6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 361

Türk Ticaret Kanunu 361. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 361- (1) Yönetim kurulu üyelerinin, görevlerini yaparken kusurlarıyla şirkete verebilecekleri zarar, şirket sermayesinin yüzde yirmibeşini aşan bir bedelle sigorta ettirilmiş ve bu suretle şirket teminat altına alınmışsa, bu husus halka açık şirketlerde Sermaye Piyasası Kurulunun ve ayrıca pay senetleri borsada işlem görüyorsa borsanın bülteninde duyurulur ve kurumsal yönetim ilkelerine uygunluk değerlendirmesinde dikkate alınır. 4. Görev süresi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

9 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2013/2048 E., 2013/2652 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98.maddesi yollamasıyla TTK'nın 361. maddesi uyarınca oy kullanma hakkı bulunmayan kişinin genel kurul toplantısına katılarak oy kullanması halinde diğer ortaklar alınan kararların iptalini isteyebilirler.
23. Hukuk Dairesi         2013/2048 E.  ,  2013/2652 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacılar vekili, davalı kooperatifin ....07.2012 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yaptığını, hazirun cetveline göre toplantıda kooperatife kayıtlı ... ortaktan ... ortağın asaleten, iki ortağın ise vekaleten olmak üzere toplam ... ortağın hazır olduğunu, kooperatife ortak olmayan... adlı kişinin asaleten toplantıya katıldığını, kooperatifin gerçek ortağı olan ....'a ise hazirun cetvelinde yer verilmediğini, davalı kooperatifin toplantıya katılmaya yetkili olmayan kimselerle birlikte karar aldığını ileri sürerek, ....07.2012 tarihli olağanüstü genel kurul kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; genel kurul hazirun cetvelinin yedinci sırasında ismi yazılı...'nın evvelce kooperatife üye olan ...'ün hissesini devir aldığı, kooperatifin muhasebe işlemlerini yapan...'nın noter aracılığıyla davacılara ihtarname çekerek defterleri noter huzurunda teslim edeceğini bildirdiği, davacıların ise notere gidip kendisini çağırdıklarına ilişkin yazılı belge sunmadıklarından bu iddialarını ispatlayamadıkları, toplantının usulüne uygun olarak yapıldığı, toplantı yeter sayısının bulunduğu ,dava konusu toplantının kanuna aykırılık teşkil etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. ...)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. ...) Dava, kooperatif ortağı olmadığı iddia edilen...'nın katılımı sebebiyle genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98.maddesi yollamasıyla TTK'nın 361. maddesi uyarınca oy kullanma hakkı bulunmayan kişinin genel kurul toplantısına katılarak oy kullanması halinde diğer ortaklar alınan kararların iptalini isteyebilirler. Ancak TTK'nın 361/son maddesi hükmüne göre oylama sonucuna etkili olabilecek kişiler, yani katılmaması gerekip te katılan ve olumlu oy kullanan kişiler olup, davalı kooperatif bu iştirakın karara müessir olmadığını isbatlarsa, bu katılım sonuca etkili olmayacağından, bu halde iptal isteminin aynı madde uyarınca reddi gerekir. Somut olayda davacılar tarafından...'nın ortak olmadığı halde genel kurulda oy kullandığı iddia edilmiş olup mahkemece bu konuda yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan adı geçen şahsın iptali istenen genel kurul hazirun cetvelinde yer aldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece, dava dışı...'nın davalı kooperatifin ortağı olup olmadığı hususunda gerekirse kooperatif konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla kooperatif defter, kayıt,belgeleri ve ortaklar pay defteri üzerinde inceleme yapılarak bu şahsın katılımının bazı kararlarda karar nisabını etkilediği hususu üzerinde de durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Öte yandan, gerekçeli karar başlığında davalı olarak kooperatifin unvanının yazılması gerekirken temsilci sıfatı bulunmayan Kadir Şeker'in kooperatif ortakları adına olduğu belirtilerek karar başlığında gösterilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (...) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harçların istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren ... gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere ....04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

23. Hukuk Dairesi, 2012/4979 E., 2012/6796 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
maddesi yollamasıyla TTK'nun 361/son maddesi hükmüne göre, oylama sonucuna etkisi olabilecek kişiler, somut olayda iddia edildiği gibi, katılmaması gerekip de katılan ve olumlu oy kullanan kimseler olup, davalı kooperatif bu iştirakin karara müessir olmadığını ispatlarsa, bu katılım
23. Hukuk Dairesi         2012/4979 E.  ,  2012/6796 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen genel kurul kararının iptali davası sonucunda verilen hükmün onanmasına ilişkin Dairemizin 31.05.2012 gün ve 2012/2051 Esas 2012/3857 Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü: - KARAR - Davacı, ortağı olduğu davalı kooperatifin 28.06.2011 tarihli genel kurul toplantısına çağrının usulüne uygun yapılmadığını, toplantıya kooperatife ortak olmayan kişilerin katıldığını, toplantı ve karar yeter sayılarının oluşmadığını, bilançonun gerçeği yansıtmadığını, şartları oluşmadan tasfiye kararı alındığını, alınan kararların yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, anılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplantıya çağrının usulüne uygun yapıldığı, toplantı ve karar yeter sayılarının oluştuğu, alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğu iddiasının yerinde olmadığı, 11. madde haricinde diğer kararlarda toplantıya katılanlar yönünden iptal edilme ön koşulu olan muhalefet şerhinin bulunmadığı, 11. maddede alınan karar yönünden ise, altyapı ve çevre düzenlemesi işinin kooperatifin tasfiyesine engel oluşturmadığı, bu sebeple genel kurulda alınan kararlarda yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacının temyiz istemi üzerine Dairemizin 31.05.2012 tarih 2012/2051 Esas 2012/3857 Karar sayılı ilamıyla onanmıştır. Bu kez, davacı karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, HUMK'nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme istemleri yerinde değildir. Dava, kooperatif genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53 ncü maddesi uyarınca, genel kurulda alınan kararların, yasaya, anasözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu iddiasıyla, toplantıda bulunan ortaklar alınan kararlara muhalif kalarak, keyfiyeti tutanağa geçirdikten sonra kararın iptali için toplantıyı kovalıyan günden başlamak üzere bir ay içinde dava açabilir. Ancak, anılan hüküm uyarınca, genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılmış bulunmaları halinde alınan kararların yasaya, anasözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı oldukları ileri sürülerek iptalleri için açılacak davada genel kurulda muhalefette bulunmuş olma şartı aranmaz. Aynı Yasa'nın 98. maddesi yollamasıyla TTK'nun 361/son maddesi hükmüne göre, oylama sonucuna etkisi olabilecek kişiler, somut olayda iddia edildiği gibi, katılmaması gerekip de katılan ve olumlu oy kullanan kimseler olup, davalı kooperatif bu iştirakin karara müessir olmadığını ispatlarsa, bu katılım sonuca etkili olmayacağından, bu halde iptal isteminin aynı madde uyarınca reddi gerekir. Muhalefet şerhi koşulu, TTK'nun 361. maddesinin uygulanması gereken hallerde aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da aranmaz. Somut olayda, mahkemece, iptal istemi davacının 11 numaralı madde dışında kalan maddeler yönünden ret oyu ve muhalefet şerhinin bulunmaması ve mutlak butlan nedenine ilişkin iddianın haklı olmaması gerekçesine dayanılmıştır. Ancak davacının nisap ve mutlak butlana ilişkin iddiaları yeterince araştırılmamıştır. Toplantıya katılmaması gerektiği halde toplantıya katılarak oy kullanılması halinde bu durum kanunun emredici hükümlerine mutlak aykırılık olup, ret oyu verilmemesi ve muhalefetin tutanağa geçirilmemesi halinde dahi dava açılabileceğinden davacının, nisaba ilişkin iddialarının araştırılarak genel kurul toplantısına katılmaması gerekirken toplantıya katılan kişilerin oylamaya katılmasıyla toplantı ve karar nisaplarının etkilenip etkilenmediği üzerinde durularak bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, Dairemizin 31.05.2012 tarih, 2012/2051 esas ve 2012/3857 karar sayılı onama ilamının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer karar düzeltme istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 31.05.2012 tarih 2012/2050 esas 2012/3857 karar sayılı onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, evvelce alınan onama harcı ile karar düzeltme harcının istek halinde iadesine, 20.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi, 2008/3925 E., 2009/79 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Diğer yandan, TTK'nın 361. maddesi gereğince, açıklanan nedenlerle geçersiz olduğu belirlenen oyların, sayı olarak sonuca etkili olmayağı durumlarda da kararın geçersiz sayılması mümkün görülmemektedir.
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi         2008/3925 E.  ,  2009/79 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında, kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davada verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin 22.04.2007 tarihli genel kurul toplantısı ile üyelikten ihraç edildiğini, ancak genel kurul toplantısının usul ve yasaya uygun olmadığını ileri sürerek, bu genel kurulun iptaline ve müvekkilinin üye olduğunun kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı kooperatif vekili, genel kurul toplantısı ve ihraç kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunmuştur. Mahkemece, genel kurul toplantısında üyelerin kimlik kontrolü yapılmaması nedeniyle toplantıya katılanların üye olup olmadığının bilinemediği, buna göre toplantıya katılan üye sayısının yeterli olup olmadığının anlaşılamayacağı gerekçeleriyle, davanın kabulüne, genel kurul toplantısının iptaline, diğer istemlerin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, genel kurulda alınan üyelikten ihraç kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de bu kararda dayanılan gerekçe hüküm kurmaya elverişli değildir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45. ve devamı maddelerinde genel kurulun toplantı ve karar yeter sayıları ile vekâlete ilişkin düzenlemeler emredici nitelikte olup, bu kurallara aykırılık halinde süre şartına bağlı olmaksızın alınan kararların geçersizliğinin tespiti her zaman istenebilir. Diğer yandan, TTK'nın 361. maddesi gereğince, açıklanan nedenlerle geçersiz olduğu belirlenen oyların, sayı olarak sonuca etkili olmayağı durumlarda da kararın geçersiz sayılması mümkün görülmemektedir. Bu açıklamalar uyarınca somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, hazirun cetvelinde davalı kooperatifin 30 ortağı olduğu yazılı olup, genel kurul tutanağında 20 ortağın hazır olduğu belirtilmektedir. Karar 19 kabul oyu ile alınmıştır. Üye olmadığı halde oy kullandığı iddiası ise yalnızca bir tanığın beyanında 8 ya da 10 kişi olarak belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece, öncelikle genel kurul hazirun cetveli ve gerekli kooperatif kayıtları getirtilerek, hazirun cetvelindeki imzalar incelenip, yeter sayısına ilişkin davacının iddialarının buna göre değerlendirilmesi ve TTK'nın 361. maddesi hükmünün de gözetilmesi gerekirken belirtilen hususlar incelenmeksizin, birbiriyle çelişen ve biri hariç davacının yakın akrabası olan davacı tanıklarının beyanlarına dayanılarak karar verilmesi doğru olmadığı gibi, kabule göre de; ihraç kararının ancak anasözleşmede belirtilen nedenlere dayandırılması gerekli olduğu halde bu hususta bir araştırma yapılmaması da isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, diğer temyiz nedenlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 13.01.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2014/10664 E., 2015/6310 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBakırköy(Kapatılan) 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
tam metni aç
maddesi yollamasıyla genel kurul ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TTK'nın 361/son maddesi hükmüne göre, oylama sonucuna etkisi olabilecek kişiler, somut olayda iddia edildiği gibi, toplantıya katılmaması gerekip te toplantıya katılan ve olumlu oy kullanan kimseler olup, davalı kooperatif bu iştirakin toplantı ve karar nisabına
23. Hukuk Dairesi         2014/10664 E.  ,  2015/6310 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bakırköy(Kapatılan) 16. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 26/09/2013 NUMARASI : 2013/23-2013/63 Taraflar arasında görülen genel kurul kararının iptali davası sonucunda verilen hükmün onanmasına ilişkin Dairemizin 10.09.2014 gün ve 2369 Esas, 5470 Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi davalı vekilince istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü. - KARAR - Davacı vekili, davalı kooperatifin üye tam sayısının 3817 olup genel kurul toplantı nisabının üye tam sayısının 1/4'ü olan 954 olduğunu,19.06.2010 tarihli genel kurulda 1101 üyenin asaleten ve vekaleten toplantıda hazır olduğunun tespit edildiğini, gündemin yönetim ve denetim kurulu üyelerinin seçimi olarak belirlenen 8. maddesinin gerek Kooperatifler Kanunu'na, gerekse de 5983 sayılı Kanun'a açıkça aykırılık oluşturduğunu, 5893 sayılı Kanun'a göre üye sayısı 500'den fazla olan kooperatiflerin yönetim ve denetim organlarının seçiminde " Toplantıya katılanlardan her biri en çok bir kişiye vekaleten oy kullanabilirler.'' hükmüne yer verildiğini, oysaki genel kurul tutanağının 1. sayfasında 210 ortağın asaleten, 891 ortağın ise vekaleten temsil edildiğinin imza altına alıntığını, bu durumda kooperatifin yönetim ve denetim organlarının seçilebilmesi için öngörülen üye sayısının daha toplantının başında sağlanamadığını, bu seçimde her asil üye bir kişiye vekalet edebileceğine göre, 210 kişinin asaleten, 210 kişinin de vekaleten toplantıda hazır sayılacağını, bu durumda yönetim ve denetim organlarının seçiminde 420 kişinin hazır sayılması gerektiğine göre karar yeter sayısının sağlanamadığını, Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi Anasözleşmesinin 42. maddesine göre, yönetim ve denetim organlarının seçiminde asil ve yedek üyelerin eşit oy almaları durumunda aralarında kur'a çekimi yapılacağının kararlaştırıldığını, toplantı tutanağının 8.maddesi incelendiğinde asil üyelerin de, yedek üyelerin de 190 oy aldıklarının imza altına alındığını, eşit oy olan asil ve yedek üyeler arasında kur'a çekilmeden seçilmiş olmalarının anasözleşmeye aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek, 19.06.2010 tarihli genel kurulun 8 nolu kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, toplantı ve karar nisabının sağlandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, 5983 sayılı Kanun'un 1.maddesiyle getirilen yeni düzenlemeye göre Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri hariç olmak üzere ortak sayısı 500'den fazla olan kooperatiflerin ve üst kuruluşlarının genel kurul toplantılarındaki yönetim ve denetim kurulu belirleme seçimleri gizli oy açık tasnif esasına göre yapılıp kooperatiflerin organ seçimlerinde her ortağın en fazla bir ortağı temsilen oy kullanabileceği, bu hükmün genel kurulun toplantı nisabına ilişkin olmayıp kooperatifin yönetim kurulu ve denetçi gibi organlarının seçiminde ortakların temsilen oy kullanmalarına sınırlama getirildiği, davalı kooperatif anasözleşmesinin 33.maddesine göre genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki maddeleri görüşebilmesi için kooperatife kayıtlı ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunmalarının şart olduğu, kararların genel kurulda ortaklar cetvelinde imzası bulunanların yarıdan bir fazlasını oyu ile alınacağı, genel kurul toplantı tutanağında hazirun cetveline kayıtlı ve oy kullanma hakkına sahip toplam 3799 üye bulunduğu, toplantıya asaleten 210 ve vekaleten 891 üye olmak üzere toplam 1101 üyenin katıldığının anlaşıldığı, davalı kooperatifin üye sayısı 1000'in üzerinde olduğundan anasözleşmenin 29. maddesindeki bir ortağın en fazla dokuz ortağı temsil edebileceğine ilişkin hüküm uyarınca iptale konu yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin 8.gündem maddesinin görüşülmesi esnasında toplantı nisabında bir değişiklik olmayıp asıl ve yedek üyelerin seçiminde 190 oy kullanılmış olmasının toplantı nisabının gerçekleşmediği anlamına gelmediği, iptali istenen 8 nolu gündem maddesi görüşülürken 1101 üyenin temsil edilmiş olması dolayısıyla toplantı nisabının sağlandığı, karar nisabında ise asaleten katılan ortakların sayısı dikkate alındığında organ seçimi için en az 276 üyenin asaleten temsil edilmiş olması gerektiği, karar yeter sayısının toplantıda asaleten temsil edilen oylar (210 oy), vekaleten temsil edebileceği oylar (210 oy) olmak üzere toplam 420 oydan 211 olumlu oy ile oluşabileceği, genel kurul tutanaklarından yönetim kurulu üyesi seçimi ile ilgili olarak 190 oy kullanıldığı görülmekte olup, bunların asaleten mi, vekaleten mi kullanıldığının anlaşılamadığı, ancak bu sayı her halükârda 211 olan karar yeter sayısının altında olduğundan genel kurul kararının iptali gerektiği belirtilerek, davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 10.09.2014 tarih ve 2396 E., 5470 K. sayılı ilamıyla onanmıştır. Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme itirazları yerinde görülmemiştir. 2-1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45/2. maddesi, "Genel kurul sözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılır. Toplantı nisabı sözleşmede gösterilir. Ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantısında ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları şarttır." hükmünü; aynı Kanun'un 48. maddesi "Genel Kurulda her ortak yalnız bir oya sahiptir. (Ek fıkra:03.06.2010 - 5983 S.K./1.mad) Esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri hariç olmak üzere, ortak sayısı 500'den fazla olan kooperatiflerin ve üst kuruluşlarının genel kurul toplantılarındaki yönetim ve denetim kurulu belirleme seçimleri, gizli oy açık tasnif esasına göre yapılır. Kooperatiflerin organ seçimlerinde her ortak, en fazla bir ortağı temsilen oy kullanabilir. Anasözleşmelerin bu fıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz." hükmünü; anasözleşmenin 24/2. maddesi ise ''Ortak sayısı 1000'i geçtiğinde her ortak en çok 9 olmak üzere 1'den fazla ortağı temsil edebilir.'' hükmünü; anasözleşmenin 33. maddesinin 1. fıkrası, "Genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki konuları görüşebilmesi için, kooperatife kayıtlı ortaklardan genel kurula katılma hakkına sahip olanların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması şarttır. İlk ve müteakip toplantılarda da aynı nisap aranır. Genel kurulda kararlar, ortaklar cetvelinde imzası bulunanların yarıdan fazlasının oyu ile alınır.'' hükmünü içermektedir. Genel kurulda, dava konusu seçim maddesinde gizli oylama ve açık tasnif kuralına uyulmuş ise de, davalı kooperatif anasözleşmesinin 24/2. maddesi, anılan Kanun'un 48. maddesindeki, organ seçimlerinde her ortağın en fazla bir ortağı temsil edebileceği hükmüne aykırı olup, anasözleşme hükmünün bu durumda uygulanamayacağı aynı 48. maddede açıkça belirtilmiştir. Örneğin, 48. madde hükmünde yapılan yasa değişikliğine uygun olarak yapı kooperatifleri anasözleşmesinin 24/2. ve 3. cümlesi, ''Ancak, ortak sayısı 500’den fazla olması halinde, yönetim ve denetim kurulu belirleme seçimleri, gizli oy açık tasnif esasına göre yapılır. Bu durumda her ortak, en fazla bir ortağı temsilen oy kullanabilir. '' hükmünü içermektedir. Öte yandan, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca, genel kurulda alınan kararların, oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, çağrılmama, çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak etmesi iddialarına, toplantıya gelmeyen ortaklar dayanabileceklerinden, ret oyu ve muhalefet şerhi koşulu bu kişiler için aranmaz ise de, dava toplantıyı izleyen bir ayın içinde açılmalıdır. Bu iddialara dayanmayan üyelerin, kararların yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmesi için, toplantıya katılması, ret oyu vermesi ve karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi ve davanın toplantıyı izleyen bir ayın içinde açılması gerekmektedir. Diğer anlatımla, toplantıya katılan ortaklar ret oyu kullanıp, alınan kararlara muhalif kalarak, keyfiyeti tutanağa geçirdikten sonra kararın yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu iddiasıyla iptali için toplantıyı kovalayan günden başlamak üzere bir ay içinde dava açabilir. Somut olayda, davacı 8. Maddede alınan karara muhalefet şerhi koymuş, iptal isteminde bulunmuş ve davayı süresinde açmıştır. Ancak, anılan 53. madde hükmü uyarınca, genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmıyan kimselerin toplantıya ve karara katılmış bulunmaları halinde alınan kararların yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı oldukları ileri sürülerek iptalleri için açılacak davada genel kurulda ret oyu ve muhalefette bulunmuş olma şartı aranmaz ise de, bir aylık hak düşürücü süre içinde davanın açılması zorunludur. Aynı Yasa'nın 98. maddesi yollamasıyla genel kurul ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TTK'nın 361/son maddesi hükmüne göre, oylama sonucuna etkisi olabilecek kişiler, somut olayda iddia edildiği gibi, toplantıya katılmaması gerekip te toplantıya katılan ve olumlu oy kullanan kimseler olup, davalı kooperatif bu iştirakin toplantı ve karar nisabına müessir olmadığını ispatlarsa, bu katılım sonuca etkili olmayacağından, bu halde iptal isteminin aynı madde uyarınca reddi gerekir. Diğer anlatımla, katılmaması gerekenlerin toplantıya ve karara katılması, toplantı ve karar nisabını etkiler ise butlan nedeni değil, iptal nedenidir. Diğer yandan, anasözleşmenin 33. maddesinin son cümlesinde yer alan "Genel kurulda kararlar, ortaklar cetvelinde imzası bulunanların yarıdan fazlasının oyu ile alınır" hükmü BK'nın 18. (TBK'nın 19.) maddesi hükmü gereğince yorumlandığında ağırlaştırılmış nisap getirme amacıyla konulmamış olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Hazirun cetveli, genel kurul toplantısına iştirak eden ortaklara toplantıya katıldıklarını imzaları ile tasdik imkanı veren bir belge olup, hazirun cetvelinde imzası bulunanlara toplantıyı sonuna kadar izleme ve kararlara katılma yükümlülüğü getiren yasal veya sözleşmeye dayalı bir düzenleme mevcut değildir. Yasa ve anasözleşmede belirlenen toplantı nisabını etkilememek kaydıyla toplantıya katılan ortakların bir bölümünün genel kuruldan ayrılması mümkün bulunduğundan, toplantı ve karar nisabının da her gündem maddesinin oylamasına katılan kişilerin sayısı esas alınarak belirlenmesi gerekmektedir. Somut olayda, kayıtlı 3799 ortaktan 210 asaleten, 891 vekaleten olmak üzere toplam 1101 ortağın katılımı ile toplantıya başlandığı anlaşılmakla birlikte, iptali istenen 8 nolu maddeden bir önceki gündem maddesi olan 7 nolu maddenin görüşülmesine 1093 sayıda ortağın katıldığı, bir sonraki gündem maddesi olan dava konusu 8 nolu maddenin görüşülmesi sırasında ayrı bir sayım yapılmadığı ve çekimser oy kullanıldığı tespitine yer verilmediği, dolayısıyla diğerlerinin toplantı salonunu terk ettiği anlaşıldığından, dava konusu 8 nolu gündem maddesinin görüşülmesine asaleten ve vekaleten toplam 1093 ortağın katıldığının kabulü gerekir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında davalı kooperatifin yönetim ve denetim organlarının seçimine ilişkin 8. gündem maddesinin görüşülmesine asaleten katılan 210 ortaktan her biri, en fazla bir ortağı temsilen oylamaya katılabilecek olduğundan, 210 ortağın da vekaleten temsil edilebileceği, böylece toplam 420 ortak katılabilecekken katılmaya hakkı olmadığı halde 1093-420=673 ortağın vekaleten toplantıya katıldığı, böylece 3799/4=950 olan toplantı nisabının sağlanamadığı, bu durumda katılmaması gerekenlerin toplantıya katılmasının toplantı nisabını, karara katılmalarının karar nisabını etkilediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, Dairemizce, ''Mahkemece, yönetim ve denetim kurulunun seçimine ilişkin 8. gündem maddesine katılmaması gerekenlerin toplantıya katılmasının toplantı nisabını, karara katılmalarının karar nisabını etkilediği gerekçesiyle iptal isteminin kabulü gerekirken, anasözleşmenin 24/2. maddesinin, Kanun'un 48. maddesinde yapılan değişikliğe aykırı olduğu gözden kaçırılarak, katılmaması gereken kişilerin sayısının toplantı nisabında dikkate alınmaması gerektiğinin ve sadece karar nisabını etkilediğinin kabulü doğru olmamış ise de, sonucu itibariyle doğru olan kararın, HUMK'nın 438/son maddesi gereğince gerekçesi değiştirilerek onanmasına karar verilmesi gerektiği belirtilerek, hükmün gerekçesi değiştirilerek onanması'' gerekirken, onanmasına karar verildiği anlaşıldığından, Dairemizin onama kararı kaldırılarak, hükmün değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin karar düzeltme itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Dairemizin 10.09.2014 tarih ve 2369 E., 5470 K. sayılı onama ilamı kaldırılarak, yerel mahkeme kararının gerekçesi değiştirilerek ONANMASINA, 5,20 TL harç ve takdiren 248,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 06.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2015/4935 E., 2015/6112 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGermencik Asliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesi yollamasıyla TTK'nın 361/son maddesi hükmüne göre, oylama sonucuna etkisi olabilecek kişiler, katılmaması gerekip de katılan ve olumlu oy kullanan kimseler ise, davalı kooperatif bu iştirakin karara müessir olmadığını ispatlarsa, bu katılım sonuca etkili olmayacağından, bu ha
23. Hukuk Dairesi         2015/4935 E.  ,  2015/6112 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Germencik Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 25/02/2015 NUMARASI : 2014/74-2015/71 Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, müvekkilinin üyesi olduğu davalı kooperatifin 07.02.2014 tarihli genel kurulunun usul ve yasaya aykırı olarak yapıldığını, gündemde olmamasına rağmen, seçim maddesinin görüşüldüğünü, bunun için önerge veren 73 ortağın bir kısmının salonda hazır bulunmadığını, kooperatif üyesi olmayan kişilerin katılımıyla oylamaların yapıldığını, seçimler için yapmış olduğu tekliflerin tutanağa geçirilmediğini, oy sayımının da doğru olarak yapılmadığını ileri sürerek, usul ve yasaya aykırı 1. ve 7. maddelerin, sonuç olarak 07.02.2014 tarihli genel kurulda alınan tüm kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; 07.02.2014 tarihli genel kurul toplantısına toplam 251 kişinin katıldığı, bir kararın geçerli sayılabilmesi için 251 katılımcı üyenin olduğu genel kurulda en az 126 kabul oyu gerekeceği, genel kurul toplantı tutanağında 7 numaralı kararın 125 oyla kabul edildiği, 126 kabul oyu sağlanmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 07.02.2014 tarihli genel kurul toplantısının 7. maddesinin iptaline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinin yürürlükte bulunduğu dönemde Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi iken, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun’un 5. maddesinde yapılan değişiklikle Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasında ilişki görev ilişkisi olarak değiştirilmiş ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir. Dava, 01.07.2012 tarihinden sonra açılmış olup, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca ticari dava niteliğini haiz ise de, yargı çevresinde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmamakta ise, 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davaya devam edilmesi ve görevsizlik kararı verilmemesi gerektiği açıkça öngörüldüğünden, bu davaya Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45/2. maddesi, "Genel kurul sözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılır. Toplantı nisabı sözleşmede gösterilir. Ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantısında ortakların en az 1/4 ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları şarttır." hükmünü; aynı Kanun'un 51/1. maddesi ise “Kanun veya anasözleşmede aykırı hüküm bulunmadıkça, genel kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıdan bir fazlasına itibar olunur.” hükmünü içermektedir. Yine anasözleşmenin 33. maddesinin 1. fıkrasında "Genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki konuların görüşebilmesi için, kooperatife kayıtlı ortaklardan genel kurula katılma hakkına sahip olanların en az 1/10'nun şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması şarttır. İlk toplantıda nisap temin edilemediği takdirde ikinci toplantıda nisap aranmaz." hükmüne; 2. fıkrada ise "Genel kurulda kararlar, ortaklar cetvelinde imzası bulunanların yarıdan fazlasının oyu ile alınır." hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükümler emredici nitelikte olup, bu hükümlere aykırılık teşkil eden genel kurul kararları, TBK'nın 26 ve 27. maddeleri hükümlerine göre mutlak butlanla batıldır. Öte yandan, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca, genel kurulda alınan kararların, oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, çağrılmama, çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak etmesi iddiaları dışında, yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, toplantıya katılan üyenin ret oyu vermesi ve karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi ve davanın bu iddiaların tümü bakımından toplantıyı izleyen bir ayın içinde açılması gerekmektedir. Aynı madde hükmü uyarınca, genel kurulda alınan kararların, yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu iddiasıyla, toplantıda bulunan ortaklar red oyu kullanıp, alınan kararlara muhalif kalarak, keyfiyeti tutanağa geçirdikten sonra kararın iptali için toplantıyı kovalıyan günden başlamak üzere bir ay içinde dava açabilir. Bir üyenin iptal davasının bir aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılması, katılıp da genel kurulda yapılan oylamada ret oyu vermemesi, muhalefet şerhini yazdırmaması halinde, HMK'nın 114/2. madde hükmü yollaması ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. ve davalı kooperatifin anasözleşmesinin 38. madde hükmünde aranan dava şartlarının gerçekleşmediği gözetilerek, HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Emredici nitelikte olan hükümlere aykırılık teşkil eden genel kurul kararları batıl olup, bu kararlar baştan beri hüküm ifade etmezler ve bunların batıl olduğunun tespiti için açılacak davalarda genel kurulda muhalefette bulunmuş olma şartı aranmayacağı gibi, bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmış olmaları da dinlenmeleri yönünden zorunlu değildir. Diğer yandan, anılan 53. madde hükmü uyarınca, genel kurul toplantısına katılmaya yetkili olmıyan kimselerin karara katılmış bulunmaları halinde alınan kararların yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı oldukları ileri sürülerek iptalleri için açılacak davada genel kurulda muhalefette bulunmuş olma şartı aranmaz ise de bir aylık hak düşürücü süre içinde davanın açılması zorunludur. Aynı Yasa'nın 98. maddesi yollamasıyla TTK'nın 361/son maddesi hükmüne göre, oylama sonucuna etkisi olabilecek kişiler, katılmaması gerekip de katılan ve olumlu oy kullanan kimseler ise, davalı kooperatif bu iştirakin karara müessir olmadığını ispatlarsa, bu katılım sonuca etkili olmayacağından, bu halde iptal isteminin aynı madde uyarınca reddi gerekir. Diğer anlatımla, katılmaması gerekenlerin toplantıya katılması sonuca etkiler ise butlan nedeni değil, iptal nedenidir. Somut olayda, temyiz konusu edilen genel kurulun 7. maddesinde, beyaz ve sarı listenin okunarak oylamaya sunulduğu, beyaz listenin 84 oy, sarı listenin 125 kabul oyu aldığı, 629 kayıtlı ortağı bulunan kooperatifin bu kararın oylamasında 209 ortağının toplantıda hazır bulunduğu, çekimser oy kullandığı tespitine yer verilmediği, dolayısıyla diğerlerin toplantı salonunu terkettikleri anlaşılmıştır. Somut olayda, davacı tarafça, muhalefet şerhinin yazdırılmasına engel olunduğu iddiası kanıtlanamamış ise de, bilirkişi raporunda, tanık anlatımlarına göre üye olmayıp da toplantıya katılan yaklaşık 10 kişinin bulunduğu tespit edilmiş olup, davacı tarafça bu tespite yönelik bir itiraz ileri sürülmediği gibi karar, davacı tarafça gerekçe yönünden temyiz de edilmemiştir. 10 kişi toplantıya katılmış ve sarı ya da beyaz liste lehine oy kullanmış olsa bile toplantı ve karar nisabını etkilemediği anlaşılmaktadır. Anasözleşmenin 33. maddesinde yer alan "Genel kurulda kararlar, ortaklar cetvelinde imzası bulunanların yarıdan fazlasının oyu ile alınır" hükmü, anılan maddenin bütünü TBK'nın 19/1 maddesi hükmü gereğince yorumlandığında ağırlaştırılmış nisap getirme amacıyla konulmamış olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Hazirun cetveli, genel kurul toplantısına iştirak eden ortaklara toplantıya katıldıklarını imzaları ile tasdik imkanı veren bir belge olup, hazirun cetvelinde imzası bulunanlara toplantıyı sonuna kadar izleme ve kararlara katılma yükümlülüğü getiren yasal veya sözleşmeye dayalı bir düzenleme mevcut değildir. Yasa ve anasözleşmede belirlenen toplantı nisabını etkilememek kaydıyla (somut olayda etkilemediği görülmektedir), toplantıya katılan ortakların bir bölümünün genel kuruldan ayrılması mümkün bulunduğundan, karar nisabının da her gündem maddesinin oylamasına katılan kişilerin sayısı esas alınarak belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda, mahkemece, anılan 7. maddede beyaz ve sarı liste toplamı 209 olduğuna göre bu maddenin görüşmelerine 209 üyenin katıldığı, oylama ya da sayım öncesinde toplantıyı terk edenlerin bulunduğu anlaşılmış olup, buna göre mahkemece, bu maddenin görüşülmesine katılan ve toplantı nisabını oluşturduğu anlaşılan 209 üyenin yarıdan fazlası olan 105 üye olan karar nisabının üzerinde, katılanların 125 kabul oyunu alan listenin seçildiğinin, sonuç olarak sarı listenin seçimine ilişkin kararda, karar nisabının bulunduğunun kabulü ile, 7. madde yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. 2- Kabule göre de, mahkemece 7. madde yönünden karar nisabının oluşmadığı kabul edildiğine göre, anılan maddenin mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, iptaline karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 30.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.