndan Aqaba Limanı’na davalı tarafından üstlenilerek M/V AGIOS D1M1TR0S isimli gemi ile yapıldığını, navlunun davalı tarafından kendi nam ve hesabına tahsil edildiğini, gıda emtiasının -18°C'da taşınması gerektiğini ve yükle birlikte konteynere casus termometre yerleştirildiğinin davalıya bildirildiğini, bildirilen ısıda yükün taşınmaması nedeniyle yükün zayi olduğunun tespit edildiğinin tutanakla belirlendiğini, ekspertiz çalışması sonucunda yükün 28 gün boyunca 0 ila -10°C arasında taşınması sebebiyle zayi olduğunun tespit edildiğini, durumun 14.04.2016 tarihinde davalıya bildirildiğini ileri sürerek toplam 30.819,50 USD tutarında zararın ve zararın ihbar edildiğini 14.04.2016 tarihinden faiziyle birlikte davalıdan tahsile karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu emtianın TRIZM021336 nolu konşimento ile taşındığını, davalının konşimentonun tarafı olmaması nedeniyle davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, konşimento gereğince davalının sorumluluğu bulunmaması nedeniyle davanın husumetten reddi gerektiğini, konşimentoyu Unıted Arab Shıppıng Company S.A.G (UASC S.A.G.) adına acente sıfatıyla imzalandığını, taşımayı fiilen gerçekleştiren şirketin UASC S.A.G. Şirketi olduğunu, acenteye doğrudan husumet yöneltilemeyeceğini, konişmentonun 19 uncu maddesinde bu konşimentodan doğacak davaların taşıyanın tercihine göre her iki seçenekte de İngiliz Hukuku uygulanması kaydıyla İngiltere veya Kuveyt'de karara bağlanacağını, konşimentodaki şarta göre İngiliz mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1185 inci maddesi gereğince usulüne uygun bir ihbar yapılmadığını, taşınan emtianın zayi olduğuna ilişkin 30.04.2016 tarihli ekspertiz raporunun gösterildiğini, dava dilekçesinde hasarın 14.04.2016 tarihinde davalıya bildirildiğinin iddia edildiğini, ancak 26.04.2016 tarihinden önce yapılan bir bildirimin bulunmadığını, ekspertiz raporunun 6102 sayılı Kanun'un 1184 üncü maddesinin birinci fıkrasına aykırı olarak davalının katılımı olmadan yapılan bir inceleme neticesinde hazırlandığını, bu durumda emtianın taşıyan tarafından teslim alındığı gibi hasarsız olarak teslim edildiğinin kabulü gerektiğini, ekspertiz raporunda ürünlerin vakumlanmadan ambalajlandığını ve siparişin de bu şekilde verildiğinin belirtildiğini, bu cins gıdanın belli bir sıcaklıkta taşınması ve bozulmalardan korunması için vakum ambalajının da yapılmasının gerektiğini, usulüne uygun ambalajlanmayan ürünler nedeniyle davalının 6102 sayılı Kanun'un 1182 nci maddesinin birinci fıkrası (g) bendi gereğince sorumlu olmadığını, oksitlenme ile oluşan hasarın standartlara uygun olmayan ambalajdan kaynaklandığını savunarak, davanın yetkisizlik, pasif husumet yokluğu ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu olan emtiaların taşındığı konteynerın davalı tarafça temin edildiği ve hasara ise konteyner elverişsizliğinin neden olduğu, davalının hasar nedeniyle kusur ve sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 30.819,50 USD'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabulüne karar verilmesine rağmen faize hükmedilmediğini, dava dilekçesinde 30.819,20 USD tutarındaki zararın 14.04.2016 tarihinden itibaren kamu bankalarınca bir yıl vadeli USD mevzuatına uygulanan en yüksek orandaki faiziyle birlikte tahsilinin istenildiğini, ayrıca mahkemece hükmedilen miktarın karar tarihindeki TC Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden yabancı paranın Türk Lirası karşılığının bulunarak vekalet ücretine 15.10.2019 karar tarihi itibariyle 182.069,27 TL üzerinden hesaplanarak hükmedilmesi gerekirken eksik vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu, bu konulara ilişkin tavzih talebinin mahkemece reddedildiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının faiz ve vekalet ücreti yönünden düzeltilerek 30.819,20 USD tutarındaki alacağa 14.04.2016 tarihinden itibaren kamu bankalarınca bir yıl vadeli USD mevzuatına uygulanan en yüksek orandaki faiz uygulanmasına, vekalet ücretinin karar tarihindeki kura göre belirlenen 182.069,27 TL üzerinden hesaplanarak karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin taşıyanın acentesi olduğunu ve acenteye karşı doğrudan dava açılamayacağını, husumet itirazlarının değerlendirilmediğini, taşımanın dayanağı konşimento klozları uyarınca davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dosyadaki bilirkişi raporlarından konteynerdeki sıcaklık değişimlerinin, konteynerin gemiden tahliye edilmesinden sonra başladığının dolayısıyla emtianın deniz taşıması sırasında bozulmadığını, zarara neden olan olayın taşıyanın sorumluluk süresi sona erdikten sonra meydana geldiğinin bu nedenle davalının zarardan sorumlu tutulamayacağının tespit edildiğini, emtiaların davacı tarafından konteynere yüklendiğinin konşimentoyla sabit olduğunu, davacının dayandığı ekspertiz raporunda da yükün usulüne uygun şekilde vakumlanmadan ambalajlandığının belirtildiğini, ambalajın taşımaya uygun olmadığını, davacının yükü yetersiz, standartlara ve taşımaya uygun olmayan bir şekilde ambalajlanarak konteynere yüklendiğinin, bizzat davacı tarafından sunulan ekspertiz raporuyla belirlenmesi nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davacının usulüne uygun şekilde hasarı tespit ederek ihbarda bulunmadığını, hükmedilen tazminatın fahiş ve afaki olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında hasara uğrayan gıda emtiasının ağırlığına göre tazminat miktarı belirlenmiş olup taşıyıcının sorumlu olduğu navlun sözleşmesinde gönderilene atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı, ilk derece mahkemesince, dava dilekçesindeki dava değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ancak mahkemece davacı talebi gibi hüküm altına alınan alacağa faiz yürütülmesi gerekirken bu konuda bir karar verilmemesinin yerinde olmadığı, gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile 30.819,50 USD'nin, dava tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte ve tahsil tarihindeki TCBM efektif satış kuru TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine; faizin başlangıcına ilişkin fazla istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; lehlerine hükmedilecek vekalet ücretinin karar tarihinde kur üzerinden hesaplanması ve döviz alacağına faizin 14.04.2016 tarihinden itibaren kamu bankalarınca bir yıl vadeli USD mevduatına uygulanacak en yüksek orandaki faizin işletilmesi gerektiğini belirterek kararın bu nedenlerle düzeltilerek onanmasını istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, deniz yolu ile taşınan gıda emtiasında oluşan hasar bedelinin taşıyandan tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 1182 ve 1185 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

11. Hukuk Dairesi, 2020/1075 E., 2022/759 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
maddesi kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği, davalı taşıyanın sorumluluğunun TTK 1186/6. maddesi uyarınca maddi zararın sözleşme için ödenecek navlun miktarı ile sınırlı olup, miktarının 366.477,00 USD olacağı, davacı tarafın asıl davada maddi zarar olarak bu miktarı düşerek talepte bulunmuş olmakla, fazlaya ilişkin maddi zararı bulun
11. Hukuk Dairesi         2020/1075 E.  ,  2022/759 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.04.2018 tarih ve 2014/1275 E. - 2018/273 K. sayılı kararın asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 31.12.2019 tarih ve 2018/1908 E. - 2019/1362 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili tarafından duruşmalı, asıl davada davalı-birleşen davalarda davacı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 18.01.2022 günü hazır bulunan asıl davada davacı birleşen davalarda davalı vekili Av. ... ile karşı taraf vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin tanıtım faaliyetleri kapsamında Silah Sisteminin Derince Limanı’ndan Suudi Arabistan Cidde Limanı’na taşıma işinin davalı tarafından üstlenildiğini, taşımada davalının kusuru ile gecikme yaşandığını ileri sürerek, dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 587.380,45 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi 15.01.2013 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir. Davalı vekili, gemide meydana gelen arıza ve bundan mütevellit yaşanılan gecikme sebebiyle müvekkili şirkete atfı kabil hiçbir kusurun olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Birleşen davada (Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı dosyası) davacı vekili, müvekkili tarafından üstlenilen deniz nakliyesi işinin yerine getirildiğini, davalının navlun bedelini ödememesi üzerine başlatılan icra takibine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, taşımada gecikme yaşandığını, bu nedenle oluşan 695.881,00 USD kurum zararından 364.477,00 USD mahsup edildiğinde kalan 331.404,00 USD kurum alacağı için Ankara 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/78 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını savunarak, davanın reddini ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Birleşen davada (Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/565 Esas sayılı dosyası) davacı vekili, müvekkili tarafından üstlenilen yurt içi kara nakliyesini işinin yerine getirildiğini, davalının navlun bedelini ödememesi üzerine başlatılan icra takibine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, deniz taşımasında gecikmeler yaşandığını, gecikmeden kaynaklanan maddi zararların davacı firma alacağı ile takas - mahsup edildikten sonra kalan 331.404,00 USD alacağın 27/12/2012 tarihli yazı ile davacıdan talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını, Ankara Asliye 17. Ticaret Mahkemesi'nin 2013/78 Esasına kayıtla dava açıldığını, dava konusu alacağın taraflarınca takas edilmemiş olsaydı icra takip tarihi itibariyle davacının alacağının zamanaşımına uğrayacağını savunarak, davanın reddine ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Birleşen davada (Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/460 Esas sayılı dosyası) davacı vekili, davalıya ait emtianın Güney Kore/Busan-Türkiye/Derince Limanı denizyolu taşıması işininişinin yerine getirildiğini, davalının navlun bedelini ödememesi üzerine başlatılan icra takibine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, Derince- Cidde taşıma işinde meydana gelen gecikmeden kaynaklanan zararın tahsili için 27.02.2013 tarihinde Ankara 17.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/78 E. sayılı dosyasında dava açılmak zorunda kalındığını, dava konusu alacağın takas edildiğinin Ankara 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunulan cevap dilekçesinde davacı firmaya bildirildiğini, davacının %20 inkar tazminatının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin, davacıdan olan alacağı için takas hakkını kullandığını ve bu hususu davacı firmaya bildirdiğini savunarak, davanın esastan reddini ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafça taşımanın gerçekleştirildiği geminin yolculuğa çıkmadan önce arızalandığı, tamirinin ardından yola çıktığı, yolculuk sırasında tekrar arızalandığı, bu hali ile geminin başlangıçta denize, yola ve yüke elverişli olup olmadığının değerlendirilmesinin gerektiği, geminin 22/06/2012 günü saat 24:00'te yüklemesini bitirdikten sonra makine arızası nedeniyle limandan kalkış yapamadığı ve ancak arıza giderildikten sonra 6 gün gecikmeli olarak 28/06/2012 tarihinde saat 04.25'de yola çıktığının belirlendiği, geminin 10/07/2012 tarihinde akşam saatlerinde Port Sait Limanı'nda demirli durumda iken Süveyş Kanalı kanal girişi yapmak üzere gemi makinesinin hazırlanması sırasında tekrar arıza yaptığı, 25/07/2012 tarihinde geminin class kuruluşu olan Bureau Veritas tarafından yapılan survey test sonucu normal çalıştığının tespit edildiği, bu şekli ile Derince Limanı'ndan kalkış öncesinde 1 ve 2 nolu silindirlerde yaşanan makine arızasının, ana makinenin periyodik bakımlarının düzenli ve zamanında yapılmamasından kaynaklanmış olacağı, bu durumda yolculuk başlamadan önce geminin denize ve yola elverişli olmadığı, buna göre sorumluluğun TTK'nın 1141. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği, davalı taşıyanın sorumluluğunun TTK 1186/6. maddesi uyarınca maddi zararın sözleşme için ödenecek navlun miktarı ile sınırlı olup, miktarının 366.477,00 USD olacağı, davacı tarafın asıl davada maddi zarar olarak bu miktarı düşerek talepte bulunmuş olmakla, fazlaya ilişkin maddi zararı bulunmadığından, maddi zarara yönelik davanın reddine karar verilmesi gerektiği, sözleşmeye dayalı işbu davada manevi zararın yasal koşullarının da oluşmadığı, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı davasında istenen 22/06/2012 tarihli navlun ücretine konu 295.000,00 USD tutarındaki fatura alacağının, asıl davada maddi zarar kalemi içerisinde takas olarak düşülen kısımda belirtildiği, takas-mahsup koşullarının oluştuğu da nazara alındığında, işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteğinin yerinde görülmediği, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/565 Esas sayılı davasında ve birleşen Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/460 Esas sayılı davasında, takibe dayanak fatura bedellerine ilişkin nakliyenin yapıldığı, asıl davadaki alacak miktarı da nazara alınarak, işbu icra takiplerinin dayandığı faturalara konu miktarların ödenmesinin gerektiği, alacağın faturaya dayalı ve likit olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı davasının reddine, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/565 Esas sayılı davasının kısmen kabulü ile davalının itirazının 92.300,00 TL asıl alacak ve 6.453,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 98.753,41 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 19.750,68 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının tazminat talebinin reddine, birleşen Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/460 Esas sayılı davasının kısmen kabulü ile davalının itirazının 208.665,80 TL asıl alacak için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 41.733,16 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı asıl davada davacı-birlşeen davalarda davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, asıl davada, gecikmeden kaynaklandığı ileri sürülen zararların tahsili istemi hakkında da 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanması gerektiği, davalının asıl dava konusu taşımaya tahsis ettiği geminin, yolculuk başlamadan önce denize ve yola elverişli olmadığı, dolayısıyla asıl davada davalı taşıyanın, 6102 sayılı TTK'nın 1141. maddesi uyarınca gecikme nedeniyle uğranılan zarardan sorumlu olduğu, ancak davalının bu sorumluluğunun da 6102 sayılı TTK'nın 1186/6. maddesi uyarınca, taşıma sözleşmesine göre ödenecek toplam navlun miktarından fazla olamayacağı, davacı tarafça da navlun dışında kalan zarar kalemlerinin talep edildiği, TTK'nın 1187. maddesinin uygulanamayacağı, zira davalının kasten veya pervasızca hareketi ile böyle bir zarar meydana gelebileceği bilinciyle hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği, olayda bir kasıt veya pervasızca hareketin olduğu kabul edilse bile, davalının taşıma işini ve dolayısıyla da karar alma yetkisini devrettiği fiili taşıyanın, kasten veya pervasızca davranışından sorumlu tutulamayacağı, TTK'nın 1186/6. maddesindeki sorumluluk sınırının manevi tazminat talebini de kapsadığı; birleşen davada (Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı dosyası) davacının anılan meblağda taşıma ücreti alacağının olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davalı vekilince, süresinde sunulan cevap dilekçesi ile hem zaman aşımı hem de takas mahsup def'inde bulunulduğu, birleşen davadaki 295.000,00 ABD Doları taşıma ücreti alacağının %30'u olan 88.500,00 ABD Doları kısmı zamanaşımına uğradığı, kalan 206.500,00 ABD Doları kısmı içinse, asıl davada davacı-birleşen davada davalının takas mahsup def'i sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği, davanın açıklanan bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, birleşen davada (Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/565 Esas sayılı dosyası) taşıma ücretinin tamamının zamanaşımına uğradığı, İlk Derece Mahkemesince anılan birleşen davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, birleşen davada (Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/460 Esas sayılı dosyası) asıl davada davacı-birleşen davada davalının, Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı birleşen davasında kullandığı takas mahsup def'inden arta kalan 88.500,00 ABD Doları tutarındaki alacağına dayanarak, aynı davacının açtığı işbu davada da takas mahsup def'inde bulunabileceği, dolaysıyla işbu birleşen davanın anılan kısmının da takas mahsup def'i dolayısıyla reddine, bakiye 24.500,00 ABD Doları tutarındaki kısmın ise kabulüne karar verilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince işbu birleşen davada TL üzerinden hüküm kurulduğundan ve birleşen davada davacı vekilince istinaf itirazında bulunulmadığından, icra takip tarihindeki kur oranına göre 45.241,70 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/04/2018 gün ve 2014/1275 E. - 2018/273 K. sayılı kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı davasının reddine, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/565 Esas sayılı davasının redine,Birleşen Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/460 Esas sayılı davasında, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün 2013/14370 sayılı takip dosyasında itirazının 45.241,70 TL asıl alacak için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 9.048,34 TL icra inkar tazminatının birleşen davada davalıdan alınarak birleşen davada davacıya verilmesine, birleşen davada davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince asıl davaya yönelik olarak esastan verilen nihai kararda, aşağıda (2) nolu bentte belirtilen husus dışında, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre asıl dava bakımından davalı SDV Horoz Taş. ve Tic. A.Ş. vekilinin tüm, davacı MKE vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2) Asıl davada davacı MKE vekilinin, taşıma sözleşmesine dayalı geç teslimden kaynaklanan manevi tazminat talebi 6102 sayılı TTK’nın 1186/6. maddesinde öngörülen sorumluluk sınırının manevi tazminat talebini de kapsadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de, taşıyıcının sorumluluğunu sınırlandıran hükümler sadece maddi tazminat istemlerine ilişkin olduğundan, manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendiril-meksizin talebin reddi doğru olmamış, asıl davada verilen hükmün bu sebeple davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3) Birleşen davalarda, davacı SDV Horoz Taş. ve Tic. A.Ş. vekilinin birleşen davalara yönelik temyiz itirazlarına gelince, birleşen davalar muhtelif taşımalara ilişkin navlun alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Birleşen davalarda davacı SDV … A.Ş., 2020/1135 Esas sayılı birleşen davada Derince-Cidde arası deniz navlun ücretine ilişkin faturanın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini istemiş; 2020/565 Esas sayılı birleşen dosyada ise aynı sözleşmeye dayalı olarak Derince limanına değin kara yolu ile yapılan taşımadan kaynaklı fatura bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Keza 2020/460 Esas sayılı birleşen davada ise, yukarda belirtilen asıl ve birleşen davalara konu sözleşme dışında, bir başka sözleşmenin konusunu teşkil eden Busan-Derince limanları arasında yapılan taşımaya ilişkin deniz navlun alacağı için düzenlenen faturanın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istenmektedir. Anılan davalara konu icra takipleri 30.07.2013 tarihinde başlatılmış olup davalı MKE tarafından, gerek 27.02.2013 tarihinde açılan asıl davanın dava dilekçesinde, 2020/1135 ve 2020/565 Esas sayılı dava dosyalarına konu icra takiplerine ilişkin faturalardan kaynaklı borçlar ile asıl davaya konu tazminat alacağının takas-mahsup edildiği, bu nedenle asıl davada istenebilir toplam tazminat tutarından söz konusu takip konusu fatura bedellerinin düşülerek talepte bulunulduğu ifade edilmiştir. Keza 2020/460 Esas sayılı birleşen davanın konusunu oluşturan icra takibinden önce yine davalı MKE tarafından gönderilen 05.06.2013 tarihli ihtarname ile Busan (Güney Kore) ile Derince limanları arasındaki taşıma işinden kaynaklanan borcun, asıl davaya konu edilen tazminat alacağı ile takas edilmek suretiyle sükut ettiği belirtilmiştir. Bu durumda, birleşen davalarda davalı MKE’nin, aleyhine girişilen icra takiplerinden önce, birleşen davalara konu icra takiplerinin tümü bakımından borçlu olduğunu kabul ve ikrar etmekle birlikte takip konusu borçların mahsup ve/veya takas nedeniyle sükut etmiş olduğunu ileri sürdüğünün kabulü gerekir. Bilindiği üzere, TBK’nın 154/1. maddesi gereğince borcun ikrarı halinde zamanaşımının kesileceği öngörülmüş olup yine TBK’nın 156. maddesi uyarınca zamanaşımının kesilmesiyle, o işe ilişkin zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Bu durumda, zamanaşımı süresi ve takip tarihleri nazara alındığında, gerek 2020/1135 Esas sayılı birleşen davada davalı MKE aleyhine başlatılan icra takibine konu alacağın %30’luk kısmının ve gerekse de 2020/565 Esas sayılı birleşen davaya konu alacağın tümüyle zamanaşımına uğradığının kabulü yerinde olmayıp bu yöndeki yanılgılı değerlendirmeye bağlı olarak 2020/1135 Esas sayılı dosya bakımından zamanaşımına uğraması sebebiyle anılan dosyaya ilişkin icra takibinde talebe konu alacağın %30’luk kısmının, bu kerre 2020/460 Esas sayılı dosyaya konu icra takibindeki alacaktan takası suretiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Şu halde mahkemece yapılacak iş, 2020/1135 Esas sayılı birleşen davaya konu takip alacağının tümünün takas nedeniyle sükut ettiğinin kabulü ve buna göre hüküm kurulması, buna bağlı olarak 2020/565 Esas ve 2020/460 Esas sayılı dosyalar ve bu dosyaların konusunu oluşturan takip alacakları bakımından, davalı borçlu MKE’nin takas edilebilecek bir alacağı bulunmadığının anlaşılması nedeniyle her iki dosyaya konu icra takiplerine vaki itirazın ayrı ayrı iptaline ve davacı yararına icra inkar tazminatına hükmetmekten ibaret olup aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından, birleşen dosyalarda davacı SDV vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle birleşen dosyalarda verilen hükümlerin mümeyyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir. 4) Açıklanan bozma sebepleri ile münazaalı bir alacağın takas ve mahsup talebine konu edilmiş olması nedeniyle mahsup yahut takasa konu edilebilecek alacağın varlık ve miktarının ancak yargılama ile anlaşılabilecek olması gözetildiğinde, takip alacaklısının takibe girişmekte kötüniyetli olduğu söylenemeyeceğinden, bu yoldaki Bölge Adliye Mahkemesi kararında usul ve yasaya bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla birleşen dosyalarda davalı MKE vekilinin lehlerine kötüniyet tazminatı verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 5) Bozma sebep ve şekline göre birleşen davalarda taraf vekillerinin yukarda belirtilenler dışında kalan sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer bulunmamaktadır. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle, asıl davada Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, birleşen dosyalarda davacı SDV vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı SDV yararına BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı MKE vekilinin birleşen dosyalar bakımından kötüniyet tazminatı verilmesi yolundaki temyiz isteminin REDDİNE, (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davaya yönelik-asıl davada davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl davada davacı-birleşen davalarda davalıya iadesine, 01/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2021/8990 E., 2023/4518 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Şirketinin hatası nedeniyle limanda unutularak bir sonraki gemi ile taşınması olduğunun tartışmasız olduğu, eldeki dosya bakımından esas uyuşmazlığın bu hatanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1186 ncı maddesinin altıncı fıkrası kapsamında mı, 1187 maddesi kapsamında mı değerlendirilmesi gerektiği noktasında toplandığı, yerleşik Yargıtay uygulamaları gereği 1187 maddesinin
11. Hukuk Dairesi         2021/8990 E.  ,  2023/4518 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2061 Esas, 2021/1478 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/348 E., 2019/188 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen konşimentoda belirtilen toplam 6.125,88 KG ağırlığındaki 84 top kumaşın denizyolu ile taşınarak alıcı Chingzhou Tooku Garments Co. Ltd firmasına teslim edilmesi hususunda anlaşıldığını, navlun ücretinin davalıya peşin olarak ödendiğini, sözleşme konusu malların tamamını 21.08.2013 tarihli 541402 numaralı konşimento ile taşıyan davalı firmaya teslim edildiğini, navlun faturası gereğince davalının taşıyan sıfatını kazandığını, 23.08.2013 tarihli Srei A 965322 numaları deniz navlunu faturası konişmento ile davalıya teslim edilen malların aynı şekilde fatura üzerinde de yer aldığını, malların limanda konteyner içerisinde gemiye yüklenmeye hazır durumda olmasına rağmen davalının ihmali sonucu hem konteynerin hemde içerisindeki malların taşıyıcı firma tarafından gemiye yüklenmesinin unutulması nedeniyle taşımanın gerçekleşmediğini, müvekkilinin telafisi olmayan zarara uğradığını, davalı tarafın müvekkili ile irtibata geçerek hatayı telfai etmeye hazır olduklarını tüm zararı da ödemeye hazır olduklarını bildirdiklerini, müvekkili firmanın bu gecikmeden dolayı müşteri firmanın zararını üstlenmek zorunda kaldığını, tutarın 44.571,32 USD olduğunu, bu faturayı müvekkilinin davalı tarfın yerine ödediğini, 14.04.2014 tarihli Seri B 552083 sıra numaralı 44.571,32 USD tutarlı faturanın kesilerek davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafın faturayı iade ettiğini, fatura tutarı kadar alacak üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ederek itirazın durduğunu belirterek itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafa ait yükün hasarsız olarak taşındığını, 21.10.2013 tarihinde alıcısına teslim edildiğini, yükün belirlenen teslim süresinin bitimini müteakip 60 günlük süreyi geçmeden taşındığını, zayi edilmediğini, müvekkilinin emtiayı HJCU 804662-8 nolu konteyner ile deniz yoluyla taşımayı üstlenen akdi taşıyan olduğunu, müvekkilinin 23.08.2013 tarih ve Seri A 965322 nolu 55,50 USD miktarlı navlun faturasını düzenleyerek davacıya verdiğini, müvekkilinin yükün taşınmasını ....'den talep ettiğini, .... yükü China Shipping Cntainer Lines Co. Ltd şirketi tarafından işletilen Xin Chang Shu gemisinin V.0143E sayılı seferi ile taşınmak üzere 21.08.2013 günü yüklemeyi ve yükün 19.09.2013 tarihinde Shanghai Limanına tahliyesinin planlandığını, bu hususları müvekkilinin davacıya bildirdiğini, davacı tarafın yükü 14.08.2013 tarihinde gönderdiğini, yükün ....'nin kusurundan kaynaklanan nedenlerle planlanan gemiye yüklenemediğini, yeni tahliye planı yapıldığının davacıya bildirildiğini, ikinci gemi ile taşınan yükün 19.10.2013 tarihinde Shangai limanında tahliye edildiğini, alıcıya varma ihbarının yapıldığını, alıcı Changzhou Tooku Garments Co Ltd şirketi 21.10.2013 tarihinde ordinoyu alarak yükü tesellüm ettiğini, dava konusu taşımaya ilişkin yükün belirlenen teslim tarihinden 24 gün sonra 19.10.2013 tarihi itibariyle hasarsız olarak taşınarak alıcısına teslim edildiğini, davanın yasal hak düşürücü sürede açılmadığını, meydana gelen gecikmede müvekkilinin hiçbir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, mamul ürünlerinin Çin'den 17 ülkeye dağıtımı ile ilgili hava nakliye ücretlerini ödemeyi kabul ettiğine dair hiçbir anlaşmanın olmadığını, davacı tarafın hile yaptığını, dava konusu taşımadaki gönderilenin ödediği hiçbir hava navlun faturası bulunmadığını, ibraz edilen hava navlun faturalarının gönderilen tarfından ödenmiş faturalar olmadığını, davanın ihbarını talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın yasal hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, 6.125,88 kg ağırlığındaki 84 top kumaş yükünün Kumport Limanı'ndan Shangai Limanı'na taşınması hususunda davacı ...Ş. ile davalı MCL Uluslararası Konsol ve Liman Hiz. Ltd. Şti. arasında navlun sözleşmesi akdedildiği, davacı ...Ş.'nin taşıtan sıfatına, davalı MCL Uluslararası Konsol ve Liman Hiz. Ltd. Şti.'nin eşya taşıma taahhüdünde bulunduğu için taşıyan sıfatına, kumaş yükünü varma limanında teslim alan Chingzhou Tooku Garments Co. Ltd. şirketinin gönderilen sıfatına sahip olduğu, ....'nin China Shipping Container Lines Co. Ltd. şirketini temsilen davalı-MCL Uluslararası Konsol şirketi ile 84 top kumaş yükünün Shangai Limanı'na taşınması hususunda bir başka navlun sözleşmesi akdettiği, kumaş yükünün China Shipping Container Lines Co. Ltd. şirketi tarafından taşındığından China Shipping Container Lines Co. Ltd. şirketinin fiili taşıyan sıfatına sahip olduğu, kumaş emtialarının planlanan tarihe göre geç teslim edilmesinin sebebinin davalı tarafın da cevap dilekçesinde belirttiği gibi fiili taşıyan China Shipping Container Lines Co. Ltd. Şirketinin hatası nedeniyle limanda unutularak bir sonraki gemi ile taşınması olduğunun tartışmasız olduğu, eldeki dosya bakımından esas uyuşmazlığın bu hatanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1186 ncı maddesinin altıncı fıkrası kapsamında mı, 1187 maddesi kapsamında mı değerlendirilmesi gerektiği noktasında toplandığı, yerleşik Yargıtay uygulamaları gereği 1187 maddesinin uygulanması bir diğer deyişle sorumluluk sınırının olayda uygulanması için taşıyanın eyleminin kasten yapılması yahut geç teslim olasılığını hiçe sayan, bu olasılığı düşüncesizce göze alan pervasız bir davranış niteliğinde olması ve bu davranış neticesinde eşyanın geç teslim edilme olasılığının yüksek olduğunun bilinmesi gerektiği, ayrıca taşıyanın kendi şahsi kastı veya pervasızca hareketinin gecikmeye neden olmuş olması gerekli olmakla bu itibarla, taşıyanın adamlarının yahut fiili taşıyanın ya da onun acentesinin kasten veya pervasızca davranışlarının gecikmeye veya zarara sebebiyet vermesinin taşıyanın sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkını kaybetmesine neden olmayacağı, ayrıca taşıyanın sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkının kaybına neden olabilecek derecede kasti veya pervasızca bir davranışının olduğu hususunun bunu iddia eden tarafça ispatı gerektiği, eldeki dosyada davalının gecikme nedeniyle kanunda aranan şekilde bir kastı yahut sonuçlarını öngörür şekilde bir eyleminin olduğu kanaatinin mahkemede oluşmadığı, öte yandan davacının her ne kadar davalının mali yazışmalarında kusuru ve zararı karşılamayı kabul ettiğini beyan etmişse de, dosyaya sunulan mail yazışmaları incelendiğinde davacı tarafın zararı karşılamayı kabule yönelik açık ve anlaşılır bir kabulü görülemediği, mail yazışmalarında dava dışı şirket tarafından kesilecek faturanın davalı sigorta şirketince karşılanabilmesi amacıyla gerekli düzenlemelerin yapılmasından bahsedildiği ancak davalı tarafça bizzat zararın ödeneceğine ilişkin bir beyan bulunmadığı, sigorta şirketince dava konusu faturanın ödenebilmesi için yapıldığı anlaşılan yazışmaların mahkemece davacının zararı karşılamayı taahhüt ve kabulü şeklinde değerlendirilmediği, 6102 sayılı Kanun'un 1186 ncı maddesinin 6 ncı maddesinde gecikme zararları bakımından taşıyanın sorumluluğunun üst sınırı belirlendiği, hükümde taşıyanın, navlun sözleşmesine konu eşyanın geç tesliminden doğan sorumluluğu, geciken eşya için ödenecek navlunun iki buçuk katı ile sınırlıdır ancak bu tutarın, navlun sözleşmesi uyarınca ödenecek toplam navlun miktarından fazla olamayacağının belirtildiği, dava dosyasında yapılan incelemelerde; 84 top kumaş yükünün taşınması için taşıyana ödenen toplam navlun bedeli 55,50 USD olduğundan taşıyan ve fiili taşıyanın, 6102 sayılı Kanun'un 1186 ncı maddesinin 6 ncı maddesi uyarınca, geciken yük için ödenen toplam navlun bedeli ile sınırlı olarak yükle ilgilinin gecikmeden kaynaklanan zararlarından sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile icra dosyasına yapılan itirazın kısmen iptaline, 121,00 TL asıl alacak bakımından takibin devamına, asıl alacağa takip tarihi itibariyle yasal faiz uygluanmasına, fazlaya dair talebin reddine, borç miktarının yargılama neticesinde anlaşıldığı gerekçesiyle icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 1191 madde hükmünde, taşıyanın adamları veya fiili taşıyanın kusur ve ihmalinden kaynaklanan zararlarda taşıyanın kusursuz sorumluluğunun öngörüldüğünü, dava konusu olayda da taşıyanın (davalının), tedbirli bir taşıyanın göstermesi gereken özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, 6102 sayılı Kanun'un 1178'e göre gönderilene usulüne uygun teslim yapılmadığını, 1179 uncu maddesine göre taşıyanın ve onun adına hareket eden adamlarının somut olaydaki fiili taşıyanın, ağır bir kusurunun pervasızca bir davranışının bu zarara sebebiyet verdiğini, bu nedenle davalı taşıyanın 1187 nci maddesine göre sınırsız sorumlu olduğunu, müvekkili şirket ile davalı MCL şirketi arasında navlun sözleşmesi akdedildiğini; ... ile de davalı MCL şirketi arasında bir başka navlun sözleşmesi akdedildiğini, akti ilişki nedeniyle müvekkili şirketin muhatabının sadece davalı olduğunu, China Shipping şirketini davalının bulup seçtiğini, müvekkili şirketin fiili taşıyanı tanımadığını, bilmediğini, bu şartlar ve genel hukuk prensipleri altında müvekkili şirketin aralarında hukuki ilişki bulunan davalı MCL şirketi dururken hukuki ilişkisi bulunmayan ve olayda kusur atfedilen China Shipping'e doğrudan başvurmasının beklenemeyeceğini, yüklerin gemiye yüklenmesinin unutulmasının da kanunun tanımladığı pervasızca davranış tanımına girdiğini, China Shipping için geçerli olan pervasızca davranışın, davalı MCL şirketi için de pervasızca davranış anlamına geldiğini, davalı MCL firmasının, taşıma işini verdiği şirket çalışanlarını takip edip yükün yüklenip yüklenmediğini kontrol etseydi böyle bir unutma hadisesinin yaşanmayacağını, davalının ağır ihmalinin başka bir ispatının da yükün belirlenen tarihten 24 gün sonra teslim edilmesi olduğunu, davalının da beyanına göre 21.08.2013 günü yüklenmesi gereken eşyanın ancak 17.09.2013 tarihinde yüklenmiş olduğunu, yaklaşık 1 ay boyunca ihmalin fark edilmediğini ve yükün öylece bekletildiğini, davalı yükün gemiye yüklenmesinin unutulmasını hemen fark edebilseydi, hemen bir sonraki gemi ile gönderebileceğini ve 24 günlük gecikmeye sebebiyet verilmeyeceğini, bu durumda müvekkili şirketin de Çin'deki müşterisine, Çin'deki müşterisinin de kumaşları konfeksiyon haline getirip yolladığı kendi müşterilerine karşı sorumluluk altına girmeyeceğini, buradan hareketle de dava konusu uyuşmazlığın sonucunun öngörülebilir bir eylem sonucu oluşan pervasızca davranış tanımına girdiğinin açık olduğunu, davalı firma yetkililerinin olay üzerine müvekkili şirket ile irtibata geçerek hatanın tamamen kendilerinden kaynaklandığını, hatayı telafi etmeye ve sebep oldukları tüm zararı da ödemeye hazır olduklarını bildirdiklerini, hatta müvekkili şirket yetkililerinin zararın tazmini konusunda davalı firmadan tekrar teyit aldığını, yazışmalarda faturanın nasıl düzenleneceğine dair detaylar üzerinde dahi anlaşma sağladıklarını, davalı şirket yetkilisi Hakan Özbek'in 15.01.2014 tarihli maili ile zararın ödemesini kabul edip düzenlenecek faturanın detaylarını kabul ettiğine dair mail yazısının da sunulduğunu, şirket yetkilisi Hakan Özbek'in mailinde yazdığı fatura açıklaması ile faturanın da birebir aynı olduğunu, bu şartlar altında, mahkeme'nin bu yazışmaların zararın karşılanmasının taahhüdü ve kabulü şeklinde değerlendirilemeyeceği yorumunu kabul etmediklerini, bu mail ve sundukları diğer maillerin, şirketin kusurunun kendilerinde olduğunu, gecikmeden kaynaklı faturayı ödeyeceğini kabul ettikleri anlamını içerdiğini, mahkeme'nin, davalının sigortasından karşılanması için yazışmaların yapıldığı anlaşılmaktadır açıklamasının ise hukuk mantığına aykırı olduğunu, maillerin hiçbir yerinde sigorta lafı geçmediğini, öyle bir durum olsa her şeyin yazıldığı gibi bunun da yazılması gerektiğini, bunun yerel mahkemenin kendi çıkarımı olduğunu, davalının dahi böyle bir savunması olmadığını, kaldı ki davalının sigortacısının müvekkili şirkete ödeme yapmasının bir anlamda davalının ödeme yapması demek olduğunu, oysa ne davalının sigortacısının ödeme yaptığını, ne de davalının kendisinin yaptığını, bilirkişi kurulunun da hatalı şekilde teşkil ettiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266 ncı maddesine göre hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişinin görüşüne başvurulamayacağını, dosyaya sunulan hem kök rapor hem de ek raporda, bilirkişinin adeta hakimin yerine geçerek hukuki tespitte bulunup değerlendirmeler yaptığını, yerel mahkemenin de aynı doğrultuda hüküm kurduğunu, karara dayanak olan bilirkişi heyetinde iki kişi bulunduğunu, bu hususun HMK'nın 267. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, hukuk bilirkişisine ihtiyaç duyulmadan defter incelemesi için alınan bilirkişi raporunun yeterli olduğunu, defter incelemesini yapan 12.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda da müvekkilinin davalıdan 94.388,68 TL tutarında alacaklı olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle hüküm kurmaya elverişsiz yok hükmündeki bilirkişi raporuna istinaden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; yükün alıcısı tarafından, taşıyana gecikme ile ilgili hiçbir ihbar yapılmadığını, bu nedenle taşıyanlardan gecikme zararı talep edilemeyeceğini, bu itibarla davanın tümüyle reddi gerekirken 121,00 TL yönünden takibin devamına karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olup hile yaptığını, kendi ticari defterlerini de yaptığı hileye göre tuttuğunu, taşıma akdinin alıcısı olan Changzhou Tooku Garments Co Ltd şirketinin gecikme zararı olmadığını, davacı taşıtanın, yükün alıcısı Changzhou Tooku Garments Co Ltd şirketine hiçbir tazminat ödemesi yapmadığını belirterek, kısmi istinaf taleplerinin kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kabul edilen 121,00 TL ve buna bağlı fer'iler yönünden kaldırılarak davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; D. United Traing Corporation Ltd. Şirketi tarafından davacıya düzenlenen ve dosyaya tercümesi ibraz edilen 20.01.2014 tarihli faturada " çeşitli noktalara hava taşımacılığı farklı maliyetlerde olduğundan HJCU804662-8 numaralı konteynerın başka bir hava yolu ile gönderilmesinin unutulduğu, sevkiyatçı ile alakalı bu hava navlun bedelinin satıcı fatura numarası 674727 14.08.2013 tarihli" şeklinde açıklama bulunduğu, banka ve adres bilgilerine yer verildiği ve "Changzhou Tooku Garment Co. Ltd.adına " yazdığı, Mahkemece, yükün geç teslimi nedeniyle davacı zararı oluştuğu kabul edilmekle birlikte, somut olarak zararın nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğinin açıklanmadığı, davacı tarafça, D. United Traing Corporation Ltd. Şirketi tarafından tanzim edilen fatura karşılığında alıcı Changzhou Tooku Garments Co. Ltd. Şirketine 10.04.2014, 14.04.2014 ve 13.05.2014 tarihli faturalara konu malları göndererek ödeme yapıldığı beyan edildiği, söz konusu faturalar incelendiğinde; her üçünün de mal satışına ilişkin olduğu, 20.01.2014 tarihli faturaya konu borcun ödemesi olarak tanzim edildikleri şeklinde bir açıklamanın yer almadığı, incelenen davacı ticari defterlerinde de bu yönde bir bilirkişi tespiti bulunmadığı, icra takibine dayanak faturanın davalı tarafça davacıya iade edildiği, faturanın tanzimine esas teşkil ettiği belirtilen 20.01.2014 tarihli faturanın dava konusu taşımaya taraf olmayan 3. kişi durumunda bulunan bir şirket tarafından tanzim edildiği, sırf fatura tanzimi ya da fatura içeriğindeki açıklamalar alacağı ispatlamak için yeterli olmadığı gibi, faturanın yük alıcısı ile D. United Traing Corporation Ltd. Şirketi arasında dava konusu taşımanın gecikmesi nedeniyle yapılan anlaşmaya binaen düzenlendiği ve fatura konusu edimin yerine getirilip getirilmediğinin de ispatlanmadığı, ayrıca davacı tarafça söz konusu fatura bedelinin mal teslimi ile ödendiği yönündeki savunmasının da dosya kapsamı ile ispatlanamadığı, davacı tarafça mail yazışmaları ile davalının zararı ve ödemeyi kabul ettiği ileri sürülmüş ise de, davalı vekilinin, davalı şirket adına mail yazışması yaptığı belirtilen ...'in ibraz edilen imza sirkülerine göre davalı şirket temsilcisi olmayıp şirket çalışanı olduğu yönündeki beyanına göre ... tarafından gönderilen mailler davalıyı bağlamayacağı gibi mahkemece de belirtildiği üzere davalı tarafça bizzat zararın ödeneceğine ilişkin bir beyan bulunmadığı, sigorta şirketince dava konusu faturanın ödenebilmesi için söz konusu yazışmaların yapıldığı; bilirkişi heyeti 6100 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesine uygun olarak teşekkül ettirilmemiş ise de, bilirkişilerin uzmanlık alanlarının farklı olduğu nazara alındığında, bu hususun sonuca etkili olmadığı kanaatine varıldığı, bu hali ile mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olmakla birlikte, aleyhe bozma yasağı ilkesi gereğince aleyhe bozma yapılamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı aleyhine hükmedilen 121,00 TL ve fer'ilerine ilişkin hükmün istinaf edildiği, ilk derece mahkemesince verilen karar davalı yönünden kesin nitelikte olduğu, miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak yerel mahkemece karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin de sonuca bir etkisi bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 352 inci maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki navlun sözleşmesine istinaden taşınan eşyanın geç tesliminden kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3.Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2019/5142 E., 2021/5169 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
nin mevsimsel Muson fırtınasına maruz kaldığını, meydana gelen zarardan davalıların sorumlu tutulamayacağının bildirildiği, gemi kaptanın tutmuş olduğu raporla meteorolojik verilerin birbirine uyduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiği, 6102 sayılı Kanunun 1182 maddesi "(1) Zararın aşağıdaki sebeplerden ileri gelmesi hâlinde taşıyan ve adamları, kusursuz sayılır: a) Denizin veya geminin işletil
11. Hukuk Dairesi         2019/5142 E.  ,  2021/5169 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04.10.2019 tarih ve 2017/721- 2019/635 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.06.2021 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. ... ve Av. ... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, sevkiyatçı Echo One Global Trading isimli şirket tarafından müvekkili şirkete teslim edilmek üzere, Klang limanından YMLUM470011268 konşimento nolu 233.471,00 USD Doları bedelli, motor ve araba parçalarından ibaret 1 parti yükün ... 40HQ nolu konteyner ile davalı YANG MING MARINE TRANSPORT CORPORATION (Yang Ming Deniz Nakliyesi A.Ş)'ye ait 1322 M ( AL SAFAT) sefer nolu gemiye 11.06.2013 tarihinde yüklendiğini, mal bedelinin sevkiyatçıya peşin olarak ödendiğini, izafe edilen firmaların davalı şirketin acenteleri olduğunu, davalı Yang Ming Şirketi tarafından OBL M470011268 numarasına kayıtlı ... nolu konteynerin taşıma sırasında kötü hava şartları nedeniyle Umman denizine düştüğü ve tekrar yüzdürülmesinin mümkün olmadığı ve sevkiyatın tam zarar kapsamında yer aldığının müvekkili şirkete bildirildiğini, maddi zararın tazmini nedeniyle ihtarname keşide ettiğini, ancak ödeme konusunda hiçbir gelişme olmadığını, davalı taşıyan şirketin müvekkili şirketin zayi olan malını tazmin etmekle mükellef olduğunu belirterek, dava konusu zayi olan bir konteyner malın fatura bedeli olan 233.471,00 USD Doların, malın mutat teslim tarihi olan 01.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek olan ticari reeskont faiziyle birlikte davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davalının müvekkili konumunda olan YML'nin taraf olduğu taşıma sözleşmesinin yükleme limanı olan Port Klang /Malezya'da yükleten tarafınca akdedildiğini, söz konusu konşimentoda yer alan sözleşmenin 26. maddesi gereğince bu konşimento ve dolayısıyla taşıma sözleşmesinin İngiliz Hukukuna tabi olup, sorunların hal mercii olarak İngiliz Mahkemelerinin seçildiğini, bu nedenle davanın yetki yönünden reddedilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece uyulan bozma ilamına göre, gemi kaptanının basiretli ve tedbirli bir kaptan gibi hareket ettiğini, yükün selameti açısından gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, geminin mevsimsel Muson fırtınasına maruz kaldığını, meydana gelen zarardan davalıların sorumlu tutulamayacağının bildirildiği, gemi kaptanın tutmuş olduğu raporla meteorolojik verilerin birbirine uyduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiği, 6102 sayılı Kanunun 1182 maddesi "(1) Zararın aşağıdaki sebeplerden ileri gelmesi hâlinde taşıyan ve adamları, kusursuz sayılır: a) Denizin veya geminin işletilmesine elverişli diğer suların tehlike ve kazaları.... (3) Zararın, durumun gereklerine göre birinci fıkrada yazılı sebeplerin birinden ileri gelmesi muhtemel ise, bu sebepten ortaya çıktığı varsayılır; ancak, aksi ispatlanabilir." hükmünü düzenlediği, davacıya ait emtianın bulunduğu konteynerin denizin tehlikelerinden dolayı denize düştüğü, davacının aksini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacıya ait emtianın, davalı tarafça üstlenilen uluslararası deniz taşıması sırasında zayi olması sebebiyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, TTK 1178. madde hükmü gereğince gemi kaptanının basiretli ve tedbirli bir kaptan gibi hareket ettiği, yükün selameti açısından gerekli dikkat ve özeni gösterdiği, meteorolojik bulguların kaza raporunu teyit ettiği mütaala edilmiş, ancak bu rapora karşı davacı vekili tarafından bilirkişi raporunun, meteorolojik verilerle çelişkili olduğu, kaza günü öncesinde de aynı hava şartları bulunmasına rağmen kaptanın gereken önlemleri almadığı, kaptanın kaza günü olumsuz hava koşullarının başladığı saatten yüklerin denize düştüğü saate kadar yükün güvenliğini sağlamak için gereken denetim ve tedbirler konusunda ihmal gösterdiği, güvertede bulunan diğer yüklerin değil, sadece müvekkiline ait konteynerin da içinde bulunduğu dört adet konteynerin denize düşmesinin kaptanın ihmalini gösterdiği husususlarında ciddi itirazlarda bulunarak, yeni bir heyetten rapor alınması talebinde bulunmuş ancak bu talebi 04.10.2019 tarihli celsede alınan bilirkişi raporunun tarafların iddia ve savunmalarını irdelediği, olayın mevzuat hükümlerine uygulandığı, raporun denetime elverişli ve açık olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Mahkemece rapora yönelik ciddi nitelikteki bu itirazların, ek rapor veya gerektiğinde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle giderilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi için davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17.06.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluğun davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik itirazları doğrultusunda yeni bir bilirkişi heyetinden yeni bir rapor ya da önceki bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak itirazların giderilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekçesi ile oluşan bozma yönündeki görüşlerine katılmıyorum. İlk derece mahkemesince tüm deliller toplanmış, dosyaya sunulan bilirkişi heyeti raporu maddi olayı aydınlatmıştır. Onanması gereken ilk derece mahkemesi kararının bu gerekçe ile bozulması yönündeki sayın çoğunluğa muhalifim.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.