Türk Ticaret Kanunu 412. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 412- (1) Pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir. Mahkeme toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar. Kararında, kayyımın, görevlerini ve toplantı için gerekli belgeleri hazırlamaya ilişkin yetkilerini gösterir. Zorunluluk olmadıkça mahkeme dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir. Karar kesindir.
II - Gündem
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
5 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2015/13226 E., 2017/1218 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
dışında bulunduğunu ileri sürerek TTK'nın 412. maddesi gereği genel kurulun toplantıya çağrılmasına izin verilmesine ve gerek görüldüğü takdirde şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
11. Hukuk Dairesi 2015/13226 E. , 2017/1218 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki davadan dolayı ... ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/04/2015 gün ve 2014/771-2015/395 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili; davalı şirketin 03/06/2014 tarihli genel kurulunda müvekkilinin şirketteki müdürlük görevine son verilerek yerine ...'ın getirildiğini, ...'ın 3568 S.K uyarınca mali müşavirlik yaptığını, aynı Kanunun 43. maddesine göre mali müşavirlerin Türk Ticaret Kanuna göre limited ve anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeliği ve başkanlığı görevinde bulunmak gibi tacir sayılacak işleri yapamayacağını ve şirketin diğer müdürünün İtalyan vatandaşı olduğunu, ikametgahının ... dışında bulunduğunu ileri sürerek TTK'nın 412. maddesi gereği genel kurulun toplantıya çağrılmasına izin verilmesine ve gerek görüldüğü takdirde şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacının müvekkili şirketin müdürü iken kasten görevini kötüye kullanıp şirkete zarar vermesi nedeniyle 03/06/2014 tarihli genel kurulda müdürlük yetkisi kaldırılarak yerine ... ve ...'nin seçildiğini her iki müdürün münferit yetkili olduğunu, ...'ın müdürlük görevinden istifa etmesi üzerine yeni müdür veya müdürlerin seçilmesi için 29/09/2014 tarihinde genel kurulun toplantıya çağrılması yönünde karar alıp Ticaret Sicilinde ilan ettirildiğini, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre şirkete yabancı müdür atanmasına herhangi bir engel olmadığını savunarak haksız davanın reddine veya konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermesini istemiştir.
Mahkemece; incelenen tüm dosya kapsamına göre; dava tarihinden sonra meslek yasaklısı olan yetkili müdürün istifa ettiği, diğer müdürün ise müdür seçilmesi için genel kurulu olağan üstü toplantıya çağırdığı ve toplantıda şirket müdürü hakkında karar alındığı ve dava tarihinden sonra genel kurul toplantısı yapıldığı için davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
6102 sayılı TTK'nın m. 617/3 yollamasıyla 411 ve 412. maddeleri gereğince genel kurulun toplantıya çağrılmasına izin davası sonucunda mahkemece verilecek kararın kesin olması nedeniyle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilince verilen temyiz dilekçesinin REDDİNE, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(M) (M)
KARŞI OY
6102 sayılı TTK 412. maddesinde "Pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir. Mahkeme toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar. Kararında, kayyımın görevlerini ve toplantı için gerekli belgeleri hazırlamaya ilişkin yetkilerini gösterir. Zorunluluk olmadıkça mahkeme dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir. Karar kesindir." hükmü getirilmiştir.
Madde metninde de açıkça ifade edildiği üzere mahkeme kararının kesin olması, mahkemece genel kurulun toplantıya çağrılması yani davanın kabulü hali için düzenlenmiştir.
Nitekim genel kurulun toplantıya çağrılmasından sonra yapılacak işlemler de madde metninde açıklanmış ve bu şekilde verilecek kararın kesin olduğu öngörülmüştür.
Kararın kesin olması halinin, mahkemece genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin karara münhasır bulunmasına göre, bu konuda açılan davada kabul dışında başkaca bir karar verilmesi halinde de kararın kesinliğinden sözedilmesi, T.C. Anayasası'nın 36. maddesinde ifade edilen adil yargılanma ve hukuki güvenlik hakkının ihlali sonucunu doğurabilecektir.
Somut uyuşmazlıkta, yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmediğinden, verilen karar niteliği itibari ile temyizi kabil bir karardır.
Açıklanan nedenle, kararın esasının incelenerek sonucuna göre Dairece karar ittihaz olunması gerekirken yazılı şekilde temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.
Diğer kararlar (4)
11. Hukuk Dairesi, 2023/6616 E., 2025/360 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Hükmüne göre yönetim kurulunun, devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkân bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle tek bir pay sahibinin genel kurulu toplantıya çağırabileceği, TTK'nın 412. maddesinin uygulamasında ise şirkette yönetim kurulu mevcut olup pay sahiplerinin çağrı istemi reddedildiği veya isteme olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı p
11. Hukuk Dairesi 2023/6616 E. , 2025/360 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/787 Esas, 2023/1451 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/1150 E., 2021/57 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından duruşma istemsiz olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.01.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı asıl dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin %33,3 oranda ortağı ve müdürler kurulu başkanı, şirketin diğer ortakları ... ve ...'nun müdürler kurulu üyeleri olduğunu, ... ve ...'nun, müdürler kurulu başkanının bilgisi dışında 12.10.2017 tarihli olağanüstü genel kurul kararı taslağı hazırlayarak ihbarname ile müvekkiline gönderdiklerini, kararın imza edilmesini istediklerini, anılan genel kurul kararında müvekkilinin müdürlükten azledildiği ve ortak ...'nun paylarını diğer ortak ...'e devrettiği hususunun onaylandığının belirtildiğini, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1057 E. sayılı dosyası ile alınan genel kurul kararının yokluğu, butlanı ve iptali istemli dava açıldığını, Mahkemece 12.10.2017 tarihli 74 sayılı ortaklar kurulu kararının yokluğuna karar verildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, davalı şirketin diğer ortaklarının ihtarname ile müvekkiline olağanüstü genel kurul gündemli müdürlük kurulu kararını gönderdiklerini, ihtarnamenin 07.09.2018 tarihinde müvekkiline cezaevinde usulsüz bir şekilde tebliğ edildiğini, 14.09.2018 tarihinde olağanüstü genel kurulun yapılarak daha önce İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1057 E. sayılı dosyası ile yokluğu tespit edilen kararların tekrar alındığını, alınan kararların alınma usulü ve içeriği yönünden yok hükmünde olduğunu, genel kurulun toplantıya 15 gün öncesinden çağrılması gerektiğini, limited şirketlere uygulanacak çağrı merasimine uyulmadığını, genel kurulu toplantıya çağırmak için alınmış geçerli bir müdürler kurulu kararının bulunması gerektiğini, müdürler kurulu başkanı olan müvekkilinden habersiz bir şekilde müdürler kurulu ya da genel kurul kararı alınmasının mümkün olmadığını, yönetim kurulunu toplantıya çağırma yetkisinin kural olarak yönetim kurulu başkanına ait olduğunu, genel kurula çağrı şekline de uyulmadığını, genel kurulda alınan kararların içerik olarak da kanun ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, davalı ...'in şirketi temsil yetkisini fiilen ele geçirdiğini, şirkete zarar verici, şirket mal varlığını azaltıcı şekilde hareket etmeye başladığını, anılan kişi hakkında sorumluluk davası açıldığını, davalı şirketin 20 milyon USD değerli ... Gayrimenkul A.Ş.'deki %50 hissesini de kendine üzerine aldığını ileri sürerek 14.09.2018 tarihinde alınan ve 02.10.2018 tarihinde tescil edilen 80 sayılı kararın ve özellikle genel kurulun 7. maddesinde yer alan şirketin ... Gayrimenkul A.Ş.'deki hisselerinin tamamının ...'e devrine icazet verilmesine ilişkin kararın yok hükmünde olduğunun tespitine, bu talep kabul görmezse butlanla batıl olduğunun tespitine, olmadığı taktirde iptaline karar verilmesini, alınan kararların icralarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 449. maddesi uyarınca tedbiren durdurulmasına, ... adına muvazaalı devredilen ... Gayrimenkul A.Ş.'deki %50 hissesinin 3.kişilere devri ve temlikinin önlenmesi için tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; TTK'da öngörülen çağrı prosedürüne uyulduğunu, 6102 sayılı TTK'nın 617/1 hükmünde genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılacağının düzenlendiği, limited şirket müdürlüğü görevinin vekaleten ifa edilemeyeceği, davacı müdürler kurulu başkanı olması sebebiyle anılan Kanun'un 624. maddesi gereği genel kurulu kendisinin toplantıya çağırabileceğini belirtmiş ise de davacının tutukluluk hâli nedeniyle söz konusu görevini fiilen ifa edemeyeceğini, TTK'nın 411. maddesi uyarınca ortak ...'in müdürler kuruluna, genel kurulun toplantıya çağrılması için genel kurul gündemi de belirtilmek suretiyle ihtarname gönderdiğini, müdürler kurulunun toplantıya çağrısı değil azlık hakkı sahibi ortağın toplantıya çağrısı bulunduğunu, müdürler kurulunun diğer üyeleri ... ve ... tarafından 31.08.2018 tarihli çağrı ile 10.08.2018 tarihli ihtarda belirtilen gündem maddelerinin karara bağlanması için olağanüstü toplantıya davet edildiğini, çağrının tutuklu bulunan davacıya, eşine ve avukatına iadeli taahhütlü gönderildiğini, tebligat davacıya tebliğ edilmesine rağmen genel kurula katılmadığını, genel kurula ilişkin ilan ve prosedüre uyulduğunu, genel kurula katılmayan davacının alınan kararlar hakkında yokluğun ve butlanın tespiti ile iptal davası açamayacağını, davanın kötü niyetli olduğunu, ...'e ait dava dışı bir şirkete ait hisseler üzerinde tedbir uygulanması talebinin kabul edilemeyeceğini, genel kurul kararlarının usulüne uygun alındığını, gerekli nisaplara uyulduğunu, davacının oy oranının da kararın alınmasını etkileyebilecek nitelikte olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müdürler kurulu başkanının davet konusunda öncelikle yetkisinin bulunduğu, başkanın görevini yapmaması veya yapmasına engel bir durumun mevcut olması gibi istisnai hallerde müdürler kurulu üyelerinden herhangi birinin müdürler kurulunu toplantıya çağırabileceğini, müdürler kurulunun toplantıya çağrılması ya da müdürler kuruluna bizzat katılımın zorunlu olduğunu, yönetim kurulu toplantısına davacının vekaleten katılma imkanı bulunmadığı, davacının belirtilen tarihlerde cezaevinde tutuklu bulunduğu, bu nedenle müdürler kurulunu toplantıya çağırması ya da müdürler kurulu toplantısına bizzat katılmasının fiziken mümkün olmadığı, müdürler kurulunun diğer üyeleri ... ve ... tarafından müdürler kurulunun toplantıya çağrılabileceği, ... tarafından 10.08.2018 tarihli ihtarname ile şirket müdürler kurulu tarafından genel kurulun belirtilen gündem maddeleriyle toplantıya çağrılmasının talep edildiği, söz konusu ihtarnamenin ve çağrının tutuklu bulunan davacıya, eşine ve vekiline iadeli taahhütlü olarak gönderildiği, davacının tutuklu olması sebebiyle müdürler kurulunu toplantıya çağıramadığı, daha sonra ... tarafından müdürler kurulunun toplantıya çağrılmasına ilişkin 31.08.2018 tarihli istemin 07.09.2018 tarihinde davacıya cezaevinde taahhütlü mektupla tebliğ edildiği, yapılan müdürler kurulu toplantısında genel kurulun toplantıya çağrıldığı, çağrının usulüne uygun olarak yapılmış sayılması gerektiği, 1,2,3,4 ve 5. gündem maddelerinde alınan kararların gerekli usul ve nisaplara uygun alındığı, gündemin 6. maddesinde alınan yöneticiye TTK'nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin kararın gerekli nisapları taşımaması ve oydan yoksunluk hali nedeniyle yoklukla malul olduğu, davalının ... Gayrimenkul Yatırım A.Ş.'de bulunan %50 payın ortak ...'e devrine izin verilmesine ilişkin 7 no.lu kararında oydan yoksunluk, satış yetkisinin genel kurula ait olması ve nisaplara uygun olmaması nedeniyle yoklukla malul olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 14.09.2018 tarihinde yapılan genel kurulda alınan 6 ve 7 no.lu kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, TTK'nın 449. maddesi gereği hüküm kesinleşinceye kadar kararların icrasının geri bırakılmasına, diğer taleplerin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müdürler kurulu başkanı olan davacının tutuklu olması sebebiyle diğer müdür ...'in 10.08.2018 tarihli ihtarnamesi olağanüstü genel kurul toplantısına çağrı yapılmasını talep ettiği, davacı tarafından çağrı yapılmaması üzerine davacı dışındaki aynı zamanda müdür olan diğer ortaklar ... ve ...'in 31.08.2018 tarihinde müdürler kurulu kararı alarak 14.09.2018 tarihinde olağanüstü genel kurul yapılmasına ve gündemin belirlenmesine karar verdiği, söz konusu davet ve gündemin 15.08.2018 tarihinde noterlikce tasdik edildiği, 28.08.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiği, ayrıca gazete de yayımlandığı, davet ve gündemin davacıya cezaevi aracılığı ile 07.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği, TTK'nın 617. maddesinde genel kurulun toplantı gününden en az 15 gün önce toplantıya çağrılacağının belirtildiği, davet mektubunun ulaştığı tarih ile toplantı tarihi arasında 15 günlük bir süre olacağının belirtilmediği, toplantının ilanı ile yapıldığı tarih arasında 15 günlük süreye uyulduğu, davet mektubunun toplantıdan makul bir süre önce davacıya ulaştığı, bu sebeple çağrı usulüne uygun olup davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, müdür olan ortaklar ... ve ...'in katılımı ile 14.09.2018 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığı, TTK'nın 617/1 hükmünde genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılacağı, birden fazla müdür olması halinde çağrının kurul kararı ile yapılacağı, TTK'nın 624/2 hükmünde başkan olan müdürün genel kurulun toplantıya çağrılması ve genel kurul toplantılarının yürütülmesi konularında olduğu gibi genel kurul başka yönde bir karar almadığı ya da şirket sözleşmesinde farklı bir düzenleme öngörülmediği takdirde, tüm açıklamaları ve ilanları yapmaya da yetkili olduğu, bu hükmün emredici kural olarak düzenlendiği, başkan olan müdürün herhangi bir sebeple çağrıda bulunmasına yasal engel olması veya çağrıyı sürüncemede bırakması halinde diğer müdür veya ortakların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 427/b-4 hükmü uyarınca genel kurul toplantısına çağrılması ve toplantı yapılması için temsil kayyımı atanması talebinde bulunabileceği, anılan TTK'nın 617/3 hükmü delaletiyle limited şirketler içinde uygulanan aynı Kanun'un 410/2. Hükmüne göre yönetim kurulunun, devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkân bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle tek bir pay sahibinin genel kurulu toplantıya çağırabileceği, TTK'nın 412. maddesinin uygulamasında ise şirkette yönetim kurulu mevcut olup pay sahiplerinin çağrı istemi reddedildiği veya isteme olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, mahkemenin genel kurulun toplantıya çağrılmasına karar verebileceği; ancak çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atayacağı, somut olayda müdürler kurulu başkanı olan davacının tutuklu olması sebebiyle görevini ifa edemediği ve talebe rağmen genel kurul toplantısı yapılması için çağrıda bulunmadığı, bu sebeple davacı dışındaki diğer müdürlerin izleyeceği yolun TTK'nın 410/2 ve 412. maddelerine göre mahkemeden genel kurulun toplantıya çağrılması için talepte bulunmak olacağı, davacı dışındaki diğer müdürlerin bu yolu izlenmeksizin olağanüstü genel kurulu toplantıya çağırma yetkisinin yasal olarak bulunmadığı, yetkisiz kişiler tarafından çağrılan ve toplanan genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, 14.09.2018 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, TTK'nın 449/1. hükmü uyarınca hüküm kesinleşinceye kadar dava konusu olağanüstü genel kurulda alınan tüm kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına, ihtiyati tedbir kararının tescil ve ilanı için karardan bir örneğinin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti, butlanı olmadığı takdirde iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine, 23.01.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2021/1834 E., 2022/5827 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
Davalı vekili, TTK'nın 412. maddesi uyarınca mahkemeye başvurmadan önce genel kurula başvurunun dava şartı olduğunu, şirketin yönetiminde bir organ eksikliğinin bulunmadığını, müvekkilinin, 16.02.2011 tarihli ortaklar kurulu kararıyla (dışardan) müdür olarak atandığını, o ta
11. Hukuk Dairesi 2021/1834 E. , 2022/5827 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 26.09.2018 tarih ve 2018/408 E- 2018/886 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.11.2020 tarih ve 2019/271 E- 2020/1374 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %49 payına sahip olduğunu, dava dışı ...'in ise %51 oranında ortak ve tek yetkili göründüğünü, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/320 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda ...'in ortak olmadığına, yapılan hisse devri işleminin yok hükmünde olduğunun tespitine, genel kurulda alınan bu yöndeki kararları iptaline ve aynı zamanda yürütmenin durdurulmasına hükmedildiğini, bu kararla dava dışı ortağın yönetici sıfatının sona erdiğini, TTK'nın 623. maddesinin en az bir ortağın müdür olmasını öngördüğünü, 28/03/2018 tarihli genel kurul toplantısında müvekkilinin müdür olarak seçildiğini, ancak tescil ve ilanının yapılmadığını ileri sürerek, 28.03.2018 tarihinde yapılan RMC Şirketi Genel Kurulunda müdür seçilen müvekkilinin ticaret sicilde tescil ve ilanı için öncelikle müvekkiline, kabul edilmez ise başka birine yetki verilmesine, tescil talebi yerinde görülmez ise, RMC şirketinin TTK 623/1 uyarınca yeni yönetiminin oluşturulması gündemli genel kurul toplantı çağrısı yapması hususunda öncelikle müvekkiline kabul edilmez ise başka bir kişiye yetki verilmesine ve toplantı için gereken şirket kayıt ve defterlerinin yetkili kişiye teslim edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, TTK'nın 412. maddesi uyarınca mahkemeye başvurmadan önce genel kurula başvurunun dava şartı olduğunu, şirketin yönetiminde bir organ eksikliğinin bulunmadığını, müvekkilinin, 16.02.2011 tarihli ortaklar kurulu kararıyla (dışardan) müdür olarak atandığını, o tarihte yürürlükte olan 6752 sayılı Yasa'nın 541. maddesi gereği, dışarıdan müdür atanmasının mümkün olduğunu, 16.02.2011 tarihli kararla müdürlük görevinin 20 yıl olarak belirlendiğini, 6103 sayılı Yasa'nın 25. maddesinde eski yasa döneminde atanan müdürlerin görevinin devam edeceğinin öngörüldüğünü, bu nedenle yöneticinin görevini sürdürdüğünü, müdürlük görevinin, ortaklığın yapısından etkilenmeyeceğini, İstanbul Anadolu 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'nde verilen kararın, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nin 2017/1056 Esas, 2018/500 Karar sayılı kararı ile ortadan kaldırıldığını, davacının İstanbul Anadolu 7 Asliye Ticaret Mahkemesi'nde müvekkilinin ortaklıktan çıkarılması, yöneticilikten azledilmesi ve kar payı alacağının ödenmesi istemli açtığı davanın ise reddine karar verildiğini, davacının 28/03/2018 tarihli toplantıda müdür olarak atanmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin davadan önce 28/03/2018 tarihinde yapılan 2017 yılı genel kurul toplantısının gündeminde müdürlük seçiminin bulunmadığı, davacı vekilinin şirket müdürlüğü seçimi yapılmasını talep ettiğine ve bu talebin reddedildiğine dair toplantı tutanağında bir kayıt bulunmadığı, davacı vekilinin davadışı ...'in müdürlük yapamayacağına, davacıyı müdür sıfatıyla seçtiğine dair tutanağa geçen beyanının TTK'nun 412(1) maddesi kapsamında aranan nitelikte istem olmadığı, bu nedenle TTK'nın 412(1) maddesindeki dava şartının yerine getirilmediği gibi davalı şirketin yönetim boşluluğununda bulunmadığından davacı tarafın genel kurulun toplantıya çağrılması konusunda yetki verilmesine yönelik davasının da dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiği gerekçeleriyle davacı tarafın 28/03/2018 tarihli genel kurul toplantısının davacının müdür olarak atandığı iddiasına ilişkin kararın tescil ve ilanı için yetki verilmesine yönelik davasının reddine, davacı tarafın genel kurulu toplantıya çağrılması konusunda yetki verilmesine yönelik davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete 2011 yılında dava dışı ...'in ortaklar dışında 20 yıllığına müdür olarak atandığı, atama kararının 6762 sy TTK 541 maddesinin yürürlükte olduğu dönemde gerçekleştiği, 6103 sayılı TTK'nın Yürürlülüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 25. maddesinde, 6102 sy TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan limited şirket müdürlerinin görevden alınmaları veya yönetim kurulu üyeliğinin başka bir sebeple boşalması hariç, sürelerinin sonuna kadar görevlerinin devam edeceğinin düzenlendiği, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/320 Esasında açılıp karara bağlanan davada, davalı şirketin 25.04.2012 tarihli genel kurul kararlarının 1 ve 2 nolu maddelerinde alınan ve şirket müdürü ...'e ilişkin hisse devir kararlarının yok hükmünde olduğuna ilişkin kurulan hükmün, kararın istinaf edimesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi' nin 2017/1056 E - 2018/500 K sayılı ve 18.05.2018 tarihli kararı ile ortadan kaldırıldığı, davalı şirketin 28/03/2018 tarihinde yapılan 2017 yılı genel kurul toplantı tutanağına göre, davacının müdür seçildiğine dair belirlenmiş bir gündem, oylama ve alınmış bir karar bulunmadığı, TTK' nın 623. maddesinin, şirketin yönetim ve temsilinin düzenlendiği, genel kurula çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemlerde uygulanması gereken usulün ise, aynı Yasa'nın 412. maddesinde düzenlendiği, dosya kapsamı ile davacı tarafça, söz konusu yasa maddesinde belirtilen usuli işlemler gerçekleştirilerek dava açıldığına dair delil de bulunmadığından ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 13/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2016/2371 E., 2017/1397 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
maddesine göre genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılabileceğini, TTK'nın 411 ve 412. maddesi birlikte incelendiğinde şirket yönetimince 7 iş günü içerisinde çağrıyı kabul edildiğinin çağrı yapana olumlu cevap verilmemesi halinde çağrının reddedildiğini, bu durumda genel kurulu toplantıya istem sahibinin çağırmasının gerektiğini, i
11. Hukuk Dairesi 2016/2371 E. , 2017/1397 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.12.2015 tarih ve 2014/970-2015/1174 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.03.2017 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ... Ltd. Şti.'nin ortaklarının %25 payla davacı ..., %20 payla davacı ..., %30 payla davalı ... ve %25 payla ... olduğunu, ortaklardan davacı ...'nin 14/04/2008 tarihli genel kurul kararı ile şirket müdürü seçildiğini ve o tarihten itibaren şirket müdürlüğünü yaptığını, şirket ortaklarının ... 1. Noterliği'nin 4293 yevmiye nosu ile ... tarafından olağanüstü genel kurul toplantısına çağrıldığını, işbu çağrıda; olağan üstü genel kurulun şirket merkezinde 12/05/2014 tarihinde yapılacağının ve gündemin şirket müdürü ...'nin azli ve yeni şirket müdürü seçimi olduğunun bildirildiğini, iş bu davet belgesinin davacı ...'ye 06/05/2014 tarihinde tebliğ edildiğini, şirkette toplan %55 hisse sahibi olan davalılar ... ve ...'nin 12/05/2014 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket müdürü ...'yi müdürlükten azlettiklerini ve müşterek imzayla yetkili olmak üzere kendilerini şirket müdürü seçtiklerini, 12/05/2014 tarihli ortaklar kurulu kararının mutlak butlanla malül olduğunu, ... 1. Noterliği'nin 4293 yevmiye numaralı belgesinin Av. ...'ın, ... vekili sıfatı ile talebi üzerine şirket ortaklarına gönderildiğini, Av. ...'ın dayanak vekaletnamesinde Ege Botanık Ltd. Şti.'nin olağan üstü genel kurula davete ilişkin herhangi bir yetkiyi içermediğini, TTK'nın 617. maddesine göre genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılabileceğini, TTK'nın 411 ve 412. maddesi birlikte incelendiğinde şirket yönetimince 7 iş günü içerisinde çağrıyı kabul edildiğinin çağrı yapana olumlu cevap verilmemesi halinde çağrının reddedildiğini, bu durumda genel kurulu toplantıya istem sahibinin çağırmasının gerektiğini, işbu çağrının toplantı tarihinden en az 15 gün içerisinde ortaklara uluşması gerektiğini ileri sürerek, 12/05/2014 tarihli genel kurul kararının, bu karar dayanak yapılarak oluşturulan 12/05/2014 tarih ve 1523 sayılı ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ticaret sicil tasdiknamesi ve ... 2. Noterliği'nin 3994 yevmiye numaralı 12/05/2014 tarihli şirketi temsil yetkisini içerir imza sirküsünün mutlak butlanla sakat olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin verdiği vekaletnamenin "olağanüstü genel kurula çağırma yetkisi" taşınmasına gerek olmadığını, bunun için özel yetkiye gerek olmadığını, kaldı ki şirkete ortak olanın davalı ... olduğunu, çağrı da ... adına yapıldığını, davacının kötü niyetli olduğunu, ... Ticaret Sicil Memurluğu'ndan, şirketin mali genel kurul yapıp ortakların müdürü ibra ettiklerine dair 2008 yılından dava tarihine kadarki 6 yıllık sürede bu gündemle toplantı yapamadığına dair alınan yazıyı da dosyaya sunduklarını, şirket müdürü Sönmez Kahvesi hakkında verilen ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararının, bu kararda şirketi zarara soktuğunun sabit olduğunu, 2012 ve 2013 yıllarında da yapılan tespitlerde de şirketin mal varlığını oluşturan bilançoda ki bitkilerin miktarları ile sahada seralarda ve arazilerde sayıldığında tutmamakta, fiili sayımda daha fazla mal çıktığını ve dolasıyla şirketin faturasız satış yaptığı ve bundan dolayı, şirketi zarara soktuğunu, mameleki kendi zimmetine aktardığını, kasıtlı ve planlı menfaat sağladığını, bu arada şirketin mamelekini azalttığını ispatlamak istediklerini, ... hakkında yeni açılan ... Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki davanın iddianamesinde şirketi 418.000,00 TL zarara soktuğuna ve bu kadar parayı kendi zimmetine geçirerek güveni kötüye kullanmak suçu işletiğinin sabit olduğunun ispatlandığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, TTK'nın 411. maddesine göre genel kurulun toplantıya çağrılmasını isteme hakkının sermayenin en az 1/10'una ait şirket ortaklarına tanınması nedeniyle bu maddede şirket ortağının genel kurula çağrı yapma hakkını vekili vasıtası ile kullanıp kullanamayacağı hususunda düzenleme yoksa da, TTK hükümlerine göre oy hakkının pay sahibi olmayan temsilciler aracılığı ile kullanılması mümkün olduğu ve genel kurul çağrısının temsilci vasıtası ile yapılmasına engel teşkil eden bir düzenlemenin bulunmadığı dikkate alındığında, çağrının usulsüz olduğu ve genel kurulda alınan kararların mutlak butlanla batıl olduğu iddiasının hukuken geçersiz olduğu, 12/05/2014 tarihinde, şirket müdürlerinin seçimlerine dair alınan kararın toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu (%55 oyla) ile alınması nedeniyle hukuken geçerli olduğu ve şirketin organsız olmadığı anlaşıldığından, davalı şirkete yönetici kayyım atanması talebinin de yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın ve davalı şirkete kayyım atama talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket olağanüstü genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın limited şirketlerde genel kurulun toplanmasında çağrı usulünü düzenleyen 617/(3). maddesinde, toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümlerin, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla uygulanacağı düzenlenmiş olup, bu şekilde atıf yapılan TTK 411. maddede sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahiplerinin, yönetim kurulundan, yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek, genel kurulu toplantıya çağırmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilecekleri, esas sözleşmeyle, çağrı hakkının daha az sayıda paya sahip pay sahiplerine tanınabileceği, yönetim kurulu çağrıyı kabul ettiği takdirde, genel kurulun en geç kırkbeş gün içinde yapılacak şekilde toplantıya çağrılacağı, aksi hâlde çağrının istem sahiplerince yapılacağı düzenlenmiş olup, TTK 412. maddesinde ise pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemlerinin yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinin karar verebileceği düzenlemiştir.
Somut uyuşmazlıkta, şirketteki diğer ortaklar, yine şirkette hissedar olan davalı ... vekili Av. ... tarafından 05.05.2014 tarihinde noter kanalı ile 12.05.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına davet edilmiş olup, bu davet üzerine şirketin olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmıştır.
Yukarıda belirtilen kanun maddeleri çerçevesinde davalılardan ...'nin ister bizzat ister vekili vasıtasıyla yasada belirtilen prosedürü yerine getirmeden şirket hissedarlarını doğrudan olağanüstü genel kurulu toplantısına davet hakkının bulunmadığı, bu çağrı üzerine gerçekleştirilen genel kurulda alınan kararların butlan ile malül olduğu hususu gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2016/9529 E., 2018/5070 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/399-422 sayılı dosyasında, 7 ayrı pay sahibinin TTK m.412 hükmü uyarınca, şirketi olağan genel kurul toplantısına çağırmak üzere kayyum atanması talebi üzerine, pay sahibi Hasan İlhan tarafından, ekli gündem maddesiyle birlikte noter ihtarnamesiyle toplantıya çağırıldığı, gündemde, şirket müdü
11. Hukuk Dairesi 2016/9529 E. , 2018/5070 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/03/2016 tarih ve 2014/641-2016/251 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen dava davacılar vekili, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/399 E ve 2014/422 Karar sayılı dosyasıyla davalı şirkete kayyum olarak atanan müdürler kurulu üyesi ... tarafından düzenlenen genel kurul toplantısına davetiyesinin hukuka aykırı düzenlediğini, gündemin ilan edilmeden tebliğ edildiğini, müdürler kurulunun faaliyet dönemine ait yıllık faaliyet raporunun okunup finansal tabloların müzakere edilip müdürler kurulu üyelerinin ibra ve azlinin gündeme gelebileceğini, kayyumun gönderdiği davetnamede bu sıraya riayet edilmediğini, davalıların bir araya gelme sebebinin 18.05.2009 tarihli genel kurul kararıyla 10 yıllık süre için müdür olarak atanan şirket ortaklarından ..., ..., ...'ın müdürlük görevinden azli ile şirket ana sözleşmesi 14. maddesi doğrultusunda yeni müdürler seçilmesi olduğunu, müdürler kurulu başkanının belirlenmesi, müdürlerin yetkilerinin belirlenmesi ile birlikte imza ile yetkili kılınmalarına ilişkin gündem sırasının kanuna ve usule aykırı şekilde değiştirildiğini, bu durumun BK’nın 19. ve 20. maddelerine aykırılık teşkil ettiğini, toplantıya davet aşamasında karar alınmayışı, ilan edilmeyişi, iki toplantı arasında iki haftalık süre bırakılmayışı muhalefet şerhi olarak toplantı tutanağına geçirilmesi talep ve icra olunmuş ise de davalı genel kurulun çoğunluk üyeleri tarafından kaale alınmadığını ileri sürerek şirketin toplantıya davetin ve toplantıda alınan 29/09/2014 tarihli genel kurul kararlarının butlanla batıl olduğundan iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen dava davalı vekili, genel kurula çağrının usulüne uygun olarak yapıldığını, tüm ortaklara noter marifetiyle tebliğ edildiğini, gündemin anonim şirketlerin genel kuruluna ilişkin yönetmelikteki sıralamaya uygun olması gerekmediğini, davacıların kötü niyetli olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; genel kurul toplantısına çağrının usulsüz olmasının tek başına genel kurul kararlarının iptalini gerektirmeyeceği, şirket bilançoları ve muhasebe kayıtlarının toplantı gününden en az 15 gün öncesinden davacı şirket ortaklarının bilgisine sunulmasının gerektiği, TTK 447. maddesine göre muhalefet şerhinin olarak tutanağa geçirildiği, talebin gündemle ilgisi olmadığından reddine karar verildiği, davacı ortakların TTK 447. maddesi anlamında bilgi alma haklarının engellendiğine kanaat getirildiği, toplantı tutanağının 3/a bendine göre 18/05/2009 tarihli genel kurul kararının 1.maddesi gereğince 10 yıllık süre için müdür olarak atanan şirket ortaklarından ..., ... ve ...'ın müdürlük görevinden herhangi bir sebep gösterilmeksizin azline oy çokluğuyla karar verildiği ve süresiz olarak müştereken imzayla yetkili olmak üzere ... ve ...'ın oy çokluğuyla müdür olarak seçilmiş olduğu, bu haliyle hiçbir sebep gösterilmeksizin davacıların müdürlük görevinden azledilmiş olması ve süresiz olarak başka bir ortağa imza yetkisi verilmiş olması nedeniyle davacı şirket ortaklarının şirketteki görevlerine son vermek amacıyla toplantının yapıldığı ve TBK’nın 27. maddesi kapsamında davacıların kişilik haklarına aykırılığın mevcut olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile 29/09/2014 tarihli genel kurulda alınan kararların batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, farklı ortaklarca açılan, 29.09.2014 tarihli toplantıda alınan limitet şirket genel kurul kararlarının butlanının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, şirket bilanço ve muhasebe kayıtlarının genel kurul toplantı tarihinden en az 15 gün önce şirket merkezinde ortakların bilgilendirilmesine açık olarak bulundurulmadığından ve toplantı sırasında da bu yöndeki taleplerin reddine karar verildiğinden, TTK 447. maddesi uyarınca pay sahiplerinin inceleme ve denetleme haklarının ihlal edildiği, bu nedenle toplantıda alınan kararların butlanla batıl olduğu, ayrıca müdürlerin azli konusunda hiçbir gerekçe gösterilmemesi ve yeni müdürlerin süre sınırı olmaksızın seçilmiş olmasının da TBK m. 27 uyarınca kişilik haklarına aykırı olması nedeniyle genel kurulda alınan kararların butlanla batıl olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Somut olayda, butlan ile batıl olduğu ileri sürülen 29.09.2014 tarihli genel kurul toplantısı, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/399-422 sayılı dosyasında, 7 ayrı pay sahibinin TTK m.412 hükmü uyarınca, şirketi olağan genel kurul toplantısına çağırmak üzere kayyum atanması talebi üzerine, pay sahibi Hasan İlhan tarafından, ekli gündem maddesiyle birlikte noter ihtarnamesiyle toplantıya çağırıldığı, gündemde, şirket müdürlerinin azlinin azli, bilanço ve gelir-gider tablosunun okunması ile 2012 yılı faaliyet raporunun okunması ve genel kurul toplantı iç yönergesinin bulunduğu, toplantı sırasında, hem asıl, hem de birleşen dosya davacılarının alınan kararlara muhalefet şerhi koydurdukları ve eldeki davanın de üç aylık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar TTK 617/3 maddesinde, toplantıya çağrı ile ilgili anonim şirketler hükümlerine atıfta bulunulmuş ise de, söz konusu çağrı usulüne uyulmamış olmasının, toplantıyı çağrısız toplantı haline sokmayacağı, toplantıya %97 pay sahibinin asaleten veya vekaleten katıldıkları, TTK 414.maddesi uyarınca toplantı günü ve gündemi ticaret sicili gazetesinde ilan edilmemiş ise de, bu husus butlan sebebi olmadığı gibi, davacıların toplantı günü ve gündemden daha önce haberdar olmaları ve ayrıca toplantıya da katılmış ve muhalefetlerini tutanağa geçirmiş olmaları nedeniyle, bu eksiklik sonuca da etkili olmadığından TTK 446.maddesi uyarınca iptal sebebi olarak da görülemez.
Mahkemece, bilanço ve gelir-gider tablolarının en az 15 gün önce şirket merkezinde pay sahiplerinin incelenmesine hazır bulundurulması hususu bilgi alma hakkının ihlali olarak değerlendirilmiş ise de, esasen azledilmiş müdürlerce bilanço ile gelir gider tablolarının hazırlanması gerektiğinden ve o kişilerce yönetime ilişkin gerek diğer görevler, gerekse bilanço, gelir-gider tablosu ile faaliyet raporları bunlar hazırlanmadığı için şirket genel kurulu, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin verdiği izne istinaden kayyum tarafından toplantıya çağırılmış olması nedeniyle, kayyum tarafından sadece resmi kurumlara intikal etmiş bilgilerin okunmasıyla yetinilmiş olması, genel kurul tarafından, pay sahiplerinin, bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarının sınırlandırılmasına ilişkin olarak alınmış bir kararın da bulunmaması nedeniyle, mahkemece butlan sebebi sayılması doğru olmamış hükmün davalı taraf yararına bozulması gerekmiştir.
2- Mahkemece, şirket olağan genel kurul toplantısında, müdürlerin azline dair alınan kararın haklı bir nedene dayanmadığı gerekçesiyle butlan kararı verilmesi de doğru değildir. Somut olayda şirket müdürlerinin azline dair kararların iptali konusunda ileri sürelen sebepler butlan sebebi değil, iptal sebebi olarak görülmelidir. TTK 630/1. maddesi uyarınca, şirket genel kurulu şirket müdürlerini her zaman görevden alabilir. Haklı sebeple müdürlerin azli, ancak şirket ortakları tarafından açılan azil davalarında aranan bir unsur olup, şirket tarafından alınan yöneticilerin azline ilişkin genel kurul kararlarında haklı sebebin bulunması şart olmadığı gibi, azil kararında bu konuda bir gerekçe gösterilmesi de gerekmediği halde mahkemece yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu sebeple davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ticaret Hukuku
Genel Kurulun olağan toplantısı yapılması gerekmektedir ancak Yönetim Kurulu çağrı yapmamaktadır. Azlık (sermayenin %10'una sahip ortaklar), toplantı yapılmasını istemektedir. Azlığın izlemesi gereken hukuki yol sırasıyla nasıldır?
A) Doğrudan Mahkemeye başvurur.
B) Kendi aralarında toplanıp karar alırlar.
C) Önce Noter kanalıyla Yönetim Kuruluna başvurur, reddedilirse Mahkemeye başvurur.