6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 434

Türk Ticaret Kanunu 434. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 434- (1) Pay sahipleri, oy haklarını genel kurulda, paylarının toplam itibarî değeriyle orantılı olarak kullanır. 1527 nci maddenin beşinci fıkrası hükmü saklıdır. (2) Her pay sahibi sadece bir paya sahip olsa da en az bir oy hakkını haizdir. Şu kadar ki, birden fazla paya sahip olanlara tanınacak oy sayısı esas sözleşmeyle sınırlandırılabilir. (3) Şirketin finansal durumunun düzeltilmesi sırasında payların itibarî değerleri indirilmişse payların indiriminden önceki itibarî değeri üzerinden tanınan oy hakkı korunabilir. (4) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı halka açık olmayan anonim şirketlerde birikimli oyu bir tebliğle düzenleyebilir. 2. Oy hakkının doğumu

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2013/16607 E., 2014/13018 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
l kurul toplantısına itirazlarının olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 20/10/2012 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların ve hisse başı 21.000 TL sermaye arttırılması kararının iptaline, TTK 614 ve 434 maddeleri uyarınca davacıların istedikleri bilgi ve belgelerin taraflarına verilmesine, görevli SMMM'ler tarafından başlatılan inceleme işlemine
11. Hukuk Dairesi         2013/16607 E.  ,  2014/13018 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Kırıkhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/04/2013 tarih ve 2012/706-2013/301 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkillerinin şirket yönetiminin ortaklara kar dağıtılmamasına gerekçe gösterdiği hastanenin mali zorluk içinde olduğu beyanları ile hastanede çalışan bir kısım ortak ve yöneticilere yüksek ücret ödendiği duyumları arasındaki çelişkili durumun doğrusunu öğrenmek ve aynı zamanda gündem konusu sermaye artışının gerçekten gerekli olup olmadığını, sağlıklı olarak değerlendirebilmek maksadıyla toplantı öncesi şirket yönetim kuruluna başvurarak TTK 614 maddesi kapsamında bazı bilgi ve belgelerin kendilerine verilmesini talep ettiklerini, ancak davalı şirketin bu taleplerin kötüniyetli olduğunu beyan edip sözkonusu talepleri 20/10/2012 tarihinde yapılacak olan toplantıda genel kurulun onayına sunacağını bildirdiğini, 20/10/2012 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığını, ... başkanlığının müvekkillerinin belirtilen taleplerinin gündem dışı olduğu gerekçesi ile genel kurula sunulmadığını, ısrarlara rağmen bakanlık komiserlerinin duruma müdahil olmadığını, ayrıca şirket sermayesinin arttırılması kararının toplantıya katılan 746 hisseden 188 hissenin ret oyuna karşılık 558 oyla alındığını, bu kararın yasal dayanaktan yasal dayanaktan yoksun olduğunu, TTK 513 maddesi uyarınca sermayenin 3/2 sini temsil eden ortakların kararı ile değiştirileceğini, bu hususun şirket ana sözleşmesinin 14.maddesinde belirtildiğini ileri sürerek, davalı şirketin 20/10/2012 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptali ile müvekkillerin istediği bilgi ve belgelerin taraflarına verilmesini, görevli SMMM 'ler tarafından başlatılan inceleme işlemine devam edilmesini, Değer Tespit Komisyonu çalışmalarının devamına ve hisse başı 21.000 TL sermaye arttırma kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacıların bilgi alma ve inceleme taleplerinin davalı hastane yönetimi tarafından 16/10/2012 tarihli dilekçe ile 20/10/2012 tarihinde yapılacak genel kurulda görüşüleceğinin belirtildiği, 20/10/2012 tarihinde yapılmış olan olağanüstü genel kurul toplantısında bu konunun gündeme alınmadığı, sermaye arttırımı kararının 746 hissedarın 558 kabul oyu ile alındığı, ancak bu sayının TTK 513.maddesinde belirtilen şirket sermayesinin 3/2 çoğunluğunu sağlamadığı, genel kurul toplantı tutanağında genel kurul kararlarına itiraz edenin olmadığı yazılmışsa da davacıların tutanağın altında imzalarının olmadığı, genel kurul toplantısından 10 gün sonra davanın açıldığı hususları dikkate alındığında olağanüstü genel kurul toplantısına itirazlarının olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 20/10/2012 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların ve hisse başı 21.000 TL sermaye arttırılması kararının iptaline, TTK 614 ve 434 maddeleri uyarınca davacıların istedikleri bilgi ve belgelerin taraflarına verilmesine, görevli SMMM'ler tarafından başlatılan inceleme işlemine devam edilmesine, Değer Tespit Komisyonu çalışmalarının devamına karar verilmiştir. Mahkemenin 21/05/2013 tarihli tavzih kararı ile, hükmün 2. bendi yönünden kararın kesin olduğu, diğer hüküm kısmına yasa yolu açık olduğuna karar verilmiştir. Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir. 1-Mahkemenin 21/05/2013 tarihli tavzih kararı, usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı tarafça, TTK'nın 614. maddesi kapsamında bilgi alma ve inceleme isteminin kabulüne ilişkin 18/04/2013 tarihli karar temyiz edilmiş ise de, TTK'nın 614/3. maddesi uyarınca mahkemece bu yönde verilen karar kesindir. HUMK'nın 432/4. maddesine göre, temyizi kabil olmayan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemesince bir karar verilebileceği gibi, 01/06/1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay'da bu konuda karar verebileceğinden, davalı vekilinin 18/04/2013 tarihli asıl kararın bu kısma ilişkin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 3- Davalı vekilinin, 20/10/2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermayenin artırımına ilişkin kararın iptaline yönelik kararı temyizine gelince; mahkemece, genel kurul toplantı tutanağında itirazın olmadığı yazılı ise de bu tutanakta davacıların imzalarının bulunmadığı, genel kurul toplantısından 10 gün sonra davanın açıldığı hususları dikkate alındığında olağan üstü genel kurul toplantısına itirazın olduğu gerekçesi ile genel kurul kararına yönelik itirazın bulunduğunun kabulü doğru değil ise de, sermaye artırım kararına ilişkin nisabın oluşmadığı, kanunda veya ana sözleşmede belirtilen karar nisaplarıyla alınmamış olan kararların "yoklukla malül" olduğu, bu nitelikteki kararlara yönelik açılacak hükümsüzlüğün tespiti davalarında, ayrıca itiraza gerek bulunmadığı göz önüne alındığında kararın sonuç itibariyle doğru olduğunun anlaşılmasına göre, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin tavzih kararına yönelik temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin davacının bilgi alma ve inceleme isteminin kabulüne ilişkin karara yönelik temyiz isteminin reddine,(3) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibariyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün yukarıda gösterilen gerekçeyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (1)

11. Hukuk Dairesi, 2012/13730 E., 2013/13193 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
ığı için bu halin yasaya aykırılık oluşturmayacağı ve fesih için bir neden kabul edilemeyeceği, şirketin sermayesinin ½'sini aşar şekilde kayba uğradığı belirlenmiş ise de; bu halin davacı bakanlığa fesih davası açma hakkı vermemekte olup, TTK 434/2 maddesi uyarınca , bu halde şirket ortakları ya da şirketten alacaklı olanlara fesih davası açma hakkı tanındığı, bu durumda davacı bakanlığın fesih d
11. Hukuk Dairesi         2012/13730 E.  ,  2013/13193 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.05.2012 tarih ve 2010/424-2012/192 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gülenay Erşan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, büyük bölümü ... Büyükşehir Belediyesi'nin iştiraki olan davalı şirketin 1994 yılından itibaren amacını gerçekleştirmek için faaliyeti olmadığını, büyükşehir belediyesinin %80'ini karşıladığı sermayesinin belediye ile ASKİ'de görev yapan personele huzur hakkı adı altında dağıtıldığını, esas sermayesinin 2/3'ünü yitirdiğini ileri sürerek davalı şirketin feshine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, şirketin 1990 yılında kurulup 1994 yılına kadar amacına uygun şekilde çalıştığını, 1994 yılında ise anasözleşmede belirtilen işin yap-işlet-devret modeli ile devam ettirilmesi nedeni ile şirket varlıklarının kiraya verildiğini, 5216 sayılı Yasa'nın 26. maddesi uyarınca bu şirketlerde büyükşehir belediyesi görevlilerinin yönetim ve denetim kurullarında görev almasının mümkün olduğunu, 2011 yılında şirket unvanın değiştirip sermaye artırımına gidildiğini, halen pek çok SGK'lı kişi çalıştıran şirketin olağan işlerini yürüttüğünü savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, aslolanın şirketlerin feshi davasını açma konusunda şirket ortakları ile şirketten alacaklı olanların yetkili olduğu, bakanlığın fesih davasını açma hakkını sınırlı şekilde kabul etmek gerektiği, davalı şirketin dava dışı ... Büyükşehir Belediyesi'nin yan kuruluşu olduğu, sermayesinin büyük kısmının Büyükşehir bütçesinden karşılandığı hususunun tartışma konusu olmadığı, davacı şirkete esas sermaye olarak aktarılan paraların ... Büyükşehir Belediyesi'ne dolayısı ile kamuya ait olduğunu, bu kaynakların ASKİ ve ... Büyükşehir Belediyesi çalışanları şirkette yönetici olarak gösterilip onlara huzur hakkı adı altında aktarıldığı yönündeki iddalar ileri sürülmüş ise de, 5216 sayılı Yasa'nın 26. maddesi ile açıkça “Büyükşehir belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında mevzuata uymak koşulu ile sermaye şirketi kurabilir. Belediye ve bağlı kuruluşlarda çalışan kişiler bu şirketlerin yönetim ve denetim kurumlarında görev alabilir. Bu amaçla kurulan şirketlere belediyenin üstlendiği işlerin bir kısmı ihale yasasına tabi olmaksızın meclisçe belirlenen sürelerde devir edilebilir” hükmünün yer aldığı, bu açık yasal düzenleme karşısında 5216 sayılı Yasa hükümlerine uygun şekilde kurulmuş davalı şirkete büyükşehir belediyesinin bir kısım işlerinin meclis kararı ile yaptırılmasında yasaya aykırılık bulunmadığı, aynı düzenleme ile içerisinde büyükşehir bürokratlarının bu şirketlerde yönetim ve denetim kurullarında görev almalarına da izin verildiği, somut olayda ASKİ ya da büyükşehir belediyesi çalışanlarının davalı şirketin yönetim ve denetim kurulunda görev yapmalarının belirtilen yasaya uygun olduğu, etik olup olmadığı tartışılabilir ise de, bu durum etik kabul edilmese dahi bunun tek başına şirketin feshine karar verebilmek için yeterli olmadığı, davacı bakanlık şirketin amacına ulaşmak için hiçbir faaliyeti olmadığını ileri sürmekte ise de; şirketlerin zaman zaman faaliyette bulunmuyor olmalarının, onların amaçlarını gerçekleştirmekten uzaklaştıkları şeklinde yorumlanamayacağı, davalı şirketin kuruluş amacına uygun şekilde 1990-1994 yılları arasında faaliyette bulunduğu, daha sonraki dönemde ise sahip olduğu varlıkları kiraya vermek sureti ile varlığını sürdürdüğü, asıl işi büyükşehir tarafından üretilen ekmeğin halka ucuz, kaliteli ve sağlık koşullarına uygun şekilde dağıtılmasını sağlamak olan şirketin, sahip olduğu araçları kullanarak ve 350'nin üzerinde SGK'lı işçi çalışmak sureti ile amacın uygun faaliyetine halen devam ettiği, zaten şirketin amacının belediye tarafından yapılan bir kısım işlerin yürütülmesi olup, bu şirketin piyasa koşullarında faaliyette bulunmak gibi bir amacı olmayıp, ancak belediyeden üstlendiği işi yürütmesi nedeni ile zaman zaman iş alınamaması nedeni ile, gelir elde edilememesinin amacını gerçekleştirmekten uzaklaştığı şeklinde kabul edilip şirketi fesih etmek için yeterli olmadığı kabul edilemeyeceği, yasadan kaynaklanan nedenler ile yukarıda belirtildiği gibi büyükşehir ve ASKİ görevlileri davalı şirketin yönetim ve denetim kurullarında görev olmakta olup, yapılan iş gereği Anayasa'daki angarya yasağı da gözönüne alındığında bu kişilerin görevlerini ücretsiz yapmalarını beklemek yasaya uygun bir davranış olmayacağı, olması gerekenin şirketin kapasitesi de dikkate alınarak yönetim ve denetim görevini yapanlara makul seviyede ücret ödenmesi olduğu, yargılama sırasında davalı şirkete gönderilen yazılar üzerine hem yönetim ve denetim kurul üyesi sayısının azaltıldığı, hem de bu kişilere yapılan ödemelerde indirimlere gidildiği, davalı şirketin 400 civarında SGK'lı işçi çalıştırıyor olması karşısında, tüm gelirlerini yönetim ve denetim kurulu üyelerine ayırmadığı, sosyal yönü de dikkate alındığında önemli sayılacak ölçüde istihdam sağlandığı için bu halin yasaya aykırılık oluşturmayacağı ve fesih için bir neden kabul edilemeyeceği, şirketin sermayesinin ½'sini aşar şekilde kayba uğradığı belirlenmiş ise de; bu halin davacı bakanlığa fesih davası açma hakkı vermemekte olup, TTK 434/2 maddesi uyarınca , bu halde şirket ortakları ya da şirketten alacaklı olanlara fesih davası açma hakkı tanındığı, bu durumda davacı bakanlığın fesih davası açmasının mümkün olmadığı, neticeten davacı bakanlık tarafından fesih davası açılmasının koşullarının gerçekleşmediği, gerçekleşen ve yukarıda tartışması yapılan durumların ise şirketin feshine karar verebilmek için yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 24.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Anonim Şirketlerde "Oy Hakkı" neye göre belirlenir?

A) "Her ortak bir oy" ilkesine göre
B) Sermaye payına bakılmaksızın eşitlik ilkesine göre
C) Kıdem esasına göre
D) Sahip olunan sermaye payı oranına göre
E) Yönetim kurulunun kararına göre

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol