6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 33

Türk Ticaret Kanunu 33. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 33- (1) Tescili zorunlu olup da kanuni şekilde ve süresi içinde tescili istenmemiş olan veya 32 nci maddenin üçüncü fıkrasındaki şartlara uymayan bir hususu haber alan sicil müdürü, ilgilileri, belirleyeceği uygun bir süre içinde kanuni zorunluluklarını yerine getirmeye veya o hususun tescilini gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeye çağırır. (2) (Değişik: 26/6/2012-6335/4 md.) Sicil müdürünce verilen süre içinde tescil isteminde bulunmayan ve kaçınma sebeplerini de bildirmeyen kişi, sicil müdürünün teklifi üzerine mahallin en büyük mülki amiri tarafından bin (22.194) Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır.[16] (3) Süresi içinde kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi, dosya üzerinde inceleme yaparak tescili gerekli olan bir hususun bulunduğu sonucuna varırsa, bunun tescilini sicil müdürüne emreder, aksi takdirde tescil istemini reddeder. Süresi içinde tescil isteminde bulunmayan veya kaçınma sebeplerini bildirmeyen kişinin ikinci fıkradaki cezayla cezalandırılması bu fıkra hükmünün uygulanmasına engel oluşturmaz. 3. İtiraz

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

7 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2022/1340 E., 2023/5265 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
sayılı ilamı ile şirketin ihyasına karar verildiğini, mahkeme kararı sonrası re'sen tescil işlemi yapıldığını, sicil dosyasının incelenmesinde şirket müdürünün görev süresinin 02.04.2013 tarihinde sona erdiğini, 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi gereğince, 30 gün içinde yeni müdürün belirlenmesi ve tescilinin yapılması için ihtar gönderildiğini ileri sürerek şirkete müdür atanmasını, tescil ve
11. Hukuk Dairesi         2022/1340 E.  ,  2023/5265 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2087 Esas, 2021/1776 Karar HÜKÜM : Esas hakkında yeniden hüküm kurulması İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/381 E., 2020/662 K. Taraflar arasındaki şirkete müdür atanması ve ticaret siciline tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinceistinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesine göre terkin edildiğini, Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/1581E. 2019/338K. sayılı ilamı ile şirketin ihyasına karar verildiğini, mahkeme kararı sonrası re'sen tescil işlemi yapıldığını, sicil dosyasının incelenmesinde şirket müdürünün görev süresinin 02.04.2013 tarihinde sona erdiğini, 6102 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi gereğince, 30 gün içinde yeni müdürün belirlenmesi ve tescilinin yapılması için ihtar gönderildiğini ileri sürerek şirkete müdür atanmasını, tescil ve ilanını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin ihyasına karar verildiği, bu karar nedeniyle şirketin tasfiye haline gireceğine dair yasal düzenleme bulunmadığı, gerçek anlamda şirketin yeniden canlandırıldığının, tüzel kişilik kazandığının düşünülemeyeceği, bu kararın amacının alacaklının açacağı dava ile sınırlı olmak üzere davada taraf teşkilinin sağlanması olduğu, şirkete tasfiye memuru ve müdür atanmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin ihyası durumunda tasfiye memuru atanması gerektiğini, şirket müdürünün görev süresinin 02.04.2013 tarihinde sona erdiğini, ihya ve tescil kararının ek tasfiye şeklinde ele alınması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket hakkında Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/1581E. 2019/338K. sayılı ilamı ile davalı şirketin ihyasına karar verildiği, ek tasfiye memuru atanmadığı, davacının karar üzerine şirketi tescil ettiği, şirket müdürünün görev süresinin 02.04.2013 tarihinde dolduğu gerekçesiyle, mahkemeden şirket müdürü atanmasının istendiği, oysa, şirket ihyasının, ihyaya neden olan dava ile sınırlı olarak verileceği, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası maddesine göre ek tasfiye memuru atanacağı, tasfiye memuru atanmasının şirket ihyası davalarının fer'isi niteliğinde olduğu, ihya davasında tasfiye memuru atanmaz ise bu eksikliğin şirket ihyasına bakan mahkemeden ek kararla her zaman istenebileceği, davacının şirket ihyası davasında ek kararla tasfiye memuru atanması yönünde talepte bulunması gerekirken, bu davayı açmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava açılmasında hukuki menfaat bulunmadığından, davanın usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ihya edilen şirkete tasfiye memuru atanması istemine ilişkin olup, davanın açılmasında hukuki yararın bulunup bulunmadığı hususu uyuşmazlık konusudur. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü maddesi ile 547 nci maddesinin ikinci fıkrası ve geçici 7 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.02.2019 gün ve 2018/1581 Esas, 2019/338 Karar sayılı kararı ile davalı şirketin ihyasına karar verilmiştir. Bu kez davacı ... tarafından 29.07.2020 tarihli dilekçe ile şirketin görevli ve yetkili müdürünün görev süresinin 02.04.2013 tarihinde sona erdiğinden, açılan davada temsilinin sağlanabilmesi için yeni tasfiye memuru atanması istenmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2020 tarihli kararı ile davacı istemi reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçelerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava açılmasında hukuki menfaat bulunmadığından, davanın usulden reddine karar verilmiştir. 2.Şirket, 6102 sayılı TTK Geçici 7 nci maddesi gereğince ticaret sicilinden terkin edilmiş olup, terkinin usulsüz olduğu, şirketin ihyasının gerektiği şirket ve ortaklarınca iddia ve talep edilmemiştir. Davacı ... Müdürlüğünün talebi şirketin ek tasfiyesine ilişkin olup, şirketin ihyası davalarında taraf olması nedeniyle tasfiye memuru atanması talebinde bulunmasında hukuk yarar bulunmaktadır. 3.Kanun koyucu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında "ihya" terimini kullanmakla birlikte, hüküm aynı Kanun'un 547 nci maddesine paralel "ek tasfiye" niteliğindedir. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi, ihyaya (ek tasfiyeye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünde bir hüküm içermemekle birlikte aynı Kanun'un 547 nci maddesinde olduğu gibi mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verilmeli ve aynı zamanda tasfiye memuru da atanmalıdır. Zira geçici 7 nci maddenin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yönelik bulunduğundan aksi yöndeki uygulama yasanın amacına aykırıdır. 4.Tasfiye memuru atanmaksızın şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi durumunda bu eksikliğin ikmali için mahkemeden her zaman talepte bulunulması mümkündür. Bu halde davacının, şirkete tasfiye memuru atanması talebinin kabulü ile ek tasfiyesine karar verilen şirkete tasfiye memuru atanması gerekirken yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2021/428 E., 2022/2613 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
tescili gerçekleştirmediğini, dilekçe ve ekli satış sözleşmesinin Ticaret Sicili Müdürlüklerine bildirildiğini, Müdürlüğün şirket yetkililerini ve ortağını tescile davet ettiğini, ancak davet gereğinin yerine getirilmediğini ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 33'ncü maddesi 3'üncü fıkrası gereğince şirket ortağı ...'ın DHA Tarım Hayvancılık İnşaat Dış Ticaret Turizm Sanayi ve Ticare
11. Hukuk Dairesi         2021/428 E.  ,  2022/2613 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın kabulüne dair verilen 21.10.2020 tarih ve 2020/954 E- 2020/956 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı temsilcisi tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı, davalı şirketin ortaklarından ...'ın hissesini ...'a devrettiğini, devir alan ...'ın şirkete devrin tesciline dair başvurmasına rağmen şirketin genel kurul kararı alıp tescili gerçekleştirmediğini, dilekçe ve ekli satış sözleşmesinin Ticaret Sicili Müdürlüklerine bildirildiğini, Müdürlüğün şirket yetkililerini ve ortağını tescile davet ettiğini, ancak davet gereğinin yerine getirilmediğini ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 33'ncü maddesi 3'üncü fıkrası gereğince şirket ortağı ...'ın DHA Tarım Hayvancılık İnşaat Dış Ticaret Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ndeki hisselerinin tamamı 15.09.2017 tarihinde ...'a noterden devir ettiğinin tesbitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirketin ortaklık yapısının %50-%50 hisse şeklinde oluşmasının getirmiş olduğu temel özellik şirket ortaklarının şirketin idaresi, menfaatleri, alınacak tüm karar ve yapılacak hamlelerde mutlak bir uyum içinde olması zaruretini doğurmakta olduğunu, davaya konu devir hadisesi meydana gelmeden bir süre öncesine kadar bu uyum sürerken tamamen şirketin iki ortağı arasındaki şahsi sebeplerden kaynaklı olarak intikam güdüsü ile yapılan bir hisse devri söz konusu olduğunu, ... tarafından devir yapılan ...'ın müvekkil şirket müdürüne devirden hemen sonra yöneltilen tehditler, mafyatik tavırlı mesajlardan şirket ortağı ...'ın ...'a yapmış olduğu pay devrinin ticari değil, hukuk dışı ve şahsi gayeler taşıdığının anlaşıldığını, devir keyfiyetinin şirket ortaklarına bildirilmesi akabinde Kahramanmaraş 8. Noterliği'nin 06.112017 tarih ve 29819 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile devre muvafakat edilmediğinin devralan ...’a bildirildiğini, müvekkili şirketin ortaklık yapısı gözönüne alındığında pay devrinin onayına ilişkin genel kuruldan salt çoğunlukla karar alınmasının imkansız olduğunu, yine ortaklık yapısı gereği oybirliği oluşmayan konularda genel kurul kararı oluşmasının da mümkün olmadığını, bu durumda TTK 595. maddesinin 7. fıkrasında öngörülen 3 ay içerisinde genel kurulca reddetme imkanının şirketin eşit paylı ve iki ortaklı yapısı nedeniyle mümkün olmadığını, bu hususta bir kanun boşluğu olduğunu, hakkın kötüye kullanılmasının korunamayacağını, müvekkili şirket ortağının devre muvafakat etmemesi nedeniyle devrin geçersiz olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, Türk Ticaret Kanunu ve Ticaret Sicili Yönetmeliği hükümlerine göre, 15.09.2017 tarihli pay devrinin şirkete tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde reddine ya da kabulüne ilişkin alınan genel kurul kararının otuz gün içinde tescili için Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurulması ya da tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmeleri gerektiği, şirket yetkililerinin gerek genel kurul kararı, gerekse tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmedikleri, sadece önce sicil müdürlüğüne tescil talebinin reddedilmesi yönünde ihtarname gönderdikleri, noterden hisse devri yapılmış olmasına rağmen, şirket yetkililerinin ortakların genel kurul kararı alıp Ticaret Sicili Müdürlüğünden tescil ve ilan talebinde bulunmadıkları ve tescili gerektiren sebeplerin bulunmadığını ispat etmedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne ve şirket ortağı ...'ın DHA Tar. Hay. İnş. Dış. Tic. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.'deki hisselerinin tamamını Karamürsel Noterliğinin 15.09.2017 tarihli limited şirket pay devri sözleşmesi ile devir ettiğinin tespitine karar verilmiş, karara karşı davalı şirket vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf mahkemesince, Türk Ticaret Kanunu'nun 595. maddesi gereğince pay devrinin geçerli olması için şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayının şart olduğu, devirin bu onayla geçerli olduğu, Ticaret Sicili Müdürlüğü kayıtlarına göre DHA Tarım Hayvancılık İnşaat Dış Ticaret Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin %50 payının ...'a, %50 payının ...'ye ait olduğu, davalı şirket temsilcisi ve şirketin %50 payının sahibi olan ..., şirket ortağı ...'ın ...' a yapmış olduğu pay devrine muvafakat verilmediğini Kahramanmaraş 8. Noterliği 06.11.2017 tarih ve 29819 yevmiye nolu ihtarnamesi ile devre muvafakat edilmediğini devralan ...’a bildirdiği, pay devrinin ortaklar genel kurulu kararıyla onaylanması şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle mahkemece ortaklar genel kurulunca onaylanmaması nedeniyle pay devrinin geçerli olmadığı, geçerli olmayan pay devrinin de tescilinin mümkün olmadığı değerlendilerek pay devrinin tesciline gerek bulunmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, Sicil Müdürlüğü'nün davetine rağmen, davalı şirketin dava dışı ortağa ait şirket hisselerinin devri hususunun tescil edilmemesi nedeniyle mahkemece karar verilmesi istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Öncelikle Sicil Müdürlüğü tescili gereken bir hususun sicile tescil edilmemesi halinde ilgili kişiler, TTK’nın 33. ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36. maddeleri uyarınca tescile davet edilir. Sicil Müdürlüğü tarafından tescile davet edilmesine rağmen süresi içinde tescil için başvuru yapılmaması veya tescilden kaçınma sebeplerinin bildirilmesi halinde, işbu durumda karar verilmek üzere Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından Asliye Ticaret Mahkemesine bildirilir. Mahkemece durumun sicile tescili gerektiğine kanaat getirirse, sicile tescil emrini içeren bir karar verir. Limited ortaklıkta payın devri TTK m 595’de düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, pay devri, sözleşmesinin yazılı ve imzası noterden tasdikli şekilde yapılması, payın devrinin ortaklığa bildirimi ve genel kurulun onayı ile gerçekleşir. Genel kurulun devre onayı açık ve örtülü şekilde olabilir. Açık onay genel kurulun toplanarak, açıkça devri onaylaması suretiyle olur. Buna karşın TTK 595/VII’de kanun koyucu örtülü olarak onay anlamına gelen bir faraziyeye işaret etmiştir. Buna göre, başvurudan itibaren üç ay içerisinde genel kurul reddetmediği takdirde, onay vermiş sayılır. Böylece 3 aylık sürenin geçmesiyle, bu sürenin sonu itibarıyla pay da devralana geçmiş olur ve ortaklık hak ve yükümlülükleri de devralan tarafından ihtisap edilir. Ayrıca devre onay genel kurulun devredilemez yetkileri arasında yer almaktadır(TTK m 616/1-9). Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, pay devir sözleşmesinin yazılı ve imzası noterden onaylı şekilde yapıldığı, devrin ortaklığa bildirildiği, ortaklığın %50 payına sahip dava dışı ortak ... Şekerli’nin devre onayının olmadığını, devreden ortağa bildirdiği anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar göz önüne alındığında, ortaklık genel kurulunun toplanarak onay konusunda 3 ay içinde karar almadığı anlaşılmaktadır. Dava dışı ortağın devre onayının olmadığını bildirmesi de tek başına sonuç doğurmaz. Çünkü onay TTK m. 616/1-9 uyarınca genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır. Böylece 3 aylık sürenin geçmesiyle zımmen onay verilmiş ve paylar devralana geçmiş sayılır. Davalı tarafın artık tescilden kaçınmakta haklı olmadığı anlaşılmakla, mahkemece tescili emreder nitelikte karar vermesi gerekirken hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı temsilcisinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacı temsilcisine iadesine,30.03.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2022/6802 E., 2024/2994 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 33, 576, 636 ncı maddeleri.
11. Hukuk Dairesi         2022/6802 E.  ,  2024/2994 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/387 Esas, 2022/1334 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2021/569 E., 2021/541 K. Taraflar arasındaki ticaret siciline tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Edirne Ticaret Sicil Müdürlüğünün .... sicil numaralı ... İnşaat Turizm ve Ticaret Ltd. Şti.'ye ilişkin İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/540 E., 2020/334 K. sayılı kararında; ....'nun şirket müdürlüğünün 26.12.2002 tarihi itibarıyla sona erdiğinin tespit ve tesciline karar verildiğini, mahkeme kararına istinaden, ortakları bulunduğu şirkete genel kurul kararı alarak yeni müdür atayıp tescilinin yaptırılması gereği ve bu konuda gerekli belgelerin temin edilerek 30 gün içinde müvekkili Edirne Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurmaları gerektiği veya başvurudan kaçınma sebeplerinin bildirilmesinin, şirket ortakları davalı ... ve davalı ...'ya 13.08.2021 tarih ve 1056 sayılı tescile davet yazısı ile tebliğ edildiğini, şirket ortaklarının kendilerine tanınan 30 günlük süre içerisinde müvekkili müdürlüğe başvurmadığını ve kaçınma sebeplerini bildirmediğini ileri sürerek resen tescile karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar davaya cevap vermemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirket müdürünün limited şirketin zorunlu organlarından olduğu, kanunen gerekli organlarından birinin mevcut olmaması halinde şirketin feshinin, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden istenilebileceği, kanunda açıkça mahkemeye başvurma hakkı olanların belirtildiği, Ticaret Sicil Müdürlüğünün maddede yer almadığı, dava açmada aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ncı maddesinin açık olduğunu, davanın işin esasına girilmeden davanın reddedildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, davanın niteliği gereği dosya üzerinden karar verilmesinin mümkün olduğu, yine davalı şirket temsilcisinin belirlenmesine rağmen tescilinin yaptırılmadığı yönünde bir iddia da ileri sürülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, Ticaret Sicil Müdürlüğünün davetine rağmen, davalı şirket genel kurulunca yeni müdür atanması hususunda karar alınarak tescilinin yaptırılmaması nedeniyle resen tescil kararı verilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 33, 576, 636 ncı maddeleri. 3. Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2020/1033 E., 2020/5422 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
Davacı vekili; davalı şirketin Zonguldak BURDA Alışveriş Merkezinde faaliyet gösteren mağazasının ticaret siciline tescil yaptırmadan ticari faaliyetine devam ettiğinin belirlendiğini, söz konusu mağazanın şube vasfını taşıması nedeniyle TTK'nın 33. ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 36. maddesi gereğince davalı şirkete tecile davet yazısı tebliğ edilmesine karşılık bunun sonuçsuz kaldığını ileri s
11. Hukuk Dairesi         2020/1033 E.  ,  2020/5422 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 20.12.2018 tarih ve 2017/176 E. - 2018/489 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nce verilen 18.12.2019 tarih ve 2019/1105 E. - 2019/1413 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; davalı şirketin Zonguldak BURDA Alışveriş Merkezinde faaliyet gösteren mağazasının ticaret siciline tescil yaptırmadan ticari faaliyetine devam ettiğinin belirlendiğini, söz konusu mağazanın şube vasfını taşıması nedeniyle TTK'nın 33. ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 36. maddesi gereğince davalı şirkete tecile davet yazısı tebliğ edilmesine karşılık bunun sonuçsuz kaldığını ileri sürülerek belirtilen mağazanın Zonguldak Ticaret Siciline şube olarak tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davalı şirketin ticari unvanının ...olduğunu, davalı şirkete husumet tevcih edilemeyeceğini, müvekkili tarafından işletilmekte olan söz konusu işyerinin 6174 sayılı Kanun'un 9/2 maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliği 118. maddedeki şube tanımlarına uymadığını ve ticaret siciline tescilinin gerekmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalının Zonguldak Merkez Westalife Alışveriş Merkezi'nde iş yeri açmak suretiyle faaliyette bulunduğu, davalının bahsi geçen işyeri için Zonguldak Belediyesi'nden işyeri açma ve çalıştırma ruhsatını aldığı, davalı şirketin Karaelmas Vergi Dairesi Müdürlüğü'nde mükellefiyetsiz şube kaydının olduğu, davalı şirketin Westalife AVM'de bulunan işyerinin kendi başına sınai faaliyet ve ticari muamele yapan satış mağazası olduğu, TTK'nın 40. maddesi ile Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 118. maddesi kapsamında şube olarak ticaret siciline kayıt olması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının Zonguldak Merkez Westalife Alışveriş Merkezinde faaliyet gösteren mağazasının şube olarak Zonguldak Ticaret Sicil Müdürlüğüne tesciline karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi'nce; dava konusu satış mağazasının merkezin bağlı bulunduğu ticaret sicilinden başka bir sicil çevresinde bulunduğu, muhasebe işlemleri ile kira sözleşmesi yapmak, mağazaya müdür atamak, mağazada satılacak ürünleri belirleyip göndermek gibi işlemler yönünden merkeze bağlılığın devam ettiği ancak SGK işyeri kaydının açıldığı, bir mağaza müdürü ve beş çalışanı olduğu, vergi kaydı ve iş yeri açma ruhsatının alındığı, merkezden bağımsız müşteri çevresi olduğu ve bağımsız işler yapabildiği, satış mağazasının AVM'de bulunması nedeni ile satış hacminin büyüklüğü gibi hususlar dikkate alındığında da dış ilişkide bağımsızlığının bulunduğu, merkezin yaptığı bir çok işlemi bağımsız bir şekilde yapabildiği bu nedenle satış mağazasının şube vasfında olduğu, davalı şirketin 12.05.2017 tarih 20 sayılı yönetim kurulu kararı ile "Westalife AVM No: ...//.../ Zonguldak" adresinde şube açılmasına karar verildiği, Zonguldak Belediye Başkanlığı'ndan 07.07.2017 tarihinde iş yeri açma ve çalışma ruhsatı alındığı, "Burda AVM No: .../.../ Merkez/Zonguldak" adresindeki şubenin kapanış kararının ise 24.07.2017 tarih 28 sayılı karar ile alındığı, bu kararların iki iş yerinin ayrı ayrı çalışması için kararlar olmayıp, adres değişikliği amacının güdüldüğü, ikinci adreste iş yeri açma ve çalışma izni alındıktan sonra ilk adresteki iş yerinin kapatılarak ikinci adrese taşınıldığı, davanın konusuz kalmadığı gerekçesiyle HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, Bölge Adliye Mahkemesi kararında “ … bir işletmenin şube olabilmesi için merkezin ticaret sicilinden başka bir sicil çevresinde bulunması gerekmektedir…” şeklindeki değerlendirme, Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 118. maddesinin açıklığı karşısında isabetli değilse de, mahkemenin diğer gerekçelerinin yerinde olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı davalıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 25.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2013/2409 E., 2015/2598 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TTK'nun 33 ve 38. maddelerine göre, ticaret sicili kayıtları üçüncü kişiler hakkında gazete ile ilan edildiği günü takip eden iş gününden itibaren hüküm ifade eder.
Hukuk Genel Kurulu         2013/2409 E.  ,  2015/2598 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “borca itiraz” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 4.İcra Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 23.03.2011 tarihli ve 2009/2749 Esas 2011/307 Karar sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,Yargıtay 12 . Hukuk Dairesinin 14.02.2012 gün ve 2011/17193 E 2012/ 3440 K sayılı ilamı ile; (...Alacaklı banka, borçlu şirketler hakkında çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatmış olup, borçlu şirketler ödeme emrinin tebliğinden itibaren süresi içerisinde icra mahkemesine verdikleri dilekçe ile diğer itirazlarının yanında, şirketlerinin borç altına girebilmesi için ... ile H....'in birlikte çeki imzalamalarının gerekli olduğu, aynı takibe konu çekte borçlu şirketler adına atılı olan imzaların tek imza olduğunu, bu nedenle borçlu bulunmadıklarını ileri sürerek takibin iptali ile birlikte %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmişlerdir. Takibe konu çekin keşidecisinin ... İnş.Tur.İmalat San. ve Tic.Ltd.Şti.,lehtarın ise ...Asansör İnş.Tur.San. ve Tic.A.Ş. olduğu, keşideci imzasının ve lehtarın cirosunun tek imza olduğu, çekin 31.05.2009 keşide, 01.06.2009 ibraz tarihli bulunduğu, alacaklının ciranta konumunda yetkili hamil olduğu görülmektedir. Keşideci ... Ltd.Şti.'nin 05.10.2007 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan, 25.09.2007 tarihinde sicile tescil edilmiş bulunan ana sözleşmesine göre, müdür ... ve ...'in şirket kaşesi veya unvanı altında atacağı münferit imzalarla şirketi 5 yıllığına temsile yetkili kılınmışlardır. Daha sonra 10.03.2009 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan 16.02.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ... ve Hüseyin ...'in atacakları müşterek imzalar ile şirketi temsil ve ilzama tam olarak yetkili sayılmışlardır. TTK'nun 33 ve 38. maddelerine göre, ticaret sicili kayıtları üçüncü kişiler hakkında gazete ile ilan edildiği günü takip eden iş gününden itibaren hüküm ifade eder. TTK'nun 542/1. fıkrasının göndermesi ile uygulanması gereken, TTK'nun 321. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "Temsil yetkisinin tahdidi, hüsnüniyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez, ancak temsil selahiyetinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine hasrolunduğuna veya müştereken kullanılmasına dair tescil ve ilan edilen tahditler muteberdir." hükmünü öngörmektedir. Anılan madde hükümleri gözönüne alındığında borçlu şirket temsilcilerinin münferit yetkilerinin sona erdiği ve 10.03.2009 tarihli ticaret sicil gazetesinin ilanının ertesi gününden itibaren müşterek atacakları imzalar ile şirketi temsil ve ilzam edebileceklerinin kabulü zorunludur. Temsilcilerin, 5 yıllık münferit imzalarla temsil yetkisinin geri alınmadığı için hükmünü sürdürdüğünden söz edilemez. Keşideci ... Ltd.Şti. yönünden borca itirazın kabulü yerine yazılı gerekçe ile itirazın reddi yönünde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan mahkemece lehtar ...A.Ş. yönünden çek keşide tarihi itibariyle şirketin ... ile Hüseyin ...'in müştereken atacakları imza ile temsil ve ilzam olunabileceği, ancak lehtarın münferit imza ile çeki ciro ettiği gerekçesi ile bu şirket yönünden borca itirazın kabulüne karar verildiği halde İİK'nun 169/a-6. maddesi uyarınca bu şirket lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava kambiyo senedine dayalı takipte borca itiraz istemine ilişkindir. Hukuk Genel Kurulundaki görüşme sırasında, işin esasının incelenmesinden önce direnme kararının gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; dolayısıyla temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir. Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi). Mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek, dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukuki olguyu değiştirerek karar vermiş olması halinde, direnme kararının varlığından söz edilemez. Somut olayda yerel mahkeme bozmadan sonraki aşamada daha önceki gerekçesinde değerlendirmediği çekin vadeli çek olduğuna ilişkin davalının dayandığı çek teslim bordrosuna ve davacılar tarafından açılan menfi tespit davası sonucu verilen ilama dayanarak direnme olarak adlandırdığı kararı vermiştir. Mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; ilk kararda tartışılıp, değerlendirilmeyen yeni bir delile dayanılarak verilen yeni bir hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır. Hal böyle olunca; kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi, Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir. Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir. S O N U Ç : Yukarıda gösterilen nedenlerle taraf vekillerinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 12. HUKUK DAİRESİ GÖNDERİLMESİNE, 11.11.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Ticaret sicili müdürünün, tescili zorunlu bir hususun tescil edilmediğini öğrenmesi üzerine ilgilileri çağırması işlemine ne ad verilir?

A) Tescile davet
B) Resen tescil
C) Geçici tescil
D) İdari para cezası
E) Tescile itiraz

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol