6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 400

Türk Ticaret Kanunu 400. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 400- (1) (Değişik: 26/6/2012-6335/19 md.) Denetçi, bağımsız denetim yapmak üzere, 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre ruhsat almış yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir unvanını taşıyan ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen kişiler ve/veya ortakları bu kişilerden oluşan sermaye şirketi olabilir. Aşağıdaki hâllerden birinin varlığında, yeminli mali müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir ve/veya sermaye şirketi ve bunların ortaklarından biri ve bunların ortaklarının yanında çalışan veya bu cümlede anılan kişilerin mesleği birlikte yaptıkları kişi veya kişiler, ilgili şirkette denetçi olamaz. Şöyle ki, önceki cümlede sayılanlardan biri; a) Denetlenecek şirkette pay sahibiyse, b) Denetlenecek şirketin yöneticisi veya çalışanıysa veya denetçi olarak atanmasından önceki üç yıl içinde bu sıfatı taşımışsa, c) Denetlenecek şirketle bağlantısı bulunan bir tüzel kişinin, bir ticaret şirketinin veya bir ticari işletmenin kanuni temsilcisi veya temsilcisi, yönetim kurulu üyesi, yöneticisi veya sahibiyse ya da bunlarda yüzde yirmiden fazla paya sahipse yahut denetlenecek şirketin yönetim kurulu üyesinin veya bir yöneticisinin alt veya üst soyundan biri, eşi veya üçüncü derece dâhil, üçüncü dereceye kadar kan veya kayın hısmıysa, d) Denetlenecek şirketle bağlantı hâlinde bulunan veya böyle bir şirkette yüzde yirmiden fazla paya sahip olan bir işletmede çalışıyorsa veya denetçisi olacağı şirkette yüzde yirmiden fazla paya sahip bir gerçek kişinin yanında herhangi bir şekilde hizmet veriyorsa, e) Denetlenecek şirketin defterlerinin tutulmasında veya finansal tablolarının düzenlenmesinde denetleme dışında faaliyette veya katkıda bulunmuşsa, f) Denetlenecek şirketin defterlerinin tutulmasında veya finansal tablolarının çıkarılmasında denetleme dışında faaliyette veya katkıda bulunduğu için (e) bendine göre denetçi olamayacak gerçek veya tüzel kişinin veya onun ortaklarından birinin kanuni temsilcisi, temsilcisi, çalışanı, yönetim kurulu üyesi, ortağı, sahibi ya da gerçek kişi olarak bizzat kendisi ise, g) (a) ilâ (f) bentlerinde yer alan şartları taşıdığı için denetçi olamayan bir denetçinin nezdinde çalışıyorsa, h) Son beş yıl içinde denetçiliğe ilişkin meslekî faaliyetinden kaynaklanan gelirinin tamamının yüzde otuzundan fazlasını denetlenecek şirkete veya ona yüzde yirmiden fazla pay ile iştirak etmiş bulunan şirketlere verilen denetleme ve danışmanlık faaliyetinden elde etmişse ve bunu cari yılda da elde etmesi bekleniyorsa, denetçi olamaz. (2) (Değişik: 26/6/2012-6335/19 md.) On yıl içinde aynı şirket için toplam yedi yıl denetçi olarak seçilen denetçi üç yıl geçmedikçe denetçi olarak yeniden seçilemez. (Değişik ikinci cümle: 28/3/2013-6455/81 md.) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve bu fıkrada belirtilen süreleri kısaltmaya yetkilidir. (3) Denetçi, denetleme yaptığı şirkete, vergi danışmanlığı ve vergi denetimi dışında, danışmanlık veya hizmet veremez, bunu bir yavru şirketi aracılığıyla yapamaz. (4) (Mülga: 26/6/2012-6335/19 md.) D) İbraz yükümü ve bilgi alma hakkı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2019/1802 E., 2020/3601 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
verilmediğini, bilançonun gerçeği yansıtmadığını, şirketin gelirlerinin düşük gösterildiğini, genel kurulda seçilen denetçilerin, yönetim kurulu üyelerinden birisinin oğlu, diğerinin ise yönetim kurulu üyesinin kardeşi olduğunu, bu durumun TTK'nun 400. maddesine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitini, talepleri kabul edilmezse gene
11. Hukuk Dairesi         2019/1802 E.  ,  2020/3601 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 24.01.2019 tarih ve 2017/1112- 2019/87 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirkette 2.000'er payı bulunduğunu, 04.06.2013 tarihinde yapılan genel kurulun hazirun cetvelinin davacılara poliklinikte imzalattırıldığını, herhangi bir toplantının yapılmadığını, ortakların bir araya gelmediğini, gündemin, denetçi raporunu, bilançonun genel kurulda tartışılıp değerlendirilmediğini, finansal tabloların müvekkillerine verilmediğini, bilançonun gerçeği yansıtmadığını, şirketin gelirlerinin düşük gösterildiğini, genel kurulda seçilen denetçilerin, yönetim kurulu üyelerinden birisinin oğlu, diğerinin ise yönetim kurulu üyesinin kardeşi olduğunu, bu durumun TTK'nun 400. maddesine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitini, talepleri kabul edilmezse genel kurulun yasaya, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil ettiği iddiasıyla iptalini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirketin hisselerinin hamiline yazılı olduğunu, davacıların dava tarihi itibariyle hisse sahibi olup olmadıklarının bilinmediğini, husumet ehliyeti yönünden hisse senetlerinin ibraz edilmesi gerektiğini, davacıların genel kurula bizzat katıldıklarını, kararların oy birliği ile alındığını, bilanço ve gelir gider tablolarının genel kurul onayına sunulduğunu, kararlara muhalefet edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacılar vekilinin 7 nolu genel kurul kararı dışındaki iddialarının dayanaksız ve ispata muhtaç olduğu, iddialarını ispatlar nitelikte delillerin dosyaya sunulamadığı, alınan 7 nolu kararla 3 yıllığına denetçi olarak Yönetim kurulu üyesi ...'in oğlu ...'in ve ...'in kardeşi ...'in seçildiğini, TTK'nın 400/1-c maddesi uyarınca denetlenecek şirketin yönetim kurulu üyesinin veya bir yöneticisinin alt veya üst soyundan biri, eşi veya üçüncü derece dâhil, üçüncü dereceye kadar kan veya kayın hısımlarının denetçi olamayacağı, dolayısıyla denetçi olarak seçilen kişilerin denetçi olma yasağının bulunduğu, bu sebeple davalı şirketin 04.06.2013 tarihli genel kurulunda alınan 7 nolu denetçi seçimine ilişkin kararın TTK'nın 447/c hükmü uyarınca butlanla malul olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 04.06.2013 tarihli genel kurulunda alınan 7'nolu denetçi seçimine ilişkin kararın TTK.'nın 447/c hükmü uyarınca butlanla malul olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava anonim şirket genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti, şayet bu talep yerinde görülmezse genel kurulda alınan kararların iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekili hastane işletmekte olan davalı şirketin 04.06.2013 tarihli olağan genel kurul toplantısının fiilen yapılmadığını, ortakların toplanmadıklarını, hazirun cetvelinin işletilen hastanede doktor olan müvekkillerine poliklinikte imzalattırıldığını ileri sürerek anılan genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitini istemişse de, davacıların genel kurul toplantısında bulunanları tespit etmek maksadıyla düzenlenen hazirun cetvelinde imzalarının bulunması, anılan toplantının olağan şekilde, davacıların da katılımıyla gerçekleştiğine karine teşkil eder. Her ne kadar davacılar vekili bu durumun aksini tanıkları ve hastane protokol defteri vasıtasıyla ispatlayabilecekleri iddiasında bulunmuşsa da, davacıların herhangi bir ihtirazi kaydını içermeyen ve imzaları inkar dahi edilmeyen hazirun cetveli karşısında anılan toplantının fiilen gerçekleştirilmediği iddiasına itibar edilememiştir. Mahkemece de isabetli şekilde, genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti istemi yerinde görülmemiştir. Ancak, mahkemece alınan kararların iptali istemi incelenirken iptal davalarında dava şartı olan ve 6102 sayılı Yasa'nın 446/1-a maddesinde düzenlenen toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy verilmesi ve muhalefetin tutanağa geçirtilmiş olması koşulunun öncelikle incelenerek, iptal isteminin dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerekirken, işin esasına girilerek 7 nolu karar dışındaki tüm kararlar yönünden iptali gerektirir iddialar ispatlanamadığından talebin reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sonucu itibariyle doğru bulunan kararın açıklanan değişik gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir. 2- 6102 sayılı TTK’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte anonim şirketlerde denetim organı kaldırılmış olup, anonim şirketlerin kural olarak bağımsız denetime tabi olmaları esası kabul edilmiştir. Hangi anonim şirketlerin 397/4. madde yollamasıyla 398. maddeye göre bağımsız denetime tabi olacaklarının ise Cumhurbaşkanınca belirleneceği bu belirlemenin dışında kalan şirketlerin de 397/5. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacak Yönetmelik hükümlerine göre denetleneceği düzenlenmiş ise de şimdiye kadar yönetmelik çıkartılmamıştır. Hangi büyüklükteki şirketlerin bağımsız denetime tabi olacakları ilk defa Bakanlar Kurulu'nun 19.12.2012 tarihli kararıyla belirlenmiş olup, bu karar son olarak 19.02.2019 tarihli yeni bir kararla güncellenmiştir (R.G.30688 s. 16.2.2019T). Somut olayda, davalı şirketin dava konusu olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyesinin oğlu ve kardeşi iki kişi denetçi olarak seçilmiştir. TTK'nın 399/1 maddesi gereğince büyüklük itibariyle bağımsız denetime tabi şirketlerde bağımsız denetçi seçimi genel kurulun yetki ve görevi dahilinde ise de davalı şirketin bağımsız denetime tabi şirketlerden olduğu iddia ve ispat edilemediği gibi, denetçi olarak seçilen kişilerin Yasa'nın 400/1 maddesinde gösterilen ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen kişilerden olup olmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılamamaktadır. Öte yandan, bir an için davalı şirketin bağımsız denetime tabi şirketlerden olduğu ve iptali istenen 04.06.2013 tarihli genel kurul toplantısında alınan 7 nolu kararın bağımsız denetçi seçilmesi iradesine yönelik olduğu ve aranan nitelikleri haiz oldukları kabul edilse dahi, denetçi olarak seçilen dava dışı ... ve ...’in şirket yönetim kurulu üyesi ...’in kardeşi ve oğlu oldukları görülmekle anılan genel kurul kararının TTK’nın 400/1-c ve 340. maddelerine aykırılık teşkil edeceği anlaşılmakla sonucu itibariyle doğru olan bu kararın açıklanan bu değişik gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile 6100 sayılı HMK'nın 370/4. maddesi uyarınca sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 28.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (1)

11. Hukuk Dairesi, 2023/4569 E., 2024/6196 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSamsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6102 sayılı Kanun'un 400 üncü, 446 ncı ve 447 nci maddeleri
11. Hukuk Dairesi         2023/4569 E.  ,  2024/6196 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1526 Esas, 2023/1179 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/1088 E., 2022/515 K. Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 25.10.2021 tarihinde yapılan 2020 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan (8) numaralı kararla, dava dışı Universal Bağımsız Denetim A.Ş.'nin bir yıllığına bağımsız denetim şirketi olarak seçilmesine karar verildiğini, adı geçen şirketle organik bağı bulunan ... ...'nın, şirket ortaklarından ...'a vekaleten toplantıya katıldığını ve (8) numaralı karara da olumlu oy kullandığını, toplantıya müvekkili adına katılan vekilin bu duruma itiraz etmesi üzerine ... ...'nın toplantıyı terk ettiğini ve ilk hazirun listesi imha edilerek ikinci bir hazirun listesi hazırladığını, müvekkilinin vekilinin bu hususa ilişkin itiraz ve muhalefetinin toplantı başkanı tarafından tutanağa geçirilmediğini bu nedenle toplantıda alınan tüm kararlarının butlanla batıl olduğunu ancak bu iddialar kabul edilmese dahi belirtilen hususların en azından (8) numaralı kararın iptalini gerektirdiğini ileri sürerek terditli talepte bulunmuş öncelikle davaya konu genel kurulda alınan tüm kararların butlanla malul olduğunun tespitine bu talebin kabul edilmemesi halinde ise (8) numaralı kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iptali istenen 8. maddenin bağımsız denetim ve konsolide bağımsız denetim raporu hazırlayacak denetim şirketinin seçilmesi ile ilgili olduğunu, davacıların iddia ettiği şirket ile değil Universal Bağımsız Denetim Şirketi ile çalışılmaya karar verildiğini, ...'ın toplantının başından sonuna kadar hazır bulunduğunu ve kendisinin oy kullandığını bu kişinin %0,01'in altında pay sahibi olup alınan kararlara etkisinin olmadığını, ... ...'nın Universal Bağımsız Denetim Şirketinin ortağının veya temsilcisi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile butlan hallerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 447 nci maddesiyle düzenlendiği, anılan maddede sayılan haller arasında ikinci kez hazirun listesi hazırlanmasıyla ilgili bir hüküm bulunmadığı, bu yöntemle bir ortağın genel kurula katılmasının engellendiğinin iddia ve ispat edilemediği, aksine ortak ...'ın genel kurula katıldığına ilişkin hazirun cetveli bulunduğu, ikinci kez düzenlendiğine ilişkin bir delil de bulunmadığı, kaldı ki anılan Yasa hükmünün, genel kurulun "kararından" bahsettiği, hazirun cetvelinin ise karar mahiyetinde olmadığı, genel kurulda iş bu kararların oybirliği ile alınması da gözetildiğinde mutlak butlanla batıl olduğuna yönelik talebin sabit olmadığı, davaya konu genel kurulda alınan 8 numaralı kararın iptali talebine gelince, bu kararın oy çokluğuyla alındığı, ortak ...'ın toplantıda bizzat hazır bulunduğunun hazirun cetvelinden anlaşıldığı, ikinci bir hazirun cetvelinin hazırlandığına ilişkin kayıt, bilgi ve belgenin bulunmadığı, denetim şirketi olarak seçilen Universal Bağımsız Denetim A.Ş. ile ... ... arasında dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre herhangi bir organik bağ tespit edilemediği, cevap dilekçesi ekindeki belgelerden, adı geçen kişinin İstanbul'da faaliyet gösteren mali müşavir olduğu, denetim şirketinin ortak ve yöneticisi olduğuna ilişkin bilgi, belge bulunmadığı, öte yandan, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıkları, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına izin verilmediği ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında "etkili" olduğunu ileri süren pay sahiplerinin dava açabileceiği, Vezirköprü Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından gönderilen ortaklık durum belgesinden, davalı şirketin toplam sermayesinin 150.000.000,00 TL olduğu, ortak ...'ın hissesinin ise 70.000,00 TL olup, tamamen olumsuz oy kullanmış olsa bile kararın alınmasına etki etmesinin söz konusu olmadığı (etki kuralı), bu nedenle 8. maddenin iptali şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkette yönetim kurulu üyesi ve hissedar olduğunu, davalı şirketin 25.08.2021 tarihinde gerçekleşen genel kurul toplantısında davacıyı ... ...'ın temsil ettiğini, toplantıda ... ...'nın ise hissedar ...'ı temsilen yer aldığını, toplantıda Universal Denetim A.Ş.'nin 1 yıl süre ile bağımsız denetçi seçilmesine ilişkin olarak karar alındığını, ... ...'nın bu şirket ile organik bağının bulunduğunu, toplantıda davacıyı temsil eden ... ...'ın bu karara karşı çıktığını, muhalefet şerhi talep ettiğini, ... ...'nın sonrasında toplantı salonunu terkettiğini, muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmediğini, daha sonra yeniden toplantıya katılanlar listesinin düzenlendiğini, ... ...'nın bu listede gösterilmediğini, ...'ın hazır bulunanlar arasında gösterildiği ve genel kurulun 8. maddesinde Universal A.Ş.'nin bağımsız denetçi olarak belirlendiğini, genel kurul kararları batıl sayılması gerekirken veya ... ...'nın organik bağı sebebi ile 8. maddesinin iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olmasının yerinde olmadığını, denetçi olarak belirlenen şirket ile daha önce ortak Turanlar A.Ş.'yi temsil ederek toplantılara iştirak eden ... ...'nın organik bağının sabit olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davaya konu genel kurulda alınan tüm kararların butlanla malul olduğunun tespiti bu talebin kabul görmemesi halinde ise davaya konu genel kurulda alınan 8 numaralı kararın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 6102 sayılı Kanun'un 400 üncü, 446 ncı ve 447 nci maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Alfa A.Ş.'nin genel kurul toplantısında 2024 faaliyet dönemi için denetçi seçimi gündeme gelmiştir. Adaylardan biri, şirketin yönetim kurulu başkanı (B)'nin kayınbiraderi olan ve aynı zamanda şirketin denetlenecek finansal tablolarının hazırlanmasında geçtiğimiz yıl danışmanlık hizmeti vermiş olan Yeminli Mali Müşavir (Y)'dir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun anonim şirketlerde denetçinin bağımsızlığı ve seçimine ilişkin hükümleri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Yönetim kurulu başkanı (B) ile olan kayın hısımlığı, (Y)'nin denetçi olmasına engel teşkil etmez; zira kanun bu yasağı yalnızca kan hısımları için öngörmüştür.
B) Şirkette on yıl içinde toplam yedi yıl denetçi olarak görev yapan bir kişi, bir yıllık bir aradan sonra aynı şirket için yeniden denetçi olarak seçilebilir.
C) Denetçi her faaliyet dönemi için genel kurul tarafından seçilmekle birlikte, (Y)'nin hem yönetim kurulu başkanının üçüncü derece dâhil kayın hısmı olması hem de şirketin finansal tablolarının düzenlenmesine katkı sağlamış olması, denetçi olarak seçilmesine kanunen engeldir.
D) (Y)'nin şirketin finansal tablolarının düzenlenmesine katkıda bulunmuş olması tek başına denetçiliğe engel değildir; bu durumun engel teşkil etmesi için aynı zamanda şirkette pay sahibi de olması gerekir.
E) Genel kurul tarafından seçilmiş olsa dahi, yönetim kurulu, denetçinin tarafsızlığından şüphe duyması halinde asliye ticaret mahkemesine başvurmaksızın denetçiyi görevden alıp yerine geçici bir denetçi atayabilir.

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol