6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 161

Türk Ticaret Kanunu 161. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 161- (1) Tam ve kısmi bölünmede şirket payları ve hakları 140 ıncı madde uyarınca korunur. (2) Devreden şirketin ortaklarına; a) Bölünmeye katılan tüm şirketlerde, mevcut payları oranında şirket payları veya b) Bölünmeye katılan bazı veya tüm şirketlerde, mevcut paylarının oranına göre değişik oranda şirket payları, tahsis edilebilir. (a) bendindeki bölünme “oranların korunduğu”, (b) bendindeki bölünme ise “oranların korunmadığı bölünme”dir. 2. Bölünmenin uygulanmasına ilişkin hükümler a) Sermayenin azaltılması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

30 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2013/9829 E., 2013/14203 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
müdür olduğunu, 13.10.2005 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davacı ve davalının 10 yıllığına münferit imza yetkisine sahip müdür olarak atandıklarını, davalının davacı şirketin tek taşınmazını değerinin çok altında bir bedelle sattığını, TTK’nın 161 maddesi kapsamında ağır ihmal ve idarede iktidarsızlık durumu söz konusu olduğunu, taşınmazın konu olduğu kat karşılığı inşaat yapım sözleşmelerinin
11. Hukuk Dairesi         2013/9829 E.  ,  2013/14203 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret (Kadıköy 3. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 13.09.2011 gün ve 2009/776-2011/540 sayılı kararı onayan Daire’nin 21.02.2013 gün ve 2012/3008-2013/3101 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, davacı ve davalının davacı şirketin %50’şer hisseye sahip ortağı olduklarını, davalının anasözleşmeyle atanan müdür olduğunu, 13.10.2005 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davacı ve davalının 10 yıllığına münferit imza yetkisine sahip müdür olarak atandıklarını, davalının davacı şirketin tek taşınmazını değerinin çok altında bir bedelle sattığını, TTK’nın 161 maddesi kapsamında ağır ihmal ve idarede iktidarsızlık durumu söz konusu olduğunu, taşınmazın konu olduğu kat karşılığı inşaat yapım sözleşmelerinin de davalı tarafından üçüncü kişilere devredilmesi girişiminde bulunduğunu, şirketin içinin boşaltıldığını ileri sürerek, davalının müdürlükten azlini, diğer müdür davacı ...’ın şirket müdürü olarak göreve devamına karar verilmesini veya müdürlerin münferit yetkisinin kaldırılarak müşterek imza ile temsile karar verilmesini veya her iki müdürün yetkisi kaldırılarak şirkete kayyım atanmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların asılsız olduğunu, şirketin iştigal konusunun gayrimenkul satışı olup hisseli olan arazinin satışının gerçek değerinin altında olmadığını, gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin zorunluluk nedeniyle devredildiğini, ekonomik kriz nedeniyle şirket işlerinin durma noktasına gelip maliklerin kira bedellerini ödeyemez duruma düşüldüğünü, sözkonusu devirlerin şirket faaliyetinin sürmesi için zorunlu hale geldiğini, düşük bedelle satıldığı iddia edilen taşınmazın üzerinde 13 adet toplam 900.000 TL tutarında ve satış aşamasına gelen haciz bulunurken buna rağmen 965.000 TL fiyatla satıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, TTK’nın 543. maddesi yollaması ile TTK’nın 161-162.maddeleri gereğince dava açma hakkı şirket ortaklarına ait olup davacı şirketin aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, taşınmazın satışının yapıldığı tarih itibariyle değerinin 2.377.347,21 TL olduğu dikkate alındığında satış değeri ile gerçek değer arasındaki fark gözetildiğinde davalı müdürün şirket müdürlüğünden azli açısından haklı nedenin oluştuğu gerekçesiyle davacı şirketin aktif dava ehliyeti bulunmadığından davacı şirket yönünden davanın reddine, davacı ...'ın davasının kabulü ile davalı ...'in ...Yapı Grup End. San. Tic. Ltd. Şti.'deki idare müdürlüğü yetkisinin TTK’nın 543.maddesi yollaması ile TTK’nın 161-162. maddeleri gereğince azli ile kaldırılmasına, 28.07.2009 tarihli ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına, tedbir kararı kapsamında yönetim kayyımı olarak atanan...ın görevinin karar kesinleşinceye kadar devamına dair verilen karar davalı vekili ve katılma yolu ile davacı ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 21.02.2013 tarihli kararı ile onanmıştır. Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dava, davalı şirket müdürünün azli istemine ilişkindir. Davacı ortak, davalı şirket müdürünün azil nedeni olarak, şirkete ait ...Mevki 174 pafta , 838 ada ve 21 parselde kain arsa vasfındaki taşınmazda şirket adına kayıtlı bulanan hissenin değerinin çok altında bulunan bir bedelle dava dışı şahsa satılması ve paranın şirkete elden ödendiğine dair belgenin de sahte olması, bu paranın muhasebe işlemlerinde usulsüzlük yapılarak girdi gösterilip, sonrasında bilinmeyen yer ve kişilere ödeme gösterilerek şirketten çıkarıldığını iddia etmiştir. Mahkemece taşınmazın satışının yapıldığı tarih itibariyle değerinin 2.377.347,21 TL olduğu dikkate alındığında satış değeri ile gerçek değer arasındaki fark gözetildiğinde davalı müdürün şirket müdürlüğünden azli açısından haklı nedenin oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme karar vermeyi yeterli değildir. Zira, davalı savunmasında ve alınan bilirkişi raporuna itirazlarında, taşınmaz üzerinde toplam 900.000 TL tutarında 13 adet haciz bulunduğu, buna rağmen taşınmazın 965.000 TL bedelle satıldığı, hacizlerle birlikte taşınmazın değerinin 1.867.600 TL. olduğu, bu miktarında mahkemece belirlenen 2.377.347,21 TL dikkate alındığında bedeller arasında açık nisbetsizlik bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda sadece taşınmazın satış bedeli ile rayiç değeri arasındaki fark dikkate alınarak karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece, azil nedeni olarak davaya konu taşınmazın rayiç değerinin altında satılması gösterildiği dikkate alınarak davalının savunmasında geçen icra dosyalarının celbi ile bu dosyalardaki asıl ve işleyen faiz miktarları dikkate alınarak taşınmazın satış değerinin makul olup olmadığının tesbitinin yapılması, ayrıca davalının taşınmazın satış bedelini şirketin ticari defterlerine usulüne uygun kaydedip, şirket hesabına satış bedelinin geçip geçmediğinin belirlenmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığından davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulüyle, Dairemizin 2012/3008 E., 2013/3101 K. ve 21.02.2013 tarihli onama ilamının kaldırılarak, yerel mahkeme kararının anılan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulüyle, Dairemiz 2012/3008 E., 2013/3101 K. ve 21.02.2013 tarihli onama ilamının kaldırılarak, yerel mahkeme kararının anılan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 04.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2011/2187 E., 2012/129 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
şirket müdürü olarak atandığını, yine 25.02.2010 tarihli ortaklar kurulu toplantısında da müvekkilinin müdürlükten azline karar verildiğini, davacının ana sözleşme ile müdür olarak atandığını, TTK'nun 543, 161. maddesi gereğince ancak haklı sebeplerin bulunması durumunda mahkeme kararı ile azledilebileceğini, aksine alınan kararların yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, 12.02.2010 ve 25.02.2010 ta
11. Hukuk Dairesi         2011/2187 E.  ,  2012/129 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi VEKİLİ : AV. ... VEKİLİ : AV.... Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/11/2010 tarih ve 2010/307-2010/618 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve müdürü olduğunu, dava dışı ortak... tarafından davacının ortaklıktan çıkartılması için İstanbul 10. ATM'de dava açıldığını, tedbir kararı ile davalı şirkete kayyum atandığını, kayyumun davacı şirket müdürü görevde olduğu ve şirket organsız kalmadığı halde yetkisiz olarak ortaklar kurulunu toplantıya çağırdığını, 12.02.2010 tarihli ortaklar kurulunda... şirket müdürü olarak atandığını, yine 25.02.2010 tarihli ortaklar kurulu toplantısında da müvekkilinin müdürlükten azline karar verildiğini, davacının ana sözleşme ile müdür olarak atandığını, TTK'nun 543, 161. maddesi gereğince ancak haklı sebeplerin bulunması durumunda mahkeme kararı ile azledilebileceğini, aksine alınan kararların yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, 12.02.2010 ve 25.02.2010 tarihli ortaklar kurulunda alınan kararların yokluğunun ve hükümsüzlüğünün tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının ana sözleşme ile 3 yıllığına müdür olarak atandığını, daha sonradan 08.4.2008 tarihli ortaklar kurulu kararıyla 10 yıllığına tekrar müdür olarak seçildiğini, şirketin % 70 payına sahip ortakların yeni müdür seçimi ve davacının müdürlükten azli konusunda karar alma yetkilerinin bulunduğunu, İstanbul 10. ATM. tarafından atanan kayyuma şirketin yeni organlarını belirlemek için ortaklar kurulunu toplantıya çağırma yetkisi verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının ana sözleşme ile müdür olarak atandığı, TTK'nun 543 ve 161. maddeleri uyarınca ancak haklı sebeplerin mevcut olması durumunda mahkeme kararı ile müdürlükten azlinin mümkün olduğu, ortaklar kurulunun ana sözleşme ile belirlenen müdürü azil yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, ortaklar kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti ile kararların iptaline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, limited şirket ortaklar kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti ve iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davacının ana sözleşme ile müdür olarak atandığı, TTK’nun 543 ve 161. maddeleri gereğince ancak haklı sebeplerin mevcut olması .../... -2- durumunda mahkeme kararı ile müdürlükten azlinin mümkün olduğu gerekçesiyle, 12.02.2010 tarihli ortaklar kurulunda dava dışı ... ile Sinan...’in müdür olarak atanmasına ilişkin olarak alınan karar ile 25.02.2010 tarihli ortaklar kurulunda davacının şirket müdürlüğünden azline ilişkin kararların yok hükmünde olduğunun kabulü ile kararların iptaline karar verilmiştir. Oysa, limited şirkete ana sözleşme ile müdür atanabileceği gibi ortaklar kurulu kararıyla da her zaman yeniden müdür tayini mümkündür. Mahkemece bu husus nazara alınmadan anılan gerekçeyle 12.02.2010 tarihli ortaklar kurulu kararının da yok hükmünde olduğunun kabulü ile iptaline karar verilmesi doğru olmamıştır. 2- Ayrıca, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle 25.02.2010 tarihli ortaklar kurulunda davacının müdürlükten azline ilişkin kararın da yok hükmünde olduğunun kabulü ile iptaline karar verilmiştir. Oysa, davalı vekili cevabında, davacının 04.03.2005 tarihinde ana sözleşme ile 3 yıllığına müdür olarak atandığını, süre sonunda 07.04.2008 tarihli ortaklar kurulu kararıyla 10 yıllığına yeniden müdür olarak tayin edildiğini savunmuş, nitekim dava dilekçesinde de davacının ana sözleşme ile müdür olarak atandığı, görev süresinin 07.04.2018 tarihine kadar uzatıldığını belirtilmiş, yine ticaret sicil müdürlüğünün müzekkere cevabına ekli ticaret sicil gazetesine göre de 07.04.2008 tarihli ortaklar kurulunda davacı 10 yıllığına davalı şirkete müdür olarak atanmış olup, bu beyan ve kayıtlar nazara alınmadan hatalı gerekçeyle yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmesi de bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/01/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 19/01/2012-S/E
11. Hukuk Dairesi, 2012/7401 E., 2012/10682 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TTK'nun 161.maddesi ise "İdare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise,onun idare hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamayacağı gibi kendisi azil dahi olunamaz.Ancak muhik sebepler mevcutsa,ortaklardan birinin talebi üzerine mahkeme karar
11. Hukuk Dairesi         2012/7401 E.  ,  2012/10682 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/12/2010 gün ve 2009/195-2010/481 sayılı kararı onayan Daire’nin 16/02/2012 gün ve 2011/5330-2012/2057 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, davalı ...’nın müvekkilinin %50 oranında ortağı olduğu Rohan Temizlik Peyzaj İnş. Otomasyon San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin diğer yarı oranında ortağı ve şirket anasözleşmesiyle tayin edilmiş bulunan müdürü olduğunu, ancak müvekkilinin ortak olduğu dönem boyunca şirket idaresinde yer almadığı gibi şirketin faaliyet ve gelir-giderleri hakkında bilgi sahibi de olamadığını, şirket kazancının payı oranında müvekkiline ödenmediğini, bu konularda davalıya yapılan ihtarların sonuçsuz kaldığını, şirket müdürünün şirketi idarede ağır ihmalleri, basiretsizlikleri ve suç oluşturan eylemlerinin bulunduğunu, denetim hakkı ve bilgi verme yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürerek, davalı ...’nın müdürlük görevinden azline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2011/5330 E,2012/2057 K sayılı ilamıyla onanmıştır. Davacı vekili bu defa karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK.nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. 2-Dava davalı limited şirket müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkindir. TTK'nun 543.maddesi yollaması sonucu ,ortaklara ait idare ve temsil yetkisinin kaldırılması hakkında aynı Kanunun 161 ve 162.madde hükümleri uygulanır. TTK'nun 161.maddesi ise "İdare işleri mukavele ile bir ortağa verilmiş ise,onun idare hak ve vazifesi diğer ortaklar tarafından tahdit olunamayacağı gibi kendisi azil dahi olunamaz.Ancak muhik sebepler mevcutsa,ortaklardan birinin talebi üzerine mahkeme kararı ile idare hak ve vazifesi tahdit veya nez'olunabilir.Vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik,ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi haller,muhik sebep sayılır.". Davacı tarafından 19.02.2008 tarihli (4) ve 08.05.2008 tarihli (5) sayılı ortaklar kurulları kararları altındaki imzaların kendisine ait olmadığı iddia edilmiş buna karşın davalı tarafından söz konusu imzaların davacının yetkili vekili ... tarafından atıldığı savunulmuştur.Söz konusu kararlarda imzaların vekaleten atıldığı yönünde bir ibare bulunmamaktadır.Bu durumda söz konusu kararların altındaki imzaların davacı izniyle atıldığı konusunda ispat yükü davalıya düşmektedir.Davalı tarafından anılan ortaklar kurulu kararları altındaki imzaların davacının izniyle atıldığı kanıtlanamazsa bu durum davalının TTK'nun 161.maddesi uyarınca şirket müdürlüğünden azli için haklı neden oluşturur.Mahkemece davalıya bu husustaki delilleri sorularak hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, noksan incelemeye ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1)numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair karar düzeltme isteminin reddine,(2)numaralı bentte açıklanan nedenlerle karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2011/5330 E,2012/2057 K sayılı onama ilamının kaldırılarak kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 15/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2011/14702 E., 2012/21183 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Davalı vekili, anasözleşme ile atanan müdürlerin TTK'nun 161. maddesi uyarınca değiştirilebileceğini, bu maddenin emredici nitelikte olduğunu, anasözleşme hükmünün bu madde karşısında geçerliliği bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
11. Hukuk Dairesi         2011/14702 E.  ,  2012/21183 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.06.2011 tarih ve 2008/161-2011/348 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkil şirketin 15.12.2007 tarihli ortaklar kurulu kararı ile dava dışı ortak Sema Özgür'ün müdürlükten azline, ortaklar Mustafa Aydoğdu ile Emine Gülben Aydoslu'nun müdür olarak atanmasına karar verildiğini, anasözleşmenin 10. maddesi uyarınca şirketin ödenmiş sermayesinin % 51 payını temsil eden ortakların kararı ile müdürlerin her zaman değiştirilebileceğini buna rağmen kararı davalının ticaret sicile tescil etmediğini ileri sürerek, tescilin reddine ilişkin kararın kaldırılmasını, ortaklar kurulu kararının tescil ve ilanını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, anasözleşme ile atanan müdürlerin TTK'nun 161. maddesi uyarınca değiştirilebileceğini, bu maddenin emredici nitelikte olduğunu, anasözleşme hükmünün bu madde karşısında geçerliliği bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, müdürlükten azline karar verilen Sema Özgür'ün anasözleşme ile müdür olarak atandığı, TTK'nun 161. maddesinde belirtildiği şekilde azledilebileceği, bu hükmün emredici mahiyette olduğu, anasözleşme ile aksinin kararlaştırılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 19.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2022/683 E., 2023/4293 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
kararlara muhalefet şerhi koyduğunu, ...'nın şirket kuruluşundan itibaren şirket ana sözleşmesi ile yetkili müdür olarak atandığını, 02.05.2016 tarihli genel kurulda görev süresi dolmadan genel kurulun 4 numaralı maddesi ile azledildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 161 inci maddesi gereği süre bitmeden genel kurul kararı ile azlinin mümkün olmadığını, bu nedenle 4 num
11. Hukuk Dairesi         2022/683 E.  ,  2023/4293 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/949 Esas, 2021/1501 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Edremit 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/385 E., 2019/93 K. Taraflar arasındaki şirket genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar ve davalı şirketin 2 ortaklı olarak kurulduklarını, işbu ortak şirketlerin yetkili temsilcileri olan Yaşar Demirbağ ve davacı şirketin yetkili temsilcisinin şirketin müdürü olarak atandığını, her iki müdürün de 10 yıl süre ile seçildikleri ve münferiden şirkete yetkili temsilci olduklarını, müvekkili şirketin haberdar edilmediği 31.03.2016 tarihli genel kurul toplantısında 02.05.2016 tarihinde olağanüstü genel kurul yapılmasına karar verildiğini ve gündeminin de belirlendiğini, davacı şirketin yetkilisi ...'nın 02.05.2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına katılarak alınan kararlara muhalefet şerhi koyduğunu, ...'nın şirket kuruluşundan itibaren şirket ana sözleşmesi ile yetkili müdür olarak atandığını, 02.05.2016 tarihli genel kurulda görev süresi dolmadan genel kurulun 4 numaralı maddesi ile azledildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 161 inci maddesi gereği süre bitmeden genel kurul kararı ile azlinin mümkün olmadığını, bu nedenle 4 numaralı kararın hükümsüzlüğünün tespitine ve 5 inci madde ile de şirket müdürüne 10.000,00 TL aylık ödemesine karar verilmiş olup, alınan kararın 6102 sayılı Kanun'un 445 inci maddesine aykırı olduğunu belirterek 02.05.2016 tarihli genel kurul tutanağında yer alan 1-2-3-5-6 numaralı genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının usulüne uygun tebligat uyarınca dava konusu genel kurula katıldığını, genel kurul kararlarının iptal ve hükümsüzlüğünü gerektirir durumun söz konusu olmadığını, alınan kararların ana sözleşme ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı şirket yetkilisi olan diğer davacı ...'nın dava konusu genel kurula katıldığı ve iptali istenen kararlara karşı olumsuz oy kullanarak muhalefetini toplantı tutanağına geçirttiği, muhalefeti somut bir gerekçeye dayanmasa da davacının iptal davası açma şartını yerine getirdiği, davacı şirket yetkilisi toplantıya katılmış olduğundan sırf usulsüz çağrı nedeniyle toplantının iptalinin istenemeyeceği, çağrının usulüne uygun olmadığı kabul edilse dahi çağrısız genel kurul koşullarının oluştuğu, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi gereğince şirket müdürünün azli yönünden genel kurulca her zaman karar alınabileceğinden şirket müdürünün azline ilişkin 4 üncü maddenin geçerli olduğu, dosya kapsamında ibraz edilen evrak ve belgelere göre şirket müdürünün harcayacağı fazla mesai ile günün ekonomik koşulları ve paranın satın alma gücüne göre müdür için kararlaştırılan 10.000,00 TL aylık maaşın makul olduğu, genel kurulun 1,2 ve 3 üncü maddesi ile alınan kararların iptalini gerektirir durumun söz konusu olmadığı, 6 numaralı gündem maddesinin ise dilek ve temennilerden ibaret olup herhangi bir karar alınmadığı bu maddeye yönelik iptal talebinin de isabetli olmadığının gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun aynen karar gerekçesi yapılmasının doğru olmadığı, red kararının dosya içeriği ile uyumlu olmadığı, çağrının usule uygun olmadığı, çağrısız genel kurul koşulları oluşmadığı, müvekkil şirket yetkilisinin muhalefet ettiği genel kurulun usulsüz olduğu, dolayısıyla alınan kararların geçersiz olduğu, müdür için belirlenen ücretin fahiş olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, bilirkişi raporunun, denetime elverişli, kapsam ve niteliği itibariyle hüküm vermeye yeterli bulunmasına, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmamasına, davacı şirket yetkilisine dava konusu edilen olağanüstü genel kurul toplantısı yapılacağına dair tebligat yapılmış olmasına ve somut olayda çağrısız genel kurulun koşullarının oluşmasına, kaldı ki genel kurula çağrının usulsüz olduğu ihtimalinde dahi 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının b bendine göre belirtilen usulsüzlüklerin genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunun davacı tarafça ispat edilmediği gibi alınan kararların yasada ön görülen çoğunlukla alınmış olup alınan kararlarda kanuna, ana sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık bulunmamasına, genel kurul tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi gereği genel kurulun müdür ve müdürleri görevden almasının mümkün bulunmasına, müdürün azli için salt çoğunluk yeterli olup somut olayda kararın % 75 oy oranıyla alınmış olmasına, dosya kapsamı ve karar gerekçesine göre şirket müdürü için kararlaştırılan aylık 10.000,00 TL ücretin makul bulunmasına, 6 numaralı gündem maddesinde ise alınan bir karar olmamasına göre, mahkeme kararı ve gerekçesi yerinde olup davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık şirket genel kurul kararlarının iptali talebine ilişkindir. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.