6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 403

Türk Ticaret Kanunu 403. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 403- (1) Denetçi, denetimin sonucunu görüş yazısında açıklar. Bu yazı, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun belirlediği esaslar çerçevesinde, denetimin konusu, türü, niteliği ve kapsamı yanında denetçinin değerlendirmelerini de içerir. Denetçi, olumlu görüş verdiği takdirde yazısında, öncelikle 398 inci madde ve Türkiye Denetim Standartları uyarınca yapılan denetimde, Türkiye Muhasebe Standartları ve diğer gereklilikler bakımından herhangi bir aykırılığa rastlanmadığını; denetim sırasında elde edilen bilgilerine göre, şirketin veya topluluğun finansal tablolarının doğru olduğunu, malvarlığı ile finansal duruma ve kârlılığa ilişkin resmin gerçeğe uygun bulunduğunu ve tabloların bunu dürüst bir şekilde yansıttığını belirtir. (2) Görüş yazısında, yönetim kurulunun finansal tablolara ilişkin konular bakımından sorumluluğunu gerektirecek bir sebebin mevcut olmadığına, varsa buna işaret edilir. Görüş Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun belirlediği şekilde ve herkesin anlayabileceği bir dille yazılır. (3) Çekinceleri varsa denetçi, olumlu görüş yazısını sınırlandırabilir veya olumsuz görüş verebilir. Sınırlandırılmış olumlu görüş, finansal tabloların şirketin yetkili kurullarınca düzeltilebilecek aykırılıklar içerdiği ve bu aykırılıkların tablolarda açıklanmış sonuca etkilerinin kapsamlı ve büyük olmadığı durumlarda verilir. Sınırlamanın konusu, kapsamı ve düzeltmenin nasıl yapılabileceği sınırlandırılmış olumlu görüş yazısında açıkça gösterilir. (4) Şirket defterlerinde, denetlemenin bu Bölüm hükümlerine uygun bir şekilde yapılmasına ve sonuçlara varılmasına olanak vermeyen ölçüde belirsizliklerin bulunması veya şirket tarafından denetlenecek hususlarda önemli kısıtlamaların yapılması hâlinde denetçi, bunları ispatlayabilecek delillere sahip olmasa bile, gerekçelerini açıklayarak görüş vermekten kaçınabilir. Kaçınma olumsuz görüşün sonuçlarını doğurur. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, kaçınmanın sebep ve usulü ile buna dair gerekçenin esaslarını bir tebliğ ile düzenler. (5) (Değişik: 26/6/2012-6335/20 md.) Olumsuz görüş yazılan hâllerde yönetim kurulu, görüş yazısının kendisine teslimi tarihinden itibaren dört iş günü içinde, genel kurulu toplantıya çağırır ve genel kurul yeni bir yönetim kurulu seçer. Esas sözleşmede aksi öngörülmemişse, eski yönetim kurulu üyeleri yeniden seçilebilir. Yeni yönetim kurulu altı ay içinde, kanuna, esas sözleşmeye ve standartlara uygun finansal tablolar hazırlatır ve bunları denetleme raporu ile birlikte genel kurula sunar. Sınırlı olumlu görüş verilen hâllerde genel kurul, gerekli önlemleri ve düzeltmeleri de karara bağlar. (6) (Ek: 20/11/2017-KHK-696/109 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/102 md.) Terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 5271 sayılı Kanunun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde beşinci fıkra hükümleri kayyımın görevi devam ettiği müddetçe uygulanmaz. G) Denetçilerin sır saklamadan doğan sorumluluğu

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
Büyük Genel Kurulu, 2016/3 E., 2016/3 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYargıtay Hukuk Genel Kurulu İlk Derece Mahkemesi
8/89,2008/432 sayılı karar) “davacının intifa hakkı sahibi kurucu olması nedeniyle kendisini bağlamayan, diğer hak sıfatı bulunmadığından bu sıfatla katılmadığı bir genel kurul kararının iptalini istemesine yasal olanak da bulunmadığından, TTK’nun 402-403. maddesinden kaynaklanan hakkını genel kurul kararının iptalini istemeden kuruluşta varolan sözleşme koşullarına göre kar payının tahsilini tale
Büyük Genel Kurulu         2016/3 E.  ,  2016/3 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu İlk Derece Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasında yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca; “Davacı yargısal faaliyet nedeniyle 6100 sayılı HMK’nun 46. maddesine dayanarak tazminat isteminde bulunmuştur. Davacı ... 06/05/2013 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; 27.05.1950 tarihli ana sözleşmeyi ihdas ettiklerini, ana sözleşmenin 58. maddesi hükmüne göre yasal indirimden sonra net kârın %5'inin (yüzde beşinin) 100 adet kurucu intifa senedi sahibine verilmesinin taahhüt ve kabul edildiğini, sözleşmenin 58. maddesine göre bir adet kurucu intifa senedi sahibine verilmesi gereken kâr payı miktarının indirimden sonraki bakiye kalan miktarın ikibinde biri (1/2000) olduğunu, 6762/TTK/madde 385 ve 455 âmir hükümlerine göre hissedarların sözleşmenin bütün maddelerini değiştirme hakkına sahip olduklarını, ancak kurucuların her birinin rıza ve muvafakatini ayrı ayrı almadan sözleşmedeki müktesep hakkı olan kâr dağıtım miktarında azaltıcı değişiklik yapılamayacağını, sermaye artırımında hissedarlar para vermiş olsa bile, Kurucuların kâr payı alma miktarında kısıtlama yapılamayacağını, bankanın ana sözleşmenin kâr dağıtım maddesine sınırlama eklemek suretiyle sözleşmenin tağyir edildiğini ve bunu esas alarak tarafına sahip olduğu bir adet kurucu intifa senedine ait kâr payı alma hakkının önlediğini, itirazın iptali hakkındaki haklı davasını Sayın Hakimlerin, ilgili yasa maddelerine aykırı gerekçelerle reddettiklerini, Sayın Yargıtay Hakimleri’nin de bu haksız kararı maalesef aynen onadığını ve bu suretle zararını mucip olduklarını, haksız kararlardan ötürü maruz kaldığı zararın icra inkar tazminatı ve masrafı olmak üzere toplam 150.000 TL olduğunu iddia ederek, 13.11.2008 tarihinden itibaren işleyen yasa faizi ile birlikte 150.000 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili ise 2802 sayılı Kanun’un 93/A maddesi gereğince süresinde açılmış bir dava bulunmadığını, HMK’nın 46. maddesinin şartların oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Dava dilekçesinin esasa kayıt edilmesini takiben dosya 14.06.2013 tarihinde gündeme alınmış, yapılan görüşmeler sonunda naip üye tayin edilmiş ve dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra 6100 sayılı HMK’nın 138. maddesi gereğince dosya üzerinden dava şartları incelenmiş ve dava şartları bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 116. maddesindeki ilk itiraz ileri sürülmediği için herhangi bir inceleme yapılmamıştır. 6100 sayılı HMK’nın 48. maddesi gereğince dava, dava konusu yargısal faaliyette imzası bulunan Daire Başkanı, üyeleri ve mahkeme hakimlerine ihbar edilmiştir. Taraflar dayandıkları delilleri dosyaya ibraz etmişlerdir. Davalı vekili, davanın Adalet Bakanlığı’na yöneltilmesi karşısında davanın öncelikle husumet nedeni ile reddine karar verilmesini istemiş ise de, bu durum 6100 sayılı HMK 124/3 maddesi çerçevesinde değerlendirilmiş, dava dilekçesi ve ekleri ...’ne tebliğ edilerek muhakemeye devam edilmiştir. Hukuk Genel Kurulu’nca tayin edilen naip üye, 6100 sayılı HMK’nin 139. ve 147. maddeleri uyarınca meşruhatlı davetiye ile tarafları ön inceleme duruşmasına davet etmiş, aynı Kanun’un 137. ve 140. maddeleri uyarınca tarafların katılımı ile yapılan ön inceleme duruşmasından sonra, tahkikat duruşması için dosya heyete tevdi edilmiştir. Hukuk Genel Kurulu’nda yapılan işin esası hakkındaki görüşmelere geçilmeden önce, dava konusu dosyanın aşamaları hakkında kısaca bilgi verilmesi gereklidir: Davacı, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası AŞ'ne ait bir adet kurucu intifa senedine sahiptir. 1950 tarihli TSKB Anonim Ortaklığı Ana Sözleşmesinin 58/ (c) maddesine göre temettü dağıtımı yapılacaktır. 1992 yılında yapılan olağan genel kurul toplantısında temettü dağıtımına sınırlama getirilmiştir. Söz konusu genel kurulda "kurucu hisselerin ödenmiş sermayenin 200.000 TL lik bölümü ile sınırlı olarak gerekli karşılıklar ayrıldıktan sonra net kardan %5 pay alma hakları bulunduğu” oybirliği ile kabul edilmiştir. Davacı, Beyoğlu Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açtığı dava ile, 27.03.1992 tarihli Anonim şirket genel kurul kararının iptalini istemiştir. Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, (03.12.2008 gün ve 2008/89,2008/432 sayılı karar) “davacının intifa hakkı sahibi kurucu olması nedeniyle kendisini bağlamayan, diğer hak sıfatı bulunmadığından bu sıfatla katılmadığı bir genel kurul kararının iptalini istemesine yasal olanak da bulunmadığından, TTK’nun 402-403. maddesinden kaynaklanan hakkını genel kurul kararının iptalini istemeden kuruluşta varolan sözleşme koşullarına göre kar payının tahsilini talep etme hakkı her zaman mevcuttur. Davacı açısından bağlayıcı olmayan bu genel kurul kararı, davalı şirket yönünden sadece bir irade açıklaması mahiyetinde olduğundan açılacak böyle bir davada genel kurul kararının yerindeliği karar iptal edilmeksizin tartışılabilecektir. Davacının intifa hakkı sahibi olma sıfatına dayanarak açtığı görülmekte olan davada, genel kurul kararının iptali, geçersizliğini ileri sürmesinde hukuki yararı bulunmadığından (benzer açıklamalar için bkz. Y.11. H.D. 2001/3163-4878, 31.0S.2001 günlü karar) davalılardan TSKB A.Ş. hakkındaki davanın reddine karar vermek gerekmiştir” gerekçesi ile davalı Türkiye İş Bankası A.Ş. hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. hakkındaki davanın ise esastan reddine” karar verilmiştir. Alacaklı ..., borçlu Türkiye Sınai Kalkınma Bankası AŞ. aleyhine Beyoğlu 4. İcra Müdürlüğü 2008/23222 esas sırasında “1993 tarihinden itibaren verilmesi gereken 6762 s. TTK 298 vd maddelerine TSKB AŞ. Ana sözleşmesi 58-C hükmüne müstenit kurucu intifa kar payı alacağının bir bölümü” nedenine dayanarak 13.11.2008 tarihinde ilamsız takip başlatmıştır. Borçlu TSKB AŞ icra takibine itiraz etmiştir. Davacı ... Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açtığı itirazın iptali davasında; davalı bankanın kurucu hissedarı olduğunu, banka ile aralarında kendine özgü bir sözleşme bulunduğunu, bankanın her hesap dönemi sonunda elde ettiği net kardan masraf ve yedek akçeleri çıkardıktan sonra bakiyenin %5'inin %1'ni kendisine vermekle yükümlü olduğunu, bankanın 1992 yılından beri eksik ödeme yaptığını, iddia ederek itirazın iptalini istemiştir. Yapılan yargılama sonunda Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, (21.12.2009 gün ve 2009/36,502 sayılı karar) “27.03.1992 tarihli genel kurul toplantısında Temettünün Tevzii' başlıklı 58. maddede değişiklik yapılmıştır. Davacı tarafından bu anasözleşme değişikliği ile ilgili olarak açılan dava 2008 yılında reddedilmiştir. Bu kararda da belirtildiği gibi davacının intifa senedi sahibi olmak sıfatıyla ortaklık hakkı bulunmamaktadır. TTK.nın 403. maddesine göre intifa senedi sahiplerine azalık hakları verilemez. Ancak safi kazancı veya tasfiye neticesine iştirak yahut yeni çıkartılacak hisse senetlerini alma hakkı tanınabilir. İntifa hakkı sahiplerinin, ortaklık sıfatı bulunmadığından davacının sözü edilen 1992 tarihli genel kurul kararının iptalini isteme hakkı da bulunmamaktadır. Bu sebeple ortağı olmadığı şirketin genel kurulunda yapılan anasözleşme değişikliği, kural olarak davacıyı bağlamaz. Dolayısıyla davacının genel kurulda kabul edilen ana sözleşme değişikliği ile kar payı hakkı yönünden getirilen kısıtlamalara karşı çıkarak aradaki farkı talep etme hakkı, ilke olarak, mümkündür. Somut olayda; 1992 öncesinde sermayenin 200.000 TL olması sebebiyle davacının kar payı bununla sınırlı olarak belirlenip dağıtılmakta iken, 1992 yılındaki sermaye artırımı ile birlikte paralel bir düzenleme getirilmiş, davacı ve benzeri durumdaki intifa hakkı sahiplerinin kar payı dağıtımına esas sermaye 200.000 TL ile sınırlandırılmıştır. Yapılan sermaye artırımına bağlı olarak yeni intifa senedi çıkarılması, davacının da bu intifa senetlerinden alması söz konusu olmadığına göre sermaye artırımında herhangi bir hizmet ve katkısı bulunmayan davacının, sermaye artırımından yararlanması ve bu oranda fazla kar payı alması kabul edilemez. Anasözleşme değişikliğiyle sermaye artışına paralel olarak getirilen bu sınırlama, davacının değişiklik öncesindeki mevcut mali menfaatlerinde bir azalma yaratmamakta, sadece davacının katkısı olmaksızın gerçekleşen sermaye artışının davacının kar payına yansımasının önüne geçilmektedir. Dolayısıyla bu sınırlama, tarafların ilk aşamada oluşturdukları özel türdeki akdi ilişkinin kapsam ve mahiyetine, menfaat dengelerine uygundur. Bu nedenle davacıya 1992 yılından itibaren 200.000 TL'lik sermaye ile sınırlı olarak kar payı verilmesi yerinde bir uygulamadır” gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, Beyoğlu 4 İcra Müdürlüğünün 2008/23222 esas sayılı dosyasında yapılan takibe yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 61,43 TL asıl alacak üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren alacağa değişen oranda avans faizi yürütülmesine, davanın itirazda haksız çıktığı miktar nazara alınarak alacağın %40 oranı olan 24,50 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacının 1993-2003 yılları arası taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddine, davacının 2004-2008 yılları arası ziyade taleplerinin sübut bulmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Temyiz istemi üzerine mahkeme kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 28.09.2012 gün ve 2012/9876,14580 sayılı karar ile onanmış, karar düzeltme istemi ise reddedilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. HMK’nın 46. maddesine göre Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı ancak aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir: a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması. ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması. d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması. e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması. Bu sebepler dışında hakimlerin hukuki sorumluluğuna gidilebilmesi mümkün değildir. Davacı, ihbar edilen hakimlerin HMK 46/(c) maddesine aykırı davrandıklarını iddia etmiş ise de, ihbar edilen hakimlerin farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verdikleri ve bunu kasten veya ağır ihmal ile gerçekleştirdikleri, yukarıda açıklanan yargılama süreci dikkate alındığında, davacı tarafından ispat edilememiştir. İhbar edilen hakimlerin 6762 sayılı TTK’na göre yapılan hukuki nitelemelerinin hukuka uygun olduğu, alının bilirkişi raporlarının değerlendirilmesinde ve hukuki nitelendirmede gerek usul ve gerekse esas bakımından farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı davranılmadığı belirgindir. Bu nedenle tüm dosya kapsamı dikkate alındığında 6100 sayılı HMK’nin 46/(c) maddesinin şartları oluşmadığında davanın esastan reddine, 6100 sayılı HMK’nin 49 maddesi gereğince esastan reddedilen dava nedeniyle davacıları takdiren 650 TL disiplin para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1. Davanın esastan reddine, 2. 6100 sayılı HMK 49 maddesi uyarınca takdiren 650,00 TL disiplin para cezasının davacıdan alınarak Hazineye verilmesine, 3. Davacının yaptığı ve aşağıda dökümü yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 6100 sayılı HMK 333 maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avanstan kullanılmayan kısmın davacıya iadesine, 4. Davanın reddedildiği dikkate alındığında alınması gereken 25,20 TL maktu karar ve ilam harcı peşin alınan 2.561,65 TL harçtan mahsup edilerek bakiye kalan 2.536,15 TL harcın davacıya iadesine, 5. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10/3 maddesi gereğince 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” Dair taraf vekillerinin yüzünde oybirliği ile verilen, 25.09.2014 gün ve 2013/11-6 sayılı karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. BÜYÜK GENEL KURUL KARARI Davacı vekilinin temyiz istemi üzerine dosyadaki kağıtların okunmasından sonra gereği düşünüldü: Hukuk Genel Kurulunca yukarıda başlık bölümüne alınan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İşin esasına girilmeden önce önsorun olarak 6100 sayılı HMK 47. maddesinde 01.04.2015 gün ve 6644 sayılı Yargıtay Kanunu İle Hukuk Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile yapılan değişikliğin eldeki davaya görev bakımında etkisi tartışılmıştır. Öncelikle önsoruna etkili mevzuat değişikliğinden bahsedilmesi gereklidir; 6100 sayılı HMK 46. maddesinde sayılan nedenlerle açılacak tazminat davalarında görevli mahkeme aynı Kanun’un 47. maddesinde düzenlenmiştir. Dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nın “davaların açılacağı mahkeme” başlıklı 47. maddesi; “MADDE 47- (1) Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde; Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda açılır ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür. Yargıtay ilgili hukuk dairesinin tazminat davası sonucunda vermiş olduğu kararlara ilişkin temyiz incelemesi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca; bu Kurulun ilk derece mahkemesi sıfatıyla tazminat davası sonucunda vermiş olduğu kararlara ilişkin temyiz incelemesi ise Yargıtay Büyük Genel Kurulunca yapılır.” şeklinde düzenlenmişti. İlgili madde, 01.04.2015 gün ve 6644 sayılı Yargıtay Kanunu İle Hukuk Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile başlığı aynı kalmak üzere; “MADDE 47- (1) (Değişik: 1/4/2015-6644/3 md.) Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde; Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesinde ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür. Dava, bu dairenin Başkan ve üyelerinin fiil ve kararlarından dolayı ise yargılama Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesinde yapılır. Verilen kararların temyiz incelemesi Hukuk Genel Kurulunca yapılır. Temyiz incelemesine, kararı veren başkan ile üyeler katılamaz.” şeklinde değiştirilmiştir. Yayım tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilen değişiklik, 10.04.2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve derdest davalar bakımından herhangi bir hüküm getirilmemiştir. Mevcut bu hale göre, Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı Devlet aleyhine açılan tazminat davasında görevli mahkeme ilk derece mahkemesi sıfatı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu iken, değişiklik ile ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesi olmuştur. 6100 sayılı HMK 114 maddenin (c) bendinde “mahkemenin görevli olması” dava şartı olarak düzenlenmiştir. Mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırması gerektiği ve tarafların da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebileceği kanunun amir hükmüdür. Dava şartının eksik olması halinde nasıl bir usul işlemi yapılacağı ise 6100 sayılı HMK 115 maddesinde belirlenmiştir. Kural olarak dava şartı noksanlığını tespit edilmesi halinde davanın usulden reddine karar verilmesi asıl ise de, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verilmesi, verilen bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmesi gereklidir. Kanun koyucu, başlangıçtaki dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, artık başlangıçtaki bu dava şartı noksanlığından ötürü dava usulden reddedilemeyeceğini de 6100 sayılı HMK 115. maddenin 3. fıkrasında düzenlemiştir. Ancak dava açılırken gerçekleşmiş olan veya dava açılırken bulunmayan ancak hüküm anında gerçekleşmiş olan bir dava şartının hükümden sonra değiştirilmesi halinde derdest davalara uygulanacağına dair bir hüküm de bulunmamaktadır. Somut olaya gelindiğinde; temyize konu dava, 6100 sayılı HMK’nın 47. maddesi dikkate alınarak ilk derece mahkemesi sıfatı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda 06.05.2013 tarihinde açılmıştır. Yapılan yargılama sonunda 25.09.2014 tarihinde davanın esastan reddine karar verilmiş, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 01.04.2015 gün ve 6644 sayılı Yargıtay Kanunu İle Hukuk Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 6100 sayılı HMK 47. maddesi değiştirilmiştir. Bir diğer deyişle dava tarihinde ve hüküm anında gerçekleşmiş bulunan dava şartı temyiz aşmasında değiştirilmiş bulunmaktadır. Görüşmeler sırasında azınlıkta kalan üyeler, dava tarihinde görevli mahkemede açılan davanın hüküm verilmeden veya verildikten sonra görevli mahkemenin değişmesi halinde görevsizlik kararı verilemeyeceğini, hukuk devleti kavramının bir unsuru olan ve 1982 Anayasasının 37. maddesinde, "hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz." şeklinde ifade edilen doğal hakimlik ilkesi gereğince davanın açıldığı tarihteki görevli mahkemenin eldeki davaya bakması gerektiğini, davadan hatta hükümden sonra kurulmuş bir mahkemede yargılamaya devam edilmesinin doğal hakimlik ilkesini zedeleyeceğini ve bunun keyfiliğe neden olacağını ve hukukun temel prensiplerine aykırı olduğunu, 6644 sayılı Kanunda derdest davalar hakkında açık bir düzenleme bulunmadığına göre görev konusundaki bu düzenlemenin temyize konu eldeki dava hakkında uygulanamayacağını savunarak işin esasının görüşülmesi gerektiği savunulmuş ise de bu görüş Kurul çoğunluğunca kabul edilmemiştir. Kurul çoğunluğu ise; göreve dair hükümlerin 6100 sayılı HMK’nın 1. maddesi gereğince kamu düzenini ilgilendiren hükümler olduğu, bu nedenle yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerektiği, usul hükümlerinin derhal uygulanması ilkesince değişiklik yapan Kanunda düzenlemenin derdest davalar uygulanmayacağına dair açık bir düzenleme bulunmaması halinde derhal uygulanması gerektiği, bu nedenle 01.04.2015 gün ve 6644 sayılı Yargıtay Kanunu İle Hukuk Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 6100 sayılı HMK 47. maddesi gereğince kararın bozulması gerektiği kabul edilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilen kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, oy çokluğu ile karar verildi. 13.05.2016 KARŞI OY HMK'nın 47/1. maddesi uyarınca, Yargıtay başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı Devlet aleyhine açılmış olan tazminat davalarının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülmesine ilişkin hüküm, 11.04.2015 tarihinde yürürlüğe giren 6644 Sayılı Yargıtay Kanunu ile Hukuk Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla değiştirilmiş olup, bu görev Yargıtay 4. Hukuk Dairesine verilmiştir. Sözü geçen değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihte, HGK'da ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülen ve derdest olan davalarda, ne yönde hareket edileceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, aksine bir hüküm bulunmadığı için görevli mahkemeyi değiştiren düzenlemenin, 6644 sayılı Kanun hükmünün yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalar için geçerli olduğu kabul edilmelidir. Usulle ilgili değişikliklerin derhal yürürlüğe gireceğine ilişkin ilke, görevli mahkemeye ve görevli mahkemenin değiştirilmesine ilişkinse geçerli değildir. Nitekim HMK'nın Geçici 1/1. maddesinde, "Bu Kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, Kanunun yürürlüğe girmesinden önce açılmış davalarda uygulanmayacağı" hükme bağlanmıştır. Bu düzenleme, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 37. maddesinde yer alan, "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz" kuralının gereğidir. Davadan önce kurulmuş bir mahkemede görülmekte olan davanın, çıkarılan kanunla başka bir mahkemeye verilmesi, davaya göre yeni bir mahkeme oluşturma ile aynı anlama gelir. Ayrıca HGK, 4. Hukuk Dairesine göre daha teminatlıdır. Yine, HGK'nın, esastan karara bağladığı dosyayı, görevsizlik kararı ile gönderileceği Yargıtay 4. Hukuk Dairesince karar verilmesinden sonra temyiz mercii sıfatıyla karara bağlayacak olması da, ihsası rey gibi değerlendirilecek ve çelişki oluşturacaktır. Bu hususlar, Anayasanın 90. maddesi hükmü gereği iç mevzuat sayılan AİHS'nin "Adil yargılanma hakkı" ile ilgili 6. maddesine de aykırılık teşkil eder. Açıklanan nedenlerle, 6644 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin burada uygulanamayacağı görüşündeyim. 13.05.2016 6. Ceza Dairesi Üyesi KARŞI OY Dava; Yargısal faaliyet nedeniyle hakimin sorumluluğuna dayandırılan tazminat istemine ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca dava reddedilmiş; davacı anılan kararı temyiz etmiş, Yargıtay Büyük Genel Kurulu önüne temyiz incelemesi için gelmiştir. Temyiz incelemesi için gelen dosyadaki uyuşmazlık, 6644 sayılı Kanun ile 6100 sayılı HMK'nın 47. maddesinde yapılan değişikliğin eldeki uyuşmazlığa uygulanıp uygulanmayacağı, dolayısıyla Yargıtay Büyük Genel Kurulunun bu uyuşmazlık temyiz incelemesi görevlinin bulunup bulunmadığı, buna dayalı olarak da Yüksek Hukuk Genel Kurulunun çözümleyip karara bağlandığı uyuşmazlıkta görevli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 47. maddesinde "Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hakimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde, Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda açılır ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür. Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi'nde tazminat davası sonucunda vermiş olduğu kararlara ilişkin temyiz incelemesi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca; bu Kurulun ilk derece mahkemesi sıfatıyla tazminat davası sonucunda vermiş olduğu kararlara ilişkin temyiz incelemesi ise Yargıtay Büyük Genel Kurulunca yapılır." denilmektedir. 6644 sayılı Yargıtay Kanunu ile Hukuk Mahkemeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu'nun 3. maddesinde "12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 47. maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir." "(1) Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hakimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde, Yargıtay Başkan ve üyeleri ile Kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesinde ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür. Dava, bu dairenin Başkan ve üyelerinin fiil ve kararlarından dolayı ise yargılama Yargıtay 3. Hukuk Dairesinde yapılır. Verilen kararların temyiz incelemesi Hukuk Genel Kurulunca yapılır. Temyiz incelemesinde kararı veren Başkan ve üyeler katılamaz" denilmektedir. Uyuşmazlık konusu dava 6644 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce Hukuk Genel Kurulunca açılmış, Hukuk Genel Kurulunca da anılan kanun yürürlüğe girmeden önce esastan karara bağlanmış ve davacı tarafından temyiz edilmiştir. Eldeki uyuşmazlıktaki çözümlenmesi gereken sorun; yeni yürürlüğe giren hükümlerin mevcut uyuşmazlıklara uygulanıp uygulanmayacağı ve asıl önemlisi davaya ilk derece mahkemesi sıfatı ile bakan ve esastan karar veren Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, göreve ilişkin bozmadan sonra bu kez ilk derece mahkemesi sıfatıyla karar verece olan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararını temyiz mahkemesi sıfatıyla inceleyip incelemeyeceği noktasında düğümlenmektedir. Genel Kural; her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre görülmesi ve çözümlenmesidir. Hukuk Genel Kurulunun 2006/11-58 E, 2006/225 K. ve 2007/11-189 E., 2007/193 sayılı kararlarında belirtildiği gibi, davanın açıldığı sırada görevli mahkemenin dava açıldıktan sonra görevlinde yapılan değişikliğin artık o davayı etkilememesi gerekir. Bir dava görevli mahkemede doğru olarak açıldıktan sonra, görevle ilgili değişiklikler artık bu davayı etkilememelidir. Zira görevli mahkemede dava açıldıktan sonra yapılan değişiklik, görevsizlik kararı verilmesine neden olursa, o davanın yeni görevli kılınan mahkemeye (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi) gönderilmesi gerekecek ve gereksiz yere zaman ve gerekiyorsa masraf da yapılmış olacaktır. Esasen kişiler dava açtıkları tarihteki mahkemeyi bilerek dava açmak durumundadırlar; bu kişilerden (davacı) müstakbel veya muhtemel Kanun değişikliklerini de tahmin ederek dava açmaları beklenemez. Aksi halde böyle bir uygulama hukuki ve güven ilkesi ile de bağdaşmayacaktır. Herkes dava açıldığı sırada bağlı olduğu mahkeme ve hakim önünde yargılanma, hak arama hakkına sahiptir. Daha sonra yapılan değişikliklerle mahkemenin ve hakimin değiştirilmesi hukuk devleti kavramı ile bağdaşmayan sonuçlar doğurabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu somut olayda hem ilk derece mahkemesi sıfatıyla esastan karar vermiş olacak, hemde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin bozmadan sonra esastan veya usulden vereceği kararın temyiz mercii olarak anılan uyuşmazlık hakkında karar vermek zorunda kalacaktır ki, bu da hem ihsası rey itirazlarını, hemde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bu uyuşmazlıkta hem ilk derece mahkemesi olarak hemde temyiz mahkemesi olarak karar verilmesi gibi bir sorunu da ortaya çıkaracaktır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 142. maddesine görev; "mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri Kanunla düzenlenir." Anayasa'nın "Kanuni hakim güvencesi" başlığını taşıyan 37. maddesi, "Hiç kimse Kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz" hükmünü öngörmektedir. Uygulamada ve bilimsel çevrelerde Kanuni hakim güvencesi; uyuşmazlığı yargılayacak ve çözecek olan mahkemenin, o uyuşmazlığın doğmasından önce Kanunen belli olması şeklinde tanımlanmıştır. 1982 Anayasası'nı kabul eden Danışma Meclisinin Anayasa Komisyonunun gerekçesinde, "bu suretle davanın olaydan sonra çıkarılacak bir Kanunla yaratılan bir mahkeme önüne getirilmesi yasaklanmakta yani kişiye yahut olaya görev kişiyi yahut olayı göz önünde tutarak mahkeme kurma imkanı ortadan kaldırılmaktadır. Bu ise tarafsız yargı merciinin ilk gereğidir" denilmektedir. Dikkat edilecek olursa Anayasa'daki bu düzenleme hukuk ya da ceza davaları veya Yüksek Yargı yerleri yönünden herhangi bir ayrım gözetmemiş olup, uyuşmazlığın doğduğu tarihte, bu uyuşmazlığı çözecek olan mahkemenin belli olması durumunda, yargılama yapacak veya yargılamaya devam edecek mahkemeyi gösteren yasal bir düzenleme yapılmadığı takdirde, davanın mutlaka bu mahkeme tarafından çözüme kavuşturulması gerektiği Anayasa buyruğudur. Şu durumda 13/04/2015 tarihinde yürürlüğe giren 6644 sayılı Kanun'un 3. maddesindeki göreve ilişkin düzenlemede görev hususunda eldeki davalara ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığından, her uyuşmazlık meydana geldiği tarihte bu işe bakacak olan mahkemece, olayımızda Hukuk Genel Kurulunca çözümleneceğinden, başka bir anlatımla her dava açıldığı koşullara görev görülüp, çözüleceğinden, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ilk derece mahkemesi sıfatıyla görevli, Yargıtay Büyük Genel Kurulu da temyiz mahkemesi sıfatıyla görevle olduğundan işin esasının incelenip karara bağlanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun görev yönünden oluşan bozma kararına katılmıyorum. 4. Hukuk Dairesi Üyesi KARŞI OY Hukuk Genel Kurulu'nun HMK'nun 47. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi olarak bakıp karara bağladığı işbu dava süresince, yani davanın kendisine intikalinden hüküm verilinceye kadar geçen sürede görevli bir heyet olduğu konusunda çekişme bulunmamaktadır. Ancak hüküm verildikten sonra HMK'nun 47. maddesi 01.04.2015 tarihli ve 6644 sayılı kanunla değiştirilerek Hukuk Genel Kurulu'nun ilk derece mahkemesi olarak yürüttüğü bu görev 4. Hukuk Dairesi ile 3. Hukuk Dairesi'ne verilmiştir. Hukuk Genel Kurulu da bu değişiklikten sonra elinde bulunan derdest dosyalar bakımından doğal olarak görevsizlik kararı vermiştir. Anılan değişiklik HMK'nun 47. maddesinde meydana gelmiştir. HMK'nun zaman bakımından uygulanmasına ilişkin 448. maddesinin amir hükmüne göre "Bu kanun hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır." Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nca temyiz incelemesi yapılan Hukuk Genel Kurulu kararı hüküm verilmekle tamamlanmış bir muhakeme işlemidir. Bu itibarla HMK'nun 47. maddesindeki değişiklikten etkilenmesi söz konusu değildir. O halde temyiz incelemesi yapılan Hukuk Genel Kurulu kararının esasının incelenerek bu yönde bir karar verilmesi gerekirken; eldeki davaya zaman bakımından uygulanması mümkün olmayan kanun değişikliğine dayanılarak anılan kararın Hukuk Genel Kurulu'nca görevsizlik kararı verilmesini teminen bozulmasının yerinde olmadığı görüşünde olduğumdan saygıdeğer çoğunluğun görüşüne muhalifim. 13.05.2016 19. Hukuk Dairesi Üyesi

Diğer kararlar (2)

11. Hukuk Dairesi, 2010/15863 E., 2012/7417 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
ına sokan faturaların müvekkiline tebliğ edilmediğini, intifa senedinin ve suit dairenin kullanma esasları ve şartları sözleşmesinin geçersiz olduğunu, buna dayalı bir talep hakkının olamayacağını ileri sürerek, ihraç edilmiş intifa senedi TTK'nun 403. maddesine aykırı olduğundan senedin cüz'ü olarak akdedilmiş bulunan apart suit dairenin kullanım sözleşmesinin iptaline karar verilmesini talep ve
11. Hukuk Dairesi         2010/15863 E.  ,  2012/7417 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/07/2010 tarih ve 2009/497-2010/413 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin Hamoğlu Turizm ve Otelcilik San ve Tic. A.Ş. tarafından ihraç edilen A grubu 0044 sıra numarada kayıtlı intifa senedini satın aldığını, ardından müvekkilinin annesi ile kullanma ve istifade sözleşmesi yapılarak intifa senedine tekabül eden apart dairenin teslim edildiğini, ancak söz konusu sözleşmede imzasının olmadığını, bu konuda herhangi bir vekil de tayin etmediğini, davalı şirket tarafından düzenlenen ve müvekkilini borç altına sokan faturaların müvekkiline tebliğ edilmediğini, intifa senedinin ve suit dairenin kullanma esasları ve şartları sözleşmesinin geçersiz olduğunu, buna dayalı bir talep hakkının olamayacağını ileri sürerek, ihraç edilmiş intifa senedi TTK'nun 403. maddesine aykırı olduğundan senedin cüz'ü olarak akdedilmiş bulunan apart suit dairenin kullanım sözleşmesinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, söz konusu intifa senedi sahiplerinin müvekkili şirkete ait Golf Tesislerinden bedelli ve bedelsiz istifade hakkına sahip olduklarını, sözleşmenin 1995 yılında akdedilmesinden itibaren 2001 yılına kadar itirazsız olarak müvekkiline ödeme yapıldığını, intifa senedi satış vaadi ve suit dairenin kullanma esasları ve şartları sözleşmesinde bulunan davacının annesinin imzasının vasıtasız temsilci sıfatıyla atıldığının kabul edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; TTK'nun 393/2 ve TTK'nun 402-403. maddesi gereğince davalı ...Ş tarafından çıkarılan intifa senedi sahibinin ortaklık hakkı olmadığı, imzalanan apart suit kullanma esasları ve şartları başlıklı sözleşmeye masrafları ödemek şartı ile davacının uyması gerektiği, keza 1995-2001 yılına kadar bu hususa çekişmesiz şekilde uyulduğu bilahare işletmenin Klasis Golf İş. Tic. A.Ş. tarafından devralınarak işletilmesinin kullanıma herhangi bir engel oluşturmadığı gerekçesi ile açılan eldeki davadaki talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 09.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Ceza Dairesi, 2021/7818 E., 2022/317 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
24 Aralık 2017 tarihli 30280 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 696 sayılı KHK ile de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 401 ve 403 maddelerine ekleme yapılarak Terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133.
3. Ceza Dairesi         2021/7818 E.  ,  2022/317 K. "İçtihat Metni" I- TALEP: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2019 tarih ve 2019/93488 sayılı yazısı ile: Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2015/19580 sayılı soruşturma çerçevesinde ... Özel Eğitim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş, ... Özel Eğitim Öğretim Turizm İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş. ve ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş. şirketlerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmesine dair Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/05/2018 tarihli ve 2017/146 esas sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/05/2018 tarihli ve 2018/141 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/05/2018 tarihli kararı ile 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 19/1. maddesi uyarınca anılan şirketlerin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmesine karar verilmiş ise de, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2/2. maddesinde yer alan ''Kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılır. Kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Birinci fıkrada sayılanların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir.'' şeklindeki ve 2/3. maddesinde yer alan ''Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır.'' şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, anılan şirketlerin kapatılarak ticaret sicilinden terkin edilmeleri karşısında şirketlerin hazineye devri gerektiği gözetilmeden, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmesine yönelik karar verildiği anlaşıldığından, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 19/09/2019 gün ve 94660652-105-33-10004-2018-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden gönderilen ihbar ile mevcut evrak, anılan şirketlerin yetkilileri hakkında ''Silahlı terör örgütüne üye olma'' suçu nedeni ile soruşturma yürütüldüğünden kanun yararına bozma istemine konu edilen kararı inceleme görevinin Yargıtay Kanunu'nun 14. maddesi ve Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 23/01/2020 ve 2020/1 sayılı iş bölümüne göre Yargıtay 16.Ceza Dairesine ait olduğuna dair verilen Yargıtay 19.Ceza Dairesinin 26.04.2021 tarih, 2019/33062 esas, 2021/4859 karar sayılı görevsizlik kararına istinaden, 23.06.2021 tarih ve 31520 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.07.2021 tarihinde yürürlüğe giren Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.06.2021 tarihli ve 196 sayılı kararının II/1-a maddesi gereğince Yargıtay 16. Ceza Dairesi numarasının 3. Ceza Dairesi olarak değiştirilmesine müteakip devralınmıştır. II-OLAY: 15.07.2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü sonrasında ülke genelinde ilan edilen olağanüstü halin öncesinde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak ve terör örgütüne finansman sağlamak suçlarından başlatılan Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/29580 sayılı soruşturması kapsamında, faaliyetleri çerçevesinde suçun işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebepleri bulunduğu ayrıca büyüklükleri, işlenen suçların kapsam ve yoğunlu, mevcut yöneticilerinin suçlarla ilgileri göz önüne alındığında delillerin toplanması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması yönünden yönetim organının kararlarını denetlemek üzere kayyım atanmasının yeterli olmayacağı belirtilen şirketlere yönetim organlarının yetkilerinin tümü ile devredildiği kayyımların atanması ve yeni atanan bu kayyımlarca yönetim kurullarının oluşturulması gerektiğinden Mersin ilinde serbest avukat ve serbest mali müşavir olarak görev yaptıkları belirtilen şahısların CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım olarak atanmalarına dair Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan 23.05.2016 tarihli istemin, Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.05.2016 tarih, 2016/3079 değişik iş sayılı kararı ile şirketlerin faaliyetleri çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığının oluştuğundan, maddi gerçeğin ortaya çıkartılması amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin kabulü ile şirketlerin büyüklüğü, suçların kapsamı ve yoğunluğu, şirket yöneticilerinin atılı suçlarla ilgileri değerlendirilerek sadece yönetim organının kararlarının denetlemek üzere kayyım atanmasının yeterli olmayacağından, Mersin ilinde serbest avukat ve serbest mali müşavir olarak görev yaptıkları belirtilen şahısların, CMK'nın 133/1 maddesi gereği yönetim organının tüm yetkilerini kullanmak ve yeni yönetim kurulunu oluşturmak üzere Mersin il merkezinde bulunan; A-... Özel Eğitim Öğretim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren; 1-Özel ... Temel Lisesi, 2-Özel ... Anadolu Lisesi ve Özel ... Fen Lisesi, 3-Özel ... ilkokulu ve Özel ... Ortaokulu, 4-Özel ... Anadolu ve Fen Lisesi, 5-Özel ... İlkokulu, B-... Özel Eğitim Öğretim Turizm İşletmeleri San. Tic.A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren; 1-... Dershanesi, 2-... Dershanesi Yenişehir Şubesi, C-... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş. Şirketlerine kayyım olarak atanmalarına, bu kişilerin yönetim organının tüm yetkilerine sahip olmalarına ve yönetim organının yetkilerinin tümüyle bu kayyımlara devredileceğine, yeni yönetim organının bu kayyımlarca oluşturulmasına, kayyımların kendilerine kararın Cumhuriyet Başsavcılığınca tebliğinden sonra derhal toplanarak yönetim kurulu başkanını kendi aralarında seçmelerine ve şirketlerin faaliyetlerini yönetmeyi derhal devralmalarına, kayyım tayinine ilişkin kararın ticaret sicili gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla Cumhuriyet Başsavcılığınca ilan olunmasına, yapılacak işlerin niteliği ve ağırlığı dikkate alınarak bu aşamada şirketlere atanan her kayyıma her bir şirket için aylık ücret takdirine, bu ücretin CMK'nın 133/2. maddesince atandıkları şirket bütçesinden karşılanmasına, itiraz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Karara yönelik Cumhuriyet Başsavcılığının talep yazısı ve talebe dayanak teşkil eden tutanak/rapor, beyan ve belgelerin ayrıca kararın kesinleşmesine dair bilgi ve belgeler, bozma istemine yönelik gönderilen dosya içeriğinde bulunmamaktadır. Süreçte yapılan yazışmalarda istinaf incelemesine gönderilmesi ve Mahkemenin 26.06.2018 tarihli müzekkeresinde 180 klasörden oluşması nedeni ile kapsamına nazaran uyuşmazlığa yönelik olarak; iddianamenin, Mersin 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 23.05.2016 tarih ve 2016/3079 değişik iş sayılı kararının, Mersin 8 Ağır Ceza Mahkemesinin 04.05.2018 tarih ve 2017/146 esas sayılı kararının, Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.05.2018 tarih ve 2018/141 değişik iş sayılı kararının, Mersin 8.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/146 esas sayılı dava dosyasının 14.06.2017 tarihli 1. celsesi ile 19.06.2018 tarihli 29. celseye kadar duruşma tutanaklarının gönderildiği anlaşılan, devam eden yargılama sürecinde verilen karara yönelik kanun yararına bozma isteminde bulunulduğu görülen, evrak içeriklerinde belirtilen bilgilere istinaden gerek kanun yararına bozmaya gerekse süreçte istinaf ve temyiz incelemesine konu olan dava dosyasının, UYAP sisteminde bulunan dokümanlarında soruşturma ve kovuşturma evraklarının tamamının bulunmadığı görülmüştür. Uyuşmazlığın tespiti ve anlaşılması açısından devam eden yargılama sürecinde verilen karara yönelik, süreçte çıkarılan kanun hükmünde kararnamelere konu düzenlemeler gözetilerek anlatım yapılmasında fayda bulunmaktadır. 26.05.2017 tarihli iddianameye konu Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/29580 sayılı soruşturmanın devam ettiği 15.07.2016 tarihinde, darbe teşebbüsünde bulunulması üzerine Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu'nun 20.07.2016 tarih ve 2016/9064 sayılı kararıyla, ülke genelinde 21.07.2016 tarihinden itibaren üç ay süreyle olağanüstü hal ilan edilmiştir. Yedi kez uzatılan olağanüstü hal 18.07.2018 tarihinde sona ermiştir. Ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul ve esasları belirlemek amacı ile; 23 Temmuz 2016 tarihli, 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen ve ekli listelerde belirtilen özel sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri, vakıf yükseköğretim kurumları, sendika, federasyon ve konfederasyonlar kapatılmış, kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne; vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrakın Hazineye bedelsiz olarak devredileceği ve taşınmazların tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edileceği; listelerde yer almayanların ise ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılacağı, kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında ikinci fıkra hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Ekli II no'lu listede, ... Özel Eğitim Öğretim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş. bünyesinde faaliyet gösteren "Özel ... İlkokulu, Özel ... Anadolu Lisesi, Özel ... Anadolu Lisesi, Özel ... Fen Lisesi, Özel ... Fen Lisesi,Özel ... Temel Lisesi" nin adlarının geçtiği görülmüştür. 27 Temmuz 2016 tarihli, 29783 (2. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 668 sayılı kanun hükmünde kararnamenin, Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirler başlıklı ikinci bölümünün, Alınan tedbirler başlıklı 2. maddesi ile milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY terör örgütü ile aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan; ekli listede yer alan özel radyo ve televizyon kuruluşları, ekli listede yer alan gazete ve dergiler ile yayınevi ve dağıtım kanalları kapatılmıştır. Kapatılan gazete ve dergiler, yayınevi ve dağıtım kanalları ile özel radyo ve televizyon kuruluşlarına ait olan taşınırlar ve her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılacağı ve bunlara ait taşınmazlar tapuda re'sen Hazine adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edileceği, devre ilişkin işlemlerin ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından yerine getirileceği, milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine aidiyeti veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı olan ve ekli listelerde yer almayan özel radyo ve televizyon kuruluşları ile gazete ve dergiler, yayınevi ve dağıtım kanalları, ilgili bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine ilgili bakan onayı ile kapatılacağı, kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında üçüncü fıkra hükümleri uygulanacağı belirtilmiştir. 31 Temmuz 2016 tarih, 29787 sayılı, Resmi Gazete'de yayımlanan 669 sayılı kanun hükmünde kararnamenin, Amaç, Kapsam ve Tedbirler başlıklı birinci bölüm, İflas erteleme başlıklı 4. maddesinde, olağanüstü halin devamı süresince, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 179. maddesi uyarınca sermaye şirketleri ile kooperatifler tarafından iflasın ertelenmesi talebinde bulunulamayacağı, yapılan taleplerin ise mahkemelerce reddedileceği düzenlenmiştir. 17 Ağustos 2016 tarihli, 29804 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 670 sayılı kanun hükmünde kararnamenin devir işlemlerine ilişkin 5. maddesi ile kapatılan Vakıflar Genel Müdürlüğü veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının, her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden "Vakıflar Genel Müdürlüğü", diğerleri yönünden "Maliye Bakanlığı" yetkili olduğu, faaliyetlerinin sonlandırılarak sicil kayıtlarının re'sen terkin edileceği, devralınan varlıklar dışındaki varlıklarının Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılacağı, "şirketlere daha önce atanan kayyımların tasfiye memuru olarak görevlendirilebilineceği veya atanabileceği", bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve birinci fıkrada yer alan hususları bu şekilde devralınan varlıklar için de uygulamaya Maliye Bakanlığının yetkili olduğu belirtilmiştir. 01 Eylül 2016 tarihli 29818 (2. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 673 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Kapsamdan çıkarılan özel öğretim kurum ve kuruluşları başlıklı 1. maddesi ile ekli listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtlarının 667 sayılı KHK'nın eki listesinden çıkarıldığı, buna ilişkin işlemlerin ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirileceği, Değiştirilen hükümler başlılıklı 10. madde de ise 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesine, olağanüstü halin ilanından önceki dönemde 2004 sayılı Kanunun 179/a maddesi uyarınca verilmiş tedbir kararlarının, mahkemece ivedilikle ele alınarak, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu iddiasıyla CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanan veya hakim ortakları ya da yöneticileri hakkında adli soruşturma yürütülen sermaye şirketleri ile kooperatifler lehine verildiği anlaşılanların derhal kaldırılacağı düzenlenmiştir. Bu kararnamenin ek listesinde, kararda belirtilen okulların adları geçmemektedir. 01 Eylül 2016 tarihli 29818 (2. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 674 sayılı KHK'nın yargı ile ilgili yapılan düzenlemeleri içerir ikinci bölüm, 19. maddesi ile maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133. maddesince kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkilerinin, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredileceği ve devirle birlikte kayyımların görevlerinin sona ereceği, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133. maddesi uyarınca şirketlere ve bu KHK'nin 13. maddesince varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun atanacağı,olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun şirketin yahut varlıklarının veya bu KHK'nın 13. maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebileceği ile satış ve tasfiye işlemlerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirileceği, 20. maddesinde ise 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketlerin ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkilerin, bu Kanun Hükmünde Kararname ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanacağı, tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulunca görevlendirilen tasfiye komisyonunun, adli işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahip olduğu, Fonun kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da bunların varlıklarının bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarların yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılacağı, şirket varlıklarının ticari iktisadi bütünlük yoluyla satışına karar verilmesi halinde Fon Kurulunun, geçmiş dönem borçlarını, bu borçların terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödettirmeye yetkili olduğu, bu madde hükümlerinin, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının veya bunların bağlı olduğu şirketlerin Hazine tarafından devralınan varlıklarının satış ve tasfiyesini teminen Maliye Bakanlığınca Fona devredilmesi durumunda da uygulanacağı, devredilen varlıkların satışından elde edilen tutarların Maliye Bakanlığına aktarılacağı düzenlenmiştir. 29 Ekim 2016 tarih 29872 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 675 sayılı kanun hükmünde kararnamenin Kayyım atanması başlıklı 9. maddesi ile FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan gerçek ve tüzel kişilerin yüzde elliden daha az ortaklık payı olduğu şirketlerde, bu payların yönetimi ve temsili amacıyla CMK'nın 133. maddesi uyarınca yetkili hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun kayyım olarak atanacağı, 11. maddesinde atanan kayyım ve yöneticilerin sorumluluğu, 12. maddesinde ise muvazaalı sayılan devir işlemleri ile bu işlemlere konu taşınmazların tapuda ilgisine göre Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak resen tescil edileceği, 16. maddesinde kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17.8.2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda, 670 sayılı KHK'nın 5 maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle ret kararı, icra ve iflas takiplerinde düşme veya davanın reddine veya takibin düşmesine karar verileceği düzenlenmiştir. 29 Ekim 2016 tarih 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 676 sayılı kanun hükmünde kararnamenin 87. maddesi ile 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı KHK'nın ek 16. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “sermayesinin yarıdan fazlası devlete ait kurum ve kuruluşlarının” ibaresi “sermayesinin yarıdan fazlası devlete ait kurum ve kuruluşlar ile kayyım sıfatıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yönetilen şirketlerin” ibaresi eklenmiş, bu kapsamda 5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı cetvelde sayılan düzenleyici ve denetleyici kurumlar ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Kurul Başkan ve üyelerine, kendi mevzuatında yer alan kısıtlamalara bağlı olmaksızın kurumun görev alanıyla ilgili olmamak kaydıyla kayyım sıfatıyla Fon tarafından yönetilen şirketlerin yönetim kurulu, denetim kurulu ve danışma kurulu üyeliği görevleri ile komisyon, heyet, komite ile benzeri organlarda görev verilebileceği düzenlenmiştir. 29 Ekim 2016 tarih 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanunun, Olağanüstü Halin Uygulanmasına İlişkin Tedbirler başlıklı ikinci bölümünün Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler başlıklı 2. maddesinde milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen ve ekli listede belirtilen özel sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri, vakıf yükseköğretim kurumları, sendika, federasyon, konfederasyonların kapatıldığı, kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakının Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak, kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrakın ise Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayıldıkları, bunlara ait taşınmazların tapuda re'sen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edileceği, devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirileceği, ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılacağı, bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında ikinci fıkra hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Ek listede, "Özel ... ilkokulu, Özel ... Anadolu Lisesi, Özel ... Fen Lisesi, Özel ... Anadolu Lisesi, Özel ... Fen Lisesi, Özel ... Ortaokulu" nun adlarının geçtiği görülmüştür. 22 Kasım 2016 tarih 29896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 677 sayılı KHK'nın Kayyımlık yetkisinin devri başlıklı 7. maddesinde bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, "hakim veya mahkeme kararı ya da talep olmaksızın" bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinde sona ereceği ve şirketlerin yönetiminin kayyımlar tarafından "derhal" Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredileceği düzenlenmiştir. 22 Kasım 2016 tarih 29896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 678 sayılı KHK'nın 36 ve 37 maddelerinde 375 sayılı KHK'nın ek 16.maddesinde ve TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketlerin kefaleti ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. 24 Kasım 2016 tarih 29898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6756 sayılı Kanun ile 669 sayılı KHK'nın 4 ve 673 sayılı KHK'nın 10 maddelerinde yer alan düzenlemeler Kanunlaştırılmıştır. 669 sayılı KHK'nın 4. maddesinde düzenlenen iflasın ertelenmesinin yasaklanmasına dair hükmün kapsamı genişletilmiştir. 24 Kasım 2016 tarih, 29898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6758 sayılı Kanunun, Yargı ile ilgili düzenlemeleri içeren ikinci bölümünde yer alan, Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye başlıklı 19. maddesi ile maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkilerinin, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredileceğinin ve devirle birlikte kayyımların görevlerinin sona ereceğinin, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133 maddesince şirketlere ve bu Kanunun 13. maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun atanacağının, 20.07.2016 tarihli Bakanlar Kurulu Kararıyla ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnamelerle kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Fon tarafından tespit edilmesi durumunda, Fon'un şirketin yahut varlıklarının veya Kanunun 13. maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebileceği ile satış ve tasfiye işlemlerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirileceği, birinci ve ikinci fıkralar uyarınca Fon'un kayyım olarak atanmasına karar verilen şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında CMK'nın 128. maddesi uyarınca verilen el koyma ve tedbir kararlarının, kayyım yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devriyle birlikte kendiliğinden kalkacağı, Kanunun 20. maddesi ile de Fon'un satış ve tasfiyeye ilişkin yetkilerinin düzenlendiği, Fon'un kayyım atandığı şirketlerin ya da bunların varlıklarının, bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarların yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılacağının, madde hükümlerinin kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının veya bunların bağlı olduğu şirketlerin Hazine tarafından devralınan varlıklarının satış ve tasfiyesini teminen Maliye Bakanlığınca Fon'a devredilmesi durumunda da uygulanacağının, devredilen varlıkların satışından elde edilen tutarların ise Maliye Bakanlığına aktarılacağı düzenlenmiştir. 6 Ocak 2017 tarih, 29940 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 680 sayılı KHK'nın Çeşitli ve Son hükümler başlıklı dördüncü bölüm 81. maddesi ile 6758 sayılı Kanunun 19. maddesinin üçüncü fıkrası değiştirilmiş, bu kapsamda kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun gözetiminde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetileceği, bu şirketlerin yöneticilerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından atanıp ve görevden alınacağı, bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda, şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanunun 128. maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Fonun ilişkili olduğu Bakan tarafından karar verilebileceği, satış ve tasfiye işlemlerinin ilgili şirketin yönetim kurulu tarafından yerine getirileceği, maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Fonun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirleneceği düzenlenmiştir. 23 Ocak 2017 tarih, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 683 sayılı KHK'nın, şahsi sorumluluk davalarına ilişkin tedbir başlıklı 7. maddesinde 5271 sayılı CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerin, kayyım atanmasından önceki sahipleri, ortakları, yönetim kurulu üyeleri, müdürleri ve diğer sorumlu yetkilileri aleyhine kayyımlar tarafından açılmış veya açılacak şahsi sorumluluk davalarına yönelik düzenlemeler yapılmıştır. 07 Şubat 2017 tarih, 29972 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 686 sayılı KHK'nın muvazaalı devir işlemleri başlıklı 4. maddesi ile CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerde ortaklık pay ve haklarına ilişkin olarak soruşturmanın başladığı tarihten bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar şirket ortakları tarafından yapılmış olan devir ve temlik işlemleri muvazaalı kabul edilerek geçersiz sayılacağı ve ticaret sicilinden re'sen terkin edileceği düzenlenmiştir. 9 Şubat 2017 tarih, 29974 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 687 sayılı KHK'nın, müsadere edilen şirket, ortaklık payları ve varlıklar başlıklı 1. maddesinde, "CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilip 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 19. maddesine göre kayyımlık yetkisi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kullanılan şirketler, ortaklık payları ve varlıkların 5237 sayılı TCK'nın İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı TMK ile 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun İkinci Bölümü kapsamına giren suçlardan dolayı müsaderesine karar verilmesi halinde müsadere kararı"; bu şirket, ortaklık payları ve varlıkların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından satış ve tasfiye edilmesi suretiyle yerine getirileceği, satış ve tasfiye sürecinde şirket, ortaklık payları ve varlıkların yönetiminin 6758 sayılı Kanunun 19. maddesine göre atanan yöneticiler tarafından yürütülmesine devam edileceği, satış veya tasfiyeden elde edilen gelirlerin Hazineye irat kaydedileceği düzenlenmiştir. 29 Nisan 2017 tarih 30052 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 690 sayılı KHK'nın, 73. maddesi ile 6758 sayılı Kanunun 19. maddesine ekleme yapılarak, varlık ve malvarlığı değeri satışlarına bağlı olarak elde edilen gelirden borçlar ödendikten sonra kalan tutarların kullanılması ve nemalandırılması ile kayyımlık görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yürütülen şirketlerin açtıkları davalarda harçtan muaf oldukları düzenlenmiştir. 22 Haziran 2017 tarih 30104 (2. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 691 sayılı KHK'nın, 11. maddesi ile 6758 sayılı Kanunun 20.maddesinin ikinci cümlesinde değişiklik yapılmış, kayyımlık yetkisi Fona devredilen veya Fonun kayyım olarak atandığı şirketleri ve ortaklık paylarını soruşturma ve kovuşturma süresince yönetmek ve temsil etmek üzere atananlar veya görevlendirilenler ile 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasına göre malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla atananlar ve bu kapsamda icra edilen iş ve işlemler hakkında 6755 sayılı Kanun'un 37 ve 38. maddelerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 25 Ağustos 2017 tarih 30165 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 694 sayılı KHK'nın 180. maddesi ile 6758 sayılı Kanunun 19. maddesine ekleme yapılarak Kayyımların yetkileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerde, şirketin ortaklarının yeni kurulacak şirketlerde pay sahibi olmaları koşuluyla şirket yönetim organının önerisi ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın onayıyla yeni şirket kurulmasına karar verilebileceği, kurulacak şirketin sermayesinin devredilen veya kayyım olarak atanılan şirket tarafından karşılanacağı, yeni kurulan şirkette kayyımlık yetkisinin bir mahkeme veya hakim kararına gerek olmaksızın Fona devredilmiş sayılacağı belirtilmiştir. 195 ve 196 maddelerde de kefalet ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. 24 Aralık 2017 tarihli 30280 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 696 sayılı KHK ile de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 401 ve 403 maddelerine ekleme yapılarak Terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde onay yükümlülüğü olmadığı ve 403. maddenin beşinci fıkra hükümlerinin kayyımın görevi devam ettiği müddetçe uygulanmayacağı düzenlenmiştir. 08 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7070 sayılı Kanunun 71 maddesi ile 676 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır. 08 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7071 sayılı Kanunun 34 maddesi ile 678 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır. 08 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7072 sayılı Kanunun 79 maddesi ile 680 sayılı KHK'nın Çeşitli ve Son hükümler başlıklı dördüncü bölüm 81. maddesi ile 6758 sayılı Kanunun 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklik kanunlaştırılmıştır. 8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7076 sayılı Kanunun 1. maddesi ile 687 sayılı ve 11 maddesi ile de 691 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır. 8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7077 sayılı Kanunun 79 maddesi ile 690 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır. 8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7082 sayılı Kanunun 9. maddesi ile 675 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır. 8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7083 sayılı Kanunun 9. maddesi ile 677 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır. Kayyımlık yetkisinin devri başlıklı 7. maddede bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hâkim veya mahkeme kararı ya da talep olmaksızın bu Kanunun yayımı tarihinde sona erer ve şirketlerin yönetimi kayyımlar tarafından derhal Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir hükmü düzenlenmiştir. 08 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7086 sayılı Kanunun 4.maddesi ile 686 sayılı KHK ile yapılan değişiklikler/düzenlemeler kanunlaştırılmıştır. 31 Temmuz 2018 tarihli 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinde 6758 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atanmasına ilişkin hükmün bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle uygulanacağı düzenlenmiştir. 28.7.2021 tarihinde madde yürürlüğe girmiştir. 28 Temmuz 2021 tarihli 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Kanunun 20. maddesi ile 25.7.2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “altı yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Bu cümleden olarak; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığının Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesine sunduğu 23.05.2018 tarihli yazısı ekinde ibraz edilen 24.10.2016 tarihli yazıda, 2015/29580 sayılı soruşturma kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığından, Sulh Ceza Hakimliği kararı ile bahse konu şirketlere atanan kayyımların yetkilerinin Fona devredildiği ancak; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Merkezi Sicil Kayıt sisteminden ... Özel Eğitim ile ... Özel Eğitim şirketlerinin ticaret sicilinden terkin edildiği bilgisine ulaşıldığından ayrıntıları belirtilen 674 sayılı KHK'nın 19., 667 sayılı KHK'nın 2., 670 sayılı KHK'nın 5. maddeleri uyarınca, savcılık talebinin yeniden değerlendirilmesine yönelik istemde bulunulduğunun belirtildiği görülmüştür. Fakat, dosya içeriğinde Fon tarafından yapıldığı belirtilen itiraza dair verilen bir karar ve belgeye rastlanılmamıştır. Kayyım atama kararına konu soruşturma neticesinde, Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesine hitaben düzenlenen Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2017 tarih, 2015/29580 soruşturma, 2017/5131 esas ve 2017/1106 iddianame numaralı iddianamesi ile aralarında şirketlerde süreçte hissedar/ortak/çalışan oldukları belirtilen kişilerinde aralarında bulunduğu anlaşılan 150 şüphelinin "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan, "TCK'nın 44/1, 3713 sayılı TMK'nın 7/1 maddesi delaletiyle TCK'nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 53/1-2, 54/1, 55/1-2, 58/9, 63/1." maddelerince cezalandırılması istenilmiştir. İddianamenin ilgili kısımlarında şu bilgilere yer verilmiştir. "FETÖ/PDY örgütünün il yapılanması, faaliyetleri, finans kaynaklarının tespit edilmesi ve deşifre edilmesine yönelik Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının... soruşturmalarının 2015/29580 sayılı soruşturma ile birleştirildiği... soruşturma kapsamında, ... terör örgütü kurmak yönetmek üye olmak, devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak, Anayasal düzene karşı gelmek, terör örgütü kapsamında yardım toplama kanununa muhalefet, nitelikli dolandırıcılık yağma ve tehdit, iş hürriyetini engellemek, suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklama, demokratik yollarla seçilmiş hükümeti ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek suçlarına karıştıkları, örgütün Mersin yapılanması içerisinde yer alarak toplantılar organize edip katıldıkları, örgüte finans sağladıkları tespit edilen aşağıda eylemleri belirtilen şüpheliler ve ayrıca FETÖ/PDY güdümünde faaliyet yürütüğü tespit edilen kurumlardan olan; 1- ... Özel Eğitim ve Öğretim Kantin Yemekçilik Anonim Şirketi ve bünyesinde; a) Özel ... Anadolu Lisesi, Özel ... İlkokulu, Özel ... Ortaokulu, Özel ... Fen Lisesi ve Özel ... Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, b) Özel ... Anadolu ve Fen Lisesi, c) Özel ... İlkokulu, 2- ... Özel Eğitim Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ve bünyesinde; a) Özel ... Dershanesi Barbaros Şubesi, b) ... Dershanesi Yenişehir Şubesi, c) Özel ... Akademi KPSS Kursu, d) Özel ... Dershanesi Mezitli Şubesi, e) ... Dershanesi Mezitli Şubesi, f) Özel ... Dershanesi Çağdaşkent Şubesi, g) Özel ... Dershanesi Toroslar Şubesi, h) Özel ... Dershanesi ... Şubesi, i) ... Dershanesi Merit Şubesi 3- ... Yemekçilik Gıda Servis Yurt Hiz. Tic. ve San. A.Ş 4- ASİAD (... Sanayi ve İşadamları Derneği) 5- ... (Mersin Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği) 6- ... Eğitim Merkezi olmak üzere, FETÖ/PDY güdümünde faaliyet yürüten 13 eğitim kurumu, 2 dernek ve 3 şirkette, adı geçen şüphelilerin ikametlerinde, kullandıkları tespit edilen 38 araçta ve 10 işyerinde; 24.05.2016 günü Mersin merkezli 14 ilde İstanbul, Ankara, Adana, Gaziantep, Osmaniye, Kahramanmaraş, Nevşehir, Şanlıurfa, Elazığ, Kayseri, Antalya, Hatay, Karaman, Isparta illerinde eş zamanlı Cumhuriyet Başsavcılığımızın talimatları doğrultusunda operasyonel çalışma yapılmıştır. ...ayrıntılı şekilde anlatılan şüpheli beyanları, araştırma tutanakları, diğer tutanaklar, tanıklar anlatımı, ifade sahipleri beyanları, HTS raporu, 477 sayfadan ibaret MASAK raporu, pişmanlıktan yararlanarak ayrıntılı anlatımda bulunanlar... kayıtları birlikte değerlendirildiğinde şüphelilerin örgütsel yapı içerisinde birlikte hareket ettikleri, örgütün, örgüt liderinin talimatları doğrultusunda hareket ettikleri, örgütün parasal (Finans Alyapısını) oluşturdukları, örgüte üye kazandırdıkları, örgüte ait otellerde kaldıkları, birlikte örgütsel yapıyı güçlendirmek amacı ile birlikte yurt dışı seyahatleri düzenledikleri, örgüt liderini ziyarete gittikleri tespit edilmiş olmakla ve tüm soruşturma evrakı birlikte değerlendirildiğinde şüphelilerden her birinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bir bağlantı içerisine girdikleri, örgütün emir ve talimatları doğrultusunda örgüt menfaatine göre hareket ettikleri, bu şekilde üzerlerine atılı bulunan suçları işledikleri ve haklarında kamu davası ve yargılamaya yeter delillere ulaşıldığı sonucuna varılmış olup; Delillerin takdiri ve değerlendirilmesi Mahkemeye ait olmak üzere; 19- ... Özel Eğitim A.ş., ... Özel Eğitim A.ş., ... Yemekçilik A.ş.'nin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olduğundan dolayı kayyum atandığı ve sonrasında TMSF'ye devredildiği, şüphelilerin suça konu eylemlerinin gerçekleştirmek amacı ile bu şirketleri kullandıkları, bu şirketlerde topladıkları himmet paralarını akladıkları ve bu paraları Fetö'nün finansmanı amacı ile kullandıkları anlaşıldığından tüm şüphelilerin TMSF'ye devredilmiş olan şirketlerdeki ortaklık paylarının TCK'nın 55/1-2 maddesi gereğince müsaderesine," Karar verilmesi istenilmiştir. İddianamenin notlar kısmında, haklarında yakalama kararı olanlar ile leh ve aleyhlerinde delil toplama işlemi devam eden (59) şüpheli hakkındaki evrakın tefrik edilip Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/22942 sırasında kaydedildiği, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 2015/29580 sayılı soruşturma dosyasında müşteki olarak beyanları alınan kişilerin bazılarının şüpheliler ile Mersin Ticaret Mahkemesinde halen davalarının devam ettiği, bir kısım şüphelilerin ise beyanlarının tanık olarak dinlenmesi gerekeceğinden UYAP sistemine müşteki olarak girilenlerin tümünün sistemden çıkartılıp tanık olarak dinlenmesi hususunun mahkemenin takdirine bırakıldığı, şüpheliler ile ilgili olarak UYAP sistemine 6415 sayılı Kanunun 4. maddesi uygulanmasının girildiği ancak TCK'nın 44. uygulanması gereği sistemden uygulamasının çıkartıldığı belirtilmiştir. Mahkemenin 2017/146 esasına kayden sanıklar hakkında kovuşturma yapılmıştır. Süreçte bir kısım sanıklar yönünden tefrik kararı verilerek dosyalarının birleştirme kararı ile ilgili mahkemelere gönderildiği anlaşılmakla, "29.11.2017 tarihli duruşmada" ara karar ile "18-Mersin Ticaret Sicil Memurluğuna müzekkere yazılarak ... Özel Eğitim A.Ş., ... Özel Eğitim A.Ş. ve ... Yemekçilik A.Ş.'de ekte gönderilen sanıkların adı geçen şirketlerde şirketlerin kuruluşundan itibaren hisse sahibi olup olmadığı, hisse sahibi iseler hangi tarihte hisse sahibi oldukları ve hangi tarihte bu hisseleri devrettikleri ve en son ortaklara ait isim listesinin liste halinde... bildirilmesinin istenilmesine" ve "19-Tüm sanıklar hakkında TCK'nın 55/1-2 maddesi uyarınca iddia makamınca talepte bulunulduğu ve yargılamanında geldiği aşama dikkate alınarak mal varlığı üzerindeki tedbirin kaldırılması hususundaki taleplerin reddine" karar verildiği, "13.03.2018 tarihli duruşmada" Mersin İl Dernekler Müdürlüğü Hazine vekilinin katılma talebinde bulunduğu ve mahkemece dosya kapsamına, iddianamedeki sevk maddelerine göre Mersin Dernekler İl Müdürlüğünün suçtan doğrudan doğruya zarar görmediğinden katılma talebinin reddine karar verildiği, Ticaret Sicil Memurluğuna müzekkere yazılarak, ... Özel Eğitim A.Ş., ... Özel Eğitim A.Ş. ve ... Yemekçilik A.Ş.'de sanıkların adı geçen şirketlerde şirketlerin kuruluşundan itibaren hisse sahibi olup olmadığı, hisse sahibi iseler hangi tarihte hisse sahibi oldukları ve hangi tarihte hisselerini devrettikleri, en son ortaklara ait isim listesinin bildirilmesinin istenildiği ve Sicil Memurluğunca yazıya cevap verilmiş olduğunun belirtildiği, "13.03.2018 tarihli duruşmada" tanık ...'in dinlenildiği, davaya müdahil olma talebinde bulunduğu, ara kararla tanığın doğrudan suçtan zarar görmemesi nedeniyle talebinin reddine karar verildiği, "14.03.2018 tarihli duruşmada" ...'in aynı gerekçe ile reddedildiği, "22.03.2018 tarihli duruşmada" Ticaret Sicil Memurluğundan gelen yazı ve CD'nin bilirkişiye tevdii edilerek, ... Özel Eğitim A.Ş., ... Özel Eğitim A.Ş. ve ... Yemekçilik A.Ş.'de; sanıkların şirket ortağı olmadığı, şirket ortağı olmuş ise hangi tarihte oldukları ve hisselerini hangi tarihte devrettiklerinin sanık bazında ve şirket bazında ayrı ayrı tespitinin, bu üç şirkete el konulmadan önce en son ortaklarının kimler olduğunun rapor halinde sunulmasının istenilmesine, gelen belgeler yeterli olmadığı takdirde Sicil Memurluğundan re'sen belge isteme konusunda bilirkişiye yetki verilmesine ve katılma talepleri reddedilen ..., ... ve Mersin Dernekler İl Müdürlüğünün UYAP sistemine eklenmesine, örgüt güdümünde olduğu iddia edilen ..., ... ve ... A.Ş. ile ilgili olarak bu şirketlerin il imamının kontrolünde olduğu iddialarıda gözetilerek sanık ...'ın ek ifadesine başvurulması için zorla getirme yazısı ile celbine karar verildiği görülmüştür. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığı 23.05.2018 tarihli yazısı ile Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinden 09.05.2018 tarihli yazı ile gönderilen 04.05.2018 tarihli karara, Sulh Ceza Hakimliğince verilen karara yönelik Cumhuriyet Başsavcılığına 24.10.2016 tarih 14787 sayılı yazı ile itirazda bulunulduğu belirtilerek, ticaret sicil kayıtları ile terkin edildikleri belirlenen üç şirketin terkini nedeni ile yönetimleri söz konusu olamayacağından verilen kararın yeniden değerlendirilmesi istenilmiştir. Evrak ekinde ve UYAP sisteminde yer alan dokümanlardan anlaşılacağı üzere; dosya içeriğinde bulunmayan, ... Başkanının 12.04.2018 havale tarihli, ...'ın ise 24.01.2018 tarihli dilekçelerine istinaden, 674 sayılı KHK'nın 19/1 maddesi kapsamında, Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.05.2018 tarih, 2016/3079 değişik iş sayılı kararına yönelik yapılan inceleme neticesinde Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesince 04.05.2018 tarihli uyuşmazlığa konu karar verilmiştir. Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.05.2018 tarih, 2017/146 esas sayılı kararının ilgili kısımları belirtildiği şekli ile şöyledir; " ... Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliği'nin, 23.05.2016 tarih ve 2016/3079 D. İş sayılı kararı ile ... Özel Eğitim Öğretim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş, ... Özel Eğitim Öğretim Turizm İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş, ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş isimli şirketler ve bu şirketler bünyesinde faaliyet gösteren işletmelere ...'nin ... olarak atandığı; 1 Eylül 2016 tarihli, 29818 sayılı 2. Mükerrer Resmî Gazete'de yayınlanan 674 sayılı KHK'nın 19/1 maddesinde "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer." şeklinde düzenleme yapıldığı; Aynı KHK'nın 19/3 maddesinde de "20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir." şeklinde düzenleme yapıldığı anlaşılmış olmakla; Cumhuriyet Savcısının mütalaası alındı. 1-Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliği'nin 23.05.2016 tarih ve 2016/3079 D. İş sayılı kararı ile, - ... Özel Eğitim Öğretim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş, - ... Özel Eğitim Öğretim Turizm İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş, - ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş isimli şirketler ve bu şirketler bünyesinde faaliyet gösteren işletmelere ... olarak atanan ....'nin yetkilerinin 674 sayılı KHK'nın 19/1 maddesi uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna DEVREDİLMESİNE, 2- - ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş'ye mecurunu kiraya veren dükkan sahibi Mustafa Kalay'ın menkullerin boşaltılarak anahtarın kendisine verilmesi şeklindeki, -... başkanı ...'in 12.04.2018 havale tarihli talep dilekçesi ile menkullerin Maliyece devralınarak mecurun boşaltılması ve anahtarların mal sahiplerine iadesi şeklindeki talepleri yönünden; Anılan şirketlerin yönetim yetkilerinin 674 sayılı KHK'nın 19/1 maddesi gereğince TMSF'ye devrine karar verilmiş olması ve 674 sayılı KHK'nın 19/3 maddesinde TMSF'ye devredilen şirketlerin yönetim işlemleri ve sorunları ile satış ve tasfiye işlemlerinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirileceğinin düzenlenmiş olması gözetilerek Mahkememizce yapılacak bir işlem olmadığından ve talepler hakkında karar verme yetkisinin 674 sayılı KHK ile TMSF'ye verilmiş olması nedeniyle bu talepler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 3-Kararın gereği için TMSF'ye ve ... olarak atanan ....'ye tebliğine, Kararın bilgi için ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş'ye mecurunu kiraya veren dükkan sahibi ...'a tebliğine, Dair, evrak üzerinde yapılan inceleme sonucunda, Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi." 23.05.2018 tarihli Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu İştirakler ve Gayrımenkuller Daire Başkanlığının yazısı ile Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinden, mahkemenin 04.05.2018 tarihli yazısı ile gönderilen kararın, 6758 sayılı Kanunun 19. maddesinin birinci fıkrasında; maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133. maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkilerinin hakim veya mahkeme tarafından kuruma devredileceği, ikinci fıkrasında ise maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle CMK'nın 133. maddesi uyarınca şirketlere ve varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde kayyım olarak kurumun atanacağının hüküm altına alındığı, ayrıca 667 sayılı KHK ve 6749 sayılı Kanun ile aynı KHK'nın eki listesinde yer alan özel sağlık kurum ve kuruluşları, özel eğitim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmelerinin, vakıf yüksek öğretim kurumlarının vs... kapatıldığı ve ilgisine göre Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredildiği, KHK'nın 2. maddesinin 3. fıkrasında milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan ... özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları,... ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatacağının, bu fıkra kapsamında kapatılanlar hakkında ikinci fıkra hükümlerinin uygulanacağının, ayrıca 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinin üçüncü fıkrasında kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetlerinin sonlandırılarak ticari sicil kayıtlarının resen terkin edileceğinin belirtildiği, Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.09.2016 tarih, 2016/4795 değişik iş sayılı kararı ile belirtilen şirketlere atanan kayyımların yetkilerinin Tasarruf Mevduatına Sigorta Fonuna devredilmesine karar verildiği, karara 24.10.2016 tarihli yazı ile itirazda bulunulduğu, itiraz yazısında Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Merkezi Sicil Kayıt Sistemi kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde, ... Özel Eğitim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş ile ... Özel Eğitim Öğretim Turizm İşletmeleri Sanayi Ticaret A.Ş'nin ticaret sicilinden terkin edildiği bilgisine ulaşıldığının ve 670 sayılı KHK'nın 5. maddesi kapsamında işlemlerin tamamlandığının bildirildiği, ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri AŞ'nin ve bu şirketin Yenişehir Şubesinin ise aynı mevzuat hükümlerince ticaret sicil kayıtlarının terkin edildiği ve Sicil Gazetesinin ilgili sayfalarının sunularak, 5271 sayılı CMK'nın 133. maddesinde belirtilen kayyım tayin edilebilecek şirketlerin "idaresinin gerekmesi" ve "yönetilmesi amacıyla" koşullarını taşıyan tüzel kişilikleri haiz şirketler olduğu değerlendirildiğinden, madde de şirket yönetimi için kayyım atanması halinin hüküm altına alındığından kurumun ticaret sicilinden terkin edilerek varlıkları hazineye bedelsiz devredilen ve ticari hayattan çekilerek tüzel kişilikleri son bulan şirketlere kayyım olarak atanmasının maddenin söz ve ruhuna aykırı olduğu düşünüldüğünden, 2017/146 esas sayılı dosyadan verilen kararın yeniden değerlendirilmesi istenilmiştir. Yazı ekinde sunulan belgelerde; ı- 11 Mayıs 2017 tarih ve 9324 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 744. sayfasında ... Yemekçilik Kantincilik Gıda Servis Özel Yurt Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketinin 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinin 3. fıkrasına istinaden ve Gelir İdaresi Başkanlığı, Mersin Vergi Dairesi Başkanlığı, Liman Vergi Dairesi Müdürlüğünün 20.04.2017 tarihli yazısına istinaden, şirketin ticaret sicili kaydının resen terkin edildiği görülmüştür. ıı- 11 Mayıs 2017 tarih ve 9324 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 727 ve 728 sayfalarında ... Yemekçilik Kantincilik Gıda Servis Özel Yurt Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi Yenişehir Mersin Şubesinin 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinin 3. fıkrasına istinaden ve Gelir İdaresi Başkanlığı, Mersin Vergi Dairesi Başkanlığı, Liman Vergi Dairesi Müdürlüğünün 20.04.2017 tarihli yazısına istinaden ticaret sicili kaydının resen terkin edildiği görülmüştür. ııı- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Merkezi Sicil Kayıt Sisteminde, 21.10.2016 tarihinde yapılan sorgulamalara ait kayıtlara göre ise Mersin Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı ... Özel Eğitim Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Özel Eğitim, Öğretim, Kantin, Yemekçilik, Servis İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi terkin edilmiştir. TMSF tarafından 23.05.2018 tarihli dilekçe ile yapılan itiraz üzerine, Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesince, 04.05.2018 tarihli kararın düzeltilmesine yer olmadığına karar verilerek dosyanın gönderildiği belirtilen Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.05.2018 tarih, 2018/141 değişik iş sayılı kararı ile Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.05.2018 tarih ve 2017/146 Esas sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu, mahkeme kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından TMSF tarafından yapılan itirazların reddine, kesin olarak, oy birliği ile karar vermiştir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanlığı, Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan 19.06.2018 tarihli, süreçteki itirazlarını içeren kanun yararına bozma konulu yazısı ile kesin kararın kanun yararına bozulması hususunda ihbar ve istemde bulunmuştur. Kanun yararına bozma talebinde bulunulduğundan bahse konu dilekçe ve ekleri, dosyanın 180 klasör olması nedeniyle gönderilemediği fakat iddianamenin, Mersin 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 23.05.2016 tarihli değişik iş kararının, Mahkemenin 04.05.2018 tarihli kararı ile Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.05.2018 tarihli kararının ve duruşma tutanaklarının gönderildiği belirtilen, Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.06.2018 tarihli yazısı ile, Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 03.07.2018 tarihli yazısı ile de Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.06.2018 tarih, 2017/146 esas sayılı kararına yönelik yapılan itiraza dair verilen Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.05.2018 tarih, 2018/141 değişik iş sayılı kararında kanun yararına bozma yoluna gitmeyi haklı gösterir bir husus bulunmadığından kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmesine yönelik Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne görüşte bulunulmuştur. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 25.09.2018 tarihli yazı ile Sulh Ceza Hakimliğinin değişik iş dosyasının gönderilmesi istenilmiş, Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2018 tarihli yazısı ile istenilen soruşturma dosyasının kayyım atama kararının verilmesine müteakip Cumhuriyet Başsavcılığına iade edildiği Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.01.2019 tarihli yazısı ile bildirilmiştir. Süreçte dava dosyasından temin edilen Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/3079 değişik iş kararı gönderilmiş ancak 26.12.2018 tarihli Ceza İşleri Genel Müdürlüğü yazısı ile gönderilememesi durumunda sebebinin belirtilmesi sureti ile bahse konu kararın kesinleşme şerhi ve karara dair Cumhuriyet Başsavcılığının istemini içeren dosya aslının gönderilmesi yeniden istenilmiştir. Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.01.2019 tarihli yazısı ile UYAP sisteminde yapılan kontrolde Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/29580 soruşturma sayılı dosyasından CMK'nın 133. maddesince kayyım atanmasına dair talebe yönelik kararın verilmesine müteakip dosyanın Başsavcılığa iade edildiği; Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/146 esas, 28.01.2019 tarihli yazısı ile de dosyanın istinaf incelemesine gönderilmesi nedeni ile gönderilemediği bildirilmiştir. Sunulan Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına dosya gönderme formunda suç türünün silahlı terör örgütüne üye olma, sevk ve karar niteliği uygulanan maddelerin TCK'nın 314/2 maddesi, karar niteliklerinin ise beraat ve mahkumiyet kararları olduğu, (53) sanığa kararın tebliğine ve istinaflarına dair bilgiler ile şahsi davacı ve katılan olarak ... ve Mersin Dernekler Müdürlüğüne kararın tebliğine ve istinaf edildiğine dair bilgilerinin belirtildiği görülmüştür. Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16.04.2019 tarihli yazısı ile Cumhuriyet Başsavcılığından bu kez Sulh Ceza Hakimliğinin kararı kapsamında sadece şirketlere ilişkin olarak karara esas alınan belgelerin gönderilmesi istenilmiş, Cumhuriyet Başsavcılığının 06.05.2019 tarihli yazısı ile Mersin 8 Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.05.2019 tarihli yazısı ve dosya gönderme formu temin edilerek Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir. UYAP sisteminde yapılan incelemede kayyım atanan şirketlerdeki hisselerinin müsaderesi istemini içeren kamu davasının 02.11.2018 tarihinde karara çıktığı tespit edilmiş, bu kapsamda Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.11.2018 tarih, 2017/146 esas ve 2018/260 sayılı, (63) sanık hakkında mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, beraat ve düşme kararının verildiği belirtilen gerekçeli kararında, (77) sanık hakkında açılan davanın tefrik edilerek mahkemenin 2018/191 esas sayılı dosyasına kaydedildiği, bir kısım sanıklar hakkında dava dosyalarının tefrik edilip birleştirme kararı verilerek ilgili dosyalarına gönderildiğinin belirtildiği görülmüştür. Uyuşmazlık kapsamında gerekçeli kararda belirtilen "hüküm" fıkrasının ilgili kısmı şöyledir; "64-Her ne kadar iddia makamınca bir kısım sanıkların ... Özel Eğitim Öğretim, Kantin, Yemekçilik, Servis İşletmeleri, Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Özel Eğitim, Öğretim, Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Yemekçilik Kantincilik, Gıda Servis Özel Yurt Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketlerindeki hisselerinin TCK'nın 55. Maddesi gereğince müsaderesi talep edilmiş ise de, TMSF yazısı ve ekindeki belgeler, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Merkezi Sicil Kayıt Sistemi Sorgulama Sonucu, 11 Mayıs 2017 tarih ve 93024 sayılı Resmi Gazete dikkate alındığında söz konusu şirketlerin 670 sayılı KHK ile kapatıldıkları ve ticaret sicilinden resen terkin edildikleri ve malları tasfiye edilmiş olduğu anlaşılmış olmakla ortada bir şirket hissesi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 67-Tüm sanıkların mal varlıklarına konulan tedbirler yönünden; a.)... A.Ş., ... A.Ş, ... Yemekçilik A.Ş.'de hissesi bulunan sanıkların hissesinin MÜSADERESİ talep edilmiş olup, bu şirketlerin re'sen Ticaret Sicilinden terkin edildiği nedeniyle mahkememizce bu konuda karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiş olmakla birlikte karar kesinleşinceye kadar sanıkların bu şirketlerdeki hisseleri üzerindeki tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına, b.)A bendindeki hisseler üzerindeki tedbirler dışındaki sanıkların mal varlıkları üzerinde tedbir konulmuş ise de, iddianamede bu malların müsaderesi yönünde bir talep bulunmadığından a bendi dışında kalan sanıkların tüm mal varlıkları üzerindeki tedbirlerin karar kesinleşmesi beklenilmeksizin kaldırılmasına, bu konuda gereği için Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, 132-Adli Emanetin 2016/2470 sırasına kayıtlı, -Mühürlü bez torba içerisinde ... Özel Eğitim AŞ . 2007 - 2008 ve 2009 yıllarına ait yevmiye defterleri - çek fotokobileri - dekontlar - ilgili yazışmaların dosyada delil olarak saklanmasına, Gereği için Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına,... 134-Adli Emanetin 2016/3779 sırasına kayıtlı, -Mühürlü delil poşeti içerisinde ... Özel Eğitim Kantin Yemekçilik A.Ş'nin ... adresinde el konulan Çek ve sennetlerin dosyada delil olarak saklanmasına, Gereği için Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, ...Dair, sanıklar ...yüzlerine karşı, sanık müdafileri...yüzlerine karşı, Diğer sanıklar ve diğer sanıklar müdafiilerinin yokluğunda, Katılma talepleri reddedilen ..., ..., Mersin Dernekler İl Müdürlüğü vekili ...'ın yokluğunda... Cumhuriyet savcısı ...'in katılımı ile, iş bu kararın tefhimden itibaren 7 gün içinde içerisinde sanık... yönünden verilen HAGB kararına yönelik olarak mahkeme kalemine verilecek bir dilekçe veya zabıt katibine tutturulacak bir tutanak ile Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yolu açık olmak üzere, diğer sanıklar yönünden verilen mahkumiyet, beraat ve düşme kararlarına yönelik olarak mahkeme kalemine verilecek bir dilekçe veya zabıt katibine tutturulacak bir tutanak ile Adana Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak ve istinaf yoluna gidilmediği takdirde kesinleşmek üzere oy birliğiyle verilen karar.." Kararın gerekçesinde ise; "Kamu davasına konu olayın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Mersin ilindeki sivil yapılanmasına yönelik olduğu... Örgütün ildeki sivil yapılanmasının; örgüt mensuplarından ya da sempatizanlarından elde ettiği himmet, burs, bağış, kurban gibi maddi menfaatlerle finansal açıdan güçlendiği, buna paralel olarak elde edilen bu kazançlarla çoğunlukla eğitimli ve yönlendimeye müsait örgüt mensubu kazanma amacıyla okul, dershane, yurt ve öğrenci evleri açıldığı; yine toplumun geniş kesimlerine ulaşılarak eleman kazanma ve muhtelif başka amaçlarla ilimizde ...,... Özel Eğitim A.Ş., ... Özel Eğitim A.Ş., ... Yemekçilik A.Ş. ve ... Muhasebecilik A.Ş. isimli şirket, dernek ve vakıfların kurulduğu; ...Örgütün diğer illerdeki yapılanmalarında olduğu gibi ilimizdeki yapılanmalarında da legal görünme adına fiili durumla örtüşmeyen çeşitli uygulamalarda bulunulduğu, örgüte ait ticari şirketlerin hissedarlarının ve yönetimlerinin ve bunlara yönelik işlemlerin gerçeğe aykırı yapıldığı, örgüte ait derneklerin kuruluş ve yönetimlerinin de yine mevzuata göre gerçekleştirilmediği gibi bu şirket ve dernekteki bir kısım çalışanın gerçek çalışan olmadığı, örgütün tüzük kurallarına tabi ve sırf örgütsel faaliyet yürüten örgüt mensupları olduğu; yine bu şirket, şirkete bağlı okul-dershane-yurt-işyerleri ile derneklerin muhasebe kayıtlarının da gerçeğe aykırı düzenlendiği, gerçek muhasebe kaydının ayrıca örgüt içinde düzenli ve gizli olarak "Muhtakip/Tırnak" isimli bir program üzerinden tutulduğu, örnek olarak; örgüte ait şirketlere ilişkin Masak raporları incelendiğinde örgüte ait ... Yemekçilik A.Ş. tarafından yine örgüte ait ... Özel Eğitim A.Ş. ve ... Özel A.Ş.'ye yüksek miktarlarda fatura düzenlendiğinin, düzenlenen faturalarda yer alması gereken bilgilere de yer verilmediğinin, faturaların konu edinildiği mal ve hizmetlerin gerçekte alım satımının yapıldığına ilişkin olarakta tespitin yapılamadığının belirtildiğinin görüldüğü ayrıca yine teftiş raporunda ve ...nun beyanlarında da örgüte ait ... Orta ve Yüksek Eğitim Vakfının taşınmazlarının satımı ve sonrasında örgüte aktarımında usulsüzlüklerin yapıldığı ancak daha detaylı olması gereken söz konusu incelemelerin uzun sürecek olması nedeniyle bu aşamada yapılan usulsüzlüklerin tüm boyutları ile belirlenemediği, bahsi geçen şirket, dernek, sendika ve vakıf gibi örgüte ait ya da ilintili kuruluşların aslında görünürdeki amaç ve faaliyetleri dışında tamamen örgütün amaçları doğrultusunda faaliyet gösterdiklerinin kabul edilmesinin gerekli ve anlaşılır olduğu; Mersin il merkezinde bulunan örgüte ait 7 okulun bağlı olduğu ... Özel Eğitim A.Ş., örgüte 9 dershanenin bağlı olduğu ... Özel Eğitim A.Ş., genellikle örgüte ait okul ve yurtların gıda ihtiyacını karşılayan ... Yemekçilik A.Ş., genellikle örgüte ait şirket ve derneklerin muhasebecilik faaliyetlerini yapan Mars Mali Müşavirlik gibi şirketlerin; ...il imamının emir ve talimatları doğrultusunda faaliyet gösterdikleri; bu durumun ülke genelinde yapılan soruşturma ve kovuşturmalardan anlaşılabileceği gibi sanıklardan ...beyanlarından da anlaşılabileceği, bu nedenle adı geçen şirket, dernek ve sendikanın yönetiminde ya da denetiminde veya şirket ortaklığında görev alanların il imamının hiyerarşisini kabul ettikleri kaldı ki zaten bu kimselerin örgütün kadrolu mensuplarından veya örgüte uzun süreler hizmet ederek bağlılıklarını gösteren mütevellilerden seçildiği düşünüldüğünde bahsi geçen şirketlerde ortaklık, yöneticilik veya derneklerde başkanlık, yöneticilik, denetçilik, genel sekreterlik ile sendikalarda il temsilciliği yapanların örgütle kuvvetli bağlarının bulunduğu zira bu yerlerdeki gayriresmi işlemler nedeniyle bu durumun gerekli olduğu; Somut olayda bir kısım sanıklar tarafından; ... örgüt menfaatleri doğrultusunda kurulan anonim şirketlerin yönetiminde bulunma ve hissedarı olma ile derneklerin yönetiminde olma gibi faaliyetlerde dönüşümlü olarak il imamının talimatı ile bulunulduğu, hatta ...'ın beyanında da anlaşılacağı üzere özellikle yukarıda ismi geçen şirketlere ortak olanların ortak olurken herhangi bir sermaye koymadıkları gibi şirkete ortak olurken imzalı boş kağıt alındığı, genellikle 2 yıl dolduğunda örgüt uygulaması gereği kendisinin dahi haberi olmadan şirket ortaklığından ayırdıkları, düşünüldüğünde söz konusu eylemlerin dini bir cemaatin uygulamalarının ötesinde ve tanımlanan terör örgütünün uygulama ve eylemleri kapsamında olduğu anlaşılmıştır. ...Mütevelli olan bir kısım sanıkların mütevelli olmaları nedeniyle örgüt mensubu yetiştirilmesi için hayati önemi bulunan okul, dershane ve yurt inşa edilmesi, ... evleri diye isimlendirilen öğrenci evlerinin finanse edilmesi, himmet ve kurban toplanılması, örgütle ilintili gazete dergi abonesi bulunması, örgütle ilintli şirkette görünürde hissedar ya da yönetici olunması şeklinde eylemlerde bulundukları düşünüldüğünde örgüt hiyerarşisi içinde olduklarının kabulünün gerektiği sonucuna varılmıştır. ...Her ne kadar iddia makamınca bir kısım sanıkların ... Özel Eğitim Öğretim, Kantin, Yemekçilik, Servis İşletmeleri, Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Özel Eğitim, Öğretim, Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... Yemekçilik Kantincilik, Gıda Servis Özel Yurt Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketlerindeki hisselerinin TCK'nın 55. maddesi gereğince müsaderesi talep edilmiş ise de, TMSF yazısı ve ekindeki belgeler, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Merkezi Sicil Kayıt Sistemi Sorgulama Sonucu, 11 Mayıs 2017 tarih ve 93024 sayılı Resmi Gazete dikkate alındığında söz konusu şirketlerin 670 sayılı KHK ile kapatıldıkları ve ticaret sicilinden resen terkin edildikleri ve malları tasfiye edilmiş olduğu anlaşılmış olmakla ortada bir şirket hissesi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir." (61) sanık yönünden silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet ve beraat kararlarına yönelik olarak, sanıklar, sanıklar müdafileri, o yer Cumhuriyet savcısı, katılma talepleri reddolunan Mersin Valiliği Dernekler İl Müdürlüğü vekili ve ... tarafından yapılan istinaf başvurusu neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 16.07.2019 tarih 2019/286 esas ve 2019/671 karar sayılı kararı ile Mersin Valiliği Dernekler İl Müdürlüğü ve ...'in katılma taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararın kaldırılarak haklarında katılma kararı verilerek sanıkların cezalandırılması ile vekalet ücretine hükmolunması ve sair.. nedenleri içeren istinaf istemlerinin reddine, sanık ... hakkında o yer Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin istinaf talebinin incelenmek üzere dosyanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydının yapılmasına, davanın yeniden görülmesine, duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına, diğer sanıklar yönünden verilen hükümlerde bir isabetsizlik bulunmadığından, sanıklar ve sanıklar müdafilerinin istinaf talepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, itiraz ve temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümlerin, (52) sanık yönünden müdafilerince temyizi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 18.02.2021 tarih, 2019/11473 esas, 2021/1441 karar sayılı kararı ile (50) sanık yönünden kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden, temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin onanmasına, (2) sanık yönünden kurulan mahkumiyet hükümlerin bozulmasına, oy birliği ile karar verilmiştir. III-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI: Silahlı terör örgütüne üye olmak ve terör örgütüne finansman sağlamak suçlarından yapılan soruşturma kapsamında CMK'nın 133. maddesi gereğince atanan yönetim kayyımlarının yetki ve görevlerinin, bilahere çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnamelere istinaden Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devrine dair verilen ara kararı ile iş bu karara vaki itiraz üzerine verilen mercii kararında isabet bulunup bulunmadığına ilişkin ise de öncelikle anılan mercii kararının kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilip edilemeyeceğinin tartışılması gerekmektedir. IV- HUKUKİ MEVZUAT Uyuşmazlığa yönelik Yasal düzenlemeler şöyledir; A-) 5271 sayılı CMK'nın, Şirket yönetimi için kayyım tayini Madde 133 – (1) Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hakim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir. Atama kararında, yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın onayına bağlı kılındığı veya yönetim organının yetkilerinin ya da yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verildiği açıkça belirtilir. Kayyım tayinine ilişkin karar, Ticaret Sicili Gazetesinde ve diğer uygun vasıtalarla ilan olunur. (2) Hakim veya mahkemenin kayyım hakkında takdir etmiş bulunduğu ücret, şirket bütçesinden karşılanır. Ancak, soruşturma veya kovuşturma konusu suçtan dolayı kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararının verilmesi halinde; ücret olarak şirket bütçesinden ödenen paranın tamamı, kanuni faiziyle birlikte Devlet Hazinesinden karşılanır. (3) İlgililer, atanan kayyımın işlemlerine karşı, görevli mahkemeye 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun ve 29.6.1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre başvurabilirler. (4) Bu madde hükümleri ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir. a) Türk Ceza Kanununda yer alan, 7. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282), 8. Silahlı örgüt (madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (madde 315), 9. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337), Suçları, (5) (Ek: 1/7/2016-6723/32 md.) Bu madde uyarınca atanan kayyımların görevleriyle ilgili iş ve işlemlerinden dolayı tazminat davaları, 142 ila 144 üncü maddeler uyarınca Devlet aleyhine açılır. Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan kayyımlara bir yıl içinde rücu eder. İtiraz olunabilecek kararlar Madde 267 – (1) Hakim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. İkinci Bölüm Müsadere Usulü Başvuru Madde 256 – (1) Müsadere kararı verilmesi gereken hâllerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bir karar verilmemişse; karar verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya katılan, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurabilir. (2) Kamu davası açılmış olup da iade edilmesi gereken eşya veya malvarlığı değerleri ile ilgili olarak esasla birlikte bir karar verilmemiş olması durumunda, mahkemece re'sen veya ilgililerin istemi üzerine bunların iadesine karar verilir. Duruşma ve karar Madde 257 – (1) 256 ncı maddeye göre verilmesi gereken kararlar, duruşmalı olarak verilir. (2) Müsadere veya iade olunacak eşya veya diğer malvarlığı değerleri üzerinde hakkı olan kimseler de duruşmaya çağrılır. Bu kişiler, sanığın sahip olduğu hakları kullanabilirler. (3) Çağrıya uymamaları, işlemin ertelenmesine neden olmaz ve hükmün verilmesini engellemez. Kanun yolu Madde 258 – (1) 256 ncı maddeye göre verilecek hükümlere karşı Cumhuriyet savcısı, katılan ve 257 nci maddede belirlenen kişiler için istinaf yolu açıktır. B-) 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesİ Hakkında Kanun Terörizmin finansmanı suçu MADDE 4-... (8) (Ek: 14/4/2016-6704/29 md.) Bu suç bakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun; a) 133 üncü maddesinde yer alan şirket yönetimi için kayyım tayini, ...tedbirlerine ilişkin hükümler uygulanabilir. (Ek cümle:27.11.2020-7262/36 md.) Ayrıca, 13.11.1996 tarihli ve 4208 sayılı Kanunda yer alan hükümlere göre kontrollü teslimat tedbirine karar verilebilir. C-5237 sayılı TCK'nın Kazanç müsaderesi Madde 55- (1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir. (2) Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamadığı veya bunların merciine teslim edilmediği hallerde, bunların karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilir. (3) (Ek: 26.6.2009 – 5918/2 md.) Bu madde kapsamına giren eşyanın müsadere edilebilmesi için, eşyayı sonradan iktisap eden kişinin 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun iyiniyetin korunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanamıyor olması gerekir. F-) Olağanüstü halin uygulanması sürecinde yayımlanan KHK'lara dair Kanunlar; 24 Kasım 2016 tarih, 29898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6758 sayılı Kanunun; Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye Madde 19- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer. (2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır. (3) 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanunun 13 üncü maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. (4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atanmasına karar verilen şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesi uyarınca verilen el koyma ve tedbir kararları, kayyım yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devriyle birlikte kendiliğinden kalkar. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun satış ve tasfiyeye ilişkin yetkileri Madde 20- (1) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak Fona verilen yetkiler, bu Kanun ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna verilen kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde, bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin Fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde Fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulanır. Bu madde kapsamında Fon tarafından atanan veya görevlendirilenler hakkında ve bu kapsamda icra edilen iş ve işlemler hakkında 25/7/2016 tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 37 nci ve 38 inci maddeleri uygulanır. Şirketlerin tasfiye işlemlerini yürütmek üzere Fon Kurulu tarafından görevlendirilen tasfiye komisyonu, adli işlemler veya davalar bakımından taraf ehliyetine sahiptir. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerin ya da bunların varlıklarının bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarlar yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılır. (2) Şirket varlıklarının ticari iktisadi bütünlük yoluyla satışına karar verilmesi halinde Fon Kurulu, geçmiş dönem borçlarını, bu borçların FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödettirmeye yetkilidir. (3) Bu madde hükümleri, kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının veya bunların bağlı olduğu şirketlerin Hazine tarafından devralınan varlıklarının satış ve tasfiyesini teminen Maliye Bakanlığınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesi durumunda da uygulanır. Devredilen varlıkların satışından elde edilen tutarlar Maliye Bakanlığına aktarılır. 8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7082 sayılı Kanun; Kayyım atanması Madde 9- (1) FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan gerçek ve tüzel kişilerin yüzde elliden daha az ortaklık payı olduğu şirketlerde, bu payların yönetimi ve temsili amacıyla 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca yetkili hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyım olarak atanır. Değişiklik hükümleri Madde 17- (5) 15.8.2016 tarihli ve 674 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 19 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atanmasına karar verilen şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesi uyarınca verilen elkoyma ve tedbir kararları, kayyım yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devriyle birlikte kendiliğinden kalkar.” 8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7083 sayılı Kanunun Kayyımlık yetkisinin devri Madde 7- (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hâkim veya mahkeme kararı ya da talep olmaksızın bu Kanunun yayımı tarihinde sona erer ve şirketlerin yönetimi kayyımlar tarafından derhal Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir. 08 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7086 sayılı Kanunun Muvazaalı devir işlemleri Madde 4- (1) 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerde ortaklık pay ve haklarına ilişkin olarak soruşturmanın başladığı tarihten bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar şirket ortakları tarafından yapılmış olan devir ve temlik işlemleri muvazaalı kabul edilerek geçersiz sayılır ve ticaret sicilinden resen terkin edilir. 8 Mart 2018 tarihli 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7076 sayılı Kanunun 1. maddesi Müsadere edilen şirket, ortaklık payları ve varlıklar Madde 1- (1) 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilip 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 19 uncu maddesine göre kayyımlık yetkisi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kullanılan şirketler, ortaklık payları ve varlıkların 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile 12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile 7.2.2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun İkinci Bölümü kapsamına giren suçlardan dolayı müsaderesine karar verilmesi halinde müsadere kararı; bu şirket, ortaklık payları ve varlıkların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından satış ve tasfiye edilmesi suretiyle yerine getirilir. Satış ve tasfiye sürecinde şirket, ortaklık payları ve varlıkların yönetiminin 6758 sayılı Kanunun 19 uncu maddesine göre atanan yöneticiler tarafından yürütülmesine devam edilir. Satış veya tasfiyeden elde edilen gelirler Hazineye irat kaydedilir. 31 Temmuz 2018 tarihli 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Kanunun Geçici Madde 1-(1) 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atanmasına ilişkin hüküm, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle uygulanır. (2) 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal döneminde yürürlüğe konulan ve Fon ile Fonun ilişkili olduğu Bakan ve Fonun kayyımlık yetkisi kapsamında atananlar veya görevlendirilenlerin görev, hak, yetki ve sorumluluklarını ve şirket ve mal varlığı değerlerine ilişkin, kefalet ve takip dâhil tüm muafiyetleri düzenleyen kanun hükümleri, Fonun kayyım atandığı dosyalar bakımından ceza soruşturması veya kovuşturması kesinleşinceye ya da satış veya tasfiye işlemleri tamamlanıncaya kadar uygulanır. (3) 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerde ortaklık pay ve haklarına ilişkin olarak soruşturmanın başladığı tarihten Fonun kayyım olarak atandığı tarihe kadar şirket ortakları tarafından yapılmış olan devir ve temlik işlemleri muvazaalı kabul edilerek geçersiz sayılır ve ticaret sicilinden re'sen terkin edilir. 28 Temmuz 2021 tarihli 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Kanunun Madde 20 – 25.7.2018 tarihli ve 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “altı yıl” şeklinde değiştirilmiştir. G-) Olağanüstü halin uygulanması sürecinde yayımlanan KHK'lar ile ilgili düzenlemeler; 23 Temmuz 2016 tarihli, 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı KHK'nın İkinci Bölüm, Olağanüstü Halin Uygulanmasına İlişkin Tedbirler başlıklı kısmının, Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler başlıklı 2. maddesi, "Madde 2 – (1) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen; a) Ekli (I) sayılı listede yer alan özel sağlık kurum ve kuruluşları, b) Ekli (II) sayılı listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, c) Ekli (III) sayılı listede yer alan vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri, ç) Ekli (IV) sayılı listede yer alan vakıf yükseköğretim kurumları, d) Ekli (V) sayılı listede yer alan sendika, federasyon ve konfederasyonlar, kapatılmıştır. (2) Kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılır. Kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Birinci fıkrada sayılanların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir. (3) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır. (4) Kapatılan yükseköğretim kurumlarında kayıtlı öğrenciler, Yükseköğretim Kurulu tarafından Devlet üniversitelerine veya vakıf üniversitelerine yerleştirilir. Bu şekilde yerleştirilen öğrenciler, mezun oluncaya kadar vakıf yükseköğretim kurumlarına ödemeleri gereken ücretleri ilgili üniversiteye ödemeye devam ederler. Bu fıkranın uygulanması ile ilgili olarak usul ve esasları belirlemeye, uygulamayı yönlendirmeye, her türlü tedbiri almaya ve ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Yükseköğretim Kurulu görevli ve yetkilidir. 17 Ağustos 2016 tarihli, 29804 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin devir işlemlerine ilişkin 5. maddesi MADDE 5- (3) Kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları re'sen terkin edilir. Bunların devralınan varlıkları dışındaki varlıkları da Hazineye bedelsiz devredilmiş sayılır. Bu durumda şirketlere daha önce atanmış kayyımlar tasfiye memuru olarak görevlendirilebilir veya bu şirketlere tasfiye memuru atanabilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve birinci fıkrada yer alan hususları bu şekilde devralınan varlıklar için de uygulamaya Maliye Bakanlığı yetkilidir. 01 Eylül 2016 tarihli 29818 (2. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yargı ile ilgili yapılan düzenlemeleri içerir ikinci bölüm, Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye başlıklı 19. maddesi; Madde 19- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer. (2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır. (3) 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. 29 Ekim 2016 tarih 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Kayyım atanması başlıklı 9.maddesi Madde 9- (1) FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan gerçek ve tüzel kişilerin yüzde elliden daha az ortaklık payı olduğu şirketlerde, bu payların yönetimi ve temsili amacıyla 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca yetkili hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyım olarak atanır. 29 Ekim 2016 tarih 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanunun, Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler başlıklı 2. maddesi, Madde 2- (1) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen; a) Ekli (I) sayılı listede yer alan özel sağlık kurum ve kuruluşları, b) Ekli (II) sayılı listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, c) Ekli (III) sayılı listede yer alan vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri, ç) Ekli (IV) sayılı listede yer alan vakıf yükseköğretim kurumları, d) Ekli (V) sayılı listede yer alan sendika, federasyon ve konfederasyonlar, kapatılmıştır. (2) Kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılır. Kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Birinci fıkrada sayılanların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden veya Vakıflar Genel Müdürlüğünden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir. (3) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır. 24 Kasım 2016 tarih, 29898 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6758 sayılı Kanunun, Yargı ile ilgili düzenlemeleri içeren ikinci bölümünde yer alan; Kayyımlık yetkisinin devri ve tasfiye başlıklı 19. maddesi; Madde 19- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir ve devirle birlikte kayyımların görevleri sona erer. (2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra ve olağanüstü halin devamı süresince terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca şirketlere ve bu Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca varlıklara kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu atanır. (3) 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilmesi durumunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu şirketin yahut varlıklarının veya bu Kanunun 13 üncü maddesinde belirtilen varlıkların satılmasına veya feshi ile tasfiyesine karar verebilir. Satış ve tasfiye işlemleri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yerine getirilir. (4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atanmasına karar verilen şirket, taşınmaz, hak, varlık ve alacaklar hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesi uyarınca verilen el koyma ve tedbir kararları, kayyım yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devriyle birlikte kendiliğinden kalkar. 22 Kasım 2016 tarih 29896 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 677 sayılı KHK'nın Kayyımlık yetkisinin devri başlıklı 7. maddesi; Madde 7 – (1) Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten önce terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkileri, hakim veya mahkeme kararı ya da talep olmaksızın bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımı tarihinde sona erer ve şirketlerin yönetimi kayyımlar tarafından derhal Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilir. 6 Ocak 2017 tarih, 29940 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 680 sayılı KHK'nın Çeşitli ve Son hükümler başlıklı dördüncü bölümü, 81. maddesi; Madde 81- 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı... Kanunun 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “(3) 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kapsamındaki şirketler, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun gözetiminde, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetilir. Bu şirketlerin yöneticileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından atanır ve görevden alınır. Bu şirketlerin mali durumu, ortaklık yapısı, piyasa koşulları veya diğer sorunları nedeniyle mevcut halin sürdürülebilir olmadığının tespit edilmesi durumunda, şirketin yahut varlıklarının veya 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesinin onuncu fıkrasında belirtilen malvarlığı değerlerinin satılmasına veya feshi ile tasfiyesine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından karar verilebilir. Satış ve tasfiye işlemleri ilgili şirketin yönetim kurulu tarafından yerine getirilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan onayıyla belirlenir.” 23 Ocak 2017 tarih, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 683 sayılı KHK'nın Şahsi sorumluluk davalarına ilişkin tedbir başlıklı, 7. maddesi, Madde 7 – (1) 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanan şirketlerin, kayyım atanmasından önceki sahipleri, ortakları, yönetim kurulu üyeleri, müdürleri ve diğer sorumlu yetkilileri aleyhine kayyımlar tarafından açılmış veya açılacak şahsi sorumluluk davalarında ilgili tüzel kişiliğin genel kurulunun veya yetkili kurulunun kararı aranmaz. (2) Kayyım atanan şirketlerin soruşturma kapsamındaki şüpheli ortakları ile kayyım tarafından hakkında şahsi sorumluluk davası açılan şirket ortaklarına ait ortaklık hak ve payları, soruşturma veya davanın açıldığı tarihten soruşturma, kovuşturma veya davanın kesin hükümle sonuçlandığı tarihe kadar devir ve temlik edilemez. Ortaklık hak ve paylarına ait temsil ve idare yetkisi kayyım tarafından kullanılır. Devir ve temlik yasağı Cumhuriyet savcılığı veya mahkeme tarafından resen ticaret sicili müdürlüklerine bildirilir ve tescil edilir. 9 Şubat 2017 tarih, 29974 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Olağanüstü Hal Kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında 687 sayılı KHK'nın, müsadere edilen şirket, ortaklık payları ve varlıklar başlıklı, 1. maddesi, Madde 1 – (1) 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verilip 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 19 uncu maddesine göre kayyımlık yetkisi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kullanılan şirketler, ortaklık payları ve varlıkların 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile 12.4.1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile 7.2.2013 tarihli ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun İkinci Bölümü kapsamına giren suçlardan dolayı müsaderesine karar verilmesi halinde müsadere kararı; bu şirket, ortaklık payları ve varlıkların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından satış ve tasfiye edilmesi suretiyle yerine getirilir. Satış ve tasfiye sürecinde şirket, ortaklık payları ve varlıkların yönetiminin 6758 sayılı Kanunun 19 uncu maddesine göre atanan yöneticiler tarafından yürütülmesine devam edilir. Satış veya tasfiyeden elde edilen gelirler Hazineye irat kaydedilir. 25 Ağustos 2017 tarih 30165 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 694 sayılı KHK'nın, 180. maddesi; Madde 180- 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı... Kanunun 19 uncu maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “(8) Kayyımların yetkileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirketlerde, şirketin ortaklarının şirkette sahip olduğu pay oranında yeni kurulacak şirketlerde pay sahibi olmaları koşuluyla şirket yönetim organının önerisi ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın onayıyla yeni şirket kurulmasına karar verilebilir. Bu halde şirket ortaklarının yeni şirket kurulmasına ilişkin izin ve muvafakati aranmaz. Kurulacak şirketin sermayesi kayyımların yetkileri Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı şirket tarafından ayni veya nakdi olarak karşılanır. Yeni şirket kuruluşuna ilişkin hususlar şirketlerin yönetim organlarınca hazırlanır ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakanın onayına sunulur. Bakanın onayıyla kuruluş gerçekleşir ve tescile tabi tüm hususlar her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olmak üzere ilgili ticaret sicilinde resen tescil ve ilan olunur. Bu fıkra uyarınca gerçekleştirilecek kuruluş işlemleri ilgili mevzuata tabi olmaksızın uygulanır. Yeni kurulan şirkette kayyımlık yetkisi bir mahkeme veya hakim kararına gerek olmaksızın Fona devredilmiş sayılır. (9) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyımlık görevini yürüttüğü şirketlerin genel kurullarının yetkileri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olunmaksızın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından kullanılabilir. (10) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan, bu madde kapsamındaki yetkilerini kısmen veya tamamen Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanına veya Fon Kuruluna devredebilir.” H-) 17 Ocak 2017 tarihli 29951 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen yönetmelik; Amaç ve kapsam Madde 1 – (1) Bu Usul ve Esasların amacı, 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; 10.11.2016 tarihli ve 6758 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi kapsamında kayyımlık görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen veya kayyım olarak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun atandığı şirketlerin, şirket varlıklarının, malvarlığı değerlerinin soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar yönetimine, satılmasına veya feshi ile tasfiyesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Tanımlar Madde 3 – (1) Bu Usul ve Esaslarda geçen;... ç) Şirket: 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen şirketler hariç olmak üzere; 6758 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkrası kapsamındaki şirketleri,...ifade eder. V-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME; Ayrıntıları, 14.11.1977 tarih, 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış kararlarında (03.04.2012 tarih 2011/10-438 - 2012/141 sy. 10.05.2011 tarih 6-80-90 sy. 14.12.2010 tarih 4-210-259 sy. 15.06.2010 tarih 9-117-146 sy. 23.06.2009 tarih 9-30-177 sy. gibi) açıklandığı üzere: 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinde, olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma ile; hakim ya da mahkemelerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar yahut hükümlerdeki gerek maddi gerekse usule ilişkin hukuka aykırılıkların hem ilgilisi hem de toplum açısından giderilmesi ile ülkede uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak kesin kararlara karşı kabul edilmesi nedeniyle bu amaçlara hizmet etmeyen, sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır. Aynı nedenlerle olağan yasa yollarına göre, kapsamının dar ve sınırlı olması, hukuka aykırılığın, davanın özüne ve cezaya esaslı bir şekilde etki etmesi, tüm hukuka aykırılıkların bir defada giderilmesi gerekmektedir. Hakim ya da mahkeme tarafından değiştirilmesi, geri alınması her zaman mümkün olan kararlarda yasanın aradığı kesinlikten bahsedilemez. Ciddi boyuta ulaşmayan, maddi meseleye ilişkin olan, hakimin kanaat ve takdir yetkisi kapsamında kalan hususlar ile infaz aşamasında, soruşturma ya da kovuşturma safhasında alınacak bir kararla giderilebilecek nitelikte olanlar gibi başka bir yol ve yöntemle giderilmesi mümkün olan hukuka aykırılıkların kanun yararına bozma konusu olamayacağı kabul edilmektedir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde: UYAP sisteminde yapılan incelemede, tüm şüphelilerin TMSF'ye devredilmiş olan ve kayyım atanan şirketlerdeki ortaklık paylarının TCK'nın 55/1-2 maddesi gereğince müsaderesi istemini de içeren Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2017 tarih, 2015/29580 soruşturma, 2017/5131 esas ve 2017/1106 numaralı iddianamesine istinaden Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/146 esasına kayden görülen davada, 04.05.2018 tarihli ara kararı ile; Mersin 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 23.05.2016 tarih ve 2016/3079 D. İş sayılı kararı ile örgütle iltisaklı ... Özel Eğitim Öğretim Kantin Yemekçilik Servis İşletme Ticaret A.Ş, ... Özel Eğitim Öğretim Turizm İşletmeleri San. Ve Tic. A.Ş, ... Yemekçilik Kantincilik Servis Özel Yurt Hizmetleri Tic. San. A.Ş isimli şirketler ve bu şirketler bünyesinde faaliyet gösteren işletmelere atanan kayyım heyetine ait yetkilerin 674 sayılı KHK'nın 19/1 maddesi uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesine karar verdikten sonra, 02.11.2018 tarih, 2018/260 sayılı nihai kararda/hükümde açılan müsadere davası yönünden, şirketlerin 670 sayılı KHK ile kapatıldıkları ve ticaret sicilinden resen terkin edilip malları tasfiye edilmiş olmakla ortada bir şirket hissesi bulunmadığından "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiğinin anlaşılmasına, iş bu kararın müsadere davası/talebi yönünden uyuşmazlığı infazı kabil bir çözüme ulaştıran nihai hüküm/karar niteliğinde olmadığında müstekar uygulamalara göre tereddüt bulunmamasına nazaran; açılan kamu davasında müsadere talebi ile ilgili olarak esasla beraber bir karar verilmeyen hallerde karar verilmesi için, Cumhuriyet savcısı veya katılanın, davayı görmeye yetkili mahkemeye başvurmasının mümkün olmasına (CMK madde 256) ve talep üzerine verilecek hükmün de aynı Kanunun 258/1 maddesi gereğince istinaf kanun yoluna tabi kılınmasına göre olağan yasa yolu ile çözülebilecek sorunun olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozmaya konu edilemeyeceği gözetilerek istemin reddine karar verilmiştir. V-SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görülmediğinden REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.