Türk Ticaret Kanunu 414. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 414- (1) Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.
(2) Sermaye Piyasası Kanununun 11 inci maddesinin altıncı fıkrası hükmü saklıdır.
2. Genel kurula katılmaya yetkili olan pay sahipleri
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
8 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2024/959 E., 2024/9157 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
gerek ceza dosyasından aldırılan rapor gerekse de Mahkemelerince aldırılan imza inceleme raporlarına göre iptali istenilen 26.02.2015 tarihli ortaklar kurulu toplantı tutanağında ...'ün imzasının kendi eli ürünü olduğu tespit edilmişse de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 414. maddesine uygun genel kurul çağrısının pay sahiplerine yapılmadığı, toplantıda tüm pay sahipleri de
11. Hukuk Dairesi 2024/959 E. , 2024/9157 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1407 Esas, 2023/1265 Karar
HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/53 E., 2021/465 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'ün davalı şirketin ... ile birlikte ortağı iken ...'ün vefatı üzerine müvekilleri ..., ... ve Z....'ün yasal mirasçı olarak şirket ortağı olduklarını, şirketi temsil yetkisinin dava konusu edilen genel kurul kararından önce ... ve ... tarafından birlikte, çift imza ile kullanılmakta iken dava konusu kararla birlikte yetkilerin tek imza ile ...'e geçtiğini, genel kurula müvekkilleri ... ve ...'ün katılmadıkları gibi hiçbir tutanak ve karara da imza atmadıklarını, hatta genel kurulun kendilerine haber dahi edilmediğini, ancak bu genel kurula katılmışlar ve şirketi temsil ve ilzam konusunda ...'e temsil yetkisi verilmesine karar vermişler gibi tutanak düzenlendiğini, müvekkillerinin hiçbir şekilde böyle bir tutanak düzenlemediklerini, temsil yetkisini de ...'e devretmediklerini, müvekkillerinin uzun süre bu durumdan haberleri olmadıklarını, alınan kararlarda müvekkillerine atfen atılan imzaların sahte olduğunu ileri sürerek davalı şirketin 26.02.2015 tarihli ortaklar kurulu kararı ile buna dayalı yapılan işlem olarak karar metninin tasdikine ilişkin Gaziantep 5. Noterliğinin 08.06.2015 tarih ve 10870 yevmiye nolu işleminin yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı iddialarının doğru olmadığını, davacılardan ...'ün toplantıda bizzat hazır bulunarak kararı imzaladığını, Adli Tıp Kurumu'ndan alınacak raporla durumun sabit olacağını, kendilerinin de savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı’nda 2016/5140 sayılı soruşturma numarasıyla tahkikatın sürdüğünü, davacılardan ...'ün toplantıda bulunmasa da haberdar olduğunu, zaten ...'ün imza hanesinin de boş olduğunu, ayrıca bir an için imzalar sahte çıksa dahi ...'ün hisse oranı % 57 olup tek başına karar alma gücüne sahip olduğunu, müvekkili şirketin olağanüstü toplantı kararı alarak davacılara da davetiye gönderdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, gerek ceza dosyasından aldırılan rapor gerekse de Mahkemelerince aldırılan imza inceleme raporlarına göre iptali istenilen 26.02.2015 tarihli ortaklar kurulu toplantı tutanağında ...'ün imzasının kendi eli ürünü olduğu tespit edilmişse de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 414. maddesine uygun genel kurul çağrısının pay sahiplerine yapılmadığı, toplantıda tüm pay sahipleri de hazır olmadığından 6102 sayılı Kanun’un 416. maddesine uygun çağrısız genel kurul şartlarının oluşmadığı, nitekim davalı vekili 15. celsede çağrıya dair tüm belgeleri dosyaya sunduklarını beyan etmişse de her bir ortağa usulüne uygun çağrı yapıldığının bu belgelerden anlaşılamadığı, çağrısız genel kurul hükümlerine göre tek bir pay sahibi dahi hazır olmadığı takdirde alınan kararların yok hükmünde olacağı, bu durumun Mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği, çağrılı genel kurul yapıldığı kabul edilse dahi 6102 sayılı Kanun’un 414. maddesine göre çağrı şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne; davalı şirketin 26.02.2015 tarihli 2015/01 karar sayılı ortaklar kurulu kararının yoklukla malül olduğunun tespitine karar verilmiş hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin 26.02.2015 tarihli ortaklar kurulu toplantı gün ve saatinin tüm ortaklara çağrı ve ilanına ilişkin delil sunulamadığı, öte yandan toplantı tutanağı incelendiğinde pay sahiplerinden ...'ün toplantı zaptında imzası bulunmadığı gibi toplantıda hazır olduğunun da ispat edilemediği, yokluk halinin taraflarca ileri sürülmese dahi re'sen gözetileceği, bu durumda dosyadaki bilgi ve belgelere nazaran çağrısız genel kurul hükümlerine ilişkin şartlar oluşmadığından alınan kararların yokluk ile sakat olduğu, her ne kadar davalı vekili istinafında bu davacının diğer davacı ...'ın kızı olması nedeniyle toplantıdan haberdar olduğunu ileri sürse de, yoklukta karar hukuk aleminde hiç meydana gelmediği için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 2. maddesi bağlamında dürüstlük kuralları ve hakkın kötüye kullanılması yasağına ilişkin savunmaların dinlenebilir olmadığı, ayrıca davacılardan ...'ün toplantıda hazır olmadığının davalının dilekçelerindeki anlatımlarından da kabulünde olduğu, davacı ...'ın işbu davayı açmakta hukuki yararının pay sahibi olduğu sabit olmakla bulunduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirketin 26.02.2015 tarihli ortaklar kurulu kararının yoklukla malul olup olmadığı noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 414 ve 416 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 18.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
11. Hukuk Dairesi, 2022/4442 E., 2024/710 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2.6102 sayılı Kanun'un 414, 436, 446 ve 447 nci maddeleri.
11. Hukuk Dairesi 2022/4442 E. , 2024/710 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI :2020/595 Esas, 2022/425 Karar
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2018/79 E., 2018/1218 K.
Taraflar arasındaki şirket genel kurulu kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 22.04.2015 tarihinden itibaren davalı şirketin %34 hissesine sahip ortağı olduğunu, şirketin 2016 yılı olağan genel kurul toplantısının 21.11.2017 tarihinde yapıldığını ve 07.12.2017 tarihli sicil gazetesinde yayınlandığını, anılan genel kurul toplantısı çağrısının müvekkiline tebliğ edilmemiş olması nedeni ile batıl olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 447 nci maddesinin açıkça ihlal edildiğini, toplantıda hazır bulunanlar listesinin tetkikinde itibari değeri 50,00 TL olan 1.000 payın 500'... hisse adedine sahip şirket ortakları ... ... ve ... ... tarafından toplantıya %100 oranında katılımın sağlandığı denilmek suretiyle müvekkilinin, şirketteki mevcut % 34 oranındaki hissesinin yok sayıldığını, müvekkilinin şirketteki hisselerini devretmediğini, halen şirketin % 34 oranındaki hissesine sahip olduğunu, müvekkilinin katılmadığı genel kurul toplantısında alınan hiçbir kararın oybirliğiyle alınmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, 21.11.2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5, 6 ve 7 no.lu kararların iptaline, bu taleplerinin kabul görmemesi durumunda butlan olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının hisselerini müvekkili şirket ortaklarına yazılı sözleşme ile devrettiğini, bu hususun 20.09.2016 tarihli olağan genel kurul ile aynı tarihli hazirun cetvelinde gösterilen ortaklık ve sermaye yapısı şirket pay defterine ve kayıtlarına uygundur ibaresi taşıyan hazirun cetvelindeki yönetim kurulu başkanı sıfatı ile attığı imzası ile ... olduğunu, davacının 20.09.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısından önce gerçekleşen hisse devir sözleşmelerini müvekkili şirket ortaklarına teslim etmediğini, bu durumun şirket muhasebe işlerine bakan dava dışı Ozan ... ile şirket ortağı ... Doğrusöz arasındaki e-mail yazışmalarında da görüldüğünü, davacının hisselerini müvekkili şirket ortaklarına devrederek ortaklıktan ayrılmış olmasına rağmen sırf İstanbul Anadolu 2. Ağır ceza mahkemesinin 2017/187 E. sayılı dosyası ile görülmekte olan davada hukuka aykırı delil yaratmak maksadıyla iş bu davayı ikame ettiğini savunarak, bizzat davacı tarafça imzalı hazirun cetveli ile hisselerini devrettiği ... olan ve müvekkili şirkette ortaklığı bulunmayan davacı tarafça dürüstlük kuralına aykırı olarak ikame edilen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının hazirun cetvelini yönetim kurulu başkanı olarak imzalayıp hazirun listesinde adının olmamasının payını zımni olarak devrettiği anlamına gelmeyeceği, devre ilişkin yazılı bir sözleşme, şirketçe alınmış ve pay defterine işlenmiş bir karar bulunmadığından davacının davalı şirketin ortağı olduğu, toplantıya çağrının usulsüz olmasına rağmen davacının payı itibariyle alınan kararların iptalinin mümkün olup olmadığının irdelenmesinin gerektiği, bu doğrultuda yapılan incelemede de önceki yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında ve diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında ayrıca bilanço ve kar/zarar hesaplarının ibrasında oy kullanmamaları gerektiği halde oy kullandıkları, bu oyların dışında lehlerine başkaca olumlu bir oy da bulunmadığından bu kararların iptalinin gerektiği, şirketteki hisse oranı itibari ile davacının toplantıya katılmış olması halinde dahi alınacak kararlara bir etkisinin olmayacağı da dikkate alınarak, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.11.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3 ve 5 numaralı kararların iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 20.09.2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısından hemen önce hisselerini müvekkili şirketin hali hazırdaki ortaklarına devretmiş olması nedeni ile davayı açma hakkının bulunmadığını, davacının hissesini diğer ortaklara devrederek ayrıldığı yönünde yapılan işlemin tarafların kabulünde olduğunu, yani davacının hissesini davalılara devrettiğinin açıkça anlaşıldığını, söz konusu hazirun cetvelinin içeriği ile davacının imzalamasına rağmen haksız yere uhdesinde alıkoyduğu pay devir sözleşmelerinin müvekkili şirketin şimdiki ortaklarının elinden olmamasından istifade ile dava açmasının dürüstlük kuralına aykırı bulunduğunu, belirtilen hususun dava dışı Ozan ... ve müvekkili şirket ortaklarından ... Doğrusöz arasındaki e-posta yazışmalarıyla da ... olduğunu, söz konusu yazışmaların dava dosyasında mübrez olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılması sureti ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebep ve gerekçelerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket genel kurul kararlarının butlanla hükümsüz olduğunun tespiti ya da iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 414, 436, 446 ve 447 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davaya konu genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin, yönetim kurulunun ibrasında oy yasağı bulunmasına rağmen oy kullanmaları ve bu oylar haricinde karar nisabının sağlanamaması karşısında, yok hükmünde olan kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde iptaline karar verilmesi doğru değil ise de bu husus sonuca etkili olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2022/815 E., 2023/5288 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu genel kurul toplantısına ilişkin gündem ve toplantı gününün 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 414 üncü maddesine uygun olarak ilan ve tebliğ edildiği, kaldı ki, davacı tarafın genel kuruldan önce şirkete ihtarname çektiği gözönünde bulundurulduğunda gündemden ve genel kurul tarihinden haberdar olduğu, bu bağlamda
11. Hukuk Dairesi 2022/815 E. , 2023/5288 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI :2020/306 Esas, 2021/1871 Karar
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2017/542 E., 2018/1245K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri davacıların babası ...'nün davalılar Kömürcüler Gıda San. ve Tic. A.Ş., Tarpa Gıda Tic. ve San. A.Ş. ve diğer dava dışı Uzman Gıda Dağıtım San. Tic. A.Ş.'nin kurucu ve büyük ortağı olduğunu, müvekkillerinin miras bırakanı ...'nün 2007 yılında alzheimer tedavisi görmeye başladığını, bu süreçten sonra ...'nün telkine ve yönlendirmeye müsait hale geldiğinden kurucusu ve yöneticisi olduğu şirketlerdeki diğer hissedarlar tarafından yönlendirilerek şirket pay ve alacakları da dahil mal varlığında karşılıksız eksilmeye yol açacak şekilde iş ve işlemler yaptırıldığını, müvekkillerinin Gaziantep 2. Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak 2010/802 esas sayılı dosyadan babaları ...'ye vasi atandığını ve şahsi mal varlığı ve ortağı olduğu 3 adet A.Ş. şirketinin mal varlığına vesayet tedbiri uygulandığını, mahkemece vasi olarak Ali Uyan ve şirketlerin ortağı ve yöneticisi olan Enver Kömürcü'yü vasi olarak tayin ettiğini, müvekkillerinin işbu karar ile mirasçı sıfatıyla fiilen şirketlere ortak olduklarını, müvekkillerinin babası ...'nün 12.01.2015 tarihinde vefat ettiğini, müvekkillerinin davalı Kömürcüler Gıda San. ve Tic. A.Ş. ve bağlı şirketler olan Tarpa Gıda Tic. ve San. A.Ş. ve Uzman Gıda Dağıtım San. ve Tic. A.Ş.'ye intikalden babalarının yaklaşık % 10 hissesi üzerinden 5/3 hissedar olduklarını, davalı şirket Kömürcüler A.Ş. yöneticileri müvekkillerinin babaları ...'ye vasi atandıktan sonraki tarihte ... kontrollerinde olduğundan kısıtlı olmasına rağmen kısıtlı ve ve vasisi olan bir kişiye vesayet makamından dahi izin almadan imza karşılığı ve ikişer gün aralıklarla ödeme yapıldı gösterip ve çeşitli işlemler ile davalı şirkete borçlandırarak ölümünden hemen sonra Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde mirasçıları müvekkillere karşı 1.293.067,97 TL'lik alacak davası açtıklarını, açılan davanın reddedildiğini, davalı şirketlerin müvekkillerinin hisselerini satın almaya kar paylarını dağıtmaya yanaşmadıklarından Gaziantep 1.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2017/116 esas sayılı dosyasında 26.01.2017 tarihinde genel kuruldan önce uygun görülecek yöntemle şirket ortaklıklarının hisse ve kar paylarının ödenerek sonlandırılmasını genel kurulun verilecek karara kadar ertelenmesini dava ve talep ettiklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları ve bağlı dava dışı şirket hakkındaki hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirketlere ait 30.01.2017 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının müvekilleri aleyhine olan bölümlerinin iptaline, gerekli görülür ise genel kurulların tümünün iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacıların açmış olduğu davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yapılan genel kurulun yasanın aradığı tüm unsurları taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu genel kurul toplantısına ilişkin gündem ve toplantı gününün 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 414 üncü maddesine uygun olarak ilan ve tebliğ edildiği, kaldı ki, davacı tarafın genel kuruldan önce şirkete ihtarname çektiği gözönünde bulundurulduğunda gündemden ve genel kurul tarihinden haberdar olduğu, bu bağlamda davacı tarafın dayandığı çağrının ve gündemin usulsüz tebliğine ilişkin iddiasının yerinde olmadığı, genel kurula haksız olarak alınmama iddiasına yönelik ise, davacı ortakların usulüne uygun çağrıya rağmen genel kurul toplantısına katılmadıkları, katılma teşebbüsünde bulunan avukat ve davacı eşinin genel kurula katılma şartını sağlayan vekaletname ibraz etmedikleri, bu nedenle bu kişilerin genel kurulda temsil temsil yetkisi olmadığından genel kurula katılmalarının engellenmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, davacıların genel kurula katılmayarak ihtarname çekmesinin ise genel kurul kararının iptali sebebi olmayacağı, davacıların usulüne uygun çağrıya rağmen genel kurul toplantısına katılmamış ve alınan kararlara muhalefet şerhi koymamış olmaları nedeniyle dava açma haklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu genel kurulun tedbiren durdurulması istemlerinin 2017/116 esas sayılı dosyadan mahkemece genel kuruldan sonra 01.02.2017 tarihinde karar bağlandığını, yerel mahkemenin yapması gerekenin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan 2017/116 esas sayılı dava dosyasının sonucunu beklemek olduğunu, davanın kabul edilip, tedbir kararı verildiği taktirde genel kurulun yapılmamış sayılacağını, gerek noter vasıtası ile yazılı muhalefetlerini bildirdiklerini, gerekse vekaleten genel kurula alınmalarının engellenmesinin ve şirketin aile şirketi olmasının, taraflar arası adli husumet de göz önüne alınarak, genel kurula dava açma haklarının olduğunun hesaba katılmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2016/9529 E., 2018/5070 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
ntıya çağrı ile ilgili anonim şirketler hükümlerine atıfta bulunulmuş ise de, söz konusu çağrı usulüne uyulmamış olmasının, toplantıyı çağrısız toplantı haline sokmayacağı, toplantıya %97 pay sahibinin asaleten veya vekaleten katıldıkları, TTK 414.maddesi uyarınca toplantı günü ve gündemi ticaret sicili gazetesinde ilan edilmemiş ise de, bu husus butlan sebebi olmadığı gibi, davacıların toplantı g
11. Hukuk Dairesi 2016/9529 E. , 2018/5070 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/03/2016 tarih ve 2014/641-2016/251 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen dava davacılar vekili, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/399 E ve 2014/422 Karar sayılı dosyasıyla davalı şirkete kayyum olarak atanan müdürler kurulu üyesi ... tarafından düzenlenen genel kurul toplantısına davetiyesinin hukuka aykırı düzenlediğini, gündemin ilan edilmeden tebliğ edildiğini, müdürler kurulunun faaliyet dönemine ait yıllık faaliyet raporunun okunup finansal tabloların müzakere edilip müdürler kurulu üyelerinin ibra ve azlinin gündeme gelebileceğini, kayyumun gönderdiği davetnamede bu sıraya riayet edilmediğini, davalıların bir araya gelme sebebinin 18.05.2009 tarihli genel kurul kararıyla 10 yıllık süre için müdür olarak atanan şirket ortaklarından ..., ..., ...'ın müdürlük görevinden azli ile şirket ana sözleşmesi 14. maddesi doğrultusunda yeni müdürler seçilmesi olduğunu, müdürler kurulu başkanının belirlenmesi, müdürlerin yetkilerinin belirlenmesi ile birlikte imza ile yetkili kılınmalarına ilişkin gündem sırasının kanuna ve usule aykırı şekilde değiştirildiğini, bu durumun BK’nın 19. ve 20. maddelerine aykırılık teşkil ettiğini, toplantıya davet aşamasında karar alınmayışı, ilan edilmeyişi, iki toplantı arasında iki haftalık süre bırakılmayışı muhalefet şerhi olarak toplantı tutanağına geçirilmesi talep ve icra olunmuş ise de davalı genel kurulun çoğunluk üyeleri tarafından kaale alınmadığını ileri sürerek şirketin toplantıya davetin ve toplantıda alınan 29/09/2014 tarihli genel kurul kararlarının butlanla batıl olduğundan iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen dava davalı vekili, genel kurula çağrının usulüne uygun olarak yapıldığını, tüm ortaklara noter marifetiyle tebliğ edildiğini, gündemin anonim şirketlerin genel kuruluna ilişkin yönetmelikteki sıralamaya uygun olması gerekmediğini, davacıların kötü niyetli olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; genel kurul toplantısına çağrının usulsüz olmasının tek başına genel kurul kararlarının iptalini gerektirmeyeceği, şirket bilançoları ve muhasebe kayıtlarının toplantı gününden en az 15 gün öncesinden davacı şirket ortaklarının bilgisine sunulmasının gerektiği, TTK 447. maddesine göre muhalefet şerhinin olarak tutanağa geçirildiği, talebin gündemle ilgisi olmadığından reddine karar verildiği, davacı ortakların TTK 447. maddesi anlamında bilgi alma haklarının engellendiğine kanaat getirildiği, toplantı tutanağının 3/a bendine göre 18/05/2009 tarihli genel kurul kararının 1.maddesi gereğince 10 yıllık süre için müdür olarak atanan şirket ortaklarından ..., ... ve ...'ın müdürlük görevinden herhangi bir sebep gösterilmeksizin azline oy çokluğuyla karar verildiği ve süresiz olarak müştereken imzayla yetkili olmak üzere ... ve ...'ın oy çokluğuyla müdür olarak seçilmiş olduğu, bu haliyle hiçbir sebep gösterilmeksizin davacıların müdürlük görevinden azledilmiş olması ve süresiz olarak başka bir ortağa imza yetkisi verilmiş olması nedeniyle davacı şirket ortaklarının şirketteki görevlerine son vermek amacıyla toplantının yapıldığı ve TBK’nın 27. maddesi kapsamında davacıların kişilik haklarına aykırılığın mevcut olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile 29/09/2014 tarihli genel kurulda alınan kararların batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, farklı ortaklarca açılan, 29.09.2014 tarihli toplantıda alınan limitet şirket genel kurul kararlarının butlanının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, şirket bilanço ve muhasebe kayıtlarının genel kurul toplantı tarihinden en az 15 gün önce şirket merkezinde ortakların bilgilendirilmesine açık olarak bulundurulmadığından ve toplantı sırasında da bu yöndeki taleplerin reddine karar verildiğinden, TTK 447. maddesi uyarınca pay sahiplerinin inceleme ve denetleme haklarının ihlal edildiği, bu nedenle toplantıda alınan kararların butlanla batıl olduğu, ayrıca müdürlerin azli konusunda hiçbir gerekçe gösterilmemesi ve yeni müdürlerin süre sınırı olmaksızın seçilmiş olmasının da TBK m. 27 uyarınca kişilik haklarına aykırı olması nedeniyle genel kurulda alınan kararların butlanla batıl olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Somut olayda, butlan ile batıl olduğu ileri sürülen 29.09.2014 tarihli genel kurul toplantısı, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/399-422 sayılı dosyasında, 7 ayrı pay sahibinin TTK m.412 hükmü uyarınca, şirketi olağan genel kurul toplantısına çağırmak üzere kayyum atanması talebi üzerine, pay sahibi Hasan İlhan tarafından, ekli gündem maddesiyle birlikte noter ihtarnamesiyle toplantıya çağırıldığı, gündemde, şirket müdürlerinin azlinin azli, bilanço ve gelir-gider tablosunun okunması ile 2012 yılı faaliyet raporunun okunması ve genel kurul toplantı iç yönergesinin bulunduğu, toplantı sırasında, hem asıl, hem de birleşen dosya davacılarının alınan kararlara muhalefet şerhi koydurdukları ve eldeki davanın de üç aylık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar TTK 617/3 maddesinde, toplantıya çağrı ile ilgili anonim şirketler hükümlerine atıfta bulunulmuş ise de, söz konusu çağrı usulüne uyulmamış olmasının, toplantıyı çağrısız toplantı haline sokmayacağı, toplantıya %97 pay sahibinin asaleten veya vekaleten katıldıkları, TTK 414.maddesi uyarınca toplantı günü ve gündemi ticaret sicili gazetesinde ilan edilmemiş ise de, bu husus butlan sebebi olmadığı gibi, davacıların toplantı günü ve gündemden daha önce haberdar olmaları ve ayrıca toplantıya da katılmış ve muhalefetlerini tutanağa geçirmiş olmaları nedeniyle, bu eksiklik sonuca da etkili olmadığından TTK 446.maddesi uyarınca iptal sebebi olarak da görülemez.
Mahkemece, bilanço ve gelir-gider tablolarının en az 15 gün önce şirket merkezinde pay sahiplerinin incelenmesine hazır bulundurulması hususu bilgi alma hakkının ihlali olarak değerlendirilmiş ise de, esasen azledilmiş müdürlerce bilanço ile gelir gider tablolarının hazırlanması gerektiğinden ve o kişilerce yönetime ilişkin gerek diğer görevler, gerekse bilanço, gelir-gider tablosu ile faaliyet raporları bunlar hazırlanmadığı için şirket genel kurulu, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin verdiği izne istinaden kayyum tarafından toplantıya çağırılmış olması nedeniyle, kayyum tarafından sadece resmi kurumlara intikal etmiş bilgilerin okunmasıyla yetinilmiş olması, genel kurul tarafından, pay sahiplerinin, bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarının sınırlandırılmasına ilişkin olarak alınmış bir kararın da bulunmaması nedeniyle, mahkemece butlan sebebi sayılması doğru olmamış hükmün davalı taraf yararına bozulması gerekmiştir.
2- Mahkemece, şirket olağan genel kurul toplantısında, müdürlerin azline dair alınan kararın haklı bir nedene dayanmadığı gerekçesiyle butlan kararı verilmesi de doğru değildir. Somut olayda şirket müdürlerinin azline dair kararların iptali konusunda ileri sürelen sebepler butlan sebebi değil, iptal sebebi olarak görülmelidir. TTK 630/1. maddesi uyarınca, şirket genel kurulu şirket müdürlerini her zaman görevden alabilir. Haklı sebeple müdürlerin azli, ancak şirket ortakları tarafından açılan azil davalarında aranan bir unsur olup, şirket tarafından alınan yöneticilerin azline ilişkin genel kurul kararlarında haklı sebebin bulunması şart olmadığı gibi, azil kararında bu konuda bir gerekçe gösterilmesi de gerekmediği halde mahkemece yanılgılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu sebeple davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2016/6268 E., 2018/353 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
2-İptali talep edilen genel kurul kararı 03.09.2014 tarihli olup 6102 sayılı TTK hükümlerine tabidir. TTK. 414/1 maddesinde ''Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilanla çağrılır.
11. Hukuk Dairesi 2016/6268 E. , 2018/353 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada.... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/02/2016 tarih ve 2014/518-2016/83 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 03/09/2014 tarihinde olağan genel kurulunu gerçekleştirdiğini, yapılan genel kurul çağrısının usulüne uygun olmadığını, müvekkiline yapılan tebligatın "aynı konutta yakınına/hizmetçisine" ibaresi işaretlenerek ...'nun imzasına yapıldığını, Hatice Mertoğlu'nun müvekkilinin hizmetçisi yada aynı konutta yaşadığı biri olmadığını, bu nedenle genel kurulun iptali gerektiğini ileri sürerek 03/09/2014 tarihinde yapılan olağan genel kurulun iptaline ile genel kuruldaki kararların geçersizliğine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, yapılan genel kurul toplantı nisabında herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre 19/08/2014 tarihli Taahhütlü Gönderi Teslim Listesinde RR04537705216 ve RR04537705209 barkod numaralarının karşısındaki imza ve yazılar ile davacı eşi bulunan Gönül Tatlıoğlu'na ait imza örnekleri ve çeşitli kurumlardan getirtilen imza ve yazı örnekleri karşılaştırılarak Ankara Jandarma Kriminal Laboratuvarından alınan bilirkişi raporuna göre imzaların Gönül Tatlıoğlu eli ürünü olmadığı, davacıya usulüne uygun tebligat yapılmadığı, genel kurul toplantısında TTK m. 368'deki çağrı merasimine uyulmadığı gerekçesiyle davalı şirketin 03/09/2014 tarihli olağan genel kurulunun iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirket olağan genel kurulunun iptali istemine ilişkindir. Davacı, genel kurul toplantısına yapılan çağrının usule, kanuna, şirket ana sözleşmesine aykırı olduğunu iddia etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-İptali talep edilen genel kurul kararı 03.09.2014 tarihli olup 6102 sayılı TTK hükümlerine tabidir. TTK. 414/1 maddesinde ''Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge
vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir.” Yine, 6102 sayılı TTK ''İptal sebepleri'' başlıklı 445. maddesine göre de, ''446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.'', ''İptal davası açabilecek kişiler'' başlıklı 446/1-b maddesinde ''Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri...'' hükmü mevcuttur.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde olağan genel kurul toplantı çağrısının usulüne uygun yapılamaması çağrıya ilişkin bir eksiklik olup davacıya iptal davası açma hakkı verir ancak tek başına bu aykırılık genel kurul toplantının iptali sonucunu doğurmaz. Bu itibarla, mahkemece TTK 446/1-b ve 445. madde koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ticaret Hukuku
Sermayesi paylara bölünmüş bir anonim şirketin yönetim kurulu, olağan genel kurul toplantısını yapmaya karar vermiştir. Şirket esas sözleşmesinde çağrı usulüne ilişkin kanuni düzenlemelere atıf bulunmaktadır. Yönetim kurulu, toplantı gününden yirmi gün önce şirketin internet sitesinde toplantı gündemini ve çağrı ilanını yayımlamış, ayrıca pay defterinde kayıtlı tüm pay sahiplerine iadeli taahhütlü mektupla bildirimde bulunmuştur. Ancak, çağrı ilanı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlanmamıştır. Bu durumda, genel kurulun toplantıya çağrı usulü hakkında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Çağrı, şirketin internet sitesinde yayımlanmanın yanı sıra Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde de ilan edilmediği için usulüne uygun değildir; zira her iki ilan da toplantı tarihinden en az iki hafta önce (ilan ve toplantı günleri hariç) yapılmalıdır.
B) Pay defterinde yazılı tüm pay sahiplerine usulüne uygun şekilde mektupla bildirim yapıldığı ve şirketin internet sitesinde ilan yayımlandığı için çağrı geçerlidir; Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan yapma zorunluluğu sadece halka açık anonim şirketler için öngörülmüştür.
C) Anonim şirketlerde şirket sözleşmesiyle çağrı süresi on güne kadar kısaltılabileceğinden, yirmi gün önceden yapılan bildirimler yeterli olup bu durumda Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanı gibi ek usuller aranmaz.
D) Kanun, çağrının esas sözleşmede belirtilen şekilde, şirketin internet sitesinde veya Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yapılmasını aradığından, internet sitesinde yapılan ilan tek başına çağrının usulüne uygun olması için yeterlidir.
E) Yönetim kurulunun mevcut olduğu ve devamlı olarak toplanabildiği durumlarda, çağrıdaki eksiklikler tek bir pay sahibinin mahkemeden izin alarak toplantı çağrısı yapmasını gerektirmediği için yapılan çağrı geçerli sayılır.