6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 343

Türk Ticaret Kanunu 343. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 343- (1) Konulan ayni sermaye ile kuruluş sırasında devralınacak işletmelere ve ayınlara, şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerce değer biçilir. Değerleme raporunda, uygulanan değerleme yönteminin somut olayın özellikleri bakımından herkes için en adil ve uygun seçim olduğu; sermaye olarak konulan alacakların gerçekliğinin, geçerliğinin ve 342 nci maddeye uygunluğunun belirlendiği, tahsil edilebilirlikleri ile tam değerleri; ayni olarak konulan her varlık karşılığında tahsis edilmesi gereken pay miktarı ile Türk Lirası karşılığı, tatmin edici gerekçelerle ve hesap verme ilkesinin icaplarına göre açıklanır. Bu rapora kurucular (…)[47] ve menfaat sahipleri itiraz edebilir. Mahkemenin onayladığı bilirkişi kararı kesindir. VII - Pay bedellerinin ödenmesi 1. Nakdî sermaye

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2013/17167 E., 2013/24427 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
maddesinde belirtilen anlamda ( organ müdür ) olsun, gerekse TTK.'nun 342, 343. maddelerine göre seçilen ve şirketi temsil yetkisi verilip bu yetkileri tescil ve ilan edilmiş müdürler olsun, şirketin bir ( ticari mümessil )gibi temsil yetkileri mevcut bulunmaktadır.
12. Hukuk Dairesi         2013/17167 E.  ,  2013/24427 K. "İçtihat Metni" ESAS NO : 2013/17167 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi  tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: 1-İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına, HUMK.nun 438. ve İİK.'nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından  bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi: 2-Anonim şirketlerde TTK.'nun 319/2. maddesine göre, şirket ortağı olmayan kimselerden müdür seçilip kendisine şirketi temsil yetkisi verilebileceği gibi ( organ müdür ), bunun dışında T.T.K.'nun 342. maddesinde sayılan ve aynı kanunun 343.maddesi gereğince hizmet sözleşmesi ile şirkete bağlı kimseler arasından da yönetim kurulunca müdür seçilebilir ve bu müdürlere dahi yönetim kurulu kararı ile ( ana sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça ) şirketi temsil yetkisi verilebilir. Bu şekilde, yani gerek TTK,'nun 319/2. maddesinde belirtilen anlamda ( organ müdür ) olsun, gerekse TTK.'nun 342, 343. maddelerine göre seçilen ve şirketi temsil yetkisi verilip bu yetkileri tescil ve ilan edilmiş müdürler olsun, şirketin bir ( ticari mümessil )gibi temsil yetkileri mevcut bulunmaktadır. (B.K. 449-456 ) Bu şekilde seçilen müdürlerin dahi temsil yetkilerinin sınırlandırılması ancak Ticaret Kanununda öngörülen hallerde mümkündür. Bunun dışındaki sınırlamalar tescil ve ilan edilmiş olsa bile hüsnüniyetli 3. kişilerin hukukunu etkileyemez. Anonim Şirket müdürlerinin temsil yetkilerinin sınırlandırılmalarında ise TTK.nun 321/2. maddesi hükmü ve bu kişilerin aynı zamanda şirketi temsilde ( ticari mümessil-ticari vekil ) gibi hareket ettiklerinden B.K.'nun 451. maddelerin gözönünde tutulması gerekir. Bu itibarla şirket temsil yetkisinin ( merkez veya şubelere hasrı ) ile ( birlikte temsil sınırlamaları dışındaki diğer sınırlamalar geçersizdir ve geçersiz olan bu sınırlamalar şirket tarafından her nasılsa tescil ve ilan edilmiş olsa bile hüsnüniyetli 3. kişilere karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Bu tür sınırlandırmalar ancak iç ilişkide geçerli olup müdürlerin şirkete karşı sorumluluğunda nazara alınmaları mümkündür. Bu hususlar doktrinde de bu şekilde kabul edilip yorumlanmaktadır. (  .................... Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu ..................... Anonim şirketler İ...............Anonim Şirketler, 1968.167) Somut olayda 22.05.2009 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan 06.04.2009 tarihli yönetim kurulu karar  tutanağının (1) numaralı paragrafının (b) bölümünde A. A  grubu imza yetkilisi olduğu, aynı tutanağın (2) numaralı paragrafının (b) bölümünde de B grubu imza yetkilisininde münferiden atacağı imza ile borçlu şirketi temsile yetkili olduğunun belirtilmektedir.  Takip dayanağı bono 18.11.2011 tanzim tarihli olup bu tarih A. A. temsile yetkili olduğu  süre içinde kalmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar karşısında bononun tanzim tarihinden önce yönetim kurulu kararı ile borçlu şirketin temsili konusunda 300.000,00TL miktarla sınırlı olarak A ve B grubu temsilcilerin müşterek imzasını taşıması koşulu getirilmiş ve bu sınırlama 22.5.2009 tarihli ticaret sicil gazetesinde  yayımlanmış olsa da 3.kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden yetkili Abat Abat'ın imzasını taşıyan bono nedeniyle borçlu şirket sorumludur. O halde mahkemece, borca itirazın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Öte yandan, kabule göre de; borçlunun icra mahkemesi'ne başvurusu İİK'nun 169. maddesi kapsamında borca itiraz niteliğinde olup, borca itiraz konusunda aynı yasanın 169/a maddesi uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, İİK.nun 170/a maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi de doğru değildir. SONUÇ  :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2).maddede yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

12. Hukuk Dairesi, 2012/8792 E., 2012/26601 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGaziantep 1. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesinde belirtilen anlamda ( organ müdür ) olsun, gerekse TTK.'nun 342, 343. maddelerine göre seçilen ve şirketi temsil yetkisi verilip bu yetkileri tescil ve ilan edilmiş müdürler olsun, şirketin bir ( ticari mümessil )gibi temsil yetkileri mevcut bulunmaktadır.
12. Hukuk Dairesi         2012/8792 E.  ,  2012/26601 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep 1. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 14/02/2012 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için  Tetkik Hakimi tarafından  düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Anonim şirketlerde TTK.'nun 319/2. maddesine göre, şirket ortağı olmayan kimselerden müdür seçilip kendisine şirketi temsil yetkisi verilebileceği gibi ( organ müdür ), bunun dışında T.T.K.'nun 342. maddesinde sayılan ve aynı kanunun 343.maddesi gereğince hizmet sözleşmesi ile şirkete bağlı kimseler arasından da yönetim kurulunca müdür seçilebilir ve bu müdürlere dahi yönetim kurulu kararı ile ( ana sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça ) şirketi temsil yetkisi verilebilir. Bu şekilde, yani gerek TTK,'nun 319/2. maddesinde belirtilen anlamda ( organ müdür ) olsun, gerekse TTK.'nun 342, 343. maddelerine göre seçilen ve şirketi temsil yetkisi verilip bu yetkileri tescil ve ilan edilmiş müdürler olsun, şirketin bir ( ticari mümessil )gibi temsil yetkileri mevcut bulunmaktadır. (B.K. 449-456 ) Bu şekilde seçilen müdürlerin dahi temsil yetkilerinin sınırlandırılması ancak Ticaret Kanununda öngörülen hallerde mümkündür. Bunun dışındaki sınırlamalar tescil ve ilan edilmiş olsa bile hüsnüniyetli 3. kişilerin hukukunu etkileyemez. Anonim Şirket müdürlerinin temsil yetkilerinin sınırlandırılmalarında ise TTK.nun 321/2. maddesi hükmü ve bu kişilerin aynı zamanda şirketi temsilde ( ticari mümessil-ticari vekil ) gibi hareket ettiklerinden B.K.'nun 451. maddelerin gözönünde tutulması gerekir. Bu itibarla şirket temsil yetkisinin ( merkez veya şubelere hasrı ) ile ( birlikte temsil\_ sınırlamaları dışındaki diğer sınırlamalar geçersizdir ve geçersiz olan bu sınırlamalar şirket tarafından her nasılsa tescil ve ilan edilmiş olsa bile hüsnüniyetli 3. kişilere karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Bu tür sınırlandırmalar ancak iç ilişkide geçerli olup müdürlerin şirkete karşı sorumluluğunda nazara alınmaları mümkündür. Bu hususlar doktrinde de bu şekilde kabul edilip yorumlanmaktadır. ( H. A.A. Şirketler C. 2. sh. 14, 206,211, İ. 1960 E. Ç.A. O. Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu İst. 1972 Sh. 176, 178, H, D.A. şirketler İst. 1978 sh. 561-568, O. İ. A.Şirketler, 1968.167) Somut olayda; 16.03.2009 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan 27.02.2009  tarihli Yönetim Kurulu Kararında temsil ve ilzamla ilgili hükmün (1) nolu paragrafında " Şirket ana sözleşmesinin 8. Maddesi hükümlerine göre şirket işletme müdürleri atanması gerektiği ve 3 yıl süre ile M. G. ( Ortakdışı) ve B.T.’nin işletme müdürü sıfatı ile şirketi şirket kaşesi altında koyacakları imzaları ve ahz-u kabz yetkisi ile münferiden ( ayrı ayrı)  temsil ve ilzam etmelerine) oybirliği ile karar verildiği yazılıdır. Takip dayanağı bono 15.04.2009 tanzim tarihli olup bu tarih anılan  3 yıllık süre içinde kalmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar karşısında    yetkili M.G.’nin  münferit imzasını taşıdığı  taraflar arasında tartışmasız olan bono nedeniyle şirket sorumludur. İcra mahkemesince bu ilkeler ışığında borçlu şirketin borca itirazının bu yönden reddine karar verilerek diğer itirazlarının  incelenerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin kabulü yolunda karar oluşturulması isabetsizdir. SONUÇ  : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2011/2009 E., 2011/18614 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa 6. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesinde belirtilen anlamda ( organ müdür ) olsun, gerekse TTK.'nun 342, 343. maddelerine göre seçilen ve şirketi temsil yetkisi verilip bu yetkileri tescil ve ilan edilmiş müdürler olsun, şirketin bir ( ticari mümessil )gibi temsil yetkileri mevcut bulunmaktadır.
12. Hukuk Dairesi         2011/2009 E.  ,  2011/18614 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa 6. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 05/10/2010 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Anonim şirketlerde TTK.'nun 319/2. maddesine göre, şirket ortağı olmayan kimselerden müdür seçilip kendisine şirketi temsil yetkisi verilebileceği gibi ( organ müdür ), bunun dışında T.T.K.'nun 342. maddesinde sayılan ve aynı kanunun 343.maddesi gereğince hizmet sözleşmesi ile şirkete bağlı kimseler arasından da yönetim kurulunca müdür seçilebilir ve bu müdürlere dahi yönetim kurulu kararı ile ( ana sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça ) şirketi temsil yetkisi verilebilir. Bu şekilde, yani gerek TTK,'nun 319/2. maddesinde belirtilen anlamda ( organ müdür ) olsun, gerekse TTK.'nun 342, 343. maddelerine göre seçilen ve şirketi temsil yetkisi verilip bu yetkileri tescil ve ilan edilmiş müdürler olsun, şirketin bir ( ticari mümessil )gibi temsil yetkileri mevcut bulunmaktadır. (B.K. 449-456 ) Bu şekilde seçilen müdürlerin dahi temsil yetkilerinin sınırlandırılması ancak Ticaret Kanununda öngörülen hallerde mümkündür. Bunun dışındaki sınırlamalar tescil ve ilan edilmiş olsa bile hüsnüniyetli 3. kişilerin hukukunu etkileyemez. Anonim Şirket müdürlerinin temsil yetkilerinin sınırlandırılmalarında ise TTK.nun 321/2. maddesi hükmü ve bu kişilerin aynı zamanda şirketi temsilde ( ticari mümessil-ticari vekil ) gibi hareket ettiklerinden B.K.'nun 451. maddelerin gözönünde tutulması gerekir. Bu itibarla şirket temsil yetkisinin ( merkez veya şubelere hasrı ) ile ( birlikte temsil\_ sınırlamaları dışındaki diğer sınırlamalar geçersizdir ve geçersiz olan bu sınırlamalar şirket tarafından her nasılsa tescil ve ilan edilmiş olsa bile hüsnüniyetli 3. kişilere karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Bu tür sınırlandırmalar ancak iç ilişkide geçerli olup müdürlerin şirkete karşı sorumluluğunda nazara alınmaları mümkündür. Bu hususlar doktrinde de bu şekilde kabul edilip yorumlanmaktadır. ( H. A.Anonim Şirketler C. 2. sh. 14, 206,211, İstanbul 1960 E. Çamoğlu Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu İst. 1972 Sh. 176, 178, H, D.A.m şirketler İst. 1978 sh. 561-568, O. İ. A. Şirketler, 1968.167) Somut olayda 17.12.2007 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan 6.12.2007 tarihli genel kurul toplantı tutanağını temsil ve ilzamla ilgili hükmün (2) nolu paragrafında "Başkan İ.  B.Başkan vekili S.B.'in münferiden atacağı imza ile üç yıllığına temsil ve ilzam etmesine oybirliği ile karar verildiği yazılıdır. Takip dayanağı bono 14.8.2009 tanzim tarihli olup bu tarih 3 yıllık süre içinde kalmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar karşısında bononun tanzim tarihinden sonra 22.8.2008 tarihli ortaklar kurulu kararı ile temsilin miktarla sınırlandırılması bir başka anlatımla 100.000 YTL yi aşan bütün belgelerin imzasının bu yetkililerin yanında yönetim kurulu üyesi G. B.'in müşterek imzasını taşıması koşulunun getirilmesi bu karar  8.9.2008 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayımlanmış olsada 3.kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden yetkili başkan İ. B.'in münferit imzasını taşıyan bono nedeniyle şirket sorumludur. İcra mahkemesince bu ilkeler ışığında borçlu şirketin borca itirazının bu yönden reddine karar verilerek diğer itirazlarının ve ödeme iddialarının incelenerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin kabulü yolunda karar oluşturulması isabetsiz olduğu gibi itiraz eden İ.B.'in itirazı hakkında değerlendirme yapılmamasıda doğru değildir. SONUÇ  : Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 06.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Yeni kurulacak bir anonim şirketin esas sözleşmesine göre, kurucu ortaklar tarafından sermaye olarak taahhüt edilen aşağıdaki malvarlığı unsurlarından hangileri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun sermaye şirketlerine ilişkin özel hükümleri çerçevesinde geçerli bir ayni sermaye teşkil eder? I. Mahkemece atanan bilirkişi tarafından değeri tespit edilmiş ve üzerinde herhangi bir ipotek, haciz veya intifa hakkı bulunmayan bir ofis binasının mülkiyeti II. Şirketin tescilinden itibaren bir yıl sonraki bir tarihte vadesi dolacak olan, muteber bir borçlu tarafından düzenlenmiş emre yazılı bir senet (bono) III. Sektörde tanınan kuruculardan birinin, esas sözleşmede parasal bir değer biçilmiş olan ticari itibarı IV. Devredilebilir nitelikte olan ve değeri uzman görüşüyle belirlenmiş, Türk Patent ve Marka Kurumu siciline kayıtlı bir endüstriyel tasarım hakkı

A) I ve II
B) I ve IV
C) II ve III
D) III ve IV
E) I, II ve IV