6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 144

Türk Ticaret Kanunu 144. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 144- (1) Birleşme sözleşmesinin imzalandığı tarih ile bilanço günü arasında altı aydan fazla zaman geçmişse veya son bilançonun çıkarılmasından sonra, birleşmeye katılan şirketlerin malvarlıklarında önemli değişiklikler meydana gelmişse, birleşmeye katılan şirketler bir ara bilanço çıkarmak zorundadır. (2) Aşağıdaki hükümler saklı olmak kaydı ile, ara bilançoya yıllık bilançoya ilişkin hüküm ve ilkeler uygulanır. Ara bilanço için; a) Fizikî envanter çıkarılması gerekli değildir; b) Son bilançoda kabul edilen değerlemeler, sadece ticari defterdeki hareketler ölçüsünde değiştirilir; amortismanlar, değer düzeltmeleri ve karşılıklar ile ticari defterlerden anlaşılmayan işletme için önemli değer değişiklikleri de dikkate alınır. 4. Birleşme sözleşmesi ve birleşme raporu[26] a) Birleşme sözleşmesi aa) Birleşme sözleşmesinin yapılması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

40 karar eşleşti
17. Hukuk Dairesi, 2019/5445 E., 2021/1615 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
maddesi (6102 sayılı TTK 1435,1439 ve 1440. maddeler) her ne kadar mal sigortalarına ilişkin bulunmakta ise de, Yargıtay'ın yerleşik kararları ile hayat sigortalarında da uygulanmaktadır.
17. Hukuk Dairesi         2019/5445 E.  ,  2021/1615 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki Hakem kararına itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı (başvuran) vekili; müvekkilinin 2003 yılından itibaren özel sağlık sigortası yaptırdığını, davalı ... şirketi nezdinde 29.04.2013–29.04.2014 tarihlerini kapsayan limitsiz sağlık sigorta poliçesi bulunduğunu belirterek, ameliyatı nedeni ile ödemek durumunda kaldığı üç adet fatura bedeli toplamı 72.708,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili; başvurunun reddini savunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyetince, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; başvurunun reddine karar verilmiş, davacı vekilinin karara itirazı üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince, başvuru formunun sigortalı tarafından doldurulduğu ve sağlık beyanına ilişkin bilgilere yer verildiği, boy/kilo dengesi hariç şirkete intikal eden belgelerden sigortalı adayının sağlık beyanlarında bir sıkıntı olmadığı ancak, poliçe tanzimi aşamasında söz konusu hususların acente tarafından dikkate alınmadığının anlaşıldığı, sonuçta hem sigorta şirketinin, hem sigortalının, hem de acentenin olayda kusurlu olduğu, davalı ... şirketinin, gözardı edilmeyecek hastalıkları olan sigortalı adayının bu hastalıkları yok saymasının mümkün olamayacağından, mevcut hastalıkların tamamen teminat dışı bırakıldığına ilişkin poliçede bir ifadeye rastlanmamakla ve sigortalının uzun süredir sağlık sigortası kapsamında devam etmiş olması, bu dönem sağlık sorunlarının sisteme yansımış olması ve sigortalının sağlık geçmişini saklama kastının bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olmakla, proporsiyon uygulayarak sonuca gidilmesi gerektiği, gerekçesi ile başvurunun kısmen kabulü ile 27.414,49 TL fatura bedelinin fatura tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Daire’nin 2015/6413 E.-2018/63 K. sayılı ilamında özetle; “Davacı, 22.03.2013 tarihinde davalı sigortaya başvuru için beyan formu doldurmadığını, daha öncesinde dava dışı ... Sigorta A.Ş için 21.02.2011 tarihinde doldurduğu beyan formu üzerinde kopyala-yapıştır yöntemi ile oynama yapılmak suretiyle ve kalp-damar hastalıkları ile ilgili kısımda kazıntı ve silinti yapılarak, yalnızca tarihler değiştirilerek bu beyan formunun davalı ... şirketine verilmiş beyan formu gibi gösterilmeye çalışıldığını iddia etmekte, dava dilekçesi ekinde fotokopisi sunulan ve aracı acenteden temin edildiği belirtilen “... Grup Sağlık Sigortası Başvuru Formu”nun 2. sayfasında ise, hipertansiyon ve diabet hastalıkları kutucuklarının evet olarak işaretlendiği görülmektedir. Davalı tarafından dosyaya başvuru formu sunulmadığı, bu halde koroner anjiyo dışında hipertansiyon ve şeker hastalığının da bildirilmediği gerekçesi ile sözleşmenin iptal edildiği hususunun açıklık kazanmadığı, yine davacının acenteden temin edilen ön bilgi ve bilgilendirme formlarını doldurmadığı ve bu belgeler altındaki imzaların kendisine ait olmadığı iddiaları karşısında, davalı ... şirketinden eksik olan tüm belge asıllarının temini ile gerektiğinde bu belgeler üzerinde konusunda uzman bilirkişilerce inceleme yapılmak ve davacı iddiaları karşılanmak suretiyle, sigortalı davacının var olan hastalıklarını bildirip bildirmediği hususu tespit edilerek buna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetli olmamıştır.” gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti’nce bozmaya uyulmasına karar verilerek yapılan incelemede hükme esas alınan 29.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda, sigortanın poliçeyi iptal etmesine dayanak teşkil eden tüm hastalıklara ilişkin hayır cevabının bulunduğu ve ... Sigorta A.Ş tarafından talep edilen ön bilgi formu ve bilgilendirme formundaki imzaların vekaletname ve hastane evraklarındaki imzalardan farklı olduğu, bu belgeler ... gerçek imzasını taşımadığından sigortalının yanlış beyan vermediğinin kabulü gerektiği, sigortalının imzasını taşımayan formların acente kanalı ile doldurulduğu, acentenin yetkisi dahilinde yaptığı bütün işlemlerin sigorta şirketini bağlayacağı, sigorta şirketinin tazminatın tamamını ödemesi gerektiği, bu nedenle Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılarak, başvurunun kabulü ile 72.708,00TL’nin 06.02.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, sağlık sigorta poliçesi kapsamında davacı tarafından ödenen tedavi gideri bedelinin, davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda, davacının, davalı nezdinde 29.04.2013 tarihinde limitsiz sağlık sigortası yaptırdığı, bu poliçenin daha önceki yıllarda davacının özel sağlık sigortası işlemlerine aracılık eden ve davalının da acentesi olan ... Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş aracılığı ile yapıldığı, davacının rahatsızlanması üzerine 02.10.2013 tarihinde koroner arter by-pass greft x 3 ameliyatı olduğu, davalı ... şirketinden yatış onayı için ret cevabı alındığı, davalının 11 Ekim 2013 tarihli ihtarname ile davacının 20.07.2005 tarihinde koroner anjiyo olduğu, 20.01.2008 tarihindeki muayenesinde ise hipertansiyon ve şeker hastalığı tanıları olduğu bilgilerinin tespit edildiği, bu bilgilerin kendilerine bildirilmediği gerekçesi ile, TTK ve poliçe özel şartlarının beyan yükümlülüğü maddeleri gereği poliçenin iptal edildiği, davacı vekili tarafından 12.02.2014 tarihli ihtarname ile; müvekkili tarafından hiçbir rahatsızlığının ve ilaç tedavisinin gizlenmediği belirtilerek 68.856,00 TL ameliyat ve hastane ücretinin ödenmesini talep ettiği, sonrasında davacının kontrol-tedavi amaçlı kısa süreli hastane yatışı nedeniyle 2.852,00 TL daha ücret ödendiği, bu bedelin de talep edildiği, anlaşılmaktadır. Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6762 sayılı TTK'nın 1290. maddesi (6102 sayılı TTK 1435,1439 ve 1440. maddeler) her ne kadar mal sigortalarına ilişkin bulunmakta ise de, Yargıtay'ın yerleşik kararları ile hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Hatta anılan bu düzenleme, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi ile sözleşme hükmü halini almıştır. Gerek TTK’nın 1290. maddesi (6102 sayılı TTK 1435,1439 ve 1440. maddeler) ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmesinin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Şayet sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise sigortacının sözleşmeden cayma hakkı söz konusudur. TTK. hükümlerine göre poliçe tanzimi sırasında sigortalı, mevcut rahatsızlıklarını kasten gizler ve kasten gizlediği bu rahatsızlık nedeni ile tedavi görür ise talep teminat dışında olup sigorta şirketinin bir sorumluluğu bulunmayacaktır, ancak beyan yükümlülüğünün ihlal edilmesinde sigortalının bir kastının bulunmadığının anlaşılması durumlarda ise talebin teminat dışında kaldığını söylemek mümkün değildir. Daire’nin 15.01.2018 tarihli ilamı ile davacının, acenteden temin edilen ön bilgi ve bilgilendirme formlarını doldurmadığı ve bu belgeler altındaki imzaların kendisine ait olmadığı iddiaları karşısında, davalı ... şirketinden eksik olan tüm belge asıllarının temini ile gerektiğinde bu belgeler üzerinde konusunda uzman bilirkişilerce inceleme yapılmak ve davacı iddiaları karşılanmak suretiyle, sigortalı davacının var olan hastalıklarını bildirip bildirmediği hususu tespit edilerek buna göre bir karar verilmesi gerektiği yönünde hüküm bozulmuş ise de, bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda imza incelemesinin ... bilirkişi tarafından yapıldığı anlaşılmakla, davacının ön bilgi ve bilgilendirme formlarındaki imzaların kendisine ait olmadığı iddialarının yeterince incelenmediği anlaşılmaktadır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Buna göre söz konusu belgeler üzerinde konusunda Grafoloji uzmanı tarafından inceleme yapılmak suretiyle, sigortalı davacının var olan hastalıklarını bildirip bildirmediği hususu tespit edilerek buna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetli olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 18/02/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

17. Hukuk Dairesi, 2016/3837 E., 2019/6137 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TTK'nun 1448.maddesi sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda zararın önlenmesi ve azaltılması ve engel olunması için imkanlar dahilinde önlemler almakla yükümlüdür ve bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı al
17. Hukuk Dairesi         2016/3837 E.  ,  2019/6137 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili; müvekkilinin ... parselde bulunan 2,4,5,8 numaralı bağımsız bölümlerin maliki olduğunu, davalıya konut sigortası ile sigortalı olduğunu, binanın nisan 2013 de yer kayması sebebi ile hasara uğradığını, davalı şirketin sadece bina dışında ve içerisinde oluşan inşaat tadilat giderlerini müvekkile ödediğini davalı şirketin, bina zemin iyileştirme giderlerini ödemediğini, dava dışı diğer malikler ...,... 'nın sigorta şirketi olan Ak Sigorta'nın aynı zarardan dolayı kendi sigortalılarının zararını fazlasıyla karşıladığını, müvekkili ve davalı şirket arasında imzalanan ev sigortası poliçesinde kapsadığı teminatlar arasında yer kayması da bulunmasına rağmen davalı şirketin bugüne kadar müvekkilini mağdur ettiğini ve zararını eksik karşıladığını, TTK madde 1421'de sigortacının en önemli borcunun riziko taşıma borcu olduğunun belirtildiğini, davalı şirketin sözleşmeyle kendisine yüklenen bu yükümlülüğünü müvekkile karşı eksiksiz yerine getirmesi gerekirken davalı şirketin tamamen kötü niyetli davranıp müvekkiline karşı yükümlülüğünü ihlal ettiğini, iş bu sebeplerden dolayı mahkemeye müracaat zorunluluğu hasıl olduğunu, yine açıklanan ve re'sen nazara alınacak nedenlerden dolayı, delillerin toplanmasını, meydana gelen hasar ve zarardan dolayı 10.000,00-TL (bilirkişi incelemesi sonucu harca esas değeri arttırma haklarını saklı tuttuklarını) tazminatın zararın meydana geldiği tarihten itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili; davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere ve dosyadan aldırılan bilirkişi heyeti raporuna göre zemin iyileştirmesi için yapılan fore kazık imalatının riziko gerçekleştikten sonra bina maliki tarafından yaptırılması nedeniyle sigorta kapsamında gerçek zarar olarak düşünülemeyeceği, hasarın oluştuğu tarih itibariyle 8.050,00 TL hasar meydana geldiği, bunun da davalı tarafça davacıya ödendiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, konut sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. TTK'nun 1448.maddesi sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda zararın önlenmesi ve azaltılması ve engel olunması için imkanlar dahilinde önlemler almakla yükümlüdür ve bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmış ise kusurun ağırlığına göre tazminattan bir indirim yapılır. Somut olayda davacı ile davalı ... arasında 13.07.2012 başlangıç tarihli, 13.07.2013 bitiş tarihli yeni tüm ev sigorta poliçeleri imzalandığı, davacıya ait 2,4,5 ve 8 nolu dairelerin sigorta ile teminat altına alındığı, dairelerin bulunduğu binanın Nisan 2013'de meydana gelen yer kayması nedeni ile hasara uğradığı, poliçelerin incelenmesi neticesinde yer kayması rizikosunun teminat kapsamına alındığı, davacı tarafından yer kayması sebebi ile bina temelini güçlendirme çalışmaları yapıldığı ancak yapılan masrafların davalı ... tarafından ödenmediği anlaşılmıştır. Yargılama sırasında mülk ve inşaat bilirkişinden alınan raporda; “taşınmazın arka cephesindeki arazi yapısının yaklaşık %30 eğimli gevşek ve akışkan toprak olup arazinin yer kayması sonucunda binaya yapılan yatay kuvvet (heyelan) neticesinde binanın taşıyıcı sisteminde (kolon-kirişlerde) herhangi bir çatlak olmayıp iç bölme duvarlarında gözle görülür şekilde çatlaklar oluştuğunu, tedbir alınmadığında zaman içinde bu çatlakların betonarme taşıyıcı sisteminde (kolon-kirişlerde ve kolon kiriş bağlantılarında) oluşacağını ve binanın oturulmaz ve yıkılma durumuna gelebiliceğini, binanın etrafına yapılan betonarme kazık sisteminin isabetli karar olup çakılan 22 adet fore kazığın da yeterli olmadığı” belirtilmiştir. Mahkemece TTK 1448 maddesi hükmü değerlendirilmeksizin, ve bina temelinin sağlamlaştırma çalışması için çakılan 22 adet fore kazık için yapılan toplam masrafın tüm arsa maliklerine göre ne kadar düşeceği konusunda ayrıntılı rapor alınmaksızın yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 15/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
17. Hukuk Dairesi, 2015/6413 E., 2018/63 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
maddesi (6102 sayılı TTK 1435,1439 ve 1440. maddeler) her ne kadar mal sigortalarına ilişkin bulunmakta ise de, Yargıtay'ın yerleşik kararları ile hayat sigortalarında da uygulanmaktadır.
17. Hukuk Dairesi         2015/6413 E.  ,  2018/63 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen 29.04.2014 tarih, 2014/3153 sayılı karara karşı yapılan itiraz üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 12.01.2015 tarih, 2015/8 sayılı itirazın kabulü ve başvurunun kısmen kabulüne dair kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkilinin 2003 yılından itibaren özel sağlık sigortası yaptırdığını, davalı ... şirketi nezdinde 29.04.2013–29.04.2014 tarihlerini kapsayan limitsiz sağlık sigorta poliçesi bulunduğunu belirterek, ameliyatı nedeni ile ödemek durumunda kaldığı üç adet fatura bedeli toplamı 72.708,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davalı ... şirketi vekili, poliçe başlangıç tarihi öncesi beyan edilmemiş mevcut hastalık tespit edildiği ve beyan yükümlülüğüne aykırı hareket edildiği gerekçesi ile poliçenin iptal edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre, Allianz Sigorta AŞ'nin, kendisine gönderilen belgeler doğrultusunda sözleşme kurulumu ve sonrasında poliçe düzenleme yoluna gittiği, sigortalının boy/kilo oranı nedeni ile ek prim uygulaması yaptığı, sigortalının da poliçeyi bu şekliyle kabul ettiği, sigortalının var olan olumsuz sağlık bilgilerine vakıf olunması halinde sözleşmenin bu haliyle düzenlenmesinin mümkün olamayacağı ve davalı ... şirketinin, Türk Ticaret Kanunu'nda ve Sağlık Sigortası Genel Şartları'nda yer alan maddelere uygun şekilde hareket ettiği sonucuna varıldığından başvurunun reddine karar verilmiş, davacı vekilinin karara itirazı üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince, başvuru formunun sigortalı tarafından doldurulduğu ve sağlık beyanına ilişkin bilgilere yer verildiği, boy/kilo dengesi hariç şirkete intikal eden belgelerden sigortalı adayının sağlık beyanlarında bir sıkıntı olmadığı ancak, poliçe tanzimi aşamasında söz konusu hususların acente tarafından dikkate alınmadığının anlaşıldığı, sonuçta hem sigorta şirketinin, hem sigortalının, hem de acentenin olayda kusurlu olduğu, davalı ... şirketinin, gözardı edilmeyecek hastalıkları olan sigortalı adayının bu hastalıkları yok saymasının mümkün olamayacağından, mevcut hastalıkları tamamen teminat dışı bırakıldığına ilişkin poliçede bir ifadeye rastlanmamakla ve sigortalının uzun süredir sağlık sigortası kapsamında devam etmiş olması, bu dönem sağlık sorunlarının sisteme yansımış olması, sigortalının sağlık geçmişini saklama kastının bulunmadığı sonucuna ulaşılmış olmakla, söz konusu hastalıkların sürprim alınarak-proporsiyon uygulayarak sonuca gidilmesi gerektiği gerekçesi ile başvurunun kısmen kabulü ile 27.414,49 TL fatura bedelinin fatura tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, sağlık sigortasından kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan araştırma inceleme hüküm vermeye yetkili değildir. Dosya kapsamına göre, davacının, davalı nezdinde 29.04.2013 tarihinde limitsiz sağlık sigortası yaptırdığı, bu poliçenin daha önceki yıllarda davacının özel sağlık sigortası işlemlerine aracılık eden ve davalının da acentesi olan Yibitaş Sigorta Aracılık Hizmetleri AŞ aracılığı ile yapıldığı, davacının rahatsızlanması üzerine 02.10.2013 tarihinde koroner arter by-pass greft x 3 ameliyatı olduğu, davalı ... şirketinden yatış onayı için ret cevabı alındığı, davalının 11 Ekim 2013 tarihli ihtarname ile davacının 20.07.2005 tarihinde koroner anjiyo olduğu, 20.01.2008 tarihindeki muayenesinde ise hipertansiyon ve şeker hastalığı tanıları olduğu bilgilerinin tespit edildiği, bu bilgilerin kendilerine bildirilmediği gerekçesi ile, TTK ve poliçe özel şartlarının beyan yükümlülüğü maddeleri gereği poliçenin iptal edildiği, davacı vekili tarafından 12.02.2014 tarihli ihtarname ile müvekkili tarafından hiçbir rahatsızlığının ve ilaç tedavisinin gizlenmediği belirtilerek 68.856,00 TL ameliyat ve hastane ücretinin ödenmesini talep ettiği, sonrasında davacının kontrol-tedavi amaçlı kısa süreli hastane yatışı nedeniyle 2.852,00 TL daha ücret ödendiği anlaşılmaktadır. Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6762 sayılı TTK'nın 1290. maddesi (6102 sayılı TTK 1435,1439 ve 1440. maddeler) her ne kadar mal sigortalarına ilişkin bulunmakta ise de, Yargıtay'ın yerleşik kararları ile hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Hatta anılan bu düzenleme, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi ile sözleşme hükmü halini almıştır. Gerek TTK’nın 1290. maddesi (6102 sayılı TTK 1435,1439 ve 1440. maddeler) ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmesinin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, formun doldurulmamış olması sigortalının sağlığına ilişkin konularda sigortacıya bildirimde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Şayet sigortalı tarafından var olan hastalık kasten bildirilmemiş ise sigortacının sözleşmeden cayma hakkı sözkonusudur. Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık, poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının 20.07.2005 tarihinde koroner anjiyo olduğunu ve hipertansiyon ve şeker hastalıklarını kasten gizleyip gizlemediği, dolayısı ile ihbar yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı, 22.03.2013 tarihinde davalı sigortaya başvuru için beyan formu doldurmadığını, daha öncesinde dava dışı Güneş Sigorta AŞ için 21.02.2011 tarihinde doldurduğu beyan formu üzerinde kopyala-yapıştır yöntemi ile oynama yapılmak suretiyle ve kalp-damar hastalıkları ile ilgili kısımda kazıntı ve silinti yapılarak, yalnızca tarihler değiştirilerek bu beyan formunun davalı ... şirketine verilmiş beyan formu gibi gösterilmeye çalışıldığını iddia etmekte, dava dilekçesi ekinde fotokopisi sunulan ve aracı acentadan temin edildiği belirtilen “Allianz Grup Sağlık Sigortası Başvuru Formu”nun 2. sayfasında ise, hipertansiyon ve diabet hastalıkları kutucuklarının evet olarak işaretlendiği görülmektedir. Davalı tarafından dosyaya başvuru formu sunulmadığı, bu halde koroner anjiyo dışında hipertansiyon ve şeker hastalığının da bildirilmediği gerekçesi ile sözleşmenin iptal edildiği hususunun açıklık kazanmadığı, yine davacının acentadan temin edilen ön bilgi ve bilgilendirme formlarını doldurmadığı ve bu belgeler altındaki imzaların kendisine ait olmadığı iddiaları karşısında, davalı ... şirketinden eksik olan tüm belge asıllarının temini ile gerektiğinde bu belgeler üzerinde konusunda uzman bilirkişilerce inceleme yapılmak ve davacı iddiaları karşılanmak suretiyle, sigortalı davacının var olan hastalıklarını bildirip bildirmediği hususu tespit edilerek buna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetli olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 15.01.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
17. Hukuk Dairesi, 2016/19604 E., 2017/11126 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.TTK'nun 1448.maddesi sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda zararın önlenmesi ve azaltılması ve engel olunması için imkanlar dahilinde önlemler almakla yükümlüdür ve bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı al
17. Hukuk Dairesi         2016/19604 E.  ,  2017/11126 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen 02.10.2015 tarih, 2015/10209 K sayılı kararı ile başvurunun kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen kararın davalı ... AŞ vekilinin itirazı neticesinde İtiraz Hakem Heyetinin 04.01.2016 tarih, 2016/ İHK-7 sayılı itirazın da reddine dair verilen kararın, süresi içinde davalı ... AŞ vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Başvurucu vekili; 31.12.2014 tarihinde ... Patlayıcı A.Ş adına yaptığı sevk sırasında aracının sol ön taraftaki lastiğinin alev alması sonucu yangının büyüdüğü, alevlerin aracı sardığını, araçtaki patlayıcı maddelerin alev alıp infilak ettiğini, araçta hasar meydana geldiği, hasar tazminatının talebini teminen davalı Kasko sigortasına yapılan başvuruda "patlayıcı madde sigortası" ek teminatı alınmadığı gerekçesi ile taleplerinin reddedildiği, araçtaki hasarın patlayıcıdan değil, lastiğin alev alması sonucu çıkan yangından dolayı olduğunu, kasko poliçesinin hiçbir yerinde böyle bir durumun sigorta teminatı kapsamında olmadığının düzenlenmediği, acente tarafından "patlayıcı madde taşıması" teminatı zeyil yapılmış herhangi bir prim farkının da çıkmadığı belirtilerek 57.000,00 TL kasko bedelinin ödenmesi talep edilmiştir.Davalı vekili, talebin reddini savunmuştur. Hakem heyetince toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre başvurucunun talebinin kısmen kabulüne kısmen reddine, 46.700,00 TL'nin başvurucuya verilmesine, 10.300,00 TL yönünden talebin reddine karar verilmiş, söz konusu karara karşı davalı ... AŞ tarafından Uyuşmazlık Hakem heyetine itiraz edilmiş, itirazın reddedilmesi sebebi ile hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.TTK'nun 1448.maddesi sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda zararın önlenmesi ve azaltılması ve engel olunması için imkanlar dahilinde önlemler almakla yükümlüdür ve bu yükümlülüğe aykırılık sigortacı aleyhine bir durum yaratmış ise kusurun ağırlığına göre tazminattan bir indirim yapılır.Mal sigortaları türünden olan kasko sigorta poliçesinin teminat kapsamını belirleyen A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3.kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Mülga TTK'nun 1293 maddesinde kara sigortaları bakımından sigorta ettirenin tedbir alma mükellefiyeti düzenlenmiştir. Buna göre sigorta ettiren zararı önlemeye ve hafifletmeye yarayacak tedbirleri almakla mükkelleftir. Tedbirin alınmaması halinde anılan maddenin son fıkrasında Mülga TTK'nun 1292/son fıkrasına atıf yapılmaktadır. Bu durumda ise sigorta ettiren gerekli tedbirleri almamış ise, eğer kasıtlı olarak bu şekilde davranmışsa sigorta tazminatını isteme hakkını yitirecek, kusuru ihmal derecesinde olursa,ihmalin ağırlığına göre sigortacının ödemekle yükümlü olduğu sigorta bedelinden indirime gidilecektir. Paralel düzenleme Kasko Genel şartları B-2 de de yer almaktadır.Somut olayda; davacının patlayıcı madde taşıdığı her iki tarafın kabulündedir. Dosyadaki bilgi ve beyanlardan söz konusu yangın aracın sol ön tarafındaki lastiğinden çıkmış olsa bile yangına, mevcut yükün patlayıcı olması sebebi ile müdahale edilemediği anlaşılmaktadır. Yükün patlayıcı olması sebebi ile müdahale edilememesini TTK 1448 madde hükmü gereğince zararın artmasına engel olup olmayacağının mahkemece değerlendirilmesi, konusunda uzman yangın uzmanından da konu hakkında rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı ...vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 29/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2022/297 E., 2024/6033 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435, 1439, 1440, 1487 nci maddeleri, Hayat Sigortaları Genel Şartları.
4. Hukuk Dairesi         2022/297 E.  ,  2024/6033 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1653 E., 2021/1852 K. HÜKÜM/KARAR: Davanın Reddi/İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/557 E., 2021/626 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi müteveffa ...’in Ziraat Bankası A.Ş.'den kullanmış olduğu kredilerini güvence altına almak amacıyla davalı Ziraat Hayat Emeklilik A.Ş. ile akdedilen ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ... ve ....poliçe numaralı kredi hayat sigortaları imzalandığını, ...’in poliçe süresi içerisinde 15.04.2019 tarihinde vefat etmesi nedeniyle kredi hayat sigorta bedellerinin müteveffanın mirasçılarına ödenmesi gerektiğini, mirasçı davacıların davalı sigorta şirketine başvurduklarını, ancak davalı sigorta şirketince müteveffanın kanser hastası olduğu, hastalığını gizlediği, bu hastalık nedeniyle vefat ettiği ve bu nedenle ödeme yapılmayacağı gerekçesi ile talebin reddedildiğini, davalı sigorta şirketinin iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müteveffanın gerek Ziraat Bankası ile kredi sözleşmesi imzalarken gerekse davalı ile hayat sigortası sözleşmesi imzalarken ya da imza tarihinden önce herhangi bir şekilde kanser veya başkaca bir hastalığı bulunmadığını, müteveffanın kanser rahatsızlığının daha sonradan ortaya çıktığını, davacıların müteveffanın Ziraat Bankası A.Ş.'ye olan kredi borçlarını yapılandırıp borcunu kapattıklarını, bu nedenle davalı sigorta şirketinin poliçe numaraları yazılı söz konusu kredi hayat sözleşmeleri bedellerini davacılara ödemesi gerektiğini belirterek şimdilik 1.000,00 TL hayat sigortası tazminatının 15.09.2019 başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tazmini ile davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlık konusu alacak ile ilgili olarak Ziraat Bankası A.Ş ile davalı arasında imzalanan Grup Hayat Sigorta Sözleşmesi kapsamında sigorta ettirenin ilgili Banka olup, sigorta sözleşmesinden doğan hak ve alacakları talep etme hakkının da sigorta sözleşmesi uyarınca Ziraat Bankası A.Ş’ye ait olduğunu, Grup Kredi Hayat Sözleşmesi uyarınca, rizikonun gerçekleşmesi halinde de birinci derecede hak sahibi ve lehdarın da ilgili Banka olduğunu, sigortalı varislerinin anılan sözleşme kapsamında doğrudan sigorta tazminatına hak kazanmalarının mümkün olmadığını, müteveffanın kanser hastalığını poliçe tanziminden önce beyan etmediğini, sigorta öncesinden gelen kanser hastalığının teminat kapsamı dışında olduğunu, davacıların murisinin bilgilendirme formunda halen tedavisi devam eden veya sona eren kanser hastalığınız sorusuna hayır cevabını verdiğini, yalnızca mutlak kanser tanısı değil kanser hastalığına dair teşhis edilen bir bulgunun/şüphenin varlığı ve sona eren kanser hastalığının da beyan yükümlülüğü kapsamında olduğunu, sözleşme şartı olarak beyan yükümlülüğüne aykırı davranılmış olması nedeni ile de sigorta bedelinin ödenmemesi gerektiğini, sigortalı murise ait tıbbi belgelerin incelenmesinde, sigortalı murisin kapsama alınmadan evvel Erciyes Üniversitesi'nin 10.01.2018 tarihli Patoloji Raporu ile ''tanı '' olarak ''Adenokarsinom Pankreas, iğne Başı Biyopsisi'' tanısı konduğunu, sigortalıya iş bu tıbbi belge kapsamında kanser tanısı konduğunu, bu tıbbi belgeye göre sigortalının kapsama alınmadan evvel rektum kanseri tanısı aldığını, esasen bu durumun beyan edilmesi halinde sigortalanma şartı mevcut olmadığından sigortanın zaten hiç yapılmayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesinden alınan 06.05.2021 tarihli Adli Tıp raporunda, ...’in 22.01.2018 ve 30.04.2018 tarihleri arasında pankreas karnisonumu tanısı ile medikal onkoloji servisine yatırılarak kemoterapi uygulandığı, ...’in ilk hayat sigortası poliçesi tanzim tarihi olan 17.05.2018 tarihinden önce 27.12.2017 tarihinde başlayan hastane başvurularının olduğu, muayene ve tetkiklerinin yapıldığı, pankreas kanserinin saptandığı, onkoloji servisine yatış yapıldığı, kemoterapi verildiği, ...’in ileri evre pankreas adenokarsinomu ve gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğü, kişinin ölümü ile kanser hastalığı arasında illiyet bağı bulunduğu, raporun dördüncü sayfasında ...’de saptanan organ metastazı yapmış ileri evre pankreas adenokarsinomunun tedavi ile iyileşme şansının bulunmadığının belirtildiği, davacı vekilinin 14.06.2021 tarihli dilekçesinde ve davalı vekilinin cevap dilekçesinde belirtildiği gibi ...'in, davalı taraf ile kredi hayat sözleşmesini ilk defa 05.01.2018 tarihinde imzaladığı, oysa Adli Tıp raporunda belirtildiği üzere ...’e 27.12.2017 tarihinde kanser teşhisi konulduğu ve kemoretapi uygulanmaya başlandığı, 05.01.2018 tarihli sözleşmenin 11 inci maddesinde sigorta öncesinden gelen kanser hastalığının teminat kapsamı dışında olduğunun açıkça düzenlendiği, teminat dışı haller nedeni ile davalının davacılara tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunda yerel mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda 27.12.2017 tarihinde kaşıntı ve sarılık hikayesi ile muayenelere başlandığının belirtildiğini, ancak raporda, Mahkeme hükmünde belirtildiği gibi 27.12.2017 tarihinde kanser teşhisi konulduğu ve kemoterapiye başlandığı şeklinde bir ibare bulunmadığını, bilirkişi raporunda da görüleceği üzere 22.01.2018 ve 30.04.2018 tarihleri arasında pankreas karnisomu tanısı ile servise yatırıldığı ve kemoterapi uygulandığının belirtildiğini, kredi hayat sözleşmesinin 05.01.2018 tarihinde imzalandığını, poliçenin kanser tanısı konulmadan önce imzalandığını, sigortası sözleşmeleri sırasında ve öncesinde murisin herhangi bir şekilde kanser veya başkaca bir hastalığı bulunmadığını, ...'in kanser rahatsızlığının daha sonradan ortaya çıktığını, raporda her ne kadar ...'in ölümü ile kanser hastalığı arasında illiyet bağı bulunduğu belirtilmiş olsa da, ...'in tedavi opsiyonları, olası yan etki ve komplikasyonlar vb. hususlarda aydınlatıldığını gösteren bir belgeye rastlanılmadığının açıkça ortada olduğunu, bahse konu rapora bu yönleriyle itiraz edildiğini, ancak yerel mahkemece itirazların dikkate alınmadığını, dosyanın ek rapora dahi gönderilmediğini ve bilirkişi raporunda 27.12.2017 tarihinde kanser teşhisi konulduğu ve kemoterapiye başlandığı şeklinde bir ibare bulunmadığı halde bu ibareye dayalı olarak karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar murisinin dava dışı Ziraat Bankası A.Ş'den birden çok kredi kullanıp bu kredileri yine birden fazla hayat sigortası poliçesi ile sigortaladığı, sigortalı murisin imzasını içeren sözleşmelerde kanser hastalığının teminat kapsamı dışında kaldığının belirtildiği, davacılar murisinin de bu rahatsızlığın kendisinde bulunmadığını beyan ettiği, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 06.05.2021 tarihli raporda murisin ölüm sebebi ile kanser hastalığı arasında illiyet bağının bulunduğunun saptandığı, davacılar murisinin ölümüne yol açan hastalığın sözleşme sırasında mevcut olduğu, bu durum karşısında davacılar murisi ile hayat sigortası sözleşmesi yapıldığı sırada Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliğinin 7. maddesi kapsamında davalının bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirdiği, davacılar murisinin ölüm sebebi ile gerçekleşen riziko arasında illiyet bağının mevcut olduğu, davacılar murisinin rahatsızlığını sözleşmenin kuruluşu sırasında söylemeyerek/gizleyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu hali ile İlk Derece Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 3531/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddedilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde istinaf başvurusunda ileri sürdüğü sebepler ve resen görülecek nedenler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; hayat sigortası poliçesinden kaynaklı vefat tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435, 1439, 1440, 1487 nci maddeleri, Hayat Sigortaları Genel Şartları. 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, davacılar murisinin (sigortalı) kanser hastalığı teşhis ve tanısının, davaya konu hayat sigortası poliçelerinin başlangıç tarihlerinden önce konulmuş olduğunun ve ileri evre pankreas adenokarsinomu ve gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğünün, kişinin ölümü ile kanser hastalığı arasında illiyet bağı bulunduğunun, hükme esas alınan 06.05.2021 tarihli Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp raporu ile belirlenmiş olmasına, sigortalı murisinin poliçeye dayalı sağlık beyan formunda kanser hastalığını bildirmeyerek (gizleyerek) imzaladığının dosya kapsamından anlaşılmasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir suretinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine. 11.06.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.