6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 38

Türk Ticaret Kanunu 38. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 38- (1) (Değişik birinci cümle: 26/6/2012-6335/5 md.) Tescil ve kayıt için gerçeğe aykırı beyanda bulunanlar, ikibin (44.443) Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır. Gerçeğe aykırı tescilden dolayı zarar görenlerin tazminat hakları saklıdır. [18] (2) Kayıtların 32 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümlerine uymadığını öğrendikleri hâlde düzeltilmesini istemeyenler ve tescil olunan bir hususun değişmesi, sona ermesi veya kaldırılması dolayısıyla, kaydın değiştirilmesini veya silinmesini istemeye ya da yeniden tescili gereken bir hususu tescil ettirmeye zorunlu olup da bunu yapmayanlar, bu kusurları nedeniyle üçüncü kişilerin uğradıkları zararları tazmin ile yükümlüdürler. ÜÇÜNCÜ KISIM Ticaret Unvanı ve İşletme Adı A) Ticaret unvanı I - Kullanma zorunluluğu 1. Genel olarak

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

7 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2021/7163 E., 2022/7900 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
maddesi uyarınca dava açma hakkının düşüp düşmediğinin de değerlendirilmesi gerektiği, 6762 sayılı ETTK'nın 37, 38 ve 39. maddelerine göre kimse ticaret sicil kayıtlarını ve gazetede yayınlanan hususları bilmediğini ileri süremeyeceği, bu nedenle davacının yoklukla geçersizliğini talep ettiği 2004, 2005, 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait genel kurul kararlarını dava açmad
11. Hukuk Dairesi         2021/7163 E.  ,  2022/7900 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Sarıkaya Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24.06.2021 tarih ve 2021/79 E. - 2021/156 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı Yiğitler Makine Nakliye İnşaat Taah. Tar. Ürünleri Ltd. Şirketi'nin ortağı olduğunu, şirket ile alakalı kardeşleri ..., ... ve ... 'ten bilgi almak istediğini, ancak kendisine bilgi verilmediğini, diğer şirket ortakları olan kardeşleri ..., ... ve ... 'in anneleri ... 'in komada olduğu dönemlerde ve ölümünden sonra da şirket toplantılarına katılmış gibi gösterip sermaye artırımına gidilerek müvekkilinin hissesinin düşürüldüğünü, Sarıkaya Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/41 Esas sayılı dosyasında verilen bilirkişi raporu ile toplantılarda alınan kararların usulsüz olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin hiçbir toplantıya çağrılmadığını ileri sürerek alınan kararların hükümsüz olduklarının tespiti ile iptaline ve müvekkilinin hissesinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, açılan davanın mevcut şirket ortakları ile bir ilgisinin olmadığını, muris ... 'in idare ettiği ve iptali istenen genel kurul kararının alındığı toplantıda 4 kişinin ismi ve 3 kişinin imzasıyla (... , ... ve ...) karar alındığını, hissesi arttırılanın da ... olduğunu, ... 'in hisselerinin mirasen mirasçılarına intikal ettiğini, davacının da bu sermaye artırımından yararlandığını, bugüne kadar bu konu ile ilgili ne murisin sağlığında ne de sonrasında herhangi bir itirazda bulunmadığını, ... ve ... 'in şirket ortağı yapılmasında davacının zararına olabilecek herhangi bir durumun bulunmadığını, şirketin mali müşavir ve mühendis unvanına sahip en az iki ortağın bulunması gerektiğini, devirlerin bu nedenle yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, alınan genel kurul kararlarında ETTK 368 ve 370. maddelerinde gösterilen usule uyulmamış olması, murisin ölümüne rağmen toplantılara katılmış gibi gösterilmiş olması, oybirliği olmamasına rağmen kararların oybirliği ile alınmış gibi gösterilmiş olması alınan genel kurul kararlarını yoklukla malul kıldığı, yoklukla malul olan işlemlerin her zaman geçersiz olduğu yönünde dava açılabileceği kabul edilse de, bu işlemlerin geçersizliğinin hakkın kötüye kullanılacak şekilde süresiz olarak dava açılabileceği yönünde değerlendirme yapılmaması gerektiği, Dairemizin 2016/12761 Esas 2018/1791 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere genel kurul kararının yokluğunun tespiti hususunda dürüstlük kurallarına aykırı düşmedikçe dava açılması gerektiği, yokluk gerektiren hususun öğrenilmesinden sonra uzun süre sessiz kalıp dava açmayan ilgililer yönünden TMK'nın 2. maddesi uyarınca dava açma hakkının düşüp düşmediğinin de değerlendirilmesi gerektiği, 6762 sayılı ETTK'nın 37, 38 ve 39. maddelerine göre kimse ticaret sicil kayıtlarını ve gazetede yayınlanan hususları bilmediğini ileri süremeyeceği, bu nedenle davacının yoklukla geçersizliğini talep ettiği 2004, 2005, 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait genel kurul kararlarını dava açmadan önce bilmediği hususunun dikkate alınamayacağı dava tarihi ile geçersizliği talep edilen genel kurul kararlarının tarihleri ile aradan geçen uzun süre dikkate alındığında davacının TMK'nın 2. maddesi uyarınca dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Bu kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan karar Dairemizin 2020/1573 E. – 2021/1009 K. sayılı ve 09/02/2021 tarihli ilamıyla bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu ile, murisin 2004 yılında ölmüş olmasına rağmen 2005 yılı ve sonraki tarihlerdeki genel kurul toplantılarında asaleten imzalarının atıldığı, 05/07/2004 tarihli kararın oybirliği ile alındığı belirtilmesine rağmen davacının imzasının bulunmadığı, 22/12/2005, 05/05/2006, 08/05/2006 tarihli kararlarda da davacının imzası bulunmadığı gibi müteveffa ... 'in ölü olmasına rağmen toplantıya katılmış gibi gösterildiği, 07/06/2007 tarihli kararda davacı ve ... 'in toplantıya katılmış gibi gösterilmesine rağmen imzalarının bulunmadığı, 07/06/2007 ve 23/08/2008 tarihli kararlarda davacının imzasının bulunmadığının tespit edildiği, ETTK'nın 368 ve 370. maddelerindeki toplantı şartının gerçekleşmemiş olduğu, ETTK’nın 370. maddesine göre genel kurul toplantılarının bütün pay sahiplerinin huzuru ile yapılmasının öngörülmesine rağmen somut olayda genel kurul toplantısına ilan ve çağrının yapılmadığı, ayrıca ölmüş şirket ortağının toplantıda hazır bulunmuş gibi gösterildiği ve bu hususta asliye ceza mahkemesince özel belgede sahtecilik suçundan davalı şirket ortağı ... hakkında cezaya hükmolunduğu, kararların oybirliği ile alınmamasına rağmen oybirliği ile alınmış gibi gösterildiği davaya konu tüm genel kurul toplantılarının ETTK’nın 370. maddesine aykırı olarak yapıldığı anlaşıldığından kararların yoklukla malul olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 05/07/2004 tarih 2004/5 sayılı, 22/12/2005 tarih 2005/06 sayılı, 05/05/2006 tarih 2006/07 sayılı, 08/05/2006 tarih 2006/08 sayılı, 08/05/2006 tarih 2006/09 sayılı, 08/05/2006 tarih 2006/10 sayılı, 07/06/2007 tarih 12 sayılı, 07/06/2007 tarih 2007/14 sayılı, 07/06/2007 tarih 2007/15 sayılı, 23/08/2008 tarih 2008/17 sayılı genel kurul kararlarının yoklukla malul olduklarının tespitine, davacının davalı şirkette 9,906/40 pay oranında hissesi olduğunun tespitine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 08/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2016/11929 E., 2018/3736 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
msile yetkili olduğu, ancak davacının şirkete ortak olmasından sonra alınan ortaklar kurulu kararının 17.01.2007 tarihinde tescil ve ilan edildiği, bu karara göre davacı ve davalının söz konusu şirketi müştereken temsile yetkili kılındığı, 6102 sayılı TTK'nun 38. maddesine göre bu ilanın davalı bankayı da bağlayıcı nitelikte olduğu ve ilanın yapıldığı tarihten sonra çekilen paralardan davalı banka
11. Hukuk Dairesi         2016/11929 E.  ,  2018/3736 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.12.2015 tarih ve 2013/761-2015/961 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve Kredi Bankası A.Ş ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı ...Lazerli Epilasyon Güzellik Sağlık Turizm Tekstil Sanayi ve Ticaret İthalat ve İhracat Ltd. Şti.’ye 05.01.2007 tarihinde hisse devri alarak ortak olduğunu, ortaklar kurulu kararı gereğince müvekkili ile davalı ...’un müşterek imza ile yetkili müdür olduklarını, bu hususun 17.01.2007 tarihli ... Gazetesinde ilan edildiği, davalı bankada şirket adına açılmış vadesiz hesap bulunduğunu, ancak bu hesapta biriken paraların davalı ... tarafından tek başına verdiği talimata istinaden çekildiğini, davalı bankanın şirketin çift imza ile temsil edildiği hususunda gerekli özeni göstermediği için oluşan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında müvekkilinin uğradığı zararın 8.148,00 TL olduğu belirterek, bu miktarın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. Davalı banka vekili; söz konusu hesabın 17.11.2006 tarihinde açıldığını, bu tarihte şirket müdürlerinin tek başına temsil yetkisi olduğunu, buna istinaden düzenli olarak ödeme yapıldığını, değişiklik halinde bankaya bilgi verilmesi gerektiğini, çekilen bedellerin şirket için kullanılmış olabileceğini, ayrıca davacının şirket müdürü olarak yeterli denetimi yapmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili; tarafların ortak olduğu şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiğini, davacının işbu davayı açmada taraf sıfatı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; banka hesabının açıldığı tarih itibariyle davalı ...’un tek başına şirketi temsile yetkili olduğu, ancak davacının şirkete ortak olmasından sonra alınan ortaklar kurulu kararının 17.01.2007 tarihinde tescil ve ilan edildiği, bu karara göre davacı ve davalının söz konusu şirketi müştereken temsile yetkili kılındığı, 6102 sayılı TTK'nun 38. maddesine göre bu ilanın davalı bankayı da bağlayıcı nitelikte olduğu ve ilanın yapıldığı tarihten sonra çekilen paralardan davalı bankanın da sorumluluğunun bulunduğu, ancak şirket ortağı ve aynı zamanda şirket müdürü olan davacının ilk paranın çekildiği tarih ile son paranın çekildiği tarih arasındaki sürede bu hususu bankaya bildirmediği, bu nedenle davalı bankanın %50 kusurlu olduğu, yetkinin tescil ve ilan edildiği tarihten sonra davalı ...’un yetkisi olmadığı halde 8.148,00 TL'yi yetkisiz olarak çekmiş olup, çekilen bu paraların şirket hesabına yatırıldığının da ispat edilemediğinden bu paranın tamamından davalı ...’un sorumlu olduğu, 6102 sayılı TTK'nun 555. maddesine göre şirketin uğradığı zararın tazminini her pay sahibi isteyebileceği, ancak tazminatın şirkete ödenmesini isteyebileceği gerekçesiyle 8.148,00 TL'nin davalı ...Ş'nin 4.074,00 TL'sinden sorumlu olması kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile ...Lazerli Epilasyon Güzellik Sağlık Turizm Tekstil Sanayi ve Ticaret İthalat ve İhracat Limited Şirketine ödenmesine, kabul edilen miktara dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Kararı, davalı .... vekili ve davalı ... vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, davalı banka yönünden, bankacılık işlemleri nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı şirket müdürünün davalı bankada usulsüz işlemler yaptığını, bu nedenle müvekkilinin 8.148,00 TL zarara uğradığını, davalı bankanın gerekli dikkat ve özeni göstermediği için oluşan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürmüş, mahkemece, yazılı şekilde davalı şirket müdürünün usulsüz işlemler yaparak tarafların ortak olduğu dava dışı şirketi 8.148,00 TL zarara uğrattığı, gerekli dikkat ve özeni göstermeyen davalı bankanın oluşan zararın %50’sinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı banka yönünden davanın kısmen kabulü ile 4.074,00 TL’nin dava dışı şirkete verilmesine karar verilmiştir. Ancak, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacının ileri sürdüğü hususlar nedeniyle oluşan zarar, doğrudan davacının kendi üzerinde doğan bir zarar olmayıp, şirkete yönelik meydana gelen bir zarardır. Bu durumda, mahkemece, oluşan zararın dava dışı şirketin zararı olduğu ve davacının oluşan zararı kendisine istediği gözetilerek davacının davalı bankaya karşı açılan davada aktif husumetinin bulunmadığı gözden kaçırılarak istemi dışına çıkılmak suretiyle işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı banka yönünden bozulması gerekmiştir. 2- Dava, davalı ... yönünden, limited şirketin müdürünün sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, davalı şirket müdürünün usulsüz işlemler yaparak tarafların ortak olduğu dava dışı şirketi 8.148,00 TL zarara uğrattığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı şirket müdürünün eylemleriyle kendisini zarara uğrattığı iddiasına dayalı olarak açılan işbu dolaylı zarar nedeniyle davacı şirket ortağı tarafından yönetici aleyhine açılmış bir sorumluluk davası niteliğindedir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi atfı ile 309. maddesi uyarınca (6102 sayılı TTK'nın 644/1-a maddesi uyarınca uygulanması gereken 553. ve 555. maddeleri), limited şirket ortaklarının, “tazminatın şirkete verilmesi” kayıt ve koşuluyla sorumluluk davasını açabilmeleri mümkündür. Somut olayda davacının ileri sürdüğü hususlar nedeniyle oluşan zarar doğrudan kendi üzerinde doğan bir zarar olmayıp, şirkete yönelik meydana gelen zarara ilişkindir. Bu bakımdan, her ne kadar mahkemece, davacının talebinin kendisine verilmesi yönünde olmasına rağmen oluşan zarar miktarının dava dışı şirkete verilmesi yönünde hüküm kurulmuş ise de, davacının tazminatın bizzat kendisine ödenmesini istemiş olması yukarıda açıklanan yasal hükümler karşısında dinlenebilirliği olmayan maddi tazminat istemine ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı ... yönünden bozulması gerekmiştir 3- Bozma sebep ve şekline göre, davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ...Ş vekilinin ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davalı ... ve davalı ...'a iadesine, 21.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2013/2409 E., 2015/2598 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TTK'nun 33 ve 38. maddelerine göre, ticaret sicili kayıtları üçüncü kişiler hakkında gazete ile ilan edildiği günü takip eden iş gününden itibaren hüküm ifade eder.
Hukuk Genel Kurulu         2013/2409 E.  ,  2015/2598 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “borca itiraz” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 4.İcra Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 23.03.2011 tarihli ve 2009/2749 Esas 2011/307 Karar sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,Yargıtay 12 . Hukuk Dairesinin 14.02.2012 gün ve 2011/17193 E 2012/ 3440 K sayılı ilamı ile; (...Alacaklı banka, borçlu şirketler hakkında çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatmış olup, borçlu şirketler ödeme emrinin tebliğinden itibaren süresi içerisinde icra mahkemesine verdikleri dilekçe ile diğer itirazlarının yanında, şirketlerinin borç altına girebilmesi için ... ile H....'in birlikte çeki imzalamalarının gerekli olduğu, aynı takibe konu çekte borçlu şirketler adına atılı olan imzaların tek imza olduğunu, bu nedenle borçlu bulunmadıklarını ileri sürerek takibin iptali ile birlikte %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmişlerdir. Takibe konu çekin keşidecisinin ... İnş.Tur.İmalat San. ve Tic.Ltd.Şti.,lehtarın ise ...Asansör İnş.Tur.San. ve Tic.A.Ş. olduğu, keşideci imzasının ve lehtarın cirosunun tek imza olduğu, çekin 31.05.2009 keşide, 01.06.2009 ibraz tarihli bulunduğu, alacaklının ciranta konumunda yetkili hamil olduğu görülmektedir. Keşideci ... Ltd.Şti.'nin 05.10.2007 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan, 25.09.2007 tarihinde sicile tescil edilmiş bulunan ana sözleşmesine göre, müdür ... ve ...'in şirket kaşesi veya unvanı altında atacağı münferit imzalarla şirketi 5 yıllığına temsile yetkili kılınmışlardır. Daha sonra 10.03.2009 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan 16.02.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ... ve Hüseyin ...'in atacakları müşterek imzalar ile şirketi temsil ve ilzama tam olarak yetkili sayılmışlardır. TTK'nun 33 ve 38. maddelerine göre, ticaret sicili kayıtları üçüncü kişiler hakkında gazete ile ilan edildiği günü takip eden iş gününden itibaren hüküm ifade eder. TTK'nun 542/1. fıkrasının göndermesi ile uygulanması gereken, TTK'nun 321. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "Temsil yetkisinin tahdidi, hüsnüniyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez, ancak temsil selahiyetinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine hasrolunduğuna veya müştereken kullanılmasına dair tescil ve ilan edilen tahditler muteberdir." hükmünü öngörmektedir. Anılan madde hükümleri gözönüne alındığında borçlu şirket temsilcilerinin münferit yetkilerinin sona erdiği ve 10.03.2009 tarihli ticaret sicil gazetesinin ilanının ertesi gününden itibaren müşterek atacakları imzalar ile şirketi temsil ve ilzam edebileceklerinin kabulü zorunludur. Temsilcilerin, 5 yıllık münferit imzalarla temsil yetkisinin geri alınmadığı için hükmünü sürdürdüğünden söz edilemez. Keşideci ... Ltd.Şti. yönünden borca itirazın kabulü yerine yazılı gerekçe ile itirazın reddi yönünde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan mahkemece lehtar ...A.Ş. yönünden çek keşide tarihi itibariyle şirketin ... ile Hüseyin ...'in müştereken atacakları imza ile temsil ve ilzam olunabileceği, ancak lehtarın münferit imza ile çeki ciro ettiği gerekçesi ile bu şirket yönünden borca itirazın kabulüne karar verildiği halde İİK'nun 169/a-6. maddesi uyarınca bu şirket lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava kambiyo senedine dayalı takipte borca itiraz istemine ilişkindir. Hukuk Genel Kurulundaki görüşme sırasında, işin esasının incelenmesinden önce direnme kararının gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; dolayısıyla temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca mı yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir. Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi). Mahkemenin yeni bir bilgi, belge ve delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek, dolayısıyla da ilk kararının gerekçesinde dayandığı hukuki olguyu değiştirerek karar vermiş olması halinde, direnme kararının varlığından söz edilemez. Somut olayda yerel mahkeme bozmadan sonraki aşamada daha önceki gerekçesinde değerlendirmediği çekin vadeli çek olduğuna ilişkin davalının dayandığı çek teslim bordrosuna ve davacılar tarafından açılan menfi tespit davası sonucu verilen ilama dayanarak direnme olarak adlandırdığı kararı vermiştir. Mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; ilk kararda tartışılıp, değerlendirilmeyen yeni bir delile dayanılarak verilen yeni bir hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır. Hal böyle olunca; kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi, Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir. Bu nedenle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir. S O N U Ç : Yukarıda gösterilen nedenlerle taraf vekillerinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 12. HUKUK DAİRESİ GÖNDERİLMESİNE, 11.11.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2011/17193 E., 2012/3440 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TTK'nun 33 ve 38. maddelerine göre, ticaret sicili kayıtları üçüncü kişiler hakkında gazete ile ilan edildiği günü takip eden iş gününden itibaren hüküm ifade eder.
12. Hukuk Dairesi         2011/17193 E.  ,  2012/3440 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 23/03/2011 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı banka, borçlu şirketler hakkında çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatmış olup, borçlu şirketler ödeme emrinin tebliğinden itibaren süresi içerisinde icra mahkemesine verdikleri dilekçe ile diğer itirazlarının yanında, şirketlerinin borç altına girebilmesi için H.. E.. ile H.. E..in birlikte çeki imzalamalarının gerekli olduğu, aynı takibe konu çekte borçlu şirketler adına atılı olan imzaların tek imza olduğunu, bu nedenle borçlu bulunmadıklarını ileri sürerek takibin iptali ile birlikte %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmişlerdir. Takibe konu çekin keşidecisinin ..... Tic.Ltd.Şti.,lehtarın ise ....San. ve Tic.A.Ş. olduğu, keşideci imzasının ve lehtarın cirosunun tek imza olduğu, çekin 31.05.2009 keşide, 01.06.2009 ibraz tarihli bulunduğu, alacaklının ciranta konumunda yetkili hamil olduğu görülmektedir. Keşideci ... Ltd.Şti.'nin 05.10.2007 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan, 25.09.2007 tarihinde sicile tescil edilmiş bulunan ana sözleşmesine göre, müdür H. E.. ve A.. E..'in şirket kaşesi veya unvanı altında atacağı münferit imzalarla şirketi 5 yıllığına temsile yetkili kılınmışlardır. Daha sonra 10.03.2009 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan 16.02.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile H.. E.. ve H.. E..in atacakları müşterek imzalar ile şirketi temsil ve ilzama tam olarak yetkili sayılmışlardır. TTK'nun 33 ve 38. maddelerine göre, ticaret sicili kayıtları üçüncü kişiler hakkında gazete ile ilan edildiği günü takip eden iş gününden itibaren hüküm ifade eder. TTK'nun 542/1. fıkrasının göndermesi ile uygulanması gereken, TTK'nun 321. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "Temsil yetkisinin tahdidi, hüsnüniyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez, ancak temsil selahiyetinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine hasrolunduğuna veya müştereken kullanılmasına dair tescil ve ilan edilen tahditler muteberdir." hükmünü öngörmektedir. Anılan madde hükümleri gözönüne alındığında borçlu şirket temsilcilerinin münferit yetkilerinin sona erdiği ve 10.03.2009 tarihli ticaret sicil gazetesinin ilanının ertesi gününden itibaren müşterek atacakları imzalar ile şirketi temsil ve ilzam edebileceklerinin kabulü zorunludur. Temsilcilerin, 5 yıllık münferit imzalarla temsil yetkisinin geri alınmadığı için hükmünü sürdürdüğünden söz edilemez. Keşideci ... Ltd.Şti. yönünden borca itirazın kabulü yerine yazılı gerekçe ile itirazın reddi yönünde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan mahkemece lehtar ...l A.Ş. yönünden çek keşide tarihi itibariyle şirketin H.. E.. ile H.  E..'in müştereken atacakları imza ile temsil ve ilzam olunabileceği, ancak lehtarın münferit imza ile çeki ciro ettiğ gerekçesi ile bu şirket yönünden borca itirazın kabulüne karar verildiği halde İİK'nun 169/a-6. maddesi uyarınca bu şirket lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi isabetsizdir. SONUÇ  : Borçluların  temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre alacaklının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,   14/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2012/4389 E., 2012/20236 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TTK'nun 33 ve 38. maddelerine göre, ticaret sicili kayıtları üçüncü kişiler hakkında gazete ile ilan edildiği günü takip eden iş gününden itibaren hüküm ifade eder.
12. Hukuk Dairesi         2012/4389 E.  ,  2012/20236 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 05/10/2011 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından  düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından borçlu şirket hakkında bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile örnek 10 icra takibi başlatılmış olup, borçlu şirket vekili ödeme emrinin tebliğinden itibaren süresi içerisinde icra mahkemesine verdiği dilekçe ile diğer itirazlarının yanında, şirketin borç altına girebilmesi için  birlikte bonoyu imzalamalarının gerekli olduğunu, takibe konu bonoda borçlu şirket adına atılı olan imzaların tek imza olduğunu, bu nedenle borçlu bulunmadıklarını ileri sürerek takibin iptali ile birlikte %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Takibe konu bononun keşidecisinin borçlu S. S.... olduğu, keşideci imzasının tek imza olduğu, bononun tanzim tarihinin 28.10.2010 olduğu, alacaklının lehdar konumunda yetkili hamil olduğu görülmektedir. Keşideci S.. P...L.01.07.2010 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan, 28.06.2010 tarihinde sicile tescil edilmiş bulunan ana sözleşmesine göre, müdür  şirket kaşesi veya unvanı altında atacağı münferit imzayla şirketi 10 yıllığına temsile yetkili kılınmışlardır. Daha sonra 13.09.2010 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayınlanan 02.09.2010 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ile ın atacakları müşterek imzalar ile şirketi temsil ve ilzama tam olarak yetkili sayılmışlardır. TTK'nun 33 ve 38. maddelerine göre, ticaret sicili kayıtları üçüncü kişiler hakkında gazete ile ilan edildiği günü takip eden iş gününden itibaren hüküm ifade eder. TTK'nun 542/1. fıkrasının göndermesi ile uygulanması gereken, TTK'nun 321. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "Temsil yetkisinin tahdidi, hüsnüniyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez, ancak temsil selahiyetinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine hasrolunduğuna veya müştereken kullanılmasına dair tescil ve ilan edilen tahditler muteberdir" hükmünü öngörmektedir. Anılan madde hükümleri gözönüne alındığında borçlu şirket temsilcisi  münferit yetkilerinin sona erdiği ve 13.09.2010 tarihli ticaret sicil gazetesinin ilanının ertesi gününden itibaren ve n müşterek atacakları imzalar ile şirketi temsil ve ilzam edebileceklerinin kabulü zorunludur. Temsilci 10 yıllık münferit imzayla temsil yetkisinin geri alınmadığı için hükmünü sürdürdüğünden söz edilemez.O halde mahkemece borca itirazın kabulü yerine yazılı gerekçe ile itirazın reddine karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ  : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.