Türk Ticaret Kanunu 420. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 420- (1) Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular, sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın, toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılır. Erteleme, 414 üncü maddenin birinci fıkrasında yazılı olduğu şekilde pay sahiplerine ilanla bildirilir ve internet sitesinde yayımlanır. İzleyen toplantı için genel kurul, kanunda öngörülen usule uyularak toplantıya çağrılır.
(2) Azlığın istemiyle bir defa ertelendikten sonra finansal tabloların müzakeresinin tekrar geri bırakılmasının istenebilmesi, finansal tabloların itiraza uğrayan ve tutanağa geçmiş bulunan noktaları hakkında, ilgililer tarafından, dürüst hesap verme ölçüsü ilkeleri uyarınca cevap verilmemiş olması şarttır.
V - Esas sözleşme değişikliklerinde toplantı ve karar nisapları
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
2 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2024/1258 E., 2025/166 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
nde 2017 yılı olağan genel kurul toplantısının davacıların da katılımı ile yapıldığı, bilanço ve gelir tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun toplantıda okunduğu, diğer yandan davacıların %10'un üzerinde azınlık oyuna sahip oldukları ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 420. maddesi uyarınca, gündemin bu maddelerinin ertelenmesini talep etme hakları bulunduğu, davacıların bu
11. Hukuk Dairesi 2024/1258 E. , 2025/166 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1805 Esas- 2023/1924 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/12 E., 2021/723 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların murisleri ...'ın vefatından sonra davalı şirkette pay sahibi olduklarını, şirketin hakim ortakları ve yetkili müdürleri tarafından davacılara şirket faaliyetleri, şirket kayıtları, borç ve kârlılık durumu, öz varlık hakkında bilgi verilmediğini, davacılara noter kanalıyla genel kurul çağrısı yapıldığını, ancak 26.03.2018 tarihinde şirket merkezine gidildiğinde şirket müdürü tarafından hiçbir bilgi ve belge verilmeyeceğinin beyan edildiğini ve bu durumun tutanak altına alındığını, ... vekili tarafından tutulan tutunağın şirkete tebliği üzerine finansal gelir tablosu ve bilançonun davacıya noter kanalıyla iletildiğini, şirket finansal tablolarının genel kuruldan bir gün önce tebliğ edilmiş olsa dahi genel kurulun kanuna ve usule uygun olması için bu tabloların genel kuruldan en az 15 gün önce hazır edilmesi ve pay sahiplerine bir nüsha verilmesini gerektiğini, bu şartların hiçbirisi sağlanmamış olduğundan genel kurul kararlarının usulsüzlük nedeniyle geçersiz olduğunu, 30.05.2018 tarihindeki genel kurulda hazır bulanan davacı vekillerine, talep edildiği halde son üç yıla ait finansal tabloların, mizanın, şirketin kiracılık durumu ve kira kontratına ilişkin belgelerin verilmediğini, şirketin diğer ortakları ... ve ...'ın şirketten huzur hakkı aldığını, diğer ortak Jale Kayan'ın ise ...'ın eşi olup şirket üzerinden gelir elde ettiğini, şirketin kâr payı ve kâr avansı dağıtmama kararının art niyetli olduğunu, huzur hakkının tespiti konusunda müdürler kuruluna yetki verilmesinin kötüniyetli olduğunu, ilgili kararla, genel kurula ait yetkilerin müdürler kuruluna devredildiğini, şirkete ait tüm gayri menkullerin satışı için genel kurul kararı alınması şartı kaldırılarak sadece birinci derece imza yetkilisi müdür imzası ile gayrimenkullerin satışının mümkün kılındığını, bu kararın esas amacının, davacılara ait hisselerinin değerini düşürmek olduğunu, kararın, taşınmazları satılmak suretiyle şirketin maddi değerinin azaltılması riskini içerdiğini, işlemlerin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek davaya konu genel kurulda alınan tüm kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, dava dilekçesinde, talep sonucunun açık bir şekilde belirtilmediğini, davacıların, davalı şirketin tüm işleyişine ilişkin davalar açarak davalı şirketi zor durumda bırakmak istediklerini, bu nedenle müvekkilinin uğraması kuvvetle muhtemel olan zararlara karşılık teminat yatırmaları gerektiğini, davacılara gelir tabloları ve bilançoların 28.03.2018 tarihli noter ihtarnamesi ile gönderildiğini, genel kurulda davacının sorduğu soruların ve ileri sürdüğü tüm iddiaların cevaplandırıldığını, gündemle ilgisi bulunmayan sorulara ise gündem dışı konuların genel kurulda görüşülüp, tartışılıp, müzakere edilememesi sebebi ile cevap verilmediğini, müvekkilinin kanuna aykırı bir uygulamasının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, dava dilekçesiyle, davaya konu genel kurulda alınan tüm kararların iptali talep edilmiş ise de davacıların, (2) ve (3) numaralı kararlara olumlu oy kullandıkları ve dava dilekçesi içeriğinde bu kararlara ilişkin herhangi bir iptal gerekçesi de ileri sürmedikleri, bu nedenle davacı tarafça iptali istenilen kararların, usulüne uygun olarak muhalefet şerhi de koydukları 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararlar olduğunun kabulü gerektiği, bilanço ve gelir tablolarının okunması ve müzakere edilmesine ilişkin 4 numaralı ve şirketin yıllık faaliyet raporlarının okunması ve müzakere edilmesine ilişkin 5 numaralı kararlar hakkındaki iptal talebi bakımından; davacıların finansal tabloların şirket merkezinde incelemelerine açılmadığına dair 26.03.2018 tarihini taşıyan bir tutanak düzenledikleri ve davalı tarafa finansal tabloların incelemeye sunulması için noter marifetiyle 26.03.2018 tarihli ihtarnameyi gönderdikleri, ancak genel kurul toplantısına çağrının usulüne uygun olduğu, .... Noterliğince, finansal tabloların şirketin merkez adresinde duvar panosuna asılı olduğuna dair 28.03.2018 tarihli tespit tutanağının düzenlendiği, 30.03.2018 tarihinde 2017 yılı olağan genel kurul toplantısının davacıların da katılımı ile yapıldığı, bilanço ve gelir tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun toplantıda okunduğu, diğer yandan davacıların %10'un üzerinde azınlık oyuna sahip oldukları ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 420. maddesi uyarınca, gündemin bu maddelerinin ertelenmesini talep etme hakları bulunduğu, davacıların bu haklarını kullanmadıkları da gözetilerek anılan kararlara ilişkin iddialarını ispat edemedikleri kanaatine varıldığı, şirket ortaklarına 2017 yılına ait kâr payı ve kâr payı avansı dağıtılmamasına ilişkin (6) numaralı karar hakkındaki iptal talebi bakımından; davalı Şirket'in 2014 yılında tarım ve hayvancılık sektöründe faaliyet amacıyla yatırım kararı aldığı, bu nedenle 2015 yılı sonrasında kâr elde edemediği, 2016 ve 2017 yıllarında satılan malların maliyetlerinin yükselmesi ile kârlılığın azalması, faiz giderlerinin artması nedeniyle zarar ettiği, kâr payı dağıtılması için şirketin öncelikle kâr elde etmesi gerektiği, şirket kâr etmediğine göre bu kararın iptalini gerektiren bir neden bulunmadığı, davacılarca, murislerinin vefatı sonrasında kendilerine kâr ödenmemesi için şirketin zarara uğratıldığı ileri sürülmüş ise de, davalı Şirket'in, murisin 07.09.2017 tarihindeki vefatından önce 2016 yılında da zarar ettiği, esasen şirketlerin ticari hayatın içinde zarar ettiği hesap dönemlerinin bulunmasının normal olduğu da dikkate alındığında bu iddialarını ispat edemedikleri, huzur haklarının tespiti konusunda müdürler kuruluna yetki verilmesine ilişkin (7) numaralı karar bakımından;
6102 sayılı Kanun'un 616. maddesinde, genel kurulun devredilemez yetkilerinin düzenlendiği, aynı maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde, müdürlerin ücretlerinin belirlenmesi ve ibralarının genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayıldığı, (7) numaralı kararın bu hükme açıkça aykırı olduğu, bu nedenle iptali gerektiği, iç yönerge değişikliğine ilişkin (8) numaralı karar hakkındaki iptal talebine gelince, anılan kararla, davalı Şirket'in 03.09.2015 tarihli iç yönergesinin, "1. derece imza yetkilisi müdür, şirketimizi şirket kaşesi altına koyacağı münferid imzasıyla temsil ve ilzama yetkilidir. Ayrıca müdürleri kurulu başkanıdır ve tüm kurul toplantılarına başkanlık eder." şeklinde değiştirilmesine karar verildiği, 6102 sayılı Kanun'un, genel kurulun yetkilerini düzenleyen 616. maddesinde, taşınmaz satışına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, buna karşılık aynı maddenin ikinci fıkrasında, bu fıkrada sayılan hususların şirket sözleşmesinde öngörüldükleri takdirde genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olduğunun belirtildiği, anılan hükümde sayılan hallerden birinin de (a) bendinde belirtilen, şirket sözleşmesi uyarınca genel kurulun onayının arandığı haller ile müdürlerin faaliyetlerinin onaylanması olduğu, anonim şirketlere ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 408/2-f hükmünde, önemli miktarda şirket varlığının toptan satışının genel kurulun yetkisine bırakıldığı, şirket ana sözleşmesinde genel kurulun yetkisine dair bir hüküm bulunmadığı, ancak bilirkişi incelemesinde, 2015-2016-2017 yıllarında hiçbir şekilde gayrimenkul alım satımının olmadığının tespit edildiği ve davacıların murisinin şirket tarafından kiralanan gayrimenkulüne ilişkin olarak davacılara kira ödemesinin yapılmadığı dikkate alındığında, verilen yetki ile şirkete ait gayrimenkullerin satılması halinde davacıların hisselerinin değerinin düşmesi riskinin oluştuğu, murisin vefatına kadar genel kurulun iznine bırakılan taşınmaz satışı yetkisinin, murisin vefatından ve davacı ortaklar ile diğer ortaklar arasında uyuşmazlıklar çıktıktan sonra sadece müdürler kurulu başkanına verilmesinin iyiniyet kurallarına uygun olmadığı, bu nedenle bu kararın da iptali koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davaya konu genel kurulda alınan (7) ve (8) numaralı kararların iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava,limited şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz itirazlarının reddi ileBölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, 15.01.2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (1)
11. Hukuk Dairesi, 2020/1616 E., 2022/1003 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
arasında mali ve idari işlemlerdeki ibra yönünden 2012 yılı bilançosu onaylanmadan ve tamamlanmadan faaliyet raporu ve bilançolar tamamlanıp genel kurulda müzakereye açılarak oylanmadan ibra kararının verilmesine hukuken imkan bulunmadığı, TTK'nın 644 ve 420. maddelerinin ibra kararını düzenlediği ve toplantının bir ay sonraya bırakılabileceği hususunun yerleşmiş bir uygulama olduğu, bu sebeple he
11. Hukuk Dairesi 2020/1616 E. , 2022/1003 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen 29.01.2020 tarih ve 2019/2719 E. - 2020/65 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacılar Polar Finance Yatırım Danşımanlığı A.Ş. ve ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.02.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılardan ... ile Polar A.Ş. vekili Av. ... ile davalı Yemekhane Ltd. Şti. vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalı Yemekhane... Ltd. Şti. arasında 03.09.2012 tarihinde hisse devir anlaşması imzalandığını, bu anlaşma kapsamında müvekkillerinin, diğer davalı İstanbul Lezzet ve Sunum Akademisi Eğitim Turizm ve Dan. San. ve Dış Tic. A.Ş. (USLA)'de sahip oldukları hisselerinin tamamını davalı Yemekhane... Ltd. Şti.'ne devrettiğini, 13.09.2012 tarihinde USLA tarafından genel kurul toplantısı yapıldığını, toplantı tutanağının 3. maddesi ile müvekkillerinin sadece 2011 yılı çalışmalarından dolayı mali ve hukuki açıdan ibralarının yapıldığını, söz konusu genel kurul işlemleri anlaşmanın 5.2. maddesi uyarınca belirlenen sürede yapılmasına rağmen madde içeriğine uygun olarak müvekkillerinin ibra edilmediğini, davalıların sözleşme kapsamında belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle anlaşmanın 5.2. maddesi uyarınca 1.000.000.- TL cezai şartın muaccel hale geldiğini, söz konusu cezai şartın ödenmesi konusunda davalıların ihtar edildiğini, ihtarnamenin 30.10.2012 tarihinde tebliğ edildiğini, davalıların gönderdikleri cevabi ihtarnamede cezai şart talebinin hukuka aykırı olduğunu, cezai şartın koşullarının oluşmadığını, hangi tarihe kadar ibranın yapılması gerektiğinin sözleşmede açık olmadığını, hesap dönemi kapanmadığı için 2012 yılının tümü için ibra yapılmasının teknik olarak mümkün olmadığını, 12 Ekim 2012 tarihinde yapılan genel kurulda sözleşme kapsamında gerekli ibraların yapıldığı gerekçesiyle ödeme talebine olumsuz cevap verdiklerini, anlaşmada belirtilen süre geçtikten sonra yapılan genel kurul ile eksikliklerin tamamlanmaya çalışılmasının davalıları hukuki sorumluluktan kurtarmayacağını iddia ederek 1.000.000.- TL tutarındaki cezai şartın, 06.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı İstanbul Lezzet ve Sunum ... A.Ş. vekili, müvekkili şirketin yedi ortaklı olup işbu ortaklardan iki tanesinin sermaye şirketi, diğer beş tanesinin ise gerçek kişi olduğunu, şirket ana sözleşmesine göre şirket hisselerinin tamamının nama yazılı olup şirket hisselerinin A, B, C ve D grubu olmak üzere düzenlendiğini, şirketin A grubu hissedarlarının Korkut Anıç ve Cedide Müjen Ağaoğlu Anıç, B grubu hissedarlarının ise davacılar olduğunu, davacı gerçek kişilerin aynı zamanda davacı şirketin de ortakları olduğunu, şirketin C grubu hissedarlarının ise diğer davalı Yemekhane... Ltd. Şti. ile Mevlüde Aygün Ugan olduğunu, kuruluş aşamasında şirkette D grubu hissesi ile hissedar olan kişinin hissesini devrederek şirketten ayrıldığını, davalı USLA'nın faaliyetlerine başlayabilmesi için özellikle yemek pişirme eğitiminin verileceği binanın gerekli makine ve aletlerle donatılıp hazırlanabilmesi için ciddi bir yatırıma ihtiyaç duyduğunu, A ve B grubu hissesine sahip büyük ortaklar arasında anlaşmazlıklar çıktığını, şirketin temsilde çoğunluk hisseye sahip A ve B grubu hissedarları arasında çıkan anlaşmazlıklar sebebiyle karar alamaz duruma geldiğini, bunun üzerine şirketin günlük işleyişini sürdürebilmesi ve yapılan yatırımların boşa gitmemesi amacıyla şirket sermayesinin artırılması konusunda ortakların mutabakata vardıklarını, B grubu hissedarları olan davacıların uzlaşmaz tutumunu devam ettirmesi, sermaye artışının bir türlü yapılamaması nedeniyle A grubu hissedarları şirketin günlük faaliyetlerini sürdürebilmesi için gereken parayı temin amacıyla gerekli girişimlerde bulunduklarını ve şahsi olarak şirket adına harcama yaptıklarını, bu sebeple davalı USLA ve diğer davalı Yemekhane Ltd. Şti.'ndeki davacılara ait hisselerin satın alınmak suretiyle davacıların bu şirketten ayrılmaları konusunda tarafların anlaşmaya vardığını, ağır şartları içeren hisse devir sözleşmesini kabul ettiklerini, müvekkillerinin davacıları ibra taahhüdünü yerine getirdiğini, hisse devir sözleşmesi tarihinden 10 gün sonra 13 Eylül 2012 tarihli olağanüstü genel kurul ile davacıların ibrasının usulüne uygun gerçekleştirildiğini, 12 Ekim 2012 tarihli genel kurulda da yine davacıların ibrası yönünde karar alındığını, yönetim kurulu üyelerinin belirli bir yıldaki faaliyetlerinin ibrasının ancak o yılın tamamlanmasını müteakip hazırlanacak bilanço ve yıllık faaliyet raporlarının tamamlanması ile mümkün olabileceğini, davacıların cezai şart istemesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacıların geç ibrası sebebiyle zarara uğramadıklarını, zarar tehlikesi altında da bulunmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Yemekhane... Ltd. Şti. vekili, müvekkilinin catering ve ziyafet hizmeti veren bir şirket olduğunu, 2011 yılında aralarında davacıların da bulunduğu diğer ortaklarla birlikte davalı şirkete kurucu ortak olarak katıldığını, şirketin kuruluş aşamasında C grubu hissedar olarak şirkete katılan müvekkilinin hissesinin diğer hissedarlara göre daha az olup USLA'nın çoğunluk hisselerinin A ve B grubu hissedarlara ait olduğunu, USLA'nın kuruluş aşamasında faaliyetlerine başlayabilmesi için ciddi bir miktarda yatırım yapma gereğinin hasıl olduğunu, A ve B grubu hissedarlar arasında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle USLA şirketinin kirasını ödeyemez duruma düştüğünü, icra tehdidi ile karşı karşıya kaldığını, USLA'nın içine sürüklendiği mali problemlerin müvekkili şirketin kredibilitesine zarar verir hale gelmesi nedeniyle B grubu hissedarlarının hisse satışı için talep ettiği ücreti kabul etmek zorunda kaldığını, buna ilaveden B grubu hissedarlarının USLA'nın işleyişini engellemesi, kiralanan binadan tahliye riski olmak üzere diğer alacaklıların da USLA aleyhine takipler başlatması nedeniyle müvekkili şirketin ve diğer davalı USLA'nın davacıların hisselerini devralarak şirketten çıkmalarını temin için ağır hisse devri sözleşmesi koşullarını kabul etmek zorunda kaldıklarını, müvekkilinin davacıları ibra etme taahhüdünü yerine getirdiğini, ara bilançoya dayanan bir ibra kararının gerçek bir ibra sayılamayacağını, hisse devir sözleşmesi tarihinden 10 gün sonra 13 Eylül 2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında davacıların ibrasının usulüne uygun gerçekleştirildiğini, 12 Ekim 2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında da yeni bir ibra kararı alındığını, bir hesap yılı tamamlanmadan gerçek bir ibradan söz edilemeyeceğini, davacıların gerek 2011 yılı ve gerekse 2012 yılı için ibra edilmiş olmalarına rağmen huzurdaki davayı haksız olarak ikame ettiklerini, davacıların kötü niyetli olup cezai şart talep etmelerinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, davacıların herhangi bir zararı bulunmadığı gibi zarar tehlikesi altında da olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davacılardan ... vekili, 15.05.2015 havale tarihli dilekçesiyle davasından feragat etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5.2. maddesine göre, hisse devir tarihinden itibaren 30 gün içerisinde toplanacak genel kurul toplantısında, hisse devir tarihi öncesinde görev yapmış yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürlerinin mali ve idari işlemler nedeniyle ibraları konusunda karar alacakları, belirtilen süre içerisinde genel kurul yapılıp ibra işlemleri tamamlanmadığı taktirde 1.000.000,00 TL tutarında cezai şartın ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiği, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin yapıldığı 03.09.2012 tarihinden sonra 13.09.2012 tarihinde davalı USLA şirketinin genel kurul toplantısı yaptığı, davacıların 2011 yılı faaliyetlerinden dolayı ibrasına dair karar alındığı, 12.10.2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında da davacıların 03.09.2012 tarihine kadar olan mali ve idari işlemleri nedeniyle ibra edildikleri, yine 22.03.2013 tarihinde düzenlenen olağan genel kurul toplantısında da davacıların şirketin kuruluşundan, hisselerini devrettikleri tarihe kadar yürüttükleri yönetim kurulu üyelikleri sebebiyle ibralarına karar verildiği, TTK'nın 558/2. maddesine göre, genel kurulda ibraya ilişkin olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek pay iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava haklarının ortadan kalktığı, ibranın hukuki niteliği itibariyle ibra kararının alınabilmesi için her hesap dönemi için bilançoların ve faaliyet raporlarının çıkartılması, bunların genel kurulda okunması, tartışılması ve görüşülmesinin zorunlu olduğu, her ne kadar özel ibra kararı alınmasına yasal bir engel yok ise de fiili uygulamanın bu şekilde gerçekleştiği ve ibranın mali yıl tamamlandığında bir sonraki yıl hesap döneminin ilk üç ayında yapıldığı, bu kapsamda ibranın 2011 yılı çalışmalarından dolayı bir aylık süre içesinde yapıldığı, 01.01.2012-03.09.2012 tarihleri arasında mali ve idari işlemlerdeki ibra yönünden 2012 yılı bilançosu onaylanmadan ve tamamlanmadan faaliyet raporu ve bilançolar tamamlanıp genel kurulda müzakereye açılarak oylanmadan ibra kararının verilmesine hukuken imkan bulunmadığı, TTK'nın 644 ve 420. maddelerinin ibra kararını düzenlediği ve toplantının bir ay sonraya bırakılabileceği hususunun yerleşmiş bir uygulama olduğu, bu sebeple hesap dönemi sona ermeden 03.09.2012 tarihine kadar olan işlemler nedeniyle davacıların ibra edilmelerine dayalı sözleşmeye konulan cezai şartın geçersiz olduğu, TTK'nın 559. maddesine göre kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, denetçilerin şirketin kuruluşundan ve sermaye artımından doğan sorumluluklarının, şirketin tescil tarihinden itibaren dört yıl geçmedikçe sulh ve ibra yoluyla kaldırılamayacağı, bu düzenlemenin kesin nitelikte olup buna aykırı olan kararların yoklukla malul olduğu, USLA'nın 2011 yılında kurulduğu, davacıların da bu şirketin kurucu ortak ve kurucu yönetim kurulu üyeleri olduğu, devir sözleşmesinde öngörülen ibra edilmeme halinde cezai şart ödeneceğine ilişkin düzenlemenin aynı zamanda kurucu ortak ve kurucu yönetim kurulu üyeleri olan davacıların kuruluştan kaynaklı ibralarını da kapsadığı, sözleşmenin bu hükmünün TTK'nın 559. maddesindeki emredici düzenlemeye aykırılık teşkil ettiği, kanunun açık emredici hükmüne aykırı olan cezai şart düzenlemesinin bu sebeple geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar Polar Finansce Yatırım Danışmanlığı A.Ş. ve ... vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacılardan ... 15.05.2015 tarihinde davasından feragat etmesine rağmen bu davacı yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken diğer davacılar ile birlikte esastan reddine karar verilmesinin usule uygun olmadığı, bu konudaki istinaf nedeni haklı olup ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının bu yönden düzeltilmesi gerektiği, davacılar ile davalı alıcı Yemekhane Yiyecek ve İçecek ... Ltd. Şti. ve diğer davalı İstanbul Lezzet ... A.Ş. arasında 03.09.2012 tarihinde, davalı İstanbul Lezzet... A.Ş.'deki hisselerin davalı Yemekhane Yiyecek ... Ltd. Şti.'ne devri konusunda hisse devir sözleşmesi yapıldığı, sözleşmenin 5.2. maddesinde, ''Hisse devir tarihinde ayrıca İstanbul Lezzet ... A.Ş. (USLA) yönetim kurulu toplanarak olağanüstü genel kurul yapılmasına ilişkin yönetim kurulu kararı alacak ve hisse devir tarihinden itibaren en geç 30 gün içerisinde toplanacak bu genel kurul toplantısında, hisse devir tarihi öncesinde görev yapmış olan yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürlerinin mali ve idari işlemleri nedeniyle ibra edilmesini sağlayacaklardır. Belirtilen süre içerisinde genel kurul yapılıp ibra işlemleri tamamlanmadığı taktirde, satıcılar lehine USLA'da devir tarihi öncesinde görev yapmış olan yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürlerinin doğabilecek zararlarını tazmin hakkı saklı kalmak kaydıyla, USLA ve alıcılar müştereken ve müteselsilen, kendilerine gönderilecek ilk yazılı bildirimi müteakip en geç 5 gün içerisinde 1.000.000,00 TL tutarındaki cezai şartı nakden ve defaten satıcılara ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder. '' hükmünün düzenlendiği, davalı İstanbul Lezzet ... A.Ş.'nin 12.09.2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 3 nolu gündem maddesinde, ''Şirketin 2011 yılı çalışmalarından dolayı yönetim kurulu ibrasına geçildi. Yönetim kurulu üyelerinin her biri mali ve hukuki açıdan kendi ibralarında sahip oldukları paylardan doğan oy haklarını kullanmayarak toplantıya katılan diğer ortakların oy birliği ile ayrı ayrı ibra edildiler'' şeklinde davacıların 2011 yılı için ibralarına karar verildiği, davalı İstanbul Lezzet ... A.Ş.'nin 12.10.2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 3 nolu gündem maddesinde, ''Şirketin 2011 yılı çalışmalarından ve 03.09.2012 tarihli hisse devir sözleşmesi ile taraflar arasındaki hisse devir tarihine kadar yapılan çalışmalardan dolayı yönetim kurulu ve şirket müdürlerinin ibrasına geçildi. Yönetim kurulu üyelerinin her biri ve şirket müdürlerinin mali ve idari işlemler nedeniyle kendi ibralarında sahip oldukları paylardan doğan oy haklarını kullanmayarak toplantıya katılan diğer ortakların oy birliği ile 2011 takvim yılı ve 03.09.2012 tarihine kadar mali ve idari işlemler nedeniyle ayrı ayrı ibra edildiler'' şeklinde karar alınarak davacıların bakiye dönem için de ibralarına karar verildiği, böylece davacıların tüm görev dönemleri için ibra edilmiş oldukları, davalı İstanbul Lezzet... A.Ş.'nin 22.03.2013 tarihli olağan genel kurul toplantısının 5 nolu gündem maddesi ile yine davacıların 2011 ve 2012 yıllarında yürüttüğü faaliyet ve hesapları ile ilgili oy birliği ile mali ve hukuki açıdan tekrar ibra edildikleri, davacıların Beyoğlu 15. Noterliği’nce tanzim edilen 23.10.2012 tarihli ve 18896 yevmiye nolu ihtarname ile taraflar arasındaki anlaşmanın 5.2. maddesi uyarınca 30 gün içerisinde hisse devir tarihinden önce görev yapmış olan yönetim kurulu üyeleri ve şirket müdürlerinin mali ve idari işlemleri nedeniyle ibra edilmediğinden aynı maddede belirtilen 1.000.000,00 TL cezai şartın taraflarına ödenmesini talep ettikleri, hisse devir sözleşmesinin yapıldığı 03.09.2012 tarihinden sonra 12.09.2012 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında davacıların, 2011 yılında yaptıkları mali ve idari işlemlerden dolayı ibra edildikleri, hisse devir tarihi olan 03.09.2012 tarihi ile 01.01.2012 tarihleri arasındaki mali ve idari işlemlerden dolayı ise sözleşme metninde yer alan 30 günlük süre dokuz gün aşıldıktan sonra ibra kararı alındığı, davacıların ibra kararının sözleşmenin 5.2. maddesinde belirlenen 30 günlük süre geçtikten sonra alındığı ve davalıların sözleşmeye riayet etmedikleri gerekçesiyle bu maddede belirlenen cezai şartı talep ettikleri, TTK'nın 559. maddesinin, ''Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, denetçilerin, şirketin kuruluşundan ve sermaye artımından doğan sorumlulukları, şirketin tescili tarihinden itibaren 4 yıl geçmedikçe sulh ve ibra yoluyla kaldırılamaz'' hükmünü içerdiği, somut olayda, yönetim kurulu üyelerinin ve şirket müdürlerinin mali ve idari işlemler nedeniyle ve sözleşmede öngörülen faaliyet dönemleri için ibralarının şart koşulduğu, genel kurulda alınan kararlar ile de davacıların faaliyet dönemleriyle ilgili mali ve idari işlemleri nedeniyle ibraları yönünde karar alındığı, ibra kararlarının şirketin kuruluşundan sonraki işlemleri ilgilendirdiği, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmenin 5.2. maddesinin TTK'nın 559. maddesindeki kanunun emredici hükmüne aykırılık teşkil etmediğinden ilk derece mahkemesinin bu gerekçesinin yerinde olmadığı, ibra kararlarının, her hesap dönemi için sonraki hesap döneminin ilk üç ayında toplanan olağan genel kurul toplantısında alınabileceği gibi zamansal süreç bakımından daha kısıtlı bir süre veya belirli işlemler için de alınabileceği, ibranın şahıs, konu ve zaman bakımından sınırlandırılmasının mümkün olduğu, İlk Derece Mahkemesi’nin, ibranın sonraki hesap döneminin ilk üç ayında toplanan olağan genel kurul toplantısında alınabileceği, bunun dışında ibra kararı alınmasının mümkün olmadığı, bu sebeple sözleşmede belirlenen 30 günlük sürenin geçersiz olduğu yönündeki gerekçesinin de yerinde olmadığı, taraflar arasında 03.09.2012 tarihinde sözleşme akdedildiği, 10 gün sonra toplanan olağanüstü genel kurulun, yönetim kurulu üyelerini ve müdürleri 2011 yılı içerisinde yaptıkları mali ve idari işlemlerden, 12.10.2012 tarihinde toplanan olağanüstü genel kurulun ise yönetim kurulu üyeleri ve müdürleri 2011 yılı da dahil olmak üzere hisse devir tarihine kadar ibra ettikleri, anlaşıldığı üzere 2011 yılına ait ibranın, sözleşmenin 5.2. maddesinde belirlenen 30 günlük süre içerisinde alındığı, 01.01.2012-03.09.2012 tarihleri arasındaki mali ve idari işlemlerden dolayı yapılan ibranın ise 30 günlük sürenin tamamlanmasından dokuz (9) gün sonra davacılar tarafından herhangi bir ihtara gerek kalmadan alındığı, sözleşmenin 5.2. maddesinde hisse devir tarihinden itibaren en geç 30 gün içerisinde toplanacak genel kurul toplantısında hisse devir tarihi öncesinde görev yapmış yönetim kurulu üyeleri ve müdürlerinin ibrasının öngörüldüğü, bu kapsamda 2011 yılı için ibra kararının alındığı, 01.01.2012 tarihinden hisse devir tarihi olan 03.09.2012 tarihine kadarki işlemlerden dolayı da aynı sürede ibra kararı alınacağına dair davalıları sınırlayan net bir taahhüdün sözleşmede yer almadığı, bu durumda davalı tarafın süresinde ibra kararını aldığının kabulü gerektiği, kaldı ki davalı tarafın, sözleşmede açık bir yükümlülük bulunmamasına rağmen 2012 yılı için dönem sonunu beklemeden olağanüstü toplanarak 2012 yılı için de ibra kararı aldığı, kurul olarak ibranın, dönem sonunda toplanacak genel kurulda yapılacağı, davalı tarafın olağan genel kurulunda davacıları ilgili dönem için süresinde ibra ettiği, olağanüstü genel kurul yaparak ara dönem için ibra kararı almak konusunda sözleşmede açık bir taahhüdü bulunmadığı, davanın bu gerekçelerle reddine karar verilmesi gerektiği, diğer taraftan TMK'nın 2. maddesi uyarınca herkes haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüstlük kuralına uymakla mükellef olduğu, davalı tarafın, sözleşmedeki taahhüdü gereğince 2011 yılı için ibrayı süresinde yaptığı, 2012 yılı faaliyet döneminde kalan dönem faaliyeti için dönem sonunu beklemeden, kısa bir süre içinde ikinci ibra kararını da aldığı, bu durumda hiç bir şekilde zarara uğrama ihtimali bulunmayan davacıların sözleşmedeki ibra süresinin dokuz gün geçirildiği gerekçesiyle ceza koşulu talep etmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, davacılar vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, uyulan bozma ilamı uyarınca ve yukarıdaki hukuki açıklamalar çerçevesinde İlk Derece Mahkemesi’nin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı ... tarafından açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davacılar ... ve Polar Finance Yatırım Danışmanlığı A.Ş. tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar Polar Finansce Yatırım Danışmanlığı A.Ş. ve ... vekilince temyiz edilmiştir.
(1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar Polar Finansce Yatırım Danışmanlığı A.Ş. ve ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
(2) İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacılar Polar Finansce Yatırım Danışmanlığı A.Ş. ve ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi’nce yeniden esas hakkında hüküm kurulduğu ve duruşma açıldığı anlaşılmış olup davacılar Polar Finansce Yatırım Danışmanlığı A.Ş. ve ... lehine istinaf duruşma vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken bu yönde hüküm kurulmamış olması doğru değil ise de tek başına bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bent uyarınca davacılar Polar Finansce Yatırım Danışmanlığı A.Ş. ve ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının “8” nolu fıkrasının (c) bendine “İstinaf yargılaması duruşmalı yapılmış olup hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca belirlenen 1.700,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılar Polar Finansce Yatırım Danışmanlığı A.Ş. ve ...’a verilmesine,” rakam ve yazı dizisinin eklenmesi suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılar Polar Finansce Yatırım Danışmanlığı A.Ş. ve ...'a verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacılar Polar Finansce Yatırım Danışmanlığı A.Ş. ve ...'a iadesine, 10/02/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
6100 sayılı HMK 323/1-ğ maddesinde "vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti" yargılama giderleri kapsamında sayılmış,
HMK 326/1 maddesinde de "kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği" düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacıların istinaf kanun yolu başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yeniden hüküm kurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararının gerekçesinin genişletilmesi" suretiyle davanın reddine ve davalı lehine istinaf duruşma vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince icra edilen duruşma sonunda davanın reddi nedeniyle davacılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde HMK 326 maddesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Sayın çoğunluk görüşü, duruşma sonunda davası reddedilen davacı lehine vekalet ücreti verilmesine yönelik olup çoğunluk görüşü HMK 326 maddesine açıkça aykırıdır.
Açıklanan nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı vekalet ücreti yönünden usul ve yasaya uygun bulunduğundan onanması yerine yazılı gerekçe ile düzeltilerek onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Yazılım sektöründe faaliyet gösteren 'Gelecek Bilişim A.Ş.'nin yıllık olağan genel kurul toplantısı esnasında, bir grup pay sahibi, şirketin finansal tablolarının ve faaliyet raporunun müzakeresinin daha detaylı inceleme yapabilmek amacıyla ertelenmesini talep etmiştir. Toplantı başkanının, bu talebi genel kurulun onayına sunmaksızın kabul ederek görüşmeleri bir ay ileri bir tarihe atmasının zorunlu olduğu durum, talepte bulunan pay sahiplerinin şirket sermayesinin asgari olarak ne kadarına sahip olmasıyla gerçekleşir?
A) Sermayenin beşte birine (1/5) sahip pay sahipleri
B) Sermayenin dörtte birine (1/4) sahip pay sahipleri
C) Şirket denetçisi
D) Yönetim kurulu üyelerinin tamamı
E) Sermayenin onda birine (1/10) sahip pay sahipleri
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.