6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 198

Türk Ticaret Kanunu 198. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 198- (1) Bir teşebbüs, bir sermaye şirketinin sermayesinin, doğrudan veya dolaylı olarak, yüzde beşini, onunu, yirmisini, yirmibeşini, otuzüçünü, ellisini, altmışyedisini veya yüzde yüzünü temsil eden miktarda paylarına sahip olduğu veya payları bu yüzdelerin altına düştüğü takdirde; teşebbüs, durumu söz konusu işlemlerin tamamlanmasını izleyen on gün içinde, sermaye şirketine ve bu Kanun ile diğer kanunlarda gösterilen yetkili makamlara bildirir. Payların yukarıda belirtilen oranlarda kazanılması veya elden çıkarılması, yıllık faaliyet ve denetleme raporlarında ayrı bir başlık altında açıklanır ve sermaye şirketinin internet sitesinde ilan edilir. Payların yüzdelerinin hesaplanmasında 196 ncı madde uygulanır. Teşebbüsün ve sermaye şirketinin yönetim kurulu üyeleriyle yöneticileri de, kendilerinin, eşlerinin, velayetleri altındaki çocuklarının ve bunların, sermayelerinin en az yüzde yirmisine sahip bulundukları ticaret şirketlerinin o sermaye şirketindeki payları ile ilgili olarak bildirimde bulunurlar. Bildirimler yazılı şekilde yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan olunur. (2) Birinci fıkrada öngörülen bildirim ile tescil ve ilan yükümlülüğü yerine getirilmediği sürece, ilgili paylara ait oy hakkı dâhil, diğer haklar donar. Bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesine dair diğer hukuki sonuçlara ilişkin hükümler saklıdır. (3) Hâkimiyet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için bu sözleşmenin ticaret siciline tescil ve ilanı şarttır. Sözleşmenin geçersizliği, bu Kanun ile diğer kanunlardaki şirketler topluluğuna dair yükümlülüklere ve sorumluluklara ilişkin hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. V - Bağlı ve hâkim şirketlerin raporları

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2021/3098 E., 2023/755 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
de alacağın devrinin yazılı yapılmasının yeterli olduğu, uyuşmazlığa konu pay devrinin de yazılı olarak yapıldığı, davacı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davacı vekilinin istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü 6102 sayılı Kanun'un 198 inci maddesi şirketler topluluğu alt başlıklı bölümünde düzenlenmiş olup ancak bir sermaye şirketi hissesinin teşebbüs tarafından edini
11. Hukuk Dairesi         2021/3098 E.  ,  2023/755 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi HÜKÜM : Esastan ret Taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kendisinde bulunan davalara ilişkin belge ve dokümanları vekili olması nedeniyle Avukat ...’a teslim ettiğini,daha sonra azlettiğini, Avukat ...’a vekâlet ilişkisinden kaynaklanan borcu bulunmamasına rağmen uhdesinde bulunan ve müvekkiline teslim etmesi gereken belgeleri teslim etmediğini, müvekkilimin eski Avukatı ... tarafından farklı kişiler adına hazırlanan hisse devir ve temlik sözleşmelerinden birine müvekkilinin onayı ve haberi olmaksızın tarih atıp başka bir müvekkili olan davalı ...’a imzalattırılarak müvekkilini hisselerini davalı ... ...’a devredildiğine dair kurgu yaratıldığını, hisse devir ve temlik sözleşmelerinin müvekkilinin eski avukatı ...’e hazırlatmadaki amacının 12.05.2009 tarihinde müvekkilinin tanımadığı kişilerce yaralanması ve sonraki süreçte aldığı tehditler nedeniyle kendisine herhangi bir şey olması durumunda hisselerini güvenebileceği kişilere bırakmak istemi nedeniyle olduğunu, davalı tarafın hisselerini müvekkilinden haksız ve hukuka aykırı adıktan sonra şirketin en büyük hissedarı ... devrinin kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu ileri sürerek müvekkilinin hisse devir ve temlik iradesini yansıtmayan, davalı ile akdedildiği iddia edilen hisse devir ve temlik sözleşmesinin iptaline, devrin geçerli olmaması nedeniyle müvekkilinin ortaklığının devam ettiğine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde;davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirketin anonim şirket olup şirket esas sözleşmesinin 6 ıncı maddesine göre payları nama yazılı olduğu, gerek Özel Gebze Doğa Hastanesi Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi'nden gelen yazı cevabı ve gerekse 12.03.2012 tarihinde yapılan 2010 yılı ertelenen olağan genel kurul toplantı tutanağının 11 inci maddesi ile değiştirilen ana sözleşmenin 6 ncı maddesine göre şirket hisse senetlerinin nama yazılı olduğu, hisse senedi ve ilmuhaber bastırılmadığının sabit olduğu, şirket hisseleri çıplak pay niteliğinde olduğundan sözleşme tarihi olan 22.08.2012 tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 183 üncü vd. maddeleri gereğince alacağın temliki hükümlerine göre devir edileceği, bu halde 6098 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince pay devri için yazılı sözleşme yapılması yeterli olup ayrıca bu sözleşmenin noterde yapılmasına ilişkin bir koşul getirilmediğinden davacı ile davalı arasındaki bu sözleşme yazılı yapılmakla geçerli olduğu, dosyadaki delillerden pay devrinin yapılmasına ilişkin bir yönetim kurulu kararı alındığı, yönetim kurulu kararından sonra pay defterine de hisse devrinin kayıt edildiği, bu suretle nama yazılı payların ancak şirket onayı ile devrolunabileceğine ilişkin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 491 inci maddesi gereği ile 499 uncu maddesinin birinci, ikinci fıkralarındaki pay defterine kayıt koşulu da yerine getirilerek prosedürün tamamlandığı, dava dilekçesinde dayanılan vakıalara göre hisse devir sözleşmesinin düzenlenme tarihinin 2009 yılı olduğu, davacının 2012 yılında avukatı olan Avukat ... tarafından kendisinde bulunan evraklar arasındaki sözleşmeyi ...'a imzalatıldığı ispat edilemediği gibi aksine sözleşmenin 2012 yılında düzenlendiği, davacı açıkça sözleşmede tarih ve ... imzası dışında kalan kısımların kendisi tarafından düzenlendiğini kabul ettiğinden iradeyi fesata uğratan hallerin de bulunmadığı, sözleşmenin tarafların gerçek iradesini yansıtması nedeniyle geçerli olduğu, 6098 sayılı Kanun'un ve 6102 sayılı Kanun'un 490 ıncı vd. maddesinde öngörülen koşullarda nama yazılı pay devri yapıldığı ve geçerli bir pay devri bulunduğu kanaatine varıldığı gerekeçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu hisse devir işleminin müvekkilinin bilgisi dışında, kötü niyetli olarak gerçekleştirildiğini, 2009 yılında hazırlanan hisse devir sözleşmesinin adi şekilde hazırlandığını ve noter tarafından tasdik edilmediğini, şekil şartına uyulmadan yapılan devrin hukuka aykırılık teşkil edeceğini, Özel Gebze Doğa Hastanesi Sağlık A.Ş.'nin hisselerinin büyük değere sahip olduğunu devir sözleşmesinin sembolik bir rakam ile düzenlendiğini, bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı tarafın müvekkilinden haksız ve hukuka aykırı olarak elde ettiği hisseleri beş ay gibi süre sonra Özel Gebze Doğa Hastanesi Sağlık A.Ş'nin en büyük hissedarı olan ...'e devrettiğini, ...'in iyiniyetli 3 üncü kişi olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı söz konusu hisse devir sözleşmesinin 2009 yılında devralacak kişi ve tarih kısmı boş olarak hazırlandığını, bu kısımların daha sonra iradesine aykırı olarak doldurulduğunu iddia etmiş ise de mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere davacı davaya konu hisse devir sözleşmesinin üzerinde yazılı tarih olan 2012 yılından önce 2009 yılında devralacak kimse ismi boş olarak önceden hazırlandığını ispatlayamadığı, mahkeme gerekçesinde açıklandığı üzere söz konusu hisse devir sözleşmesi davacının iddiasının aksine 2012 yılında ve davalı ile görüşülerek hazırlandığı, davacı da hisse devir sözleşmesinde yer alan imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği, davacı her ne kadar iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürmüş ise de irade fesadı hallerinin olayda gerçekleştiğini ispatlayamadığı, Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere devir tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanun'un 490 ıncı maddesinde nama yazılı payların devri gösterilmiş olup maddeye göre kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe nama yazılı paylar herhangi bir sınırlamaya bağlı olmaksızın devredilebileceği, 6102 sayılı Kanun'da anonim şirket nama yazılı payların devri için özel bir şekil şartı öngörülmemiş olup, şirket ana sözleşmesinde de şekle ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, bu durumda nama yazılı paylar 6098 sayılı Kanun'da 183 üncü vd maddelerine göre alacağın devri hükümlerine göre devredilebileceği, 6098 sayılı Kanun'da 184 üncü maddesine göre de alacağın devrinin yazılı yapılmasının yeterli olduğu, uyuşmazlığa konu pay devrinin de yazılı olarak yapıldığı, davacı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davacı vekilinin istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü 6102 sayılı Kanun'un 198 inci maddesi şirketler topluluğu alt başlıklı bölümünde düzenlenmiş olup ancak bir sermaye şirketi hissesinin teşebbüs tarafından edinilmesi halinde tescil hususu düzenlendiği, somut olayda ihtilafa konu şirket hisselerinin teşebbüs tarafından edinilmesi söz konusu olmadığından olayda uygulanmasına imkan bulunmadığı, anonim şirketin pay devri istisnalar dışında tescile tabi olmadığı,davacı vekilinin istinaf sebepleri İlk Derece Mahkeme kararı gerekçesinde ayrıntılı olarak değerlendirilmiş ve karşılanmış olduğundan ve İlk Derece Mahkemesi gerekçesi dava dosyasına, dosya içinde bulunan delillere, usul ve yasaya uygun olduğundan istinaf sebepleri yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin isitnaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, 2009 yılında hazırlanan hisse devir sözleşmesinin sadece adi şekilde hazırlandığı ve noter tarafından tasdik edilmediğini bu sebeple şekil şartına uyulmadan yapılan bir devrin hukuka aykırılık teşkil edeceğini, Özel Gebze Doğa Hastanesi Sağlık A.Ş.'nin hisselerinin büyük değere sahip olduğunu devir sözleşmesinin sembolik bir rakam ile düzenlendiğini, bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı tarafın müvekkilinden haksız ve hukuka aykırı olarak elde ettiği hisseleri beş ay gibi süre sonra Özel Gebze Doğa Hastanesi Sağlık A.Ş'nin en büyük hissedarı olan ...'e devrettiğini, ...'in iyiniyetli 3 üncü kişi olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hisse devir sözleşmesinin iptali ve davacının şirkette pay sahipliğinini devam ettiğinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (1)

11. Hukuk Dairesi, 2009/4198 E., 2011/2837 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
değişikliğinin ana sözleşmenin kendiliğinden değiştirilmesi sonucunu doğurmadığından ana sözleşmede düzenlenmeyen hususlarda TTK’na yollama yapıldığı takdirde bu yollamanın ana sözleşmenin tescil ve ilan edildiği tarihte yürürlükte bulunan TTK hükümlerine yapıldığının kabulü gerekmesine, somut olaya dönüldüğünde, davalı şirketin 1985 yılında kurulduğu, ana sözleşmenin 20. maddesinde "Sermayenin ar
11. Hukuk Dairesi         2009/4198 E.  ,  2011/2837 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/12/2008 tarih ve 2001/953-2008/640 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.03.2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen ..... temsilcisi Av. ... gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili asıl dava dilekçesinde, müvekkilerinin murisi ...'ın davalı şirketin toplam 500.000 adet hissesinin yaklaşık yarısına tekabül eden 249.875 adet hissesine sahipken 06.01.2000 tarihinde vefat ettiğini, davalı yetkililerince murisin ölümünden önce 12.01.1998 tarihinde paylarını diğer davalı gerçek kişilere devrettiği belirtilmişse de devir mukavelesi olarak gösterilen belgeler ile yine nama yazılı muvakkat ilmuhaberler altındaki imzaların murise ait olmadığını, kaldı ki murisin 05.01.1999 tarihli genel kurul toplantısına hissedar olarak asaleten katılıp 3 yıllığına yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini bunun da sahteliği ortaya koyduğunu ileri sürerek, gerçek kişi davalılara pay devrine dair 12.01.1998 tarihli mukavele ile aynı tarihli muvakkat ilmuhaberleri iptalini, murisin davalı şirkette 249.875 adet payı bulunduğunun tespitini, murise aidiyeti anlaşılan ve vefat ile yasa gereği irsen müvekkillerine intikal eden davalı şirketteki pay karşılığı hisse senetlerinin yada yerine çıkartılacak ilmuhaberlerin taraflarına verilmesini istemiş, birleşen davasında ise, sahte senetlerle hissedar gözüken ancak gerçekte hak sahibi olmayan kişilerle yasaya ve anasözleşmeye aykırı olarak toplanan 30.07.2002 tarihli şirket genel kurulu ile buna dayalı sermaye artırımını da kapsayan ve müvekkilerinin payını küçültmeyi amaçlayan kararların iptalini, buna dayalı olarak diğer gerçek kişiler adına tescil edilen payların iptaliyle müvekkilleri adına hisseleri oranında tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, taraflar arasında kanuna uygun devir işlerinin tamamlandığını, belgelerin sahte olmadığını, davacıların pay sahibi olmadığından genel kurulun iptalini isteyemeyeceklerini, kaldı ki iştirak halinde pay sahipliğinde tüm mirasçıların oybirliğiyle dava açmasının zorunlu olduğunu, davacıların pay sahibi olsalar dahi sermaye artışını engelleyebilecek pay oranına ve imtiyaza sahip olmadıklarını, genel kurul iptali davasının gerçek kişilere yöneltilemeyeceğini, TTK'nun 381. maddesi uyarınca dava açma süresinin geçirildiğini, sermaye artışının şirketin varlığını devam ettirebilmek ve değerini korumak için zorunlu olarak yapıldığını belirterek asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına ve yapılan imza incelemelerine göre 12.01.1998 tarihli hisse devir mukaveleleriyle, nama yazılı hisse senetlerinin yerini tutmak üzere çıkartılmış nama yazılı muvakkat ilmuhaberlerde yer alan imzaların muris ... elinden çıkmadığının anlaşıldığı, kaldı ki murisin 05.01.1999 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına katılıp, üç yıl için şirket yönetim kuruluna seçilmişken 12.01.1998 tarihli belgelerle hisse devrinde bulunduğu iddiasının hukuksal dayanaktan da yoksun olduğu, birleşen dava yönünden ise toplantı ve karar nisaplarına uyulmuş olmakla birlikte davacılara ait hisselerin ortak olmayan kişilerce kullanıldığı ve 30.07.2002 tarihli genel kurulun yoklukla malül olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile 12.01.1998 tarihli hisse devir sözleşmeleriyle aynı tarihli Nama Yazılı Muvakkat İlmuhaberlerin iptaline, pay devirlerinin geçersiz olduğunun tespitine, murisin davalı şirkette 249.875 adet hisse ile ortak olduğunun tespitine, birleşen davanın kabulü ile davalı şirketin 30.07.2002 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptaline, davalı ... ve ...'ya yapılan hisse devirlerinin iptaline, mezkur hisselerin davacılar adına verasetteki hisselerine göre tesciline karar verilmiştir. Karar, davalılar vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve birleşen davanın genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkin olmasına anılan toplantıda, ana sözleşmenin şirketin sermayesini düzenleyen 6.maddesinin değiştirilmesinin kararlaştırılmış bulunmasına, anonim şirketlerde ana sözleşme değişikliklerinde uygulanması gereken toplantı ve karar yetersayılarına ilişkin düzenlemenin TTK’nun 388.maddesinde yer almasına, bu maddede ana sözleşmenin değiştirilmesi sırasında uygulanması gereken toplanma ve karar yetersayılarının yapılacak değişiklerin önemine göre farklı olarak düzenlenmiş bulunmasına, buna göre ana sözleşmede yapılacak değişikliğin niteliğine göre maddede belirtilen yetersayıların altında toplanılamayacak ve karar alınamayacak olmasına, aksi takdirde alınan kararların hukuken geçerli olmayıp, yoklukla malul olmasına, anılan maddenin başlığı ile birlikte 16.06.1989 tarihinde kabul edilip, 04.07.1989 tarihinde yayınlanan 3585 sayılı Yasa ile değiştirilerek ana sözleşme değişikliklerinde uygulanması gereken toplantı ve karar yetersayıları hususunun yeniden belirlenmiş olmasına karşın, yasa değişikliğinin ana sözleşmenin kendiliğinden değiştirilmesi sonucunu doğurmadığından ana sözleşmede düzenlenmeyen hususlarda TTK’na yollama yapıldığı takdirde bu yollamanın ana sözleşmenin tescil ve ilan edildiği tarihte yürürlükte bulunan TTK hükümlerine yapıldığının kabulü gerekmesine, somut olaya dönüldüğünde, davalı şirketin 1985 yılında kurulduğu, ana sözleşmenin 20. maddesinde "Sermayenin artırılması hakkında TTK’nun 388.maddesi hükmü saklıdır" denilmiş bulunmasına, bu durumda, davalı şirketin ana sözleşmesinin yasal değişiklikten önce tescil edildiği anlaşıldığından ana sözleşme değişikliğine ilişkin olarak aldığı kararlarda TTK’nun değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanacak bulunmasına, buna göre TTK’nun 388.maddesinin 3585 sayılı Yasa ile değiştirilmesinden önceki hükmü uyarınca yapılan değerlendirme sonucu, davaya konu genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımına ilişkin kararların ana sözleşmenin 6. maddesinin değiştirilmesi niteliğinde bulunup, bu kararların toplantıya katılanların üçte ikisinin (2/3) çoğunluğu ile alınmasının gerekmesine, davacıların pay oranı gözetildiğinde yasal karar yeter sayısı olan 2/3 oranının altında kalan kabul oyuna bağlı olarak yapılan ana sözleşme değişikliklerinin hukuken geçerli olmayıp, yoklukla malul olduğunun kabulü gerekmesi karşısında mahkemece 30.07.2002 tarihli genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacı tereke temsilcisine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 08,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davalılardan alınmasına, 17.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.