Türk Ticaret Kanunu 416. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 416- (1) Bütün payların sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu toplantı nisabı varolduğu sürece karar alabilirler.
(2) Çağrısız toplanan genel kurulda, gündeme oybirliği ile madde eklenebilir; aksine esas sözleşme hükmü geçersizdir.
E) Toplantının yapılması
I - Hazır bulunanlar listesi[61]
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
33 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2008/11015 E., 2010/2010 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
maddesine göre, şirket pay senetlerinin nama yazılı olacağı, nama yazılı hisse senetlerinin devri TTK’nun 416/2. maddesinde düzenlenmiş olup nama yazılı hisse senedinin devrinin BK’nun 167-172.
11. Hukuk Dairesi 2008/11015 E. , 2010/2010 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.04.2008 tarih ve 2007/24-2008/155 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette ortak iken 03.04.1987 tarihli noterde düzenlenen devir sözleşmesi ile hissesini dava dışı ...’na devrettiğini, bu devrin tescili için ticaret sicil müdürlüğüne yaptığı müracatın pay devrinin pay defterine kaydedilmedikçe tescilinin söz konusu olmayacağından bahisle reddedildiğini ileri sürerek, 03.04.1987 tarihli hisse devir senedinin onayı ve pay defterine kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket anasözleşmesinin 6. maddesine göre, şirket pay senetlerinin nama yazılı olacağı, nama yazılı hisse senetlerinin devri TTK’nun 416/2. maddesinde düzenlenmiş olup nama yazılı hisse senedinin devrinin BK’nun 167-172. maddeleri uyarınca alacağın temliki hükümlerine tabi olacağı, alacağın temliki konusunda yazılı sözleşme yapılıp hisse senedinin fiilen karşı tarafa tesliminin gerektiği, şirket pay defterine işlenmedikçe bu devrin 3. kişiler yönünden hüküm ifade etmeyeceği, davacının hissesinin devri noterde düzenlenen sözleşme ile kararlaştırılmış ise de anasözleşmede öngörülen nama yazılı pay senetlerinin düzenlenip davacıya teslim edilmediği ve pay senetlerinin sözleşme ile ya da sonrasında davacı tarafından dava dışı devri alan kişiye teslim edilmediği için TTK’nun 416/2. maddesine göre nama yazılı pay senetlerinin devrinin yapılmadığı, bu devir işleminin pay defterine kaydının mümkün olmadığı, davacıya ait nama yazılı hisse devrine ilişkin 03.04.1987 tarihli devri sözleşmesi yasanın aradığı şekil ve geçerlik koşulunu taşımakla birlikte TTK’nun 416/2. maddesi uyarınca üretilip davacıya teslim edilmesi gereken nama yazılı pay senetleri üretilmediği ve dava dışı devir alan kişiye fiilen teslim edilmediği, pay devri konusunda alınmış bir yönetim kurulu kararı bulunmadığı için ortada yasaya uygun pay devri bulunmadığı, TTK’nun 417/2. maddesi uyarınca yasaya uygun olmayan pay devrinin şirket pay defterine işlenmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, anonim şirket hisse devrine dair sözleşmenin onaylanması ve pay defterine kaydı istemine ilişkindir. Mahkemece, hisse devrine ilişkin 03.04.1987 tarihli devir sözleşmesinin geçerli olduğu ancak, TTK’nun 416/2. maddesi uyarınca üretilip davacıya teslim edilmesi gereken nama yazılı pay senetleri üretilmediği ve dava dışı devir alan kişiye fiilen teslim edilmediği, pay devri konusunda alınmış yönetim kurulu kararı bulunmadığı için ortada yasanın aradığı anlamda pay devrinin olmadığı, TTK’nun 417/2. maddesi uyarınca yasaya uygun olmayan pay devrinin de şirket defterine işlenmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı şirketin anasözleşmesinin 6. maddesine göre, hisse senetleri nama yazılı olacaktır. TTK’nun 416. ve 417. maddeleri hükmü uyarınca, nama yazılı pay senetlerin devri için, bir temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması, ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devir ve teslimi gerekir. Bu koşulların yerine getirilmemesi halinde yapılan devir işlemi geçersizdir. Fakat, anonim ortaklığın çıplak paylarının devri, biçime bağlı olmayıp, BK.nun 162 ve devam maddelerine göre alacağın temliki suretiyle mümkündür. Şirket tarafından henüz pay senedi ihraç edilmemiş ve ilmühaber dahi çıkarılmamış olması, anonim şirkette pay devrine engel teşkil etmez. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere 03.04.1987 tarihli devir sözleşmesi geçerli olup, “TTK’nun 416/2. maddesi uyarınca üretilip davacıya teslim edilmesi gereken nama yazılı pay senetlerinin üretilmediği ve dava dışı devir alan kişiye fiilen teslim edilmediği için ve pay devri konusunda alınmış yönetim kurulu kararı bulunmadığı için pay devrinin yasaya uygun olmadığı” gerekçesi yapılan açıklamalar karşısında doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, böyle bir dava, öncelikle davacıya ait payı devraldığı ileri sürülen ...’nun hukuki durumunu ilgilendirdiğinden adı geçenin taraf olmadığı bir davanın bu şekliyle görülüp, sonuçlandırılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davacı vekiline mehil verilerek adı geçen hakkında dava açılmasının sağlanması, bundan sonra anılan dosyanın işbu dava dosyası ile birleştirilmesi suretiyle yapılacak yargılama sonucunda oluşan duruma göre bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece, bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Davalılar vekili, pay devrinin TTK'nın 416-419. maddelerine uygun yapılmadığından geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
11. Hukuk Dairesi 2006/8112 E., 2007/10405 K.
11. Hukuk Dairesi 2006/8112 E., 2007/10405 K.
- ANONİM ŞİRKET
- HİSSE SENEDİ
- PAY DEVRİ- 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 416 ]
- 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 417 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada (Ankara Yedinci Asliye Ticaret Mahkemesi)'nce verilen 02.03.2006 tarih ve 2005/369-2006/103 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin dava dışı N... Market Mağazacılık A.Ş.'nin ortağı iken hisselerini 30.04.2000 tarihinde davalılara devir ettiklerini, ancak devir alanların şirket nezdinde gerekli devir işlemlerini yaptırmadıklarını öğrendiklerini, bu durumun müvekkillerinin kişisel hak ve menfaatlerini zedeleyeceğini ileri sürerek, N... Market Mağazacılık A.Ş.'nin ortaklarının hisse devir sözleşmesi gereğince davalılar olduğunun ve müvekkillerinin ortaklık sıfatının kalmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, pay devrinin TTK'nın 416-419. maddelerine uygun yapılmadığından geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin hisse senetlerinin tümünün nama yazılı olduğu ve TTK'nın 416 ve 417. maddelerine uygun devrin yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Davacılar, diğer davalılara şirketteki hisselerini devrettiklerini savunarak, adi yazılı sözleşme ibraz etmiştir. Taraflar arasında akdedilen hisse devir sözleşmesinin 8. maddesinde (Satıcılar satmayı taahhüt ettikleri hisselerinin resmi devrini 30.04.2000 tarihinde yapacaklardır.) hükmüne yer verilmiştir. Davalılar, bu maddede yer alan hisselerin devir ve ferağ sözleşmesinin düzenlenmediğini savunmuş, davacı da böyle bir sözleşmeyi ibraz etmemiştir. Mahkemece, şirketin hisselerinin nama yazılı olduğu, ancak hisse devrinin TTK'nın 416. ve 417. madde şartlarına uygun yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak hüküm, yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Zira, davalı şirketin anasözleşmesinde payların nama yazılı olduğu hükme bağlanmış ise de, şirket paylarının henüz senede bağlanıp bağlanmadığı, bunlara ilişkin ilmühaberin çıkarılıp çıkarılmadığı araştırılmamıştır.
TTK'nın 416. ve 417. maddeleri hükmü uyarınca, nama yazılı pay senetlerin devri için, bir temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması, ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devir ve teslimi gerekir. Bu koşulların yerine getirilmemesi halinde yapılan devir işlemi geçersizdir. Fakat, anonim ortaklığın çıplak paylarının devri biçime bağlı olmayıp, alacağın temliki suretiyle de mümkündür. Ayrıca pay devri, ortaklığa karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder.
O halde, öncelikle mahkemece, şirket tarafından nama yazılı pay senetleri çıkarılıp çıkarılmadığı, çıkarılmış ise, devrin TTK'nın 416 ve devamı maddeleri ile anasözleşmeye uygun bulunup bulunmadığı, çıkarılmamış ise, dosyada bulunan sözleşmenin alacağın temliki hükmünde olup olmadığı şirket ticaret sicil dosyası, defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptı-
rılmadan nama yazılı pay senetlerinin çıkarılmış olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.07.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2021/6209 E., 2023/1553 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6102 sayılı Kanun'un 416 ve 447 nci maddeleri
11. Hukuk Dairesi 2021/6209 E. , 2023/1553 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan Ret
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.03.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin diğer ortaklarının sahtecilik yaparak 31.07.2008 tarihli bir genel kurul toplantısı yaparak şirketin tasfiyesine karar verildiğini, davacının da sanki toplantıya katılmış gibi gösterildiğini, oysa hazirun cetvelindeki imzanın davacıya ait olmadığını, imzanın sahte olduğunu, davacının toplantıdan tesadüfen haberdar olduğunu, toplantının duyurulmadan yapıldığını, diğer ortakların İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/213 E. sayılı dosyasında sahtecilik suçundan mahkûm olduğunu, bu nedenle anılan toplantının ve kararların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 447 nci maddesi uyarınca batıl olduğunu beyanla, tasfiye sonunda da davacıya bir pay ödenmediğini, davalı şirketin 31.07.2008 tarihli olağan genel kurul toplantısının ve kararların iptaline, şirket ünvanındaki Tasfiye Halinde ibaresinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı taraf genel kurula davet edilmediğini ve sahtecilik yapıldığını iddia etmiş ise de, yapılan usulsüzlüğün 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iptâle tabi olduğu, tasfiye kararı alınmasının 447 inci maddesinde belirtilen yasaklanmış fiil veya kararlardan olmadığı, iptâl davasının 445 inci maddesi uyarınca üç aylık yasal hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; iptâli istenen genel kurulda alınan kararların butlan yaptırımına tabi olduğunu, bu nedenle hak düşürücü süreye tabi olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu genel kurulda alınan kararlardan hiç birinin butlan sebebi içermediğini, buna göre anılan genel kurul kararlarının batıl olmayıp ancak iptâlinin talep edilebileceği, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kurul kararının iptâli istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6102 sayılı Kanun'un 416 ve 447 nci maddeleri
2. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi, 01.12.2014 tarih, 2014/11946 E. ve 2014/18708 K.
3. Değerlendirme
1.6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesi çağrısız genel kurul usul ve hükümlerini belirler. Buna göre bütün pay sahipleri veya temsilcileri, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde genel kurul toplantılarına dair olan diğer hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrı hakkındaki merasime riayet etmeksizin de genel kurul olarak toplanabilir. Diğer bir anlatımla, anılan yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere, kanun koyucu çağrısız bir genel kurulun var sayılmasını, bütün pay sahipleri veya temsilcilerinin hazır bulunmaları ve pay sahiplerinin bu toplantı şekline itiraz etmemiş bulunmaları şartlarının gerçekleşmesi durumunda kabul etmektedir. Tek bir payın sahibi veya temsilcisi bulunmaz veya toplantıyı terk ederse ya da katılıp toplantı şekline itiraz ederse, genel kurul gidişatını etkileyebilecek durumda olup olmaması durumu değiştirmez
2. O halde 6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesi öngörülen iki şart gerçekleşmeden yapılan genel kurul hukuken yoktur ve alınan karar da yoklukla maluldür. Bu durumda, somut olayda, davacı toplantıya katılmadığını, kendisinin toplantıya katılmış gibi gösterildiğini ve kendisi adına imza atıldığını iddia edip mahkemece bu husus kabul edildiğine göre, yasada öngörülen çağrı usulüne ilişkin bir işlem yapılmamış olup 6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesindeki şartlar gerçekleşmemiş olmakla söz konusu genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malül olduğuna karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2012/1197 E., 2013/17902 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Davalı vekili, alacak iddiasının dayandığı hisse senedi satışının TTK'nın 416. maddesine uygun olarak yapılmadığından geçersiz devir ve satış işlemine dayanılarak alacak talebinde bulunulamayacağını, davacı tarafın geçersiz ve hüküm ifade etmeyen bir devir ve satışa dayanarak alacak isteminde bulunmasının, kanuni dayanaktan yo
11. Hukuk Dairesi 2012/1197 E. , 2013/17902 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.05.2011 tarih ve 2008/701-2011/376 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.10.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin sahibi olduğu...Çelik Endüstrisi A.Ş.'ne ait 247.514.000.000 TL nominal bedelli hisse senetlerini 31.10.2001 tarihli faturada belirtildiği şekilde 4.950.280.000.000 TL karşılığında davalıya devrettiğini, müvekkili şirketin bu devir nedeniyle 31.10.2001 tarihinden itibaren 4.950.280.000.000 TL alacaklı olduğunu ileri sürerek, şimdilik 20.000,00 YTL'nin en yüksek oranda işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 03.08.2010 havale tarihli ıslah dilekçesi ile de 4.950.280 TL 24.12.2001 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, alacak iddiasının dayandığı hisse senedi satışının TTK'nın 416. maddesine uygun olarak yapılmadığından geçersiz devir ve satış işlemine dayanılarak alacak talebinde bulunulamayacağını, davacı tarafın geçersiz ve hüküm ifade etmeyen bir devir ve satışa dayanarak alacak isteminde bulunmasının, kanuni dayanaktan yoksun olduğunu, tarafların gerçek amaç ve iradelerine uygun bir hisse satışının gerçekleşmediğini, müvekili tarafından davacıya gönderilen yazının mutad bir rakamsal hesap mutabakatı olduğunu, rakamın dayandığı işlemin gerçekleştiğinin kabulü anlamında olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, çıplak hisselerin devrinin şekle tabi olmadığı, ancak çıplak hisselerin devrinin şirkete karşı geçerli olabilmesi için TTK'nın 416/2. maddesine göre pay defterine kaydedilmesinin gerektiği, dava konusu hisselerle ilgili nama yazılı ilmühaber ibraz edilmediğinden nama yazılı ilmühaberlerin devri
-/-
-2-
için aranan şekil şartı olan cironun yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği, davaya konu olan hisselerin ait olduğu...Çelik Endüstrisi A.Ş.'nin 16.5.2001 tarihli genel kurul toplantı tutanağına ilişik hazirun cetveline göre genel kurul toplantısına davacı şirketin sahip olduğu hisseyi temsilen asaleten katıldığı,davalı şirketin de aynı genel kurul toplantısına sahip olduğu 418.202.557 adet hisseyi temsilen asaleten katıldığı,...Çelik Endüstrisi A.Ş.'nin 24.12.2001 tarihli genel kurul toplantı tutanağına ilişik hazirun cetveline göre ise genel kurul toplantısına davacı şirketin katılmadığı, hazirun cetvelinde paydaşlar arasında gösterilmediği, buna karşılık davalı şirketin genel kurul toplantısına bu sefer 1.251.721.619 adet hisseyi temsilen asaleten katıldığı,...Çelik Endüstrisi A.Ş.'nin hisse sayısında bir değişiklik olmamasına ve 16.05.2001 tarihli genel kurul toplantısıyla ilgili hazirun cetvelinde 21 hissedar gözükmesine rağmen, 24.12.2001 tarihli genel kurul toplantı tutanağına ilişik hazirun cetveline göre hissedar sayısının 14'e düştüğü, fakat 14 hissedardan sadece davacı şirketin hisse sayısında bir artış meydana geldiği, davacı şirketin 24.12.2001 tarihli genel kurul toplantı tutanağıyla ilgili hazirun cetvelinde hissedar olarak gözükmediği, hatta onu temsilen bir başkasının genel kurul toplantısına katılmadığı, davalı şirketin davaya konu hisselerinin devrinden dolayı davacıya karşı borcunu muhasebe kayıtlarına da işlediği, davalı şirketin dava konu olan hisseleri devralarak hisselerin verdiği genel kurula katılma ve oy kullanma gibi hakları "asaleten'' kullandığı, hissedarlık sıfatını TTK'nın 416/2. maddesi gereğince...Çelik Endüstrisi A.Ş.'ye karşı da kazanmış olduğu sonucuna varıldığı, çıplak hisselerin devrinin her hangi bir şekil şartına bağlı olmadığı için devrin gerçekleştiğinin hazirun cetvelinden anlaşıldığı, hisse devir bedelinin ödeneceği tarihin belli bir vadeyle bağlanmaması nedeni ile davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarname ile davalının temerrüde düştüğü, ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği tarihe ihtarnamede verilen 15 günlük sürenin ilavesi ile temerrüt tarihinin belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, işbu davada 818 sayılı Kanunun 210/II. maddesi hükmü uygulama koşullarının oluşmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili dava dilekçesinde 20.000,00 YTL nin en yüksek oranda işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ne var ki talep ettiği 20.000 TL alacak için temerrüt tarihi belirtmemiş, 03.08.2010 havale tarihli ıslah dilekçesi ile de tüm alacağa bu kez temerrüt tarihi belli edilmek suretiyle tahsil isteminde bulunmuş, mahkemece, ıslah dilekçesi doğrultusunda tüm alacağa belirlediği 08.08.2008 tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmiştir. Oysa, davacı 20.000 TL için temerrüt faizi başlangıç tarihini belirterek talepte bulunmadığına, esasen bu hususta davacının zımnen feragat ettiğinin kabul edilmesinin gerekmesine göre, anılan bu miktar için temerrüt faizi başlangıcının dava tarihi olarak kabulü gerekir. Bu bağlamda mahkemece, ıslaha konu edilen tüm miktara yönelik olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle, davalı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi,yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK'nın 438/7'nci maddesi uyarınca hükmün,aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın (HÜKÜM) bölümünün birinci bendi tümüyle hükümden çıkartılarak yerine “Kabul edilen .4.950.280,00 TL'nin 20.000 TL'ye dava tarihinden, bakiye kısma ise 08.08.2008 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline" ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 08.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2023/5758 E., 2024/3176 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
aslına ulaşılamadığı için inceleme yapılamadığı, hisse devri sözleşmelerinde yer alan imzaların davacılara ait olmaması halinde, davacılar şirkette halen asgari olarak %85 oranında pay sahibi olacaklarından, 05.04.2013 tarihli toplantının 6102 sayılı Kanun'un 418 ve 416 ncı maddelerinde belirtilen toplantı nisaplarına uyulmamış olması nedeniyle toplantıda alınan kararların yoklukla malul olacağı;
11. Hukuk Dairesi 2023/5758 E. , 2024/3176 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/603 Esas, 2023/368 Karar
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacılar vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ...'in davalı şirketin 5000 adet hissesinden 4000'ine sahip ve münferiden şirketi temsile yetkili müdür,...'ın ise 250 adet hissesine sahip olduğunu, 15.09.2004 tarihli genel kurul toplantısından sonra bir daha genel kurul toplantısı yapılmadığını, sonrasında müvekkillerinden habersiz 2001 yılından 2012 yılına kadar olan döneme ilişkin toplam 12 yıllık süre için 05.04.2013 tarihinde müvekkilleri adına sahte imzalar da atılmak suretiyle olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını ve bu toplantıda alınan karara göre davalı ...'nun 3 yıl süreyle yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, hazirun cetvelinden de anlaşıldığı üzere şirket hisselerinin 4750 adetinin bu davalıya devredilmiş göründüğünü ileri sürerek, 05.04.2013 tarihli genel kurul kararının ve varsa bu karara dayanak kararların, 05.04.2013 tarihli genel kurul hazirun cetvelinin ve buna dayanak hisse devir evraklarının, genel kurul toplantı tutanağının, iç yönergenin, bu genel kurul ve yönergeye dayanılarak alınan yetkiye istinaden düzenlenen 19.08.2013 tarihli azilnamenin yokluk ile malul olduğunun, sahtecilik öncesi gerçek pay durumunun tespitiyle şirket pay durumunun sahtecilik öncesi hale getirilmesine, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 562 nci maddesine göre cezalandırılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacıların genel kurul toplantısına katılıp olumlu oy verdiklerini, ayrıca davanın süresinde de açılmadığını savunmuştur.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 12.06.2014 tarih, 2013/246 E. ve 2014/161 K. sayılı kararı ile davacıların 05.04.2013 tarihli olağan genel kuruldan bir şekilde haberdar oldukları, 05.04.2013 tarihinde yapılan ve alınan genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin davanın 10.09.2013 tarihinde, 6102 sayılı Kanun'un 445 inci maddesine göre 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 16.03.2015 tarih, 2014/16046E. ve 2015/3619 K. sayılı kararıyla;
"Davacılar, imzaları taklit edilmek suretiyle katılmış gibi gösterildikleri genel kurul toplantısında davalı şirketteki hisselerinin davalı ...'na devredildiğini, anılan davalının yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini ve bu davalı tarafından azilname tanzim edildiğini, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek, genel kurul toplantısına dayanak olan işlemlerin, genel kurulda alınan tüm kararların ve bu kararlara istinaden yapılan işlemlerin yoklukla malul olduğunun tespitini ve pay durumunun eski hale iadesini talep etmiş olup, Mahkemece dava iptal davası olarak nitelendirilerek, 3 aylık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar, davalı şirketteki hisselerinin sahte işlemlerle davalı ...'na devredildiğini iddia etmiş olup, herhangi bir zaman aşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmayan mülkiyet hakkına dayalı bu iddianın değerlendirilmemesi doğru olmadığı gibi, diğer iddiaların da yokluk ve iptal yaptırımlarından hangisine tabi olduğu irdelenmeksizin yazılı gerekçe ile davanın reddi de doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacılar yararına bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, Adli Tıp Kurumu raporunda inceleme konusu 05.04.2013 tarihli 004346 yevmiye numaralı genel kurul toplantı tutanağı, 30.07.2013 tarihli "05431" yevmiye numaralı genel kurul toplantı tutanağı, 05.04.2013 tarihli genel kurul toplantısında hazır bulunanlar listesi ve 30.07.2013 tarihli genel kurul toplantısında hazır bulunanlar listesi ile mukayese imzalar üzerinde yapılan grafolojik inceleme sonucunda söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'in eli ürünü olmadığı; anılan belgelerde ... adına atılı imzaların da mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığının mütalaa edildiği, genel kurul kararlarının yokluğunun kararın alınması için kurucu olan unsurların bulunmaması halinde gündeme geleceği, 25.11.2004 tarihli hisse devir sözleşmelerindeki imzaların sahteliği iddiaları ile ilgili bu belgenin aslına ulaşılamadığı için inceleme yapılamadığı, hisse devri sözleşmelerinde yer alan imzaların davacılara ait olmaması halinde, davacılar şirkette halen asgari olarak %85 oranında pay sahibi olacaklarından, 05.04.2013 tarihli toplantının 6102 sayılı Kanun'un 418 ve 416 ncı maddelerinde belirtilen toplantı nisaplarına uyulmamış olması nedeniyle toplantıda alınan kararların yoklukla malul olacağı; hisse devri sözleşmelerinde yer alan imzaların davacılara ait olması halinde ise, 25.11.2004 tarihli hisse devir sözleşmesinde davacı ...'in tüm hisselerini devrettiği ve şirketten ayrıldığı belirtilmesine karşın 05.04.2013 tarihinde 250.000 TL'lik sermayeyi oluşturan payların %5'i oranında hisse sahibi olup olmadığının tespit edilemediği, Adli Tıp Kurumu raporunda hazirun listesindeki imzanın ...'e ait olmadığının ifade edildiği, şayet ...'in hisse devrinden sonra tekrar şirkette pay sahibi olduğu kabul edilirse, 05.04.2013 tarihli toplantının 6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesinde düzenlenen çağrısız genel kurul olması sebebi ile tüm paydaşların mevcudiyeti şart olduğundan ve bu şart gerçekleşmediğinden, aynı şekilde alınan kararların yoklukla malul olduğunun kabulünün gerektiği, bu nedenlerle davaya konu 05.04.2013 tarihli genel kurul kararının yoklukla malul olduğu, somut davada davalılardan ...'nun pasif husumetinin bulunmadığı, davacıların sahtelik öncesi pay durumunun tespiti ve eski hale iadesi yönündeki taleplerinin nispi harç yatırılarak açılması gereken hisse devrinin iptali davasına konu olabileceği, ancak bu şekilde açılmış bir dava bulunmadığından ileride bu konuda dava açma hakları saklı kalmak üzere bu taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacıların davalı şirkete karşı 05.04.2013 tarihli genel kurul kararın yoklukla malul sayılmasına ilişkin talebinin kabulü ile davalı şirketin 05.04.2013 tarihli genel kurulunda alınan kararların yoklukla malul olduğununu tespitine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, davalı ...'nun genel kurul kararının iptali davasında pasif husumeti olmadığından bu davalı yönünden husumet yokluğundan reddine, davacıların sahtelik öncesi pay durumunun tespiti ve eski hale iadesi taleplerinin, dosyada açık ve net işlemler belirtilerek hisse devrinin iptali davasına konu olabileceği ve pay devri iptali yönünden somut bir dava olmadığından bu taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; genel kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespitinden sonra davanın kısmen kabulünün hatalı olduğunu, ... hakkındaki davanın husumetten reddinin de yanlış olduğunu sahtelik öncesi pay durumlarının tespiti ile eski hale getirilmesi talepleri açık olmasına rağmen bu konuda somut dava olmadığı gerekçesiyle davanın reddi kararının hukuka aykırı bir karar olduğunu, yoklukla malul olduğunun tespitini talep ettikleri diğer işlemler için davanın reddinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; hisse devir sözleşmeleri üzerinde inceleme yapılmadan verilen kararın hatalı olduğunu İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında alınan raporda devir sözleşmesindeki imzaların davacılara ait olduğunun tespit edildiği, kaldı ki davacıların da Savcılıktaki sorgularında bu imzaları ikrar ettiklerini, imza incelemelerine ilişkin Savcılık tarafından alınan raporla Mahkeme tarafından alınan raporun çeliştiğini ve Mahkemece bu hususun değerlendirilmediğini, davacılar tüm hisselerini davalı ...'na devrettiklerinden dava haklarının olmadığını, yokluğunun tespiti istenen genel kurul toplantısında davacıların bulunduğu yönetim kurulunun ibrasının sağlandığını, dolayısıyla eldeki davayı açmakta hukuki yararları olmadığını, devirden sonra bir süre tescil ettirilmeyen hisse devrinin daha sonra şirketin TMSF'ye olan borçları nedeniyle TMSF tarafından şirket hisselerine haciz konulması nedeniyle gerçekleştirilemediğini, genel kurul hazırlıklarını davacıların başlattıklarını, TMSF ile görüşmeler yaptıklarını, bu başvurulara istinaden TMSF'nin genel kurula muvafakat ettiğini, müvekkili....'ın TMSF'ye olan bu borcun yapılandırmasına kefil olup tüm borcu ödediğini, davacıların hisse devirlerini tescil ettirmek için davaya konu genel kurulu yaptıklarını, davacıların amacının önce şirket devrini yapıp borcu müvekkiline ödettikten sonra işlemlerden haberi olmadığını ileri sürerek şirketi geri almak olduğunu, nitekim davaya konu genel kurul sonrası TMSF ile yapılan ek protokolün müvekkili ... tarafından şirket adına imzalandığını, davacı ...'un eski eşi dava dışı ...'in de Savcılık beyanında imzasını ve genel kurulu doğrular şekilde beyanda bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıların davalı şirketteki hisselerinin gerçeğe aykırı düzenlenen devir sözleşmelerine istinaden davalıya devredildiği, bu devir sonrası oluşan pay durumundan yararlanırak sahte imzalarla toplanan olağanüstü genel kurulun ve bu genel kurul kararlarına istinaden yapılan tüm işlemlerin yoklukla malul olduğunun tespiti ile pay durumunun eski hale getirilmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 57 nci ve devam hükümleri.
2. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun (492 sayılı Kanun) 28, 30 ve 32 nci maddeleri.
3.6102 sayılı Kanun'un 407 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
Davacılar 05.04.2013 tarihli genel kurul kararının, hazirun cetvelinin, bu hazirun cetveline dayanak hisse devir evraklarının ve bu genel kurul uyarınca yetkili kılınan davalı ... imzalı azilnameninin yoklukla malul olduğunun tespitini ve gerçek pay durumlarının tespitiyle birlikte pay durumunun eski hale getirilmesini talep etmişler, Mahkemece genel kurul kararının yoklukla malul olduğu tespit edilmişse de usulüne uygun dava olmadığı gerekçesiyle davacıların ileride dava açma hakları saklı tutulmak kaydıyla bu yöndeki taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Davacılar kendi hisselerinin sahtelik öncesi durumunun tespitini ve pay durumunun eski hale iadesini talep etmişler, hisselerini devreden olarak göründükleri 25.11.2004 tarihli hisse devir ve temlik sözleşmelerinin davalı ... tarafından sonradan doldurulduğunu iddia etmişlerdir. Aynı doğrultuda olmak üzere, davacı ... İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/125778 Soruşturma sayılı dosyasında 30.04.2015 tarihli beyanında; diğer davacı ... ise aynı dosyada 07.05.2015 tarihli beyanında anılan hisse devir ve temlik sözleşmesi üzerindeki imzayı kabul etmekle birlikte içeriğinin sonradan iradelerine aykırı doldurulduğunu ileri sürmüşlerdir.
6100 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesinde maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde mecburi dava arkadaşlığı olduğu düzenlenmiş olup, somut olayda davacılar mecburi dava arkadaşı değil ihtiyari dava arkadaşı konumundadırlar.
Bununla birlikte 6100 sayılı Kanun'un 120 nci maddesinin birinci fıkrasında davacının yargılama harçlarını dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu; 492 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde karar ve ilam harçlarının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceği; 32 nci maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe takip eden işlemlerin yapılmayacağı; 30 uncu maddesinde ise yargılama sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğunun anlaşılması halinde yalnız o celse için yargılamaya devam olunacağı, takip eden celseye kadar eksik değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmayacağı, 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulmasının eksik olan harcın ödenmesine bağlı olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda, ihtiyari dava arkadaşı olan davacılar davalarını açarken sadece ... adına başvurma ve peşin harç yatırmış olup, Mahkemece davacılardan her birinin şirketteki pay durumlarının tespitini ve eski hale getirilmesini ayrı ayrı talep ve dava ettikleri dikkate alınarak, 492 sayılı Kanun uyarınca davacılara kendi davaları yönünden ayrı ayrı başvurma ve karar harcı yatırmak üzere mehil verilmesi, verilen mehil içinde harcın yatırılması halinde işin esasına girilmesiyle yapılacak incelemenin sonucuna göre karar verilmesi gerekmesine rağmen yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre mümeyyiz taraflar vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istekleri halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ticaret Hukuku
TTK uyarınca düzenlenen "Çağrısız Genel Kurul"un geçerlilik şartı nedir?
A) Tüm pay sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır bulunması ve itiraz etmemesi.
B) Bakanlık temsilcisinin onay vermesi.
C) Sermayenin en az %75'inin temsil edilmesi.
D) Sadece yönetim kurulu üyelerinin katılması.
E) Toplantının şirket merkezinde yapılması.
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.