6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 419

Türk Ticaret Kanunu 419. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 419- (1) Esas sözleşmede aksine herhangi bir düzenleme yoksa, toplantıyı, genel kurul tarafından seçilen, pay sahibi sıfatını taşıması şart olmayan bir başkan yönetir. Başkan tutanak yazmanı ile gerek görürse oy toplama memurunu belirleyerek başkanlığı oluşturur. Gereğinde başkan yardımcısı da seçilebilir. (2) Anonim şirket yönetim kurulu, genel kurulun çalışma esas ve usullerine ilişkin kuralları içeren, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından, asgari unsurları belirlenecek olan bir iç yönerge hazırlar ve genel kurulun onayından sonra yürürlüğe koyar. Bu iç yönerge tescil ve ilan edilir. IV - Toplantının ertelenmesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2015/13364 E., 2017/1371 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
nı ve hernekadar 100.000 TL şirkete ödeme yapmış görünse de bunun da davalıya ait olduğunu ikrar ettiği, davacının şirketteki hisselerini tüm borçları ile birlikte davalıya devrettiği, davacının davalıdan herhangi bir alacağının kalmadığı, TTK'nın 419. maddesi uyarınca davalının şirkete ödediği sermaye borcunun davacı adına ödenmiş sayılması gerektiği, aksinin kabulü halinde davacının sebepsiz zen
11. Hukuk Dairesi         2015/13364 E.  ,  2017/1371 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17/06/2015 tarih ve 2015/186-2015/430 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, 08.10.2010 tarihinde kurulan dava dışı ... Madencilik San. Tic. A.Ş’nin davalı ile dava dışı ..., ... ve ...'in 1.500.000,00 USD karşılığı %40 hissesine ortak edildiğini, bu paranın 500.000,00 USD’si ile şirketin eski borçlarının ödeneceği, 500.000,00 USD’si ile ekipman ve teçhizat alınacağı, 500.000,00 USD’nin de şirkete sermaye olarak kalacağının davalı tarafa bildirildiğini, 2010 yılı Aralık ayında davalı tarafça, müvekkilinin çağırılarak şirketin eski borçları için yapılan harcamaların açıklanmasının istenildiğini ancak, müvekkilinin açıklamaları kabul edilmeyerek, harcamalar düşüldükten sonra müvekkilinin hisse bedelinin değerlendirileceğinin müvekkiline bildirildiğini, davalı tarafça şirketlerinin muhasebe kayıtlarını tutan müvekkiline, işvereni konumunda bulunmasının verdiği maddi ve manevi baskı unsuru ile her biri 100.000,00 TL bedelli, 30.12.2010 düzenleme tarihli 5 adet bono ile bonoların şirketin kabul edilmeyen eski borçlarına dair verildiğine ilişkin bir belgenin imzalattırıldığını, bu belgelerin hükümsüzlüğüne ilişkin dava açma haklarının saklı tutulduğunu, ayrıca davalı tarafça aynı baskı unsuru kullanılarak müvekkiline ait %20 hissenin davalı tarafa devrine yönelik 30.12.2010 tarihli hisse devir senedinin imzalattırıldığını, müvekkilinin hisselerinin nominal değeri 400.000,00 TL olmasına rağmen reel-net değerinin daha yüksek olduğunu, davalı tarafça, yapılan hisse devri sonrası müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, anılan hisselerin değerinin tespitini, şimdilik hisselerin nominal bedeli olan 400.000,00 TL’nin hisse devir tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, daha sonra, dava dilekçesindeki talep sonucunu açıklayarak, ikrah hukuki sebebine dayalı olarak 30.12.2010 tarihli hisse devir ferağının ve aynı şekilde ikrah altında imza ettirilen önalım hakkı ve bono teslimi ile ilgili belgelerin geçersiz olduğunun tespitini; şirket hisse devrinin geçerli olduğunun kabulü halinde ise dava dışı ... Madencilik San. ve Tic. A.Ş'nin varlıklarından borçları çıkarılmak suretiyle tespit edilecek net-reel değerinin tespit edilip, bedeli müvekkiline ödenmeyen hisselerin nominal değeri olan 400.000,00 TL'nin 30.12.2010 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece Dairemizin karar düzeltme aşamasındaki bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; tarafların dava dışı ... A.Ş'nin ortakları oldukları, davacının şirkete verdiği 30/12/2010 tarihli dilekçe ile şirketteki paylarını satmak istediğini bildirmesi üzerine aynı tarihli tarafların imzalarını taşıyan bir başka belge ile davalının 400.000,00 TL karşılığı davacının şirketteki paylarını satın aldığı, davacının irade sakatlığına dayandığı ancak buna ilişkin iddialarının yeterli olmadığı ve irade fesadı hallerinin gerçekleşmediği, davalı tarafın hisse devir bedeli olarak davacıya bir ödeme yapmadığı ancak davacının ödemediği sermaye taahhüt bedelini şirkete ödediği, yazılı belgeler karşısında yemin deliline dayanmaya ihtiyaç duymadığı, yine davacının da hisse devir bedeli olarak bir para almadığını ve hernekadar 100.000 TL şirkete ödeme yapmış görünse de bunun da davalıya ait olduğunu ikrar ettiği, davacının şirketteki hisselerini tüm borçları ile birlikte davalıya devrettiği, davacının davalıdan herhangi bir alacağının kalmadığı, TTK'nın 419. maddesi uyarınca davalının şirkete ödediği sermaye borcunun davacı adına ödenmiş sayılması gerektiği, aksinin kabulü halinde davacının sebepsiz zenginleşmiş olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalıya devredilen anonim şirket hisselerinin değerinin tespiti ile davalıdan tahsili istenmine ilişkin olup, mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davacı tarafından ödenmemiş olan sermaye taahhüt bedelinin davalı tarafından ödenmiş olduğu ve TTK 419. maddesi uyarınca bunun davacı adına ödenmiş sayılması gerektiği, davalının davacıya hisse devri nedeniyle borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere, sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 419/1. madde hükmüne göre bedeli tamamen ödenmemiş hisse senedini iktisap eden kimse pay defterine kaydedilmekle şirkete karşı geri kalan bedeli ödemek ve varsa tali borçları yerine getirmekle mükellef olur. Hisse devir sözleşmesinde de, davaya konu hisselerin 400.000 TL bedelle tüm hak ve borçları ile davalıya devredildiği yazılı olup, her nekadar hisseleri devralan davalı, hisse devir bedeli yerine davacının şirkete karşı olan sermaye taahhüt borçlarını ödediği yönünde savunmada bulunmuş ise de, taraflar arasında imzalanan 30.12.2010 tarihli hisse devir sözleşmesinde, davacının şirkete karşı ödemekle yükümlü olduğu sermaye taahhüt bedelinin hisse devir bedelinden mahsup edileceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda, işbu yazılı belge ve TTK'nın 419. maddesi karşısında davalının sermaye taahhüt borcunu devir bedeline mahsuben ödediği savunmasını kesin delillerle ispat etmesi gerekir. Ancak davalı bu konuda yazılı bir belge sunmadığı gibi yemin de teklif etmeyeceğini beyan ettiğine göre davalı savunmasını ispat edememiş olup, davalının 21.03.2013 tarihli ikrarı ile davacının 17.06.2015 tarihli duruşmadaki beyanları da esas alınarak davanın 300.000TL üzerinden kabulü gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 08/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

11. Hukuk Dairesi, 2010/1841 E., 2010/5971 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Davalılar vekili, pay devrinin TTK'nun 416-419. maddelerine uygun yapılmadığından geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2010/1841 E.  ,  2010/5971 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.03.2008 gün ve 2007/542 - 2008/80 sayılı kararı onayan Daire’nin 07.12.2009 gün ve 2008/7971 - 2009/12528 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkillerinin dava dışı ... Market Mağazacılık A.Ş’nin ortağı iken hisselerini 30.04.2000 tarihinde davalılara devir ettiklerini, ancak devir alanların şirket nezdinde gerekli devir işlemlerini yaptırmadıklarını öğrendiklerini, bu durumun müvekkillerinin kişisel hak ve menfaatlerini zedeleyeceğini ileri sürerek, ... Market Mağazacılık A.Ş’nin ortaklarının hisse devir sözleşmesi gereğince davalılar olduğunun ve müvekkillerinin anılan şirkette ortaklık sıfatının kalmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, pay devrinin TTK'nun 416-419. maddelerine uygun yapılmadığından geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda istemin anonim şirket ortaklığı sıfatının kalmadığının tespitine ilişkin olduğu, nama yazılı pay senedinin devrinin TTK'nun 416 ve 417. maddelerinde düzenlendiği, bu koşullara uyulmaması halinde devrin geçerli olmayacağı, devrin ortaklığa karşı ancak pay defterine yazımla hüküm ifade edeceği, anonim şirketin nama yazılı pay senedi çıkarmadığının anlaşıldığı, defter ve Belgelerinin temin edilemediği, şirketin adresinin gerçekte var olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2008/7971 Esas, 2009/12528 Karar sayılı ilamıyla onanmıştır. Davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 27.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Davalılar vekili, pay devrinin TTK'nın 416-419. maddelerine uygun yapılmadığından geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
11. Hukuk Dairesi 2006/8112 E., 2007/10405 K. 11. Hukuk Dairesi 2006/8112 E., 2007/10405 K. - ANONİM ŞİRKET - HİSSE SENEDİ - PAY DEVRİ- 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 416 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 417 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen davada (Ankara Yedinci Asliye Ticaret Mahkemesi)'nce verilen 02.03.2006 tarih ve 2005/369-2006/103 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkillerinin dava dışı N... Market Mağazacılık A.Ş.'nin ortağı iken hisselerini 30.04.2000 tarihinde davalılara devir ettiklerini, ancak devir alanların şirket nezdinde gerekli devir işlemlerini yaptırmadıklarını öğrendiklerini, bu durumun müvekkillerinin kişisel hak ve menfaatlerini zedeleyeceğini ileri sürerek, N... Market Mağazacılık A.Ş.'nin ortaklarının hisse devir sözleşmesi gereğince davalılar olduğunun ve müvekkillerinin ortaklık sıfatının kalmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, pay devrinin TTK'nın 416-419. maddelerine uygun yapılmadığından geçersiz olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin hisse senetlerinin tümünün nama yazılı olduğu ve TTK'nın 416 ve 417. maddelerine uygun devrin yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Davacılar, diğer davalılara şirketteki hisselerini devrettiklerini savunarak, adi yazılı sözleşme ibraz etmiştir. Taraflar arasında akdedilen hisse devir sözleşmesinin 8. maddesinde (Satıcılar satmayı taahhüt ettikleri hisselerinin resmi devrini 30.04.2000 tarihinde yapacaklardır.) hükmüne yer verilmiştir. Davalılar, bu maddede yer alan hisselerin devir ve ferağ sözleşmesinin düzenlenmediğini savunmuş, davacı da böyle bir sözleşmeyi ibraz etmemiştir. Mahkemece, şirketin hisselerinin nama yazılı olduğu, ancak hisse devrinin TTK'nın 416. ve 417. madde şartlarına uygun yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak hüküm, yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Zira, davalı şirketin anasözleşmesinde payların nama yazılı olduğu hükme bağlanmış ise de, şirket paylarının henüz senede bağlanıp bağlanmadığı, bunlara ilişkin ilmühaberin çıkarılıp çıkarılmadığı araştırılmamıştır. TTK'nın 416. ve 417. maddeleri hükmü uyarınca, nama yazılı pay senetlerin devri için, bir temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması, ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devir ve teslimi gerekir. Bu koşulların yerine getirilmemesi halinde yapılan devir işlemi geçersizdir. Fakat, anonim ortaklığın çıplak paylarının devri biçime bağlı olmayıp, alacağın temliki suretiyle de mümkündür. Ayrıca pay devri, ortaklığa karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder. O halde, öncelikle mahkemece, şirket tarafından nama yazılı pay senetleri çıkarılıp çıkarılmadığı, çıkarılmış ise, devrin TTK'nın 416 ve devamı maddeleri ile anasözleşmeye uygun bulunup bulunmadığı, çıkarılmamış ise, dosyada bulunan sözleşmenin alacağın temliki hükmünde olup olmadığı şirket ticaret sicil dosyası, defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptı- rılmadan nama yazılı pay senetlerinin çıkarılmış olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.07.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.