6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 32

Türk Ticaret Kanunu 32. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 32- (1) Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. (2) Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir. (3) Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır. (4) Çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususlar, ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil olunur. Ancak, ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını veya aralarında anlaştıklarını ispat etmezlerse geçici tescil resen silinir. Mahkemeye başvurulduğu takdirde kesinleşmiş olan hükmün sonucuna göre işlem yapılır. 2. Tescile davet ve ceza

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

9 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2024/608 E., 2024/8804 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilin ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirdiğini, TTK'nın 32 nci maddesi uyarınca tescil talebinin kanuna uygunluğunu denetlemekle yükümlü olduğunu, TTK'nın 407/2 maddesi ve bu hükme ilişkin ikincil mevzuat kapsamında, 28.11.2012’de 28481 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan anoni
11. Hukuk Dairesi         2024/608 E.  ,  2024/8804 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1263 Esas, 2023/1804 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/322 E., 2021/323 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'in, geçirdiği beyin kanaması sonucu bilincini yitirmesi üzerine, TMK'nın 405 inci madde gereğince, Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/109 E., 2018/211 K. sayılı ilamı ile kısıtlandığını ve eşi ...'in vasi olarak atandığını, bu yetkiye istinaden müvekkili ...'i temsilen ... Asfalt ve Yalıtım Ürünleri AŞ'nin 2018 yılı olağan genel kurul toplantısına katılan vasi ...'in yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini ve Kartal 20. Noterliğinin 29.03.2019 tarih 7985 yevmiye numarası ile tasdikli, 2018 yılı olağan genel kurul kararının tescili istemiyle Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuruda bulunduğunu, 23.05.2019 tarihli karar ile tescil talebinin reddedildiğini, ret kararının e-imzalı bir örneği aynı gün eki tescil başvuru evrakı ile birlikte elden teslim alındığını, tescil talebine konu genel kurul toplantı tutanağında belirtildiği üzere, toplantının şirket'in yönetim kurulu başkanı ... tarafından açıldığını, ayrıca diğer iki yönetim kurulu üyesinin de toplantıda hazır bulunduklarını, yönetim kurulunun hamiline yazılı pay senetlerine zilyet olduklarını ispat edemeyen kişileri genel kurul toplantısına katılacaklar listesine dâhil ederek görevi kötüye kullandığını ve vasisi bulunduğu ...'in pay sahipliği haklarını gasbetmeye kalkıştıklarını, toplantı başkanınca bu hukuksuz uygulamaya geçit verilmeyerek yasaya uygun bir şekilde tanzim edilen hazirun listesi esas alınarak genel kurul toplantısına devam olunması üzerine, yönetim kurulu üyelerinin bu noktada toplantıyı terk ettiklerini, kaldı ki TTK'nın 408/3 fıkrası uyarınca, tek pay sahipli anonim şirketlerde bu pay sahibinin genel kurulun tüm yetkilerine sahip olup tek pay sahibi sıfatıyla genel kurula katılabileceğini ve oy kullanabileceğini, buna uygun şekilde bir hazirun listesi düzenlendiğini, toplantının devamında da bu listeyi esas alarak müzakere ve oylamaların yürütüldüğünü, toplantı tutanağı metninden açıkça anlaşıldığı üzere, payların türünün değiştirilerek hamiline yazılı payların nama yazılı hâle getirilmesine yönelik hiçbir irade beyanı bulunmadığını, hamiline yazılı pay senetlerinin müvekkili kısıtlının zilyetliğinde olduğunu, pay senetlerinde yönetim kurulu başkanı ...'in ve yönetim kurulu üyesi ...'in imzalarının bulunduğunu, ne genel kurul ne de yönetim kurulunda hamiline yazılı payların nama yazılı paylara dönüştürülmesine dair bir iradenin bulunmadığını, hâl böyle iken tescil talebinin reddi kararında şirketin pay sahipliğine ilişkin sözde tereddütlü noktayı bertaraf edecek bir belgenin başvuruya eklenmediği gerekçesine yer verildiğini, müvekkili kısıtlı, şirketin tüm paylarına sahip olup tek ortak olarak alınan kararın geçerli olmasına rağmen davalı tarafından tescil talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, sicil müdürlüğünün tescil başvurusunun reddine dair kararının iptaline, başvuru konusu genel kurul kararının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilin ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirdiğini, TTK'nın 32 nci maddesi uyarınca tescil talebinin kanuna uygunluğunu denetlemekle yükümlü olduğunu, TTK'nın 407/2 maddesi ve bu hükme ilişkin ikincil mevzuat kapsamında, 28.11.2012’de 28481 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan anonim şirketlerin genel kurul toplantılarının usul ve esasları ile bu toplantılarda bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı temsilcileri hakkında yönetmeliğin 17 nci maddesinde yönetim kurulu üyelerinden birinin, genel kurul toplantısında hazır bulunmasının şart olduğu ve yine, genel kurul toplantı tutanağının da 16 ncı maddesi gereğince, yönetim kurulu tarafından hazırlandıktan sonra, toplantıda hazır bulunan yönetim kurulu üyelerinden biri tarafından imzalanması gerektiği düzenlemesine yer verildiğini, tescil talebine konu genel kurulun, yönetim kurulu üyelerinden birinin katılımı olmadan yapıldığını ve dolayısıyla yönetim kurulu üyelerinden herhangi birinin imzası genel kurula ilişkin hazirun cetvelinde bulunmadığı gibi, hazirun cetvelinin de yönetim kurulu tarafından hazırlanmadığını, bu aykırılıklar nedeniyle davacının tescil talebinin reddine karar verildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TTK 407/2 md. göre " Muahhas üyelerle en az bir yönetim kurul üyesinin genel kurul toplantısında hazır bulunması şarttır" hükmünü ihtiva etmesine rağmen yönetim kurulu üyelerinin kendilerine kanunen yüklenen görevi yerine getirmeyerek toplantıyı terk etmek suretiyle hakkın kötüye kullanımına yol açtıkları, şirketin organsız kalma halinin mevcut olup genel kurul toplantısının hayati öneme sahip olmasına rağmen görevin yerine getirilmemesinin genel kurul kararlarının geçerliliğine etki etmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle sicil müdürlüğü ret kararının gerekçesinin yerinde olmadığı, düzeltilebilecek tescil engellerinin de daha sonradan ikmalinin mümkün olup ve dahi sonradan yargılama devam ederken şirketin 16.12.2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısını da gerçekleştirdiği dikkate alındığında açıklanan gerekçeler doğrultusunda davanın kabulüne, ...'nün 23.05.2019 tarihli 113894 sayılı red kararının kaldırılarak 13929-0 sicil nosunda kayıtlı ... Asfalt ve Yalıtım Ürünleri A.Ş.'nin, 2018 yılına ait genel kurul toplantısında alınan kararların tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirket genel kurulu yasal usule uygun şekilde yapılmış olup ortaklar arasındaki pay sahipliğinden kaynaklanan ihtilaflar ayrı bir davanın konusu olduğu, genel kurul kararının kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılığını iddia edenler elbette yasal süresi içinde iptal davası açabileceği, pay sahipliği iddiasında bulunanlar, pay sahipliğinin tespiti talepli dava açabileceği, ancak bu sebepler, genel kurul kararının tescil ve ilanını engellememesi gerektiği, bu nedenle ilk derece mahkemesinin esasa ilişkin değerlendirmeleri isabetli olup davalı kurumun, davacının tescil talebini haksız olarak reddettiği kanaatine varıldığından, davalının yargılama giderlerinden ve bu kapsamda avukatlık ücretinden sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün kararına itiraz istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 32, 407/2, 408/3, 497/2 nci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2021/6397 E., 2023/1052 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının 6102 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, 6102 sayılı Kanun'un 370 ve 371 inci maddeleri çerçevesinde, anonim şirketlerde temsil yetkisinin kural olarak yönetim kuruluna ait olduğunu, temsil yetkisinin de şirket adına “imza yetkisini” kapsamasın
11. Hukuk Dairesi         2021/6397 E.  ,  2023/1052 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi HÜKÜM : Ret Taraflar arasındaki Ticaret Sicil Memuru kararına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25.11.2019 tarihli ve 630 sayılı yönetim kurulu kararı ile şirketin 4 numaralı iç yönergesini kabul ettiğini, bu yönergede 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 367 nci maddesine göre yönetim kurulunun görev devri yaptığı pozisyonların görevlerinin düzenlendiğini, bu karardan sonra 25.11.2019 tarihli ve 631 sayılı yönetim kurulu kararı alınarak bu iç yönergede imza yetkilileri ile imza yetkisi olmayıp iç yönergede görev tanımları yapılan şube müdürü vs. pozisyondaki kişilerin, yani ticari vekillerin atandığını; ancak davalının, imza yetkisi olmayan ticari vekillere ilişkin 6 ncı maddenin tescil ve ilan talebini reddettiğini, davacı şirketin daha önce de imza yetkisi vermeden yönetim devri yaptığına dair kararlar aldığını ve bu kararların tescil ve ilan edildiğini, yönetim kurulu kararı ile hem imza yetkilisi hem de imza yetkisi verilmeyen vekillerin atandığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un (6098 sayılı Kanun) 551 inci maddesinde ve 6102 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinin yedinci fıkrasında ticari vekilin, imza yetkisine sahip olmayan kişi olduğunun açıkça belirtildiğini, imza yetkisi olan kişinin zaten ticari vekil değil, ticari temsilci olduğunu, sicilin kararının hukuka aykırılığının açıkça belli olduğunu belirterek Ticaret Sicil Müdürlüğünün 31.12.2019 tarihli kararının iptali ile kararın tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinin yedinci fıkrasında, yönetim kurulunun yukarıda belirtilen temsilciler dışında temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerinin veya şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atayabileceğinin düzenlendiği, bu şekilde atanacak olanların görev ve yetkilerinin hazırlanacak iç yönergede açıkça belirleneceği, bu fıkra uyarınca yetkilendirilen ticari vekil veya diğer tacir yardımcılarının ticaret siciline tescil ve ilan edileceğinin düzenlendiği, 6098 sayılı Kanun'un 551 inci maddesinde ticari vekilin bir ticari işletmenin sahibi tarafından işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişi olarak belirtildiği, yasal düzenlemelerde, atanan ticari vekillere temsil yetkisi veya açık imza yetkisi verilmesi gerektiğine dair bir şartın bulunmadığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün tescil talebinin reddine dair ret gerekçesinin ise 6102 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinin yedinci fıkrası ve 6098 sayılı Kanun'un 551 inci madde hükümlerine göre yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının 6102 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, 6102 sayılı Kanun'un 370 ve 371 inci maddeleri çerçevesinde, anonim şirketlerde temsil yetkisinin kural olarak yönetim kuruluna ait olduğunu, temsil yetkisinin de şirket adına “imza yetkisini” kapsamasının, anılan hükmün lafzı hem de temsilin doğası gereği olduğunu, anonim şirketlerde tescile tabi yetkililerin, temsil yetkisini sınırlı ya da sınırsız biçimde haiz bulunan yetkililer olduğunu, 6102 sayılı Kanun uyarınca sınırlı temsille donatılmış yetkililer dışındakilerin tescil edilemeyeceğini, 6098 sayılı Kanun uyarınca yetkilendirilmiş ve 6102 sayılı Kanun'a göre şirketi temsil yetkisi bulunmayan kişilerin tescilinin mümkün olmadığını, dava konusu olayda tescili istenen yetkililerin 6098 sayılı Kanun kapsamında ticari vekil olduğu, şirketi sınırlı da olsa temsil yetkisini haiz olmadığı için mevzuata uygun biçimde tescil edilmediğini, temsil yetkisini taşımayan, şirketin iç işleyişinde görevli kişilerin tescili hususu da mevzuatta düzenlenmediğinden dava konusu olayda tescil başvurusunun reddedilmesinin mevzuata uygun olduğunu, davanın açılmasına davalının neden olmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tescil talebinin ticari vekil niteliğinde olduğu, imza ve şirketi temsil yetkisi bulunmayan ticari vekil atanmasına dair dava konusu yönetim kurulu kararının tescilinin red edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı şirketin şube müdürü, kesimhane işletme müdürü, sorumlu yönetici, planlama ve lojistik müdürü, damızlık çiftlik müdürü gibi hem şirketin işyerlerini yöneten hem de şirketin bazı işlerini yürüten pozisyonlara yapılan atamaların tescil ve ilanının gerekmediği, şirket yönetim kurulu temsil yetkisinin devredilmeyip sadece yönetim devir edilecekse bu iç yönergenin tescil ve ilanının gerekmediği, davacı vekilinin daha evvel aynı konumdaki ticari vekillerin tescilinin yapıldığı iddasının tescil ve ilanı gerekmeyen bir hususta bir kez tescil yapılmasının devam eden zamanda da aynı hatalı işlemin sürdürülmesine gerekçe teşkil etmeyeceği nedenleriyle itirazın reddine karar verilmesi gerekirken itirazın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasın, yeniden hüküm kurularak "Ticaret Sicil Müdürlüğü kararına yönelik itirazının reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 371 nci maddesinin yedinci fıkrasında düzenlenen tescile tabi ticari vekillerden kastedilenin, sınırlı imza yetkisine sahip olan kişilerin atanması olduğunu, imza yetkisi olmayan kişilerin ticari vekil olmadığını, tescil ve ilana tabi olmadığını, gerekçede hukuki düzenlemenin yanlış yorumlandığını, davacı şirketin daha önce de imza yetkisi vermeden yönetim devri yaptığına dair kararlar aldığını ve bu kararların tescil ve ilan edildiğini, yönetim kurulu kararı ile hem imza yetkilisi hem de imza yetkisi verilmeyen vekillerin atandığını, her iki atamanın da tescil ve ilana tabi olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca tescile tabi olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinin birinci fıkrasında sınırsız temsil yetkisinin, üçüncü fıkrada temsil yetkisinin sınırlandırılmasının ve ticari vekilin düzenlendiğini, yedinci fıkrada ise “yukarıda belirtilen temsilciler dışında, temsile yetkili olmayan” kişilerin ticari vekil veya diğer tacir yardımcısı olarak atanabileceğinin belirtildiğini, yedinci fıkrada açıkça yukarıdaki fıkralarda düzenlenen sınırsız temsilci ve sınırlı temsilci dışında atanabileceğinin düzenlendiğini, fıkrada açıkça “temsile yetkili olmayan kişilerin ticari vekil olarak” atanabileceği söylendiği halde, Sicilin halen daha sınırlı da olsa temsil yetkisi olan kişilerin ticari vekil olduğu yorumuna dayanak bulmasının güç olduğunu, hem 6098 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinde hem de 6102 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinin yedinci fıkrasında ticari vekilin, imza yetkisine sahip olmayan kişi olduğunun açıkça belirtildiğini, imza yetkisi olan kişinin zaten ticari vekil değil, ticari temsilci olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, imza yetkisi olmayan ticari vekillere ilişkin tescil ve ilanın mümkün olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Dava, yönetim kurulu kararının tescili talebinin reddine dair karara 6102 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi uyarınca itiraza ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2 . 6102 sayılı Kanun'un 32, 34, 370 ve 371 inci maddeleri, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 70 inci maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2023/4064 E., 2023/4636 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 6102 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi çerçevesinde işlem yaptığını, resen terkin işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi ve ilgili yasal mevzuat kapsamında yapıldığını, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadı
11. Hukuk Dairesi         2023/4064 E.  ,  2023/4636 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından...İnşaat Tekstil Deri Mamülleri ve Matbaa San. ve Tic. Ltd. Şti.'de çalışan sigortalıya iş kazası sebebiyle sürekli iş göremezlik geliri bağlandığını, bu alacağının hüküm altına alınması talebi ile adı geçen şirket aleyhinde rücuen tazminat davası açıldığını, yargılama aşamasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine istinaden şirketin sicil kaydının resen silindiğinin öğrenildiğini, mahkeme tarafından dava konusu şirketin ihyası amacı ile dava açılması için süre verildiğini, davalı tarafından tasfiye işlemlerinin hukuka uygun olup olmadığı dikkate alınmadan söz konusu şirket kaydının hukuka aykırı şekilde terkin edildiğini ileri sürerek...İnşaat Tekstil Deri Mamülleri ve Matbaa San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 6102 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi çerçevesinde işlem yaptığını, resen terkin işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi ve ilgili yasal mevzuat kapsamında yapıldığını, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenilen şirkete ilişkin terkin işlemi yapıldıktan sonra şirket hakkında rücuen tazminat davası açıldığından dolayı ihyası istenilen şirket hakkında görülen bu davaya ilişkin şirket hakkında verilecek karar doğrultusunda yapılacak işlemlerin ek tasfiye niteliğinde olduğu, ihyası talep edilen şirket aleyhine açılan davanın varlığına rağmen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine göre re'sen terkin edildiği, aynı maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca sicil kayıtlarına göre şirkete ve şirketi temsile yetkili kişilere ayrıca tebligat yapılmadığı, buna ilişkin tebliğ mazbatalarının dosyaya sunulmadığı, usulüne uygun yapılmayan terkin işlemi nedeni ile davalı kurumun yargılama giderlerinden sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün 397228-0 sicil numarasında kayıtlı iken 18.02.2015 tarihinde 6102 sayılı Kanun' un geçici 7 nci maddesi uyarınca resen sicilden terkin edilmiş olan Sıla İnşaat Tekstil Deri Mamulleri ve Matbaa Sanayii ve Ticaret Ltd. Şti. unvanlı şirketin sicildeki terkin kaydının Sakarya 3. İş Mahkemesi'nin 2021/274 E. sayılı dava dosyasının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın infazı işlemleriyle sınırlı olarak iptali ile aynı unvanla ticaret siciline tescili sureti ile ihyasına, ihya kararının sicilde tescil ve ilanına, ihyasına karar verilen şirketin son yetkili temsilcisi olan Mahmut Erdal Özgül'ün 6102 sayılı Kanun' un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından resen terkin işlemi yapıldığını, mevzuat gereğince gönderilen şirket yetkilisine ve şirketin sicil kayıtlarındaki adreslerine gönderilen ihtar yazılarının adreste tanınmamaları gerekçesi ile iade edildiğini, bu tebligatlara ek olarak, ayrıca dava konusu şirketin terkin edileceği hususunun Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddi ile yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmakla birlikte, ihya kararıyla birlikte tasfiye memuru atanmasının usul ve Yasa'ya aykırı olduğu, şirketin tasfiyesiz terkin edildiği, varsa terkin öncesi organlarıyla temsil edileceği, yöneticilerin süresi dolmuşsa şirketin kendi organlarını seçebileceği gibi, bunun gerçekleşmemesi hâlinde, şirket aleyhine açılan dava içinde bir temsil kayyımı atanması suretiyle yargılamaya devam olunabileceği, şirketin veya bir mal varlığının tasfiyesi söz konusu olmadığından, tasfiye memuru atanmasının söz konusu olmadığı, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, kararın re'sen düzeltilmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 397228-0 sicil numarasında kayıtlı iken18.02.2015 tarihinde 6102 sayılı Kanun' un geçici 7 nci maddesi uyarınca resen sicilden terkin edilmiş olan Sıla İnşaat Tekstil Deri Mamulleri ve Matbaa Sanayii ve Ticaret Ltd. Şti. unvanlı şirketin, Sakarya 3. İş Mahkemesi'nin 2021/274 E. sayılı dava dosyasının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın infazı işlemleriyle sınırlı olarak ticaret sicil kaydının ihyasına, şirketin sicil kaydı 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca terkin edilmiş olduğundan tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur. istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca sicilden resen terkin edilmiş olan şirketin ihyası istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun' un geçici 7 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası gereğince limited şirketin ihyası istemine ilişkindir. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilecekleri düzenlenmiştir. 6102 sayılı Kanun ile fiilen sona ermiş ancak şeklen devam eden ortaklıkların ortadan kaldırılması düşünülmüş olup bu amaçla geçici 7 nci madde ile özel bir düzenleme getirilmiştir. Ayrıca bu hükme dayanılarak "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ" de çıkarılmıştır. Kanun koyucu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında "ihya" terimini kullanmakla birlikte, hüküm aynı Kanun'un 547 nci maddesine paralel "ek tasfiye" niteliğindedir. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi, ihyaya (ek tasfiyeye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünde bir hüküm içermemekle birlikte aynı Kanun'un 547 nci maddesinde olduğu gibi mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verilmeli ve aynı zamanda tasfiye memuru da atanmalıdır. Zira geçici 7 nci maddenin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yönelik bulunduğundan aksi yöndeki uygulama yasanın amacına aykırıdır. Bölge Adliye Mahkemesince, terkin edilen şirketin derdest davanın takibi ile sınırlı olmak üzere verilen ihya kararı ek tasfiye niteliğinde bulunduğundan şirkete TTK 547/2 maddesi gereğince tasfiye memuru da atanması gerekirken yazılı gerekçe ile tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına karar verilmesi, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması doğru değildir. Açıklanan nedenle sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
11. Hukuk Dairesi, 2022/3982 E., 2022/5671 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
Davalı ...vekili, davalı müdürlüğün TTK'nın 32. maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, maddede gösterilen usulde şirketin terkin edildiğini, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirildiğini, müvekkilinin dava açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücret
11. Hukuk Dairesi         2022/3982 E.  ,  2022/5671 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.01.2021 tarih ve 2018/1332 E- 2021/22 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 19.01.2022 tarih ve 2022/49 E- 2022/64 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, dava dışı şirket Ak Kumaşçılık San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne kredi kullandırdığını, kredinin teminatı olarak davalı ... adına kayıtlı taşınmazın davacı bankaya ipotek verildiğini, hesabın kat edildiğini, borçlu şirket ile ipotek veren hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlanması için yapılan hazıklıklarda borçlu şirketin ticaret sicil kaydından terkin edildiğinin öğrenildiğini, tasfiye işlemleri tamamlanmadan ticaret sicil müdürlüğünden terkin olan Ak Kumaşçılık San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında iş bu ihya davasını açma zorunluluğunun hasıl olduğunu belirterek Ak Kumaşçılık San. ve Tic. Ltd. Şti'nin TTK'nın 547/2 maddesi gereğince müvekkil bankanın alacağı ile ek tasfiye işlemlerini yapması için son tasfiye memurunun atanıp, anılan şirketin tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...vekili, davalı müdürlüğün TTK'nın 32. maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, maddede gösterilen usulde şirketin terkin edildiğini, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirildiğini, müvekkilinin dava açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olmadıklarını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, soyut, belirsiz, ileride açılacak dava ve icra takipleri için ihya kararı verilemeyeceği, bu hususun ihya davasının açılmasına dair davacının hukuki yararının varlığı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, dava dilekçesinde ve sonrasında sunulan beyanlarda davacı tarafça terkin olunan şirket hakkında devam eden bir icra takibinin veya davanın olduğu ileri sürülmediği, sadece alacağın bulunduğunun belirtildiği, bu sebeple davacının iş bu davayı açmasında hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu yönünden reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge adliye mahkemesince, davacı banka ile ihyası istenen şirket arasında 09/04/2015 tarihinde çerçeve niteliğinde genel kredi sözleşmesi imza edildiği ve alacağa dayanak ipotek alınmak suretiyle krediler kullandırıldığı, davacı banka tarafından kredi alacağı olduğu belirtilerek TTK'nın 547.maddesi kapsamında ek tasfiye işlemlerinin yapılması için ihya talepli dava açıldığı, tasfiyesi tamamlanan şirket ile davacı banka arasında 09/04/2015 tarihinde çerçeve niteliğinde genel kredi sözleşmesi imza edildiği ve alacağa dayanak ipotek alınmak suretiyle krediler kullandırıldığı, davacı banka tarafından kredi alacağı olduğu bildirilmiş olup bu hususta yaklaşık ispatın varlığı halinde hukuki yarar bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacı vekilinin dava dilekçesine eklediği, GKS., ipotek belgesi ve kat ihtarı incelendiğinde; ibraz edilen bu belgelerin yaklaşık ispata yeterli olduğu ve davacının işbu davayı açmasında hukuki yararının olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı ..., kararı temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı ...'ın temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davalı ...'dan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 08/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2018/5723 E., 2019/6909 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
ve asaleten ....'nun toplam 8.378.742 adet payı temsilen imzalarının bulunduğunu, TTK 32/3 maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'ne aykırı şekilde gerçekleştirilmesine rağmen tescili sağlanan 16.02.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların silinmesi için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvuruda bulunulduğunu, s
11. Hukuk Dairesi         2018/5723 E.  ,  2019/6909 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23/11/2017 tarih ve 2017/628 E- 2017/899 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 27/09/2018 tarih ve 2018/304 E- 2018/942 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette pay sahibi olduğunu, şirketin 16.02.2017 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağında ve hazirun cetvelinde şirketin sermayesinin tamamını oluşturan 9.892.259 adet payın hazır bulunduğunun yazıldığını ve her iki tutanağında şirketin yönetim kurulu başkanı ... tarafından imza altına alındığını, ancak hazirun cetvelinde pay sahiplerinden ...'na vekaleten ... ve asaleten ....'nun toplam 8.378.742 adet payı temsilen imzalarının bulunduğunu, TTK 32/3 maddesi ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'ne aykırı şekilde gerçekleştirilmesine rağmen tescili sağlanan 16.02.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların silinmesi için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvuruda bulunulduğunu, silinme taleplerinin tescil olunan hususların re'sen terkininin mümkün olmadığı gerekçesi ile reddedildiğini ileri sürerek tescil edilen 16.02.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların ticaret sicilinden silinmesine, silinme kararının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne tebliğine ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının ticaret sicilinden silinmesini istediği kararın 16.02.2017 tarihinde alındığını, 20.02.2017 tarihinde tescil edildiğini ve 24.02.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, huzurdaki davanın ise 14.07.2017 tarihinde ve hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davacının ticaret sicil işleminin iptaline ilişkin talepte bulunduğu, ticaret siciline tescil ve terkin taleplerinin 6102 sayılı TTK 34. maddesi uyarınca ilgililere ait olduğu, bu ilgililerin kimler olacağının Ticaret Sicil Nizamnamesi 30 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği 22 ve 39. maddelerinde yer verildiği, davacının şirket ortağı olması nedeniyle ilgililer kavramı içerisinde olmadığı gerekçesiyle HMK 114/1. maddesi uyarınca davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi'nce; yerel mahkemenin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı, 6102 sayılı TTK.'nın 34. maddesi gereğince ticaret sicil memurluğu kararlarına karşı ancak ilgililerin itiraz edebileceği, davacının TTK 28. maddesi uyarınca tüzel kişinin ilgilisi konumunda olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1/b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve davalının pasif husumet ehliyetinin de bulunmamasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mhakemesince verilen kararın HMK'nın 370/1.maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372.maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 06/11/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Ticaret Sicili Müdürü'nün tescil başvurularını inceleme yetkisi ve kapsamı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Müdür, tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür.
B) Tüzel kişilerin tescilinde, şirket sözleşmesinin emredici hükümlere aykırı olup olmadığı incelenir.
C) Tescili istenen hususun, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelikte olması durumunda müdür tescili reddeder.
D) Müdür, tescil başvurusunun kamu düzenine aykırı olup olmadığını araştırmakla yetkilidir.
E) Ticaret sicilinde "re'sen tescil" (talep olmaksızın tescil) ilkesi mutlak olarak yasaktır, müdür sadece talep üzerine işlem yapar.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol