6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 336

Türk Ticaret Kanunu 336. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 336- (1) Esas sözleşme, (…)[44] değerleme raporları, ayın ve işletme devralınmasına ilişkin olanlar da dâhil olmak üzere, kurulmakta olan şirketle, kurucular ve diğer kişilerle yapılan ve kuruluşla ilgili olan sözleşmeler (…)[45] kuruluş belgeleridir. Bunlar, sicil dosyasına konulur ve birer nüshaları şirket tarafından beş yıl süreyle saklanır. III - Kurucular 1. Tanım

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

94 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2013/3750 E., 2013/4866 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
if anasözleşmesinde yönetim kuruluna müdür atama yetkisi verildiği, ancak müdüre verilen görevlerin belirtilmediği, kooperatif müdürünün yönetim kurulu üyelerinden birisi ile birlikte müştereken kooperatifi temsil ve ilzama yetkili olduğu, TTK'nın 336/son maddesinin atıfta bulunduğu aynı Yasa’nın 319.
23. Hukuk Dairesi         2013/3750 E.  ,  2013/4866 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacı vekili, müvekkilinin 07...1995 ila 08.07.2001 tarihleri arasında müdürlüğünü yapan davalının, aynı zamanda dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti.’nin de temsilcisi olduğunu, davacı ile dava dışı arsa sahipleri arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşme gereği yapılacak inşaatın dava dışı olan ve davalının temsilcisi olduğu ... İnşaat Ltd. Şti. tarafından yapılması konusunda eser sözleşmesi yapıldığını, davalının anılan şirkete aylık hak edişe göre ödeme yapması gerekirken, hak ediş olmaksızın ödeme yaptığını, arsa sahiplerine teslim edilecek kısmın zamanında imal edilmemesi nedeniyle arsa sahiplerine ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, zamanında temsilcisi olduğu şirketi ikaz etmeyen davalının bu zarardan sorumlu olduğunu, davacı kooperatif ile dava dışı anılan şirket arasındaki sözleşme gereğince ödenmesi gereken vergi ve sigorta prim borçlarının ödenmemesi nedeniyle gecikme cezası ödenmesi zorunda kalındığını, davalının imalat yapılmamasına rağmen ... İnşaat Ltd. Şti.’ne ödeme yaptığını ileri sürerek, şimdilik 200.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı kooperatifin ....05.1995 tarihli yönetim kurulu kararı ile davalının kooperatif müdürü olarak atandığı ve yönetim kurulu üyelerinden herhangi birisinin müşterek imzaları ile kooperatifi temsil ve ilzama yetkili olduğu, davalının davacı kooperatif ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalayan ... İnşaat Ltd. Şti’nin temsilcisi olduğu konularında uyuşmazlık bulunmadığı, davalının kooperatif müdürü olarak atandığı genel kurulda, kooperatif müdürüne verilen görevlerin belirtilmediği, kooperatifin işleyişine ilişkin temel ve idari işlerin tamamı veya bir kısmını üstlenecek biçimde atanmadığı, davacı kooperatif ile dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti. arasındaki eser sözleşmesinin geçersiz olduğunun, ... Asliye .... Ticaret Mahkemesinin 2002/865 E, 2009/66 K sayılı ilamı ile sabit olduğu, davacı geçersiz sözleşmeye dayalı da olsa yüklenicinin inşaatı geç teslim etmesi nedeniyle arsa sahipleri ile düzenlenen sözleşmeye dayalı olarak arsa sahiplerine tazminat ödediğini belirttiği, arsa sahipleri ile davacı kooperatif arasındaki ... .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/730 E. sayılı davanın, 03.07.2003 tarihli anlaşma nedeniyle feragatle sonuçlandığı, sigorta primi ve vergi ödemesinin gecikmesi nedeniyle ödenen gecikme cezasının ....767,62 TL olduğu, bu meblağın ise davacı kooperatifin davalının da içerisinde olduğu yöneticiler aleyhine açtığı tazminat davasının feragat nedeniyle reddedildiği ....01.2003 tarihinden önce ödendiği, davanın davacı kooperatifin müdürü olan davalıya yönelik kooperatife zarar verildiği iddiası ile açılan tazminat istemine ilişkin olmasına göre, kooperatifin uğradığı zarar ile davalının kooperatif müdürü sıfatı ile yaptığı işlemler arasında illiyet bağının belirlenmesi gerektiği, geç teslim nedeniyle arsa sahiplerine ödenen 220.000,00 TL’nin davacı kooperatif ile dava dışı arsa sahipleri arasındaki sözleşmeye dayalı olduğu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesinin yollaması ile uygulanması gereken TTK'nın 319. maddesinde, anasözleşme ile temsil yetkisinin ve idare işleminin hepsinin veya bazılarının yönetim kurulu üyesi veya pay sahibi olmaları zorunlu olmayan müdürlere bırakılabilmesi için genel kurula veya yönetim kuruluna yetki verilebileceğinin düzenlendiği, TTK’nın 342. maddesi değerlendirildiğinde, kooperatife müdür olarak atanan kişinin atanma usulünü anasözleşmede öngörülen şekilde genel kurula veya yönetim kuruluna bırakılmış olması, verilen görevin de kooperatifin temsil ve idare mali işlerinin önemli bir kısmını içermesi gerektiği, davacı kooperatifin anasözleşmesinde müdür atanması konusunda özel bir düzenleme bulunmadığı, bu durumda yönetimde TTK'nın 317. maddesi uyarınca yalnız yönetim kurulunun yetkili olduğu, davacı kooperatif anasözleşmesinde yönetim kuruluna müdür atama yetkisi verildiği, ancak müdüre verilen görevlerin belirtilmediği, kooperatif müdürünün yönetim kurulu üyelerinden birisi ile birlikte müştereken kooperatifi temsil ve ilzama yetkili olduğu, TTK'nın 336/son maddesinin atıfta bulunduğu aynı Yasa’nın 319. maddesine göre, yönetim kurulu üyeleri arasında bir ... bölümü bulunmadığı takdirde yönetim kurulu üyelerinin müteselsil olarak sorumlu oldukları, kooperatif müdürünün münferiden sorumlu olduğuna ilişkin anasözleşmede ve yönetim kurulu kararında özel bir düzenleme ve açıklama bulunmadığı, tek başına kooperatif müdürüne yöneltilen sorumluluk davasının reddi gerektiği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. ...-Dava, kooperatifin yönetim kurulunca atanan müdürü davalının, usulsüz veya yasaya aykırı işlemleriyle kooperatifi zarara uğrattığı iddiasına dayalı olarak kooperatif zararının tazmini için açılan sorumluluk davasıdır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollaması nedeniyle kooperatiflere de uygulanması gereken TTK'nın 319/.... maddesi, “Anasözleşme ile temsil yetkisinin ve yönetim işlerinin hepsi veya bazıları yönetim kurulu üyesi olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları zorunlu olmayan müdürlere bırakabilmek için genel kurula veya yönetim kuruluna yetki verilebilir” hükmünü içermektedir. TTK'nın 342. maddesi yukarıda anılan 319/.... maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde, şirkete müdür olarak atanan kişinin atanma yönteminin anasözleşmede öngörülmüş ve öngörülen şekilde genel kurula veya yönetim kuruluna bırakılmış olması ve tevdii edilen görevin de kooperatifin temsil ve idari mali işlerinin önemli bir kısmını içermesi gerekir. Esasen 1163 sayılı Kanun'un 58. maddesi de aynı ilkelere göre düzenlenmiştir. Anasözleşmede müdür atanması konusunda bir hüküm sevk edilmemişse, yönetimde TTK'nın 317. maddesi uyarınca sadece yönetim kurulu yetkilidir. Davacı kooperatif anasözleşmesinin 51. maddesi, “yönetim kurulu kooperatifin mali ve idari işlerini yürütmek üzere kendi arasından veya hariçten bir müdür ile kooperatif işlerinin gerekli kıldığı diğer personeli istihdam edebilir. Bunlar kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludur” hükmünü içerdiği halde Mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi dosya kapsamına uygun değildir. Öte yandan, davalı müdürün, davacı kooperatif yönetim kurulunun kararı ile atandığı ve yönetim kurulu üyelerinden birisi ile müştereken davacı kooperatifi temsile yetkili olduğu yerel mahkemece tespit edilmiştir. Bu yetkilendirmenin, anılan 319/.... maddesinde aranan koşulları içerdiğinin kabulü gerekir. Aksi yöndeki gerekçe isabetsizdir. Bu durumda, anasözleşme ve yönetim kurulu kararında özel düzenleme ve açıklama bulunmadığı, diğer anlatımla, TTK'nın 319/... ve 336/son maddesi uyarınca davalının sorumlu olduğu işler belirlenip ayrılmadığı anlaşıldığından, davalı müdürün, TTK’nın 319/..., 336/... ve 336/son madde hükümleri uyarınca, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte kooperatife verilen zarardan müteselsilen sorumlu olduğunun kabulü gerekir. BK’nın 142/.... maddesinin, “alacaklı müteselsil borçluların cümlesinden veya birinden borcun tamamen veya kısmen edasını istemekte muhayyerdir” hükmü nazara alındığında, davacı kooperatifçe diğer müteselsil sorumlular olan yönetim kurulu üyeleri aleyhine dava açılmamış olması, kooperatif müdürü aleyhine açılan işbu davanın karara bağlanmasına engel teşkil etmemektedir. İcrai müdürlerin sorumlulukları, anılan 342. maddesi uyarınca 336. madde hükmüne tabidir. Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulmazlar, ancak, öğretideki baskın görüşe göre, TTK'nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir. TTK'nın 338. maddesi uyarınca kusurlarının bulunmadığını ispat etmedikçe, sorumluluktan kurtulamazlar. Mahkemenin tek başına kooperatif müdürüne yöneltilen sorumluluk davasının reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkin istisnayı kural yapan gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Zira, kural müteselsil sorumluluk olup, tek başına sorumluluk için bunun ayrıca karar altına alınmış olması gerekir. Bu durumda, mahkemece, ....05.1995 tarihli yönetim kurulu kararı uyarınca müştereken kooperatifi temsile yetkili kılınan davalı müdürün zarardan ilke olarak müteselsilen sorumlu olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın yukarıda açıklanan açıklamalar çerçevesinde esasının incelenmesi, tarafların delillerinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. ...- Davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (...) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (...) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren ... gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, ....07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2016/1879 E., 2017/7351 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
45 oranındaki 18.000 adet A grubu nama yazılı hisse için dava açıldığını, böylelikle şirketin %82,25 oranındaki hissesinin davacı ile dava dışı Mehmet Tüfekçioğlu'na ait olduğunu, şirkete kayyım atanması gerektiğini, şirket yöneticilerinin TTK 336 maddesi uyarınca şirket ortaklarına karşı şahsen ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davacıya şahsen vermiş oldukları zarardan dolayı fazlaya ilişkin h
11. Hukuk Dairesi         2016/1879 E.  ,  2017/7351 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/09/2015 tarih ve 2015/75-2015/28 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalıların hukuka aykırı yönetimleri nedeniyle davalı ... Enerji’nin mal varlığını zarara uğratıcı işlemlerde bulunduklarını, ... Enerji'ye ait işletme ruhsatının kapsamında yer alan haklar ve işletme ruhsat sahasının yönetim kurulu kararları alınarak davalı M... Şirketi’ne kiralandığını, bu şekilde şirketin içinin boşaltılmaya çalışıldığını, kiralama yanında ruhsatın devir yolunun da seçildiğini, ... Enerji A.Ş ile M... Enerji A.Ş'nin hakim ortağının ... olduğunu, oğlu ...'ın ise ... Enerji A.Ş'nin yönetim kurulu başkanı olduğunu, her iki şirketin birlikte aynı adreste faaliyet gösterdiklerini, şirket ruhsatının aynı balkon içinde el değiştirdiğini, şirketin içinin boşaltıldığını, davacının şirketin %50 oranında 2000 adet A grubu nama yazılı hisssine sahip olduğunu, %45 oranındaki 18.000 adet A grubu nama yazılı hisse için dava açıldığını, böylelikle şirketin %82,25 oranındaki hissesinin davacı ile dava dışı Mehmet Tüfekçioğlu'na ait olduğunu, şirkete kayyım atanması gerektiğini, şirket yöneticilerinin TTK 336 maddesi uyarınca şirket ortaklarına karşı şahsen ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davacıya şahsen vermiş oldukları zarardan dolayı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 25000 TL zararın hukuka aykırı fiiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işlemiş avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile ... Enerji A.Ş'ye ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... ve ..., husumet ve zamanaşımı itirazlarında bulunmuş, ortak olmadıklarını ve yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar vekili, davacının pay sahibi olmadığını, yönetim kurulu üyelerinin genel kurulda ibra edildiklerini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava dilekçesinden zarar verici olayların 2003-2007 ve 2010 tarihlerinde meydana geldiği, her bir olay tarihinde meydana gelen zarar miktarının ne olduğu konusunda davacı vekiline talep sonucunu açıklaması için 18/02/2015 ve 13/05/2015 tarihlerinde 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, bu süre içerisinde her bir olay tarihi ve olay tarihine denk gelen tazminat miktarının açıkça belirtilmediği, talep sonucunun dava dilekçesinde açık bir şekilde yer alması gerektiği, böylelikle TTK 336/5 ve TTK 309/son maddelerinde düzenlenen öğrenme tarihinden itibaren işleyen 2 yıllık zamanaşımı definin inceleme konusu yapılamadığı, dava dilekçesine ekli ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/271 E., 2010/436 K. sayılı ilamda davacının 3.kişi sıfatıyla davaya katıldığı, zarar verici eylemleri bu davada katılma dilekçesinde davacının öğrendiği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının birden fazla davasını aynı dava dilekçesi ile açması (objektif dava birleşmesi) bakımından her davaya ait talep sonucunu açıkça ve ayrı ayrı dava dilekçesinde göstermesi gerekmesine (Kuru, Baki; Ağustos/2016, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, s.235) ve HMK m. 119/1-ğ gereğince açık bir şekilde talep sonucunun gösterilmemesi halinde HMK m. 119/2 gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin tabii bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 18/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
19. Hukuk Dairesi, 2016/8176 E., 2016/15066 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
ine karşı yatırılan nakit teminatlar olan 2.000.000,00 USD ile 1.695.633,86 TL'nin bayiler tarafından sözleşmeye uygun olarak iadesinin talep edilmesi halinde iadesinin şirketi devralanların teminat ve kefaletinde olduğunun belirtildiğini, TTK'nın 336 maddesi uyarınca da şirket ortağı olan davalıların müvekkiline karşı sorumlu olduğunu, müvekkilinin yatırdığı teminatın iadesi için davalılar hakkın
19. Hukuk Dairesi         2016/8176 E.  ,  2016/15066 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vek. Av. Rıza Ayhan gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -KARAR- Davacı vekili,müvekkili ile dava dışı... arasında 07/01/2008 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin imzalanması anında müvekkili tarafından 100.000,00 TL nakit teminat ve 50.000,00 TL teminat senedi verildiğini, dava dışı şirketin sözleşmeyi tek taraflı olarak haksız bir şekilde feshettiğini, ancak müvekkilinin yatırmış olduğu teminatın iade edilmediğini, davalıların dava dışı şirketi devraldığını, devir sözleşmesinde davalıların dava dışı şirket bayilerine karşı yatırılan nakit teminatlar olan 2.000.000,00 USD ile 1.695.633,86 TL'nin bayiler tarafından sözleşmeye uygun olarak iadesinin talep edilmesi halinde iadesinin şirketi devralanların teminat ve kefaletinde olduğunun belirtildiğini, TTK'nın 336 maddesi uyarınca da şirket ortağı olan davalıların müvekkiline karşı sorumlu olduğunu, müvekkilinin yatırdığı teminatın iadesi için davalılar hakkında başlattığı takibe davalıların haksız olarak itiraz ettiğini, takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'de az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; (süresinde) davacının asıl borçluya başvurmadan sadece kefillerin sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığını, müvekkillerinin bayilik sözleşmesinin tarafı olmadığını, bu nedenle bu sözleşme ile sorumluluklarının olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, davacının devir sözleşmesinin tarafı olmadığını, TTK'nın 336. maddesinin müvekkillerinden kefil sıfatıyla ya da başka bir sıfatla talepte bulunulmasına dayanak oluşturmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacı ile dava dışı Şadırvan Paz. Dağıtım Taş.İth. İhr. Tic. ve San. A.Ş. arasında bayilik sözleşmesi imzalandığı, bayilik sözleşmesinin dava dışı şirket tarafından feshedildiği, dava dışı şirketin devrine ilişkin protokolde davalıların, davacının da isminin yer aldığı listedeki teminatların iadesini bağımsız olarak taahhüt ettikleri, bu protokolün 3. kişi yararına sözleşme niteliğinde bulunduğu ve davacının bu protokolde imzasının bulunmamasının davacının davalılardan talepte bulunmasına engel olmadığı, TBK'nın 129. maddesinin 2. fıkrasında tam üçüncü kişi yararına sözleşme müessesesinin düzenlendiği ve 3. kişilere edimin ifasını talep etme hakkı tanındığı, somut olayda devir protokolünde 3. kişi konumunda bulunan bayilere nakdi teminatı geri almayı talep etme ve davalılarında iadeyi taahhüt ettiği görüldüğü, davacı teminatının iadesini haksız kılacak ve davalıların ispatlayabildiği bir zarar dosya kapsamında tespit edilmediği, davacının teminat iadesini bayilik sözleşmesine aykırı bir biçimde talep ettiği de ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının 100.000,00 TL'lik asıl alacağı yönünden davalıların itirazının iptaline, davalıların takip öncesinde temerrüte düşürüldüğü ispat edilmediğinden işlemiş faiz isteğinin reddine, alacak likit olduğundan %20 tazminata ve davalıların kötüniyet tazminatı isteğinin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davalılar ile devreden şirketler grubu arasında düzenlenen 26/02/2009 tarihli protokolün 2. maddesi hükmü gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlerden alınmasına, 24/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2016/2882 E., 2016/6889 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
ile eTTK m.336/1-3 hükmünde belirtildiği üzere şirketin defterlerinin intizamlı bir şekilde tutulmasını sağlamayan, yine aynı maddenin Ettk m.336/1-5 hükmünde belirtildiği üzere kanun ve esas sözleşmenin kendilerine yüklediği şirketle ilgili görevleri
11. Hukuk Dairesi         2016/2882 E.  ,  2016/6889 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) 20. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.06.2014 tarih ve 2013/80-2014/156 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili ve birkısım davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili; ... tarafından yönetim ve denetimine el konulan ... grubu şirketlerinden ... Yayıncılık ve Reklamcılık A.Ş.'nin muhasebe kayıtları üzerinde yaptırılan incelemede kasa açığı miktarı tespit edildikten sonra, şirketin yeniden oluşturulan denetim kurulu tarafından şirket defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonunda düzenlenen raporla açığın fiilen şirket kasasına ödenmemekle birlikte fiktif olarak ödenmiş gibi gösterilen ... ödemelerinden kaynaklandığının, aynı zamanda şirket kayıtlarında görünmeyen belli bir grup tarafından şirket yönetiminin yürütüldüğünün, resmi kayıtlarda yer alan şirket ortaklarının göstermelik ve muaazalı şekilde ortaklık sıfatını taşıdıklarının tespit edildiğini, tespit olunan kasa açığından şirket ortakaları, yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile şirket çalışanlarının müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydıyla 126.000,000 YTL zararın ... ödemelerin ödenmesi gereken 29/03/2000, 30/04/2001, 12/04/2001 ve 24/01/2013 tarihlerinden itibaren işleyecek kademeli ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile tazminat talebini 500.000.000 YTL'ye çıkararak bu miktarın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı asiller ve vekilleri; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; ... Yayıncılık ve Reklamcılık A.Ş.'nin 31/03/2000 tarihinde kurulduğu, kurucu ortaklarının davalılardan ..., ..., ... ..., ... ..., ... ..., ... ve dava dışı ... ... ile ...; yönetim kurulu üyelerinin davalılardan ..., ..., ... ... ve dava dışı ... ..., denetim kurulu üyelerinin davalılardan ... ..., ... ve ... ... ... oldukları ... tarafından yönetim ve denetimine el konulan ... grubu şirketlerinden olan şirketin kasa açığı hesabının toplam 400.779,29 TL olduğu, bu açığın ... ödemelerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tam olarak tespit edilemediği, bunun sebebinin şirket muhasebe kayıtlarının ve defterlerinin düzgün bir şekilde tutulmamış olduğu, söz konusu kasa açığının ödenmediği halde ödenmiş gibi gösterilen ... ödemelerinden kaynaklandığının aksi ispat edilebilir bir karine olduğunun kabul edilmesi gerektiği bunun aksinin ise şirketin yönetiminden ve denetiminden sorumlu olanlar tarafından ispat edilmesi gerekmekte olup dosya kapsamına göre ise sorumluların, belirtilen karinenin aksine ispatlayamadıkları, bundan dolayı da kasa açığından ibaret şirket zararının ... ödemelerinden kaynaklandığının ve şirketin zarara uğratıldığının, zarar miktarının ise tespit edildiği belirtilen 400.779,29 TL olduğunun ispat edildiğinin kabulünün gerektiği, şirkete verilen bu zarardan resmi olarak ortak görünmeyen ancak şirket yönetimine etki ettikleri malum hakim ve gizli ortak olan ..., ..., ..., ..., ... ... ve ... ile eTTK m.336/1-3 hükmünde belirtildiği üzere şirketin defterlerinin intizamlı bir şekilde tutulmasını sağlamayan, yine aynı maddenin Ettk m.336/1-5 hükmünde belirtildiği üzere kanun ve esas sözleşmenin kendilerine yüklediği şirketle ilgili görevleri yerine getirmedikleri anlaşılan yönetim kurulu üyelerinin ve denetim kurulu üyelerinin müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere yönetim kurulu üyesi ve pay sahibi olmayan ayrıca ... ödemelerini tahsilatla yetkilendirilmedikleri dosya kapsamından anlaşılan şirket çalışanları olan diğer davalıların şirkete verilen zarardan sorumlu olmadıkları, zira bunların ... ödemeleri ile ilgili yetkilendirildiklerinin ispatlanamadığı, davalılardan ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ... ..., ... ... ve ... haklarında açılan davanın işlemden kaldırıldıkları tarihten itibaren 3 ayı aşkın süre geçmiş olduğu halde yenilenmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, bu durum sehven atlanarak bu davalılardan ..., ... ..., ..., ... ... ve ... yönünden hüküm kurulduğu, hüküm fıkrasından dönmenin usulen mümkün olmadığı gerekçesiyle ... Yayıncılık ve Reklamcılık A.Ş.'nin kurucu ortakları ve yönetim kurulu üyeleri olan ..., ... ve ... ..., şirket kurucusu ve ortağı olan ... ..., yönetim kurulu üyesi olan ..., ile kurucu ve denetim kurulu üyeleri olan ... ..., ... ve denetim kurulu üyesi ... ... ... ve de hakim ve gizli ortaklar olduğu anlaşılan ..., ..., ..., ..., ... ... ve ... aleyhine açılan ve ispatlanan davanın ıslah edilmiş hali ile kısmen kabulüne, 400.779,29 TL tazminatın kasa sayım tarihi olan 14/02/2004 tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlardaki avans faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleple diğer davalılar hakkında açılan davanın ise reddine, Davalılardan ... ...'ın davadan önce öldüğü belirtildiğinden bu davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı ... vekili ve bir kısım davalılar temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı ... vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davacı ... vekili 09.03.2016 tarihli dilekçesi ile vekaletnamedeki yetkilerine dayanarak davalılardan ... ... ... hakkındaki temyiz talebinden vazgeçtiğinden, bu davalı yönünden davacının temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. 3- Dava, 6762 sayılı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler, denetçiler ve muhasebe ve finans işlerinden sorumlu diğer davalıların davacı şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır. ... Grubu şirketlerinden olan ... Yayıncılık ve Reklamcılık A.Ş.'ye ... tarafından el konulması sırasında eski yöneticiler ile ... tarafından atanan yöneticiler arasında fiili kasa sayım tutanağı, devir tutanağı gibi bir belge düzenlenmemiş, kasa açığı bulunduğuna dair belirleme ... tarafından yapılan denetleme raporu ile ileri sürülmüştür. Kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak kasa açığının hangi tarihte oluştuğunun tespiti gerekmekte olup, zarar ile sorumlular arasındaki illiyet bağının da kurulması gerekirken, kasa açığının el koyma anında mevcut olduğu hususu tespit edilememiş ve davalılar ile zarar arasında illiyet bağı kurulamamış olduğundan mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulamayacağı gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 4- ... vekili tarafından yargılama sırasında sunulan farklı tarihli dilekçelerle davalılar ..., ... ..., ... ..., ... ve ... hakkında davayı takip etmedikleri beyan edilmesine ve üç aylık yasal süre geçtiği halde yenilenmemesine rağmen HMK'nın 150. maddesi gereğince bu davalılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekirken, yazılı şekilde aleyhlerinde hüküm kurulması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 5- Bozma sebep ve şekline göre;davacı ... vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenemesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... ... ... yönünden davacı ... vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine; (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı ... ... (...), ... ..., ..., ..., ... mirasçıları yararına BOZULMASINA; (4) numaralı bente açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalılar ... ..., ..., ... yararına BOZULMASINA; (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden birkısım davalılara iadesine, 22.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2014/13489 E., 2015/10070 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var................ MAHKEMESİ
tam metni aç
, Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin sorumluluğuna, ister özden yönetimli, ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister üçüncü kişi durumunda bulunsunlar anonim ortaklıkların yönetim kurulu üyeleri hakkındaki TTK'nın 336. ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır.
11. Hukuk Dairesi         2014/13489 E.  ,  2015/10070 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ................ MAHKEMESİ TARİHİ : 24/03/2014 NUMARASI : 2011/15-2014/67 Taraflar arasında görülen davada İ..................... Mahkemesi’nce verilen 24/03/2014 tarih ve 2011/15-2014/67 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/10/2015 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. T.. T.., davalılardan ..... ve ..... vekili Av. E.. D.. Uğurlu ve davalılardan H.. Z.. vekili ......dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ............tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkil ................ firmasının Almanya'da tekstil faaliyetinde bulunduğunu, Türkiye'deki imalatçı firmalara ürettirdiği malları yurtdışında sattığını, daha önceden Türkiye'de irtibat büroları bulunduğunu, davalı................ burada görev yaptığını, işler gelişince diğer davacı firmayı kurduklarını, davalı Haldun'un dışarıdan münferit yetkili müdür olarak atandığını, davalı................ ise kalite kontrol sorumlusu olarak görev yaptığını, davalı .......ise dava dışı .......... Teks. Ltd. firmasının yetkilisi, aynı zamanda davalı Salman'ın kardeşi, ayrıca davalı Haldun ile Salman'ın anılan firmanın eski ortakları olduğunu, müvekkil firmaya sahte faturaların .......... Teks. Ltd. tarafından gönderildiğini, faturada gösterilen miktarı havale yoluyla gönderdiklerini, davacılardan fahiş miktarda ürün bedeli alındığını, yine dava dışı ........Ltd. firmasına davacıların ürünlerin etiketlerini imal ettirdiğini, bu bedelleri firmanın imalatçılardan tahsil ettiğini, imalatçı firmaların da etiket bedelini ürün fiyatına eklediğini, müvekkiline ........Ltd firmasının sahte faturalar gönderdiğini, bu şekilde etiket fiyatlarını mükerrer olarak ödemek zorunda kaldıklarını, anılan firmanın yetkilisinin etiket fiyatlarını tahsil ettiğini, davalı Haldun'a elden teslim ettiğini belirttiğini, ayrıca davalıların imalatçı firmalardan komisyon adı altında ücret aldıklarını, ödenmezse iş ilişkisinin sona erdirileceğini belirterek firmaları tehdit ettiğini, bu bedelin de müvekkiline fiyat artırımı olarak yansıdığını ileri sürerek, 1.000.000 DM'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri, davacının iddiasının gerçek dışı olduğunu, iddiaların somut delillere dayanmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava dışı .......... Ltd. firmasının kayıt dışı tuttuğu gelirleri varsa, bunlar vergi beyannamesine dahil edilmemişse davacının zarara uğradığından söz edilemeyeceği, bu yolla teslim almadığı mal bedelini ödediği veya fazla ödeme yaptığı iddiasını dava dışı şirketlere karşı yöneltmesi gerektiği, hasıl olacak sonuca göre davalılar hakkında istemde bulunulabileceği, işbu davanın erken açıldığı, davalı ...... dava dışı şirketin ortağı olduğu, husumetin şirkete yöneltileceği, davalıların komisyon aldıklarının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Davacı taraf, davalı H.. Z..'in davacı şirketin ortak olmayan münferit yetkili müdürü, davalı Salman Avşar'ın kalite kontrol sorumlusu olduğunu, diğer davalı Cemal Avşar'ın ise dava dışı firmanın ortağı olduğunu, el ve işbirliği içinde davacı şirketin zarara uğratıldığını ileri sürerek iş bu davayı açmış olup, mahkemece davacının talebini dava dışı şirkete karşı yöneltmesi gerektiği, davalı Cemal Avşar'ın dava dışı şirketin ortağı olduğunu, husumetin ortağı olduğu şirkete karşı yöneltileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, limited şirket idarecilerinin mesuliyeti anonim şirketlerin bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir. TTK'nın 342. maddesi uyarınca yöneticilik görevi ortak olmayan bir müdüre tevdi edildiği taktirde müdür, diğer yöneticiler gibi şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olur. Yani, bir başka deyişle TTK'nun 556. maddesine göre, Limited ortaklığın yönetimine memur edilen kimselerin sorumluluğuna, ister özden yönetimli, ister seçimle bu sıfatı almış olsunlar ister ortak ister üçüncü kişi durumunda bulunsunlar anonim ortaklıkların yönetim kurulu üyeleri hakkındaki TTK'nın 336. ve 309. madde hükümleri aynen uygulanır. TTK'nın anonim ortaklıklara ilişkin hükümlerine atıf, TTK'nın 341, 342. maddeleri de kapsar. Ortaklar genel kurulunun bu konuda vereceği karar ile bu davanın açılabilmesi mümkündür, anılan husus dava şartıdır. Somut olayda, davacı.....Teks. Ltd.'nin % 98 payının diğer davacı.....Gmbh firması ait bulunduğu, davalı H.. Z..'in davacı.....Teks. Ltd. firmasının ortak olmayan münferit yetkili müdürü olduğu tartışmasız olup, 6762 sayılı TTK'nın 342. maddesi uyarınca yönetici görevini özenle yapmak zorundadır, aksi halde şirkete karşı verdiği zarardan sorumlu olduğu gibi, ortak ve alacaklılarda TTK'nın 336 ve 309. maddesi uyarınca şirket müdüründen tazminat talebinde bulunabilirler, Öte yandan, davalı........... davacı şirketin kalite kontrol sorumlusu olduğu iddia edilmiş olup, anılan kişinin icracı müdür niteliğinde olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Yine, davalı Cemal Avşar'ın dava dışı .......... Teks. Ltd. firmasının ortağı olduğu belirtilmiş olup, bir kısım vergi inceleme ve bilirkişi raporlarında ise anılan kişinin aynı zamanda şirketi temsile yetkili müdür olduğu açıklanmıştır. Bu itibarla, mahkemece davacı.....Teks. Ltd'nin ticaret sicil dosyası getirtilerek, davalı Salman Avşar'ın davacı.....Teks. Ltd'nin icracı müdürü olup olmadığı araştırılarak, icracı müdür olması durumunda anılan davalı hakkında da şirket zararından dolayı dava açabileceği dikkate alınarak, gerek davacı ................. Teks. Ltd. şirket müdürü H.. Z.., gerekse icracı müdür olduğu sonucuna ulaşılırsa davalı Salman Avşar hakkında ortaklar kurulunun sorumluluk davası açılması hakkında karar alıp almadığı incelenerek, eğer karar verilmemiş ise bu hususun yargılama sırasında tamamlanabileceği göz önüne alınarak, ortaklar kurulunun bu yönde karar alması için mehil verilerek, neticesine göre hüküm tesis edilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeden işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, davacı.....Gmbh şirketinin diğer davacı şirketin ortağı sıfatıyla, o şirketin müdürü H.. Z.. ve icracı müdürün eylemleri sonucunda doğrudan zarar görmüşse bu iddiaya bağlı olarak sorumluluk davası açabileceği nazara alınmadan, davanın öncelikle dava dışı şirketlere yöneltilmesi gerektiği, işbu davanın erken açıldığından bahisle davalı H.. Z.. ve Salman Avşar hakkında davanın reddine karar verilmesi de hatalı olmuştur. Ayrıca, dava dışı .......... Tekstil Ltd. Şti'den ticaret sicil kayıtları getirtilerek, davalı .................şirketin yöneticisi olup olmadığı tespit edilerek, şirketinin yöneticisi olduğunun saptanması durumunda, her iki davacı şirketin de anılan dava dışı şirketin alacaklısı sıfatıyla doğrudan zarara uğradıkları iddiasıyla yönetici .............hakkında talepte bulunabilecekleri dikkate alınmadan, dava dışı şirketin ortağı olduğu, husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarını kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.