6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 413

Türk Ticaret Kanunu 413. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 413- (1) Gündem, genel kurulu toplantıya çağıran tarafından belirlenir. (2) Gündemde bulunmayan konular genel kurulda müzakere edilemez ve karara bağlanamaz. Kanuni istisnalar saklıdır. (3) Yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ve yenilerinin seçimi yılsonu finansal tablolarının müzakeresi maddesiyle ilgili sayılır. III - Çağrının şekli 1. Genel olarak

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2019/562 E., 2020/2671 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 6102 sayılı TTK’nın 413/f.3 maddesi uyarınca finansal tabloların müzakere edildiği her olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerinin görevden alınabileceği, 6102 sayılı TTK'da ibra kararının, gündeme bağlılık kuralının istisnası olmadığı, TTK’nın 630/f.1 maddesi
11. Hukuk Dairesi         2019/562 E.  ,  2020/2671 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 12.11.2015 tarih ve 2013/467-2015/860 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili; müvekkillerinin davalı şirkette 2000’er adet hisse sahibi olduklarını, müvekkili ...'nın davalı şirketin müşterek imza yetkili müdürü olduğunu, müvekkillerinin bilgi alma haklarının engellendiğini, kâr payı ödenmediğini, müvekkillerinin işten çıkarıldıklarını, sonrasında 23.07.2013 tarihinde davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısı yaptığını, anılan toplantıda ilan edilen ve müvekkillere gönderilen gündemde yer almamasına ve açıkça karşı çıkmalarına rağmen şirket müdürlerinin ibrası hususunun gündeme alındığını, şirket müdürlerinin ibrasına karar verildiğini, üç şirket hissedarının toplantıya katılmadığını, gündemin değiştirilmesine muvafakat edilmediğini, gündeme bağlılık ilkesine aykırı şekilde ibra hususunun gündeme alınıp bu konuda karar verilmesinin ana sözleşmeye, yasaya ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, ibra kararının hangi döneme ait olduğunun belli olamadığını, uzun süredir müdür sıfatını taşıyan ... ve ...’ın kendi ibralarında oy kullandığını, bu bakımdan anılan kararların iptali gerektiğini, haklı neden olmamasına rağmen müvekkilin müdürlük görevinden alındığı, seçilen kişilerin daha önceden de müdür olduğunu, bu kişilerin sorumlu oldukları dönemdeki faaliyetleri nedeniyle herhangi bir genel kurul toplantısının yapılmadığını, bilanço, faaliyet raporu ve denetçi raporunun görüşülmediğini, hissedarlara hesap vermeden yeniden seçilmesinin yasanın ruhuna ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, ... ve ... adlı kişilerin müdür olarak seçilmelerine dair kararın iptali gerektiğini ileri sürerek 23.07.2013 tarihli genel kurul toplantısında müdürlerin ibrasına, davacı ...’nın azline ve yeni müdür seçimine dair alınan kararların iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacıların %2 paya sahip olduklarını, 23.07.2013 tarihli genel kurul toplantı amacının ve gündeminin şirket müdürü davcı ...’nın müdürlükten azli ile yeni müdür ve müdürlerin seçilmesi olduğunu, azil sebebinin ... ve şirket çalışanı eşinin şirketi zarara uğratması olduğunu, diğer şirket müdürlerini yanıltarak alınan kararlarla müdür olduktan sonra şirketin zarara uğramaya başladığını, genel kurula pay adedi olarak ortakların %97’sinin katıldığını, katılan ortakların büyük çoğunluğu ile davacı ...’nın müdürlükten azil edildiğini, davacıların kötü niyetli olduklarını, davacı ...’nın şirket genel kurulunda ibra edildiğini, ibra edilmesinin lehine olduğunu, bu sebeple ibranın gündemde olmaması sebebiyle genel kurulun iptali talebinde ...’nın hukuki menfaatinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 6102 sayılı TTK’nın 413/f.3 maddesi uyarınca finansal tabloların müzakere edildiği her olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerinin görevden alınabileceği, 6102 sayılı TTK'da ibra kararının, gündeme bağlılık kuralının istisnası olmadığı, TTK’nın 630/f.1 maddesi uyarınca davalı ortaklığın alacağı kararla ortaklığın müdürünü azletmek için sebep göstermesinin gerekmediği, TTK 413/f.3 maddesi uyarınca gündemde herhangi bir madde olmasının gerekmediği, doğal olarak ve azil karşısında da ortaklığın yeniden seçim yapmasının mümkün olup bu konuda gündeme bağlılık kuralının geçerli olmadığı, dava konusu genel kurul toplantısında yeni müdür seçimi, müdür azline ilişkin kararların usulüne uygun olduğu, 2. maddedeki müdürlerin ibrasına ilişkin kararın yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 23.07.2013 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2. maddedeki müdürlerin ibrasına ilişkin kararın iptaline karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, davalı şirket genel kurul toplantısında alınan bir kısım kararların iptali istemine ilişkin olup dosya üzerinde yapılan incelemede; gerekçeli kararın davalı şirketin eski vekili olan Av....’e elektronik tebligat ile 11.08.2018’de tebliğ edildiği, anılan vekilin davalı şirket tarafından azline ilişkin 27.05.2017 tarihli azilnameyle mevcut davalı vekili olan Av. ...’na ait vekaletnamenin dosyaya 18.09.2018 tarihinde, aynı tarihli dilekçeyle sunulduğu, sonrasında mahkemece gerekçeli kararın ve temyiz dilekçesinin davalı şirketin mevcut vekiline 21.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, aynı vekil tarafından 06.12.2018 tarihinde de temyiz dilekçesinin sunulduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 81. maddesi, vekilin azli veya istifasının, mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için, bu konudaki beyanın dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde ilgilisine yapılacak tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesinin zorunlu olduğu hükmünü haizdir. Dosya kapsamı uyarınca, Av....’in vekillikten azline ilişkin bilginin 18.09.2018 tarihli dilekçeyle mahkemeye bildirildiği, bu tarih öncesinde herhangi bir bildirimde bulunulmadığı nazara alındığında, davalı yana gerekçeli karar tebliğinin 11.8.2018 tarihinde gerçekleştirildiğinin ve davalı yan bakımından temyiz süresinin bu tarihten itibaren başlamış olduğunun kabulü gerekir. Daha sonra atanan davalı vekiline yeniden tebligat yapılmış olması, Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi de gözetildiğinde, davalı yan bakımından yeni bir hak doğurmaz. Bu durumda, temyiz isteminin yasal süresinde yapılmadığı anlaşılmakla, yasal süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında, HUMK 432/4 maddesi uyarınca, mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01/03/1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da bu konuda karar verebileceğinden, davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Davacılar vekilinin temyiz isteminin incelenmesine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin süreden REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılar alınmasına, 08/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

11. Hukuk Dairesi, 2023/1276 E., 2024/4880 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2.6102 sayılı Kanun'un 413 üncü maddesi ile 617 nci maddesinin üçüncü fıkrası.
11. Hukuk Dairesi         2023/1276 E.  ,  2024/4880 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/2153 Esas, 2022/2082 Karar HÜKÜM :Usulden ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI :2020/321 E., 2021/292 K. Taraflar arasındaki şirket hisseleri devrinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekili istinaf başvurusunun kabulüne, diğer davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine, mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kurucu ortak ve imzaya yetkili temsilci olarak hissedar olduğu davalı Boğaziçi Sportif Hizmetler İnş. Taah. Ltd. Şti'yi ve diğer kurucu olan davalı ...'in kurduğunu, müvekkilinin şirket kurucusu olarak şirketteki tüm görevlerini yerine getirerek şirket ile ilgili bir sorun yaşamadığını ve hisse devri için diğer kurucu ve yönetim ile görüşerek anlaşma sağlandığını, müvekkilinin hisse devrinden yaşanan anlaşmazlıklardan dolayı vazgeçtiğini ve hisse devrinin iptal olduğunu, kötü niyetli olan diğer davalıların hisse devrini gerçek gibi göstererek şirket karar defterinde sahte imza ile tescil ettirdiklerini, yapılan hisse devrinin gerçek olmadığını, müvekkilinin sadece noterde hisse devrini gerçekleştirdiğini, davalıların yönetim kurulu kararı alarak bu kararda müvekkilinin adını geçirdiklerini ve kararda müvekkili rızası ve bilgisi olmamasına rağmen yerine imza atarak hissesinin devri için hukuka aykırı işlemde bulunduklarını, davacının hisse devrine yönelik alınan yönetim kurulu kararının altında karar defterinde imzasının da bulunmadığını, müvekkilinin imzasının taklit edilerek yapılan hisse devrinin hukuka aykırı ve geçerliliği bulunmadığını, Türkiye Sicil Gazetesinin 24.12.2014 tarihli gazetesinde müvekkiline ait 2000 pay karşılığı 50.000,00 TL tutarındaki hissesinin tasdikli hisse devir sözleşmesi ile ...'ye devir edildiğinin belirtildiğini, noterde yapılan hisse devri sözleşmesinin yönetim kurulu karar defterine hukuka aykırı bir şekilde işlendiğini, bu nedenlerle ... adına tescil edilen 2000 pay karşılığı 50.000,00 TL tutarındaki hisselerin devrinin tescilinin iptaline, davacıya ait 2000 pay karşılığı 50.000,00 TL tutarındaki hisselerin davacı adına tescilinin yapılmasına ve davacının şirket temsilciliğinin devamına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin başlangıçta ortaklık yapısı her ne kadar resmiyette %50 davacı ve %50 müvekkili ...'e ait görünerek kurulmuşsa da aslında ..., ... ve ...'nin şirkette gayriresmi olarak eşit oranda hisse sahibi olduklarını, ... ve ...'in o dönemde Şekerbank'ta çalışmaları nedeniyle resmi ortaklıkta yer alamadıklarını, davacı tarafın kötü niyetli olarak genel kuruldaki tutanaktaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederek imza inkarında bulunduklarını savunarak haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihtilafa ilişkin yapılan imza incelemesi neticesinde genel kurul kararı altındaki imzanın davacının elinin ürünü olmadığının tespit edildiği, davalı tarafın aksi yöndeki imzanın davacıya ait olduğu yönündeki iddiası tanık anlatımlarıyla da desteklenmediği, hisse devrine ilişkin iradenin ve işlemin tamamlanması için genel kurul kararının alınması ve bu kararın ticaret siciline tescil edilmesi gerektiği, bu koşullarda davacıya ait olmayan imza ve genel kurul kararına istinaden yönetim kurulu karar defterine yapılan kaydın hukuken geçerli kabul edilemeyeceği, yapılan işlemin ve genel kurul kararının davacı hissedar yönünden yoklukla malul olduğu, davacı yönünden hisse devrinin hukuki sonuçlarını doğurmayacağı, davacının dava konusu yönetim kurulu toplantısından sonraki tarihlerde yapılan olağanüstü genel kurul toplantı tutanaklarındaki imzaların kendisine ait olup olmadığını net olarak beyan edemediği, bu itibarla dava konusu hisse devrinin davacı tarafından zımnen kabul edildiğinin ve aksini iddia etmenin kötü niyet olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Düzce 2 Noterliğinin 22.04.2014 tarih ve 1841 yevmiye sayılı tasdikli hisse devir sözleşmesine istinaden yönetim kurulu kararı ile davalı ... adına tescil edilen 2000 pay karşılığı 50.000,00 TL tutarındaki hisselerin devrinin ve davalı adına tescilinin iptaline, dava konusu 2000 pay karşılığı 50.000,00 TL miktarındaki hisselerin davacı adına tesciline davacının şirket temsilciliğinin devamına ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının imzaların kendi imzasına benzediğini ve kendisinin atmış olabileceği beyanları ile hisse devri sözleşmesini zımnen kabul etmiş olup iyiniyetli olmadığını, mahkemece eksik inceleme yapıldığını, davacı taraf duruşmada olağanüstü ve olağan genel kurul tutanaklarındaki imzaların kendi imzasına benzediğini ve kendisinin atmış olabileceğini beyan etmesi karşısında imza incelemesi yapılması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile pay devrinin iptaline ilişkin genel kurul kararının iptaline/yokluğuna ilişkin eldeki davada husumetin sadece şirkete ve lehine pay devri yapılan ortağa yöneltilmesi yeterli iken davacı ile aralarında pay devri sözleşmesi olan ... dışındaki ortak olan ...'e husumet yöneltilmesi doğru olmadığından davanın bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun ... yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden esastan reddine, yerel mahkemenin kararının ... lehine kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, davanın davalılar ... ve ... yönünden kısmen kabulüne, Düzce 2. Noterliği'nin 22/04/2014 tarih ve 1841 Yevmiye sayılı tasdikli hisse devir sözleşmesine istinaden 16.12.2014 tarihli genel kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının şirket temsilciliğinin devamına ilişkin talebinin reddine, davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş, davacı vekili temyiz başvurusunun kendilerine verilen kesin süre içerisinde gerekli harç ve masrafların tamamlanmaması nedeni ile yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle: istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, şirket hissesi devrinin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 413 üncü maddesi ile 617 nci maddesinin üçüncü fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2016/7752 E., 2018/2215 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
5- 6102 S. ...’nın 413.maddesi uyarınca, gündemde bulunmayan konuların genel kurulda müzakere edilemeyeceği ve karara bağlanamayacağı (YK üyelerinin azli, olağan toplantıda bilançonun (finansal tabloların) görüşülmesi vs.
11. Hukuk Dairesi         2016/7752 E.  ,  2018/2215 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen ....03.2016 tarih ve 2015/60-2016/91 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20.02.2018 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davalı anonim şirketin 06/03/2014 tarihli genel kurul toplantısında gündemde olamamasına rağmen yönetim kurulu başkanının önerisi üzerine davalı şirkete ait olan ve şirkete ait hastanenin faaliyet gösterdiği taşınmazın satılması için yönetim kuruluna yetki verilmesine dair 8 numaralı kararın alındığını, davacı ...’in dava konusu genel kurula katılmadığını, anılan kararın gündemde bulunmadığından ...'nın 413/.... maddesine aykırı olduğu gibi, anonim şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunması hükümlerine de aykırı bulunduğundan ...'nın 447/c maddesi gereğince mutlak butlanla batıl olduğunu, dava konusu genel kurul kararında sözü edilen taşınmazın davalı şirketin en önemli hatta tek mal varlığı olduğunu, satılması halinde şirketin faaliyetsiz kalacağını, bir anlamda feshinin sözkonusu olacağını, fesih kararı alınabilmesi içinde toplantı gündeminde açıkça yer alması gerektiğini ileri sürerek davalı şirketin 06/03/2014 tarihli genel kurul toplantısında alınan 8 numaralı kararın mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine, aksi kanaate varılması halinde ise söz konusu kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu davalı şirket genel kurulunda alınan kararın butlanını veya iptalini gerektirir bir sebep bulunmadığını, davanın süresinde açılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı şirketin 06/03/2014 tarihli genel kurul toplantısında alınan “8” nolu kararın gündeme bağlılık ilkesine aykırılık teşkil ettiği, bu aykırılığın müeyyidesinin iptal edilebilirlik olduğu, iptal davası bakımından ... md. 445'te öngörülen üç aylık hak düşürücü sürenin geçirildiği, anılan kararın ... md. 447 bağlamında anonim şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunması hükümlerine aykırılık içermediği ve butlanının ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 22.03.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞIOY 1- Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. ...- Somut olayda, 06.03.2014 tarihli genel kurul toplantı gündeminde olmadığı halde, toplantı sırasında davalı şirketin faaliyet göstermiş olduğu binanın satılması konusunda yönetim kuruluna yetki verilmiştir. ...- Mahkemece, gündeme bağlılık kuralına aykırılığın müeyyidesinin iptal edilebilirlik olduğu ve davacının üç aylık süre içerisinde dava açmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 4- Doktrin ve uygulamada, anonim şirketler genel kurul kararlarına karşı açılabilecek davaların; yokluk, butlan ve iptal davaları olduğu konusunda bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Bununla birlikte hangi durumlarda iptal, butlan veya yokluk davası açılabileceği konusunda bir görüş birliği bulunmamaktadır. Kanun koyucu ... 446. Maddesinde iptal sebeplerini genel olarak, kanuna, sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırılık olarak saymışken, butlan sebeplerini ise 447.maddede tadadi olmayacak şekilde saymıştır. Buna karşılık hangi hallerde yokluk hukuki sebebine dayalı olarak dava açılabileceği ise uygulama ile belirlenmiştir. Uygulamada özellikle yokluk ve butlan hukuki sebepleri arasında kesin bir sınır çizmek her zaman pek mümkün görünmemektedir. Öğretide ise bir anonim şirket kararının yokluk sebebine dayalı olarak geçersizliğini talep edebilmek için, iptali istenen genel kurul toplantısının zorunlu ve kurucu unsurunun bulunmaması, butlan hukuki sebebi için ise kanunun emredici düzenlemesine aykırılık hallerinin varlığının aranması gerektiği hususunda neredeyse görüş birliği mevcuttur (Geniş açıklama için bkz. M. Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, s. 204-205.). 5- 6102 S. ...’nın 413.maddesi uyarınca, gündemde bulunmayan konuların genel kurulda müzakere edilemeyeceği ve karara bağlanamayacağı (YK üyelerinin azli, olağan toplantıda bilançonun (finansal tabloların) görüşülmesi vs. istisnalar hariç) emredici şeklide düzenlendiği konusunda bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Zira anonim ortaklıklarda gündeme bağlılık, kanun koyucu tarafından emredici düzenlemeyle bir nevi, toplantının kurucu değil ancak mutlak ve zorunlu unsuru olarak görülmüştür. Bu haliyle, gündeme uyulmaması, gerek 6102 S. ...’nın 447 ve gerekse TBK 27.maddeleri kapsamında kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi tutulmalıdır. 6- 6102 S. ...’nın 446 maddesi (eTTK 381/1) uyarınca, zaten var olan gündemin gereği gibi ilan edilmemesi bir iptal sebebi olarak öngörülmüş ise de, gündemde olmayan bir maddenin toplantı sırasında karara bağlanması emredici kanun hükümlerine aykırılık sebebiyle butlan hukuki yaptırımına tabi tutulmalıdır (Halil Arslanlı, A.Ş. II-III, s. 22; Oğuz İmregün, AO, s.119; Gönen Eriş, ..., s. 1081; Tuğrul Ansay, A.Ş., s.163; Tekinalp/Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku, s.477). Keza Hirsch de 1926 T. eTTK’nın m. 372’deki bugünkü düzenlemeye benzer düzenlemesiyle ilgili olarak eserinde, “Ruznameye (gündeme) dercedilmemiş hususlar hakkında karar ittihaz edilemez. Bu kaideye aykırı ittihaz edilen karar mutlak surette hükümsüzdür” demek suretiyle, gündemde bulunmayan hususların karara bağlanmasının iptal değil, hükümsüzlük sebebine tabi tutulması gerektiğini savunmuştur (E.Hirsch, Tic. Huk. Dersleri, 1948, s.290-291). 7- Butlan sebepleri ...’nın 447.maddesinde sınırlı olarak sayılmamakla birlikte, sermayenin korunması ve eşitlik prensibi anonim şirketlerin temel yapısına aykırı kararlar açıkça butlan sebebi sayılanlar arasında gösterilmiştir. Gündemdeki konular itibariyle toplantıya katılmayan ortak, bu suretle değiştirilen gündem konusu hakkında, diğer ortaklar gibi genel kurul toplantısında söz alma, aksi görüşü savunma, diğer üyeleri uyarma, aydınlatma ve etkileme ile oy kullanma haklarından mahrum bırakılmıştır. Öte yandan, toplantıda şirketin ana faaliyet konusu olan hastanecilik hizmetlerini yürüttüğü hastane binasının satılmasına karar verilmesi, sermayenin korunması açısından da önemli sonuçlar içeren bir karar olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. 8- Bir ortağın genel kurul toplantısına katılması, hatta karara olumlu oy kullanması halinde dahi, (MK ...’deki haller hariç) butlanla batıl bir genel kurul kararının iptalini talep edebilmesine engel değildir. Somut olayda ise kanımca MK. ...’nin tatbikini gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Yerel mahkeme kararının yukarıdaki gerekçelerle bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan, onama yönünde görüş bildiren Dairemiz çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.