6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 360

Türk Ticaret Kanunu 360. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 360- (1) Esas sözleşmede öngörülmek şartı ile, belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. Bu amaçla, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede öngörülebileceği gibi, esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı da tanınabilir. Genel kurul tarafından yönetim kurulu üyeliğine önerilen adayın veya hakkın tanındığı gruba ve azlığa mensup adayın haklı bir sebep bulunmadığı takdirde üye seçilmesi zorunludur. Bu şekilde tanınacak temsil edilme hakkı, halka açık anonim şirketlerde yönetim kurulu üye sayısının yarısını aşamaz. Bağımsız yönetim kurulu üyelerine ilişkin düzenlemeler saklıdır. (2) Bu maddeye göre yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınan paylar imtiyazlı sayılır. 3. Sigorta

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2011/199 E., 2012/21139 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
Davalı vekili, davacı ortakların TTK.nun 360/3 ncü madde hükmündeki yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, bu nedenle genel kurula katılamayacaklarını, hamiline yazılı hisse senedi sahiplerinin TTK.nun 360/3 ncı maddesi uyarınca genel kurulda oy haklarını kullanabilmek için hisse senetlerini
11. Hukuk Dairesi         2011/199 E.  ,  2012/21139 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/10/2010 tarih ve 2009/325-2010/365 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/12/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı- asil ... ile tüm davacılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerininde ortağı olduğu davalı şirketin 09.05.2009 tarihli genel kurulunun açılışına ilişkin olarak çeşitli usulsüzlükler yaşandığını ve davacıların toplantıya alınmadıklarını ileri sürerek, anılan genel kurulun ve alınan kararlarının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı ortakların TTK.nun 360/3 ncü madde hükmündeki yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, bu nedenle genel kurula katılamayacaklarını, hamiline yazılı hisse senedi sahiplerinin TTK.nun 360/3 ncı maddesi uyarınca genel kurulda oy haklarını kullanabilmek için hisse senetlerini veya bunlara mutasarrıf olduklarını gösteren vesikaları toplantı gününden bir hafta önce şirkete teslim etmek zorunda olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin ödenmiş sermaye kısmı için hamiline yazılı pay senedi bastırıp bunu hak sahiplerine tevdii ettiği,davacıların TTK.nun 360/3 ncü hükmüne göre hamiline basılı hisse senetlerini şirkete tevdii edip katılım belgesi almadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı şirketin 09.05.2009 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Genel kurul toplantısından önce hazirun cetveli yönetim kurulu tarafından hazırlanır. Cetvele nama yazılı pay sahipleriyle henüz senede bağlanmamış payların sahiplerinin tamamı ve hamiline senet sahiplerinden bir hafta önce ortaklığa veya bir bankaya hisse senedi tevdi ederek adres bırakalanlar yazılır. Cetvelin anonim ortaklık defterlerine uygunluğu yönetim kurulunca onaylanır. Genel kurul toplantılarında yetkili kişilerin oy kullanmalarını sağlamak amacıyla alınması gerekli tedbirleri TTK göstermemiş olup sadece bu görevi yönetim kuruluna vermiştir. Tedbirlerin başında hazirun cetveli gelir. Hazirun cetveli toplantıya katılmaya hak kazanıp da katılmış olanların listesidir (TTK.madde 376) (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatifler Hukuku, 11.Basım, sh.419-420). Öte yandan, hamile yazılı pay senetlerinin TTK.nun 360 ncı maddesi hükmü uyarınca tevdiinin amacı, genel kurul toplantısı sırasında pay senetlerinin el değiştirmesi ve hileli durumun önlenmesidir. TMK'nun 2 nci maddesi hükmünce de, herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olup, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı kuşkusuzdur. Bu bağlamda, dava konusu genel kurul toplantısına katılmak istemelerine karşın toplantıya katılarak oy kullanmalarına izin verilmeyen davacılar her ne kadar TTK'nun 360/3 ncü maddesi gereğince sahip oldukları hamiline yazılı hisse senetlerini veya bunlara mutasarrıf olduklarını gösteren vesikaları toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdi ederek toplantıya katılabileceklerine ilişkin makbuz almamışlarsa da, şirket yönetim kurulunca, şirket ortaklarının adı, soyadı, ikamet adresleri ve hisse miktarlarını gösteren hazirun listelerini hazırlanmış, "hazirun cetvelinde gösterilen ortaklık ve sermaye yapısı şirket pay defterine ve kayıtlara uygundur" ibaresi ile hazirun listeleri onaylanmış, hazirun cetvelinin divan başkanı ve hükümet komiseri tarafından dahi imzalanmış bulunması karşısında, artık TTK'nun 360/3 ncü maddesinin düzenlenme amacı da nazara alındığında, davacıların dava konusu toplantıya katılmalarına engel çıkartılması hukuken himaye edilemez. Bu durumda ve ayrıca sermayenin artan kısmı tamamen ödenmeden davalının hamiline hisse senedi çıkarma hakkının bulunmadığı da saptandığına göre mahkemece, dava konusu uyuşmazlığın yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye ve isabetli görülmeyen yazılı gerekçeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 18/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

11. Hukuk Dairesi, 2013/16479 E., 2014/1014 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
A.Ş’nin müvekkiliyle birlikte büyük hissedar konumunda olduğunu, davalı şirket yönetim kurulunun 18/07/2012 tarihinde toplanarak, 07/08/2012 tarihinde genel kurul yapılmasına karar verdiğini, yapılan genel kurul toplantısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 360. maddesine aykırı olduğunu, belirli grupların yönetim kurulunda temsil edilme hakkı bulunan müvekkili şirket ile diğer büyük ortağın i
11. Hukuk Dairesi         2013/16479 E.  ,  2014/1014 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.12.2012 gün ve 2012/411-2012/612 sayılı kararı onayan Daire’nin 21.06.2013 gün ve 2013/4301-2013/13049 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirketin ortağı olduğunu, dava dışı ... A.Ş’nin müvekkiliyle birlikte büyük hissedar konumunda olduğunu, davalı şirket yönetim kurulunun 18/07/2012 tarihinde toplanarak, 07/08/2012 tarihinde genel kurul yapılmasına karar verdiğini, yapılan genel kurul toplantısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 360. maddesine aykırı olduğunu, belirli grupların yönetim kurulunda temsil edilme hakkı bulunan müvekkili şirket ile diğer büyük ortağın imtiyazının bulunduğunu, mevcut imtiyazın kaldırılması ya da zayıflatılmasının 454'üncü madde hükmüne tabi olduğunu ancak bu kurala uyulmadığını, şirket sermayesinin en az %75’ini oluşturan pay sahiplerinin ve temsilcilerinin olumlu oy kullanması gerekirken %60 nisabı ile karar alındığını, müvekkilinin oylamaya iştirak etmeyip muhalif oy kullandığını ileri sürerek, genel kurulda ana sözleşmenin 10'uncu maddesinde değişiklik yapılarak müvekkili şirketin yönetim kurulundaki yetkilerini bertaraf eden genel kurulun 2, 3 ve 4. maddelerinin iptaline karar verilmesini talep etmiş 11.12.2012 tarihli duruşmada gündemin 2. maddesinin anasözleşmenin 10. maddesinin 4. fıkrasında yönetim kurulunda temsil ile ilgili düzenlemenin iptalini istemiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, genel kurul kararının ikinci maddesinin iptaline yönelik açılan davanın zamansız açılmış olması sebebiyle reddine, diğer maddelere ilişkin davanın ise reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar dairemizce onanmıştır. Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir. 2-Dava, anonim şirket olağanüstü genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Davalı şirketin 07.08.2012 tarihli olağanüstü genel kurulunun 2. gündem maddesinin 4. paragrafındaki şirketin temsili ile ilgili düzenleme ile 3. gündem maddesinde şirket yönetim kurulunun üye sayısının 3’ten 4’e çıkarılmasına dair düzenlemenin iptali talep edilmiş olup mahkemece, “davalı şirketin iki büyük hissedarı olan davacı şirket ile dava dışı ... A.Ş’nin imtiyazlı olmayan paylarının 6102 sayılı Yasa ile imtiyazlı hale geldiği, 6102 sayılı Yasa’nın 454'üncü maddesine göre genel kurulun esas sözleşmenin değiştirilmesine dair kararının imtiyazlı pay sahiplerinin hakkını ihlal edecek nitelikte olması halinde bu kararın imtiyazlı pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda alacakları bir kararla onanmadıkça uygulanamayacağı, davalı şirket özel kurulunun 16/09/2012 tarihine kadar yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılmasının gerekli olduğu, bu yapılmadığı taktirde imtiyazlı pay sahiplerinin 01/10/2012 tarihine kadar asliye ticaret mahkemesinde 454'üncü maddeye uygun olarak dava açmaları gerektiği ancak 22.08.2012 tarihinde açılan işbu davanın TTK’nın 454. maddesindeki prosedüre uyulmadan açılması sebebiyle zamansız açıldığı gerekçesiyle 2. gündem maddesine yönelik davanın reddine, yine 3. gündem maddesinde alınan kararın da usul ve yasaya aykırı olmadığından iptal isteminin reddine” karar verilmiş ise de Dairemizin yerleşik içtihatları uyarınca (30.10.1991 tarih ve 7397/4985 E.K sayılı ilamı) genel kurul kararının iptali için, sebepler varsa imtiyazlı paylar genel kurulunun kararına başvurmayı gerektiren bir konuda dahi imtiyazlı paylar genel kurulunun kararı beklenmeden iptal davası açılabilir. Aksinin kabulü 6102 sayılı TTK’nın 445. maddesinde düzenlenen 3 aylık hak düşürücü sürenin kaçırılması sonucunu doğurabilecektir. Davalı şirketin iptali talep edilen 07.08.2012 tarihli olağanüstü genel kurulunun 2. gündem maddesiyle değiştirilen anasözleşmenin 10. maddesinin 14.05.2012 tarih 8067 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edilen 25.04.2012 tarihli olağan genel kurul toplantısında kabul edilen hali “yönetim kurulunda bulunan ... Tıbbi ve Elektronik Ürünler A.Ş’yi temsilen yönetim kurulu başkanlığına gelen bir üye ile ... Tıbbi Endüstriyel Ürünler Ltd. Şti’ni temsilen yönetim kurulu 2. başkanlığına gelen bir üyenin şirket unvanı altına koyacakları müştereken imzaları ile veya şirket yönetim kurulu üyeliğinde bulunan diğer yönetim kurulu üyesinin, ... Tıbbi Endüstriyel Ürünler Ltd. Şti’ni temsilen yönetim kurulu 2. başkanlığına gelen üye ile birlikte şirket unvanı altına koyacakları müşterek imzaları ile şirketi her alanda temsil ve ilzama yetkilidirler.” şeklinde iken dava konusu 07.08.2012 tarihli olağanüstü genel kurulun 2. maddesi ile “şirket, biri yönetim kurulu başkanı veya yönetim kurulu başkan vekiline ait olmak kaydıyla iki yönetim kurulu üyesinin şirketin unvanı altına koyacakları müşterek imzaları ile şirketi her alanda TTK gereğince temsil ve ilzam etmeye yetkilidirler” şekline dönüştürülmüştür. Mahkemece, dava konusu 07.08.2012 tarihli olağanüstü genel kuruldan önceki 25.04.2012 tarihli olağan genel kurulda alınan karar ile oluşturulan anasözleşmenin 10. maddesi hükmünün ne tür bir hüküm olduğu da göz önünde bulundurulmak suretiyle işbu genel kurul iptali davasında söz konusu 2 ve 3 nolu gündem maddelerinde alınan kararların iptali sebeplerinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın davacı yararına bozulması gerekirken yazılı şekilde davacı vekilinin tüm temyiz itirazları reddedilerek onanmış olduğundan, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 21.06.2013 tarih, 2013/4301 Esas, 2013/13049 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer karar düzeltme istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 21.06.2013 Tarih 2013/4301 Esas, 2013/13049 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine, 17.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2010/2741 E., 2011/14376 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Davalı vekili, davacının TTK'nın 360. maddesi uyarınca hisse senetlerini süresinde tevdii etmediği için kanunun emredici düzenlemesine aykırı davrandığını, hamiline yazılı hisselerin sahiplerinin kimler olduğu bilinemeyeceğinden bunların genel kurula katılma haklarını kullanabilmeleri
11. Hukuk Dairesi         2010/2741 E.  ,  2011/14376 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11/11/2009 tarih ve 2009/375-2009/327 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili bankanın davalı şirketten alacaklı olduğunu, taraflar arasında imzalanan 14.10.2002 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi gereği (FYYS ) müvekkili bankanın davalı şirketin B grubu toplam 1869 adet 16.843.830 TL tutarındaki hamiline yazılı hisse senetlerinin maliki ve ayrıca 1.080,000 TL bedelli, A grubu ve 3.307,500 YTL bedelli B grubu olmak üzere toplam 4.387.500 TL bedelli hisselerinin de rehin hakkı sahibi olduğunu, rehinli hisselerle ilgili olarak oy kullanma hakkının müvekkil bankaya devredildiğini, böylece müvekkili bankanın oy hakkına sahip olduğu hisse tutarının 21.231,330 TL olduğunu, şirketin toplam sermayesinin 34.476,000 TL olup, müvekkili bankanın oy kullanmak hakkının toplam sermayeye oranla %61.58 olduğunu, davalı şirketin davaya konu genel kurul toplantısından önce 27.04.2007 tarihli olağan genel kurul toplantısı için giriş kartı alınmasına rağmen toplantının yapılamadığını, davaya konu 05.06.2007 günlü olağan genel kurulu toplantısı için giriş kartı istemlerinin yönetim kurulunun çeşitli oyalama ve geçiştirmeleriyle verilmediğini, toplantıya gelindiğinde giriş kartı bulunmadığı gerekçesiyle toplantıya alınmadıklarını, hazirun cetvelinde müvekkiline yer verilmediğini, toplantı tutanağına beyanlarının geçilmediğini ve tutanağın imzalanmasına izin verilmediğini, genel kurulda alınan kararların kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve özellikle iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, öncelikle TTK'nın 382. maddesi uyarınca genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına, TTK'nın 435. maddesi uyarınca organsız kalan davalı şirkete yeni yönetim ve denetim kurulu üyeleri seçilene kadar tedbiren kayyım atanmasına, olağan genel kurul toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların hükümsüzlüklerinin tespiti ile iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının TTK'nın 360. maddesi uyarınca hisse senetlerini süresinde tevdii etmediği için kanunun emredici düzenlemesine aykırı davrandığını, hamiline yazılı hisselerin sahiplerinin kimler olduğu bilinemeyeceğinden bunların genel kurula katılma haklarını kullanabilmeleri için kendilerinin hak sahibi olduğunun şirkete zamanında haberdar edilmesi gerektiğini, sözleşme yoluyla rehin verilen hisselere ait oy hakkının devredilmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkili şirketin hali hazırda kayyım tarafından idare edildiğini, iflasının bir yıl süreyle ertelenmiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Dairemizce verilen bozmaya uyularak, iptale konu toplantının ilk toplantı olduğu, pay sahiplerinin 1/4'ünün toplantıda hazır bulunmadığı, dolayısıyla toplantı yeter sayısının oluşmadığı ve toplantının geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 05.06.2007 tarihli genel kurul toplantısının hükümsüz olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2012/3629 E., 2013/8809 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, yapılan ceza yargılaması sonucunda davalı şirket genel kurul toplantısında esas alınan hazirun cetveli ile pay defterinin uyumlu olduğunun açıklığa kavuştuğu, TTK'nın 360. maddesinin 3.
11. Hukuk Dairesi         2012/3629 E.  ,  2013/8809 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.11.2011 tarih ve 2011/32-2011/338 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30.04.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... ve Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin 08.07.2010 tarihli genel kurul toplantısında, bilanço kâr /zarar cetvelinin oylanması ve kabulü hakkındaki 5. gündem maddesi, yönetim kurulu ve denetim kurulunun oybirliği ile ibra edildiğine dair 6. gündem maddesi, yönetim kurulu seçimine dair 7. gündem maddesi ve murakıp seçimine dair 8. gündem maddesi ile alınan kararların yasaya ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, yapılan ceza yargılaması sonucunda davalı şirket genel kurul toplantısında esas alınan hazirun cetveli ile pay defterinin uyumlu olduğunun açıklığa kavuştuğu, TTK'nın 360. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hamile yazılı bir hisse senetleri sahiplerinin, rey haklarını umumi heyette kullanabilmeleri için, hisse senetlerini veya bunlara mutasarrıf olduklarını gösteren belgeleri, toplantı gününden bir hafta önce şirkete tevdie mecbur bulundukları, davacının elindeki hamile yazılı hisse senetlerini şirket yönetim kuruluna ibraz ederek giriş kartı almadığı ya da bu konuda mahkemeden alınmış herhangi bir kararı hükumet komiserine sunmadığı, kaldı ki davacının nama yazılı hisse senetleri yönünden toplantıya kabul edilmiş olduğu, davacının alınan kararlara TTK'nın 381. maddesi uyarınca muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirtmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, davalı anonim şirketin 08.07.2010 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Davanın açıldığı ...Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 30.12.2010 tarih ve 2010/154 Esas, 262 Karar sayılı ilamı ile davalının süresinde yaptığı işbölümü itirazının kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen bu karar üzerine, dosya kendiliğinden ... Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmiştir.Oysa işbölümü itirazının kabulü nedeniyle verilen gönderme kararı üzerine yapılacak işlemlerin, görevsizlik kararı üzerine yapılacak işlemlerden bir farkı bulunmayıp, işbölümü itirazının kabulüne karar veren mahkemenin, HUMK’nın 193. maddesine göre dosyayı kendiliğinden o mahkemeye gönderme yetkisi yoktur. Bu durumda davacının işbölümü itirazının kabulü nedeniyle verilen gönderme kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde gönderen veya gönderilen mahkemeye başvurarak davalıya tebligat yaptırması gerekmektedir. Aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Bu on günlük süre, gönderme kararı yüze karşı verilmiş ise kararın verildiği (tefhim edildiği) tarihten, yoklukta verilmişse tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Somut uyuşmazlıkta ise ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 30.12.2010 tarihli gönderme kararının taraf vekillerinin yüzüne karşı verildiği halde, davacı tarafından yasal süresi içinde tahrik dilekçesi verilmediği veya karşı tarafa tebligat yaptırılmadığı anlaşılmaktadır.Bu durum karşısında mahkemece, anılan husus üzerinde durulup, süresinde verilen bir tahrik dilekçesi yok ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesine girişilip yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2-Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Türk Ticaret Kanunu'na göre, anonim şirketlerde esas sözleşme ile bazı paylara kâr payı, tasfiye payı, rüçhan ve oy hakkı gibi konularda üstün haklar tanınarak imtiyaz oluşturulabilir. Aşağıdakilerden hangisi bu şekilde imtiyaz tanınabilecek pay sahipliği haklarından biri değildir?

A) Kâr payında öncelik hakkı
B) Tasfiye sonucunda dağıtılacak tutardan öncelikli pay alma hakkı
C) Yönetim kurulunda temsil edilme hakkı
D) Genel kurulda daha fazla oy kullanma hakkı
E) Özel denetim isteme hakkı