6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 435

Türk Ticaret Kanunu 435. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 435- (1) Oy hakkı, payın, kanunen veya esas sözleşmeyle belirlenmiş bulunan en az miktarının ödenmesiyle doğar. 3. Oydan yoksunluk

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

6 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2012/11998 E., 2013/9709 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
ileri sürerek davacının şirketi denetleme hakkını kullanmasına izin ve şirket müdürünün azline karar verilmesini talep ve dava ettiği dava sırasında ortak olmayan şirket müdürünün istifa ettiğini, şirketin organsız kaldığını ileri sürerek TTK'nın 435. maddesine göre bir kayyım tayin edilerek, şirket müdürünün seçilmesi için gerekli işlemleri yapması için kayyıma süre verilmesini istemiştir.
11. Hukuk Dairesi         2012/11998 E.  ,  2013/9709 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.05.2011 gün ve 2011/209-2011/209 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup % 40 payının bulunduğunu, diğer ortağın ise % 60 paya sahip ... olduğunu, davacı ile ... arasında boşanma davası bulunduğunu, şirketin müdürünün ise ortak olmayan oğulları Sercan Kaytan’ın olduğunu, taraflar arasındaki boşanma davası nedeni ile diğer ortağın engellemesinden dolayı davacının şirketi denetleme ve bilgi alma hakkını kullanamadığını, oğulları olan şirket müdürünün idare ve temsil görevini yerine getiremediğini ileri sürerek davacının şirketi denetleme hakkını kullanmasına izin ve şirket müdürünün azline karar verilmesini talep ve dava ettiği dava sırasında ortak olmayan şirket müdürünün istifa ettiğini, şirketin organsız kaldığını ileri sürerek TTK'nın 435. maddesine göre bir kayyım tayin edilerek, şirket müdürünün seçilmesi için gerekli işlemleri yapması için kayyıma süre verilmesini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki boşanma davası nedeni ile davacı ... davalının ortak olduğu iki ortaklı limited şirketin ortaklar kurulunun toplanarak müdür seçemeyeceği, şirketin fiilen işlevsiz ve yönetimsiz kaldığı, organsız kalan şirketin hak ve menfaatlerinin korunması, şirkete işlerlik kazandırılması ve organ eksikliğinin giderilmesi gerektiği gerekçesiyle İstanbul Ticaret Sicilinde ... sicil no ile kayıtlı Norton Elektronik Sanayi ve Tic. Ltd. Şti,'ye TTK'nın 435. maddesine göre mali müşavir ...'ın idare ve temsil kayyımı seçilmesine, kayyıma 3 ay süre verilerek müdür seçimi için gerekli işlemleri yürütmesinin istenilmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 394/1. maddesinde, karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebileceği, 5. fıkrasında da, itiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir. Mahkemece, davacının asıl davanın yargılaması sırasında kayyum tayinine ilişkin ihtiyati tedbir talebi karşı taraf dinlenmeksizin celse arasında kabul edilerek, kayyım tayini kararı verildiğine göre, davalının bu karara karşı itiraz yoluna başvurabileceği açık olup kararın temyizi mümkün bulunmadığından, temyiz isteminin reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2016/8891 E., 2017/6960 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
A.Ş’nin, TTK’nun 435. maddesi uyarınca feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2016/8891 E.  ,  2017/6960 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 15/10/2015 tarih ve 2011/286-2015/711 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi bir kısım dahili davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davalı ... San. ve Tic. A.Ş.’nin 19.04.1996 tarihinde kurulduğunu, ilk genel kurulun bu tarihte yapıldığını, yönetim kuruluna ..., ... ve ...’in seçildiğini, yönetim kurulu ve genel kurulun ilk toplantıdan sonra bir daha toplantı yapamadığını, şirketin organsız kaldığını, yönetim kurulu başkanının olumsuz tavırları sonucu şirketin çalışamaz hale geldiğini, bankaya olan borçlar nedeniyle şirketin mallarının haczedildiğini, gereksiz davalar açılarak şirketin zarara uğratıldığını ileri sürerek davalı ... San. ve Tic. A.Ş’nin, TTK’nun 435. maddesi uyarınca feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket kayyımı; şirketin davacılardan ve 3. kişilerden alacaklı olduğunu, bu konuda yetki verilmesini talep etmiştir. Davaya dahil edilen bir kısım ortaklar vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davalı şirketin hiç faaliyete geçemediği, yönetim kurulu toplantılarının gerçekleştirilemediği, şirketin feshinde muhik sebebin olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir. Kararı, bir kısım dahili davalılar vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davalı şirketin alacaklarıyla ilgili olarak tasfiye aşamasında gerekli işlemlerin yapılacak olmasının tabii bulunmasına göre, dahili davalılar ..., ... Gıda San. ve Tic. A.Ş., (... mirasçıları) ..., ..., ..., ..., ... vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dahili davalılar ..., ... Gıda San. ve Tic. A.Ş., (... mirasçıları) ..., ..., ..., ...,... vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden bir kısım dahili davalılardan alınmasına, 06/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2012/12111 E., 2013/11109 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davasının TTK’nın 435. maddesine göre ikame ettiği, yargılama sonucunda davalı şirketin zorunlu organlarından olan yönetim organının mevcut olduğu ve bir boşluk bulunmadığının, diğer zorunlu organlardan denetim organındaki eksikliğin ise dava açıldıktan sonra giderildiğin
11. Hukuk Dairesi         2012/12111 E.  ,  2013/11109 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ (KADIKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Ticaret (Kadıköy 1. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 29.03.2012 tarih ve 2010/734-2012/293 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2010/133 Karar sayılı, kesinleşen ilamı ile davalı şirketin denetim organına ilişkin yokluğun tespit edildiğini, davalı şirketin denetim organının mevcut olmadığını, denetim organı boşluğunun halen devam ettiğini, yapılan genel kurul toplantılarında denetim boşluğu bulunması sebebiyle seçilen yönetim kurulu üyelerinin de seçimine ilişkin kararın ve yönetim kurulu üyelerinin aldıkları kararların yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, şirketin durumunun kanuna uygun hale getirebilmesi için uygun bir süre tayin edilmesine ve şirkette yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının genel kurulda alınan kararların iptali için davalar açtığını, bu davaların büyük bir kısmının ret kararı ile sonuçlandığını, davacının iddia ettiği gibi denetim organında boşluk olmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davasının TTK’nın 435. maddesine göre ikame ettiği, yargılama sonucunda davalı şirketin zorunlu organlarından olan yönetim organının mevcut olduğu ve bir boşluk bulunmadığının, diğer zorunlu organlardan denetim organındaki eksikliğin ise dava açıldıktan sonra giderildiğinin belirlendiği, yasa gereğince organlardan birinin mevcut olmadığının tespiti halinde aksaklıkların giderilmesi ve durumun yasal hale getirilmesi için davalı şirkete uygun bir süre verilerek eksiklerin giderilmesinin beklenmesinin gerektiği, davacının yönetim organı boşluğu iddiasının sübut bulmadığı, denetim organı eksikliğinin ise mahkemece bir süre verilmesine gerek kalmaksızın davalı şirket tarafından dava aşamasında giderildiği ve bu haliyle denetim organı açısından davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, yönetim boşluğuna ilişkin talebin reddine, davalı şirketin denetim organ eksikliğinin sonradan 24/11/2010 tarihli genel kurulda giderilerek denetçilerin seçilmesi ve bu haliyle davanın konusunun kalmaması sebebiyle bu talebin de reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 29.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2011/15708 E., 2013/199 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
ATM nin 2009/651 esas sayılı dosyası ile TTK nun 435.maddesi kapsamında yönetim kayyımı atanması için dava açtıklarını, müvekkili ...'in şirketin yönetim kurulu başkanı olup eczacı olması nedeniyle yönetim işleri ile ilgilenemediği, yöneticiliğin eczacılık mesleğine aykırı düşmesi nedeniyle yönetim
11. Hukuk Dairesi         2011/15708 E.  ,  2013/199 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/05/2011 tarih ve 2009/728-2011/207 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, ...'nin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan davalı ile denetçi ... aleyhine ... ATM nin 2009/651 esas sayılı dosyası ile TTK nun 435.maddesi kapsamında yönetim kayyımı atanması için dava açtıklarını, müvekkili ...'in şirketin yönetim kurulu başkanı olup eczacı olması nedeniyle yönetim işleri ile ilgilenemediği, yöneticiliğin eczacılık mesleğine aykırı düşmesi nedeniyle yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini, diğer müvekkili ...'in de yönetim işleri ve evraklarına fiilen ulaşamadığı gerekçesi ile yöneticilik görevinden istifa ettiğini, davalı ile denetçiye durum ihbar edilerek genel kurulun murakıp tarafından toplantıya çağırmasının talep edildiğini, ancak denetçinin toplantı çağrısında bulunmadığını, davalının idareyi ele aldığını, davalının yetkisi olmadığı halde tek imza ile bankalara borçlandığını, şirket çeklerini tek imza ile ... isimli kişiye keşide ettiğini, bu kişi tarafından da çeklerin ciro edildiğini ve bu sebeple ... İcra Müdürlüğünün 1999/78 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, itiraz edilmediği için takibin kesinleştiğini, yine davalının ... ... şubesindeki mevcut krediyi tek imza ile çek ile kullanmak suretiyle şirket hakkında banka tarafından ... İcra Müdürlüğünün 2009/18937 esas sayılı dosyası ile takibe başlanmasına ve bu takibin kesinleşmesine sebebiyet verildiğini, TTK nun 309 maddesi uyarınca işbu davayı açtıklarını ileri sürerek, şimdilik 40.000,00 TL tazminatın şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar vekili her ne kadar TTK nun 309 maddesi gereğince dava açıldığını bildirmiş ise de, TTK'nun 309 maddesinde şirketin TTK nun 305, 306, 307, 308 maddelerinde belirtilen fiiller ile zarar görmesi halinde bundan dolayısıyla zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarına dava açma hakkı tanındığı, şirketin kuruluş aşamasında vesikaların doğru olmaması, esas sermaye hakkında yanlış beyan, ayın nevinden sermayeye değer biçilmesinde fiile, ilk yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin ihmali halinde TTK'nun 309 maddesinin uygulanabileceği, oysa davalı tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen eylemlerin şirket kuruluşu aşamasında gerçekleşen ve TTK nun 305, 306, 307, 308 maddesinde açıklanan hallerden hiçbirisine uymadığının anlaşıldığı, davanın TTK nun 341.maddesi uyarınca açılmış sorumluluk davası olması nedeniyle davacılar vekiline bu yönde genel kurul kararını sunması için müteaddit defalar süre verilmesine ve bu yönde kesin süre verilerek sonuçları ihtar edilmesine rağmen davacı tarafça bu yönde alınmış bir genel kurul kararının sunulmadığı, böylece dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, TTK’nun 309. maddesi gereğince açılmış olan sorumluluk davasına ilişkindir. Yönetim kurulu üyelerinin görevleri sırasında yaptıkları işlemler ile ilgili olarak sorumlulukları TTK m. 336 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, şirketin kuruluşunda ortaya çıkabilecek olan usulsüzlüklere ilişkin olarak dava hakkına ise TTK’nun 309. maddesinde yer verilmiş ve bu kapsamda pay sahiplerinin de dava hakkının bulunduğu ancak hükmolunacak tazminatın şirkete verileceği hususu düzenlenmiştir. Her ne kadar 309. madde kapsamında yer alan dava ve tazminat hakkı, kuruluştan kaynaklanan hususlarla ilgiliyse de aynı yasanın 340. maddesinde, 336 ve 337. maddelerin hükümleri gereğince yönetim kurulu üyelerine yükletilen sorumluluk hakkında 309. madde hükmünün de tatbik olunacağı belirtilmiş ve bu hali ile şirket hissedarları tarafından yönetim kurulu üyeleri hakkında doğrudan ve dolaylı zararlara ilişkin olarak sorumluluk davası açılmasına cevaz verilmiştir. Nitekim Dairemizin kararlılık gösteren uygulamaları da bu yöndedir. Bu durumda mahkemece, davacılar tarafından TTK’nun 309. maddesi kapsamında davalı yönetim kurulu üyesi hakkında sorumluluk davası açılmasının mümkün olduğu göz önüne alınarak, işin esasına girilmek suretiyle, oluşacak kanaate göre sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2010/2741 E., 2011/14376 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
maddesi uyarınca genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına, TTK'nın 435. maddesi uyarınca organsız kalan davalı şirkete yeni yönetim ve denetim kurulu üyeleri seçilene kadar tedbiren kayyım atanmasına, olağan genel kurul toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların hükümsüzlüklerinin tespiti ile iptaline karar veri
11. Hukuk Dairesi         2010/2741 E.  ,  2011/14376 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11/11/2009 tarih ve 2009/375-2009/327 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili bankanın davalı şirketten alacaklı olduğunu, taraflar arasında imzalanan 14.10.2002 tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi gereği (FYYS ) müvekkili bankanın davalı şirketin B grubu toplam 1869 adet 16.843.830 TL tutarındaki hamiline yazılı hisse senetlerinin maliki ve ayrıca 1.080,000 TL bedelli, A grubu ve 3.307,500 YTL bedelli B grubu olmak üzere toplam 4.387.500 TL bedelli hisselerinin de rehin hakkı sahibi olduğunu, rehinli hisselerle ilgili olarak oy kullanma hakkının müvekkil bankaya devredildiğini, böylece müvekkili bankanın oy hakkına sahip olduğu hisse tutarının 21.231,330 TL olduğunu, şirketin toplam sermayesinin 34.476,000 TL olup, müvekkili bankanın oy kullanmak hakkının toplam sermayeye oranla %61.58 olduğunu, davalı şirketin davaya konu genel kurul toplantısından önce 27.04.2007 tarihli olağan genel kurul toplantısı için giriş kartı alınmasına rağmen toplantının yapılamadığını, davaya konu 05.06.2007 günlü olağan genel kurulu toplantısı için giriş kartı istemlerinin yönetim kurulunun çeşitli oyalama ve geçiştirmeleriyle verilmediğini, toplantıya gelindiğinde giriş kartı bulunmadığı gerekçesiyle toplantıya alınmadıklarını, hazirun cetvelinde müvekkiline yer verilmediğini, toplantı tutanağına beyanlarının geçilmediğini ve tutanağın imzalanmasına izin verilmediğini, genel kurulda alınan kararların kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve özellikle iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, öncelikle TTK'nın 382. maddesi uyarınca genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına, TTK'nın 435. maddesi uyarınca organsız kalan davalı şirkete yeni yönetim ve denetim kurulu üyeleri seçilene kadar tedbiren kayyım atanmasına, olağan genel kurul toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların hükümsüzlüklerinin tespiti ile iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının TTK'nın 360. maddesi uyarınca hisse senetlerini süresinde tevdii etmediği için kanunun emredici düzenlemesine aykırı davrandığını, hamiline yazılı hisselerin sahiplerinin kimler olduğu bilinemeyeceğinden bunların genel kurula katılma haklarını kullanabilmeleri için kendilerinin hak sahibi olduğunun şirkete zamanında haberdar edilmesi gerektiğini, sözleşme yoluyla rehin verilen hisselere ait oy hakkının devredilmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkili şirketin hali hazırda kayyım tarafından idare edildiğini, iflasının bir yıl süreyle ertelenmiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Dairemizce verilen bozmaya uyularak, iptale konu toplantının ilk toplantı olduğu, pay sahiplerinin 1/4'ünün toplantıda hazır bulunmadığı, dolayısıyla toplantı yeter sayısının oluşmadığı ve toplantının geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 05.06.2007 tarihli genel kurul toplantısının hükümsüz olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.