6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 145

Türk Ticaret Kanunu 145. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 145- (1) Birleşme sözleşmesi yazılı şekilde yapılır. Sözleşme, birleşmeye katılan şirketlerin, yönetim organlarınca imzalanır ve genel kurulları tarafından onaylanır. bb) Birleşme sözleşmesinin içeriği

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

11 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2018/5654 E., 2019/286 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
ve 6102 sayılı TTK 1456. maddesi gereğince, rehin hakkı sahibinin kayıtsız ve şartsız davaya muvafakatı halinde sigorta tazminatının sigortalıya ödeneceği hususunda bir kuşku bulunmamaktadır.
11. Hukuk Dairesi         2018/5654 E.  ,  2019/286 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasındaki davada Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'nce verilen 27.05.2018 gün ve 2018/İHK - 4236 Esas sayılı karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, saklanmak üzere tevdi edildiği ... ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olup, dosya için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı yetkilisi, şirketleri adına 15.11.2016 tarihinde Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş. nezdinde ... Sigorta A.Ş aracılığıyla ... Bankası ... Girişim Şubesi tarafından 7342504 numaralı poliçenin düzenlendiğini, işletmelerinin 1 nolu serasında 04.08.2017 tarihinde saat 19:00 sıralarında şimşek çakması sonucunda elektriklerin kesilmesi ve şiddetli fırtına sonrası yağış nedeniyle hasar oluştuğunu, teknik ekiplerince derhal gerekli önlemlerin alınmasını müteakip davalı sigorta şirketine ihbarda bulunulduğunu, ancak davalı şirket tarafından hasar bildiriminin acenteye yapılmasının söylenmesi üzerine ... Sigorta A.Ş. acentesi ... Bankası ... Girişim Şubesine hasar fotoğrafları ve sair bilgilerin sunulduğunu, oluşan hasarlarla ilgili olarak davalı şirket eksperinin 09.08.2017 tarihli raporunu sunduğunu, sunulan ilk rapor sonrasında başvurularının olumsuz sonuçlandığını şifaen öğrendiklerini ve yeniden davalıya başvuru yaptıklarını, bu başvuru üzerine 25.08.2017 tarihinde yeniden eksper görevlendirildiğini ve sunulan raporda yıldırım düşmesi sonucu seraya 10 metre mesafede paratoner olmasına rağmen seranın elektrik motor trafosunun hasar gördüğünün tespit edildiğini, bu rapora rağmen başvurularının yine davalı tarafından reddedildiğini ileri sürerek oluşan hasara istinaden 150.000.- TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, poliçede ... Bankası A.Ş. lehine dain-i mürtehin şerhi olduğundan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, bu mümkün olmazsa davacının serasındaki hasara, açık bırakılan havalandırmadan giren yağmur sularının termal perde üzerinde ağırlık yapması ve buna istinaden termal perdenin ağırlığı kaldıramayarak yırtılması sonucu yağmur suyunun topraksız yetiştirme ortamlarına zarar vermesinin neden olduğunu, eksperlerin sundukları raporlarda %0 plastik örtü, %0 iskelet sistemi ve %0 ürün hasarının belirlendiğini, Devlet Destekli Sera Sigortası Genel Şartları A.4. maddesi uyarınca teminat dışı bırakılan hallerin sayıldığını “ğ” bendine göre “teminat kapsamındaki riskin gerçekleşmesine bağlı olarak, ortaya çıkan dolaylı zararların” teminat dışında bırakıldığını ve davacının iddia ettiği zararın da bu kapsamda olduğunu savunmuştur. Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, tüm dosya kapsamı dikkate alınarak, zararın eksper raporlarında belirtildiği üzere sera yakınında paratoner gibi önlemlerin alınmış olmasına rağmen düşen yıldırım neticesinde seranın elektrik sisteminin hasarlanmasından ve buna bağlı olarak havalandırmanın kapatılamamasından doğduğu, alınan bilirkişi raporunun ise piyasa şartlarına ve hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle talebin kısmen kabulü ile %2 muafiyet oranı ve %20 müşterek sigorta oranı uygulandıktan sonra bakiye 115.132,75 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı sigorta şirketinin itirazı üzerine dosyayı inceleyen İtiraz Hakem Heyeti uyuşmazlık hakem heyetince alınan raporun denetime elverişli olduğu ve hakem heyetince değerlendirilmesinde kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının itirazının reddine karar vermiştir. Sigorta Tahkim Komisyonu kararı davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1- Dava, sera sigortası poliçesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta, davanın dayanağını oluşturan sigorta poliçelerinde ... Bankası A.Ş. ... ... Şube “dain-i mürtehin" olarak gösterilmiştir. Dairemizin yerleşik uygulamaları uyarınca bu durumda, ... Bankası A.Ş.'nin rehin hakkı bulunduğundan, sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle ona ait olup, sigortalı ancak lehine rehin verilen alacaklının açık muvafakatini almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat isteme hakkına sahip olur (14.06.2010 gün ve 2009/430-6814 E.K., 12.10.2012 gün ve 2011/8534-16045 E.K., 08.03.2013 gün ve 2012/4175-4580 E.K.). Buna göre itiraz hakem heyetince, asıl dava ve talep hakkına sahip dava dışı bankadan alınmış, açılan davaya muvafakat veya icazetleri olduğuna dair gerekli belgeyi sunması için davacı tarafa süre verilmesi ve bu usuli eksiklik tamamlandığı takdirde işin esasına girilmesi gerekirken, davacının aktif taraf sıfatının (husumet) varlığına ilişkin olan ve itiraz hakem heyetince re’sen göz önünde bulundurulması gereken bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek ve anılan poliçeye dayalı bir şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin uyuşmazlığın esasına yönelik diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/01/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. Davacının maliki olduğu, ... - Seri - ... 1 parsel sayılı taşınmaz için ... Devlet Destekli Sera Sigortası Poliçesi, ... Bankası ... ... Şube Müdürlüğü'nce tanzim edilmiş, poliçeyi düzenleyen acente (Banka) poliçede dain-mürtehin olarak gösterilmiştir. 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanun'un 13. maddesi gereğince sigorta priminin bir kısmını Devlet desteklemekte, bir kısmını ise sigortalı ödemektedir. Sigortalı tarafından karşılanacak primin ödenmesine ilişkin usul ve esaslar ise Devlet Destekli Sera Sigortası Genel Şartlarının C.1. maddesinde düzenlenmiştir. Uygulamada, Devlet Destekli Sera Sigortası Poliçesinin takside bağlanan ve ödenmeyen primleri için poliçeyi düzenleyen acente lehine rehin hakkı tesis edilmektedir. Genel şartların B.6/2 maddesinde de, muaccel hale gelen tüm prim borçlarının, ilgili sigorta şirketinin beyanı doğrultusunda tazminattan mahsup edilebileceği öngörülmüştür. Bu halde öncelikle, rehin alacaklısından poliçedeki dain-mürtehin kaydının niteliği ve dayanağının sorulması, rehin alacağının ödenmeyen sigorta priminin peşinat dışındaki kalan prim borcuna ilişkin olduğunun anlaşılması durumunda yargılamaya devamla davanın kabulü halinde ödenmeyen sigorta priminin hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi ve kalan sigorta tazminatının sigortalıya ödenmesi gerekir. Poliçedeki dain-mürtehin kaydının sigorta primine ilişkin olmadığının anlaşılması durumunda ise; Dava tarihinde yürürlükte bulunan TMK 879/1. ve 6102 sayılı TTK 1456. maddesi gereğince, rehin hakkı sahibinin kayıtsız ve şartsız davaya muvafakatı halinde sigorta tazminatının sigortalıya ödeneceği hususunda bir kuşku bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, rehin hakkı sahibinin davaya muvafakat etmemesi durumunda nasıl bir yol takip edileceğine ilişkindir. Sayın çoğunluk, bu halde davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı görüşünde ise de, çoğunluk görüşünü destekleyen hiçbir yasal düzenleme bulunmamaktadır. TMK 879 ve TTK 1456 maddesi, sınırlı ayni hak sahibinin muvafakatının bulunmamasını, sigorta tazminatının sigortalıya sadece ödenmesine engel görmüştür ki bu durumda yine sigorta tazminatının sigortalıya ödenmesine karar verilmeli, hüküm fıkrasında ayrıca ödeme esnasında sınırlı ayni hak sahibinin muvafakatının sağlanması hüküm altına alınmalıdır. Açıklanan gerekçe ile İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2016/13695 E., 2018/4957 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
TTK'nın 1459. maddesine göre sigortacı, sigortalının uğradığı zararı tazmin eder.
11. Hukuk Dairesi         2016/13695 E.  ,  2018/4957 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/04/2016 tarih ve 2014/1590-2016/349 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin sigortalısı olan ... Mad. İth. San. ve Tic. A.Ş.'nin ...Servis firmasına sattığı 265 kap kimyasal maddenin Türkiye-Özbekistan taşımasının davalı tarafından yapıldığını, taşımanın Ukrayna'ya kadar gemi, ardından tren ile gerçekleştirildiğini, vagon kapakları açıldığında 2 varil ve 2 ... tankının delindiğinin görüldüğünü, eksilen emtia için müvekkilinin sigortalıya 10.668,81 TL ödeme yaptığını, rucuen tahsil için davalı aleyhine başlatılan takibe itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, emtianın, sigortalının çalışanı tarafından vagona yüklendiğini, müvekkilinin sadece taşımayı organize ettiğini, vagon taşımacılığında, taşıyıcının vagona nezaret etme şansının bulunmadığını, itirazın üzerinden 3 yıl sonra açılan davanın usul ve yasaya uygun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sigortalısının satışını yaptığı ve CIP teslim (Navlun ve Sigorta bedeli ödemiş olarak) şekli ile taşıyıcıya teslim ettiği emtia açısından nef'i ve hasar riskinin alıcı ... firmasına ait olduğu, davacının sigortalısı tarafından emtianın tam bedelinin tahsil edildiği, sigortalı hesaplarında, söz konusu taşıma ile ilgili herhangi bir mal bedeli alacağının kalmadığının saptandığı, taşıma süresince hasar ve zayi oluşması halinde tazminat alacaklısının satıcı değil alıcı olması gerektiği, bu nedenle, davacının, aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi uyarınca sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, davalı tarafından taşınan kimyevi maddelerin taşıma esnasında varil ve tankların delinmesiyle kısmen zayi olduğunu, emtianın alıcısına eksik teslim edildiğini ileri sürerek ödediği tazminatın rücuen tahsili için takip başlatmıştır. Sigortacının halefiyet hakkının doğması için 3 şartın gerçekleşmesi gerekmektedir. Bunlar, geçerli bir sigorta sözleşmesinin varlığı, sigortacının bu sözleşme kapsamında sigortalıya ödeme yapması ve sigortalının kendine zarar verene karşı dava hakkının bulunmasıdır. (Işıl Ulaş, Uygulamalı Sigorta Hukuku Mal ve Sorumluluk Sigortaları, Turhan Kitabevi, Ankara 2010) Somut olayda, davacının sigortalısı tarafından Özbekistan'daki alıcı firmaya düzenlenen CIP teslim şartlı faturanın tarihi 16.05.2012 olup, sigortalının defterlerinde bu faturaya karşılık yapılan ödemeler 03.10.2012 ve 04.10.2012 tarihini taşımaktadır. Bu tarihlerde alıcı tarafından yapılan ödemelerin bir kısmının dava konusu taşımaya ilişkin fatura bedeline karşılık kaydedildiği, bir kısmının da alınan avanslar hesabına virman edildiği sigortalının defterlerinden anlaşılmaktadır. Taşımanın yapıldığı tarihte taşımaya konu malın fatura bedelini henüz alıcıdan tahsil etmeyen sigortalının nakliyat sigortası yaptırmasında hukuki yararının bulunduğu da nazara alınmalıdır. Bu durumda, alınan ekspertiz raporu sonucu bulunan hasar bedelinin geçerli bir sigorta poliçesine istinaden sigortacı tarafından sigortalıya ödenmesinden sonra davacı ... şirketinin aktif dava ehliyetinin bulunduğu gözetilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 29/06/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava; nakliyat emtia sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece verilen davanın reddi kararı Daire çoğunluğunca bozulmuştur. TTK'nın 1459. maddesine göre sigortacı, sigortalının uğradığı zararı tazmin eder. TTK'nın 1472. maddesine göre de; sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde ödediği bedel kadar sigortalısının haklarına hedef olur. Aynı maddenin 2. fıkrası gereğince ise, sigortalının sigortacıya geçen hakları ihlal edici şekilde davranması durumunda, sigortacıya karşı sorumlu olur. Bu düzenlemeler gözetildiğinde, davacının sigortalısı, taşıma nedeniyle eksik teslim edilen malların bedeli de dahil olmak üzere tüm mal bedelini alıcıdan aldığına göre; taşımadan dolayı henüz bir zararı oluşmamıştır. Bu durumda davacının tazminat ödemesi TTK'nın 1459. maddesi kapsamında bir ödeme değildir. Olsa olsa hatır ödemesidir. Bu nedenle TTK'nın 1472. maddesi kapsamında sigortalının halefi konumuda sözkonusu değildir. O halde mahkemenin ret kararı usul ve yasaya uygun olduğundan onanması gerekirken sayın Daire çoğunluğunun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.
4. Hukuk Dairesi, 2023/3709 E., 2024/2416 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
çici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1420, 1453 ve 1459 uncu maddeleri, İşyeri/Hırsızlık Sigortası Genel Şartları.
4. Hukuk Dairesi         2023/3709 E.  ,  2024/2416 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/153 Esas, 2022/1172 Karar DAVA TARİHİ : 26.04.2013 HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece önceki kararda direnme kararı verilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Yapı Kredi Sigorta A.Ş.'ne hırsızlık rizikosuna karşı Eczane Paket Sigortası ile işyerinin 03.09.2012 - 03.09.2013 tarihleri arasını kapsayacak şekilde sigortalanmış olduğunu, 07.11.2012 tarihinde müvekkilinin ... Eczanesi'ne kimliği meçhul hırsızların girerek bilanço hesabındaki stok hesabına göre 654.918,54 TL değerinde ilaç ve 10.000.00 TL değerinde demirbaş eşyayı çalıp kayıplara karışmış olduklarını bugüne kadar da bulunamamış olduklarını, davalıya yaptığı başvurusu üzerine şirketinin zararının tespiti anlamında İnce Sigorta Eksperliği Ltd. Şti ile yaptığı çalışma sonucu müvekkiline 44.090,00 TL ödeme yapılmış olduğunu, eczanesine hırsız girmesi sonucu davalının teminat altına aldığı riskin gerçekleşmiş olduğunu ve müvekkilinin gerçek zararı olan 565.910,00 TL olduğunu belirterek harca esas değer 10.000 TL olmak üzere HMK m.107 gereği bilirkişi tarafından inceleme yaptırılarak sonuca göre yapacağı talep doğrultusunda dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili talebini 18.01.2022 tarihinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 364.000 TL'ye çıkarmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde davacı tarafın harca esas değerin 10.000,00 TL olduğunu belirtmesine rağmen dava dilekçesinin içeriğinde ve sonuç istem kısmında zararlarının 565.910,00 TL olduğu belirtilerek bu miktarın tahsilinin talep edildiğini, bu hususun 6100 sayılı yasanın 109/2 maddesinde talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağının açıkça düzenlenmiş olması karşısında yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI İzmir (Kapatılan) 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.01.2014 tarihli ve 2013/271 Esas, 2014/7 Karar sayılı kararıyla; davacı vekilinin talebinin belirsiz alacak davasına yönelik olduğunu iddia etmiş ise de, davacının 03.04.2013 tarihinde keşide ettiği ihtarnameyle gerçek zararının tamamının 503.000,00 TL olduğunu belirttiği, kendisine ödenen 44.090,00 TL düşüldükten sonra bakiye 458.910,00 TL 'nin ödenmesini talep ettiği, böylece uyuşmazlık konusunun davacı tarafça açıkça belirlemiş olması nedeniyle kısmi dava açmakta hukuksal yararının bulunmadığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi HMK.'nun 107.maddesindeki belirsiz alacak davasının koşulları da bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 2014/5539 Esas, 2016/9322 Karar sayılı ve 15.10.2016 tarihli kararı ile; taraflar arasında talep edilen miktarın tartışmasız olduğundan söz edilemeyeceği, belirsiz alacak davası olarak açılan davaya kısmi dava olarak devam edilmesinin mümkün değil ise de somut olayda davacının kısmi dava açtığı ve dava konusu miktarın taraflar arasında tartışmalı olduğundan davacının kısmi dava açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulünün gerekeceği, mahkemece kısmi dava açıldığı kabul edilerek işin esasına girilip toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B.Mahkemece 1.Bozmadan sonra Verilen Karar İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.04.2017 tarihli ve 2017/221 E., 2017/328 K. sayılı kararı ile; davacı vekili, talebinin belirsiz alacak davasına yönelik olduğunu iddia etmiş ise de davacının 03.04.2013 tarihinde keşide ettiği ihtarnameyle gerçek zararının tamamının 503.000,00 TL olduğunu belirttiği, kendisine ödenen 44.090,00 TL düşüldükten sonra bakiye 458.910,00 TL'nin ödenmesini talep ettiği, dava dilekçesinde de gerçek zarar olan 565.910,00 TL'nin tahsili için HMK’nın 107. maddesi uyarınca dava açtıkları, dava ve karar tarihinde HMK’nın 109/2. maddesinin yürürlükte olduğu, davacı tarafın fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 10.000,00 TL'nin tahsili şeklinde bir talebinin bulunmadığı, bu haliyle davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, dolayısıyla uyuşmazlık konusunun davacı tarafça açıkça belirlenmiş olması nedeniyle kısmi dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi HMK'nın 107. maddesindeki belirsiz alacak davasının koşulları da bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. C.Hukuk Genel Kurul Kararı Hukuk Genel Kurulu'nun 17.11.2020 tarih ve 2019/17-853 Esas-2020/907 Karar sayılı kararı ile; davacının, dava dilekçesinde davalı sigorta şirketi ile işyeri (eczane paket sigortası) sigortası poliçesi düzenlediklerini, işyerinde hırsızlık olayı olduğunu ve bir kısım mallarının çalındığını, davalı şirketin zararın 44.090,00TL olduğu gerekçesiyle bu miktarı ödediğini, gerçek zararının 565.910,00TL olduğunu, 10.000,00 TL harca esas değer üzerinden belirsiz alacak davası açtığını bildirerek talepte bulunduğu, davasını açıkça belirsiz alacak davası olarak nitelendirdiği, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına rağmen alacakların belirli olduğu sonucuna ulaşıldığından somut olayda belirsiz alacak davasının koşulları bulunmamakta ise de, alacaklarının ödenmediğini iddia eden davacının, mevcut yasal düzenlemeler karşısında dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşma imkânı olmadığı, bir mahkeme kararına ihtiyaç bulunması karşısında eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını söylemenin mümkün olmadığı, davacının alacağının tahsili amacı ile ister kısmi, ister tam ... veya belirsiz alacak davası açılmasında her zaman hukuki yararı olduğu, alacağın tartışmasız veya belirli olması hâlinde kısmi dava açılamayacağına ilişkin HMK'nın 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasının yürürlükten kaldırılmış olmasından, yeni düzenleme ile dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılmasında, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceğinin belirtilmiş olmasından dolayı belirli alacaklar için de artık kısmi dava açılması mümkün hâle geldiğine ve davacının alacaklarının bir kısmını dava ettiğinin dava dilekçesi içeriğinden anlaşılmasına başka bir anlatımla davanın kısmi dava olarak görülmesi için gerekli koşulların somut olayda bulunmasına göre, mahkemece dava hukuki yarar yokluğundan reddedilmeyerek bir ara kararı ile kısmi dava olarak görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. D.Mahkemece Hukuk Genel Kurulu kararı üzerine verilen karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6098 sayılı yasanın failin sorumluluğundan kaynaklanın istemlere ilişkin zamanaşımını düzenlerken, 6102 sayılı yasanın ise sigorta ilişkisinde sigortacının sorumluluğuna ilişkin istemlere dair zamanaşımını düzenlediği, somut olayda taraflar arasında sigorta poliçesine dayalı olarak sigortacı sigortalı ilişkisinin bulunduğu, bundan ötürü 6098 sayılı yasanın haksız fiile ilişkin zamanaşımı hükümlerinin taraflar arasında fail-mağdur ilişkisi bulunmadığından uygulanma olanağının bulunmadığı, bu durumda 6102 sayılı yasanın 1420. Maddesi gereğince zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerektiği, davanın ilk açıldığı tarihin 26.04.2013 olduğu, alacağın dava edilen kısmı için zamanaşımının dolmadığı, ancak davanın kısmi dava olduğu, alacağın dava edilmeyen kısmı için zamanaşımının dolduğu, dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL dışındaki miktar için istemin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL nin 22.12.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hırsızlık suçu için İzmir Cumhuriyet Savcılığının 2013/8742 soruşturma sayılı dosyasında soruşturma açıldığını ve soruşturmanın halen devam ettiğini, hırsızlık suçunun ağırlaştırılmış hali olan "geceleyin bina içinde hırsızlık" biçiminde olan eylemin cezasını 5 ila 10 yıl arasında hapis cezasını gerektirmesi ve TCK 66 maddesine göre dava zamanaşımı 15 yıl olduğunu, zamanaşımı süresini belirleyen kriter suç oluşturan eylem olduğunu, müvekkil hırsızlık eylemin derhal sigorta şirketine ihbar ettiğinden tazminat alacağının muaccel olduğunu, alacak 18.01.2022 tarihinde ıslah edildiğinden alacağın zamanaşımına uğramadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafın kendi defter ve kayıtları ile dahi dava konusu ettiği tazminat tutarının ispat edilemediğini, mahkemece esas alınan 01.12.2022 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesi ile de görüleceği üzere raporun davacı tarafça uhdesinde bulundurulması zorunlu olan ticari defterler olmadan dosyada yer alan gelir vergisi beyannameleri incelenmek suretiyle farazi olarak tanzim edildiğini, ekspertiz raporunda ise hırsızlık olayına konu işyerinde tek tek inceleme yapılarak fiili durumun tespit edildiğini, davacının iddia ettiği ilaç sayısının eczanenin tüm alanları dikkate alınarak dahi eczanede bulunmasının mümkün olamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, işyeri sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1420, 1453 ve 1459 uncu maddeleri, İşyeri/Hırsızlık Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve zamanaşımı süresinin dolduğu, davacının zarar tespitini yapan raporun uygun olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir VI. KARAR Açıklanan sebeplerle Davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı fazla alınan temyiz giderinin temyiz eden davacıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2023/3973 E., 2024/1551 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSamsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddeleri ile TTK’nın 133 ve 145. maddeleri.
6. Hukuk Dairesi         2023/3973 E.  ,  2024/1551 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1261 E., 2023/1312 K. BİRLEŞEN 2022/589 ESAS SAYILI DAVADA HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/571 E., 2023/243 K. Taraflar arasındaki sıra cetvelinin iptali isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen şikayetlerin kabulüne karar verilmiştir. Kararın şikayet olunan ... AŞ.’den temlik alan ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayet olunan temlik alan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl dosyada şikayetçi vekili şikayet dilekçesinde özetle; borçlunun ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş. nezdindeki kâr payının dağıtımına ilişkin düzenlenen sıra cetvelinde ilk sırada yer alan şikayet olunanların usulüne uygun bir hacizleri olmadığını, İİK’nın 94/1 maddesi uyarınca koyulan hacizlerin geçersiz olduğunu, şikayetçinin de İİK’nın 94/1 maddesi uyarınca koyduğu hacze ilişkin olarak borçlunun şikayette bulunduğunu ve 08.08.2019 tarihinde koyulan haczin iptaline karar verildiğini, şikayetçinin daha sonraki tarihlerde koyduğu İİK’nın 89/1 maddesi uyarınca haczinin geçerli olduğunu, ancak 1 ve 2. sıradaki şikayet olunanların İİK'nın 94/1 maddesi uyarınca koydukları haczin geçersiz olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve şikayet etmiştir. Birleşen dosyada şikayetçi vekili, ilk sırada yer alan şikayet olunanın haciz tarihinin sıra cetvelinde hatalı gösterildiğini, borçlunun takibin iptaline ilişkin dava açtığını ve dava sonucu kararın 10.11.2020 tarihinde kesinleştiğini, haciz tarihinin bu tarih kabul edilmesi gerektiğini, kaldı ki Samsun 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/378 Esas, 2022/531 Karar sayılı kararı ile şikayet olunan şirket hisseleri ve kâr payına yönelik haciz işleminin iptaline karar verildiğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleşen dosyada şikayet olunan ... A.Ş. vekili ve asıl davada Vakıfbank T.A.O. vekili şikayetin reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alacaklısı ... A.Ş. olan dosyadan konulan hacizlerin iptaline karar verildiği ve dolayısıyla takip borçlusunun şirket nezdindeki hisse paylarına konulan haczin geçerli olmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen dosyalardaki şikayet istemlerinin kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde asıl ve birleşen dosyalar açısından şikayet olunan vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Asıl ve birleşen dosyada şikayet olunan vekili, hacizlerin usulüne uygun olduğunu beyan ederek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak şikayetin reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şikayet olunanın takibin taliki veya iptali istemine ilişkin davada davanın reddine karar verildiği ve kararın 10.11.2020 tarihinde kesinleştiği, haczin kesinleşme tarihinin yanlış gösterildiği, ayrıca şikayet olunan tarafından koyulan hacizlerin Samsun 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2022/378 Esas, 2022/531 Karar sayılı karar ile iptal edildiği, sıra cetvelinin iptaline ilişkin verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde şikayet olunan ... A.Ş.’den temlik alan ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen dosyada şikayet olunan ... A.Ş.’den temlik alan ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; takibin iptaline ilişkin davada takipler durmadığından haczin kesinleşmesini etkilemeyeceğini, Samsun 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/378 Esas, 2022/531 Karar sayılı kararın bölge adliye mahkemesi kararı ile kaldırıldığını beyan ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK’nın 88., 89., 94., 142. maddeleri ile TTK’nın 133 ve 145. maddeleri. 3. Değerlendirme 1. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 133. maddesi 6762 sayılı TTK'nın 145. maddesinden farklı bir düzenlemeye yer vermiştir. Bu düzenlemeye göre, sermaye şirketlerinde alacaklılar, alacaklarını, o ortağa düşen kâr veya tasfiye payından almak yanında, borçlularına ait olan, senede bağlanmış veya bağlanmamış payların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun taşınırlara ilişkin hükümleri uyarınca haczedilmesini ve paraya çevrilmesini isteyebilirler. Haciz, istek üzerine, pay defterine işlenir. Borçlunun anonim şirkete ait kar payına haciz müzekkeresi ile haciz koyulması mümkündür. 2.Somut olayda; alacaklı ... A.Ş. tarafından borçlunun ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş.'deki kar payına müzekkere ile haciz konulmuş olup, yapılan işlemde yasaya uymayan yön olmadığı, her ne kadar ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi tarafından Samsun 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2022/378 Esas, 2022/531 Karar sayılı karar ile iptal edildiği gerekçesi ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmiş ise de iptale ilişkin ilk derece mahkemesi kararının Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nin 2022/3643 E., 2023/504 K. sayılı kararı ile kaldırıldığı ve şirket kar payı haczine yönelik şikayetin reddine karar verdiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşıldığından mahkemenin koyulan hacizlerin iptal edildiğine ilişkin gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. 3. Öte yandan; İİK'nın 169/1. ve 170/1. maddeleri gereğince borçlu tarafından icra mahkemesine yapılan itiraz ve mahkemece verilen karara karşı kanun yolu başvurusunun satıştan başka icra muamelelerini durdurmadığı dikkate alındığında borçlunun takibin iptali veya taliki istemine ilişkin şikayetin haciz tarihini etkilemeyeceği, şikayet olunan ... A.Ş.’nin haczinin kesinleşme tarihinin tespitinde, Samsun 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/415 Esas, 2019/565 Karar sayılı dosyada borçlunun, ... A.Ş.’ye yönelik şikayetinin reddine ilişkin kararın kesinleşme tarihinin dikkate alınması gerektiğine ilişkin gerekçede de isabet bulunmamaktadır. 4. Bu durumda anonim şirkete ait kâr payına haciz müzekkeresi ile koyulan hacizlerin geçerli olduğu ancak sıra cetvelinde dağıtıma konu olan şirket kar payı alacağının ortaklara dağıtım kararından itibaren İİK’nın 106. maddesi uyarınca 6 ay içerisinde şikayet olunan ... A.Ş. ve diğer haciz sahiplerinin paranın celbini isteyip istemedikleri ve buna göre hacizlerin düşüp düşmediği araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. KARAR: Açıklanan nedenle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden alacağı şikayet olunan (temlik alan) ...'ya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2023/4827 E., 2024/6783 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ik lehine sigortalatmayı taahhüt ettiği, bu kapsamda teknenin malik adına sigortalandığı, sigorta poliçesinde de Pupa Yelken'in sigorta ettiren olarak gösterildiği, başkası lehine sigorta niteliğinde olan Mavi Dalga Yat Sigorta Poliçesinin 6102 sayılı Kanun'un 1454 üncü maddesi uyarınca sigorta sözleşmesinden doğan hakların sigortalıya ait olduğu, sigorta poliçesinde sigortalının sigorta tazminatı
11. Hukuk Dairesi         2023/4827 E.  ,  2024/6783 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1143 Esas- 2023/965 Karar HÜKÜM : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Deniz Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2017/240 E. - 2020/47 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait Tender Alen 55 isimli teknenin davalı şirket tarafından mavi dalga yat poliçesi ile sigortalandığını, teknenin 26.06.2015 tarihinde seyir halindeyken bir balık çiftliği kafesine çarpması sonucunda teknede oluşan hasar bedeli ile balık çiftliğinde meydana gelen hasar bedelinin karşılanması için davalı ile görüşmeler yapıldığını, sigorta eksperi tarafından dava dışı şirkete gönderilen 11.09.2015 tarihli e posta yazısında "gelen bilirkişi raporu da dikkate alınarak Allianz 'ın da onayı ile balık çiftliği ile 400.000,00 TL'de mutabakata varıldığı"nın ifade edildiğini, buna rağmen BDS Sigorta Aracılık Hizmetlerinin 02.12.2015 tarihli e posta yazısında kazanın teminat dışı olarak değerlendirildiğini, dayanak olarak da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1467 nci maddesinin gösterildiğini, poliçenin söz konusu tekneye özel ve bağımsız olarak, üçüncü şahıslara verilecek zararları da içerecek şekilde koruma sağlamak amacıyla düzenlendiğini, davalı ile düzenlenen bu poliçenin özellikleri nazara alındığında himaye sigortası veya klüp sigortası olarak da anılan P&I niteliğindeki bir sigortanın mükerrer sigorta olduğundan bahsedilemeyeceğini, bu nedenle mükerrer poliçe iddiasının asılsız olduğunu, poliçenin ikinci sayfasının ''Üçüncü Şahıs Sorumluluk Teminatı'' başlıklı maddesinde üçüncü şahıslara karşı sorumluluk rizikolarının İnstute Yacht Clause'un 11.kloz hüküm ve şartları dahilinde 10.000.000,00 euro limit ile teminat altına alındığına dair hüküm bulunduğunu, dolayısıyla poliçede atıf yapılan Enstitü Yat (Kotra) Klozlarının 11.maddesi gereğince teknenin karıştığı kaza sonucu ortaya çıkan üçüncü kişi zararının da teminat kapsamında olduğunu ileri sürerek, kaza dolayısıyla oluşan 450.000,00 TL tutarındaki üçüncü şahıs zarar bedelinin hasar bildiriminin yapıldığı 03.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, kaza nedeniyle Tender Alen 55 isimli tekne için yapılan masraflar toplamı olan 9.134,74 TL'nin 10.02.2015 başlangıç tarihli Mavi Dalga Yat Poliçesi kapsamında 03.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu teknenin aynı zamanda yurtdışında da sigortalandığını, yurtdışı poliçesinin başlangıç tarihinin müvekkili şirket nezdinde düzenlenen poliçeden daha önce olduğunu, bu nedenle ortada mükerrer çifte sigortanın mevcut olduğundan müvekkilinin tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, ekspertiz raporunda kazanın kaptan kusurundan kaynaklandığının değerlendirildiğini, kaza anında kaptan ... Abay'ın kaptan yetkilendirme belgesinin de fiilen mevcut olmadığını, bu nedenle de hasarın sigorta teminatı dışında kaldığını, talep edilen tazminat tutarının fahiş olduğunu, davacı tarafın Tender Alen 55 isimli tekne için yapıldığını iddia ettiği tamir masrafların da itiraz ettiklerini, bu masrafların yapıldığının ayrıca ispatlanması gerektiğini, ayrıca balık çiftliğinde oluşan zarara mahsuben balık çiftliği sahiplerinden ... Durmaz'a 100.000,00 TL ödeme yapanın Pupa Yelken Turizm Danışmanlık ve Yat İşl. A.Ş. olduğunu, teknenin kiralanmış olup ödenmenin kiracı tarafından yapılması sebebiyle tazminat talebinin teminat kapsamı dışında olduğunu davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, tüm bunların yanısıra sigorta poliçesinde yer alan muafiyet şartının yapılacak hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, talep edilen faiz ve faiz başlangıç tarihini de kabul etmediklerini, kaza ihbarının 03.07.2015 tarihinde yapıldığı dikkate alındığında temerrüdün TTK'nun 6102 sayılı Kanun'un 1427 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre 18.08.2015 tarihinde oluştuğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, teknenin davalı ... şirketi tarafından sigortalı olduğu konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlığın mükerrer sigorta poliçesi düzenlenip düzenlenmediği, bundan dolayı davalı ... şirketinin kendi düzenlemiş olduğu sigorta poliçesinden dolayı tazmin sorumluluğunun ortadan kalkmış sayılıp sayılamayacağı, sorumluluğunun mevcut olduğunun kabulü halinde meydana gelen riziko nedeniyle balık çiftliği ve teknedeki gerçek hasar miktarının ne kadar olduğu ve rizikonun sigorta teminatı kapsamında kalıp kalmadığı hususlarında toplandığı, davacının sahibi olduğu eski ismi Tender Alen 55 olan Tugela teknesinin 10.02.2015 başlangıç, 10.02.2016 bitiş tarihli Mavi Dalga Yat Poliçesi ile davalı ... şirketi nezdinde sigortalı olduğu, teknenin davadışı Pupa Yelken Turizm Danışmanlık ve Yat İşl. AŞ'ye 01.03.2015 - 31.08.2015 tarihleri arasında kiraya verildiği, kira sözleşmesinde Pupa Yelken'in kira sözleşmesi süresince tekneyi malik lehine sigortalatmayı taahhüt ettiği, bu kapsamda teknenin malik adına sigortalandığı, sigorta poliçesinde de Pupa Yelken'in sigorta ettiren olarak gösterildiği, başkası lehine sigorta niteliğinde olan Mavi Dalga Yat Sigorta Poliçesinin 6102 sayılı Kanun'un 1454 üncü maddesi uyarınca sigorta sözleşmesinden doğan hakların sigortalıya ait olduğu, sigorta poliçesinde sigortalının sigorta tazminatının sigortacıdan talep hakkını önleyen aksine bir düzenleme bulunmadığından tarafların işbu davada aktif ve pasif husumet ehliyetlerinin bulunduğu, dosya içerisindeki e posta yazışmalarından kaza sonrası üçüncü şahıs durumundaki balık çiftliğinde oluşan zararın karşılanması konusunda davalı ... şirketinin onayı alınarak 400.000,00 TL tutar üzerinden mutabakata varılarak üçüncü şahıs balık çiftliği ile davacı arasında doğan zararın karşılanması için protokol imzalandığı, dosyaya ibraz edilen dört adet ödeme dekontundan anlaşıldığı üzere davacının protokol kapsamında balık çiftliği sahibine toplam 400.000,00 TL ödeme yaptığı, hükme esas alınan bilirkişi kurulu tarafından balık çiftliğindeki zarar miktarı sigorta muafiyeti uygulandıktan sonra 428.843,00 TL olarak tespit edildiğinden protokol ile kabul edilen 400.000,00 TL'nin bu tutarın içerisinde kaldığının tespit edildiği, sigorta teminatı kapsamında 400.000,00 TL'nin davalıdan tahsil edilebileceği, yine bilirkişi raporunda kaza sonrası Tugela teknesindeki hasara ilişkin 2.360,00 TL bakım ve tamir masrafının poliçe muafiyet klozu kapsamında kaldığı ancak teknenin çekilmesi için 4.720,00 TL, marinaya iniş çıkış masrafları için de 4.054,74 TL ödeme yapıldığı tespit edildiğinden poliçede yer alan çekme-kurtarma ek teminatı kapsamında 4.720,00 TL + 2.054,74 TL = 6.774,74 TL'den taleple bağlı kalınarak 6.774,00 TL'nin davalıdan tahsil edilebileceği, tamir masrafları poliçe muafiyeti kapsamında kaldığından bu talebin reddi gerektiğinden davanın 406.774,00 TL (400.000,00 TL + 6.774,00 TL) üzerinden kısmen kabulü ile bu tutardan davalı Beşiktaş 25.Noterliğinden çekilen 10.05.2016 tarihli ihtarname ile 15.05.2016 tarihinde temerrüde düşürülmüş olduğundan 6.774,00 TL tekne masrafı ile ihtarnameden önce ödenen 100.000,00 TL'den oluşan 106.774,00 TL'sine 15.05.2016 olan temerrüd tarihinden, geriye kalan tutardan 100.000,00 TL'sine ödeme tarihi 26.08.2016 'dan, 100.000,00 TL'sine ödeme tarihi 21.06.2017 'den ve 100.000,00 TL'sine de ödeme tarihi 30.10.2017 'den itibaren yasal faiz yürütülmek suretiyle davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ile dava dışı sigorta ettiren arasındaki kira sözleşmesinin 17 nci maddesi uyarınca dava dışı şirketin sigorta yaptırma yükümlülüğünün düzenlediği, buna binaen yapılan dava konusu sigorta poliçesinde davacının sigortalı olarak yer aldığı ve poliçede de aksine bir düzenleme bulunmadığı nazara alındığında sigortalının davacı olduğu, poliçenin davacı yararına yapıldığı, davacının sigortalı olarak davalıdan talep hakkına sahip olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere dava konusu teknenin 26.06.20215 tarihinde balık çiftliğine çarpması şeklinde meydana gelen olay sebebiyle teknenin uğradığı zarar ile balık çiftliğinin uğradığı zararın dava konusu Mavi Dalga Yat Poliçesinde üçüncü şahıs mali mesuliyet teminatı yer aldığından sigorta teminatı kapsamında kaldığı, ayrıca poliçede üçüncü şahıs hasarlarında hasarlanan sigorta bedeli üzerinden %0,50 (4590 euro) oranında muafiyet uygulanacağı belirtilmiş olup bilirkişilerce hesaplama yapılırken bu muafiyet oranı uygulanarak zarar bedeli tespit edildiği, Hull&Machinery adlı sigortanın yasada belirtilen kapsamda bir çifte sigorta olduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, mavi dalga yat poliçesi ile sigortalanan davacıya ait teknenin karıştığı kaza sonucunda teknede meydana gelen hasar bedeli ile üçüncü kişiye verilen zarar bedelinin sigorta poliçesi kapsamında davalı sigortacıdan tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 1454 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 25.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.