6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 143

Türk Ticaret Kanunu 143. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 143- (1) Yeni kuruluş yolu ile birleşmede, bu Kanun ile 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun, ayni sermaye konulmasına dair düzenlemeleri ve asgari ortak sayısına ilişkin hükümleri dışındaki maddeleri yeni şirketin kuruluşuna uygulanır. c) Ara bilanço

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

143 karar eşleşti
4. Hukuk Dairesi, 2022/6503 E., 2024/479 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435, 1436,1437 ve 1439 uncu maddeleri, Hayat Sigortası Genel Şartları.
4. Hukuk Dairesi         2022/6503 E.  ,  2024/479 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/139 E., 2022/215 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-5929 vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 09.06.2021 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Reddi- İtirazın Kabulü İle Davanın Kabulü SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/165377 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın reddine karar verilmiştir. Karara davacılar vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davacılar vekilinin itirazlarının kabulü ile davanın kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların mirasbırakanı...'un İş Bankası'ndan kullandığı tüketici kredisi sonucunda davalı şirket tarafından hayat sigortası yapıldığını, mirasbırakanın 22.03.2021 tarihinde vefat ettiğini, davacılar tarafından davalıya yapılan müracaatın reddedildiğini belirterek poliçede yer alan ölüm teminatı olan 70.000,00 TL'nin ölüm tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacı mirasçılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; bilgi formunun usul ve yasaya uygun olarak elektronik ortamda oluşturulduğunu, poliçede bankanın rehin hakkı alacaklısı olduğunu, bu nedenle aktif husumet yokluğundan red kararı verilmesi gerektiğini, ölenin ölüm nedeninin böbrek hastalığı olduğunu, ancak poliçe tarihinden önce de ölenin kronik böbrek hastası olduğu ve gizlenen hastalık nedeniyle ölümünün gerçekleştiğini, buna rağmen ölenin sağlık beyanı kısmındaki sorulara hayır cevabını vererek bildirim yükümlülüğüne aykırı davrandığını, bu nedenle davacıların talebinin teminat kapsamında olmadığını, faizin başlangıç tarihine ve türüne itiraz ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirket Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliğinin Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında 2015/20 Sayılı Genelge’nin 3 üncü maddesinin; “b) Kişilerin fiziki olarak karşı karşıya gelmesinin söz konusu olmadığı hallerde veya kişiler fiziki olarak karşı karşıya gelmiş olsa dahi formun tesliminin elektronik ortamda yapılmasının taraflarca tercih edilmesi veya işlemlerin elektronik ortamda yapılması gibi işin mahiyetinin gerektirdiği durumlarda bilgi formunun imza karşılığı verilmesi şartı aranmaz.” hükmü uyarınca elektronik ortamda kurulduğu, sunulan belgelerde imzalı formların sertifika olduğu ve bu nedenle imzanın alınabilmiş olduğu ve şirketin usulüne uygun olarak tablet üzerinden ve şifre kullanılarak başvuru sahibi muristen beyan aldığı, murisin ölüm tarihinden önce de kronik böbrek hastası olduğu, ölüm nedeninin de böbrek hastalığı olduğunun belirlendiği, buna rağmen murisin sağlık durumunu doğru beyan etmediği, bu nedenle talep edilen tazminatın teminat dahilinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacılar vekili itiraz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, davacıların babası...’a üç sayfalık Anadolu Hayat Emeklilik Hayat Sigortası Katılım Sertifikası gösterildiği ve bu belgenin bizzat imzalatıldığını, söz konusu sertifikada hastalıklara ilişkin Başvuru Formuna atıf yapılmadığını, bu formlardan ve sağlıkla ilgili hususlardan bahsedilmediğini, kaldı ki davalı sigorta şirketinin murisin her hangi bir onay veya imzasını aldığına ilişkin belge sunmadığını, alalade bilgisayar çıktısı sunduklarını, bu belgenin her zaman oluşturulabileceğini, murise sağlık durumuna ilişkin herhangi bir soru sorulmadığını, sigorta şirketinin dürüstlük kuralı gereği üzerine düşeni yapmayarak murisi bilgilendirmediğini, sigorta şirketinin ispat yükünü yerine getiremediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında yapılan incelemelerde sigortalıya tablet üzerinden sorular sorulduğu davalının kabulünde olmasına rağmen, bu sorulara müteveffanın nasıl cevap verdiğine ilişkin onun imzasını taşıyan her hangi somut bir delil sunulmadığı, Katılım Sertifikası ıslak imzalı düzenlenmiş iken aynı tarihte düzenlendiği anlaşılan bilgilendirme formunda sigortalının ıslak imzasının bulunmadığı, bu hususların sigortalının bu konuda yeterince bilgilendirildiğini ve buna rağmen yanlış beyanda bulunduğunu ispat için yeterli olmadığı, dolayısıyla davalı sigorta şirketinin, sigortalıyı bilgilendirdiği ve fakat müteveffanın bunlara yanlış cevap verdiğini ispat edemediği gerekçesiyle, davacılar vekilinin itirazının kabulü ile davanın kabulüne, 70.000,00 TL tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliğinin Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında 2015/20 Sayılı Genelge’ye göre yapılan bilgilendirmenin usul ve yasaya uygun olduğunu, ölenin gizlenen hastalığı ile ölümü arasında illiyet bağı olduğunu, ölenin hastalığını gizlemiş ve beyan etmemiş olduğunu, doğru beyan yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle talep edilen ölüm teminatının reddi gerektiğini, faizin başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, avans faizine hükmedilmesinin yersiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı sigorta şirketi tarafından hayat sigorta poliçesi ile teminat altına alınan sigortalının hayatını kaybetmesi nedeni ile poliçe vefat teminatı bedelinin tahsili talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435, 1436,1437 ve 1439 uncu maddeleri, Hayat Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Dava, hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nun 1435 inci maddesi ile sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğü, "Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" denilmek suretiyle düzenlenmiş ve bu yükümlülüğün kapsamı belirlenmiştir. Gerek TTK'nun 1435 inci maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları TTK’nın 1439 uncu maddesinde "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440 ıncı maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez." 1439 uncu maddenin ikinci fıkrasında ise; "Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklinde düzenlenmiştir. Poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının, doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin ve sigortacının TTK'nun 1435 ve 1439 uncu maddesindeki hükümlerin uygulanabilmesi için de sigortalının gizlediği iddia olunan hastalık ile riziko (ölüm) arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Somut olayda, davacılar murisinin kullanmış olduğu tüketici kredisi nedeniyle azalan teminatlı hayat sigortası yapıldığı, 17.06.2020/2025 vade tarihli poliçenin davalı ... AŞ. tarafından düzenlendiği, sigortalının poliçenin yürürlük süresi içerisinde 22.03.2021 tarihinde vefat ettiği, ölüm tarihine göre vefat teminatının 70.000,00 TL olduğu, sigortalının kronik böbrek yetmezliği nedeniyle vefat ettiği, sigorta başlangıç tarihinden geriye doğru murisin tedavi evraklarının incelenmesinde 5. evre böbrek yetmezliği hastası olduğu, haftada en az üç gün diyalize girmesi gerektiği, uzun yıllardır kronik böbrek yetmezliği tanısı ile tedavi gördüğü, murisin hastalığının sözleşmenin yapılmasından önce ve sözleşme yapıldığı sırada mevcut olduğu ve ölüm sebebi ile önceden beyan edilmeyen rahatsızlık arasında illiyet bağının bulunduğu, bu durumun hakemce alınan iç hastalıkları ve hemodiyaliz uzmanı bilirkişinin raporuyla da tespit edildiği anlaşılmıştır. Şu halde; murisin sözleşme tarihi öncesinde kronik böbrek yetmezliği olduğu, tedavisinin devam ettiği anlaşılmakla, sigorta sözleşmesi imzalanırken sigortalının sağlık beyanı bölümündeki sağlık ile ilgili tüm sorulara “hayır” cevabını verdiği hususu gözetildiğinde; sigorta sözleşmelerinin karşılıklı iyiniyet ve güven esasına dayalı olarak kurulan sözleşmeler olduğu; güven ve iyiniyet ilkesi ile yasal düzenlemeler (TTK 1435 ve devamı md.) gereği, sigorta yaptıranın önemli tüm hususları poliçenin tanzimi sırasında sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu; davacılar murisi sigortalının poliçe tanziminden önce ölüme sebep olan hastalığını sigortacıya bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığının kabulü ile davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, İtiraz Hakem Heyetince yanılgılı değerlendirmeyle kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 2. Bozma nedeni ve şekline göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesi şimdilik gerekli görülmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın İtiraz Hakem Heyeti'ne gönderilmek üzere Mahkemeye gönderilmesine, 16.01.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Dava, hayat sigorta poliçesi nedeniyle vefat teminat bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı taraf, davalının düzenlediği hayat sigorta poliçesinin vadesi içinde (22.03.2021 tarihinde) murisleri olan sigortalının öldüğünü belirterek poliçedeki vefat teminat bedelinin tahsilini talep etmiş; davanın reddine dair verilen Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına davacı yanın itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince, davanın kabulüne karar verilmiş; sayın çoğunluk tarafından davacılar murisi sigortalının poliçe tanziminden önce mevcut olan ve ölümüne neden olan sağlık sorununu davalı sigortacıya bildirmediği ve beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığından zararın teminat dışı olduğu gerekçesiyle İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verilmiştir. Dosya kapsamında örneği bulunan hayat sigorta sertifikasında davacılar murisi sigortalının imzası bulunduğu halde, sigorta sertifikasının düzenlenmesi esnasında (kuvvetle muhtemel aynı anda) alınan, sigortalı murisin sağlık beyanını da içeren hayat sigortası başvuru formunda sigortalının imzasının bulunmadığı görülmektedir. Davalı sigortacının, risk değerlendirmesini doğru biçimde yapıp sigortayı yapıp yapmama konusunda karar vermesinde temel unsurlardan olan sigortaladığı kişinin sağlık beyanını tespit etmeden hayat sigorta sertifikasını düzenlemeyeceği de aşikardır. Bu itibarla; sigortalı murisin sağlık beyanını içerdiği iddia olunan ancak dosyadaki örneğinde sigortalının imzası bulunmayan "hayat sigortası başvuru formu" adlı belge aslı temin edilip bu belgede sigortalının imzasının olup olmadığı gözetilerek karar verilmesi gerekir. Bu araştırma yapılmadan karar verilmesi eksik inceleme niteliğindedir. Açıklanan nedenlerle; davacılar murisi sigortalının imzasını taşımayan örneği dosyada yer alan "hayat sigortası başvuru formu" adlı belge aslı ya da davalı sigortacıda bulunan örneğinin temin edilmesi, anılan belgede sigortalının imzasının bulunmadığı durumda ölüme neden olan böbrek yetmezliği rahatsızlığı konusunda beyan yükümlülüğüne uyulmadığından bahsedilemeyeceğinden vefat teminat bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi, sigortalının beyan formunda imzasının bulunduğu durumda ise gerçeğe aykırı sağlık beyanı nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1439 uncu maddesi gereği davanın reddine karar verilmesi için İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun araştırma yapılmaksızın davanın reddine karar verilmesi gerektiği şeklindeki bozma kararına katılmıyorum.

Diğer kararlar (4)

4. Hukuk Dairesi, 2022/8562 E., 2024/3855 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6102 sayılı TTK 1435,1439 ve 1440 ıncı maddeleri genel hüküm niteliğinde olduğundan hayat sigortalarında da uygulanmaktadır.
4. Hukuk Dairesi         2022/8562 E.  ,  2024/3855 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/413 D.İş, 2022/411 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-13627 HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında görülen sigorta tahkim davası sonucunda verilen İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisinin dava dışı bankadan kredi kullandığını, muris ile davalı arasında hayat sigorta poliçesinin düzenlendiğini, murisin poliçe teminat süresi içinde öldüğünü, kredi borcuna ilişkin taksitlerin davacılar tarafından ödenmeye devam ettiğini açıklayıp bankaya ödenen 7.885,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Asli müdahil Türkiye Halk Bankası A.Ş. temsilcisi, davacılar yanında asli müdahale talebinin kabulüyle poliçeden kaynaklanan alacağın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; poliçe tanzimi sırasında doğru beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne, 7.885,00 TL'nin davalıdan tahsili ile eşit oranda davacılara ödenmesine, 39.353,00 TL'nin davalıdan tahsili ile asli müdahil bankaya ödenmesine karar verilmiş; karara süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz başvurusunda bulunulmuş, İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının itirazlarının reddine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava, hayat sigortası poliçesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacıların murisi ile davalı sigorta şirketi arasında hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş; poliçenin düzenlenmesinden sonra sigortalı vefat etmiştir. Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6102 sayılı TTK 1435,1439 ve 1440 ıncı maddeleri genel hüküm niteliğinde olduğundan hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Ayrıca anılan bu düzenlemeler, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2 inci maddesi ile sözleşme hükmü halini almıştır. Gerek TTK’nın düzenlemeleri ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2 nci maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmesinin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, şayet sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise sigortacının sözleşmeden cayma hakkı söz konusudur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, poliçenin düzenlenmesi sırasında murisin hastalığının olup olmadığı, sigortalının önceki hastalıkları ile ölümü arasında illiyet bağının olup olmadığı, bu hastalıkları kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile ihbar yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı noktasında toplanmaktadır. Sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olup, taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadır. Davalı taraf, sigortalının doğru beyanda bulunma yükümlülüğünü yerine getirmediği savunmasında bulunmuştur. 6102 sayılı TTK’nın 1439 uncu maddesinde "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440 ıncı maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. (2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder." düzenlemesi yer almaktadır. TTK'nın 1439/2 nci maddesinde, sigortalının kasten ya da ihmali ile beyan yükümlülüğüne uymaması hallerinin, sigortacının tazminat sorumluluğunun son bulması, tazminattan indirim yapılması, proporsiyon hesabı ile tazminatın belirlenmesi şeklinde üç ayrı sonucu olduğu kabul edilmiştir. Sigortalının poliçeden önceki rahatsızlığını bildirmediği ve bu bildirmeme halinin kast derecesinde (buradaki kastın kötüniyetle bildirmeme halini değil, bildiği halde beyansızlığı ifade ettiği dikkate alındığında) olduğu; bildirilmeyen hastalığın doğrudan ölüm nedeni olmadığı (bağlantının bulunmadığı) durumda, ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre (proporsiyon hesabıyla) tazminatın belirlenmesi, TTK'nın 1439/2 nci maddesi gereğidir. Somut olayda hakem heyetince doktor bilirkişiden alınan raporda murisin poliçe tanziminden önce KOAH hastalığının olduğu ve muris tarafından bilindiği, ölüm sebebi ile KOAH arasında illiyet bağı bulunmadığı belirtilmiştir. Dava konusu hayat sigortası sözleşmesi imzalanırken, sağlık beyan formunda murise yöneltilen sağlık ile ilgili sorular içerisinde KOAH hastalığı bulunup bulunmadığının da sorulduğu, sigortalı muris tarafından "HAYIR" cevabı verilerek formun imza edildiği anlaşılmaktadır. Davacıların murisinin KOAH hastalığı sebebi ile ilgili takipte olup, TTK 1435, 1439 ve 1440 ıncı maddelere göre beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı ancak ölüm ile bildirilmeyen hastalık arasında illiyet bağı bulunmadığından TTK 1439/2 nci maddesinin değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacılar murisinin, sigortacı için önemli sayılabilecek bir hususu bildirme yükümlülüğünü ihlali nedeniyle, TTK'nın 1439/2 nci maddesinin son cümlesindeki (proporsiyon hesabıyla) tazminatın belirlenmesi şartları dikkate alınarak bu hususun kararda tartışılması; hayat sigortası düzenleyen farklı sigorta şirketlerinden, bildirilmeyen KOAH hastalığı olan sigortalı adayından alınması gereken primin araştırılması ile davalı sigortacının aldığı prim ile önceki hastalığın bildirilmesi halinde alınması gereken prim arasındaki orana göre (proporsiyonla hesaplanan) tazminattan sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 3. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2022/7351 E., 2024/10382 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
tam metni aç
, sigorta bedelinin tazmin edilemeyeceği ve priminin iade edilmeyeceği hususunun ilgili banka şubesine ve mirasçı Betül İpek'e bildirildiğini, beyan yükümlülüğünün ihlâlinde kusurun kast derecesinde olması sebebiyle, müvekkili sigortacının TTK m.1439/f.2 gereğince tazminat veya bedel ödeme borcu bulunmadığını, mahkeme kastın olmadığı kanaatinde ise, kusurun en azından ihmal derecesinde olduğunun k
4. Hukuk Dairesi         2022/7351 E.  ,  2024/10382 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/1762 E., 2022/627 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi / Davacılar Vekilinin İstinaf Talebinin Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2016/577 E., 2018/207 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'in kullandığı konut kredisine bağlı olarak davalı ile 13.03.2014 başlangıç-13.03.2015 bitiş tarihli hayat sigorta sözleşmesi yaptığını, murisin 07.02.2015 tarihinde vefat ettiğini, müvekkillerinin 04.12.2015 tarihinde erken kapatma ücretini de ödeyerek borcun tamamını kapattığını, müvekkillerinin davalıya başvurarak vefat tazminatını talep ettiklerini ancak müteveffanın poliçe başlangıç tarihinden önce kendisinde bulunan kolon kanseri hastalığını sağlık beyan formunda beyan etmediği belirtilerek taleplerinin reddedildiğini, sigortacının bu formun doldurulması için TTK m. 1423 gereğince aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği konusunda oluşan tereddütlerini gidermek amacıyla kısmi dava açmak zaruretinin hasıl olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL sigorta tazminatının sigortalının vefat tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faiziyle beraber tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigorta poliçesinde daini mürtehin olarak gösterilen Halkbank ... Şubesi'nin davaya muvafakat vermesi gerektiğini, davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davacıların bildirim yükümlülüğünü süresinde yerine getirmediklerini, gerekli bilgi ve evrakları sunmadıklarını, sigortalının vefat tarihi ve poliçelerdeki vefat teminatı tutarı açıkça belirli olduğundan kısmi dava açılamayacağını, müvekkili ile davacılar murisi sigortalı ... arasında 13.03.2014 başlangıç ve 13.03.2015 bitiş tarihli, vefat teminatı 111.112,00 TL olan hayat sigortası yapıldığını, sigortalının 07.02.2015 tarihinde vefat ettiğini, vefat dosyasından müteveffanın ölümüne neden olan kolon kanseri hastalığının sigorta poliçesinin tanziminden önce kendisinde mevcut olduğunun tespit edildiğini, sigortalının TTK m. 1425 ve m. 1436 gereğince bilgilendirildiğini ve sorulan soruları yanıtlayıp daha önce herhangi bir sağlık problemi yaşamadığını ifade ettiğini, Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortası Genel Şartlarının ilgili maddesine istinaden beyan yükümlülüğünün kasten ihlâl edilmesi nedeniyle sözleşmeden cayıldığını, sigorta bedelinin tazmin edilemeyeceği ve priminin iade edilmeyeceği hususunun ilgili banka şubesine ve mirasçı Betül İpek'e bildirildiğini, beyan yükümlülüğünün ihlâlinde kusurun kast derecesinde olması sebebiyle, müvekkili sigortacının TTK m.1439/f.2 gereğince tazminat veya bedel ödeme borcu bulunmadığını, mahkeme kastın olmadığı kanaatinde ise, kusurun en azından ihmal derecesinde olduğunun kabulü ve TTK m.1439/f.2 cümle 1 gereğince en azından tazminattan indirim yapılması gerektiğini savunarak davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hasta Epikrizinde "...Hikaye: 09/2013'de kolon ca+kc met tanısı alan hastaya neoadj folfox başlanmış ancak tolere edememiş... Bilinen hastalıkları: Kolon ca. Kc met. 1 ay önce KT almış" ifadelerinin bulunduğu, Halk Hayat ve Emeklilik A.Ş. Kredi Hayat Sigortası soru formu ile ...'in konut kredisi kullanmış olması nedeniyle 18.03.2013 tarihinden itibaren 73.000,00 TL sigorta teminatı tutarı üzerinden 1 yıl sigorta yaptırdığı, sigortalının sağlık bildirimi sorularına kalp, kanser veya aids tedavisi gördü mü sorusuna hayır cevabı, şimdi tamamen sıhhatte mi sorusuna evet cevabı, bugüne kadar önemli bir hastalık geçirdi mi sorusuna hayır cevabı verdiği, prim tutarının 18.03.2013 tarihinde tahsil edildiği, Kobili Hayat Sigortası Sertifikası ile ...'in 13.03.2014-13.03.2015 tarihleri arasında 1 yıl süreli 1.001,01 TL tutar üzerinden hayat sigortası primi tahakkuk ettirildiği, Ölüm Belgesi ile ...'in 07.02.2015 tarihinde septik şoka bağlı olarak vefat ettiği, Halk Hayat Başvuru Formu ile ...'in 13.03.2014 tarihinde sigortasının başladığı, prim tutarının 1.000,00 TL olduğu, son beş yıl içinde kalp hastalığı, kanser, karaciğer hastalığı, akciğer hastalığı, parkinson hastalığı, nörolojik hastalıklar, şişmanlık, kan hastalıkları, böbrek hastalıkları, pankreas hastalıkları, şeker hastalığı, aids ve diğer önemli hastalıkların birini geçirdiniz mi? Halen devam eden herhangi bir tedaviniz var mı sorusuna hayır cevabını verdiği, dosya kapsamındaki hastane kayıtlarına göre davacılar murisinin önceden kanser tedavisi gördüğü ve poliçe düzenlenirken bu konudaki soruya kasıtlı olarak "Hayır" cevabı verdiği, ölüm ile murisin bildirilmeyen hastalığı arasında illiyet bağının varlığını kabul ettiği, davacının genel işlem şartlarına aykırı sözleşme yapıldığı ve haksız şart oluştuğu iddiası ile hayat sigortası bilgilendirme formunun usule aykırı düzenlendiği iddiasının ise yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; sigorta poliçesindeki risk gerçekleştiği halde davalı şirketin, müteveffa tarafından şahsen doldurulup imzalandığını iddia ettiği sağlık beyan formunda hastalığın beyan edilmediğini ileri sürerek sigorta tazminatı ödemesini yapmadığını, bu tip sigortaların kredi alan müşterilere zorunlu olarak yaptırıldığının bilinen bir gerçek olduğunu, müteveffanın konut kredisi nedeniyle 18.03.2013 tarihinden itibaren 73.000,00 TL sigorta teminatı tutarı üzerinden 1 yıl sigorta yaptırdığını, sağlık bildirimi sorularına kalp, kanser veya aids tedavisi gördü mü sorusuna hayır cevabı, şimdi tamamen sıhhatte mi sorusuna evet cevabı, bugüne kadar önemli bir hastalık geçirdi mi sorusuna hayır cevabı verdiğini, bu soru formunda kendisine sorulan sorulara doğru cevap verdiğini, primini ödediğini, riskin gerçekleşmediğini, poliçenin bir yıllık süresinin bittiğini, geçmiş tarihli ve geçerliliği sona ermiş bir poliçeye ait soru formunun, bir sonraki poliçenin düzenlenmesi sırasında aydınlatma ve bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirildiği kanaatine varılmasına gerekçe gösterilmesinin usule ve hukuka aykırı olduğu yolundaki taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını, davalı tarafça sunulan bilgilendirme formunda tarih olmadığını, müteveffanın isminin bulunmadığını, sadece imza bulunduğunu, bu belgeye dayanılarak aydınlatma ve bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirildiğini iddia etmenin usule ve hukuka aykırı olduğunu, başvuru formunda ise sağlık sorusu başlığında çeşitli sorular sorulduğunu ve hayırla evet arasındaki bir kutucuk içerisinde bu sorulara cevap alındığı izlenimi verilmeye çalışıldığını, bu kutucuktaki çarpı işaretini kimin attığının belli olmadığını, bu belgede sözleşme düzenlenirken tüketiciyle müzakere yapıldığına dair bir emare olmadığını, form üzerindeki el yazılarının kimlere ait olduğunun belli olmadığını, bilirkişinin bu yazıların müteveffa ...'e ait olduğu şeklindeki değerlendirmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin bu uygulamaları kasıtlı olarak yaptığı kanaatinde olduklarını, bu belgelerin ilgili memur tarafından doldurulduğunu, tüketicinin sözleşmeye vakıf olmasının kasten engellendiğini, davalı şirketin sigorta yaptığı kişilerin hasta olduğunu beyan edip biraz daha fazla primle sigorta yapmasını veya sigorta yaptırmadan vazgeçmesini istemediğini, risk gerçekleştiğinde hastanelerdeki sağlık raporlarını tarayarak ve ölümün mutlaka bir hastalıktan dolayı gerçekleşeceği savıyla tazminat ödemeyeceğini bildiğini, eğer sigortalı hasta ise bunu beyan etmeleri için gerekli bilgilendirmeyi yapmayarak ve beyanı evrak oyunlarıyla engelleyerek, risk gerçekleştiğinde hastalık bahanesiyle tazminatı ödemeyeceğini baştan planladığını ve uyguladığını, bunun için de ticari şirkete yakışmayan formları düzenleyerek tüketicileri aldatma cihetine gitttiğini, amacının primi tahsil etmek, tazminatı ödememek olduğunu, davalı şirketin kötüniyetli olduğunu ve kanunun kötüniyeti korumayacağını, genel işlem şartları ve haksız şarta ilişkin Yargıtay kararlarının davada dikkate alınması gerektiği kanaatinde olduklarını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435. maddesi uyarınca sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu, sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edildiği, sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayıldığı, benzer hüküm Hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2. maddesinde de düzenlendiği, sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu, davacılar vekilinin davada genel işlem şartı ve haksız şart ile ilgili Yargıtay kararlarının değerlendirilmesi gerektiğine yönelik istinaf itirazı yerinde görülmediği, ayrıca sigorta poliçesinden kaynaklanan teminat bedeli ile ilgili dava açan davacıların, sonradan poliçenin genel işlem şartı niteliğinde olduğu ve geçerli olmadığı yolundaki iddialarının çelişkili olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacıları mirasbırakanının kullandığı konut kredisi için yapılan hayat sigorta poliçesi kapsamında vefat tazminatı istemidir. 2. İlgili Hukuk Türk Ticaret Kanunu 1435 inci maddesi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere mirasbırakanın kredi kullanımından önce kanser hastası olduğunun kayıtlardan anlaşılmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup bir usulsüzlük bulunmadığından davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 73/2. Maddesi gereğince davacılar harctan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2022/8072 E., 2024/2191 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Poliçenin tanzim edildiği ve rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 1435. maddesi ile sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğü düzenlenmiştir.
4. Hukuk Dairesi         2022/8072 E.  ,  2024/2191 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/17 E., 2021/153 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı T.C. Ziraat Bankası ... Şubesi ile davacıların murisi... arasında 14.11.2014 tarihinde 57.000,00 TL'lik tarımsal kredi sözleşmesi akdedildiğini,...'in 16.04.2015 tarihinde mide kanseri sebebiyle vefat ettiğini, bu sebeple davacıların davalı bankaya müracaat ederek kredi borcunun davalı sigorta şirketinden tahsil edilmesini talep ettiklerini, hastalık tanısının 14.11.2014 tarihinde konulduğu gerekçesiyle davalı banka tarafından bu hususun reddedildiğini, ancak belirtilen tarihte müteveffaya mide kanseri teşhisinin değil ülser teşhisinin konulduğunu, mide kanseri teşhisinin 05.12.2014 tarihinde konulduğunu, yapılan tetkiklerle geçen bu süre zarfında müteveffanın mide kanseri olduğunu bilmesinin mümkün olamayacağını ve bu nedenle krediden vazgeçmesinin beklenilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek davacı müvekkillerinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti ile sigorta bedelinin (65.550,00 TL) dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalı banka ile müvekkili olduğu şirket arasında imzalanan ... Sigorta Sözleşmesi kapsamında, sigorta sözleşmesinden doğan hak ve alacakları talep etme hakkının T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'ye ait olduğunu, aynı sözleşme kapsamında sigortalı varislerinin doğrudan sigorta tazminatına hak kazanmalarının mümkün olmadığını, ... Sigarta Sözleşmesi kapsamında sigorta öncesinden gelen kanser hastalığının teminat dışı bırakıldığını, ayrıca ... Sigorta Bilgilendirme formunun doğru cevaplanarak imzalanması gerektiğini, murisin de bu sertifikayı kabul ederek imzaladığını, sigortalının sigorta kapsamına alınması öncesinde yapılan tetkiklerinde kanser şüphesi/tanısı aldığını, sigortalının mide kanseri olduğunu, vefat nedeni ile kanser hastalığı arasında illiyet bağının bulunduğunu, ölüm belgesinde yazmıyor olsa dahi vefat epikrizinde davacılar murisinin açıkça mide CA tanısı nedeni ile vefat ettiğinin kayıtlandırıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı bankaya borçlunun mirasçıları ve kefilleri ile sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacılar vekili tarafından hangi yasal gerekçeyle borçlu olmadıklarının ortaya konulmadığını ve kredi borcunun halen devam ettiğini, mirasçı olan davacıların mirası reddettiklerine ilişkin bir beyan veya kabullerinin olmadığını, davacıların gerek kefil ve gerekse birinci derece mirasçı olarak borçtan şahsen sorumlu olduklarını, kredi alacağının tahsil ve tasfiye edilmediği dikkate alındığında davacıların borçlu olmadıklarının tespiti talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, borçlunun sözleşme nedeni ile hayat sigortası yaptırmış olmasının ölümden sonra borcun kendiliğinden sona ereceği anlamına gelmediğini, sigortalının ölümü halinde tazminat ödemesinin kredi borcunu kapatmak amaçlı bir uygulama olduğunu, ilgili sigorta şirketi tarafından müşteriye vefat tazminatı ödenip ödenmemesine davalı bankanın hukuken bir müdahalesinin söz konusu olmayacağını, bu hususun sigorta eden ile sigortadan yararlanacaklar arasında çözümlenmesi gereken bir husus olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.09.2017 tarihli ve 2015/57 Esas, 2017/629 Karar sayılı kararıyla; Muris ... ile davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. arasında imzalanan tarımsal kredi sözleşmesi nedeniyle davacıların T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'ye borçlu olmadığının tespitine, davalı ...Ş.'ye karşı açılan davanın kısmen kabulü ile sigorta edilen 65.550,00 TL'nin dava tarihi olan 22.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte Ziraat Hayat Emeklilik A.Ş.'den tahsili ile miras hisseleri oranında 16.387,50 TL'sinin davacı ...'e, 16.387,50 TL'sinin davacı ...'e, 16.387,50 TL'sinin davacı ... ...r'e, 16.387,50 TL'sinin davacı ...'e verilmesine, diğer davacılar ..., ... ve ... açısından davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Bankası Aş ve davalı ... Aş vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 24.04.2019 tarihli ve 2018/705 Esas, 2019/823 Karar sayılı kararıyla; Davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine, davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ... Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'nce verilen 19.09.2017 tarih ve 2015/57 Esas 2017/629 Karar sayılı hükmün, HMK'nın 353/(1)-b-2 nci maddesi uyarınca kaldırılmasına, davacılar tarafından davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. aleyhine açılan davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacılar tarafından davalı ...Ş.'ye karşı açılan davanın kabulü ile sigorta edilen 65.550,00 TL'nin dava tarihi olan 22.07.2015 'den itibaren işleyecek ticari faizi ile Ziraat Hayat Emeklilik A.Ş.'den tahsili ile miras hisseleri oranında 16.387,50 TL'sinin davacı ...'e, 16.387,50-TL'sinin davacı ...'e, 16.387,50 TL'sini davacı ... ...r'e, 16.387,50-TL'sinin davacı ...'e verilmesine, diğer davacılar ..., ... ve ... açısından davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Bankası Aş ve davalı ... Aş vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.12.2020 tarihli 2019/3975 Esas 2020/8567 Karar sayılı ilamı ile; "Davacılar murisi ... ile davalı sigorta şirketi arasında 14.11.2014 tarihinde hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş; poliçenin düzenlenmesinden sonra, 16.04.2015 tarihinde sigortalı vefat etmiştir. Davalı taraf, kanser hastalığının poliçe teminatı dışında olduğunu ve davacılar murisinin poliçe tanzim tarihinde kanser hastası olduğunu bildiğini ve müteveffa sigortalının bu durumu müvekkilinden saklaması nedeniyle sigorta teminatı kapsamı dışında kaldığı savunmasında bulunmuştur. Mahkemece, müteveffaya 02/12/2014-05/12/2014 tarihleri arasında kesin tanı konulduğunu, dolayısıyla poliçe tanzim tarihinden sonra hastalığın kesin tanısının konulduğu, bu sebeple davalı sigorta şirketinin sigortada mevcut bulunan teminat kapsamında sigorta bedelini sigorta mevzuatı çerçevesinde ödemekle sorumlu olduğu şeklinde yorumlanan bilirkişi raporları benimsenerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Poliçenin tanzim edildiği ve rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 1435. maddesi ile sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğü düzenlenmiştir. Sigorta hukukuna ilişkin genel düzenleme mahiyetinde olan bu hüküm, hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun 1435. maddesinde sigorta ettirenin, sözleşmenin kurulması sırasındaki doğru beyan yükümlülüğünün kapsamı düzenlenmiştir. Gerek TTK'nun 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, aynı kanunun 1439/2. maddesinde belirlenmiştir. Dosya kapsamına göre, 14.11.2014 tarihli tarımsal kredi ... sigorta sözleşmesinde, davacılar murisine ayrıca bilgi formu verilmediği, herhangi bir hastalığının olup olmadığının sorulmadığı, bu hususta beyanının alınmadığı anlaşılmaktadır. Ancak sigorta sözleşmesinin 10. maddesinde kanser hastalığının teminat dışı olduğu, sigorta sözleşmesi öncesinden bu hastalığı bulunanlar ya da kanser şüphesi ile herhangi bir tetkik yaptıranlar veya bir tetkik sonrası kanser şüphesi bulgusu olan kişilerin sigorta kapsamına alınmayacağının belirtildiği, sözleşmenin ''okudum, anladım ve teslim aldım'' denilerek davacılar murisi tarafından imzalandığı görülmüştür. Somut olayda; davacılar murisi ...'e ... Devlet Hastanesi'nde çekilen 12.11.2014 tarihli USG raporunda, mide duvarında kalınlık bulunduğu ve endoskopi önerildiği belirtilmiş; ancak raporda herhangi bir kanser şüphesi bulgusu yada kanser şüphesine yer verilmemiştir. Aynı hastahanede 14.11.2014 tarihinde saat 10.00'da, ...'e endoskopi yapılmış, ülsevejetan kitleye rastlanmış, malignite (kanser) şüphesi olduğu belirtilmiş; kesin tanı ise ...Eğitim ve Araştırma Hastahanesi'nde 02.12.2014 tarihinde konulmuştur. Kredi sözleşmesi ve hayat sigorta sözleşmesinin imzalandığı tarihte davacılar murisine kesin tanı konulmadığı gibi, kanser şüphesinin tanımlandığı tarih ile sigorta sözleşmesinin tarihi aynı olup; her ne kadar kanser şüphesinin oluştuğu saatin 10.00 olduğu anlaşılmakta ise de, sigorta sözleşmesinde saat belirtilmemiştir. Poliçe aksi kararlaştırılmadıkça sigortanın poliçede başlama ve sona erme tarihleri olarak yazılan günlerde, sigorta teminatının öğleyin saat 12'de başlayacağı ve öğleyin saat 12'de sona ereceği kabul edilmiştir. Bu itibarla; poliçe tanziminden 2 saat önce konulan tanı ile ölüme etki edecek nitelik taşıyan önceki kronik hastalıkların, riskin kapsamı konusunda değerlendirme yapma hakkı bulunan sigortacıya bildirilmesi gerektiği açıktır. TTK'nun 1439/2. maddesinde, sigortalının kasten ya da ihmali ile beyan yükümlülüğüne uymaması hallerinin, sigortacının tazminat sorumluluğunun son bulması, tazminattan indirim yapılması, proporsiyon hesabı ile tazminatın belirlenmesi şeklinde üç ayrı sonucu olduğu kabul edilmiştir. Sigortalının poliçeden önceki rahatsızlıklarını bildirmediği ve bu bildirmeme halinin kast derecesinde olduğu; bildirilmeyen hastalıkların sadece ölüme etki eden faktör olup doğrudan ölüm nedeni olmadığı (bağlantının bulunmadığı) durumda, ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre (proporsiyon hesabıyla) tazminatın belirlenmesi, TTK'nun 1439/2. maddesi gereğidir. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; davacı murisinin, sigortacı için önemli sayılabilecek bir hususu bildirme yükümlülüğünü ihlali nedeniyle, TTK'nun 1439/2. maddesinin son cümlesindeki proporsiyon hesabıyla tazminatın belirlenmesi şartları da dikkate alınarak bu hususun hükümde tartışılması, gerekli araştırmanın yapılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. " gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.12.2020 tarih ve 2019/3975 E. 2020/8567 K. sayılı bozma ilamına uyulmakla; davacı murisinin, sigortacı için önemli sayılabilecek bir hususu bildirme yükümlülüğünü ihlal ettiği, Ancak endoskopi raporunda kanser şüphesi yazılmış olmakla birlikte bu kişinin kanser olduğu anlamına gelmeyeceği burada varsayımsal bir durumun oluştuğu bu şüphenin sonucunda kanser hastalığı ihtimalinin %50 olacağının açık olduğu, sigortalının bu hususu bildirmesi halinde krediye bağlanan prim ve sigorta miktarının değişeceğinin sabit olması birlikte değerlendirildiğinde mahkemece takdiren sigorta şirketinin ödemesi gereken miktarda %50 oranında indirim yapıldığı, Her ne kadar davacı tarafından muris ve kefillerin HTS kayıtlarının istenilmesi talep edilmişse de, HTS kayıtlarında tarafların birbiri ile olan görüşmelerine ilişkin tarih ve saat bilgisine ulaşılabileceği kredinin çekilme saatinin net bir şekilde elde edilmesinin mümkün olmadığına kanaat getirilerek istemin reddedildiği, davalı banka yönünden davacılar murisi ...'in kullandığı tarımsal kredi borcunun ödendiği, 13.09.2017 tarihinde borcun kapatıldığı ve rehnin kaldırıldığı bildirilmiş olduğundan konusuz kalan borç ile ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; davacılar tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile davacılar tarafından davalı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. aleyhine açılan davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacılar tarafından davalı ...Ş.'ye karşı açılan davanın kısmen kabulü ile takdiren 32.750,00TL'nin dava tarihi olan 22.07.2015 'den itibaren işleyecek ticari faizi ile Ziraat Hayat Emeklilik A.Ş.'den tahsili ile miras hisseleri oranında 8.193,75 TL'sinin davacı ...'e, 8.193,75 TL'sinin davacı ...'e, 8.193,75 TL'sini davacı ... ...r'e, 8.193,75 TL'sinin davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, diğer davacılar ..., ... ve ... açısından davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 12.11.2014 tarihli raporda kanser şüphesi olmadığı bunun müteveffa tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, mütevaffanın kredi başvurusunun kredi tarihiyle aynı olmadığı bu durumun gözden kaçırıldığı, kredinin çekme saatinin HTS kayıtları incelemesi ile ortaya çıkabileceği, müteveffanın kanser şüphesi tanısı konulmadan krediyi çektiğinin kabul edilmesi gerektiği, davalının basiretli tacir olarak kredi saatini tyazması gerekriken yazmamasının proporsiyon hesabında dikkate alınması gerektiği davanın tümden kabulü gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı Türkiye Hayat ve Emeklilik vekili temyiz dilekçesinde; davanın görülmesine bankanın muvafakat verip vermediğin sorulması gerektiğini, müteveffanın sigorta kapsamına alınmadan evvel kanser hastalığına dair tetkik yaptırdığı kredi kullandığı gün kanser tanısı aldığını, beyan yükümlülüğüne kasten aykırı davrandığını, bozma ilamı sonrası hükme alınan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... Bankası A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; davalı hakkındaki dava hakkında konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm verilmesine rağmen aleyhe vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; hayat sigortası poliçesine dayalı sigorta bedelinin tahsili isteminden kaynaklanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1487. Maddesi, Hayat Sigortaları Genel Şartları. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı fazla alınan temyiz harcının temyiz eden davacılara iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2022/1116 E., 2024/4857 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
an pulmoner emboli, koagülasyon bozukluğu ve koroner arter hastalıklarının tanılarının sigorta sözleşmesi akdedilmeden önce, vefattan yaklaşık 1 sene öncesinde konulduğunu, davacıların talebinin teminat dışında kaldığını, zira sigortalının TTK'nın 1435. maddesine göre sözleşmenin yapılmaması veya daha ağır şartlarla yapılmasını gerektiren hususları bildirme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, sigor
4. Hukuk Dairesi         2022/1116 E.  ,  2024/4857 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1373 E., 2021/2009 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü/İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ :Denizli Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/511- 2020/59 Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü, I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 13.12.2016 tarihinde vefat eden ............'un eşi ve çocukları olan davacılar, murisin ticari faliyetleri nedeniyle Garanti Bankası ...............Şubesinden ticari krediler kullandığını, kullanmış olduğu krediler nedeniyle 22.01.2016-22.01.2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 25712316 numaralı garantör hayat sigortası, 25.08.2016-25.08.2020 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 26734146 numaralı uzu süreli eğitim sigortası ve 31.05.2016-07.06.2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 26332373 numaralı kredi hayat sigortası yapıldığını, murisin vefatı üzerine davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak davalı sigorta şirketi tarafından "sigortalının sigortasını yaptırırken pulmoner emboli, koagülasyon bozukluğu, kroner arter rahatsızlığını belirtmediğinden dolayı beyan yükümlülüğünü ihmali ve sözleşme davamında şirkete bildirimde bulunmaması" nedeniyle reddettiğini, 31.02.2016 tarihli 5857262 protokol nolu ...........Üniversitesi Hastanesi raporunda murisin sigorta poliçesi düzenlenirken belirtilen hastalıklarının olmadığını, murisin 13.12.2016 tarihinde rahatsızlanarak......... Sağlık Hastanesine kaldırıldığını ve yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığını, ölüm belgesinde kardiyak aritmi (kalp ritim bozukluğu) nedeniyle vefat ettiğini belirtiğini, bu tür sigortaların sigorta teminatının sigorta süresince sabit olduğunu, sigorta süresi içinde ölüm riskinin gerçekleşmesi halinde kredi borçlusunun kredi borcunun ödenmekte olduğunu, tazminatın kalan kısmı ise sigortalının mirasçılarına ödenmesi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin ödemeden kaçınması nedeniyle mirasçıları olası takip ve ferilerinden kurtulmak için bankaya kredi borcunu ödediğini, davalı sigorta şirketi tarafından ödenmeyen tazminat için iş bu davayı açmak sorunda kaldıklarını, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla poliçeler kapsamında öngörülen tazminatların şimdilik her birinden 10.000,00'er TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL'nin hak ediş tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müteveffanın ölümü neticesinde mirasçıları tarafından yapılan başvuru ile beraber gönderilmiş belgeler içerisindeki TÜİK ölüm belgesi ve ....... Hastanesi, ........... Hastanesi, Denizli Özel Sağlık Hastanesi epikriz/sağlık raporlarından pulmoner emboli, koagülasyon bozukluğu ve koroner arter hastalıklarının tanılarının sigorta sözleşmesi akdedilmeden önce, vefattan yaklaşık 1 sene öncesinde konulduğunu, davacıların talebinin teminat dışında kaldığını, zira sigortalının TTK'nın 1435. maddesine göre sözleşmenin yapılmaması veya daha ağır şartlarla yapılmasını gerektiren hususları bildirme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, sigortalının imzaladığı poliçelerde yer alan "sigorta adayının sağlık beyan formu" başlığı altında sağlık durumu ile ilgili sorulan sorulara olumsuz yanıt vererek diğer kalp rahatsızlığının bulunduğunu beyan etmediğini, sağlık sorularını doğru doldurmadığı takdirde kendisinin ve varislerinin tazminat ödemesinden yararlanamayacağına dair beyanıyla kabul ve taahhüt ettiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile "...Adli Tıp Raporunda ölümü ile sözleşme öncesi tanısı pulmoneremboli hastalığı arasında bir illiyet olduğu kanıtlanamadığı sonuca ulaşılmıştır. Bu durumda, davalı tarafın ölüm nedeninin pulmoneremboli, koagülasyon bozukluğu, kroner arter hastalığı olduğunu tıbben ispat edilemediği için davalı sigorta şirketinin ölüm hadisesi nedeniyle meydana gelen rizikodan sorumlu olduğu görüş ve kanaati..." ile davanın kabulüne davacıların 247.500,00 TL (25712316 nolu Hayat Sigortası, 26332373 nolu Hayat Sigortası ve 26734146 nolu Eğitim Sigortası poliçelerinden kaynaklı ) tazminat alacağının 30.000,00 TL'sine hak ediş tarihi (vefat tarihi) olan 13.12.2016 tarihinden itibaren, bakiye miktarına ise ıslah tarihi olan 15.11.2018 itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara 16.12.2016 tarihli veraset ilamına göre miras payları oranında ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; tazminat talep hakkının öncelikle dain mürtehin Garanti Bankası .......... Şubesine ait olduğunu, bu nedenle aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacıların eldeki davayı kısmi dava olarak ikame etmesinde herhangi bir hukuki yararlarının bulunmadığını, kısmı davanın zamanaşımı süresini kesmeyeceğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça usulüne uygun bir ıslahın bulunmadığını, tarafı olmadıkları Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/936 Esas sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu raporunun hükme esas alınmayacağını, Kadın Doğum Uzmanı, Çocuk Hastalıkları Uzmanı ve Patoloji Uzmanı bilirkişiden oluşan heyet tarafından hazırlanan raporun hükme esas alınamayacağını, doktorların uzmanlığı itibariyle bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığını, davacıların talebinin teminat dışında kaldığını, çünkü sigortalının TTK'nın 1435. maddesi uyarınca sözleşmenin yapılmaması veya daha ağır şartlarla yapılması gereken hususları bildirme yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davayı kabul anlamına gelmemek ile birlikte bir an için illiyet bağının olmadığı düşünülse dahi beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığından tazminattan indirim yapılması gerektiğini, bilirkişi siciline kayıtlı olmayan hesap bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağını, davacılar için eşit pay oranında hüküm kurulması gerekirken veraset ilamındaki oranlarda hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin talep ile bağlılık ilkesi aykırı şekilde davacılar murisinin ölüm tarihi olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı sirketin davacıların murisinin sigorta sözleşmesi düzenlenmesinden önce var olan pulmoner hastalığını kasıtlı olarak beyan etmediğinin ve ölüm ile hastalık arasında illiyet bağı bulunmadığının Adli Tıp Kurumu raporunda belirtilmediği iddia edilip istinaf nedeni yapılmış ise de davacıların murisinin 18.03.2016 tarihli raporunda pulmoner emboli hastalığının izlenmediğinin belirtilmesi, Adli Tıp Kurumu raporunda da pulmoner hastalığının tekrarlayabileceği gibi tamamen iyileşebileceğinin de tıbben bilindiği, sözleşme tarihi itibariyle tam olarak iyileşip iyileşmediğinin tıbben ayrımı yapılamadığı, sözleşme öncesi tanısı konulan pulmoner emboli hastalığı ile ölüm arasında illiyet bağı olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığının belirtilmesi karşısında davalı sigorta şirketinin vefat eden sigortalının sözleşme öncesi tanısı konulan pulmoner emboli hastalığını kasıtlı olarak bildirmediğini ve bu hastalık ile ölüm arasında illiyet bagı bulunduğunu ispat yükü altında olmasına rağmen Adli Tıp Kurumu raporuna bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması nedeniyle bu yöndeki istinaf talebinin yerinde olmadığı..." 14.11.2018 tarihli ıslahın zamanaşımına uğramadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının bilimsel verilere uygun yargı denetimine elverişli, hüküm kurmaya yeterli olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir . C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık konusu dava, hayat sigortası kapsamında murisin vefatı nedeniyle ölüm teminatlarının tahsili istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370. maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435 ve 1439. maddeleri. 3. Değerlendirme 1.HMK 362/1-a ve 362/2. maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre, hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 2021 yılı itibarıyla 78.630,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin bölge adliye mahkeme kararlarının temyizi kabil değildir. Somut olayda davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup, davacılara yönelik temyiz talebi bakımından temyiz sınırının her bir davacı lehine kabul edilen tutar açısından ayrı ayrı belirlenmesi gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile 247.500,00 TL hayat sigortası teminat bedelinin miras hisseleri oranında davacılara ödenmesine karar verilmiş , Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı eş ...'un miras payına isabet eden miktarın 61.875,00 TL’ye tekabül etmesine göre, davacı eş ... lehine kabul edilen tazminat miktarı itibariyle temyiz eden davalı için kesin niteliktedir.Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı vekilince davacı ... yönünden sunulan temyiz dilekçesinin miktar bakımından reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3.Davacının murisi ile davalı sigorta şirketi arasında 22.01.2016-22.01.2017 tarihleri için garantör hayat sigortası, 25.08.2016-25.08.2020 tarihleri için uzun süreli eğitim sigortası, 31.05.2016-07.06.2018 tarihleri için kredi hayat sigortası poliçeleri düzenlenmiş; poliçelerin tanziminden sonra 13.12.2016 tarihinde sigortalı vefat etmiştir. Davalı taraf, sigortalının poliçe tanziminden önce mevcut olan pulmoner emboli hastalığını bildirmeyip sözleşmenin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu aykırılık nedeniyle de zararın teminat dışı kaldığı savunmasında bulunmuştur. Dosyanın incelenmesinde, davacılar murisinin ölüm belgesinde kardiyak aritmi yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Denizli Tüketici Mahkemesi'nin 2019/512 E. sayılı dosyasında; eldeki dosyanın davacılarının, yine hayat sigortasından kaynaklı tazminat talebi ile Agesa Hayat Emeklilik A.Ş. alehine dava açtığı anlaşılmakla, söz konusu yargılama sırasında alınan 29.03.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunun eldeki dosyada hükme esas alındığı görülmektedir. 29.03.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunun incelenmesinde ise; mevcut verilerle murisin kesin ölüm sebebi ve mekanizmasının bilinemediği ve sözleşmesi öncesi tanısı pulmoner emboli hastalığı ile ölüm arasında illiyet bağı olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığı belirtilmiş olup İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince de adli tıp raporunda sigortalının sözleşme öncesi tanısı konulan pulmoner emboli hastalığının murisin kasıtlı olarak bildirmemesi ve bu hastalık ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu hususunda davalının ispat yükü altında olmasına rağmen bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut duruma uygun düşmemiştir. Poliçelerin tanzim edildiği ve rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanun'un 1435 inci maddesi ile, sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğünün kapsamı düzenlenmiştir. Sigorta hukukuna ilişkin genel düzenleme mahiyetinde olan bu hüküm, hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Gerek 6102 sayılı Kanun'un 1435 inci maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, aynı Kanun'un 1439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiş; beyan yükümlülüğüne uymamanın kasten ya da ihmalle olması şeklinde ikili bir ayrım yapılmıştır. Sigortalıda poliçe tanziminden önce mevcut olan pulmoner emboli hastalığının, riskin kapsamı konusunda değerlendirme yapma hakkı bulunan sigortacıya bildirilmesi gerektiği açık olmasına rağmen murise ait başvuru formu incelendiğinde, formda belirtilen hastalıklara hayır yanıtı verilmiştir. Sigortalıda poliçe tanziminden önce mevcut olan pulmoner emboli hastalığının, riskin kapsamı konusunda değerlendirme yapma hakkı bulunan sigortacıya bildirilmesi gerektiği açıktır. Hükme esas alınan 29.03.2018 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu, yukarıda da izah edildiği üzere Denizli Tüketici Mahkemesi'nin 2019/512 E. sayılı dosyanın yargılamasında alınmış olup, söz konusu dosya istinaf incelemesinden geçerek Dairemizin 16.05.2023 tarihli 2022/1117- 2023/6533 sayılı ilamı ile, murisin pulmoner emboli hastalığının bildirilmesi halinde alınacak (alınması gereken) prim ile bildirilmediği için alınan prim arasındaki orana göre proporsiyon hesabıyla ödenecek tazminat bedelinin belirlenmesi gereğine değinilerek hükmün davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; murisin sigortacı için önemli sayılabilecek bir hususu bildirme yükümlülüğünü ihlâl ettiği; 6105 sayılı Kanun'un 1439 uncu maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde kasten beyan yükümlülüğüne uymama hali için yaptırım gerektiğinin düzenlendiği gözetilmek suretiyle; pulmoner emboli hastalığının bildirilmesi halinde alınacak (alınması gereken) prim ile bildirilmediği için alınan prim arasındaki orana göre proporsiyon hesabıyla ödenecek tazminat bedelinin belirlenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin davacı ... yönünden temyiz dilekçesinin hükmün kesin olması nedeniyle REDDİNE, 2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer davacılara yönelik diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 3.Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer davacılar Muhammet Tutuş ve Ali Baran Tutuş yönünden sunduğu temyiz talebinin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.