Türk Ticaret Kanunu 337. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 337- (1) Pay taahhüt edip esas sözleşmeyi imzalayan gerçek ve tüzel kişiler kurucudur.
(2) Kurucular, birinci fıkrada yazılı işlemi, üçüncü bir kişinin hesabına yaptıkları takdirde, bu kişi de kuruluştan doğan sorumluluk bakımından kurucu sayılır. Söz konusu üçüncü kişi, kendisi hesabına iş gören kimsenin bildiği veya bilmesi gereken bir hususu kendisinin bilmediğini ileri süremez.
2. Asgari sayı
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
10 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2015/2626 E., 2015/11938 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davalı vekili, müvekkilinin 01.04.1998 ile 16.01.2001 tarihleri arasında bankada kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısı olarak çalıştığını, kredinin verildiği dönemde yönetim kurulu üyesi olmadığı için TTK'nın 337. maddesine göre hakkında sorumluluk davası açılmaması gerektiğini, kasıt veya ihmali olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
11. Hukuk Dairesi 2015/2626 E. , 2015/11938 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/11/2012
NUMARASI : 2010/256-2012/241
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/11/2012 gün ve 2010/256-2012/241 sayılı kararı bozan Daire’nin 16/09/2014 gün ve 2013/11447-2014/13904 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davadan tefrik edilen bu davada, müvekkili tarafından el konulan B. A.Ş'nin açık pozisyonunu sağlamak amacıyla İrlanda'da A. Fi. Services PLC Şirketi'nin kurulduğunu, büyük ortağının anılan banka olduğunu, bu şirkete depo kredi açılması için banka yönetim kurulunun 03.03.2000 tarihinde karar aldığını, kaynağın A. üzerinden başka bir grup şirketi olan R.’a kaydırılması amacıyla alınan kararda Bayındırbank’ı temsilen yönetici sıfatı ile davalının yer aldığını, aynı dönemde B.’ta da genel müdür ve genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, davalının imzası ile gerçekleşen işlemler neticesinde B.’ın pozisyon zararının kamufle edildiği, bu nedenle banka zararının 37.649.000,00 TL olduğunu, bu miktardan davalının TTK'nın 336 ve 337. maddelere göre mali sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle, anılan miktarın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 01.04.1998 ile 16.01.2001 tarihleri arasında bankada kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısı olarak çalıştığını, kredinin verildiği dönemde yönetim kurulu üyesi olmadığı için TTK'nın 337. maddesine göre hakkında sorumluluk davası açılmaması gerektiğini, kasıt veya ihmali olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularakTTK'nın 337. maddesi gereğince yeni seçilen veya tayin olunan idare meclisi azalarının, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeye mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin mesuliyetlerine iştirak edeceklerinin hükme bağlandığı, TTK 336. maddesinde sayılan hallerde banka yönetim kurulu üyeleri gerek bankaya, gerek münferit pay sahiplerine ve banka alacaklılarına karşı müteselsil sorumluluklarının bulunduğu, sorumluluk açısından müdürlerin de yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlere tabi olduğu, davalı L.. T..'ın 01.04.1998-16.01.2001 arası tarihlerde genel müdür yardımcısı olduktan sonra da B. A.Ş. yönetim kurulu üyesi/genel müdürü olduğu, davalının kendisinden önceki yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı işlem ve eylemlerini bilebilecek durumda olması ve yönetim kurulu üyesi olduktan sonra da TTK'nın 337. maddesine göre kendisine yüklediği kendisinden önceki döneme ilişkin yolsuzlukları denetçilere bildirme yükümlülüğü altında bulunduğu, bu yükümlülüğün ihlalinindeTTK'nın 337. maddesi gereği sorumluluğun doğmasına neden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.649.000,00 TL'nin 09.07.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemiz'in 16.09.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, 12/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
11. Hukuk Dairesi, 2013/11447 E., 2014/13904 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Davalı vekili, müvekkilinin 01.04.1998 ile 16.01.2001 tarihleri arasında bankada kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısı olarak çalıştığını, kredinin verildiği dönemde yönetim kurulu üyesi olmadığı için TTK'nın 337. maddesine göre hakkında sorumluluk davası açılmaması gerektiğini, kasıt veya ihmali olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
11. Hukuk Dairesi 2013/11447 E. , 2014/13904 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/11/2012
NUMARASI : 2010/256-2012/241
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 0611.2012 tarih ve 2010/256-2012/241 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16.09.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. C. K.ile davalı vekilleri Av. Y. V.ile Av. M. G. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi .tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada tefrik edilen bu davada, müvekkili tarafından el konulan B. A.Ş'nin açık pozisyonunu sağlamak amacıyla İrlanda'da A. Financial Services PLC Şirketi'nin kurulduğunu, büyük ortağının anılan banka olduğunu, bu şirkete depo kredi açılması için banka yönetim kurulunun 03.03.2000 tarihinde karar aldığını, kaynağın Altima üzerinden başka bir grup şirketi olan Regional’a kaydırılması amacıyla alınan kararda Bayındırbank’ı temsilen yönetici sıfatı ile davalının yer aldığını, aynı dönemde Bayındırbank’ta da genel müdür ve genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, davalının imzası ile gerçekleşen işlemler neticesinde Bayındırbank’ın pozisyon zararının kamufle edildiği, bu nedenle banka zararının 37.649.000,00 TL olduğunu, bu miktardan davalının TTK'nın 336 ve 337. maddelere göre mali sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle, anılan miktarın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 01.04.1998 ile 16.01.2001 tarihleri arasında bankada kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısı olarak çalıştığını, kredinin verildiği dönemde yönetim kurulu üyesi olmadığı için TTK'nın 337. maddesine göre hakkında sorumluluk davası açılmaması gerektiğini, kasıt veya ihmali olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda benimsenen bilirkişi raporuna göre, TTK'nın 337. maddesi gereğince yeni seçilen veya tayin olunan idare meclisi azalarının, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeye mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin mesuliyetlerine iştirak edeceklerinin hükme bağlandığı, yönetim kurulu üyelerinin TTK'ya istinaden sorumluluklarına hükmedilebilmesi için, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılık, kusur, zarar ve illiyet bağı koşullarının varlığı gerektiği, genel olarak yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun TTK 320. ve TTK 336. maddelerine göre belirlendiği, TTK 336. maddesinde sayılan hallerde banka yönetim kurulu üyeleri gerek bankaya, gerek münferit pay sahiplerine ve banka alacaklılarına karşı müteselsil sorumluluklarının bulunduğu, sorumluluk açısından müdürlerin de yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlere tabi olduğu, davalı L.. T..'ın 01.04.1998-16.01.2001 arası tarihlerde genel müdür yardımcısı olduktan sonra da B.. A.Ş. yönetim kurulu üyesi/genel müdürü olduğu, davalının kendisinden önceki yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı işlem ve eylemlerini bilebilecek durumda olması ve yönetim kurulu üyesi olduktan sonra da TTK'nın 337. maddesine göre kendisine yüklediği kendisinden önceki döneme ilişkin yolsuzlukları denetçilere bildirme yükümlülüğü altında bulunduğu, bu yükümlülüğün ihlalininde TTK'nın 337. maddesi gereği sorumluluğun doğmasına neden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.649.000,00 TL'nin 09.07.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Davalı vekili temyiz dilekçesiyle birlikte adli yardım talebinde bulunmuş olup, temyiz dilekçesine eklediği bilgi ve belgeler incelenmesi sonrasında 6100 sayılı HMK'nın 334. maddesi koşullarının oluştuğu anlaşıldığından mümeyyiz davalı vekilinin adli yardım talebinin kesin olarak kabulü ile temyiz incelemesine geçilmesine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacıya devir edilen bankanın önceki dönemde yöneticiliğini yapmış olan davalının zarara neden olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalının, davacıya devir edilen bankanın 01.04.1998-16.01.2001 tarihleri arasında genel müdür yardımcısı, 17.01.2001-10.07.2001 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olarak görev yaptığı hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davalının, davacıya devir edilen bankanın zararına neden olan karara ve işlemlere katılmamasına rağmen daha sonra yönetimde görev aldığı, işlemlerden haberdar olduğu, somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 337. maddesi uyarınca, kendisine yüklenen, kendisinden önce meydana gelen usulsüzlükleri denetçilere bildirmemek yükümlülüğünü ihlal etttiği gerekçesiyle yazılı şekilde sorumlu olduğu yönünde karar verilmiştir. Ancak, görev nedeniyle bozma kararı sonrasında, davalının sorumluluğunu tespit bakımından yaptırılan bilirkişi incelemelerinde aralarında hukukçu akademisyen ve bankacıların bulunduğu ilk iki raporda davalının sorumluluğu olmadığı yönünde görüş bildirilmiş, iki bankacı ve bir hukukçunun olduğu son bilirkişi raporunda ise davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu açıklanmıştır. Mahkemece, raporlar arasındaki çelişki giderilmediği gibi, ilk iki rapora neden itibar edilmediği karar yerinde açıklanmadan, genel ifadelerle davalının sorumlu olduğu yönünde karar verilmiştir. Ayrıca, davacı bankadaki açık pozisyon politikası kararında imzası bulunan yöneticiler hakkındaki davanın akıbeti de araştırılmamıştır.
Bu durum karşısında, davalı dışındaki yöneticiler aleyhlerine açılan davanının akıbeti araştırılıp, davalı vekilinin üçüncü rapora yönelik esaslı itirazları ile bu raporun ilk iki raporla da çelişkili olduğu dikkate alınıp, yeniden uzman bilirkişi kurulu oluşturulup, önceden alınan raporları da tartışan, tarafların iddia ve savunmalarını karşılayan, denetime açık şekilde yeniden rapor alınması, tüm kanıtların birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin adli yardım talebinin kesin olarak kabulüne, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2020/195 E., 2021/6335 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
ve ...'nın genel müdür yardımcısı, davalı ...'un bütçe, bilanço ve raporlama müdürü, davalı ...'ün de mali kontrol müdürü olarak çalıştığını, banka zararından TTK 336, 337, 341, 342, 346 ve 359. maddeleri gereğince sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek, 17.505.694.208,10 TL zararın, bankanın iflas tarihi olan 08.06.2005 tarihinden dava tarihine kadar işlemiş 9.311.570.510,86 TL faizi ile bir
11. Hukuk Dairesi 2020/195 E. , 2021/6335 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 03.12.2015 gün ve 2007-369/697 sayılı kararı bozan Daire'nin 25.06.2019 gün ve 2019-1003/4807 sayılı kararı aleyhinde davacı TMSF vekili, davalı ..., davalı ... vekili, davalı ... ... vekili ve davalı ... vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, T. ... Bankası A.Ş.'nin 03.07.2003 tarihinde BDDK tarafından mevduat kabul etme izninin kaldırıldığını ve Mülga 4389 sayılı Bankalar Kanun'un 16. m. gereğince yönetim ve denetiminin TMSF'ye geçtiğini, anılan Yasa'nın 16/3. maddesi uyarınca TMSF tarafından bankanın iflası yönünde dava açıldığını ve İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/232 E. 2005/361 K. sayılı dosyası ile 08.06.2005 tarihinde iflas kararı verildiğini ve 4389 sayılı Yasa'nın 16/4. maddesi gereğince fon tarafından tasfiyesinin yürütüldüğünü ve fon kurulunun 23.06.2005 tarihli kararıyla İflas İdaresinde görev yapacak memurların atandığını ve halen tasfiyesinin devam ettiğini, davalılardan ...'ın banka yönetim kurulu başkanı, ...'ın yönetim kurulu başkan vekili, davalılar ..., ..., ... ve ...'un yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıklarını, davalı ...'ın ise genel müdür, denetim kurulu üyelerinin davalılar ... ve ... olduğunu, davalılar ... ve ...'nın genel müdür yardımcısı, davalı ...'un bütçe, bilanço ve raporlama müdürü, davalı ...'ün de mali kontrol müdürü olarak çalıştığını, banka zararından TTK 336, 337, 341, 342, 346 ve 359. maddeleri gereğince sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek, 17.505.694.208,10 TL zararın, bankanın iflas tarihi olan 08.06.2005 tarihinden dava tarihine kadar işlemiş 9.311.570.510,86 TL faizi ile birlikte toplam 26.817.264.718,96 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve bu alacağa dava tarihinden tahsil tarihine kadar ticari işlerde uygulanan temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile, 16.800.246.527,00 TL asıl, 8.788.395.627,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 25.588.642.154,68 TL'nin (davalı ...'ın asıl alacağın 11.623.601.204,69 TL'sinden, işlemiş faizin 6.080.434.941,30 TL'sindeki toplam 17.704.036.145,99 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla, davalı ...'nın asıl alacağın 960.249.825,29 TL'sinden, işlemiş faizin 502.317.353,05 TL'sinden toplam 1.462.567.178,34 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müteselsilen tahsiline, asıl alacak 16.800.146.527,00 TL'ne (davalı ... için asıl alacağın 11.623.601.204,69 TL, davalı ... için asıl alacağın 960.249.825,29 TL olması kaydıyla) dava tarihi olan 02.05.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına dair verilen kararın bir kısım davalılar vekilleri ile katılma yolu ile davacı devralan TMSF vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Davacı TMSF vekili, davalı ..., davalı ... vekili, davalı ... ... vekili, davalı ... vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı TMSF vekili, davalı ..., davalı ... vekili, davalı ... ... vekili ve davalı ... vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı TMSF vekili, davalılar ..., ..., ... ... ve ... vekillerinin karar düzeltme isteklerinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 31,10 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 520,95 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalılar ..., ..., ... ... ve ...'dan ayrı ayrı alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, davacı TMSF'den harç ve ceza alınmasına yer olmadığına, 18/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2019/1003 E., 2019/4807 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
ve ...'nın genel müdür yardımcısı, davalı ...'un bütçe, bilanço ve raporlama müdürü, davalı ...'ün de mali kontrol müdürü olarak çalıştığını, banka zararından TTK 336, 337, 341, 342, 346 ve 359. maddeleri gereğince sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek, 17.505.694.208,10 TL zararın, bankanın iflas tarihi olan 08.06.2005 tarihinden dava tarihine kadar işlemiş 9.311.570.510,86 TL faizi ile bir
11. Hukuk Dairesi 2019/1003 E. , 2019/4807 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03/12/2015 tarih ve 2007/369-2015/697 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi bir kısım davalılar vekilleri ile katılma yoluyla davacı devralan TMSF vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 25.06.2019 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ..., davalı ... vekili Av. ..., davalı ./..
..., ... ... vekili Av. ..., davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, T. İmar Bankası A.Ş'nin 03.07.2003 tarihinde BDDK tarafından mevduat kabul etme izninin kaldırıldığını ve Mülga 4389 Sayılı Bankalar Kanunun 16. m. gereğince yönetim ve denetiminin TMSF'ye geçtiğini, anılan yasanın 16/3. maddesi uyarınca TMSF tarafından bankanın iflası yönünde dava açıldığını ve İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/232 E. 2005/361 K. sayılı dosyası ile 08.06.2005 tarihinde iflas kararı verildiğini ve 4389 sayılı Yasa'nın 16/4. maddesi gereğince fon tarafından tasfiyesinin yürütüldüğünü ve fon kurulunun 23.06.2005 tarihli kararıyla iflas idaresinde görev yapacak memurların atandığını ve halen tasfiyesinin devam ettiğini, davalılardan ...'ın banka yönetim kurulu başkanı, ...'ın yönetim kurulu başkan vekili, davalılar ..., ..., ... ve ...'un yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıklarını, davalı ...'ın ise genel müdür, denetim kurulu üyelerinin davalılar ... ve ... olduğunu, davalılar ... ve ...'nın genel müdür yardımcısı, davalı ...'un bütçe, bilanço ve raporlama müdürü, davalı ...'ün de mali kontrol müdürü olarak çalıştığını, banka zararından TTK 336, 337, 341, 342, 346 ve 359. maddeleri gereğince sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek, 17.505.694.208,10 TL zararın, bankanın iflas tarihi olan 08.06.2005 tarihinden dava tarihine kadar işlemiş 9.311.570.510,86 TL faizi ile birlikte toplam 26.817.264.718,96 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve bu alacağa dava tarihinden tahsil tarihine kadar ticari işlerde uygulanan temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, zamanaşımı def’i, husumet, derdestlik itirazında bulunmuş, müvekkilinin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., zamanaşımı def’inde bulunmuş, meydana geldiği iddia edilen zarar ile ilgili herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Davalı ..., zamanaşımı def’inde bulunmuş, meydana geldiği iddia edilen zarar ile ilgili herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin BDDK'nın 08.02.2001 tarihli yönetmeliği gereği yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, yönetim kurulu toplantıları dışında üyelerin görevlilerden bilgi isteyemeyeceği ve onlara şahsen talimat veremeyeceğinin düzenlendiğni, müvekkilinin herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, müvekkilinin meydana geldiği iddia edilen zarar ile ilgili herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, zamanaşımı def’i ve husumet itirazında bulunmuş, müvekkilinin meydana geldiği iddia edilen zarar ile ilgili herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, müvekkilinin meydana geldiği iddia edilen zarar ile ilgili herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Davalı ..., bankada çalıştığı sürece bankalar mevzuatı gereği sadece görevini yaptığını, SPK'nın açtığı hazine bonosu davaları ile maliye bakanlığı ve diğer mercilerin açtığı vergi davalarında hiçbir zaman yargılanmadığını, hazine bonosu işlemleri, vergi, muhasebetsel işlemler, yasal defterler ve dava dilekçesinde yer alan diğer iddiaların görev ve yetkisi dışında olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, husumet itirazında bulunmuş, müvekkilinin meydana geldiği iddia edilen zarar ile ilgili herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Davalı ..., meydana geldiği iddia edilen zarar ile ilgili herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı yönetim kurulu başkanı yardımcısı ve üyelerinin 4389 sayılı Bankalar Kanunu ve 6762 sayılı TTK’nın 336, 337, 338, 346. m. gereğince, genel müdür ve genel müdür yardımcılarının TTK 342. maddesi yollamasıyla TTK 336. vd. m. gereğince, denetçilerin de TTK’nın 347 vd. ve 359 m. uyarınca sorumluluklarının bulunduğu, banka tarafından halktan toplanan mevduatın kanunen korumakla görevli ve yetkili olan davalıların bizzat yaptıkları eylem ve işlemlerle bu mevduatı gizleyerek kamunun zarara uğramasına neden oldukları, olayda kusur, hukuka aykırılık, zarar ve hukuka aykırı eylem ile zarar arasındaki illiyet bağı koşullarının tam anlamıyla gerçekleştiği, 67262 sayılı TTK’nın 359. m. denetçilerin sorumluluğunun düzenlendiği ve denetçilerin, her yıl sonunda yönetim kurulunun düzenlediği bilançoya ve diğer hesaplara ve dağıtılmasını önerdiği kâr payına ilişkin görüşlerini de içermek üzere yönetim kurulunun yıl içindeki uygulamaları hakkında rapor vermekle yükümlü olduğu, kanun veya ana sözleşmeyle kendilerine yükletilen vazifeleri hiç veya gereği gibi yapmamalarından doğan zararlardan kusursuz olduklarını ispat etmedikçe müteselsilen sorumlu oldukları, banka denetçisi olarak tayin edilen denetçilerin varolan durumu tespit etmek ve yasaya aykırılık söz konusu ise bunu ilgililere bildirmekle yükümlü oldukları, yönetim kurulu üyelerinin düzenli olarak her yıl banka mali tablolarını hazırlayarak tüm sayfaları imzaladıkları ve faaliyet raporlarını tanzim ettikleri, yönetim kurulu üyelerinin mali tabloların düzenlenmesi ve faaliyet raporlarının tanzim edilmesi sürecinde mevduatın mevcut borcundan Uzan Grubuna yapılan kaynak aktarımından haberdar olmamasının mümkün görülmediği ve yaklaşık 10 yıldan beri bankada denetçi olarak görev yapan bu davalıların da mevcut durumdan haberdar olmamasının kabul edilemeyeceği, zarara neden olan olaylar yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürler tarafından gerçekleştirilmiş olmakla beraber denetim görevini gereği gibi ifa etmemelerinden dolayı sorumluluklarının bulunduğu ve bu sorumluluğun TTK 359. m. yollamasıyla yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu gibi olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 16.800.246.527,00 TL asıl, 8.788.395.627,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 25.588.642.154,68 TL'nin (davalı ...'ın asıl alacağın 11.623.601.204,69 TL'sinden, işlemiş faizin 6.080.434.941,30 TL'sindeki toplam 17.704.036.145,99 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla, davalı ...'nın asıl alacağın 960.249.825,29 TL'sinden, işlemiş faizin 502.317.353,05 TL'sindenki toplam 1.462.567.178,34 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müteselsilen tahsiline, asıl alacak 16.800.146.527,00 TL'ne (davalı ... için asıl alacağın 11.623.601.204,69 TL, davalı ... için asıl alacağın 960.249.825,29 TL olması kaydıyla) dava tarihi olan 02.05.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı, bir kısım davalılar vekilleri ile katılma yolu ile davacı devralan TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalılar vekillerinin aşağıdaki (2) no’lu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davalıların Müflis İmar Bankası A.Ş.’yi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı sorumluluk davası olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davacı yönetim kurulu üyesi, denetim kurulu üyesi, genel müdür, genel müdür yardımcısı, mali kontrol müdürü, bütçe, bilanço ve raporlama müdürü olan davalıların kanunların ve banka ana sözleşmesinin kendilerine yüklediği görevleri kasten veya ihmal sonucu yerine getirmeyerek bankayı zarara uğrattıklarını, böylece davalıların gerçek mevduat ile banka mizanında gösterilen tutar arasındaki fark, mevduat farkı nedeniyle TMSF'ye ödenmeyen sigorta primi ve gecikme zammı tutarı, mevduat farkından kaynaklanan vergi, vergi cezası, gecikme zammı ve disponibilite cezası, banka tarafından yetkili mercilere beyan edilen mevduat ile Fon tarafından tespit edilen mevduat arasındaki farka ilişkin olmak üzere TMSF tarafından sigorta kapsamında mudilere ödenen ve Müflis banka iflas masasından talep edilen (19.01.2004-08.06.2005) dönemine ait faiz tutarı, hazine bonosu adı altında yapılan satışlardan kaynaklanan zarara sebebiyet verdikleri ileri sürülmüş, 19.10.2011 tarihli dilekçe ile de, işbu davada dava konusu alacak nev'inin kayıt dışı mevduat, mevduat sigortası primi, ödenmeyen vergiler, mevduat faizi, DİBS işlemlerinden oluştuğu, kayıt dışı mevduatın; gerçek mevduat ile banka mizanında gösterilen tutar arasındaki fark, mevduat sigortası priminin; TMSF tarafından iflas masasından talep edilen kayıt dışı mevduattan kaynaklanan sigorta primi ve gecikme zammı tutarı, ödenmeyen vergiler (mevduat farkından kaynaklanan vergi, vergi cezası, gecikme zammı ve disponibilite cezasının); TC. Maliye Bakanlığı'nın vergi daireleri aracılığıyla vergi borçlarına ilişkin iflas masasına yaptığı alacak kaydı başvurusu, mevduat faizinin banka tarafından yetkili mercilere beyan edilen mevduat ile Fon tarafından tespit edilen mevduat arasındaki farka ilişkin olmak üzere TMSF tarafından sigorta kapsamında mudilere ödenen ve Müflis Banka İflas Masasından talep edilen faiz tutarı, hazine bonosu adı altında yapılan satışlardan kaynaklanan zararın; yetki belgesi olmaksızın açığa satışı yapılan işlemlerin nominal tutarı olduğunu bildirmiştir.
Yukarıda da açıklandığı üzere işbu dava konusu zarar kalemleri içerisinde mevduat sigortası primi ve ödenmeyen vergilerin de bulunduğu ancak talep edilen sigorta primi ve vergi yönünden banka tarafından zaten ödenmesi gereken ana paranın zarar kalemini oluşturamayacağı zira, şirketin kötü yönetim ve denetimi nedeniyle bankanın fazladan ödemek zorunda kaldığı miktarlar zarar olup, kanun gereği ödenmek zorunda olunan kalemlerin zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği nazara alınmaksızın yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; mahkemece davacı tarafın işlemiş faiz talebi yönünden rapor alınarak taraflara itiraz imkanı tanınmadan faiz hesabı yapılıp yazılı şekilde karar verilmesi dahi doğru olmayıp kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4- Ayrıca, davacı ...Ş. harçtan sorumlu olmasa da, 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca tazminatın kabul edilen kısmı yönünden davalılar aleyhine nisbi harca hükmedilmesi gerekirken hiçbir gerekçe belirtilmeksizin maktu harca hükmedilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle,
kararın mümeyyiz davalılar yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re’sen BOZULMASINA, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin her bir taraftan alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 25/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2016/379 E., 2017/3248 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
e kayıtlarının incelemeye alındığı, 13.02.2004 tarihi itibariyle kasada olması gereken nakit tutarlar ile mevcutlar arasında fahiş farklar bulunduğunun tespit edildiğini, şirketin kayıtları üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlendiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 337. maddesi gereğince anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin kendilerinden önce yapılmış olan işlerde yolsuzluk olup olmadığını araştı
11. Hukuk Dairesi 2016/379 E. , 2017/3248 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi temlik alan davacı vekili ve katılma yolu ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ortaklarının temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimine tarafından el konulduğunu, davacı şirketinde bu şirketlerden birisi olduğunu, şirketin muhasebe kayıtlarının incelemeye alındığı, 13.02.2004 tarihi itibariyle kasada olması gereken nakit tutarlar ile mevcutlar arasında fahiş farklar bulunduğunun tespit edildiğini, şirketin kayıtları üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlendiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 337. maddesi gereğince anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin kendilerinden önce yapılmış olan işlerde yolsuzluk olup olmadığını araştırmak ve varlığı halinde bunu şirket denetçilerine bildirmek zorunda olduğunu, 13.02.2004 tarihinden önce oluşan kasa açığından yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olduğunu, denetim kurulu üyelerinin de, üzerlerine düşen vazifeleri yapmadıklarını ve şirketi zarara uğrattıklarını, davalıların şirkette çeşitli görevlerde bulunduklarını ve şirket zararından sorumlu olduklarını ileri sürerek 87.615,75 TL şirket zararının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
../...
Bir kısım davalılar ve davalı vekilleri davanın reddini istemiş, bir kısım davalılar ise davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, yönetim kurulu ve denetim kurulunun azledilmesinden sonra şirket hesaplarında tutulan tutanak ve sonradan düzenlenen raporlara istinaden kasa açığının oluştuğunu iddia edilmiş olduğunu, davacının tek yönlü olarak tuttuğu raporlar ve tutanaklara istinaden kasa açığının mevcut olduğunun kabul edilemeyeceği, kasa açığı tutanağının doğru olup olmadığının davacı lehine delil olabilmesi için denetlenmesi gerektiği, davacı tarafın kasa açığının doğru olduğuna ilişkin herhangi bir belgeyi ibraz etmediği, bu nedenle de sadece tutanağa istinaden davacı şirkette belirli dönemlerde görev yapan kişilerin sırf görev yaptıklarından ötürü açıktan sorumlu tutulamayacakları, davacı tarafın kasa açığını ispatlayamadığı gibi, kasa açığının kimin tarafından veya kimin çalışma döneminde meydana geldiğini de ispatlayamadığı, davacının tek yanlı olarak tuttuğu kasa açığı tutanağına istinaden davalıların zarardan sorumlu tutularak tazminat ödemekle yükümlü kılınmalarının hukukun genel ilkelerine aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, temlik alan davacı vekili ve katılma yolu ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, temlik alan davacı vekili ve katılma yolu ile davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, temlik alan davacı vekili ve katılma yolu ile davalı ... vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 7,10 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına, temlik alan harç alınmasına yer olmadığına, 31/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.