6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 151

Türk Ticaret Kanunu 151. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 151- (1) Yönetim organı, genel kurula birleşme sözleşmesini sunar. Birleşme sözleşmesi genel kurulda; a) Bu Kanunun 421 inci maddesinin beşinci fıkrasının (b) bendi saklı olmak üzere, anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde, esas veya çıkarılmış sermayenin çoğunluğunu temsil etmesi şartıyla, genel kurulda mevcut bulunan oyların dörtte üçüyle, b) Bir kooperatif tarafından devralınacak sermaye şirketlerinde, sermayenin çoğunluğunu temsil etmesi şartıyla, genel kurulda mevcut bulunan oyların dörtte üçüyle, c) Limited şirketlerde, sermayenin en az dörtte üçünü temsil eden paylara sahip bulunmaları şartıyla, tüm ortakların dörtte üçünün oylarıyla, d) Kooperatiflerde, verilen oyların üçte ikisinin çoğunluğuyla; ana sözleşmede ek ödeme ve başka edim yükümlülükleri ya da sınırsız sorumluluk kabul edilmiş veya bunlar mevcut olup da genişletilmişse kooperatife kayıtlı tüm ortakların dörtte üçünün kararıyla, onaylanmalıdır. (2) Kollektif ve komandit şirketlerde birleşme sözleşmesinin oybirliğiyle onaylanması gerekir. Ancak, şirket sözleşmesinde birleşme sözleşmesinin bütün ortakların dörtte üçünün kararıyla onaylanması öngörülebilir. (3) Bir sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketin, başka bir şirketi devralması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendindeki nisaba ek olarak, komanditelerin tamamının birleşmeyi yazılı olarak onaylamaları gereklidir. (4) Bir limited şirket tarafından devralınan anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirkette, devralma ile ek yükümlülük ve kişisel edim yükümlülükleri de öngörülüyorsa veya bunlar mevcut olup da genişletiliyorsa, bütün ortakların oybirliğine gerek vardır. (5) Birleşme sözleşmesi bir ayrılma akçesini öngörüyorsa bunun, devreden şirket şahıs şirketiyse oy hakkını haiz ortaklarının, sermaye şirketiyse şirkette mevcut oy haklarının yüzde doksanının olumlu oylarıyla onaylanması şarttır. (6) Birleşme sözleşmesinde devrolunan şirketin işletme konusunda değişiklik öngörülmüşse, birleşme sözleşmesinin ayrıca, şirket sözleşmesinin değiştirilmesi için gerekli nisapla onaylanmış olması zorunludur. 6. Kesinleşmeye ilişkin hükümler a) Ticaret siciline tescil

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

11 karar eşleşti
4. Hukuk Dairesi, 2022/14013 E., 2024/3023 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
k sonucu oluşan sürekli iş göremezlik durumunun, kaza sonucu oluşan sürekli iş göremez durumunda olduğu gibi her hangi bir oran sınırlanması olmaksızın sigorta teminatı kapsamında olduğu sonucunu doğurmayacağı, sözleşmede verilen teminatın 6102 sayılı Kanun'un 1507 ila 1510 uncu maddelerinde düzenlenmiş olan kaza sigortası kapsamında olmadığı, yine sağlık ve hastalık sigortalarının düzenlendiği 15
4. Hukuk Dairesi         2022/14013 E.  ,  2024/3023 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1449 E., 2022/1175 K. DAVA TARİHİ : 22.12.2017 HÜKÜM/KARAR : Red/Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıf.) SAYISI : 2017/984 E., 2019/122 K. Taraflar arasındaki grup kaza sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ...Giyim Sanayi ve Ticaret A.Ş.'de işçi olarak çalışmakta iken işvereni ile davalı arasında müvekkili lehine grup kaza ve grup yıllık yaşam sigortası yaptırıldığını, sigorta kapsamında maluliyet, vefat, kaza sonucu maluliyet ve hastalık da dahil tedavi giderinin güvence altına alındığını, Nazilli Devlet Hastanesi'nin 08.06.2017 tarihli raporu ile müvekkilinin %42 oranında engelli olduğunun tespit edildiğini, davalıya yapılan başvurunun talebin Poliçe Genel ve Özel Şartları kapsamı dışında kalması nedeniyle reddedildiğini, poliçenin yapılması sırasında veya sonrasında Özel ve Genel Şartlar kararlaştırılmışsa sigortacının bilgilendirme yükümlülüğü kapsamında lehtar olan müvekkiline bilgi verilmesi gerektiğini, müvekkilinde ...Giyim Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Grup Yıllık Yaşam Sigortası ve Grup Kaza Sigortası Sertifikası dışında belge bulunmadığını, sertifikada da poliçenin başlangıç ve bitiş tarihleri ile teminatın kapsamı dışında bir bilgi bulunmadığını, poliçenin Özel ve Genel Şartları hakkında lehtar olan müvekkilinin bilgilendirilmediğini, müvekkilinin daimi maluliyet şartlarını taşıdığı halde tazminatın ödenmediğini belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi gereğince 1.000,00 TL'nin davalıya başvuru tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu maluliyet tazminatının meblağ sigortası olduğunu, teminat tutarının belli olup bölünebilir nitelikte olmadığını, bu nedenle kısmi dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının tespit edilen maluliyetinin %60'dan düşük olduğunu, Sigorta Özel Şartları gereğince sadece %60 ve üstü maluliyetler için teminat verildiğini, bu nedenle davacının talebinin teminat kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ile davacının iş vereni arasında düzenlenen 09.12.2016 tarihli sigorta sözleşmesinde hastalık sonucu tam ve kısmi iş göremezliğin sigorta teminatları arasında sayıldığı, sözleşmenin 4 üncü maddesinin (C) bendinde sigortalının, hastalık sonucu iş göremezlik teminatının tam ve sürekli iş göremezliğin gerçekleşmesine bağlandığı, tam ve sürekli iş göremezliğin ise 18.03.1998 gün ve 23290 sayılı Resmi Gazete yayımlanan “Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” ekinde yer alan “Özür Durumuna Göre Çalışma Gücü Kaybı Oranları Cetveli”nde sayılan %60 ve üstü oranlara karşılık gelen haller olarak tanımlandığı, davacı tarafından sunulan Nazilli Devlet Hastanesi'nin 08.06.2017 tarihli raporunda davacının %42 oranında sürekli maluliyeti olduğunun tespit edildiği, mahkemece ... Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nden alınan 02.11.2018 tarihli raporda ise davacının %12 oranında maluliyeti olduğunun tespit edildiği, her iki raporda belirlenen oranın sigorta sözleşmesinde belirlenen %60 maluliyet oranının altında kaldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1423 üncü maddesine göre aydınlatma açıklamasının verilmemesi halinde sigorta ettiren sözleşmenin yapılmasına on dört gün içinde itiraz etmezse sözleşmenin poliçede yazılı şartlarda yapılmış sayılacağı, aynı Kanun'un 1424 üncü maddesine göre ise sigortacının poliçenin geç verilmesinden doğan zarardan sorumlu olduğu, sigortacının bu yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmasının sözleşmede hastalık sonucu oluşan sürekli iş göremezlik nedeniyle sigorta tazminatına hak kazanabilmek için %60 ve üzerinde iş göremezlik oranı aranmasına ilişkin özel koşulun geçersizliği ya da hastalık sonucu oluşan sürekli iş göremezlik durumunun, kaza sonucu oluşan sürekli iş göremez durumunda olduğu gibi her hangi bir oran sınırlanması olmaksızın sigorta teminatı kapsamında olduğu sonucunu doğurmayacağı, sözleşmede verilen teminatın 6102 sayılı Kanun'un 1507 ila 1510 uncu maddelerinde düzenlenmiş olan kaza sigortası kapsamında olmadığı, yine sağlık ve hastalık sigortalarının düzenlendiği 1511 inci ve izleyen maddelerde de hastalık sonucu oluşan iş göremezliğin teminat kapsamında sayılmadığı, dava konusu sigorta sözleşmesindeki hastalık sonucu oluşan iş göremezlik durumunun sigorta teminatı altına alınmasının, kanunda bulunmamasına karşın kaza sigortasında sigorta teminatını genişleten özel bir sözleşme hükmü olduğu, sigorta sözleşmesinde getirilen kanunda ve Sigorta Genel Şartlarında bulunmayan ve sözleşme özgürlüğü içinde yanların özgür istençleri ile kabul edilmiş bu ek teminat için getirilen özel koşulun yasaya ve Sigorta Genel Şartlarına aykırılık oluşturmadığı, hastalık sonucu oluşan kesin iş göremezliğin belirli bir oranının sigorta tazminatı dışında bırakılmasının 6100 sayılı Kanun'un 1452 nci maddesinde sayılan koruyucu hükümlere aykırılık da oluşturmadığı, 09.12.2016 tarihli ve bir yıl süreli Grup Kaza Sigortası sözleşmesinde teminat kapsamında bulunan hastalık nedeniyle sürekli iş göremezlik durumunun %60 ve üzerindeki sürekli iş göremezlik durumu ile sınırlandırılmış olmasının geçerli bir sözleşme koşulu olduğu, yanları bağladığı, davacının sürekli iş göremezlik oranının bu koşulu sağlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun'un 1496 ncı maddesinde grup sigortasının düzenlendiğini, sigorta şirketinin grup üyesini gruba dahil olmadan önce bilgilendirmesi ve gruba dahil olduktan sonra 15 gün içinde poliçe verme yükümlülüğü altında olduğunu, davalının poliçe verdiğini ve bilgilendirme yaptığını ispatlayamadığını, poliçenin ancak dava sürecinde görülebildiğini, poliçe içeriği hakkında müvekkilinin bilgilendirilmediğini, davaya konu poliçe kapsamında lehtar olan müvekkilinin Poliçe Özel ve Genel Şartları konusunda bilgilendirilmemiş olması nedeniyle %60'ın altında kalan maluliyetin teminat dışı kaldığına ilişkin özel şartın geçersiz olduğunu, davalının kötü niyetli davranarak sözleşmenin yapılması sırasında ve sonrasında bilgi vermediği gibi ret sebebi hakkında da bilgi vermediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı sigorta şirketinin 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 28.10.2007 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik hükümlerine aykırı şekilde "talebe rağmen" sigorta ettirene karşı bilgilendirme konusundaki yükümlülüklerini sigortadan faydalanacak kişilere karşı da yerine getirme zorunluluğuna aykırı davrandığına dair bir bilgi, belge ve iddia bulunmadığı, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile sözleşmenin açık hükümlerine göre; hastalığa dayalı maluliyetlerin teminat kapsamında sayılabilmesi için en az %60 oranında bir maluliyetin arandığı, davalı şirket ile dava konusu sigorta sözleşmesini imzalayanın davacının işvereni olan dava dışı şirket olup davacının ise lehtar konumunda olduğu, bu bakımdan davacının şartları bilse idi sözleşmeyi yapmayacak olduğu şeklinde bir konumunun da sözkonusu olmadığı, davacının maluliyete ilişkin alınan raporlarının sözleşmedeki şartı sağlamadığı, yeniden rapor alınmasına yönelik mahkeme ara kararına rağmen bu yönde bir taleplerinin olmadığını beyanla mahkemeye müracaatta da bulunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının iş vereni ile davalı arasında düzenlenen Grup Kaza Sigorta Sözleşmesi ile teminat altına alınan hastalık sonucu tam veya kısmi daimi maluliyet nedeniyle sigorta teminatının ödenmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1423 ve 1515 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11 inci maddesinin üçüncü fıkrası, Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik'in 7 nci maddesi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, davalı ile davacının iş vereni arasında düzenlenen sigorta sözleşmesi sonrasında davacıya sigorta sözleşmesine ilişkin sertifika verilmiş olmasına, davacı tarafından aydınlatma açıklaması verilmemesi nedeniyle yapılmış itiraz bulunmadığından 6102 sayılı Kanun'un 1423 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince sözleşmenin poliçede yazılı şartlarla yapılmış olduğu kabulünün yerinde olmasına, Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik'in 7 nci maddesi gereğince bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin lehtar konumunda olan davacının kararına etkili olmasının söz konusu olamayacak olması ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

4. Hukuk Dairesi, 2021/16102 E., 2023/4800 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1512 nci maddesi, Hayat Sigortası Genel Şartları.
4. Hukuk Dairesi         2021/16102 E.  ,  2023/4800 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/165 E., 2021/167 K. SAYISI : 2021/İHK- 4667 HÜKÜM/KARAR : Davalı itirazının reddi / Davanın kabulü SAYISI : K-2021/7768 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. ... kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... dava dilekçesinde; 12.04.2006 tarihinde Türkiye Halk Bankası A.Ş.’de işe başladığını ve işten ayrıldığı tarihe kadar da davalı Türkiye Hayat ve Emeklilik A.Ş. tarafından hastalık maluliyet, kazaen maluliyet ve vefat teminatlarını içeren hayat sigortası kapsamında sigortalandığını, 30.04.2020 tarihinde ise SGK tarafından da onaylandığı üzere malulen emekliye ayrıldığını ve sigorta poliçesi kapsamındaki teminat tutarına hak kazandığını belirterek 225.000,00 TL hastalık maluliyet teminatının davalı sigortaya başvuru tarihi olan 12.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; maluliyet tarihi ve poliçe bitiş tarihi dikkate alındığında zamanaşımı süresinin dolduğunu, sigortalı Ozan’ın başvuruya konu maluliyeti sonrasında 24.08.2012 tarihinde başvuru yaptığını ve 1 yıllık süreli 15.08.2012 tarihli ve maluliyet oranı %64 olan raporu sunduğunu, 26.09.2012 tarihinde maluliyet oranına denk gelen 144.000,00 TL ödemenin yapıldığını, sigortaya konu maluliyetin tek olduğunu ve bunun için teminat ödemesinin yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. ... KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Poliçede hastalık sonucu maluliyet teminatına istinaden ödeme yapılması için malulen emekli olma şartı aranmakta olup bu şart 01.05.2020 tarihinde gerçekleştiğinden zamanaşımının gerçekleşmediği, 2012 yılında maluliyete ilişkin ödeme yapılmış olmasına rağmen poliçe tanzimine devam edilerek sonraki her yıl için yine teminat verilmeye devam edildiği, 2020 yılında maluliyet şartlarını yerine getirerek maluliyete bağlı olarak emekli olduğu aşamada yürürlükteki hayat poliçesi kapsamında tazminata hak kazandığı" gerekçesiyle başvurunun kabulüne, 225.000,00 TL'nin sigorta şirketi'nin temerrüde düştüğü tarih olarak kabul edilen 28.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine ödenmesine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; zamanaşımı süresinin geçtiğini, başvuru sahibinin 24.08.2012 tarihinde yaptığı başvuruya istinaden İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Özürlü Sağlık Kurulunun 15.08.2012 tarih 6346 numaralı Özürlü Sağlık Kurulu Raporuna istinaden % 64 hastalık sonucu sakatlık tazminatı olan 144.000,00 TL ödeme yapıldığını, sorumluluğun yerine getirildiğini, sonradan sunulan raporun süresiz olmadığını, sigortanın zenginleşme aracı olmadığını belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "....Davalı sigorta şirketinin 2012 yılında ödeme yapmış olmasına rağmen her yıl için hayat poliçesi yenilenerek, teminat verilmeye devam edildiği için ödemeye ilişkin itirazının yerinde görülmediği, sigorta şartları gereğince ödemeye hak kazanmak için malulen emekli olma şartı arandığı, somut olayda maluliyetin rapora bağlandığı ve başvuranın malulen emekli olduğu tarihte mevcut hayat poliçesi ve teminatı bulunduğu" gerekçesiyle davalı sigorta şirketinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ... kararına karşı yaptığı itiraz başvurusunda bildirdiği sebepler ile ... kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi tarafından hakkında grup hayat sigorta poliçesi düzenlenen davacı sigortalının malulen emekliye ayrılması sonucu tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1512 nci maddesi, Hayat Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Davalı sigorta şirketi tarafından davacı ... lehine 2006 yılından 2020 yılına kadar düzenli olarak grup hayat sigorta poliçesi düzenlendiği ve bu poliçe kapsamında hastalık maluliyet, kazaen maluliyet ve vefat rizikolarının teminat altına alındığı, davacı ...'ın ilk olarak 15.08.2012 tarihinde postop epilepsi ve organik kişilik bozukluğu nedeniyle %64 maluliyeti sonucunda davalı sigorta şirketine başvurduğu ve sigorta şirketi tarafından söz konusu maluliyet nedeniyle poliçe teminatı kapsamında maluliyet oranına göre 26.09.2012 tarihinde 144.000,00 TL ödeme yapıldığı, yapılan bu ödemeden sonra düzenlenen hayat sigortası poliçelerine "Hastalık sonucu maluliyet teminatına hak kazanılması için malulen emeklilik şartı aranmaktadır." şeklinde özel şart konulduğu ve davacının aynı maluliyet nedeniyle 30.04.2020 tarihinde emekliye ayrıldığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf; malulen emekliye ayrıldığını ve sigorta poliçesi kapsamındaki teminat tutarına hak kazandığını belirterek 225.000,00 TL hastalık maluliyet teminatının davalı sigortaya başvuru tarihi olan 12.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiş, davalı ise; 26.09.2012 tarihinde maluliyet oranına denk gelen 144.000,00 TL ödemenin yapıldığını, daha sonra düzenlenen poliçelerin başka hastalıklar için düzenlendiğini, sigortaya konu maluliyetin tek olduğunu ve bunun için teminat ödemesinin yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyetince; 2012 yılında maluliyete ilişkin ödeme yapılmış olmasına rağmen poliçe tanzimine devam edilerek sonraki her yıl için yine teminat verilmeye devam edildiği, davacının 2020 yılında maluliyet şartlarını yerine getirerek maluliyete bağlı olarak emekli olduğu aşamada yürürlükteki hayat poliçesi kapsamında tazminata hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Poliçenin tanzim edildiği ve rizikonun (malulen emeklilik) gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 1512 nci maddesi ile, "Sigortacı, hastalık sigortası ile sözleşmede öngörülen hastalıklardan birinin veya birkaçının, sözleşme süresi içinde gerçekleşmesi veya ortaya çıkması hâli için sigorta teminatı sağlar. Sözleşmede birden çok hastalık sigorta teminatına bağlanmışsa, hastalıklardan birinin gerçekleşmesi veya ortaya çıkması hâlinde bedel ödenir ve sözleşme sona erer. Teminatın, aksi kararlaştırılmamışsa, hastalıklardan sadece birinin gerçekleşmesi hâli için verildiği kabul edilir. " hükmü düzenlenmiş olup, somut olayda davacının ilk olarak 15.08.2012 tarihinde postop epilepsi ve organik kişilik bozukluğu nedeniyle %64 maluliyeti sonucunda davalı sigorta şirketine başvurduğu ve sigorta şirketi tarafından söz konusu maluliyet nedeniyle poliçe teminatı kapsamında maluliyet oranına göre 26.09.2012 tarihinde 144.000,00 TL ödeme yapıldığı, yapılan bu ödeme üzerine sözleşmenin sona erdiği, ancak davalı sigorta şirketinin bundan sonra da davacı lehine poliçe düzenlemeye devam ettiği, ancak düzenlenen poliçelere daha ağır şart olarak "Hastalık sonucu maluliyet teminatına hak kazanılması için malulen emeklilik şartı aranmaktadır." şeklindeki özel şartı getirdiği, davacının ise bu defa farklı bir hastalık değil, aynı hastalık nedeniyle 30.04.2020 tarihinde malulen emekliye ayrıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, İtiraz Hakem Heyetince davacı aynı hastalık nedeniyle malulen emekliye ayrıldığından ve daha önce aynı hastalık nedeniyle davacıya ödeme yapılmış olduğu anlaşıldığından poliçede yazılı teminat miktarı ile daha önce yapılan ödeme arasındaki farkın ödenmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere teminatın tamamına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan ... kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın İtiraz Hakem Heyetine iletilmek üzere mahkemesine gönderilmesine, 03.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2013/20457 E., 2014/12598 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBafra İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Alacaklı vekilince İcra Dairesi'nin ret kararı şikayet edilince, İcra Mahkemesi, TTK'nun 146-151. maddeleri ile BK'nun 179.
8. Hukuk Dairesi         2013/20457 E.  ,  2014/12598 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bafra İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 27/03/2012 NUMARASI : 2012/48-2012/56 Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR Alacaklı H.. O.. tarafından ilama dayalı olarak borçlu Ç.. Oto Yedek Parça Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine başlatılan ve devam eden takipte, üçüncü kişi B.. Ç..'ın menkul haczi sırasında istihkak iddasında bulunması ve Kadirli İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2009/92 Esas sayılı dosyasında açtığı istihkak davasının; haciz işlemi gerçekleştirilen adreste borçlu firmanın faaliyet gösterirken, alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla işyerinin muvazalı olarak B..'ye devredildiğinden bahisle, davasının reddine karar verilmesi üzerine, alacaklı vekili, BK'nun 179 vd maddeleri gereğince borçlu Şirketin işyerini devir alanın borçlarını da devir aldığından dosya borcunun tahsili amacıyla, Behiye nin banka hesapları üzerine de haciz konulmasını talep etmiş, İcra Dairesi, istemin yasa ve usule aykırı olduğundan reddine karar vermiştir. Alacaklı vekilince İcra Dairesi'nin ret kararı şikayet edilince, İcra Mahkemesi, TTK'nun 146-151. maddeleri ile BK'nun 179. maddesi gereğince; ticari işletminin devamlılığının söz konusu olduğu, devri halinde borçlarının da devir edilmiş sayılacağından asıl borçlu Şirket ile birlikte devir alanın da, bu borçlardan sorumlu olduğu, bu nedenle devir alan B..'nin hesapları üzerine haciz konulması talebinin yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, İcra Dairesini ret kararının iptaline karar vermiş, üçüncü kişi Bedriye vekilince hüküm temyiz edilmiştir. Takip dosyası incelendiğinde; takip dayanağı ilamda ve takipte üçüncü kişinin taraf olmadığı görülmektedir. İcra Mahkemesi'nce, TTK'nun 146-151 maddeleri ile BK'nun 179. maddeleri genel mahkemede yapılacak yargılamada tartışılabilir. Dar yetkili İcra Mahkemesi'nde anılan hususlar tartışalarak üçüncü kişinin takip konusu borçtan sorumlu olduğu sonucuna varılarak, üçüncü kişinin de takibe bu şekilde borçlu sıfatı ile dahil edilmesi usulsüzdür. Bu durumda, Mahkemece, takibin tarafı olmayan üçüncü kişinin mal varlığı üzerine haciz konulması talebinin reddine dair İcra Dairesi kararının yerinde bulunduğu nazara alınarak şikayetin reddi yerine kabulü ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ: Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 16.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi, 2010/11620 E., 2011/2260 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TTK 146-151 maddelerinde, şirket hisselerinin devri veya şirketlerin birleşmesi durumlarında önceki şirketin aktif ve pasifleri ile tümünün yeni şirkete geçeceği hükmü düzenlenmiştir.
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2010/11620 E.  ,  2011/2260 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacılar, Tarımsal sulama abonesi olduğunu, davalı tarafından yapılan kontrolde, bağlantı hatasından dolayı sayaçta enerjinin eksik tüketim kaydettiği gerekçesi ile ek tahakkuk çıkartıldığını oysa tüm ödemeleri eksiksiz olarak yaptıklarını ileri sürerek, borçlu olmadıklarının tesbitine karar verilmesini istemiştir. Davalı, işletmeyi 15.8.2008 tarihinde devir aldıklarını, bu nedenle tarafına husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davalının 15.8.2008 tarihinde faaliyete başladığını, fiili devir tarihinden önceki tüm haklar ve alacaklar ile tüm borçların Tedaş uhdesinde bulunduğundan davalıya husumet yöneltilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın, husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. TTK 146-151 maddelerinde, şirket hisselerinin devri veya şirketlerin birleşmesi durumlarında önceki şirketin aktif ve pasifleri ile tümünün yeni şirkete geçeceği hükmü düzenlenmiştir. Dava konusu olayda dava dışı Tedaş'ın işletme hakkını davalı şirkete devir ettiği anlaşılmaktadır. Borç ve alacaklardanda TTK 146-152 maddeleri, BK 179 ve devamı maddeleri gereğince külli halefiyet kuralları gereğince davalı şirket 3. kişilere karşı sorumludur. Şirketlerin kendi aralarındaki sorumsuzluk anlaşmaları 3.kişilere karşı ileri sürülemez. Kaldı ki , davalının 2010/11620-2011/2260 davacıdan talepte bulunması üzerine bu dava açılmıştır. Böyle olunca mahkemece işin esasına girilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 17.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi, 2010/11548 E., 2011/1253 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TTK 146-151 maddelerinde, şirket hisselerinin devri veya şirketlerin birleşmesi durumlarında önceki şirketin aktif ve pasifleri ile tümünün yeni şirkete geçeceği hükmü düzenlenmiştir.
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2010/11548 E.  ,  2011/1253 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın husumet nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, Tarımsal sulama abonesi olduğunu, davalı tarafından çarpan hatası yapıldığından bahisle tarafına 16.46,08 Tl borç çıkartıldığını, bu tahakkukun usul ve yasaya uygun bulunmadığından bahisle borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı, işletmeyi 15.8.2008 tarihinde devir aldığı, bu nedenle tarafına husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davalının 15.8.2008 tarihinde faaliyete başladığını, fiili devir tarihinden önceki tüm haklar ve alacaklar ile tüm borçların Tedaş uhdesinde bulunduğundan davalıya husumet yöneltilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın, husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı taraından temyiz edilmiştir. TTK 146-151 maddelerinde, şirket hisselerinin devri veya şirketlerin birleşmesi durumlarında önceki şirketin aktif ve pasifleri ile tümünün yeni şirkete geçeceği hükmü düzenlenmiştir. Dava konusu olayda dava dışı Tedaş'ın işletme hakkını davalı şirkete devir ettiği anlaşılmaktadır. Borç ve alacaklardanda TTK 146-152 maddeleri, BK 179 ve devamı maddeleri gereğince külli halefiyet kuralları gereğince davalı şirket 3. kişilere karşı sorumludur. Şirketlerin kendi aralarındaki sorumsuzluk anlaşmaları 3.kişilere karşı ileri sürülemez. Kaldı ki davalının davacıdan talepte bulunması üzerine bu dava açılmıştır. 2010/11548 2011/1253 Böyle olunca mahkemece işin esasına girilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 31.1.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

"Mavi Dalga Lojistik A.Ş." ile "Güneş Kargo A.Ş." devralma yoluyla birleşmeye karar vermişlerdir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 145. ve devamı maddeleri uyarınca birleşme sözleşmesinin onaylanması için gerekli olan karar nisabı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Genel kurulda hazır bulunan pay sahiplerinin salt çoğunluğu.
B) Şirket sermayesinin en az %50'sinin hazır bulunduğu toplantıda katılanların 2/3'ünün oyu.
C) Esas veya çıkarılmış sermayenin en az %75’ini (dörtte üçünü) temsil eden payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oyu.
D) Pay sahiplerinin oybirliği ile alacağı karar.
E) Halka açık şirketlerde katılanların salt çoğunluğu, halka kapalı şirketlerde %60 olumlu oy.