6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 417

Türk Ticaret Kanunu 417. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 417- (1) Yönetim kurulu, hamiline yazılı pay sahipleri ile Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü maddesi uyarınca genel kurula katılabilecek kayden izlenen payların sahiplerine ilişkin listeyi, Merkezi Kayıt Kuruluşundan sağlayacağı “pay sahipleri çizelgesi”ne göre düzenler. (2) Yönetim kurulu, kayden izlenmeyen paylar ile ilgili olarak genel kurula katılabilecekler listesini düzenlerken, senede bağlanmamış bulunan veya nama yazılı olan paylar ile ilmühaber sahipleri için pay defteri kayıtlarını (…)61 dikkate alır. (3) Bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarına göre düzenlenecek genel kurula katılabilecekler listesi, yönetim kurulu başkanı tarafından imzalanır ve toplantıdan önce genel kurulun yapılacağı yerde bulundurulur. Listede özellikle, pay sahiplerinin ad ve soyadları veya unvanları, adresleri, sahip oldukları pay miktarı, payların itibarî değerleri, grupları, şirketin esas sermayesi ile ödenmiş olan tutar veya çıkarılmış sermaye toplantıya aslen ve temsil yoluya katılacakların imza yerleri gösterilir. (4) Genel kurula katılanların imzaladığı liste “hazır bulunanlar listesi” adını alır. (5) (Değişik:27/12/2020-7262/29 md.) Pay sahipleri çizelgesinin Merkezi Kayıt Kuruluşundan sağlanmasının usul ve esasları, gereğinde genel kurul toplantısının yapılacağı gün ile sınırlı olmak üzere payların devrinin yasaklanması ve ilgili diğer konular Sermaye Piyasası Kanununun 13 üncü maddesi uyarınca kayden izlenen paylara ilişkin olarak Sermaye Piyasası Kurulu, hamiline yazılı paylar bakımından ise Ticaret Bakanlığı tarafından bir tebliğ ile düzenlenir. II - Toplantı ve karar nisabı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

10 karar eşleşti
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
Davalılar vekili, pay devrinin TTK'nın 416-419. maddelerine uygun yapılmadığından geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
11. Hukuk Dairesi 2006/8112 E., 2007/10405 K. 11. Hukuk Dairesi 2006/8112 E., 2007/10405 K. - ANONİM ŞİRKET - HİSSE SENEDİ - PAY DEVRİ- 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 416 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 417 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen davada (Ankara Yedinci Asliye Ticaret Mahkemesi)'nce verilen 02.03.2006 tarih ve 2005/369-2006/103 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkillerinin dava dışı N... Market Mağazacılık A.Ş.'nin ortağı iken hisselerini 30.04.2000 tarihinde davalılara devir ettiklerini, ancak devir alanların şirket nezdinde gerekli devir işlemlerini yaptırmadıklarını öğrendiklerini, bu durumun müvekkillerinin kişisel hak ve menfaatlerini zedeleyeceğini ileri sürerek, N... Market Mağazacılık A.Ş.'nin ortaklarının hisse devir sözleşmesi gereğince davalılar olduğunun ve müvekkillerinin ortaklık sıfatının kalmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, pay devrinin TTK'nın 416-419. maddelerine uygun yapılmadığından geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin hisse senetlerinin tümünün nama yazılı olduğu ve TTK'nın 416 ve 417. maddelerine uygun devrin yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Davacılar, diğer davalılara şirketteki hisselerini devrettiklerini savunarak, adi yazılı sözleşme ibraz etmiştir. Taraflar arasında akdedilen hisse devir sözleşmesinin 8. maddesinde (Satıcılar satmayı taahhüt ettikleri hisselerinin resmi devrini 30.04.2000 tarihinde yapacaklardır.) hükmüne yer verilmiştir. Davalılar, bu maddede yer alan hisselerin devir ve ferağ sözleşmesinin düzenlenmediğini savunmuş, davacı da böyle bir sözleşmeyi ibraz etmemiştir. Mahkemece, şirketin hisselerinin nama yazılı olduğu, ancak hisse devrinin TTK'nın 416. ve 417. madde şartlarına uygun yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak hüküm, yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Zira, davalı şirketin anasözleşmesinde payların nama yazılı olduğu hükme bağlanmış ise de, şirket paylarının henüz senede bağlanıp bağlanmadığı, bunlara ilişkin ilmühaberin çıkarılıp çıkarılmadığı araştırılmamıştır. TTK'nın 416. ve 417. maddeleri hükmü uyarınca, nama yazılı pay senetlerin devri için, bir temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması, ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devir ve teslimi gerekir. Bu koşulların yerine getirilmemesi halinde yapılan devir işlemi geçersizdir. Fakat, anonim ortaklığın çıplak paylarının devri biçime bağlı olmayıp, alacağın temliki suretiyle de mümkündür. Ayrıca pay devri, ortaklığa karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder. O halde, öncelikle mahkemece, şirket tarafından nama yazılı pay senetleri çıkarılıp çıkarılmadığı, çıkarılmış ise, devrin TTK'nın 416 ve devamı maddeleri ile anasözleşmeye uygun bulunup bulunmadığı, çıkarılmamış ise, dosyada bulunan sözleşmenin alacağın temliki hükmünde olup olmadığı şirket ticaret sicil dosyası, defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptı- rılmadan nama yazılı pay senetlerinin çıkarılmış olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.07.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2008/11015 E., 2010/2010 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
acıya teslim edilmesi gereken nama yazılı pay senetleri üretilmediği ve dava dışı devir alan kişiye fiilen teslim edilmediği, pay devri konusunda alınmış bir yönetim kurulu kararı bulunmadığı için ortada yasaya uygun pay devri bulunmadığı, TTK’nun 417/2. maddesi uyarınca yasaya uygun olmayan pay devrinin şirket pay defterine işlenmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2008/11015 E.  ,  2010/2010 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.04.2008 tarih ve 2007/24-2008/155 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette ortak iken 03.04.1987 tarihli noterde düzenlenen devir sözleşmesi ile hissesini dava dışı ...’na devrettiğini, bu devrin tescili için ticaret sicil müdürlüğüne yaptığı müracatın pay devrinin pay defterine kaydedilmedikçe tescilinin söz konusu olmayacağından bahisle reddedildiğini ileri sürerek, 03.04.1987 tarihli hisse devir senedinin onayı ve pay defterine kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket anasözleşmesinin 6. maddesine göre, şirket pay senetlerinin nama yazılı olacağı, nama yazılı hisse senetlerinin devri TTK’nun 416/2. maddesinde düzenlenmiş olup nama yazılı hisse senedinin devrinin BK’nun 167-172. maddeleri uyarınca alacağın temliki hükümlerine tabi olacağı, alacağın temliki konusunda yazılı sözleşme yapılıp hisse senedinin fiilen karşı tarafa tesliminin gerektiği, şirket pay defterine işlenmedikçe bu devrin 3. kişiler yönünden hüküm ifade etmeyeceği, davacının hissesinin devri noterde düzenlenen sözleşme ile kararlaştırılmış ise de anasözleşmede öngörülen nama yazılı pay senetlerinin düzenlenip davacıya teslim edilmediği ve pay senetlerinin sözleşme ile ya da sonrasında davacı tarafından dava dışı devri alan kişiye teslim edilmediği için TTK’nun 416/2. maddesine göre nama yazılı pay senetlerinin devrinin yapılmadığı, bu devir işleminin pay defterine kaydının mümkün olmadığı, davacıya ait nama yazılı hisse devrine ilişkin 03.04.1987 tarihli devri sözleşmesi yasanın aradığı şekil ve geçerlik koşulunu taşımakla birlikte TTK’nun 416/2. maddesi uyarınca üretilip davacıya teslim edilmesi gereken nama yazılı pay senetleri üretilmediği ve dava dışı devir alan kişiye fiilen teslim edilmediği, pay devri konusunda alınmış bir yönetim kurulu kararı bulunmadığı için ortada yasaya uygun pay devri bulunmadığı, TTK’nun 417/2. maddesi uyarınca yasaya uygun olmayan pay devrinin şirket pay defterine işlenmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, anonim şirket hisse devrine dair sözleşmenin onaylanması ve pay defterine kaydı istemine ilişkindir. Mahkemece, hisse devrine ilişkin 03.04.1987 tarihli devir sözleşmesinin geçerli olduğu ancak, TTK’nun 416/2. maddesi uyarınca üretilip davacıya teslim edilmesi gereken nama yazılı pay senetleri üretilmediği ve dava dışı devir alan kişiye fiilen teslim edilmediği, pay devri konusunda alınmış yönetim kurulu kararı bulunmadığı için ortada yasanın aradığı anlamda pay devrinin olmadığı, TTK’nun 417/2. maddesi uyarınca yasaya uygun olmayan pay devrinin de şirket defterine işlenmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı şirketin anasözleşmesinin 6. maddesine göre, hisse senetleri nama yazılı olacaktır. TTK’nun 416. ve 417. maddeleri hükmü uyarınca, nama yazılı pay senetlerin devri için, bir temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması, ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devir ve teslimi gerekir. Bu koşulların yerine getirilmemesi halinde yapılan devir işlemi geçersizdir. Fakat, anonim ortaklığın çıplak paylarının devri, biçime bağlı olmayıp, BK.nun 162 ve devam maddelerine göre alacağın temliki suretiyle mümkündür. Şirket tarafından henüz pay senedi ihraç edilmemiş ve ilmühaber dahi çıkarılmamış olması, anonim şirkette pay devrine engel teşkil etmez. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere 03.04.1987 tarihli devir sözleşmesi geçerli olup, “TTK’nun 416/2. maddesi uyarınca üretilip davacıya teslim edilmesi gereken nama yazılı pay senetlerinin üretilmediği ve dava dışı devir alan kişiye fiilen teslim edilmediği için ve pay devri konusunda alınmış yönetim kurulu kararı bulunmadığı için pay devrinin yasaya uygun olmadığı” gerekçesi yapılan açıklamalar karşısında doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 2- Ayrıca, böyle bir dava, öncelikle davacıya ait payı devraldığı ileri sürülen ...’nun hukuki durumunu ilgilendirdiğinden adı geçenin taraf olmadığı bir davanın bu şekliyle görülüp, sonuçlandırılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davacı vekiline mehil verilerek adı geçen hakkında dava açılmasının sağlanması, bundan sonra anılan dosyanın işbu dava dosyası ile birleştirilmesi suretiyle yapılacak yargılama sonucunda oluşan duruma göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece, bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2009/7789 E., 2011/876 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
üzenlenen sözleşmeyle devir aldığı, devir aldığı tarihten dava tarihine kadar geçen 10 yıllık sürede genel kurullara katılmadığı, şirket anasözleşmesinde devir ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı, devrin nasıl işleme tabi tutulacağının TTK.nun 417. maddesinde açıklandığı, davacının devrin pay defterine yazılması için bir talepte bulunmadığı, pay defterine yazımla ortaklığın davalıya karşı iler
11. Hukuk Dairesi         2009/7789 E.  ,  2011/876 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.12.2008 tarih ve 2007/192-2008/471 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalının en büyük ortağından 26.12.1997 tarihli noter sözleşmesiyle hisse devraldığını, devredenle yakın arkadaş olması nedeniyle ortaklığın kaydının yapıldığı zannıyla uzun süre birlikte çalıştıklarını, ölümü sonrasında devrin kayıtlara yazılmadığının ortaya çıktığını, diğer ortaklar ile mirasçıların durumu kabul etmediğini, davalıya başvurunun sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, müvekkilinin davalının hissesini devir aldığının ve davalının ortağı olduğunun tespiti ile bu durumun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirket kayıtlarında ortak görünmediği, ortaklığına dair karar alınmadığı, ortaklardan ...’a ait 997 hisseden 400 hisseyi noterde düzenlenen sözleşmeyle devir aldığı, devir aldığı tarihten dava tarihine kadar geçen 10 yıllık sürede genel kurullara katılmadığı, şirket anasözleşmesinde devir ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı, devrin nasıl işleme tabi tutulacağının TTK.nun 417. maddesinde açıklandığı, davacının devrin pay defterine yazılması için bir talepte bulunmadığı, pay defterine yazımla ortaklığın davalıya karşı ileri sürülebileceği, yönetim tarafından karara bağlanarak pay defterine yazımın olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, anonim şirket hissesini devir aldığının ve şirket ortağı olduğunun tespiti ile tescili istemine ilişkindir. Davacının, davalı şirketin ortakları arasında yer alan ...’a ait hisselerin bir kısmını 26.12.1997 tarihli noter devir sözleşmesiyle devir aldığı, bu devrin davalı kayıtlarına işlenmediği ve davacının kayıtlarda ortak görünmediği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Öte yandan, davalı anasözleşmesinde, hisselerin nama yazılı olduğu, hisse senedi veya bunları temsil eden ilmühaber çıkarılmadığı, devre engel ve devrin hangi şartlarda kabul edileceğine dair hükümler bulunmadığı da dosya kapsamıyla sabittir. Taraflar arasındaki çekişme, davacının davalının ortağı sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır. Ortaklığa karşı, ancak pay defterinde kayıtlı bulunan kimse ortak sıfatına haizdir. TTK.nun 417 nci maddesi hükmü uyarınca, hisse senetlerinin TTK.nun 416 ncı maddesine uygun olarak devir edildiği ispat edilmedikçe devralan pay defterine yazılmaz. Şayet, pay devrinin deftere yazılması istemi reddedilmiş ise, bu halde devralanın pay defterine yazılması istemli dava açması mümkündür. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı şirket davacının ortaklığını açıkça kabul etmemiş, muaraza çıkarmıştır. Bu aşamadan sonra, davacının öncelikle davalı şirkete başvurması, sonra dava açmasının gerektiğinin kabulü doğru görülmemiştir. O halde, davacının 26.12.1997 tarihli noter sözleşmesi ile devir aldığı hisselerin halen davalı kayıtlarında kime ait olduğu tespit edilip, davacı tarafa bu kişilere karşı dava açması için önel verilmesi, dava açıldığı takdirde eldeki davayla birleştirilmesi, iddia, savunmalar ve toplanan kanıtlar çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2010/1841 E., 2010/5971 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Davalılar vekili, pay devrinin TTK'nun 416-419. maddelerine uygun yapılmadığından geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2010/1841 E.  ,  2010/5971 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.03.2008 gün ve 2007/542 - 2008/80 sayılı kararı onayan Daire’nin 07.12.2009 gün ve 2008/7971 - 2009/12528 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkillerinin dava dışı ... Market Mağazacılık A.Ş’nin ortağı iken hisselerini 30.04.2000 tarihinde davalılara devir ettiklerini, ancak devir alanların şirket nezdinde gerekli devir işlemlerini yaptırmadıklarını öğrendiklerini, bu durumun müvekkillerinin kişisel hak ve menfaatlerini zedeleyeceğini ileri sürerek, ... Market Mağazacılık A.Ş’nin ortaklarının hisse devir sözleşmesi gereğince davalılar olduğunun ve müvekkillerinin anılan şirkette ortaklık sıfatının kalmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, pay devrinin TTK'nun 416-419. maddelerine uygun yapılmadığından geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda istemin anonim şirket ortaklığı sıfatının kalmadığının tespitine ilişkin olduğu, nama yazılı pay senedinin devrinin TTK'nun 416 ve 417. maddelerinde düzenlendiği, bu koşullara uyulmaması halinde devrin geçerli olmayacağı, devrin ortaklığa karşı ancak pay defterine yazımla hüküm ifade edeceği, anonim şirketin nama yazılı pay senedi çıkarmadığının anlaşıldığı, defter ve Belgelerinin temin edilemediği, şirketin adresinin gerçekte var olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2008/7971 Esas, 2009/12528 Karar sayılı ilamıyla onanmıştır. Davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 27.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
enlenen hazirun cetvellerinde müvekkilinin ve davalılardan Önder ve Serdar .'in pay sayısının (1.947.980.500)'şer olarak gösterilmesinin geçerli bir hukuki dayanağının bulunmadığını, murisin ölümü ile ortak sayısının dörde inmesinden sonra TTK.nun 416 ve 417 nci maddelerinin zorunlu kıldığı devir ve buna dayalı şirket işlemi olmadığı halde murisin 05.10.1998 tarihinde ölmesinin ardından davalılard
11. Hukuk Dairesi 2005/11613 E., 2007/3306 K. 11. Hukuk Dairesi 2005/11613 E., 2007/3306 K. - AKDİN ŞEKLİ - ALACAĞIN TEMLİKİ - DEVİR ANLAŞMASI- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 427 ] - 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 163 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 95 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 332 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.04.2005 tarih ve 2003/1135 - 2005/211 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.02.2007 gününde davacı avukatı Tevfik Adnan ile davalılardan İbrahim Önder avukatı Yalçın, Ahmet Serdar avukatı Ali Zafer, U… … Sınai Yatırım A.Ş. avukatı Refik ve U… … Holding A.Ş. avukatı Ayşegül Engin gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalılardan U… …Holding A.Ş.'nin nama yazılı pay sahibi ortağı olan müvekkilinin şirketin büyük ortağı olan eşinden miras yolu ile intikal eden ve bedelsiz sermaye artışı sonucu (7.800.000.000.000.-) TL esas sermayenin (6.233.352.500.000.-) TL'ye karşılık gelen (6.233.352,5) paydan (4.031.318)'inin diğer davalılara devir ve intikal ettirildiğinin öğrenildiğini, oysa müvekkilinin birleşik devir işlemi yapmadığını, tüm bu gelişmelerin eşinin ölümünden sonraki yas-taziye döneminde gerçekleştiğini, TTK.nun 416, 417 nci maddelerince zorunlu kılınan bir belge veya TTK.nun 66-70 nci maddelerinde öngörülen dayanak kayıt bulunmadığı halde daha önce ortak olmayan davalı U… …Sınai Yat.A.Ş.nin de murisin (78.000) payını devralmış gösterilerek ortak kılındığını, esas sermayenin daha sonra TTK.nun 368 nci maddesi hükmüne aykırı olarak (12) trilyon TL'ye çıkartıldığını, davalılarca davaya konu edilen payların haksız edinilmesinden sonra müvekkilinin ve diğer ortak dava dışı Şafak Kibar'ın yönetimden ve şirket işlerinden uzaklaştırılarak dışlandığını ileri sürerek, davaya konu payların ortaklık haklarını kullanmak üzere MK.nun 427 nci maddesi uyarınca kayyım atanmasını veya payların devrinin ihtiyati tedbir kararı ile önlenmesini, 25.12.1998 tarihli genel kurul hazirun cetvelinde davalılara intikal etmiş gösterilen (4.031.318) payın müvekkiline aidiyetinin tespiti ile sermaye artışları dikkate alınmak ve bu yolla paylarda gerçekleşen artışlar hesaplanarak bu paylara ilişkin davalılar adına görünen kayıtların terkinini ve bu payların müvekkili adına şirket pay defterine işlenmesini, haksız devir işlemlerinin TTK.nun 332 nci maddesi hükmüne nazaran hükümsüz sayılmasını, payların iadesi olanağı bulunmadığı taktirde devir tarihindeki rayiç bedellerinin faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar, davalı Holding'in büyük ortağının ölümünden sonra mirasçılar arasında düzenlenen miras sözleşmesi uyarınca muristen intikal eden payların mirasçılar arasında eşit paylaştırılmasına karar verildiğini ve 25.12.1998, 03.08.1999, 31.03.2000 ve 30.04.2001 tarihli genel kurulların hazirun cetvellerinin bu paylaşıma uygun düzenlenerek imzalandığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, sunulan kanıtlara ve şirket kayıtları üzerindeki bilirkişi incelemesine dayanılarak, Ahmet Uzel'in 05.10.1998 tarihinde ölümüyle mirasının davalı Holding ortağı olan eş ve üç çocuğuna eşit paylarla intikal ettiği, sermaye artışından sonra pay dağıtımının yapıldığı 25.12.1998 tarihli genel kurul toplantısında düzenlenen hazirun cetvelinde mirasçıların paylarının (1.949.980.500)'er olarak kabul edildiği, izleyen yıllar hazirun cetvellerinin de aynı şekilde düzenlendiği ve davacının bu cetvelleri bizzat imzalayarak kabul ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Davacı vekili, müvekkilinin davalı U… … Holding A.Ş.'deki pay sayısı başlangıçta (13.245.288), her üç çocuğunun da (11.982.057) olmasına, paylarını herhangi bir işlemle başkasına devretmediği ve şirketin büyük ortağı Ahmet .'in ölümünden sonra mirasçılarca terekenin şirket payları kısmının taksimi yapılmadığı halde 16.03.1998 tarihli sermaye artırımından sonra toplanan 25.12.1998 tarihli genel kurul ve sonraki genel kurullarda düzenlenen hazirun cetvellerinde müvekkilinin ve davalılardan Önder ve Serdar .'in pay sayısının (1.947.980.500)'şer olarak gösterilmesinin geçerli bir hukuki dayanağının bulunmadığını, murisin ölümü ile ortak sayısının dörde inmesinden sonra TTK.nun 416 ve 417 nci maddelerinin zorunlu kıldığı devir ve buna dayalı şirket işlemi olmadığı halde murisin 05.10.1998 tarihinde ölmesinin ardından davalılardan U… …Sınai Yatırım A.Ş.nin (78.000) adet pay sahibi ortak gösterilmesinin geçersiz olduğunu ileri sürerek, bu paylara ilişkin kayıtların terkinini ve müvekkili adına şirket pay defterine kaydedilmesini veya payların rayiç diğerinin davalılardan tahsilini istemiştir. Mahkemece, başlangıçta davacının daha fazla olan pay sayısının murisin ölümünden sonra yapılan genel kurulların hazirun cetvellerinde çocuklarının pay sayılı ile eşitlendiği, davacının genel kurullara bizzat katılarak hazirun cetvellerini imzalamasının bu yolla yapılan düzenlemeyi kabul anlamına geldiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Anonim şirketlerde nama yazılı payların devri TTK.nun 416 ve 417 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, payları temsilen pay senedi veya bunların yerine ilmuhaberlerin ihraç edilmemiş olması halinde payların devri BK.nun 163 ncü maddesinde düzenlenen alacağın temliki hükümleri uyarınca yazılı devir anlaşması ile devir tarafları arasında yapılır ve şirkete bildirilerek pay sahipleri defterine kaydının sağlanması ile de şirkete karşı hüküm kazanır. Davalı şirket payları senede bağlanmadığı ve bunlara kaimen ilmuhaberler de çıkarılmadığına, bir başka deyişle çıplak pay durumunda olduğuna göre, devri, alacağın temliki hükümlerine tabidir. 24.05.1985 gün ve 1984/2 - 1985/55 nci Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre mirasçılar arasında terekenin bir kısmının taksimi veya temliki mümkündür. Davalı Holding'in paylarının tamamına yakınının sahibi olan Ahmet .'in öldüğü tarihte yürürlükte olan 743 sayılı MK.nun 611 ve 612 nci maddelerine göre miras taksiminin yazılı şekilde yapılması geçerlilik koşuludur. Böyle bir taksim anlaşmasında da, terekenin tamamen veya kısmen taksimi veya terekedeki miras hakkının veraset ilamındaki paylara uygun olsun olmasın bölüşümü veya temliki iradesinin mirasçılarca veya ilgili mirasçı tarafından izhar edilmesi, bu yöndeki iradenin açık ve dolaysız olarak yansıtılması zorunludur. Davalılarca değinilen nitelikte ve yazılı taksim ve temlik sözleşmesinin varlığı iddia ve ispat edilmemiştir. TTK.nun 376 ncı maddesinde düzenlenen ve anonim şirket genel kurulu toplantısında hazır bulunan pay sahibi ve temsilcilerinin ad ve soyadlarıyla adreslerini ve pay miktarını gösteren ve başkan tarafından imzalanan bir belge olan hazirun cetveli, pay sahipliği hakkını doğuran, ihdas eden veya yansıtan bir işlev ve güce sahip olmayıp, genel kurul katılımcılarını ve paylarını gösteren açıklayıcı bir değer ve anlam taşır. Dairemiz'in içtihatlarında da, hazirun cetvelinde yazılı pay miktarlarının pay sahipliği hakkının varlığı ve niceliği konusunda bağlayıcı niteliği bulunmadığı, bu hususun şirket kayıtları ve dayanak hak oluşturucu-doğurucu işlemle kanıtlanması gerektiği belirtilmiştir. Açıklanan yasa normları ve uygulama ile beliren ilkeler ışığında, davalı Holding'in tüm defter ve kayıtları üzerinden uzman bilirkişilere inceleme yaptırılarak, başlangıçta (murisin ölümünden önce) davacının davalı çocuklarından daha fazla olan pay sayısının 25.12.1998 tarihli genel kuruldan itibaren miras paylarının eklenmesinden sonra hazirun cetvellerinde eşit sayıda gösterilmesinin geçerli bir devir veya taksim-temlik işlemine dayanıp dayanmadığının belirlenmesi, davalı U… …. Yatırım A.Ş.'ye izafe edilen (78.000) payın ne şekilde ihdas edildiğinin saptanması, davacı ve çocuklarını pay sayılarının eşit gösterilmesinden sonra kâr payı dağıtımı yapılmış ise bu dağıtımların eşitlenen pay sayısına uygun olup olmadığı, 25.12.1998 tarihli genel kurula ilişkin iki farklı hazirun cetveli düzenlenmiş olması nedeniyle bunlardan hangisinin geçerli olduğunun irdelenmesi, kısmi miras taksimi veya temliki olgusuna delalet eden somut hallerin bulunup bulunmadığının araştırılması ve tüm bu yönlerin ortaya çıkarılıp geniş bir çerçevede tartışması yapıldıktan ve 25.12.1998 tarihinden sonra pay sahipliğinden doğan hakların kullanılmasında, sağlanmasında ve tecellisinde ortaya çıkan eylemli uygulama bakımından pay sayısındaki eşitliğin benimsendiğinin kabul edilip edilmeyeceğinin MK.nun 2 nci maddesinde dikkate alınarak değerlendirilmesinden sonra uyuşmazlığın çözümü gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak salt hazirun cetvellerinde yazılı tarafların asıl (kök) pay sahipliğinden farklılık taşıyan ve davalı aleyhine tezahür eden pay sayılarının karşılığının paydaşlarca imzalanmasından yola çıkılarak ve bu belgeye yasal içeriğini aşan anlam verilmek suretiyle davanın reddi doğru bulunmamıştır. 2-Davalılardan Ahmet Serdar .'in temyiz duruşması sırasında 13.02.2007 tarihli dilekçeyle davayı kabul ettiğini bildirmesi karşısında, HUMK.nun 95/ı maddesi hükmünce kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğuran bu bildirim hakkında yerel mahkemece hüküm kurulması zorunlu olduğundan, kararın bu yönde değerlendirilme yapılması bakımından da bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.