6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 132

Türk Ticaret Kanunu 132. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 132- (1) Kanunlarda aksine hüküm yoksa, şirket sözleşmesiyle ortakların, koydukları sermayeler için faiz ve şirketteki hizmetleri sebebiyle kendilerine ücret verilmesi kabul olunabilir. E) Ortakların kişisel alacaklıları

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

9 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2022/3955 E., 2022/11400 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
amak amacıyla; alacaklının itirazın kaldırılması istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, ilk derece mahkemesince, davanın reddine karar verildiği, alacaklı istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının alacağının TTK'nun 1320. maddesinde zikredilen ve kanuni rehin hakkı bahşeden alacak niteliğinde olduğu iddiasına dayandığı, davalılar tarafından sair itirazlarla birlikte
12. Hukuk Dairesi         2022/3955 E.  ,  2022/11400 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Milli Gemi Siciline kayıtlı ... 6 adlı gemi hakkında ... Devleti’nde bulunan noterlikçe düzenlen sözleşme ve belgelere (kanuni rehin hakkına) dayalı olarak taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinde, ör 8 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine, borçlunun icra dairesine itirazı ile duran takibin devamını sağlamak amacıyla; alacaklının itirazın kaldırılması istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, ilk derece mahkemesince, davanın reddine karar verildiği, alacaklı istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının alacağının TTK'nun 1320. maddesinde zikredilen ve kanuni rehin hakkı bahşeden alacak niteliğinde olduğu iddiasına dayandığı, davalılar tarafından sair itirazlarla birlikte gemi alacaklısı hakkına da itiraz edilerek alacağın kanuni rehin hakkı bahşeden ve 1320. maddesinde sayılan alacaklardan olmadığına yönelik itirazda bulunulduğu, bu haliyle çekişmeli hale gelen alacağın niteliğinin belirlenmesinin, dosya kapsamında ibraz edilen dayanak belgelerin gemi alacağı ve dolayısıyla kanuni rehin hakkı bahşedip etmeyeceğinin açılacak itirazın iptali davasında değerlendirilebileceği gerekçesi ile alacaklının istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b(1) maddesi gereğince esastan reddine karar verildiği görülmüştür. İİK’nun 153/a maddesinin birinci fıkrası uyarınca; “Taşınır rehninin paraya çevrilmesine ilişkin hükümler, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bir gemi üzerindeki hapis hakkı ile gemi alacağının verdiği rehin hakkının paraya çevrilmesinde de uygulanır.” Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise “İpoteğin paraya çevrilmesine ilişkin hükümler, gemi ipoteğinin paraya çevrilmesine de uygulanır. Bu hükümlerde geçen “taşınmaz” terimi Türkiye’de veya yurt dışında sicile kayıtlı olan gemileri; “tapu sicili” terimi gemi sicilini ve “ipotek” terimi gemi ipoteklerini anlatır.” hükmü yer almaktadır. Takibin dayanağı gemi ipoteği ise bahsi geçen maddenin ikinci fıkrası uyarınca sicile kayıtlı gemiler İİK kapsamında taşınmaz olarak değerlendirilmelidir. Bahsi geçen hükümler dikkate alındığında sicile kayıtlı gemiler hakkında iki şekilde takip yapılabilir. Bunlardan birincisi gemi ipoteğinin paraye çevrilmesi yolu ile takip olup, bunun için 6102 sayılı TTK’nun 1015. maddesi kapsamında kurulmuş bir ipoteğin varlığı şarttır. Gemi üzerindeki taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabilmesi için ise Türk Hukuku’nda düzenlenen taşınır rehnine ilişkin hükümlerden birinin varlığı gerekmektedir. ESAS NO : 2022/3955 Bunlardan biri de TTK’nun 1321. maddesi kapsamında gemi alacağının sağladığı kanuni rehin hakkıdır. Gemi alacaklısı hakkı veren alacaklar ise yine TTK’nun 1320. maddesinde tahdidi olarak sayılmıştır. Diğer bir deyişle, kanuni rehin hakkında dayalı takip başlatılabilmesi için alacağın TTK’nun 1320. maddesinde sayılan gemi alacaklısı hakkı veren alacaklardan biri olması gerekmektedir. Öte yandan, itirazın kaldırılmasında, icra mahkemesi, öncelikle alacağın esasına ilişkin olmayan şekli ve takip hukukuna (alacaklının takip yapma yetkisine ilişkin olan) itirazları inceler, ardından takip hukukuna ilişkin itiraz yerinde bulunursa, alacağın varlığını ve (yapılmışsa) borçlunun alacağın esasına ilişkin itirazlarını incelemeden, alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2013, s. 304 – Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, 2020, s. 124)(Benzer nitelikte itirazın kaldırılmasında takip hukuna ilişkin itirazların öncelikle incelendiği Dairemizin 03.07.2018 tarih ve 2018/2997 E. - 2018/7203 K., 05.06.2018 tarih ve 2018/2718 E. - 2018/5897 K., 01.12.2021 tarih ve 2021/5464 E. - 2021/10906 K. sayılı kararları) Somut olayda, takip konusu ... 6 adlı gemi Milli Gemi Siciline kayıtlı olup, taraflarca Moritanya Devleti’nde düzenlenen sözleşmelerin gemi siciline şerh edilmediği, yani usulünce kurulmuş bir gemi ipoteğinin olmadığı, ayrıca bahsi geçen sözleşmelerdeki alacağın da gemi alacaklısı hakkı veren alacaklardan olmadığı görülmüştür. Bu nedenle, gemi hakkında başlatılan takip yolu hatalı olup, bu husus re’sen gözetilmelidir. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, alacağın kanuni rehin hakkı kapsamında olup olmadığının itirazın iptali davasında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; bu gerekçe yerinde olmayıp, kanuni rehin hakkına ilişkin değerlendirmenin icra mahkemesi hakimi tarafından yapılması gerekmektedir. Bunu yasaklayan herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, alacaklının istinaf başvurusunun yukarıda yazılı gerekçe ile reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz ise de sonuçta talep esastan reddedildiğinden hükmün gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir. SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının reddi ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nin 22.02.2022 tarih ve 2021/1743 E. - 2022/252 K. sayılı kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370/4. maddesi uyarınca ONANMASINA, karar düzeltilerek onandığından harç alınmasına yer olmadığına, 02.11.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

12. Hukuk Dairesi, 2025/779 E., 2025/3258 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
tam metni aç
kişilere ödenen toplam 215.603 ABD Dolarının borçludan talep etme zaruretinin doğduğunu, söz konusu alacağın TTK’nun 1320/1. maddesinin e bendi uyarınca gemi alacaklısı hakkı verdiğini, ayrıca TTK’nun 1321.
12. Hukuk Dairesi         2025/779 E.  ,  2025/3258 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklının icra mahkemesine başvurusunda; 910.... numaralı “....” gemisinin 11 Mart 2022 tarihinde İskenderun’da demirde iken rüzgarda sürüklenip karaya oturduğunu, akabinde geminin .... Kulüp sigorta poliçesini askıda bulunduran alacaklının olaya ilişkin araştırmalar yürüttüğünü ve geminin Tekne ve Makine Sigortası’nın bulunmadığının tespit edildiğini, .... Sigorta poliçesinin iptal edildiğinin karşı taraf donatanlarına bildirdiğini, müvekkili şirket tarafından 2001 tarihli Gemi Yakıtlarından Kaynaklanan Petrol Kirliliği Zararının Hukuki Sorumluluğu Hakkında Uluslararası Sözleşmesi uyarınca Mavi Kart düzenlendiğinden sigorta poliçesi iptal dahi edilse müvekkilinin 3. kişilere karşı yakıt kirliliğine dair olan sorumluluğunun sürdüğünü, tankların yakıttan arındırılması, yakıtın karadaki tanklara güvenli bir şekilde nakli gibi işlemler nedeni ile alacaklı tarafından iptal olan poliçe kapsamında 3. kişilere ödenen toplam 215.603 ABD Dolarının borçludan talep etme zaruretinin doğduğunu, söz konusu alacağın TTK’nun 1320/1. maddesinin e bendi uyarınca gemi alacaklısı hakkı verdiğini, ayrıca TTK’nun 1321. maddesi uyarınca alacaklıya kanuni rehin hakkı verdiğini, bu kapsamda taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takip (ör 8) başlatıldığını, ancak icra müdürlüğünce yukarıda anlatılan olaylar sonucu ortaya çıkan hukuki durum nedeni ile alacaklıya kanuni rehin hakkı tanınmadığı gerekçesi ile borçluya ödeme emrinin gönderilmesi talebinin 02.02.2023 tarihli karar ile reddine karar verildiği, bu kararın iptalinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince, alacaklının rehin hakkının bulunmadığına yönelik itirazların borçlular tarafından icra dosyasına sunulan borca itiraz dilekçelerinde dayanıldığı, alacaklı tarafından itirazın kaldırılması veya itirazın iptali kararı getirilmedikçe takibe devam olunamayacağı, alacaklı tarafından İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde itirazı iptali davası ikame edildiği, icra müdürlüğünce alacaklının rehin hakkının bulunup bulunmadığına yönelik inceleme yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, rehin hakkının bulunup bulunmadığı incelemesinin dar yetkili icra hukuk mahkemesince de yapılamayacağı gerekçesi ile şikayetin kabulü ile icra müdürlüğü kararının iptaline, borçlular tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmüştür. TTK’nun 1320/1. maddesinin e bendinde “Gemide taşınan eşya, konteynerler ve yolcuların eşyalarına gelecek olan zıya veya hasar dışında, geminin işletilmesinin sebep olduğu maddi zıya veya hasardan ... ve haksız fiile dayanan alacaklar.” hükmü yer almaktadır. Bu düzenleme dikkate alındığında zararın bir haksız fiil sonucu ortaya çıkması gerekmektedir.(Prof. Dr....., Ticareti Hukuku, İstanbul 2025, s. 410; Prof. Dr. ...., Deniz Ticaret Hukuku Ders Kitabı, Ankara 2021, s. 215) Somut olayda, alacaklının dilekçesinde anlattığı olaylar ve ekli belgeler dikkate alındığında, alacaklı tarafından yapılan işlemlerin daha zarar ortaya çıkmadan yapıldığı, ayrıca sigorta poliçesi kapsamında sorumluluğun önlenmesi kapsamında bahsi geçen çalışmaların gerçekletirildiği, ayrıca ortada herhangi bir haksız fiilen de olmadığı görülmektedir. Bu hususlar dikkate alındığında alacaklının gemi alacaklısı hakkının bulunmadığı, yani herhangi bir kanuni rehin hakkının doğmadığı, alacaklı tarafından yapılan masrafların Mavi Kart kapsamında talep edilebileceği anlaşılmıştır. Öte yandan her ne kadar icra müdürünün alacağın varlığına ilişkin araştırma yapma yetkisi bulunmasa da rehnin ve rehin hakkının varlığını inceleme yetkisi bulunmaktadır. O halde, İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe ile şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Borçluların temyiz isteminin kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi'nin 26.12.2024 tarih ve 2024/1223 E. - 2024/3051 K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA), Aliağa İcra Hukuk Mahkemesi'nin 15.03.2024 tarih ve 2023/53 E. - 2024/46 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 16.04.2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2023/2051 E., 2024/140 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Türk Ticaret Kanununun 1322, 1389 ilâ 1397 nci maddesi.
6. Hukuk Dairesi         2023/2051 E.  ,  2024/140 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki sıra cetvelinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen dosyalarda şikayetin kabulüne karar verilmiştir. Kararın şikayet olunan ... Ürünleri Paz. Ltd. Şti. vekili ve asıl davada şikayetçiler vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayet olunan ... Ürünleri Paz. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada şikayetçiler vekili dava dilekçesinde özetle; icra müdürlüğünce gemi satışından elde edilen bedelin paylaştırılması için sıra cetveli düzenlendiğini, şikayetçilerin tamamının gemi adamı olmaları nedeni ile rüçhan hakkına sahip olduklarını, icra müdürlüğünce geminin yabancı bayraklı olduğu ve bu nedenle taşınır mallara ilişkin hükümlerin uygulanarak haciz tarihlerinin hesaplanması gerektiğini şikayetçilerin rüçhan hakları olduğunu, icra müdürlüğünce sadece liman başkanlığı kayıtlarına bakılarak düzenlenen sıra cetvelinin hatalı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir. Birleşen ... 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/198 Esas sayılı dosyasında şikayetçi vekili; şikayetçinin liman işletmecisi olduğunu ve satılan geminin bu limanda 2015 Şubat-2017 Mart tarihleri arasında barındığı ve liman hizmeti aldığı, alacağın öncelikli olduğunu, sıra cetvelinde yer alan işçi alacaklarının gerçekte var olup olmadığı ve miktarının araştırılması gerektiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir. Birleşen ... 1. İcra Müdürlüğünün 2017/199 Esas sayılı dosyasında şikayetçi vekili acentelik hizmetlerinden kaynaklı alacaklarının öncelikli olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Şikayet olunan Kıyı Eminyet Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağının fener borcundan kaynaklandığını, sıra cetvelinde rüchanlı olmasına rağmen kendisine de pay ayrılmadığını, taraf olarak gösterilmesinde hukuki yararı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Şikayet olunan ... Ürünleri Paz. Ltd. Şti. vekili; fiili hacizlerinin tüm hacizlerden önce olduğunu, faturaya dayalı yakıt alacağının öncelikli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Şikayet olunan ... ve arkadaşları vekili, alacaklarının maaş ve ödenmeyen işçilik alacaklarından kaynaklı olduğunu, icra müdürlüğünün hiçbir araştırma yapmadan sıra cetveli düzenlendiğini savunarak birleşen davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İcra Müdürlüğünce İİK'nın 144/ a maddesi, Türk Ticaret Kanununun 1389 ilâ 1397 nci maddesi hükümleri uyarınca takibe konu alacakların kaynaklandığı sebep, öncelik hakları, kendi aralarında eşit hakka sahip olup olmadıkları hususları gözetilerek sıra cetveli tanzimi gerektiği, ilgili yasa maddeleri uyarınca alacağın kaynaklandığı sebebe göre her sıradaki alacakların birbirine önceliğinin bulunduğu bu itibarla düzenlenen sıra cetvelinin usul ve yasaya ve dosya kapsamına aykırı olduğu gerekçesi ile sıra cetvelinin iptaline, sıra cetvelinin rüçhanlı alacaklar ve rüçhanlı alacaklardaki öncelik sırası da gözetilerek icra müdürlüğünce yeniden düzenlenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada şikayetçiler vekili ile şikayet olunan ... Ürünleri Paz. Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Asıl davada şikayetçi vekili; mahkemece her ne kadar şikayet kabul edilerek hukuka aykırı düzenlenmiş sıra cetvelinin iptaline hükmedilmiş olsa da, dosyada yapılan 5 yıllık yargılamanın neticesinde sorumluluğu tekrar İcra Müdürlüğü'ne bırakılarak tereddütlere ve hak kayıplarına sebebiyet verilecek bir karar verildiğini, bu nedenle kararın kaldırılarak tereddütün giderilmesini talep etmiştir. İstinaf başvurusunda bulunan şikayet olunan ... Ürünleri Pazarlama Ltd. Şti. vekilinin dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi içeriğini tekrarla, dosyada eksik inceleme ile karar verildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Türk Ticaret Kanununun 1389. ve devamı maddelerinde sıra cetveline ilişkin ilkeler düzenlenmiş olup, İcra müdürlüğünce anılan düzenlemeler nazara alınmaksızın sıra cetveli düzenlendiği, sıra cetvelinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayet olunan ... Ürünleri Pazarlama Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Şikayet olunan ... Ürünleri Pazarlama Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararda hangi alacağın rüchanlı olduğu, sıra cetvelinin nasıl yapılması gerektiği ile ilgili bir açıkma olmadığını beyan ederek bu nedenle kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İcra İflas Kanununun 142. maddesi, 144/ a maddesi, Türk Ticaret Kanununun 1322, 1389 ilâ 1397 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1- Sıra cetveline yönelik şikayetlerde icra mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, düzenlenecek yeni sıra cetvelinde sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirtmesi, diğer anlatımla, alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, hukuka uygun olmayan kısımları göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat vermesi (İİK'nın m. 17/I) gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve hüküm fıkrasında sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi gerektiği halde kararda sıra cetvelinin ne şekilde düzenleneceğine ilişkin bir gerekçe içermediği anlaşılmış olup, mahkemece TTK’nın 1322. ve 1389. madde hükümleri dikkate alınarak icra memuruna yol gösterecek şekilde bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir. 2. Asıl davada şikayetçiler gemi adamı olduklarını, İİK’nın ve TTK’nın ilgili hükümleri uyarınca sıra cetvelinde öncelikli olarak yer almaları gerektiğini ileri sürmüş, Birleşen ... 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/ Esas sayılı dosyasında ise davacı vekili bu işçi alacaklarının gerçekte var olup olmadığının ve miktarının araştırılması gerektiğini ileri sürmüş olup bu durumda alacağının aslına itiraz ettiği anlaşıldığından davada görevin İİK'nın 142. maddesi uyarınca genel mahkemelere ait bulunduğunun kabulü ile HMK’nın 373/1 hükmü gereğince dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesinde gönderilmesine karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde şikayet olunan ... Ürünleri Paz. Ltd. Şti.'ye iadesine, Dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1 hükmü gereğince Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
17. Hukuk Dairesi, 2013/16522 E., 2015/3185 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Somut olaydan TTK.1329/I maddesinin uygulama yeri bulunmadığından yazılı gerekçe ile yerel mahkeme kararının bozulması görüşüne katılmıyoruz.
17. Hukuk Dairesi         2013/16522 E.  ,  2015/3185 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ...'ın ... Şubesinden 18.3.2009 tarihinde kullandığı bir yıl vadeli krediye karşılık davalı nezdinde Müşteri Kredi Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, kredi vadesi dolmadan murisin 28.11.2008 tarihinde vefat ettiğini, gerekli ödemeyi yapması için davalıya başvurunun sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, murisin kredi borcu ve fer'ilerinin davalı tarafından ödenmesini, ödeme yapılmaz ise 11.000,00 TL nın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın aktif husumet ve esas yönünden reddi gerektiğini savunmuştur. ... vekili 28.2.2012 tarihli dilekçesiyle davaya davalı yanında müdahil olarak katıldıklarını ve murisin kredi borcu ödenmediğinden sigorta tazminatının müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, sigorta poliçesinin geçerli olduğuna ve ilgili kredi alacağından davalı ... şirketinin sorumlu olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 1-) Davanın dayanağını oluşturan sigorta poliçesinde ... ... Şubesi ... olarak gösterilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1329/1 maddesinde "üçüncü bir şahsın lehine yapılan hayat sigorta mukavelesinden hak ve menfaatleri sigortacıdan talep ve tahsil salahiyetinin doğrudan doğruya o kimseye ait olacağı" düzenlenmiştir. Somut olayda, sigorta sözleşmesinde menfaattar olarak gösterilen banka vekilinin davaya müdahil olarak katıldığı ve davacılar murisinin kredi borcu ödenmediğinden sigorta tazminatının müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ettiği görülmektedir. Buna göre, ilgili bankanın davaya kayıtsız ve şartsız muvafakatinin bulunmadığı açıktır. O halde, mahkemece aktif taraf ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, kabul yönünden de, tespit şeklinde hüküm kurulması isabetli değildir. 2-) Bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ; Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 23.02.2015 gününde Üye ... ve ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Somut olaydan TTK.1329/I maddesinin uygulama yeri bulunmadığından yazılı gerekçe ile yerel mahkeme kararının bozulması görüşüne katılmıyoruz. Davacılar, 12.03.2009 günlü dilekçeleri ile miras bırakanları ...'nın 27.11.2008 vefat tarihinden önce ...'tan zirai kredi aldığını, kredi için bankaca kendi kuruluşları olan davalı ... Sigortaya (....) hayat sigortası yaptırıldığını, kredi vadesi 18.03.2009'da dolacağını kredi borcunun bankaya ödenmesi (banka davalı ... yanında feri müdahil olarak katılmıştır) için başvuruda bulunduklarını ancak ödeme yapmadıklarını ileri sürerek dava dilekçesi içeriğinde ve 01.03.2012-17.01.2013 günlü duruşmalarda da açıkça krediden dolayı borçlu olmadıklarının, kredi borcunun davalının sorumlu olduğunun tespitine karar verilmesini istemişlerdir. ...'a ait müşteri kredi sigortası sigorta poliçe örneği dosyada mevcuttur. Kredi bedeli 11.000 TL kredi süresi 1 yıl ve 18.03.2008-1803.2009 vade tarihli olup, ... dain mürtekin olarak gösterilmiştir. Poliçenin özel şartlar bölümünde, "sigortalının vefatı halinde öncelikle sigortalının kredi borcu karşılanacak, sonra varsa tazminatın kalan kısmı kanuni varislere ödenecektir" kaydı mevcuttur. Sigortalının vefatı üzerine, mirasçıları kredi borcunun bankaya ödenmesi için davalı sigortaya başvurmuş, bankanın yan kuruluşu olan davalı ... şirketi, poliçe tanziminde sigortalının kalp rahatsızlığını gizlediği gerekçesi ile ödeme yapılmayacağını 14.01.2009'da bildirmiştir. Davacılar ise eldeki davayı 12.03.2009'da açmışlardır. Dosya arasına giren belgelerden sigortalı ...'nın poliçe yapımında 60 yaşında olup, 2006 yılında kalp rahatsızlığı nedeniyle maluliyet raporu almak için ...na başvuruda bulunmuş ancak alınan raporlara göre bulgu mevcut olmadığından talebi reddedildiği anlaşılmaktadır. 2008'de düzenlenen sigorta poliçesinde de rahatsızlığının bulunmadığını bildirmesi eldeki belgelere göre yerinde olup, davalı ... şirketinin, rahatsızlığı kasten gizlediği nedeniyle kredi borcunu ödememesi yasal mevzuata uygun değildir. Davalı ... şirketi kredi borcundan sorumludur. Kredi borcu yargılama sırasında 14.292 TL'ye ulaşmıştır. Sigorta bedeli üzerindedir. Davacılar, sigorta tazminatının kendilerine ödenmesini istememektedirler. Kredi veren bankanın yan kuruluşu olan davalı ... şirketi, yasal olmayan bir nedenle sigorta bedelini bankaya kredi borcunu kapatmak üzere ödemeyi ret ettiğinden, davacılar yasal haklarını kullanarak eldeki davayı açmışlar, kredi borcundan kendilerinin sorumlu olmadıklarını davalı ... şirketinin sorumlu olduğunun tespitini istemektedirler. Kendilerine sigorta tazminatının verilmesini istememektedirler. Mahkeme de bu taleplerini kabul görmüş ve sigorta poliçesinin geçerli olduğunu, rizikonun gerçekleştiğini, davalı ... şirketinin bankaya karşı sorumlu olduğunun tespitine karar vermiştir. Kararı davalı ... şirketi temyiz etmiştir. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında, somut olaydaki dava için dain mürteinin davaya muvafakatini aramak ve muvafakati vermesini beklemek hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, ortada bir sigorta bedeli talebi olmadığı halde sayın çoğunlukça TTK 1329/I maddesi gerekçe gösterilerek davanın aktif taraf ehliyeti yokluğundan reddedilmesi yolundaki bozma kararına katılmıyoruz. Kararın onanması görüşündeyiz.
17. Hukuk Dairesi, 2012/4932 E., 2013/1022 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
olmadığı ve iştira bedelinin TMK 509, 567.maddeler ile TTK 1325 ve 1327.maddelerinde belirtilen şekilde gerçekleşmediğinden davacının herhangi bir iştira bedeli talep edemeyeceği, lehtarın ...
17. Hukuk Dairesi         2012/4932 E.  ,  2013/1022 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalılar ... ile ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, vergi mükellefi ...ın 13.3.2003 tarihinde vefat ettiğini,mirasçıları olan davalılar ...,... ve ...'ın 1.5.2003 tarihli ilam gereğince murisin mirasını reddettiklerini, murisin 16.8.2007 tarihi itibarıyla 102.427,21 TL vergi borcu bulunduğunu ve borcun mirasın reddi nedeniyle ödenmediğini, Ak Emeklilik Birikimli Hayat Sigortası poliçesi ile ... Emeklilik Ferdi Kaza Poliçesi kapsamında davalı mirasçılara ödeme yapıldığını, Medeni Kanun hükümlerine göre mirası reddetmenin anlamının kalmadığını, mirasçıların kötüniyetli olduğunu, ayrıca davalı ... şirketlerinin de sözkonusu ödemeleri yapmamaları gerekirken ödeme yapmalarının sorumluluklarını doğurduğunu, ... alacakları terekeye dahil edilip tasfiye yapılması gerekirken bunun yapılmadığını, bu durumda mirasın red hükmü uygulanamayacağından 102.427,21 TL alacağın doğduğu tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline ... verilmesini talep etmiştir. Davalılar Hilkat, Merve ve ... vekili, 26.8.2002-26.8.2003 dönemine ait 20.000 TL limitli ... Emeklilik AŞ.Ferdi Kaza sigortası poliçesinin lehtarı olan ...'a 30.3.2004 tarihinde 17.000,00 TL vefat tazminatı ödendiğini, yapılan ödemenin terekeye dahil ödeme olmadığını, müvekkili Hande'nin mirası reddettiğini kendisine yapılan ödeme bulunmadığını, Merve'nin ise 26.2.2003 - 26.2.2018 dönemine ait Ak Emeklilik 6000 USD vefat teminatlı birikimli hayat sigortası poliçesinin lehtarı olup 18.3.2004 tarihinde müvekkiline 6000 USD ödeme yapıldığını anılan poliçe karma poliçe niteliğinde olduğundan terekeye dahil edilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın Hilkat ve Merve yönünden esastan, Hande yönünden ise husumet yokluğu nedeniyle reddini savunmuştur. Davalı ... AŞ vekili, ... sözleşmesinden doğan taleplerin 2 yıllık zamanaşına tabi olduğunu, müteveffa ... 'ın yaptırdığı vefat teminatlı hayat sigortası poliçesinde lehtar olarak ... 'ın gösterildiğini ve ödemenin 24.3.2004 tarihinde Merve'ye yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı .... Vekili, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli ve yetkili olduğunu, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını,muris ... 'ın 26.8.2002-26.8.2003 dönemini kapsayan 20.000,00 TL limitli lehtarı ... olan ferdi kaza sigortası poliçesi yaptırdığını murisin ölümü üzerine 30.3.2004 tarihinde ... lehtarı olan ...'a 17.000,00TL ödeme yaptıklarını,yapılan ödemenin terekeye dahilinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre, muris ... tarafından mirasçıları olan davalı ... ve ... lehtar gösterilerek lehlerine ... poliçeleri düzenlendiği, bu lehtarlara murisin ölümünden sonra poliçeler nedeniyle ... tazminatı ödendiği, bu ... tazminatlarının bu mirasçılar tarafından kabulü ile bu miktarların terekeye dahil edilmesi dolayısıyla murisin alacak ve borçlarından sorumlu olmaları gerektiği, davalı ... Töraydın'ın mirası reddettiği ve Ak Emeklilik ve ... Emeklilik A.Ş'den herhangi bir alacağı olmadığı yine davalılar Ak Emeklilik ve ... Emeklilik AŞ'ye ölüm anında davacı yanca kendisine bildirimde bulunulmadığı, bu nedenle poliçe miktarlarının terekeye dahil etmelerinin mümkün olmadığından bu davalıların sorumlu olmadıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalılar Hilkat ve ... hakkındaki davanın kabulü ile 102.427,21 TL vergi borcunun doğum tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, diğer davalılar ..., ... Emeklilik AŞ., Avivasa (Ak Emeklilik AŞ.) hakkındaki davanın reddine ... verilmiş; hüküm, davacı ve davalılar ... ile ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık, vergi borçlusu murisin, mirasını reddeden davalı mirasçılarının borçlunun ölümünden sonra tekereye intikali gereken ... ödemelerini alması nedeniyle mirası red hükümlerin uygulanamayacağı ve vergi borcunun davalı miraşçılardan tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden; 1-Davalılar ..., ... Emeklilik AŞ. ve Avivasa Emeklilik ve Hayat AŞ (eski ünvanı Ak Emeklilik AŞ.)aleyhine açılan davanın reddiyle ilgili; dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 168.maddesinde değişiklik yapan 5904 Sayılı yasanın 35.maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmünü içermektedir. Somut olayda haklarındaki dava reddedilen davalılar ..., ... Emeklilik AŞ. ve Avivasa Emeklilik ve Hayat AŞ (eski ünvanı Ak Emeklilik AŞ.) lehine anılan yasal değişiklik gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nisbi vekalet ücreti takdiri doğru değil bozma nedeni ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılamının tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün vekalet ücreti yönünden 6100 sayılı HMK'nin geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nin 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına gerekmiştir. Davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; 3- Davacı idareye vergi borcu bulan ... 13.3.2003 tarihinde vefat etmiş, geriye mirasçı olarak davalılar Hilkat, Merve ve Hande kalmıştır. Adı geçen mirasçılar 1.5.2003 tarihli ilam ile mirası reddetmişler ret kararı anılan ilam ile tescil edilmiştir. Adı geçen davalıların murisi ... ile davalılardan ... Emeklilik AŞ arasında yapılan 26.8.2002-26.8.2003 tarihleri arasında geçerli, 20.000,00 TL vefat teminatlı ferdi kaza sigortası poliçesinin lehtarının davalı ... oldu- ğu anlaşılmaktadır. Ölüm teminatı, poliçede menfaatdar belirtildiği takdirde bu kişiye, menfaatdar belirtilmediği takdirde kanuni mirasçılara yapılır. Somut olayda poliçede menfaatdar olarak ... gösterildiğinden ... şirketi tarafından rizikonun gerçekleşmesinden sonra ölüm tazminatı 20.000,00 TL den gerekli yasal kesintiler yapılarak 30.3.2004 tarihinde ...'a 17.000,00 TL ödeme yapılmıştır. Bu ödeme 14.3.2011 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi birikim şeklinde bir ... olmadığı ve iştira bedelinin TMK 509, 567.maddeler ile TTK 1325 ve 1327.maddelerinde belirtilen şekilde gerçekleşmediğinden davacının herhangi bir iştira bedeli talep edemeyeceği, lehtarın ... bedelini tahsil etmesinin mirası kabul edilmesi anlamını taşımayacağı, bu kapsamda davacının herhangi bir alacak talebinde bulunamayacağı, ferdi kaza sigortasında, sigortalının kaza sonucu ölümü halinde, ... şirketi tarafından poliçede yazılı lehtara ödenen ... tazminatının sigortalının yokluğu nedeniyle yakınların uğrayacağı maddi ve manevi acının ... sözleşmesine bağlı olarak kısmen tazmini ve telafisine yönelik olması göz önüne alınarak davalı ... hakkındaki davanın reddine ... verilmesi gerekirken dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun olmayan gerekçeyle davanın adı geçen davalı yönünden davanın kabulü isabetli görülmemiştir. Muris ... ile davalılardan Ak Emeklilik AŞ arasında yapılan 26.2.2003-26.2.2018 tarihleri arasında geçerli 15 yıl süreli dövize endeksli birikimli hayat sigortası poliçesinin birikim değerinin 3.yıldan itibaren başladığı, lehtarın davalı ... Töraydın olduğu, vefat halindeki teminat limitinin 6.000 USD olduğu anlaşılmaktadır. Sigortalının 13.3.2003 tarihinde ateşli silahla ölümü sonucu 17.3.2004 tarihinde davalı ...'ye yasal kesintilerden sonra 6.748,77 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu ödeme 14.3.2011 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi poliçede yazılı vefat teminatı olduğu, herhangi bir birikim ödemesi olmadığı, birikim şeklinde bir ... olmadığı ve iştira bedelinin TMK 509, 567.maddeler ile TTK 1325 ve 1327.maddelerinde belirtilen şekilde gerçekleşmediğinden davacının herhangi bir iştira bedeli talep edemeyeceği, lehtarın ... bedelini tahsil etmesinin mirası kabul edilmesi anlamını taşımayacağı, bu kapsamda davacının herhangi bir alacak talebinde bulunamayaca- ğı göz önüne alınarak davalı ... Töraydın hakkındaki davanın da reddine ... verilmesi gerekirken dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun olmayan gerekçeyle davanın adı geçen davalı yönünden kabulü isabetli görülmemiştir. Kabule göre de; yukarıda açıklandığı gibi davacı yararına maktu vekalet ücreti takdiri yerine nispi vekalet ücret takdiri de doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 5.bendindeki “10.064,18 TL” ibaresinin çıkarılarak yerine “1.100,00 TL maktu” ibaresinin yazılarak hükmün davalılar Hande Töraydın, ... Emeklilik AŞ.ve Avivasa Emeklilik ve Hayat AŞ (eski ünvanı Ak Emeklilik AŞ.) yönünden DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar Hilkat ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün adı geçen davalılar yararına BOZULMASINA ve Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalılar Hilkat ve Merve Töraydın'a geri verilmesine 5.2.2013 gününde oybirliğiyle ... verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.