6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 376

Türk Ticaret Kanunu 376. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 376- (1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar. (2) Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer. (3) (Değişik: 26/6/2012-6335/16 md.) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur. b) Konkordato[51]

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

13 karar eşleşti
6. Hukuk Dairesi, 2024/3245 E., 2024/4623 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma ilamı gerekleri yerine getirilmediği, borca batıklık bildirimi ve iflasın kamu düzenine ilişkin olduğu dikkate alınarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) “Sermayenin kaybı, borca batık olma durumu” başlıklı 376. maddesi uyarınca, borca batıklığın tespiti için uzman bilirkişi kurulundan alınacak rapor ile aktiflerin muhtemel piyasa rayiçlerine gö
6. Hukuk Dairesi         2024/3245 E.  ,  2024/4623 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/444 E., 2024/855 K. HÜKÜM/KARAR : Ret Konkordato talep edenler vekili dilekçesinde; müvekkili şirketin çocuk ve bebek mağazası konusunda faaliyet gösterdiğini, sattığı malların döviz cinsinden ve yurt dışından ithal edildiğini, 2018 yılında dövizin aşırı değerlenmesinin ve faiz artışlarının sektörde daralmaya neden olduğunu, şirketin gelir gider ve nakit akışı dengesinin bozulduğunu, ekonomik sıkıntılar nedeniyle ödemelerde güçlük çektiğini, AVM kiralarının yüksek olması nedeniyle şubelerin zarar ettiğini, müvekkili ...’in ise şirketin sahibi olduğunu, şirket için şahsi kefalet verdiğini, sunulan konkordato projesi kapsamında borçların ödenebileceğini ileri sürerek 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 285 ve devamı maddeleri gereğince teklif edilen konkordato projesinin tasdikine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince talep eden ... yönünden, teklif edilen konkordatonun tasdik şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle konkordato talebinin reddine, Er-Ne Çocuk Giyim ve Araç Gerekçeleri Konfeksiyon Tekstil Itriyat Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden, talep eden şirketin 2021 ile 2027 yılları arasında 5.000.000,00 TL’den başlayarak artan grafikle en sonunda 13.000.000,00 TL satış rakamlarını hedeflediği, şirketin konkordatodan önceki dönemlerde 2021-2022-2023 yıllarında hedeflenen satış rakamlarına ulaşabildiğinin görüldüğü, talep eden şirket her ne kadar 2016-2017 yıllarındaki satış rakamlarına rağmen 2016 yılında zarar 2017 yılında ise düşük bir kâr elde etmiş ise de, bunun nedenlerinin 2016 yılında talep edenin ...mağazasının kuruluşunda yapılan yatırım tutarının yüksekliği ve faaliyette olan AVM mağazalarının yüksek giderleri olduğu, 2018 yılında da AVM kiralarındaki dövizden kaynaklı artışların etken olduğu, konkordatoya girilen süreçten sonra şirketin AVM’de bulunan mağazasının kapatıldığı ve kira maliyetinden kurtulduğu, yine ...mağazasının da kapatılarak bu şekilde maliyetlerin en aşağı seviyeye çekildiği, şirketin çocuk giyimi ve konfeksiyon dışında mühlet içerisinde mobilya satışına da ağırlık verdiği, mobilya satışının kâr marjı %30-35 civarında olup, henüz mal teslim edilmeden müşteriden peşin alınan belirli bir kısmın şirketin finansmanına olumlu yönde etki ettiği, bu nedenle şirketin 2021-2027 yılları arasındaki satış rakamları ve kârlılık tablolarında gösterilen tutarlara ulaşabileceği, şirketin konkordato dönemi içerisinde pandemi nedeniyle tedbir ve yasaklardan dolayı satış rakamlarının etkilendiği, komiserden bu hususla ilgili aylar itibariyle ayrıntılı gösteren tabloları raporunda yer vermesinin istendiği, bu tablodan da anlaşılacağı üzere tam kapanmanın veya hafta sonu kapanmalarının olduğu dönemlerde satış rakamlarının etkilendiği, ancak kapanmanın olmadığı dönemlerde ise satış rakamlarının önemli ölçüde arttığının görüldüğü, kapanmanın olmadığı süreçlerdeki satış tutarları dikkate alındığında şirketin 2021-2027 arası dönemde hedeflenen kârlılık ve satış rakamlarına ulaşabileceğinin kabul edildiği, konkordato projesinin 2004 sayılı Kanun’un 305 inci maddesindeki diğer tasdik şartlarını sağladığı gerekçesiyle talep eden şirketin konkordato projesinin tasdik talebinin kabulü ile konkordatoya tabi olan ve faiz içermeyen asıl alacağa ilişkin borcun ilk taksiti, tasdik kararından itibaren sekiz ay sonra başlamak üzere ilk yıl borcun %5'lik, borcun ikinci yıl %10'luk, üçüncü yıl %15'lik, dördüncü yıl %20'lik, beşinci yıl %25'lik ve altıncı yıl %25'lik kısmının alacaklılara garameten ödenmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde alacaklılar... Dış Ticaret A.Ş., Yapı ve Kredi Bankası A.Ş., Türkiye İş Bankası A.Ş., Garanti Bankası A.Ş., Türkiye Halk Bankası A.Ş. ve QNB Finans Faktöring A.Ş. vekilleri istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı süresinde alacaklılar... Dış Ticaret A.Ş., Sürat Kargo Lojistik A.Ş., Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. ve Türkiye İş Bankası A.Ş. vekilleri temyiz isteminde bulıunması üzerine Dairemiz'in 19.10.2022 tarihli, 2022/3601 Esas, 2022/4819 Karar sayılı ilamı ile projede; kaynak olarak gösterilen 2020-2027 yılları arasında 5 milyondan başlayarak artan grafikle en sonunda 13 milyonluk satış kârı hedeflendiği, bilirkişinin hedeflenen satış rakamlarına ulaşılabileceği tespitinin soyut kaldığı, kaldı ki davacı şirketin, 2020-2021 döneminde 2 milyon satış rakamına ancak ulaşabildiği, bu halde projenin uygulanabilir ve gerçekçi olmadığı, konkordato projesinin tasdikinin mümkün olmadığı, mahkemece talep eden şirketin rapor tarihi itibariyle rayiç değerlere göre borca batık olup olmadığının tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenerek borca batık ise iflasına, değil ise konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince Dairemiz bozma kararına karşı direnilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresinde alacaklılar Veta Dış Ticaret A.Ş., Yapı ve Kredi Bankası A.Ş., Türkiye Halk Bankası A.Ş., Türkiye İş Bankası A.Ş. ve Emir Varlık Yönetim A.Ş. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. Hukuk Genel Kurulu’nun 2023/6-1045 Esas, 2024/139 Karar sayılı kararı ile alacaklılar Türkiye Halk Bankası A.Ş. ve Emir Varlık Yönetim A.Ş. vekillerinin temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan reddine, alacaklı Türkiye İş Bankası A.Ş. vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine, diğer alacaklılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Dairemiz bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama sonucu konkordato süreci içerisinde borçlu şirketin konkordatoya tabi borçlarını aksatmadan ödediği, borç yükünün azaldığı, kalan borçları bakımından da borçlu şirketin Hukuk Genel Kurulu kararı sonrasında mahkeme dışı konkordato yöntemine başvurduğu ve uzlaşı sağladığı, gelinen son noktada da talep edenin konkordatoya ihtiyacı kalmadığı, alacaklılarla konkordato sürecinden maksimum fayda ile yararlandığı, davacıların konkordatoya ihtiyacı kalmamasından sonra konkordato isteminden feragat ettiği, eldeki dava basit usulde yargılamaya tabi olduğu, yapılan incelemede talep edenlerin rayiç bilançoya göre borca batık olmadığı davacıların alınan komiser raporuna göre hem kaydi hem de rayiç bilançoya göre borca batık olmadığı iflas kararı verilmesini gerektirecek bir hal bulunmadığı, dosya üzerinden karar verilecek olan basit yargılama usulüne tabi davada yargılamanın basitliği, çabukluğu ve ucuzluğu ilkesi gereği, dosya üzerinden karar verilebileceği gerekçesi ile talebin feragat nedeni ile reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı süresinde müdahil Halk Bankası A.Ş., vekili ve Klepierre Gayrimenkul Yönetimi ve Yatırım Tic. A.Ş. vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Talep konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma ilamı gerekleri yerine getirilmediği, borca batıklık bildirimi ve iflasın kamu düzenine ilişkin olduğu dikkate alınarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) “Sermayenin kaybı, borca batık olma durumu” başlıklı 376. maddesi uyarınca, borca batıklığın tespiti için uzman bilirkişi kurulundan alınacak rapor ile aktiflerin muhtemel piyasa rayiçlerine göre rayiç değerlerinin tespitinin yapılması, buna göre şirket aktiflerinin pasiflerini, borçlarını karşılayıp karşılamadığının, dolayısıyla davacı şirketin en son mali durumuna göre güncel olarak borca batık olup olmadığının tespiti gerekirken, kaydi değerler ve sadece kayyımın birbiriyle çelişkili raporları dikkate alınarak şirketin borca batık olmadığının son kabulü ile sonuca gidilmesi, hukukumuzda yer almayan "mahkeme dışı konkordato" kavramına ve yer verilmesi, borca batıklık durumu 3. kişileri de etkileyen ve kamu düzeninden sayılan konulardan olmasına rağmen, bu hususun gözetilmemesi doğru görülmemiştir. Diğer yandan İİK'nın 292. maddesinde; İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir: a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa. b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa. c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa. d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse. İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir. Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder. '' hükmü yer almaktadır. Anılan maddenin d bendine göre; borca batık olduğu anlaşılan bir sermeye şirketi veya kooperatif konkordato talebinden feragat ederse borca batık durumda olup olmadığının mahkemece re'sen incelenmesi gerekir. Bu durumda konkordato talep eden şirketin TTK'nın 376. maddesi gereğince usulüne uygun şekilde öncelikle borca batık olup olmadığının tespiti, borca batık durumda ise konkordato talebinden feragat etmesi nedeniyle iflasına karar verilmesi, borca batık durumda değil ise konkordato projesi uygulanabilir nitelikte olmadığı hususu daha önceki bozma ilamında açıkça belirtilmiş olması ve bozma ilamına uyulmuş olmakla konkordato tasdik koşulları oluşmadığından konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece önceki bozma ilamlarında belirtildiği ve yukarıda açıklandığı üzere borca batıklık tespiti yöntemince yapıldıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya açık bir şekilde aykırı olduğundan kararın yeniden bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahiller Klepierre Gayrimenkul Yönetimi ve Yatırım Tic. A.Ş. vekilinin ve Halk Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden fer'i müdahiller Klepierre Gayrimenkul Yönetimi ve Yatırım Tic. A.Ş. ve Halk Bankası A.Ş.'ye iadesine, 05.12.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

6. Hukuk Dairesi, 2024/1521 E., 2024/1969 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir.
6. Hukuk Dairesi         2024/1521 E.  ,  2024/1969 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2183 E., 2024/80 K. HÜKÜM/KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/84 E., 2023/556 K. Taraflar arasındaki asıl ve birleşen dosyalardaki konkordato istemlerinden dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince taleplerin reddine karar verilmiştir. Kararın bir kısım alacaklılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım alacaklılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. TALEP 1.Asıl dosyada talepçi vekili dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dikim için sebze fidesi, meyve fidanı gibi zirai ürün yetiştirme faaliyeti ile uğraştığını, Covid 19 sonrası piyasalarda talebin daraldığını ve müvekkili satışlarının düştüğünü, kısa ve uzun vadeli borçları ödemede sıkıntı yaşadıklarını, projenin uygulanmasının hem alacaklılar menfaatine hem müvekkillerinin lehine olduğunu ileri sürerek, konkordato projelerinin tasdikini talep etmiştir. 2.Birleşen dosyada talepçi vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Fide Seracılık Şirketinin ortağı olup şirketin borçlusu olduğu banka kredilerine müşterek borçlu müteselsil kefaleti bulunduğunu, vadesi gelecek borçları zamanında ödeyememe riski olduğunu ileri sürerek, konkordato projelerinin tasdikini talep etmiştir. II. CEVAP Alacaklılar vekilleri tarafından sunulan müdahale dilekçelerinde; bir kısım alacaklılar taleplerin reddini istemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile konkordato talep eden gerçek kişiler hakkında adi alacaklar ile ilgili İİK'nın 302/3 a bendinde aranan nisabın gerçekleşmediği, yine İİK'nın 308/h maddesi gereğince rehinli alacaklı banka ile herhangi bir anlaşma sağlanamadığı, talep eden şirket açısında ise, İİK’nın 305. maddesi hükmünde tasdik şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle asıl dosyada şirketin konkordato projesinin tasdikine, asıl dosyada ... ve birleşen dosyada ...nin konkordato taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde bir kısım alacaklılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1.Müdahil ... Tarım Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde; konkordato talep eden şirketin borçlarını ödeme periyodu oldukça geniş bir zaman dilimine yayıldığını, Ülke ekonomisinde beklenmedik dalgalanmaların sıklıkla yaşandığını, mahkeme kararının, üst mahkeme aşamalarında geçireceği zamanın da göz önüne alındığında alacakların ekonomik geleceğinin tehlikeye gireceğini, dosyada yer alan raporlardan da anlaşılacağı üzere, konkordato talep eden firmanın borca batık olmadığını, konkordato tasdiki kararı verilecek şartların bulunmadığını, talepte bulunan firmanın borçlarını ödeme konusunda samimi olmadığını belirterek, konkordato şartlarının oluşmadığını ve konkordato tasdik kararının kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. 2.Müdahiller ... Tarım İlaçları Gübre Tohum Ürt. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti ve ... Tarım İlaçları Ticaret Limited Şirketi vekilleri istinaf dilekçesinde; talepçi şirket tarafından her iki tarafın da alacaklı ve borçlu menfaatini gözetir şekilde, gerçekleştirilebilir bir proje sunulmadığını, borçların vadeye yayılarak ödenme ihtimalinin olduğunu, konkordato talep eden şirketin borca batık durumda olmadığını, talepçinin kötüniyetle ve sadece zaman kazanmak amacıyla hareket ettiğini ve konkordato şartlarının oluşmadığını ve bu sebeple konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. 3.Müdahil Ziraat Bankası A.Ş vekili istinaf dilekçesinde; konkordato tasdik kararı verilirken alacaklıların itirazlarını dikkate almadığını, bu itirazlarla ilgili komiserlerden rapor alınmadığını, bildirdikleri alacak miktarının nisaba katılmadığını, eksik ve yetersiz olan ön proje ve finansal analiz raporu hakkında hiç bir inceleme yapılmadan tasdik kararı verilmesinin müvekkil banka ve diğer alacaklılar açısından telafisi imkansız zararları doğuracağı belirtilerek, tasdik kararının kaldırılarak konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. 4.Müdahil Garanti Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, konkordatonun tasdiki için aranan şartların yerine getirilmediğini, talepçinin projesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, konkordatonun tasdikine kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak taleplerin reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür 5.Müdahil Fibabanka A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; itirazlarının dikkate alınmadığını, talepçinin tarafın konkordato dosyası üzerinden tahsilatı kabul ederek konkordato projesinden müvekkil bankayı çıkarması, bu nedenle alacaklılar toplantısında dahi oy kullanamamasına sebebiyet verdiğini, konkordato projesinde dahi müvekkil bankanın alacağına yer verilmemiş olduğunu, talebin kabulü halinde müvekkil banka alacağına kavuşma hakkını kaybetmiş olacağını, bu nedenle talepçinin bedel iadesi talebinin kötü niyetli olduğunu belirterek, çekişmeli alacak olarak kabul edilmesine ilişkin taleplerinin de değerlendirilmediğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. 6.Müdahil Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; müvekkil banka alacağının konkordato komiserliği tarafından usule aykırı şekilde yok sayıldığını, toplantı nisabının ve yapılan oylamanın usule aykırı olduğunu, konkordato talebinin kanunun amacına uygun olmadığını ve kötüniyetli olduğunu konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. 7.Müdahil Qnb Finansbank A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil bankanın da aralarında bulunduğu, çoğunluğu banka alacağı olan alacaklıların itirazlarının yerel mahkemece değerlendirilmediğini ve tasdik kararı verildiğini, alacak nisabının eksik ve hatalı düzenlenmiş olmasının,bildirdikleri alacağa karşın hangi bilgi ve belgeler ışığında alacaklarının farklı hesaplandığının raporlarda açıklanmamasının bu hatalı hesaplamalar sebebiyle raporun sağlıklı bir şekilde düzenlendiği hususunda tereddütler oluştuğunu belirterek, talepçi şirket için verilen konkordato ve tasdik kararının istinaf yoluyla kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. 8.Müdahil Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; müvekkil banka alacağının konkordato komiserliği tarafından usule aykırı şekilde yok sayıldığını, talepçi şirket tarafından, konkordato öncesi temlik cirosu ile verilen çeklerin bedelleri için davacı tarafından açılan davanın derdest olduğunu, konkordato talebinin kanunun amacına uygun olmadığını ve kötü niyetli olduğunu belirterek, konkordatonun tasdik kararının kaldırılmasına, konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. 9.Müdahil ... Tohumculuk Tarım Ürünleri Pazarlam İthalat İhracat A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; talepçinin projesinin, Şubat 2028 tarihinde sonlanacağını, talepçi şirketin konkordato ön projesinin başarıya ulaşabilmesinin mümkün olmadığını, şimdiye kadar borçlarını ödemeye dair hiçbir girişimde bulunmadığını, talepçinin projenin herhangi bir gerçekçiliğinin bulunmadığını, yerel mahkemece talepçinin konkordato talebinin kabul edilmesi kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak talepçinin konkordato talebinin reddi ile iflasına karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. 10.Müdahil Denizbank A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; talepçi şirket tarafından sunulan ön proje ile alacaklıların alacağına kavuşmasının inandırıcı olmadığını, talepçinin ise asıl amacının, alacaklıların alacağına kavuşmasını sürüncemede bırakmak olduğunu, borçlu şirket tarafından müvekkil banka aleyhine davalar ikame edildiğini, müvekkil bankanın alacağına kavuşmasını sürüncemede bırakma gayretinin sergilenmeye devam edildiğini, talep dilekçesinde, talepçi şirketin konkordato mühleti talebi sebeplerinin gerçekçi ve somut olmadığını, ciddi bir konkordato ön projesi sunulmadığını, yerel mahkeme kararının İİK. 305. maddesindeki şartları taşımadığını, talepçi tarafından banka alacağının eksik bildirildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının konkordatonun tasdikine yönelik kısmının kaldırılarak talebin reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. 11.Müdahil Akbank T.A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; borçlu şirketin konkordato talebinin kötü niyetli ve borçlarını haksız şekilde zamana yayma amaçlı olduğunu, konkordato talebinin inandırıcılıktan uzak olduğunu, raporlar incelendiğinde; talepçi hakkında konkordatonun tasdikini gerektiren bir hal bulunmadığını, konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. 12. Müdahil Türkiye İş Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; konkordatonun tasdikine karar verilmesini gerektirir bir durum bulunmadığını, talepçilerin kötü niyetli olarak konkordato müessesine başvurmuş olduğunu, sadece borçlarından kaçınmak amacıyla başvuru yaptıklarını, taraflarınca süresinde alacak bildirimi yapıldığını, müvekkil bankanın alacak tutarını eksik hesapladığını, alacak listesindeki ve nihai rapordaki hesaplamalara itirazlarını yinelediklerini, tasdik kararına esas alınan komiser raporlarında eksik ve hatalı alacak hesaplamaları yapıldığından gerçek durumun yansıtılamadığını, talepçi ... Fide'nin borç miktarının az gösterildiğini, konkordato talebine ilişkin tüm beyan ve itirazlarının tekrarı ile, talepçi firma yönünden de konkordato talebinin reddine, hakkında verilen mühlet kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. 13. Müdahil Vakıf Katılım Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; müvekkil bankanın talepçiden alacaklı olduğunu, müdahale talebinde sunmuş oldukları itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, konkordatonun tasdiki için aranan şartların yerine getirilmediğini, talepçinin projesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, konkordatonun tasdikine kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda talebin reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. 14. Müdahil Türkiye Halk Bankası A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; konkordatonun tasdiki için aranan şartların yerine getirilmediğini, talebin kabul edilmesi için gereken şartların oluşmadığını, yerel mahkeme kararı neticesinde öngörülen anapara tutarının kayıtlı bakiyelerini dahi karşılamamasının, ayrıca bu tutarın içinde gayri nakit risk ve vekalet ücretinin de bulunmuyor olması ile öngörülen vade, kabul edilen alacak tutarı ve teklif edilen faiz oranları ile tasdik olan proje kapsamında müvekkil banka alacaklarının tasfiyesinin mümkün olmadığının aşikar olduğunu, müvekkil bankanın hukuken mağduriyet yaşadığını belirterek, konkordatonun tasdikine kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda talebin reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile incelenen dosyada konkordato tasdik kararının ilan tarihinden itibaren 10 gün içinde istinaf yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle alacaklılar Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş., ... Tohumculuk Tarım Ürünleri Pazarlama İthalat İhracat A.Ş istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1-c maddesi gereğince reddine, alacaklılar ... Tarım Tic. Ltd. Şti, ... Tarım İlaçları Gübre Tohum Ürt. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti ve ... Tarım İlaçları Ticaret Limited Şirketi, Garanti Bankası A.Ş, Türkiye Halk Bankası A.Ş. tarafından 308/a maddesi uyarınca itiraz dilekçesi sunulmadığı gerekçesiyle adı geçenlerin istinaf dilekçelerinin usulden reddine, talepçi borçlu şirketin oylamaya sunulan projesinin alacaklıların ve alacak miktarının büyük çoğunluğu ile kabul edilmiş olmasına, teklif edilen projenin, talepçi borçlunun kaynakları ile orantılı olmasına, teklif edilen proje kapsamında, ödenmesi taahhüt edilen miktarın, talepçi borçlunun iflası halinde, alacaklılara ödenmesi muhtemel miktardan fazla olmasına, talepçinin ticari hayatının devamı ile borçlarını ödeme kabiliyetinin bulunduğu gerekçesiyle alacaklılar Ziraat Bankası A.Ş vekili, Fibabanka A.Ş. vekili, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş vekili, Qnb Finansbank A.Ş. vekili, Akbank T.A.Ş. vekili, Türkiye İş Bankası A.Ş. vekili, Vakıf Katılım Bankası A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklılar Ziraat Bankası A.Ş. vekili, Fibabanka A.Ş. vekili, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş vekili, Qnb Finansbank A.Ş. vekili, Akbank T.A.Ş. vekili, Türkiye İş Bankası A.Ş. vekili, ... Tarım İlaçları Gübre Tohum Ürt. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... Tarım İlaçları Ticaret Limited Şirketi vekili, Garanti Bankası A.Ş., Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. vekili, Türkiye Halk Bankası A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Alacaklılar vekilleri temyiz dilekçelerinde, istinaf dilekçelerinde ileri sürdükleri istinaf sebeplerini temyiz nedeni olarak ileri sürmüşlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK’nın 285 vd. Ve 305.maddeleri 3. Değerlendirme 1. Alacaklılar Ziraat Bankası A.Ş vekili, Fibabanka A.Ş. vekili, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş vekili, Qnb Finansbank A.Ş. vekili, Akbank T.A.Ş. vekili, Türkiye İş Bankası A.Ş. vekili temyiz istemleri yönünden; Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. İİK'nın 305. maddesinde aranan konkordatonun tasdiki şartları kamu düzenine ilişkin olup, mahkeme bunların varlığını re'sen araştırır. Gerekli koşulların bulunmadığını tespit ederse, talebin reddine karar verir. Bu kararın gerekçesinde, şartlardan hangisinin ya da hangilerinin mevcut olmadığını dayanaklarıyla açıklaması gerekir. Konkordatonun feshi sebeplerinden birinin tasdik aşamasında tespit edilmesi durumunda da tasdik talebi reddedilir. Bahsi geçen maddede sayılan tasdik şartlarından bir tanesi de, konkordato projesinde teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartıdır. Konkordato mehli talebi ile birlikte mahkemelerce kanundan kaynaklanan birtakım tedbirler alınmakta ve bu tedbirler tasdik kararı verilmesine kadar devam etmektedir. Bu süreler kanun koyucu tarafından oldukça kısa tutulmuş olup, kesin olarak belirlenmiştir. Mahkemelerce tasdik kararı verilmesinden sonra uzun bir süre ödemesiz dönemin kabul ediliyor olması tedbirlerin bu süre kadar uzamasına sebep olacaktır ki böyle bir sonuç kanun koyucunun amacına uygun düşmez. Mahkemelerin projeye alacaklıların lehine müdahale etmesi mümkün olduğundan bu süreye müdahale edilmemesi konkordatonun ruhuna aykırı düşecektir. Borca batıklık ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür. Rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir. Somut olayda; talepçi şirketin özvarlığının 30.06.2023 tarihli rayiç değer bilançosuna göre (+) 94.802.945,04 TL'ye ulaştığı anlaşılmıştır. Tasdik edilen proje ile anapara borçlarını yıllık %16.75 faiz ile tasdik kararından itibaren 1 yıl ödemesiz 2024 Ağustos ayından başlayarak 2028 şubat ayı sonuna kadar 6’şar aylık dönemler halinde ödemesine karar verilmiştir. Talep eden şirketin teklif ettiği faiz oranı ve 1 yıl ödemesiz 4 yıl vadede ödeme dönemi tayini şirketlerin borca batık olmadıkları da dikkate alındığında İİK’nın 305/1-b uyarınca teklifin borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartına aykırılık teşkil ettiği anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle mahkemece, davacı şirketin konkordato talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle projenin tasdiki doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. 2. Bozma nedenine göre, alacaklılar ... Tarım İlaçları Gübre Tohum Ürt. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti ve ... Tarım İlaçları Ticaret Limited Şirketi vekili, Garanti Bankası A.Ş., Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. vekili, Türkiye Halk Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.Bozma nedenine göre, alacaklılar ... Tarım İlaçları Gübre Tohum Ürt. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti ve ... Tarım İlaçları Ticaret Limited Şirketi vekili, Garanti Bankası A.Ş., Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. vekili, Türkiye Halk Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2023/3428 E., 2023/3766 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Şirketin işletme sermayesinin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nun 376 ncı maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir.
6. Hukuk Dairesi         2023/3428 E.  ,  2023/3766 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/419 E., 2023/747 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen konkordato davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacıların konkordato isteminin reddine, davacı şirketin iflasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve müdahil Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ülke ekonomisindeki dalgalanmalar ve gerekse dünya genelinde yaşanan likidite sıkıntısından olumsuz etkilendiklerini ileri sürerek revize proje ile konkordatoya tabi olan ve faiz içermeyen asıl alacağa ilişkin borcunun 1 yıl ödemesiz aylık eşit taksitler halinde 48 ay vade ile ödenmesi şeklinde konkordato projesinin tasdikini talep etmiştir. II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.09.2021 tarihli ve 2019/661 Esas, 2021/567 Karar sayılı kararıyla; alacaklılar toplantısında yasal nisabın sağlandığı ve tasdik şartlarının mevcut olduğu gerekçesiyle talebin kabulü ile konkordato projesinin tasdikine karar verilmiştir. III. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım müdahil vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 09.12.2021 tarihli ve 2021/1704 Esas, 2021/1543 Karar sayılı kararıyla; konkordato komiseri raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, bir kısım müdahil alacağının çekişmeli alacak olarak kabul edilmesi ve bunların da ayrıca dava açabilmelerinin mümkün olması, çekişmeli olmayan alacaklara göre nisabın oluşması böylece alacak ve alacaklılar açısından çoğunluğun oluşması nedeniyle tasdik şartlarının yerine geldiği, projenin uygulanabilir olduğu, ihtilaflı alacaklar yönünden depo kararının verilip verilmemesinin mahkemenin takdirinde olduğu, rehinli olan ve şirketin faaliyeti için gerekli olan bina, makine ve taşıtlar için satış ve muhafazanın bir yıl ertelenmesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım müdahil vekilleri ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 13.02.2023 tarihli, 2022/1205 Esas, 2023/19 Karar sayılı ilâmı ile; mahkemece borçlunun kaynakları ile orantılı olamayan, somut verilere dayanmayan, ödeme süresinin uzunluğu nedeniyle alacaklıların aleyhine olacak şekilde menfaat dengesini bozan konkordato projesinin reddine, borca batık olduğu anlaşılan davacı şirketin iflasına karar verilmesi gerekirken, projenin tasdikine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma öncesi alınan komiser heyeti raporlarında davacı şirketin borca batık olduğu tespit edildiğinden şirket yetkilisinin son celse beyanının alındığı, davacı vekilinin borca batıklık durumununun yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler dikkate alınarak bugün itibariyle belirlenmesi talep ettiği, bozma ilamına uyulduğuna göre yeniden borca batıklık incelemesinin yapılması bozma ilamı içeriğine aykırı olacağı gibi kararı yasa yoluna götüren müdahillerin kazanılmış haklarına müdahale niteliği taşıyacağından yeniden borca batıklık değerlendirmesi yapılması gerekmediği gerekçesiyle davacı şirketin konkordato talebinin reddi ile borca batık olması sebebiyle iflasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve alacaklı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı şirketin borca batık olmadığını, yargılama safhasındaki olumlu ve olumsuz gelişmeler dikkate alınarak borca batıklık durumunun yeniden belirlenmesi için rayiç değerlere göre bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, müvekkil şirketin bozmadan sonra verilecek karar tarihi itibarıyla borca batık olup olmadığı yeniden tespit edilmeden iflasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, toplam 23.000.000,00 TL borcunu ödediğini, aylık kârını 1.600.000,00 TL ye yükselttiğini, taksitlerini düzenli ödediğini, davacı şirkete ait taşınmazların rayiç değerlerinin konkordato sürecinde 10 kat artarak değerlendiğini, şirket borçlarının kefiller aracılığıyla yeniden yapılandırıldığını, şirketin borçlarının azaldığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece yeniden borca batıklık hususunun araştırılması, şirket borca batık değilse davanın usulden reddedilmesi gerekirken bu hususta araştırma yapılmaksızın şirketin iflasına karar verilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Talep, İİK 285 ve devamı maddeleri çerçevesinde konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 285 vd., 292 nci ve 308 nci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 3.1. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı taraf süreç içerisinde şirket borca batıklıktan kurtulduğundan şirketin güncel durumu dikkate alınarak borca batıklık incelemesi yapılmasını talep etmiş, Mahkemece yeniden borca batıklık incelemesinin yapılması bozma içeriğine aykırı olacağından talebin değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davacı şirketin iflasına karar verilmiştir. 3.2. Borca batıklık, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin işletme sermayesinin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nun 376 ncı maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür. Rayiç değerler ile yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce borca batıklık bilançosu da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. 3.3 Konkordato talebine ilişkin yargılamada dava teorisinden farklı olarak, talep sonrası gelişmeler değerlendirmeye tabi tutulabilir. Konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir. Bu kabulden hareketle talepten sonra şirketin malvarlığı ile ilgili lehe ve aleyhe olan gelişmelerin değerlendirilmesi gerekir. 3.4. Buna göre her ne kadar bozma öncesinde alınan raporlarına göre davacı şirketin rayiç değer bilançosuna göre borca batık olduğu tespiti yapılmış ise de az yukarıda ifade edildiği üzere davacı tarafça bozma ilamı sonrasında süreç içerisinde şirketin borca batıklıktan kurtulduğu ileri sürüldüğüne göre mahkemece bozma sonrasında yeniden borca batıklık incelemesi yapılması bozma ilamına içeriğine aykırı olmayacağı gibi kazanılmış haklara müdahale niteliği de taşımayacaktır. 3.5. Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde mahkemece yeniden bilirkişi raporu aldırılarak davacı şirketin güncel durumu itibariyle rayiç değerlere göre borca batık olup olmadığının tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2020/232 E., 2021/7096 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14.HUKUK DAİRESİ (İLK DERECE SIFATIYLA)
tam metni aç
nmaların değerlendirilmediğini, tanık beyanlarının göz ardı edildiğini, karşı tarafın kötü yönetim eylemlerini, sözleşmelere aykırı eylemlerini kanıtlamalarına rağmen bu hususların dikkate alınmadığını, hakem heyetince karar oluşturulurken TTK'nın 376. maddesi dahil, pek çok emredici ve kamu düzenine aykırı düzenlemelerin göz ardı edildiğini ve ihlal edildiğini, hakem heyetinin Tisco ve Wanbang'ın
11. Hukuk Dairesi         2020/232 E.  ,  2021/7096 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14.HUKUK DAİRESİ (İLK DERECE SIFATIYLA) TÜRK MİLLETİ ADINA Milletlerarası Tahkim Divanı Uluslararası Ticaret Odası Heyetince verilen 06.05.2016 gün ve 19237-C-19240 sayılı kararın iptali istemi ile İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla Bölge Adliye Mahkemesine açılan davanın yargılaması sonucunda davanın reddine ilişkin verilen 20.11.2019 gün 2019/1-2019/14 sayılı karar, yasal sürede duruşmalı olarak davacılar vekilince temyiz edilmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.11.2021 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalılar vekilleri Av. ...... ile Av. ...... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Hakem önündeki yargılamada davalı- karşı davacı olan Türk gerçek kişiler ve şirket vekili iptal dava dilekçesinde, ICC Tahkim Mahkemesi’nde karşı tarafça açılan iki ayrı davanın birleştirilerek 19237/MHM sayılı dosya üzerinden tahkim yargılamasının yürütüldüğünü, birleşen 19240/MHM numaralı dava dosyasının Krom Maden Şirketi’nin hissedarları arasındaki ihtilaftan, 19237/MHM sayılı ana davadaki ihtilafın ise Güney Krom ve Kop Krom Şirketleri’nin hissedarları arasındaki ihtilaftan kaynaklandığını, Hakem Mahkemesi’nce 19240/MHM numaralı davadaki taleplerden Tisco'nun ICBC Bankası’ndan şirketler için aldığı krediler nedeniyle yaptığı ödemelerin hisseleri oranında müvekkillerinden tahsiline ve tahkim yargılama giderlerinin müvekkillerine yüklenmesine ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine 19240/MHM numaralı ve birleşen 19237/MHM numaralı dosyalarıyla birlikte görülen ve kendileri tarafından açılan karşı davanın reddine dair verilen kararın da usul ve yasaya aykırı olduğunu, karşı davada Tisco ve Wanbang'ın hissedarlar sözleşmesini esaslı olarak ihlal etmiş olduklarının, ilgili sözleşmelerin 5.1 (a) maddesi kapsamında temerrüt halinde olduklarının tespitini, hakemdeki davacıların genel olarak her bir hissedarlar sözleşmesini ve buna ilişkin uygulanabilir hukuku ihlal edip etmediğinin ve ihlal edilmiş ise müvekkillerinin bunun sonucunda tazminata hak kazanıp kazanmadıklarının, kazandılar ise tazminat tutarının tespitini, Güney Krom, Kop Krom ve Krom Maden Şirketleri için hissedarlar sözleşmelerinin 6.2. maddesi altında yer alan şartlardan herhangi birinin yerine getirilip getirilmediğinin tespitini, Tisco ve Wanbang'ın piyasa fiyatının çok altında Minmetals ile yaptıkları satış kontratları neticesinde müvekkillerinin uğradığı Güney Krom için 830.286,50 USD, Kop Krom için 413.890,50 USD tutarındaki zararın tazminini, Tisco ve Wanbang'ın doğrudan veya dolaylı eylemleri, ihmalleri ve şirketleri kötü yönetmeleri nedeniyle Krom Maden için 3.156.421 USD, Güney Krom için 2.552.033 USD, Kop Krom için 11.771.393,50 USD kâr kaybı tutarının tahsiline ve avukatlık ücret ve masrafları dahil olmak üzere her türlü tahkim masraf ve harcamasının karşı tarafa yükletilmesini karşı davada talep etmelerine rağmen bu taleplerinin hakemlerce reddedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ve karşı davaya ilişkin bu hükmün de iptalini istediklerini, iptal talebini, 4686 sayılı MTK'nın 15. maddesinde düzenlenen kamu düzenine aykırılık ve talep edilen konularda karar verilmemesi nedenlerine dayalı olarak ileri sürdüklerini, hakem kararının ana davadaki iptal talebine konu ICBC'den kullanılan kredilerle ilgili bölümü yönünden; iptal davasının davalısı olan Tisco'nun, müvekkilleri tarafından verilen kurumsal garantiye dayanarak ICBC Bank'tan hissedarlık sözleşmelerine konu şirketlerce kullanılan 29.743.365,69 ABD Doları tutarındaki kredileri şirketlerin ödememesi nedeniyle ICBC'ye ödemiş olması nedeniyle, Tisco tarafından ana davada talep edilen bu tutarın müvekkillerinden, Türk şirketlerindeki hisseleri oranında tahsiliyle Tisco'ya ödenmesine karar verildiğini, hakem kararının, müvekkillerinin hissedarlar sözleşmesinin 2.9.2.maddesi uyarınca garantör sıfatıyla imzaladıkları gerekçesine dayandırıldığını, bu kararın maddi hukuk açısından kamu düzenine aykırı olduğunu, çünkü, taraflar arasındaki ihtilafa Türk Kanunlarının uygulanacağının kararlaştırılmış olduğunu, bu nedenle Türk kamu düzeninin gözetilmesi gerektiğini, müvekkilleri tarafından, şirketlerin ICBC'den kullandığı kredileri temin etmek üzere şirket hisselerinin rehin olarak verildiğini, rehnin mevcudiyetine rağmen hakem önünde alacak talep edilmesinin İİK'nın 45. maddesindeki önce rehne müracaat zorunluluğunu bertaraf eder nitelikte olduğunu, bu hükmün kamu düzenine ilişkin olduğunu, bu nedenle İİK'nın 45. maddesindeki düzenlemeyi ihlal eden hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğunu, ayrıca kredi geri ödemesi nedeniyle müvekkillerinin sorumlu tutulmasının TBK'nın 127. maddesinde belirtilen kanuni halefiyet ilkesine aykırı olduğunu, bunun sonucu olarak İİK'nın 45. maddesine dayalı savunmalarının Tisco'ya karşı da geçerli olduğunu, böylece kamu düzeninin ihlal edilmiş olduğunu, hakem heyetince kredi geri ödemesi nedeniyle müvekkillerinin sorumlu tutulması gerekçesinin hissedarlık sözleşmesi yanında TBK'nın 627/2. maddesine dayandırıldığını, TTK'nın 8. maddesine göre temerrüt faizinin ihtarla başlayacağına dair TBK'nın 117. maddesinin ihlal edildiğini, kaldı ki TTK'nın 480. maddesi uyarınca anonim şirket hissedarlarına sermaye koyma borcu dışında herhangi bir borç yüklenmesinin mümkün olmadığını, bu hükme aykırı olarak müvekkillerinin, şirketlerin kullandığı krediler nedeniyle sorumlu tutulmasının emredici bu yasal düzenlemeye ve kamu düzenine aykırı olduğunu, hakem kararının bu maddi hukuk ve kamu düzeni ihlalleri nedeniyle iptali gerektiğini, hakem kararının usuli açıdan da kamu düzenine aykırı olduğunu, Anayasa'nın 36. maddesinde ve AİHS 6. maddesinde teminat altına alınan adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, böylece MTK'nın 15/2.b hükmüne göre kararın iptalinin gerektiğini, hakemler tarafından, müvekkillerinin savunmalarının ve delillerinin incelenmeden ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, özellikle Tisco ve Wanbang'ın yönetimsel kusurundan kaynaklanan nedenlerle şirketlerin ICBC'den aldığı kredilerin geri ödenemediğine ilişkin savunmaların ve buna ilişkin delillerin dikkate alınmadığını, yine ICBC'den kullanılan kredilerin hissedarlar sözleşmelerinin 2.9.2. maddesi kapsamına girmediğine ilişkin savunma ve delillerinin dikkate alınmadığını, müvekkilleri tarafından ispat edilmiş maddi vakıalar göz ardı edilerek ve gerekçede çelişkiye düşülerek hüküm verildiğini, zararın ve kredilerin geri ödenememesinin her üç Türk şirketinde yönetim çoğunluğunu elinde bulunduran Çin Şirketleri’nin kendi kusurlarından yararlanarak tazminat talep haklarının bulunmadığını, ayrıca ICBC Bank ile davalı Tisco'nun aynı devlet fonu tarafından idare edildiğini tespit ettiklerini, şirketlerin kötü yönetimi nedeniyle kredi geri ödemeleri yapılmadığından Tisco'nun rücu hakkının bulunmadığını, hissedarlar sözleşmelerinin 2.9.2. maddelerinde "Hissedarlar, yatırımda bulunmak ve şirketin geliştirilmesini sağlamak amacıyla (eğer varsa) bankalardan alınan krediler için kendi kurumsal garantilerini verme hususunda mutabıktırlar" düzenlemesi yer aldığını, oysa hakem heyetince 14.4 milyonluk kredinin makine yatırımında kullanıldığını, kalan kısmın Aralık 2010'dan önce muaccel olan borçların ödemesinde kullanıldığının tespit edilmesine rağmen kredinin bu sözleşme hükmü kapsamında olmadığının dikkatten kaçırılarak hüküm verildiğini, yani ICBC'den kullanılan kredilerin sözleşmelerin 2.9.2. maddelerinde düzenlenen hususa ilişkin bulunmadığını, çünkü bu hükmün istisnai bir borçlanmaya ilişkin olduğunu, ICBC Bank'a müvekkilleri tarafından rehin olarak verilen hisselerin akıbetinin tahkim yargılaması sırasında araştırıldığını, hisselerin ICBC tarafından Tisco'ya devredildiğinin ve müvekkillerine iade edilmediğinin kanıtlandığını, buna rağmen müvekkillerinin ödemeye mahkum edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, avukatlık ücreti ve masrafların davadaki haklılık oranına göre dağıtılması gerekirken ve davalıların asıl davadaki tüm tazminat talepleri reddedildiği halde reddedilen kısım için müvekkilleri lehine yargılama gideri ve avukatlık ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle kararın iptali gerektiğini, HMK uyarınca davasının bir kısmından feragat eden davalı Çin Şirketleri’nin bu nedenle de yargılama giderlerine ve avukatlık ücretlerine mahkum edilmesi gerektiğini, bu konudaki taleplerinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yine ICBC'den kullanılan kredilerle ilgili talebin reddedilen kısmı içinde müvekkilleri lehine yargılama gideri ve avukatlık ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, karşı davadaki taleplerinin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle karşı davaya ilişkin hükmün iptalini istediklerini, bu kararın MTK'nın 15. maddesinin i bendinde düzenlenen kamu düzenine aykırılık ve ii bendinde düzenlenen talep edilen konularda karar verilmemesi nedenleriyle iptali gerektiğini, hakem heyetinin adil ve eşit yargılama ilkesini ihlal ettiğini, bu bağlamda hakem heyetinin müvekkillerinin iddia ve savunmalarını ve delillerini göz ardı ettiğini, maddi vakıalara ilişkin ispat edilen hususların ve karşı tarafın ikrarlarının değerlendirmeye alınmadığını, müvekkillerinin bazı talepleri hakkında karar alınmadığını, tarafların talepleri içinde yer almayan bir kısım konularda karar verildiğini, kararın gerekçelerinin çelişkili olduğunu, kararın bu haliyle Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğunu, karşı davada hissedarlık ve ortaklık yükümlülüklerinin ihlalinden kaynaklanan kâr kaybı talebinin reddine ilişkin kararın iptalinin gerektiğini, bu bağlamda müvekkilinin Krom Maden için 3.156.421 USD, Güney Krom için 2.552.033 USD ve Kop Krom için 11.771.393,50 USD tazminat talep ettiklerini, bu zararın davalı Çin Şirketleri’nin doğrudan veya dolaylı eylemleri, ihmalleri ve şirketleri kötü yönetmelerinden kaynaklandığını, hakem heyetince bu talepler listelenerek hüküm verilmiş ise de iddia ve savunmaların değerlendirilmediğini, tanık beyanlarının göz ardı edildiğini, karşı tarafın kötü yönetim eylemlerini, sözleşmelere aykırı eylemlerini kanıtlamalarına rağmen bu hususların dikkate alınmadığını, hakem heyetince karar oluşturulurken TTK'nın 376. maddesi dahil, pek çok emredici ve kamu düzenine aykırı düzenlemelerin göz ardı edildiğini ve ihlal edildiğini, hakem heyetinin Tisco ve Wanbang'ın fiillerini TBK'nın 628. maddesi kapsamında değerlendirmeyerek gerekli incelemeyi yapmadığını, şirket yönetiminde davalı Çin Şirketlerinin çoğunlukta olmasına rağmen ve finansman taahhütlerini yerine getirmemiş olmalarına rağmen ve bu hususlar hakem yargılamasında tespit edilmiş olmasına rağmen Tisco'nun sorumlu olmadığı yönündeki hakem kararının çelişkili olduğunu, hissedarlık sözleşmelerinin 2.9.5. hükmünün ihlalinden kaynaklanan tazminat talebinin reddine dair hükmün iptali gerektiğini, bu bağlamda müvekkillerinin Tisco ve Wanbang'ı temsil eden yönetim kurulu tarafından alınan kararla belirlenen fiyatlar üzerinden Tisco ve Wanbang'a yapılan satışların yönetim kurulu tarafından ortaklara maden satış fiyatının tespiti için alınmış bir karar olmaksızın genel müdür tarafından belirlenen fiyatlarla Tisco ve Wanbang'a yapılan satışların, yine genel müdür tarafından Min Metal'e yapılan satışların hissedarlar sözleşmesinin 2.9.5. maddesine aykırı olduğunu iddia ettiklerini, ancak hakem heyetinin bu iddiayı yeterince değerlendirmediğini, oysa satış fiyatlarının dosyaya sunulduğunu, iddialarının ispat edilmiş olmasına rağmen ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hissedarlık sözleşmelerinin 6.2. maddesi uyarınca hissedarlar sözleşmelerinin usulüne uygun olarak feshedildiğinin tespitini, bu tespit kabul görürse tarafların şirket tasfiyesinde anlaşmaya varmış kabul edilmelerini talep ettiklerini, buna ilişkin iddialarını ispatlamış olmalarına rağmen ret kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı Çin Şirketlerinin eylemlerinin TBK'nın 628.maddesi kapsamında değerlendirilmemesinin kamu düzenine aykırı olduğunu, hissedarlık sözleşmelerinin 5.1. maddeleri uyarınca temerrüt tespit taleplerinin reddine ilişkin kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu, hakem heyetinin iptal talebine konu kararının MTK'nın 15. maddesinin i ve ii maddeleri uyarınca iptali gerektiğini iddia ederek anılan hakem kararının yukarıda belirtilen hükümlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Hakem önündeki yargılamada davacı-karşı davalı olan Wanbang ve Tisco vekili cevap dilekçesinde, hissedarlar sözleşmelerinde geçerli bir tahkim şartı bulunduğunu, tahkim yerinin İstanbul olup uyuşmazlığın Türk Hukuku’na göre çözümleneceğinin kararlaştırıldığını, tahkim divanı tarafından yapılan yargılama sonucunda verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, 4686 sayılı MTK'nın 15. maddesi uyarınca davacının ileri sürdüğü iptal sebeplerini ispatla yükümlü olduğunu, mahkemenin resen gözeteceği hususların uyuşmazlığın tahkime elverişli olup olmadığı ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olduğunu, hissedarlar sözleşmelerinin 7.4.1. maddelerinde, taraflar arasında çıkacak uyuşmazlıkların Milletlerarası Ticaret Odası (MTO) kuralları çerçevesinde çözümleneceğinin kararlaştırıldığını, tahkim kararının, tahkim yargılamasının yapıldığı tarihte yürürlükte olan 01 Ocak 2012 tarihli MTO tahkim kuralları çerçevesinde yürütülüp sonuçlandırıldığını, davacıların soyut gerekçelerle iptal talebinde bulunduklarını, ileri sürdükleri iptal sebeplerini ispatla yükümlü olduklarını, iptal davalarında sadece Kanun'da öngörülen iptal sebepleriyle sınırlı olarak inceleme yapılabileceğini ve işin esasına ilişkin değerlendirme yapılamayacağını, iptal davacılarının ileri sürdüğü kamu düzeni kavramının iptal sebeplerini genişletme amacıyla kullanılamayacağını ve sınırlı tutulması gerektiğine dair öğreti görüşleri bulunduğunu, Yargıtay yerleşik içtihadı uyarınca da MTK'nın 15. maddesi kapsamında iptal talebinde bulunan tarafın bunun somut gerekçelerini ortaya koyması gerektiğini, davacıların vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin iptal taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, çünkü tahkim kararına göre davadaki taleplerin kısmen reddedildiğini, davacının MTK'nın 16. maddesine ve Türk Hukuku’na göre davadaki haklılık oranı esas alınarak yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin hesaplanması gerektiğine ilişkin iptal sebebi ileri sürdüğünü, oysa MTK'nın 16/D maddesinde açıkça "Aksi kararlaştırılmadıkça" bu Kanun hükümlerinin uygulanacağının açıkça belirtildiğini, yukarıda açıklandığı üzere hissedarlar sözleşmelerinde uyuşmazlıkların MTO (ICC) tahkim kurallarına göre çözülmesinin kararlaştırıldığını, bu husus dikkate alındığında Kanun'daki aksi kararlaştırılmadıkça ibaresine göre, tarafların aksini kararlaştırmış olduklarının ortaya çıktığını, yani yargılama giderlerinin MTO tahkim kurallarına göre hakem kurulunca belirlenmesinin taraflarca kararlaştırıldığının kabulü gerektiğini, hakem kurulunun da MTO tahkim kuralları çerçevesinde yargılama giderlerini ve avukatlık ücretini değerlendirerek tarafların yükümlülüklerini belirlediğini, esasa ilişkin olarak ileri sürülmüş olan iptal sebepleri yönünden; asıl davada müvekkili Tisco tarafından ICBC Bank'a yapılan ödemenin davalılardan payları oranında tahsiline ilişkin hakem hükmünün doğru olduğunu, çünkü 2010 yılında gerçekleştirilen hissedarlar toplantısında alınan karar doğrultusunda ortaklık konusu şirketler için 14.4 Milyon ABD Doları tutarında makine satın alınması ve ortaklık konusu şirketlerin ödenmesi gereken borçlarının ifası için kullanılmak üzere toplamda 29.743.366 ABD Doları kredi çekildiğini, bu kredilerin geri ödemelerinin şirketler tarafından yapılmaması üzerine müvekkili Tisco tarafından yapılmasının zorunlu hale geldiğini, bu konuda hakem kararının 598. paragrafında açık tespitin yapılmış olduğunu, müvekkilinin tahkim yargılaması kapsamında bu konudaki tahsil talebinin hissedarlar sözleşmelerinin 2.9.2. fıkrası uyarınca kabul edildiğini, anılan maddeye göre hissedarların yatırım yapmak ve şirketin gelişimi için ödünç alınan banka kredileri için garanti vermeyi kabul ve taahhüt ettiklerini, bu garantinin pay oranlarına göre verildiğinin ve sorumluluğun müteselsil olacağının kararlaştırıldığını, bu sözleşme hükmü kapsamında verilen hakem hükmünün yerinde olduğunu, bu konudaki gerekli değerlendirmelerin hakem kararının 601. paragrafında yapıldığını, ICBC Bank'tan çekilen ve müvekkili Tisco tarafından geri ödemesi yapılan kredi nedeniyle işbu iptal davasının davacılarının TBK'nın 627. maddesi uyarınca sorumlu olduklarının hakem kurulunca tespit edildiğini, karşı tarafın İİK'nın 45, TBK'nın 127 ve 117 maddeleri ile TTK'nın 480. maddelerine dayalı olarak ileri sürdüğü iptal gerekçelerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, hakem kararının 604. paragrafında İİK'nın 45. maddesine dayalı savunmalarının reddedildiğini, kararda Türk ortakların sorumluluğunun rehnedilen hisselerle sınırlı olacağına dair bir sözleşme hükmü bulunmadığının tespit edildiğini, TTK'nın 480. maddesine dayalı savunmaların hakem kararının 604. paragrafında değerlendirildiğini ve sorumluluğun bu madde ile değil sözleşmenin 2.9.2 maddesiyle TBK'nın 627. maddesinden kaynaklandığının gerekçeli olarak ortaya konulduğunu, bu talebin TBK'nın 127. maddesine herhangi bir aykırılık teşkil etmediğini, Tisco'nun halefiyet hakkının sözleşmenin anılan hükmünden ve adi ortaklığa ilişkin TBK'nın 627. maddesinden kaynaklandığını, hakem heyetinin faize hükmetmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, çünkü faizin 3095 sayılı Kanun'a uygun olarak tespit edildiğini, tahkim masraf ve harcamaları konusunda tesis edilen kararın sözleşme ve MTO tahkim kurallarına uygun olduğunu, hakem kurulunun bu konuda gerekçeli değerlendirmeler yaparak yargılama giderlerini hüküm altına aldığını, tarafların tahkim şartında kararlaştırdığı üzere MTO'nun tahkim kurallarına göre hüküm verilmesinin tarafların iradesine uygun olduğunu, bu konuda ileri sürülen iptal sebeplerinin haksız olduğunu, karşı davadaki tüm taleplerin hakem heyetince reddedilmesinin hukuka uygun olduğunu, kâr kaybı taleplerinin dayanağının bulunmadığını, bu konuda ileri sürülün tüm iddiaların hakem kararında gerekçeli olarak karşılandığını, müvekkillerinin finansman konusunda tek sorumlu olduğuna dair bir taahhüdünün bulunmadığını, dolayısıyla bu nedenle bir sorumluluğun doğmadığını, sözleşmelerden doğan taahhüdünü ihlal etmediğini, hakem kararında tüm delillerin ve vakıaların gerekçeli olarak tartışıldığını, sözleşmenin 2.9.5 maddesinin ihlal edildiğine dair iddiaların ve bu konudaki tazminat taleplerinin hukuki dayanaklarının bulunmadığını, müvekkillerinin ürün satışları konusunda sözleşme hükümlerine aykırı ve tazminatı gerektiren bir davranışlarının bulunmadığının hakem kurulunca tespit edildiğini, bu konuda gerekli değerlendirmelerin hakem kararının 772 ve 773. paragraflarında yapıldığını, diğer usulsüz satış iddialarının da yerinde olmadığının hakem kararının 790 ila 795. maddelerinde gerekçeli olarak ortaya konulduğunu, hissedarlık sözleşmelerinin 6.2. maddesi kapsamında geçerli bir şekilde feshinin söz konusu olmadığını, bu konudaki tespit taleplerinin reddinin isabetli olduğunu, kararın 832. paragrafında yapılan değerlendirmenin yeterli olduğunu, bu konudaki iptal başvurusunun reddi gerektiğini, yine müvekkili şirketlerin temerrüt halinde olduklarına yönelik iddiaların dayanıksız olup ileri sürülen iptal sebebinin haksız olduğunu, tahkim yargılamasında tüm talep ve savunmaların ayrıntılı ve gerekçeli olarak değerlendirildiğini, tüm vakıaların tartışıldığını, davacıların MTK'nın 15. maddesine atıf yaparak ileri sürdüğü iptal sebeplerinin doğru olmadığını, iptal davacılarının adil yargılanma ve hukuki dinlenilme haklarının ihlal edilmesinin söz konusu olmadığını, yargılamanın tüm aşamalarında iddia ve savunmaların ileri sürüldüğünü ve hakem kurulunca gerekli değerlendirmeler yapılarak hüküm verildiğini, iptal davasında ileri sürülen sebeplerin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi’nce, taraflar arasında geçerli bir tahkim sözleşmesinin bulunduğu, yabancılık unsuru taşıyan bu tahkim uyuşmazlığının 4686 sayılı Kanun'un 1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca bu Kanun'a tabi olduğu, bu bağlamda iptal davasının esasının incelenmesi gerektiği, 4686 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, iptal davasının otuz gün içinde açılabileceği, bu sürenin, hakem kararının veya düzeltme, yorum ya da tamamlama kararının taraflara bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, davacıya gerekçeli hakem kararının tebliğ tarihinin 16.05.2016 olduğu dikkate alındığında, davanın otuz günlük süre içinde açıldığı, 4686 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 6. fıkrası uyarınca iptal isteminin, davaya bakan bölge adliye mahkemesi aksine karar vermedikçe dosya üzerinden incelenerek karara bağlanacağı, eldeki davanın önce İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açıldığı, yargılama devam ederken yürürlüğe giren 7101 sayılı Kanun'un 55. maddesiyle değişik 5235 sayılı Kanun'un 5. maddesi ve 7101 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle değişik 4686 sayılı Kanun'un 15/A maddesi uyarınca, iptal davalarına bakma görevinin bölge adliye mahkemelerine verildiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderildiği, ilk derece mahkemesince yargılamanın duruşmalı olarak yapılması nedeniyle yargılamaya duruşmalı olarak devam edilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, incelemenin duruşmalı olarak yapılıp sonuçlandırıldığı, hakem yargılamasının davalı- karşı davacılarının, iptal davasında davacı oldukları, 4686 sayılı Kanun'un 15. maddesinde hangi hallerde hakem kararının iptal edilebileceğinin düzenlendiği, bu düzenlemeye göre öncelikle hakem kararına konu uyuşmazlığın Türk Hukuku’na göre tahkime elverişli olup olmadığının ve hakem kararının kamu düzenine aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, uyuşmazlığın, şirket hissedarlığından ve hissedarlık sözleşmelerine aykırılık iddialarına dayalı tazminat, alacak ve tespit taleplerinden kaynaklandığı, tahkime elverişlilik koşulunun gerçekleştiği, davacı vekilinin, hakem kararının İİK'nın 45. maddesine aykırı olduğunu, bu hükmün emredici nitelikte ve kamu düzenine ilişkin bir hüküm olduğunu ileri sürdüğü, İİK'nın 45. maddesinde, önce rehne müracaat kuralı düzenlenmiş olup bu düzenlemeye göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği, ancak rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklının kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebileceği, maddenin lafzından da açıkça anlaşılacağı üzere, bu yasal düzenlemede öngörülen hususların icra takibine, yani takip hukukuna ilişkin olduğu, maddede dava açma yasağını öngören bir düzenleme bulunmadığı, bir alacak rehinle temin edilmiş olsa bile alacaklının bu alacağını ilama bağlamakta hukuki yararının bulunduğu, İİK'nın 45. maddesindeki yasağın takip aşamasında devreye gireceği, somut olayda bir an için Tisco'nun elinde rehinli hisse senetleri bulunduğu kabul edilse bile İİK'nın 45. maddesine dayalı savunmanın, hakem kararının icrası aşamasında ileri sürülebilecek bir husus olduğu, bu yasal düzenleme dava açma yasağı içermediğinden, iptal davacılarının bu konuda ileri sürdüğü iptal nedenlerinin yerinde olmadığı, davacılar vekili tahkim yargılaması sırasında, ICBC'ye rehin olarak verilen şirket hisselerinin ICBC tarafından Ticso'ya devredildiğinin ve davacılara iade edilmediğinin kanıtlandığını, buna rağmen ödemeye mahkum edilmelerinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüşse de yukarıda yapılan açıklamalar nedeniyle bu iptal sebebinin yerinde olmadığı, esasen karşı davada bu rehinli hisselerin kendilerine iade edilmesi yönünde açık bir talepte bulunmadıkları, rehinli hisselerin akıbetinin ayrı bir yargılamanın ve takip aşamasında ileri sürülecek iddiaların konusunu oluşturabileceği, davacılar vekilinin kamu düzenine aykırılık sebebi olarak TTK'nın 480. maddesini gösterdiğini ve anılan yasal düzenlemeye göre anonim şirket hissedarlarına, sermaye koyma borcu dışında herhangi bir borç yüklenmesinin kamu düzenine aykırı olduğunu iddia ettiği, TTK'nın anılan maddesinin anonim şirketlerin ana sözleşmeleri düzenlenirken ve anonim şirket genel kurullarında karar alınırken gözetilmesi gereken bir hüküm olduğu, somut olayda hakem kurulunun asıl davadaki sorumluluğu taraflar arasındaki hissedarlık sözleşmelerine, hissedarlar toplantısında alınan kararlara ve protokollere dayandırdığı, bu protokollerin, ortak girişim, yani, adi ortaklık niteliğinde olduğunu belirlediği ve sorumluluğu TBK'nın 627/2 ve sözleşmenin 2.9.2 maddesine dayandırdığı, somut olayda verilen kararın TTK'nın 480. maddesiyle ilişkilendirilmesinin söz konusu olmadığı, hakem kurulunun maddi hukuk kurallarını hatalı uyguladığına dair bir denetimin, iptal davasında yapılmasının mümkün olmadığı, bu konuda kamu düzenini ihlal eden bir hususun bulunmadığı, davacılar vekilinin temerrüt faizinin başlangıcına ilişkin hakem kararının TBK'nın 117. maddesini ihlal ettiğini belirtmiş olup bu hususun kamu düzenine aykırı olduğunu ileri sürdüğü, anılan düzenlemenin Türk kamu düzeniyle ilgisinin bulunmadığı, hakem kurulunun maddi hukuk uygulamalarına ilişkin olduğu, iptal davasında böyle bir değerlendirme yapılamayacağı, aynı şekilde TBK'nın 127. maddesinde düzenlenen halefiyet hükümlerinin de dikkate alınmadığına dair iddianın kamu düzeniyle doğrudan ilgili olmadığı, kaldı ki hakem kurulunun, davalıların asıl davadaki sorumluluklarını adi ortaklığa ilişkin TBK'nın 627/2. maddesine, hissedarlar kararına ve sözleşme hükümlerine dayandırdığı, bu konudaki iptal sebebinin yerinde görülmediği, davacılar vekilinin müvekkillerinin hukuki dinlenilme ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia ettiği, hakem kararının içeriğine, sunulan hakem duruşma tutanaklarına, taraflarca sunulan dilekçelere göre tarafların hukuki dinlenilme haklarının sağlandığı, iddia ve savunma haklarının ve ispat haklarının sağlandığı, gösterilen delil ve vakıaların, tarafların her bir talebi için ayrı ayrı hakem kurulunca değerlendirilip karara bağlandığı, somut olayda temel yargısal hakların ihlal edildiğine dair bir bulgunun tespit edilemediği, kararda Türk kamu düzenini ihlal eden bir hususun bulunmadığı, iptal davasında mahkemenin kanunda sayılan iptal sebepleriyle sınırlı inceleme yapabileceği, hakem heyeti kararının esasının yerinde olup olmadığının, hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı gibi hususların hakem heyeti kararının iptali istemli davada tartışma konusu yapılamayacağı, davacılar vekilinin müvekkillerinin, ICBC'den kullanılan kredilerle ilgili bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu talebin sözleşmenin 2.9.2. maddesi kapsamında olmadığını, kredi kullanım ihtiyacının davalıların şirketin kötü yönetmesinden kaynaklandığını savunduğu, hakem kurulunca davacıların bu ödemeden sorumlu olduklarına ilişkin değerlendirmenin TBK'nın adi ortaklığa ilişkin 627/2. maddesine ve sözleşmenin 2.9.2.maddesine dayandırıldığı, hakem kurulunun maddi hukuk uygulamalarının isabeti, kamu düzenini ilgilendirmediği müddetçe, iptal davasında denetlenemeyeceği, hakem kurulunun dayanaklarını, uzun gerekçelerle ve delilleri tartışarak ortaya koyduğu, bu konudaki iptal sebebinin yerinde görülmediği, davacılar vekilinin protokollere konu üç adet Türk Şirketi’nin yönetiminde davalıların hakim olduklarını, onların şirketi kötü yönettiklerini, taahhütlerini yerinde getirmediklerini, finansman ihtiyaçlarını karşılamayı taahhüt ettikleri halde bu taahhütleri yerine getirmediklerini ileri sürdüğü, hakem kurulunca tüm bu iddiaların değerlendirildiği, davalıların bu konuda bir kötü yönetimi nedeniyle zarar oluştuğunun kanıtlanamadığı, tüm finansmanı karşılayacaklarına dair bir taahhütlerinin bulunduğuna dair iddianın kanıtlanamadığı, davalıların sözleşme ve protokollerden doğan taahhütlerini ihlal ettiğine dair iddiaların kanıtlanamadığının gerekçeli olarak tespit edildiği, hakem kurulunun maddi hukuka ve ispata ilişkin bu kararlarının iptal davası kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davalıların elinde rehin bulunmasına rağmen ayrıca hakem nezdinde alacak talebinde bulunulmasının hukuka aykırı aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, sözleşmenin 2.9.2. maddesinde sorumluluğun rehin verilen hisselerle sınırlı olacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi sözleşmede ortakların payları oranında sorumlu olduğunun kararlaştırıldığı, hakem kurulunun da bunu esas aldığının anlaşıldığı, bu konudaki iptal talebinin yerinde olmadığı, kaldı ki hakem kurulunun bu konudaki maddi hukuk uygulamalarının iptal davasında denetlenmesinin mümkün olmadığı, davacılar vekili asıl davada ileri sürdükleri savunmaların ve karşı davada ileri sürdükleri iddiaların tamamının değerlendirilmediğini, bazı talep ve savunmaları hakkında karar verilmediğini, dosyadaki tanık beyanlarının ve ikrarların dikkate alınmadan ve çelişkili gerekçelerle hüküm verildiğini ileri sürdüğü, hakem kararında her iki tarafın, gerek asıl gerekse karşı davadaki tüm iddia ve savunmalarının gerekçeli olarak değerlendirildiği, sübut konusunda hakemlerin delilleri yanlış değerlendirdiğine dair iddianın iptal davası kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, hakem kararında tanık beyanları ve taraf beyanlarının değerlendirildiği, davacılar vekilinin karşı davada ileri sürdüğü her bir talebin hakem kararında paragraf 611'den itibaren ve her bir talep ayrı bir başlık oluşturacak şekilde taraf iddia ve savunmaları ve hakem kurulunun görüşü başlıkları altında gerekçeli olarak değerlendirildiği, tüm taleplerin karara bağlandığı, bu kararların isabetli olup olmadığının ise iptal davası bağlamında değerlendirilebilecek bir husus olmadığı, davacılar vekilinin hissedarlık sözleşmesinin 6.2. maddesi uyarınca hissedarlar sözleşmesinin usulüne uygun olarak feshedildiğinin tespitini istediklerini, bu iddianın ispat edilmiş olmasına rağmen ret kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı Çin Şirketleri’nin eylemlerinin TBK'nın 628. maddesi kapsamında değerlendirilmemesinin kamu düzenine aykırı olduğunu, yine hissedarlık sözleşmesinin 5.1 maddesi uyarınca temerrüt tespit taleplerinin reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürdüğü, hakem kararındaki ispata ilişkin değerlendirmelerin ve maddi hukuk uygulamalarının, Türk kamu düzenini ilgilendirmediği sürece, mahkemece denetlenmesinin mümkün olmadığı, hakem kurulunca ileri sürülen tespit taleplerinin gerekçeli olarak ve Türk Hukuku uygulanmak suretiyle reddedilmiş olduğu, bu kararlarda ve gerekçelerinde Türk kamu düzenine aykırılık bulunmadığı, bu konudaki iptal taleplerinin de yerinde görülmediği, davacılar vekili gerek asıl dava gerekse karşı dava yönünden yargılama giderlerinin müvekkilleri üzerinde bırakılmasının Türk kamu düzenine ve MTK'nın 16/D maddesindeki emredici düzenlemeye aykırı olduğunu, her iki davadaki haklılık oranlarına göre yargılama giderlerinin taraflara yüklenmesi gerektiğini, müvekkilleri lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın iptalini istediği, 4686 sayılı MTK'nın 16/D maddesi uyarınca, taraflar aksini kararlaştırmadıkça yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yükleneceği, davada her iki taraf da kısmen haklı çıkarsa, yargılama giderlerinin haklılık durumuna göre taraflar arasında paylaştırılacağı, kanunda açıkça bu hükmün, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı takdirde uygulanacağının belirtildiği, davalı tarafın davaya cevap dilekçesinde de açıkladığı üzere, tahkim koşulu içeren sözleşme maddesinde yargılamanın MTO Tahkim Kuralları’na göre yapılacağının taraflar kararlaştırıldığı, bu durumda yargılama giderlerinin taraflara yüklenmesi konusunda, tarafların sözleşmeye yansıyan iradeleri esas alınarak MTO Tahkim Kuralları’nın uygulanması gerektiği, nitekim hakemlerce verilen hükümde de MTO Tahkim Kuralları’nın yargılama giderlerine ilişkin hükümlerinin ayrıntılı ve gerekçeli olarak yorumlandığı, bu konudaki tartışmaların masraflar başlığı altında 871 vd. paragraflarda gerekçeli olarak ortaya konulduğu, yargılama giderlerinden hangi tarafın ne miktarda sorumlu olacağının belirlendiği, hakem kurulunun bu kararının gerekçesinin Türk kamu düzenini ihlal eden bir yanı bulunmadığından, isabetli olup olmadığının tartışılmasının iptal davası açısından mümkün olmadığı, kaldı ki ICC (MTO) Tahkim Kuralları’nın 37. maddesinin hakemlere geniş bir takdir alanı bıraktığı, kararda gösterilen gerekçelerle bu takdir hakkının hakemlerce kullanıldığı, bu uygulamanın gerekçelerinin ayrıntılı olarak ortaya konulduğu, bu husus hakem kurulunun takdirinde olan bir husus olup kamu düzenini ihlal eden bir hususun bulunmadığı, davacılar vekilinin gerek asıl davada gerekse karşı davada yargılama giderlerine ve avukatlık ücretine ilişkin ileri sürdüğü iptal sebeplerinin yerinde görülmediği, yine açıklanan gerekçelerle davacılar vekilinin ileri sürdüğü tüm iptal sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 13/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2015/9167 E., 2017/1442 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
Mahkeme, borca batıklığı, TTK’nın 376. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerine ve İİK’nın 178/1.
23. Hukuk Dairesi         2015/9167 E.  ,  2017/1442 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Davacı tarafından açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahiller ... T.A.Ş., T.C. ... Bankası A.Ş. ve T. Garanti Bankası A.Ş. vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, şirketin ödenmiş sermayesinin 600.000,00 TL olduğunu, şirket merkezinin ...olduğunu, faaliyet alanının taze dondurulmuş konserve şeklinde veya kurutulmuş yaş meyve ve sebze ihracatı dahili ticaret anasözleşmesinde tanımlı konular olarak tanımlandığını, müvekkilinin borca batık olduğunu, uygulanacak iyileştirme projesi ve yaptığı işlerden dolayı elde edeceği kâr sayesinde bu durumdan kurtulabileceğini ileri sürerek, müvekkili şirketin iflasının bir yıl süre ile ertelenmesini talep ve dava etmiştir. Müdahiller vekilleri, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, iyileştirme projesinin uygulanılabilir olduğu, şirketin ticari faaliyetine devam etmesine imkan tanınması halinde mali durumunu düzeltebileceği, borçlarını ödeyebilecek duruma gelebileceği, şirketin iflasının ertelenmesinin uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile iflasın bir yıl süre ile ertelenmesine karar verilmiştir. Kararı, bir kısım müdahiller vekilleri temyiz etmiştir. İİK'nın dava tarihinden önce 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6103 sayılı Kanun ile değişik 179/a maddesinin 1. ve 2. fıkraları, "Mahkeme, iflâsın ertelenmesi isteminde bulunulması üzerine, envanter düzenlenmesi ve yönetim kurulunun yerine geçmesi ya da yönetim kurulu kararlarının onaylanması için derhal bir kayyım atar; ayrıca şirketin ve kooperatifin malvarlığının korunması için gerekli diğer önlemleri alır. Kayyımın atanmasına ilişkin karar, kayyımın mahkemece belirlenmiş görevleri ve temsil yetkisi ile bunların sınırları ve iflâsın ertelenmesine ilişkin talep 166. maddenin ikinci fıkrasındaki usul ile mahkeme tarafından ilân ve ticaret siciline tescil ettirilir. Mahkeme bu arada erteleme talebini karara bağlar." hükmünü içermektedir. Somut olayda erteleme istemi üzerine, İİK'nın 179/a maddesi hükmüne uygun olarak gerekli ilanların eksiksiz bir biçimde yapılması ve ticaret siciline tescil ettirilmesi gerekirken, bu usul gözardı edilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca, kayyımın görevlerinden biri de, erteleme sürecindeki şirket hakkında dönemsel olarak mali durumundaki değişiklikler, her döneme ilişkin aktif ve pasif durumunun ayrıntılı olarak açıklanması, verilen ihtiyati tedbirlerle birlikte davacı şirketin mali durumunda düzelme olup olmadığı, iyileştirme projesinin uygulanıp uygulanmadığı ve borca batıklıktan kurtulma yolunda somut adımlar atılıp atılmadığı hususları yönünden rapor hazırlanmasıdır. Mahkemece, bu açıklanan hususlar doğrultusunda kayyım raporlarının alınmaması da doğru olmamıştır. Öte yandan, dosya arasında iflas avansının yatırıldığına ilişkin bir belgeye rastlanmamıştır. İflasın kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle, İİK'nın 181. maddesi yollamasıyla 160. maddesi uyarınca iflasın ertelenmesini isteyen, bu kararın ilânı, gerekli yerlere bildirilmesi, atanacak kayyım için belirlenecek ücreti ve alınacak erteleme tedbirlerinin uygulanması için gerekli masrafları avans olarak mahkeme veznesine peşin yatırmalıdır. İflas avansının yatırılmaması durumunda ise HMK'nın 325. maddesi uyarınca işlem yapılarak, gerekli masrafların bu şekilde karşılanması gerekmekte olup, mahkemece iflas avansı alınmaması da hatalı olmuştur. İflasın ertelenmesi, borca batık durumda bulunan şirket tarafından sunulan; somut öngörüler içeren, ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi çerçevesinde bu durumdan kurtulması kuvvetle muhtemel bulunan kooperatiflerle sermaye şirketleri için öngörülmüş bir hukuki korunma yoludur. Mahkeme, borca batıklığı, TTK’nın 376. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerine ve İİK’nın 178/1. madde ve fıkrasında belirtilen alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tespit edilebilecek diğer borçların tutarına göre belirlemelidir. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile mali durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Bu durumda mahkemece, davacı şirketin aktiflerinin rayiç değerleri ve bu kapsamda borca batıklığın tespiti, bu şartın yerine geldiğinin anlaşılması halinde de iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının, somut verilere dayalı olarak, bilimsel şekilde değerlendirilmesi için alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetinden gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınması, kayyım raporlarının denetlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, bir kısım müdahiller vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadelerine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.