6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 127

Türk Ticaret Kanunu 127. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 127- (1) Kanunda aksine hüküm olmadıkça ticaret şirketlerine sermaye olarak; a) Para, alacak, kıymetli evrak ve sermaye şirketlerine ait paylar, b) Fikrî mülkiyet hakları, c) Taşınırlar ve her çeşit taşınmaz, d) Taşınır ve taşınmazların faydalanma ve kullanma hakları, e) Kişisel emek, f) Ticari itibar, g) Ticari işletmeler, h) Haklı olarak kullanılan devredilebilir elektronik ortamlar, alanlar, adlar ve işaretler gibi değerler, i) Maden ruhsatnameleri ve bunun gibi ekonomik değeri olan diğer haklar, j) Devrolunabilen ve nakden değerlendirilebilen her türlü değer, konabilir. (2) Kanunun 307 nci maddesinin ikinci, 342 nci maddesinin birinci ve 581 inci maddesinin birinci fıkra hükümleri saklıdır. II - Hükmü 1. Genel olarak

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

11 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2008/10434 E., 2010/1413 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 1279. maddesi aynı kanunun 1264/2.
11. Hukuk Dairesi         2008/10434 E.  ,  2010/1413 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.04.2008 tarih ve 2006/682-2008/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirket sigortalısı dava dışı Adahan Nak.Ltd.Şti’nin dava dışı Efes Pazarlama Dağıtım A.Ş’nin bira emtiasının taşınması işini üslendiğini, taşıyıcı firma ile müvekkili şirket arasında nakliyat abonman sözleşmesi ve buna bağlı olarak taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesi bulunduğunu, taşıma işinin davalı ...’ın malik, ...’ın sürücüsü olduğu kamyon vasıtası ile gerçekleştirildiği sırada davalı sürücünün tam kusurlu eylemi ile kamyonun tek taraflı olarak kaza yapıp emtiaların hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, Adahan Nak.Ltd.Şti’nin dava dışı Efes Pazarlama Dağıtım A.Ş’ye 16.222,00 YTL ödediğini, müvekkili şirketin ise sigorta poliçesi kapsamında teminat gerçekleştiğinden 22.07.2004 tarihinde ödeme yaptığını, TTK’nun 1301. maddesi uyarınca sigortalının haklarına halef olduğunu, müvekkilinin haksız sorumlularından sigortalısına ödediğini onun haklarına halef olarak geri alabileceğini ileri sürerek, 16.222,00 YTL’nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını, yükte iddia edildiği kadar hasar meydana gelmediğini, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. ../.. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nun 1279. maddesi aynı kanunun 1264/2. maddesi ile mutlak emredici hüküm sayıldığı, sigorta şirketinin sözleşmenin kurulmasından önce gerçekleşmiş ve taraflarca gerçekleştiği bilinen bir riski sigorta sözleşmesi ile güvence altına alıp ödeyemeyeceği, ödediğini de alacağın temliki yoluyla zarar veren 3. kişiye rücu edemeyeceği, aynı şekilde gerçekleşmiş bir rizikonun sözleşme değişikliği yolu ile ödeyip ödediğini alacağın temliki yoluyla zarar veren 3. kişiye rücu edemeyeceği, bu tür işlemlerin TTK’nun 1264. maddesi ile mutlak emredici sayılan TTK’nun 1279. maddesinin dolanılması anlamına geleceği, TTK’nun 1279. maddesinin alacağın temliki hükmü ile dolanılamayacağı, sigorta şirketinin gerçekleşmiş bir riski üçüncü kişi sıfatıyla ödeyerek mevcut alacağı alacağın temliki suretiyle devralamayacağı, hak ehliyeti sınırları içinde yapılmayan hukuki işlemlerin yoklukla sakat olduğu, davacının dava konusu ettiği hakkı alacağın temliki yoluyla devralması işleminin Sigortacılık Kanunun 3. ve TTK’nun 137.maddesi uyarınca yoklukla malul olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 08.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2022/3450 E., 2023/3362 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 165 inci maddesinin birinci fıkrası, 6102 sayılı Kanun'un 1276 ncı maddesi ile 1301 inci maddesi, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1361 inci maddesinin üçüncü fıkrası
11. Hukuk Dairesi         2022/3450 E.  ,  2023/3362 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2021/206 Esas, 2022/77 Karar HÜKÜM : Ret Taraflar arasındaki rucuen alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Yapı Kredi Sigorta A.Ş.'nin dava dışı Garanti Denizcilik A.Ş.'ye ait kimyasal tanker tipi tekneyi davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş.'ye ait tersanedeki inşasında ortaya çıkacak rizikolara karşı sigortaladığını, müvekkilinin de koasürans protokolü ile risklere ortak olarak katıldığını, protokole göre davalı ... şirketinin %71,429, müvekkilinin ise %28,571 oranında rizikolara ortak olduğunu, inşa edilen geminin 25.03.2008 tarihinde kuvvetli rüzgar nedeniyle halatlarını kopararak sürüklendiğini, başka bir gemiye çattığını, her iki teknenin ağır surette hasarlandığını, sigortalı tekne için 572.291,00 USD, çatılan tekne için 33.457,25 USD zarar tespit edildiğini, davalı ... şirketinin, zarar gören Garanti Denizcilik A.Ş.'ye 23.05.2008 tarihinde gerekli ödemeleri yaptığını bildirmesi üzerine müvekkilinin de kapalı koasürans protokolü gereğince %28,571 oranındaki payına düşen miktar olan 173.071,36 USD 13.06.2008 tarihinde davalı ... şirketine ödediğini, 30.04.2008 tarihli ekspertiz raporu ve diğer delillerden fırtına ihbarına rağmen halat kontrollerinin yapılmaması, personelsiz gemiyi rıhtımda tutacak önlemlerin alınmaması, halatların arttırılmaması gibi sebeplerle davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş.'nin kusuru ve ağır ihmali sonucu çatmanın ve oturma hasarlarının oluştuğunun tespit edildiğini, benzer durumdaki diğer teknelerin halatlarının kopmadığının anlaşıldığını, bunun üzerine davalı ... şirketine diğer davalıya rücu etmesi yönünde yapılan taleplerin dikkate alınmadığını, buna da sigortalı ile davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. arasındaki protokolün gösterildiğini, taraf sigorta şirketleri arasındaki sözleşmede böyle bir hükme yer verilmediğini, müvekkilinin bundan haberinin olmadığını, davalı sigortacının payının çok büyük bir kısmını Koç Allianz Sigorta A.Ş.'ye devrettiğinin de sonradan öğrenildiğini, rücu hakkını kullanmayan davalı ... şirketinin müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek 173.071,35 USD'nin fiili ödeme günündeki TL karşılığının ödeme tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) dövize uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; hasara uğrayan geminin 8 adet uygun ve sertifikalı halatlarla bağlı olduğu halde tahminlerin çok üstünde bir şiddetle meydana gelen fırtına nedeniyle hadiseye maruz kaldığını, öngörülemeyen hal ve mücbir sebebin bulunduğunu, tüm dikkat ve özeni gösteren müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, müvekkili ile sigortalı Garanti Denizcilik A.Ş. arasında imzalanan sözleşmede sigorta kapsamında rücu yasağının bulunduğunu, sigorta poliçesinin tarafı olmayan davacının bu davayı açamayacağını, bu hususu davadan önceki yazışmalarda ikrar ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Yapı Kredi Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; poliçede ana sigortacı olan Koç Allianz Sigorta A.Ş. ile yapılan değerlendirme sonucunda, tekne inşaat sigortalarında inşaatı yapan tersane sahibi de sigortalı olduğundan ve inşaat sözleşmesinde bu kişilere rücu edilemeyeceği yazıldığından, yine olayın bir mücbir sebep nedeniyle meydana gelmesinden tersaneye dava açılmasının bir sonuç doğurmayacağı kanısına varılarak dava açılmaması yönünde karara varıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen İlk Karar Mahkemenin 18.04.2016 tarih, 2014/1030 E., 2016/173 K. sayılı kararı ile davalılardan Yapı Kredi Sigorta A.Ş. tarafından sigortalanan ve davacı ...Ş. ile sigortacı arasındaki kapalı koasürans protokolüne konu geminin, diğer davalıya ait tersanede inşa halinde iken kuvvetli rüzgarda halatlarını kopararak sürüklendiği, sürüklenme sırasında açıkta demirde bekleyen Gökay K isimli gemiye çarptığı, her iki teknenin ağır surette hasarlanması sonucu sigortalı teknenin kıyıda karaya oturduğu, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından kurtarıldığı, geminin tersane iskelesine emniyetli ve kurallara uygun bir şekilde bağlanmadığı, fırtınanın, deniz ve hava koşulları açısından mücbir sebep sayılamayacağı, basiretli bir tersane yönetiminin kontrolü altında işleyen bir tersanede bir geminin gece, önceden ihbarı yapılan fırtına sebebiyle halatlarını koparıp denize sürüklenerek demirli bir gemiye çarpması, üstelik sabah mesai başlayana kadar tersaneden hiçbir kimsenin haberinin olmamasının düşünülemeyeceği, tersane yönetiminin ağır ihmal ve kusurunun bulunduğu, gemi inşa sözleşmesinin 13 üncü maddesinde all risk sigortasında tersaneye rücu etmeme maddesinin olacağı hususu yer almış ise de söz konusu sözleşmenin Garanti Denizcilik Şirketi ve davalı tersane sahibi arasında imzalandığı, bu madde hükümlerinin sadece sözleşmenin taraflarını bağlayacağı, bu nedenle rücu hakkının olduğu, davacının halef olabileceği, söz konusu tekne poliçesi ile protokol gereği ödediği hasar bedelini davalılardan talep edebileceği, davalıların her ikisinin de davacıya karşı sorumlu oldukları, davalı ... şirketinin kendi rücu haklarının bulunup bulunmadığı hususunun davacı yönünden değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 163.512,00 USD'nin 13.06.2008 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunu'nun (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi gereğince uygulanacak faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiş, karar davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. vekili ve davalı Allianz Sigorta A.Ş. (Yapı Kredi Sigorta A.Ş.) vekilince temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Dairemizin 29.06.2018 tarih, 2016/9746 E., 2018/4955 K. sayılı kararı ile ''..1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Davalı Allianz Sigorta A.Ş. (Birleşmeden önce Yapı Kredi Sigorta A.Ş.) vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, davacı vekili, reasürör müvekkilinin sigortalısı olan davalı ... şirketinin rücu hakkını kullanmamak suretiyle müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek Allianz Sigorta A.Ş. (Birleşmeden önce Yapı Kredi Sigorta A.Ş.)'ye, kusuru ile zarara sebebiyet verdiğini ileri sürerek de diğer davalı tersane sahibi Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş.'ye husumet yöneltmiş ve sigortalısı olan davalı ... şirketine ödediği tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş.'nin inşa halindeki sigortalı geminin zarar görmesinde kusurlu olduğu, davacının da bu davalıya rücu hakkının bulunduğu kabul edildiğine göre, artık davalı ... şirketinin zarar sorumlusuna karşı rücu hakkını kullanmaması sebebiyle davacının zarar gördüğü ileri sürülemeyeceğinden davalı Allianz Sigorta A.Ş. (Birleşmeden önce Yapı Kredi Sigorta A.Ş.) hakkındaki davanın reddi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde anılan davalının da sorumlu tutulması doğru olmadığı...'' gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. vekilince karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır. C. Karar Düzeltme Kararı Dairemizin 01.04.2021 tarih, 2018/5131 E., 2021/3186 K. sayılı kararı ile ''..Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Türker Gemi Yapım A.Ş. tarafından temyiz yoluna başvurulmuş, Dairemizin 29.06.2018 tarih ve 2016/9746 E.- 2018/4955 K. sayılı bozma ilamının (1) nolu bendinde mümeyyiz davalının tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiş ise de; davacı ile davalı Allianz Sigorta A.Ş. (Birleşmeden önce Yapı Kredi Sigorta A.Ş.) arasında kapalı koasürans protokolü bulunmakta olup, bu protokol uyarınca davacının davalı Allianz Sigorta A.Ş.'ye karşı sözleşmelerin nispiliği ilkesi çerçevesinde dava açma hakkı olduğu kabul edilebilir ise de; davacının davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. ile aralarında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı gibi, davacının (koasürörün) sigortacı sıfatı da bulunmadığından sigortalıya halef olarak da bu davayı açamayacağı hususu değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekmekte olup, davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 29.06.2018 tarih ve 2016/9746 E- 2018/4955 K sayılı bozma ilamının (1) nolu bendin hüküm fıkrasından çıkartılmasına, davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. hakkında verilen hükmün işbu gerekçe ile bozulmasına..'' karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 20.10.2005 tarihli gemi inşa sözleşmesine göre taraflarının Garanti Denizcilik A.Ş. (armatör) ile Admarin Gemi Yapım San ve Tic A.Ş. (tersane) olduğu, sözleşmenin konusunun bir adet sözleşmenin 3 üncü maddesinde ana karakteristikleri ve tarifi belirlenen geminin inşasına ilişkin olduğu, taraflarca taahhüt edilen işler ile tersanenin ve armatörün sorumluluğunun ve işin süresinin belirlendiği, sözleşmenin sigorta başlıklı 13 üncü maddesinde armatörün geminin "builgderz risk" sigortasını yaptıracağı, bu sigortanın 8 inci maddede belirtilen emniyet hususlarını da kapsayacağı, 8 inci maddede tersane dahilindeki malzeme ile gemi inşa edilirken ve denize indikten sonraki emniyetinin tersane tarafından sağlanacağı hususuna yer verildiği, allrisk sigortasının gemi armatörü tarafından devir ve teslim alınıncaya kadar geçerli tutulma sorumluluğunun armatöre ait olup armatörün yaptıracağı all risk sigortasında tersanenin rücu etmeme hakkına sahip olacağı, tersane nezdinde ki makina ekipman ve inşaatı "institute clauses for builder's risk" kurallarına uygun olarak korumakla yükümlü olduğunun belirtildiği, Kapalı Koasürans protokolünün Yapı Kredi Sigorta A.Ş. ve Ray Sigorta A.Ş. arasında olduğu, sigorta konusunun Admarin Tersanesinde inşa edilen ve teslim tarihi 30.04.2008 olan tekne olduğu, tekne poliçesi ile davalılardan Yapı Kredi Sigorta A.Ş.'ye sigortalı olan ve 26.12.2007 tarihli davacı ...Ş. ile davalı Yapı Kredi Sigorta A.Ş. arasındaki kapalı koasürans protokolüne konu Admarin Tersanesinde inşa edilen ve teslim tarihi 30.04.2008 olan teknenin 25.03.2008 tarihinde davalı Admarine ait tersanede inşa halinde iken kuvvetli rüzgarda halatlarını kopararak sürüklenmesi ve sürüklenme sırasında açıkta demirde bekleyen Gökay K isimli yüklü vaziyetteki gemiye çarptığı ve her iki teknenin ağır surette hasarlanması sonucu sigortalı teknenin kıyıda karaya oturduğu ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından kurtarıldığı, düzenlenen ekspertiz raporları sonucu davacı şirket tarafından ödenen 173.071,36 USD'nin ödeme tarihi olan 13.06.2008 tarihinden itibaren tahsilinin davalılardan talep edildiği, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarından, geminin tersane iskelesinde emniyetli ve kurallara uygun bir şekilde bağlanmamış olduğu, fırtına deniz ve hava koşulları açısından mücbir sebep olmadığı, basiretli bir tersane yönetiminin kontrolü altında işleyen bir tersanede bir geminin gece, önceden ihbarı yapılan fırtına sebebiyle halatlarını koparıp denize sürüklenerek demirli bir gemiye çarpması, üstelik sabah mesai başlayana kadar tersaneden hiçbir kimsenin haberinin olmamasının düşünülemeyeceği, tersane yönetimi tarafından dava dosyasına sunulan kontrol çizelgesinin de bulunmadığı, somut olayda tersane yönetiminin ağır ihmal ve kusurunun bulunduğu belirtilmiş olmasına karşın, Yargıtay'ın tashih kararında belirtildiği üzere, davacının davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. ile aralarında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı gibi, davacının (koasürörün) sigortacı sıfatı da bulunmadığından sigortalıya halef olarak da bu davayı açamayacağı, davacının davalı ... şirketinin zarar sorumlusuna karşı rücu hakkını kullanmaması sebebiyle davacının zarar gördüğü ileri sürülemeyeceğinden Yargıtay'ın bozma ilamı da dikkate alınarak davalı Allianz Sigorta A.Ş. (Birleşmeden önce Yapı Kredi Sigorta A.Ş.) hakkındaki davanın da reddi gerektiği gerekçesiyle 1 nolu davalı Yapıkredi Sigorta A.Ş. (birleşmekle Allianz Sigorta A.Ş.) yönünden açılan davanın reddine, 2 nolu davalı Türker Gemi Yapım San. ve Tic. A.Ş. (eski Unvanı: Admarin Gemi Yapım Sanayi ve Ticaret A.Ş.) yönünden açılan davanın da reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davada sigortalı tersanede inşa halindeki Nilüfer Sultan adlı teknenin 25.03.2008 tarihinde uğradığı zarar davalılardan talep edildiğini, 2 nolu davalı Türker Gemi, gerekli önlemleri almayarak hasara sebebiyet vermiş olduğundan, 1 nolu davalının ise rücu işlemlerini başlatmayarak müvekkil şirketin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olduğundan dava konusu zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, bozma ilamına göre müvekkil şirketin Türker Gemi'den tazminat talep edebileceği ve bu sebeple diğer davalı Allianz Sigorta A.Ş. tarafından müvekkil şirketin rücu hakkının kısıtlanmış olduğundan bahsedilemeyeceği, karar düzeltme ilamında ise, müvekkil şirketin Allianz Sigorta A.Ş.'den tazminat talebinde bulunabileceği ancak müvekkilin sigortacı sıfatı bulunmadığından bahisle Türker Gemi'ye rücu hakkı bulunmadığına karar verildiği, bu haliyle Yargıtay kararlarının birbiri ile çelişkili hale geldiğini, eğer ki Türker Gemi bakımından, sigortacı sıfatıyla dava açma hakları bulunmakta ise bu davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Allianz Sigorta A.Ş. (Yapı Kredi Sigorta A.Ş.) tarafından Garanti Denizcilik A.Ş.'ye ait Nilüfer Sultan isimli tekne, Admarin Gemi Yapım San. ve Tic A.Ş.'ye (Türker Gemi) ait tersanenin sorumluluğunda yapılan inşası sırasında ortaya çıkacak risklere karşı sigortalandığını, Müvekkil şirket ise 26.12.2007 tarihli Kapalı Koasürans Protokolü ve poliçe ile teknenin inşası sırasında ortaya çıkacak risklere % 28,5715 oranında ortak olduğunu, Allianz Sigorta A.Ş. (Yapı Kredi Sigorta A.Ş.), Garanti Denizcilik A.Ş.'nin haklarına, müvekkil şirket de Allianz Sigorta A.Ş.'nin haklarına, dolaylı olarak da Garanti Denizcilik A.Ş.'nin haklarına halef olduğunu, Garanti Denizcilik A.Ş. ile (Türker Gemi) Admarin Gemi Yapım San. ve Tic A.Ş. arasında imzalanan 20.10.2015 tarihli Gemi İnşa Sözleşmesinin 13 üncü maddesinde tersaneye rücu etmeme maddesi yalnızca bu sözleşmenin taraflarını bağlayacağından ve anılan madde sözleşme dışı üçüncü kişileri ilgilendirmediğinden ödenen tazminatın Türker Gemi'ye rücu edilmesine engel bulunmadığını, müvekkil şirketin ödediği tazminatı Türker Gemi'ye rücu etme hakkı bulunduğundan davanın bu davalı bakımından kabulü gerektiği, diğer taraftan Türker Gemi için red kararı verilecekse, rücu hakkını kullanmayan davalı Allianz Sigorta A.Ş. (Yapı Kredi Sigorta A.Ş.) bakımından dava kabulü gerektiğini, müvekkil şirketin sigortalısı konumunda olan Allianz Sigorta A.Ş. (Yapı Kredi Sigorta A.Ş.), müvekkil şirketin rücu hakkına zarar verecek tüm hareketlerinden sorumlu olduğunu, bu sorumluluğun hem Allianz Sigorta A.Ş. (Yapı Kredi Sigorta A.Ş.)'nin talep ve uyarılara rağmen rücu hakkını kullanmaması, hem de müvekkil şirkete protokol öncesinde bildirimde bulunmamasını kapsamakta olup Allianz Sigorta A.Ş. ödenen tazminattan sorumlu olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından davanın tamamının reddine karar verilmiş olduğundan, bu karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca davalılar lehine hükmedilecek vekalet ücreti tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu olarak belirlenmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı ... şirketinin reasürans sözleşmesi gereğince sözleşmenin sigortalısı olan sigorta şirketine karşı ödemelerde bulunması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1301 inci maddesi gereğince rucuen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 165 inci maddesinin birinci fıkrası, 6102 sayılı Kanun'un 1276 ncı maddesi ile 1301 inci maddesi, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1361 inci maddesinin üçüncü fıkrası 3.Değerlendirme Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2020/83 E., 2022/697 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Kasko sigorta sözleşmesi niteliği itibari ile mal sigortası türlerinden olduğundan kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan ve somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1278. maddesi [6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK), m.
Hukuk Genel Kurulu         2020/83 E.  ,  2022/697 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, dava dışı ... Otomotiv Tur. San. ve Tic. A.Ş. isimli şirketle 21.08.2008 tarihinde binek otomobil kira sözleşmesi imzaladığını, sözleşmeye istinaden müvekkili şirkete teslim edilen 34 FD 7868 plakalı aracın, firma çalışanı tarafından kullanıldığı sırada 07.01.2009 tarihinde çalındığını ve 20.02.2009 tarihinde hasarlı şekilde bulunduğunu, aracın o dönemde davalı şirkete Kasko+Filo Plus Kombine Poliçesi ile sigortalı olduğunu, oto kiralama firmasının hasar bedelini 13.01.2009 tarihinde sigorta şirketinden talep ettiğini, sigorta şirketinin gerekçe bildirmeden bu talebi reddettiğini, bunun üzerine dava dışı ... Otomotiv Tur. San. ve Tic. A.Ş.’nin müvekkili ile imzaladığı araç kiralama sözleşmesinin 4/3. maddesine dayanarak araçta oluşan hasar bedelinin tahsili için İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/418 E. sayılı dosyası ile müvekkiline tazminat davası açtığını, sigorta şirketi tarafından kiralama firmasına ödeme yapılmadığı için müvekkili hakkında icra takibi yapıldığını ve müvekkilinin dava dışı ... Otomotiv Tur. San. ve Tic. A.Ş.’ye 17.130TL ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek müvekkilinin uğramış olduğu zarar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 17.130TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taraf sıfatının bulunmadığını, davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığını, müvekkili şirketin kasko poliçesi kapsamında sigortalısının teminat dahilindeki zararlarını gidermekle sorumlu olduğunu, sigortalısının zararının karşılandığını ve sigortalı ... Otomotiv Tur. San. ve Tic. A.Ş.’nin bu kazaya ilişkin müvekkili şirkete yaptığı başvurusundan feragat ettiğinden davalının sorumluluğunun da bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: 6. İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.04.2016 tarihli ve 2014/897 E., 2016/211 K. sayılı kararı ile; davacı tarafından dava dışı şirketten kiralanan aracın davalı ... şirketine kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu, aracın kasko sigortası kapsamında iken çalınması ve hasarlı olarak bulunması sonrası aracın kasko sigortacısı tarafından hasar bedelinin ödenmemesi nedeniyle kesinleşmiş mahkeme kararına istinaden kiracı olan davacıdan tahsil edildiği, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/418 E., 2010/353 K. sayılı kararının Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin kararı ile onanarak kesinleştiği, davacının bu hükmün kesinleşmesinden sonra iki yıllık süre dolmadan davayı açtığı, davalının poliçe kapsamında ödemesi gereken tazminatı araç malikine ödememesi nedeniyle aracı kiralayan davacının araç malikine ödemiş olduğu zarar ziyandan dolayı kasko poliçesi ile meydana gelecek hasarları teminat altına alan davalı ... şirketine karşı aktif dava açma ehliyetinin de (aktif husumet ehliyeti) bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 17.130TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 19.06.2017 tarihli ve 2016/13156 E., 2017/6928 K. sayılı kararı ile; “…Dava, dava dışı ... Otomotiv Tur. San. ve Tic. AŞ.'ne ait, davacı Vip Toplu Yemek Gıda ve Temizlik Hiz. Tur. İnş. San. ve Tic .Ltd. Şti. tarafından kira sözleşmesine istinaden kiralanan, davacı firma çalışanı tarafından kullanılan araçta meydana gelen ve mezkur kira sözleşmesi hükmü uyarınca dava dışı ... Otomotive davacı tarafından ödenen hasar bedelinin, dava dışı ... Otomotivin kasko sigortacısı davalı Eureko Sigorta AŞ.den tazmini istemine ilişkindir. TTK 1283. madde, “Sigortacı, sigorta ettirenin veya sigortadan faydalanan kimsenin ancak hakikaten uğradığı zararı tazmine mecburdur.” hükmünü ihtiva etmekte olup, somut olayda; sigortalı dava dışı ... Otomotiv Tur. San. ve Tic. AŞ.nin uğradığı zararın, davacı şirket tarafından aralarındaki araç kira sözleşmesi hükümlerine istinaden mahkeme kararı sonucu tazmin edildiği, davalı ... şirketine karşı ancak kendi akidi tarafından dava açılabileceği, alacağın davacıya temliki veya devrine dair dosyada herhangi bir belge-bilgi bulunmadığı ve bu hususun davacı tarafından da ileri sürülmediği, bu nedenle dava şartlarının düzenlendiği HMK 114/d. madde hükmü gereği aktif husumet ehliyetine sahip olmadığı anlaşılan davacının davasının, usulden reddi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.03.2018 tarihli ve 2018/156 E., 2018/204 K. sayılı kararı ile; davalı ... şirketinin dava dışı şirket tarafından kiraya verilen aracın kira dönemi içerisinde meydana gelecek maddi hasarları karşılamak durumunda olduğu, davalı ... şirketi aleyhine açılan rücu davasında, hasar bedelini araç malikine ödeyen araç kiracısının davasının kabulünün gerektiği gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; araç kira sözleşmesi ve kesinleşmiş mahkeme kararı uyarınca davacı kiracı tarafından, sigortalı olan dava dışı şirkete ödenen hasar bedelinin aracın kasko sigorta şirketinden tahsili istemi ile açılan eldeki dava dosyasında, davacı kiracının taraf sıfatının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal mevzuatın irdelenmesinde fayda bulunmaktadır. 13. Türk Ticaret Kanunu’nda ayrıca düzenlenmemiş olan kasko sigortası, mal sigorta türlerinden bir kısmının karma olarak motorlu kara taşıtlarında uygulanması olarak karşımıza çıkmaktadır. Kasko sigorta sözleşmesi niteliği itibari ile mal sigortası türlerinden olduğundan kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan ve somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1278. maddesi [6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK), m. 1429] uyarınca sigortacı kural olarak sigorta ettiren, sigortadan yararlanan veya eylemlerinden hukuken sorumlu olduğu kişilerin kusurlarından doğan zararları karşılamakla yükümlüdür (Ulaş, Işıl: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s. 582). 14. Zararın tazmin esasını düzenleyen 6762 sayılı TTK’nın 1283. maddesine göre sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin ancak gerçek zararını tazmine mecburdur. Yine kazanın meydana geldiği ve poliçenin yürürlükte bulunduğu tarihte uygulanması gereken Kara Taşıtları Kasko Genel Şartları’nın B.3.3.1. maddesinde de benzer bir düzenleme getirilmiş ve rizikonun gerçekleşme anındaki gerçek tazmin değerinin esas alınacağı benimsenmiştir. 15. Sigorta sözleşmelerinde nispilik ilkesi geçerlidir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar, ayni haklarla kişilik haklarının aksine, niteliği itibari ile nispi bir haktır. Bu nedenle sigorta sözleşmesinin tarafları kural olarak, haklarını sözleşmenin karşı tarafında yöneltebilir. Ancak bu kural mutlak bir kural değildir. Sigorta sözleşmesinden doğan talep hakkı, her zaman sigorta sözleşmesinin tarafına ait değildir. Zarar sigortalarında talepte bulunabilecek ilgili kişiler; başkası lehine sigortada sigortalı, sigorta edilen menfaat sahibinin değişmesi hâlinde menfaat sahibi [6102 sayılı TTK’nın 1470. maddesi 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 94. maddesi uyarınca], taşınmaz rehni ve gemi ipoteği hakkı sahipleridir. Sorumluluk sigortasında zarar gören üçüncü kişilerin talep hakkı da ayrıca düzenlenmiştir (6102 sayılı TTK’nın 1478. ve KTK’nın 97. maddeleri) (Ayhan,Rıza/ Çağlar, Hayrettin/Özdamar Mehmet: Sigorta Hukuku, Ankara 2019, s. 151vd). 16. Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sigortalı dava dışı ... Otomotiv Tur. San. ve Tic. A.Ş.'nin uğradığı zararın, davacı şirket tarafından aralarındaki araç kira sözleşmesi hükümlerine istinaden mahkeme kararı sonucu tazmin edildiği, davacının kira sözleşmesi ve kesinleşmiş mahkeme kararına istinaden davalı kasko şirketinden tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında alacağın davacıya temliki veya devrine dair dosyada herhangi bir belge-bilgi bulunmadığı gibi bu husus davacı tarafından da ileri sürülmemiştir. Bu durumda nispilik ilkesi ve yukarıda açıklanan kanun maddeleri uyarınca davalı ... şirketine karşı ancak kendi akidi tarafından dava açılabileceğinden davacı kiracının taraf sıfatı bulunmamaktadır. 17. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'î değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir olgudur. Bu nedenle açılan davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114/d maddesi uyarınca değil, taraf sıfatı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmektedir. 18. Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerle dolayı bozulmalıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda belirtilen değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Aynı Kanun'un 440-III/1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 18.05.2022 tarihinde, oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2013/9666 E., 2014/404 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
ndan kaynaklanan ziya ve hasardan sorumlu olmadıklarını, meydana gelen hasarın abonman nakliyat sözleşmesinde yer alan branda klozu uyarınca teminat harici olduğunu, hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin belirli olmadığını, Türk Ticaret Kanunu’nun 1279. maddesi gereğince sorumlulukları bulunmadığını, spesifik sigorta poliçesinin riziko meydana geldikten sonra düzenlendiğini savunar
11. Hukuk Dairesi         2013/9666 E.  ,  2014/404 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ VEKİLİ : AV. ... DAVALILAR : Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 05.03.2013 tarih ve 2013/308-2013/35 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı ...Ş. nezdinde nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı cam emtiasının hasarlı olarak teslim edildiğini, sigorta şirketinin hasar bedelini camların hangi aşamada kırıldığı tespit edilemediğinden ödemediğini, 16.589 Euro tutarındaki zararın tahsil tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığının ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalı ... şirketinden ve taşıyıcıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı ...Ş. vekili, dava konusu hasarın ICC (A) şeraiti 4.3. maddesi gereğince, yetersiz ve uygun olmayan ambalajlama nedeni ile sigorta himayesi dışında olduğunu, ICC (A) şeraiti 5.1. maddesi gereğince konteynerin güven içinde taşınmaya uygun olmamasından kaynaklanan ziya ve hasardan sorumlu olmadıklarını, meydana gelen hasarın abonman nakliyat sözleşmesinde yer alan branda klozu uyarınca teminat harici olduğunu, hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin belirli olmadığını, Türk Ticaret Kanunu’nun 1279. maddesi gereğince sorumlulukları bulunmadığını, spesifik sigorta poliçesinin riziko meydana geldikten sonra düzenlendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Ltd. Şti. vekili, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, bozma ilamı kapsamında yapılan yargılama neticesinde; dava konusu cam plakaların üstü açık konteynırda taşınması ya da konteynırın yüklendiği kamyonun brandasız ve ambalajının da kifayetsiz olması yüzünden ıslanmaya bağlı hasar olarak değil, aracın dahili nakliyesi sırasında taşınan yükün özelliğine uygun olmayan seyir hızıyla kullanılması ve bu esnada güzergahtaki viraj ve kasislerde 20 tonun üzerindeki yükün araç kasası ile birlikte yalpalaması sonucunda, zedelenip kırılmasına bağlı hasarın oluştuğu, cam plakaların konteynırdan taşıp, açıkta kalan kısmına harici bir metal cisim çarpmış ya da .../... -2- düşmüş olsa ve bu esnada da konteynırın yahut yüklendiği kamyonun üzerinde branda örtü bulunsa bile, branda örtünün darbeyi önleyici etkisi olmayacağı ve darbeden doğan hasarı brandanın engelleyemeyeceği, dolayısıyla branda klozuna göre sigorta güvencesi dışında tutulabilecek herhangi bir zarar söz konusu olmadığı, davaya konu hasarın 03/11/2009 tarihinde düzenlenen 00926606 sayılı ... Emtia Sigorta Poliçesi kapsamında olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 28.440 TL'nin 19/07/2007 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %29 ve sonradan değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.558,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Ekin Nakliyat İletişim Bilişim ve Dış Ticaret Ltd. Şti'den alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 1.457,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...Ş'den alınmasına, 09.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Davalı Ekin Nak. Davalı ... All. Sig. A.Ş. 1.942,75 H 1.942,75 H 383,95 PH 485,70 PH 1.558,80 BK 1.457,05 BK 16.01.2014-Y/K
17. Hukuk Dairesi, 2012/14572 E., 2013/4952 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Davacının sigorta poliçesine dayalı olarak talepte bulunabilmesi için dain ve mürtehinin bu konuda açık muvafakat vermesi gerekmektedir.(TTK.’nun 1269-1270.md.) Bu durumda mahkemece, davacının aktif dava
17. Hukuk Dairesi         2012/14572 E.  ,  2013/4952 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın trafik kazasında hasarlandığını, davalının sigorta tazminatı ödemediğini, davalı aleyhine ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından yapılan icra takibine itiraz nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek, bakiye 30.050,00 TL. asıl alacak üzerinden yapılan icra takibine ve işleyen faize haksız olarak yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, söz konusu aracın rehinli olduğunu sigortadan talep etme hakkının ilk önce rehin hakkı sahibinde olduğunu belirterek, davanın husumetten reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan delillere göre, dain mürtehin bankanın 22.06.2012 tarihli cevabi yazısında '' araç şubemize rehinli olduğundan, dava sonucunda lehine hükmedilecek tutarlardan (sigorta bedeli) öncelikle bankamız alacağının karşılanması koşuluyla, davanın yürütülmesi için davacı vekili Av. ...'ya muvafakat verdiğimizi '' şeklinde rıza bildirdiği, verilen rızanın ' kayıtsız şartsız olması gerektiği' açık yasa hükmü olması karşısında, dain mürtehinin rızası bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Sigorta poliçesinde dain ve mürtehin olarak dava dışı Ziraat Bankası İlkadım şubesinin gösterildiği anlaşılmaktadır. Davacının sigorta poliçesine dayalı olarak talepte bulunabilmesi için dain ve mürtehinin bu konuda açık muvafakat vermesi gerekmektedir.(TTK.’nun 1269-1270.md.) Bu durumda mahkemece, davacının aktif dava ehliyeti (husumet) re’sen nazara alınarak, bu konuda ispat yükü üzerine düşen davacıya dain ve mürtehininden sigorta tazminat alacağını istemesine izin verdiğine dair açık muvafakatname ibraz etmek üzere münasip bir önel verilerek, muvafakatı sağlandığı taktirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi taktirde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekir. Somut olayda; mahkemece, dava dışı banka tarafından muvafakatin şartlı verilmesi nedeniyle geçerli kabul edilmeyerek davanın reddine karar verilmiştir. Ancak temyiz aşamasında davacı tarafından kayıtsız ve şartsız bir muvafakatname temin edilerek dosyaya sunulmuştur. Bu durumda mahkemece bu yön araştırılarak, açık muvafakatnamenin varlığı halinde işin esasına girilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir. 2-Bozma nedenine göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlere, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 4.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Aşağıdaki ekonomik değerlerden hangisi, Anonim Şirketlere sermaye olarak taahhüt edilemez?

A) Nakit Para
B) Taşınmaz Mallar
C) Kişisel Hizmet Edimleri (Emek)
D) Fikri Mülkiyet Hakları
E) Menkul Kıymetler

Bu maddeyle ilgili 6 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol