Türk Ticaret Kanunu 141. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 141- (1) Birleşmeye katılan şirketler, birleşme sözleşmesinde, ortaklara, devralan şirkette, pay ve ortaklık haklarının iktisabı ile iktisap olunacak şirket paylarının gerçek değerine denk gelen bir ayrılma akçesi arasında seçim yapma hakkı tanıyabilirler.
(2) Birleşmeye katılan şirketler birleşme sözleşmesinde, sadece ayrılma akçesinin verilmesini öngörebilirler.
3. Sermaye artırımı, yeni kuruluş ve ara bilanço
a) Sermaye artırımı
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
4 karar eşleşti
17. Hukuk Dairesi, 2016/8142 E., 2019/7178 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
lındığını, bu formda kanser hastalığının bulunup bulunmadığı ilgili soruya hayır yanıtı verdiğini, düzenlenen sertifikada sigorta öncesinden gelen kanser rahatsızlığının sigorta teminatı kapsamı dışında bırakıldığını, davacıların murisinin TTK md.1412 ve Hayat sigortası genel şartları C.2 gereğince sözleşmenin yapılması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve TTK md.1439 gereği talebi
17. Hukuk Dairesi 2016/8142 E. , 2019/7178 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; müvekkillerinin murisi ...'ın Ziraat Bankası ... şubesinden 28/12/2012 tarihinde ihtiyaç kredisi kullandığını, murise davalının ... acentesi olan Ziraat Bankası ... şubesi tarafından ... müşteri numaralı 26.250,00 TL bedelli hayat sigortası yapıldığını, murisin kredi ödemeleri devam ederken 15/07/2013 tarihinde vefat ettiğini, varislerin davalı sigorta şirketine müracaatla sigorta tazminat bedelinin tazminini talep etmelerine karşın, davalı tarafça murislerinin kanser hastalığından vefatı gerekçe gösterilerek ödeme yapılmadığını ve taleplerinin reddedildiğini, oysa ki müteveffanın sigorta poliçesinin düzenlendiği tarihte kanser olmadığını, bu tarihte ve öncesinde kansere bağlı olarak bir tedavi görmediğini, poliçenin düzenlenmesinden 5 ay sonra kanser teşhisi konduğunu ve bu tarihten sonra tedavisine başlandığını, bu nedenle tazminat taksitlerini ödemeye devam ettiklerini belirterek 26.250,00 TL hayat sigortası tazminat alacağının avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; poliçede Dain-i Mürtehin sıfatıyla T.C.Ziraat Bankası ...nin yer aldığını ve bu nedenle poliçeden dolayı tazminat talep etme hakkının dava dışı bankada olduğunu, murisin sigorta sertifikasının düzenlendiği tarihten yaklaşık 7 ay sonra 15/07/2013 tarihinde Karaciğer Malin Neoplazma (Karaciğer Kanseri) ve Akciğer Metastazı (Kanseri) sonucu vefat ettiğini, ölüm bilgi formunda da davacıların murisinin Metastatik Akciğer kanseri nedeni ile öldüğü ve bu hastalığın 2 yıldır mevcut olduğu bilgisinin yer aldığını, sigorta sözleşmesi yapılmadan önce kendisinden beyan formu alındığını, bu formda kanser hastalığının bulunup bulunmadığı ilgili soruya hayır yanıtı verdiğini, düzenlenen sertifikada sigorta öncesinden gelen kanser rahatsızlığının sigorta teminatı kapsamı dışında bırakıldığını, davacıların murisinin TTK md.1412 ve Hayat sigortası genel şartları C.2 gereğince sözleşmenin yapılması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve TTK md.1439 gereği talebin reddedildiğini bu nedenle sigorta şirketinin tazminat ödeme yükümlülüğünün ortadan kalktığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; murisin poliçenin vade başlangıç tarihi olan 28/12/2012 tarihinden önce Ocak 2011'den itibaren karaciğer kanseri tanısı ile tedavi gördüğü ve bu hastalık sonucu vefat ettiği nazara alındığında dava konusu sigorta tazminatı yönünden davalı tarafın TTK 1435 ve 1436. madde kapsamında sorumluluğu olmadığı, sonucuna ulaşılarak davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 15,20 TL kalan onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına 10/06/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (3)
17. Hukuk Dairesi, 2016/8832 E., 2017/3064 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Diğer taraftan TTK m.1410, 1421 uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın m.1409 maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı taraf
17. Hukuk Dairesi 2016/8832 E. , 2017/3064 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı ... Petrol Ltd. Şti vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirket adına kayıtlı bulunan ve davalı ...nezdinde sigortalı bulunan... plakalı araçla, park halinde bulunan ... adına kayıtl... plaka araca çarptığını, kazanın davalı ... şirketine ihbar edildiğini, aracın yetkili servis tarafından onarıldığını beyan ile araçta meydana gelen 5.600,00 TL nin faizi ve dava masrafları ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili sigorta firması eksper raporu ile davaya konu kaza sebebi ile oluşan hasarların uyumlu olmadığı gerekçesi ile hasar bedelinden sorumlu olmadığını, bu sebeple davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; kazaya ilişkin olarak düzenlenen kaza tutanağındaki ifadelerden kazanın oluş şekli ile kaza sonrası araçlarda meydana gelen zarar durumunun uyuşmadığı, her ne kadar davacı Kasko Sigorta poliçesine dayanarak zararın tazminini talep etse de bu durumda da illiyet bağının bulunması gerektiği, bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere araçtaki zararın davacının belirttiği şekilde meydana gelmediği anlaşılmakla açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... Petrol Ltd. Şti vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Türk Ticaret Kanunu'nun mal sigortasına ilişkin 1429 vd. göre, mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortacı sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken mesul bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarların tazminiyle yükümlüdür. Fakat hiçbir halde sigortacı sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin kasdından doğan hasarları tazmine mecbur olmaz.
Diğer taraftan TTK m.1410, 1421 uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın m.1409 maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarında sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
Somut olayda; davacıya ait araç ile dava dışı park halinde bulunan başka bir araca çarpılması sebebi ile aracın hasarlandığı belirtilip birtakım zararların davalıdan tahsili talep edilmiş, davalı ... şirketince ise davaya konu kazanın bildirildiği gibi meydana gelmediği, doğru ihbar mükellefiyetine uyulmadığı iddiasıyla davanın reddi savunulmuş
Mahkemece hükme esas alınan 17.09.2014 tarihli ... raporunda “... plaka sayılı otomobilin hasarlı halini gösterir fotoğrafların incelendiği, aracın sağ ön köşe kesiminin yukarıda aşağıya keskin bir darbe aldığı ve sağ tarafının orta kesiminden de önden arkaya derin bir şekilde çizilmiş şekliyle hasarlandığı, ancak tutulan Tutanaktaki kaza krokisinde, aracın seyir istikametine göre yolun solunda park halinde bulunan diğer araca sol yan kesimiyle çarptığının gösterildiği, bu sebeple, tutanakta belirtilen olayın oluş şekli ile araçtaki hasar durumunun birbiriyle uyum sağlamadığı görüşü belirtilmiş”, Mahkemece mahalde keşif yapıldığı, keşif sonrası araçların yönünü ve çarpışan kesimlerini gösterir bir kroki çizilmediği, çarpılan aracın hasarlı bölgelerinin açık ve net biçimde gösteren fotoğrafının bulunmadığı, çarpan araçta görülen motor kaputu, sağ far ve ön kesimindeki hasarı oluşturacak hasarın karşılığının çarpılan araçta net biçimde görülemediği ve bu konuya açıklık getirecek dosyada veri bulunmadığı” araçtaki hasarla kazanın oluşu arasında uyumluluğun bulunmadığı, mevcut bu kazanın bu 2 araç arasında olup olmadığı hususunda kanaate varılamadığı beyan edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı ... firmasının yaptırdığı ekspertiz raporunda; söz konusu hasarın tutanakta ve olay yeri resimlerinde belirtildiği gibi gerçekleşmiş olamayacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
O halde mahkemece olay yerinde keşif yaparak ve kaza yerinin tespit edilmesi, karşı aracın hasarı ile ilgili hasar dosyası açılıp açılmadığının da mahkemece araştırılması yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal nedenler gözönüne alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye göre yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2016/4425 E., 2017/2607 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Her nekadar bilirkişiler Genel Şartlardaki kısa müddet hesabının açık ve anlaşılır olmadığını ifade ederek 6102 sayılı TTK'nın 1419/1. maddesi uyarınca gün esasına göre iade edilecek prim tutarının tespiti yoluna gitmişler ise de;
11. Hukuk Dairesi 2016/4425 E. , 2017/2607 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08/06/2015 tarih ve 2014/724-2015/487 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 02.09.2011 tarihinde elektronik cihaz sigorta poliçesi düzenlendiğini, 15.12.2011 tarihinde müvekkilince poliçe iptal edilmiş ve durum davalıya bildirilmiş ise de, müvekkili şirket yetkilisi Eşref Paşaoğlu'na ait kredi kartından 6.700 TL daha kesinti yapıldığını, poliçenin yürürlükte kaldığı dönem için yapılan toplam tahsilatın fazla olduğunu, fazla tahsil edilen miktarın iadesi için başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, 7.149,49 TL alacağa yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %40'tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, taraflar arasında düzenlenen sigorta poliçesinin 108 gün yürürlükte kaldığı, buna göre davacıdan tahsil edilmesi gerekli sigorta primi 6.210,00 TL olduğu halde 6.790,00 TL fazla prim tahsili yapıldığı ve iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ... 23. İcra Müdürlüğü'nün 2012/3429 sayılı dosyasına davalı borçlunun yaptığı itirazın iptaline, icra takibinin 6.790,00 TL asıl alacak, 184,91 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.974,91 TL üzerinden devamına, asıl alacağa icra takip tarihinden sonra %17,75'i geçmemek üzere avans faizi işletilmesine, 2.789,96 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, elektronik cihaz sigorta poliçesinin iptali nedeniyle fazla tahsil edilen primlerin iadesi amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili, 02.09.2011 tarihinde düzenlenen poliçenin davacı-sigortalı tarafından 15.12.2011 tarihinde iptal edildiğini, kısa süre yürürlükte kalan poliçe için toplam 13.000TL prim tahsil edildiğini, bunun yasal düzenlemelere aykırı olduğunu, gün esasına göre hesap yapılması gerektiğini iddia etmektedir. Davalı vekili ise, Elektronik Cihaz Sigortası Genel Şartları 6/2.b maddesi uyarınca kısa müddet hesabına göre primlerin tahsil edildiğini savunmuştur. Her nekadar bilirkişiler Genel Şartlardaki kısa müddet hesabının açık ve anlaşılır olmadığını ifade ederek 6102 sayılı TTK'nın 1419/1. maddesi uyarınca gün esasına göre iade edilecek prim tutarının tespiti yoluna gitmişler ise de; genel şartlarda açıkça yer alan düzenlemeye göre “...sözleşmenin sigortacı tarafından feshi halinde gün esası, sigorta ettiren tarafından feshi halinde ise kısa müddet esası üzerinden hesap yapılır.” Bilirkişi raporunda kısa müddet hesabının ne olduğu ve bu hesabın nasıl yapılacağına dair hiçbir açıklayıcı bilgiye yer verilmemiştir. Kısa müddet esası, kısa müddetli sigortalarda primin yıllık primler üzerinden, süreye göre belirli yüzdeler uygulanarak hesaplanmasıdır. Bu yüzdeler tarifede belirtilmiştir. Gün esası ise, kısa müddet esası haricinde kalan durumlarda yıllık primin 365'e bölünmesiyle bulunacak günlük primin, gereken gün sayısıyla çarpılarak hesaplanmasıdır. O halde sigortalı tarafından poliçenin iptal edildiği sabit olduğuna göre, artık sigorta şirketi tarafından tahsil edilecek prim tutarının kısa müddet hesabına göre hesaplanması gerekecektir. Kısa müddet hesabının nasıl yapılacağına ve uygulanacak oranlara ilişkin Türk Ticaret Kanunu'nda yada Genel Şartlarda herhangi bir düzenleme yoktur. Bu durumda Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Talimat ve Tarifeleri dikkate alınacaktır. O halde, kısa müddet hesabına ilişkin olarak, poliçe hükümleri ile anılan tarife ve talimatnameler değerlendirilmeden eksik incelemeye dayalı düzenlenen rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2022/6035 E., 2024/8080 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTüketici Mahkemesi
tam metni aç
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı ile dava dışı banka arasındaki sigorta sözleşmesinin karşılıklı güven ve iyiniyet esasına dayalı olarak akdedilen bir sözleşme olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve Hayat Sigortası Genel Şartlarında söz konusu yükümlülük mutlak sigortalı ile de sınırlı tutulmamış Türk Ticaret Kanunu'nun 1412 nci maddesi ve Hayat Sigortası Genel Şartlarının C.2.
4. Hukuk Dairesi 2022/6035 E. , 2024/8080 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2021/31 Esas, 2021/151 Karar
DAVA TARİHİ : 06.08.2014
KARAR : Davanın reddi
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/213 Esas sayılı tazminat davasında yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, kapatılan Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın usulden reddine karar verilmiştir. Ankara 14.Tüketici Mahkemesi'nin 2021/31 Esas sayılı tazminat davasında yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi Ali Abbas'ın T.C. Ziraat Bankası Çubuk Şubesinden 15.200,00 TL'lik tüketici kredisi kullandığını, müvekkillerinin murisine 17.480,00 TL bedelli peşin prim ödemeli 14.05.2013 başlangıç 02.11.2015 bitiş tarihli bireysel kredi müşterileri grup hayat sigortasını yaptırıldığını, muris kredi borçlusu Ali Abbas'ın kredi sözleşmesini akdettiği tarihten yaklaşık 1 sene sonra aniden akciğer kanserine yakalandığını ve 06.06.2014 tarihinde vefat ettiğini, müvekkillerinin murislerinin vefatından sonra 24.06.2014 tarihinde banka şubesi aracılığı ile acenteye başvurarak murislerinin ölümleri ile ilgili gerekli yasal belgeleri sunduğunu ve ancak davalı tarafından yapılan değerlendirmede "sigortalının 2006 senesinde mesane kanseri nedeni ile tedavi olduğunun tespit edildiği, sigorta poliçesi akdi esnasında murisin bu yönde sorulan soruya hayır cevabı" verdiği "soruya evet cevabı verse idi" poliçenin düzenlenmeyeceği gerekçesiyle talebin reddedildiğini, murisin 2006 senesinde mesane tümörü tanısı ile Ankara Üniversitesinde operasyon geçirdiğini ve mesanesi tamamen alındığı ancak sigorta poliçesi düzenlendiği tarihte kanser hastalığı veya şüphesinin mevcut olmadığını, murisin ölümünün mesane kanseri ile alakası olmayan ve metastaz sonucu doğmayan yeni bir hastalıktan, akciğer kanserinden ileri geldiğini, muris ile davalı arasında imzalanan kredi sözleşmesi sertifikasının 6 ncı maddesinin müşterinin ölümü halinde 17.480,00 TL sigorta bedeli sözleşme hükümleri ve Hayat Sigortası Genel Şartları Çerçevesinde Ziraat Hayat ve Emeklilik A.Ş. Tarafından tazminat olarak ödenecektir" hükmünü içermesine rağmen davalının söz konusu meblağı dava dışı bankaya ödemeyi reddettiğini, ayrıca müvekkillerine vefat teminatı ve bakiye teminatın da ödenmediğini bu nedenle de mirasçı olan davacıların hak kaybına ve icra takibine uğramamak için dava dışı bankaya murisin ölümünden sonra kredi taksitlerini ödemeye devam ettiğini, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Bireysel Kredi Müşterileri Grup Hayat Sigortası ile teminat altına alınan ve murisin vefatı ile davacıya kredi veren bankaya ödenmesi gereken sigorta tazminatının tespitini, mirasçı müvekkillere ödenmesi gereken bakiye teminatın ve davalı sigorta şirketi reddettiği için mirasçı müvekkillerin bankaya ödedikleri bedellerin tespiti ve tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı ile dava dışı banka arasındaki sigorta sözleşmesinin karşılıklı güven ve iyiniyet esasına dayalı olarak akdedilen bir sözleşme olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve Hayat Sigortası Genel Şartlarında söz konusu yükümlülük mutlak sigortalı ile de sınırlı tutulmamış Türk Ticaret Kanunu'nun 1412 nci maddesi ve Hayat Sigortası Genel Şartlarının C.2.1 maddesi ile de sigorta ettiren dışındakilerin bilgisi ve davranışına hukuki sonuçlar bağlandığını, Hayat Sigortası Genel Şartlarının Sözleşmenin Yapılması Sırasındaki Beyan Yükümlülüğü'ne ilişkin 2.1. maddesi ile ve Hayat Sigortası Genel Şartlarının C.2.2. maddesinde gerek sigorta ettiren gerekse sigortalı ve temsile sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını ve daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlü olduğunu ayrıca TTK m 1435 vd maddeleri ile ve TTK 1439 uncu maddesinde sigorta öncesi beyan yükümlülüğüne ilişkin düzenlemeleri ve dosya içeriği incelendiğinde sigortalının yasal ve sözleşme yükümlülüklerini açıkça ihlal ettiğinin anlamı ve sigorta bedelinin ödenmemesi gerektiğini belirterek; davanın husumet yönünden reddine, beyan yükümlülüğüne aykırılık ve kanser hastalığının sigorta teminatı dışında bulunması nedeni ile davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.11.2015 tarihli ve 2014/314 Esas 2015/712 Karar sayılı kararıyla; Adli Tıp Kurumu 1.Adli Tıp İhtisas Kurulu'ndan alınan 29.07.2015 tarihli raporda davacılar murisinin ölümünün mesane kanseri ile akciğer large cell nöroendokrin karsinomu ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmede davacılar murisinin kanser olduğunun belirtilmemiş olmakla birlikte kişinin tıbbi özgeçmişinde 2006 yılında mesane kanseri tanısı almış olduğu, 2014 yılında da akciğer kanseri tanısı konduğu, her iki kanserin birbirinden bağımsız kanser türü olduğu, akciğer kanserinin 2014 yılında tespit edilmesi nedeniyle 14.05.2013 başlangıç tarihli sözleşme sırasında kişinin kendisinin akciğer kanseri olacağını bilemeyeceği, davacılar murisinin 14.05.2013 tarihinde kullanılan kredi sırasında kanser olduğunu bildiği, Adli Tıp Kurumundan alınan bilirkişi raporunda davacılar murisinin 2006 yılında mesane kanseri tanısı almış olduğunun bildirildiği, yine Adli Tıp Kurumu raporundan davacılar murisinin ölümünün mesane kanseri+akciğer kanseri neticesinde gerçekleştiğinin anlaşıldığı, taraflar arasında imzalanan sözleşme sırasında davacıların murisinin mesane kanseri olduğunu bildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2017/2307 Esas-2019/11858 Karar sayılı 11.12.2019 tarihli kararı ile; davacılaın murisleri ile davalı sigorta şirketi arasındaki hayat sigortası sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunduğu, davanın açıldığı 06.08.2014 tarihi itibari ile davanın Tüketici Mahkemesi'nin görev alanına girdiği, davada Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olmadığı ve Tüketici Mahkemeleri'nin görevli olduğu dikkate alınmak suretiyle, mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.11.2020 tarihli ve 2020/285 Esas 2020/643 Karar sayılı kararıyla; davacılar, murisleri ile davalı sigorta şirketi arasındaki hayat sigortası sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunmuş olup, davanın açıldığı 06.08.2014 tarihi itibari ile davanın Tüketici Mahkemesi'nin görev alanına girdiği, bu durumda; davada Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olmadığı ve Tüketici Mahkemeleri'nin görevli olduğu açıkça anlaşıldığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
C.Mahkemece Verilen Karar
İlk derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılamada; davacılar murisinin 14.05.2013 tarihinde kullanılan kredi sırasında kanser olduğunu bildiği, Adli Tıp Kurumundan alınan bilirkişi raporunda davacılar murisinin 2006 yılında mesane kanseri tanısı almış olduğunun bildirildiği, yine Adli Tıp Kurumu raporundan davacılar murisinin ölümünün mesane kanseri+akciğer kanseri neticesinde gerçekleştiğinin anlaşıldığı, taraflar arasında imzalanan sözleşme sırasında davacıların murisinin mesane kanseri olduğunu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; müvekkillerin murisinin vefatından önce gelen mesane kanserinin illiyet bağının olup olmadığının tespit edilebilmesi için murise ait tüm tedavi ve hastane kayıtlarının poliçe tanziminden önce teşhisi konulan kanser hastalığı konusunda uzman onkolog dahiliye ve kardiyolog doktor bilirkişilerin de yer aldığı heyete teslimi ile kanser hastalığı teşhisi ile ölüm nedeni arasında illiyet bağı olup olmadığının tespiti için ayrıntılı gerekçeli denetime elverişli bir rapor alınması gerektiği, Adli Tıp Kurumu raporunda imzası olan kurul üyelerinin unvanlarına bakıldığında adli tıp uzmanları, 1 dahiliye uzmanı, genel cerrahi uzmanı, aneztezi uzmanı, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ve çocuk sağlığı ve hastalığı uzmanı olup onkolog uzman mevcut olmadığı, murisin sigorta sözleşmesinin akdedilmesinden yıllar önce tanısı konulup opere edilen mesane ca kanserinden bahsedildiği, sonrasında doğrudan 2014 vefat yılında başvurduğu ve vefat ettiği hastane olan Dr. ...Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesinin hasta epikriz raporu rapora aynen geçirilerek tetkikler ve raporlar üzerinden iki kanserin metastazı arasında bir illiyet bağı tespiti yapılmadan hastanenin önceki tanıyı epikrizde yazdığı şekilde değerlendirme yapılmaksızın bir adli tıp raporu tanzim edildiği, epikriz de hastanın mesane ca tanısı ile 2009 yılında Ankara Üniversitesinde opere olduğundan başkaca mesane kanserinin 2009 operasyonu sonrası bitmediği, sonrasında 2013'de yeniden akciğere metastaz yaptığına dair bir tespit mevcut olmayıp bilgi amaçlı olarak eski tanı epkriz raporunda yer bulduğu, aynı raporda 2014'de hastayı servise yatıran doktor sigorta poliçesi tanzim edilirken varolmayan akciğer kanserinin multimetastazı nedeni ile hastanın terminal dönemde olduğunun beyan edildiği, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmesinin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, şayet sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise sigortacının sözleşmeden cayma hakkı söz konusu olduğunu, ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd maddeleri,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1435 inci maddesi, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2 inci maddesi
3. Değerlendirme
Davacılar murisinin kullanmış olduğu banka kredisi nedeniyle, 14.05.2013-2015 tarihlerini kapsayan hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş; poliçenin düzenlenmesinden sonra, 06.06.2014 tarihinde davacıların murisi vefat etmiştir.
Mahkemece, davacılar murisinin 14.05.2013 tarihinde kullanılan kredi sırasında kanser olduğunu bildiği, Adli Tıp Kurumundan alınan bilirkişi raporunda davacılar murisinin 2006 yılında mesane kanseri tanısı almış olduğunun bildirildiği, yine Adli Tıp Kurumu raporundan davacılar murisinin ölümünün mesane kanseri+akciğer kanseri neticesinde gerçekleştiğinin anlaşıldığı, taraflar arasında imzalanan sözleşme sırasında davacıların murisinin mesane kanseri olduğunu bildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece alınan 29.07.2015 tarihli Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda, davacılar murisinin tüm tedavi evrakları, radyolojik tetkikleri, tahlilleri ve kullandığı ilaçların incelenmesi sonucunda, müteveffa ile Ziraat Hayat ve Emeklilik A.Ş. arasında 14.05.2013 başlangıç 02.11.2015 bitiş tarihli bireysel kredi müşterileri grup hayat sigortası sözleşmesi imzalandığı, söz konusu sözleşmede kanser hastası olduğu belirtilmemiş olmakla birlikte kişinin tıbbi özgeçmişinde 2006 yılında mesanenin infiltratif ürotelyal karsinom, yüksek dereceli (yüzde 25 skuamöz farklılaşma gösteren) kanseri tanısı almış olduğu, 2014 yılında da kişiye “sol akciğer büyük hücreli nöroendokrin karsınom evre 4 (malign plevral sitoloji ve karşı ac met)” tanısına varıldığı, tanı konulan mesane ve akciğer kanserlerinin patoloji tanıları dikkate alındığında; her iki kanserin birbirinden bağımsız kanser türleri olduğu, akciğer kanserinin 2014 yılında tespit edildiği, 14.05.2013 başlangıç tarihli sözleşme sırasında kişinin kendisinde akciğer kanseri olduğunu bilemeyeceği yönünde verilen rapor kapsamında değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,24.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.