6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 436

Türk Ticaret Kanunu 436. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 436- (1) Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. (2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz. IV - Bilgi alma ve inceleme hakkı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

6 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2014/685 E., 2014/8941 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
maddesindeki hususlarda, bu kişinin TTK'nın 436/1. maddesi uyarınca oy kullanmaması gerektiği, bu sebeple, dava konusu toplantıda kullanılan toplam 150.000.000 paydan,..adet oyun hesaplamada dikkate alınmayacağı, 9.
11. Hukuk Dairesi         2014/685 E.  ,  2014/8941 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/07/2013 NUMARASI : 2012/1650-2013/378 Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/07/2013 tarih ve 2012/1650-2013/378 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl davada davacı vekili, davalı şirketin hissedarlarının, müvekkili Ş.. Z.. ile birlikte ağabeyi İ.. Z.. annesi Şehnaz Z., M.. B.., B.. B. ve Z.. Kim. Md. İth. İhr. A.Ş. olduğunu, aldıkları duyumlara göre şirket işlerini yöneten İ. Z.. bazı şirketler kurduğunu ve bu şirketlerde ticari faaliyete başladığını ve kişisel menfaatlerini ön planda tuttuğunu, rekabet yasağının kaldırılması talep edilerek şirket faaliyetinin başka şirketlere kaydırılmasına çalışıldığını ileri sürerek, 15.10.2012 tarihli olağan genel kurul toplantısındaki 9. maddesi ile alınan rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin kararın iptalini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise, şirketin kötü yönetildiğinden şirket ve ortakların ciddi zarara uğradığını, şirketin yönetim kurulu, genel kurul kararı almaksızın tüm malvarlıklarını bankaya rehin verdiğini, yönetim kurulunun dikkat ve özen göstermeksizin şirketi yönetmesi nedeniyle şirketin her yıl biraz daha battığını, şirket borçlarının şirket sermayesi ile eşit duruma geldiğini ileri sürerek, şirkete kayyım atanmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili,alınan kararların hukuka uygun olduğunu, müvekkili şirketin borca batık olduğu iddiasının doğru olmadığını savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, ihtilâf konusu genel kurul toplantısında toplam 150.000.000 pay temsil edilmiş olup, oy kullananlar arasında yer alan İ.. Z....pay sahibi olduğu, İsfendiyar Zülfikari’yi ilgilendirdiği için gündemin 9. maddesindeki hususlarda, bu kişinin TTK'nın 436/1. maddesi uyarınca oy kullanmaması gerektiği, bu sebeple, dava konusu toplantıda kullanılan toplam 150.000.000 paydan,..adet oyun hesaplamada dikkate alınmayacağı, 9. maddenin oylamasında, pay sahiplerinden, Z.. Kim. Mad. İth. İhr. Depoculuk A.Ş’nin 45.000.000 payı ile davacıların 65.937.500 payı dikkate alındığında, yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma ve rekabette bulunma önerisinin, 65.937.500 red oyuna karşılık, 45.000.001 kabul oyu alarak reddedilmiş olması gerekirken, oy hakkı olmayan yönetim kurulu üyesinin kabul oyu dikkate alınarak, kanuna aykırı şekilde 84.062.499 adet kabul oyu kullanıldığı belirtilerek, gündemin 9. maddesinin kabul edildiğinden bahsedildiği, oysa, gündemin 9. maddesinde yer alan bu kararın alınabilmesi için gerekli olan nisabın oluşmadığı, bu nedenle iptal isteminin yerinde olduğu, birleşen davada ise, her ne kadar davacı taraf şirketin kötü yönetildiği, sürekli zarar ettiği, yönetim kurulunun gerekli dikkat ve özeni göstermeksizin şirketi yönettiği iddiası ile kayyım atanmasını talep etmiş ise de, davacı tarafın iddialarının yönetim kurulunun kişisel sorumluluklarını gerektirmekte olup, kanunda belirtilmiş olan kayyım atanması için gerekli koşulların bu davada oluşmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı anonim şirketin 15/10/2012 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararın iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalı şirketin 15.10.2012 tarihli olağan genel kurul toplantısında gündemin 9. maddesinde alınan rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin kararın iptalini talep ve dava etmiş olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle dava konusu genel kurul kararının iptaline karar verilmiştir. Ancak, dava konusu genel kurulda gündemin 9. maddesinde alınan kararla tüm yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağının kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Bu karar sırf yönetim kurulu üyesi İsfendiyar Z.. ile ilgili olmadığına göre, mahkemenin, toplantı gündeminin doğrudan yalnızca yönetim kurulu üyesi İsfendiyar Z..ilgilendirdiği ve oy yoksunluğu halinin yalnızca anılan yönetim kurulu üyesi yönünden aranması gerektiği yönündeki değerlendirmesi isabetli değildir. Yönetim kurulu üyelerinin tamamı yönünden yapılan oylamada 6102 Sayılı YTTK'nın 436/1. maddesi uyarınca kendileri ile ilgili rekabet yasağının kaldırılması oylamasında, anılan yetkinin verilmesine ilişkin karar ortak ile şirket arasında şahsi bir işe ilişkin olduğundan, oy yoksunluğu halinin uygulanması ve tüm yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağının kaldırılmasına karar verildiğine göre, her bir yönetim kurulu üyesi yönünden şirketle rekabet yasağının kaldırılması kararının yeterli nisapla alınıp alınmadığının belirlenmesi gerekir. Bu durumda, bir yönetim kurulu üyesi kendisi ile ilgili kararın alınmasında oy hakkından yoksun ise de, bu halde diğer yönetim kurulu üyesi ile ilgili oylamaya katılabilir. Ayrıca somut uyuşmazlıkta, yönetim kurulu üyesi İsfendiyar Z.. izin verilmesi oylamasında, kendisi, annesi Ş.. H. Z.. ve kız kardeşi davacı Ş.. Z..'nin oy yoksunu oldukları halde oy kullandıkları anlaşılmaktadır. Bu itibarla mahkemece, anılan hususlar göz önüne alınmak suretiyle her bir yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağının kaldırılması oylamasında yeterli oy nisabının sağlanıp sağlanmadığı ayrı ayrı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2022/4442 E., 2024/710 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2.6102 sayılı Kanun'un 414, 436, 446 ve 447 nci maddeleri.
11. Hukuk Dairesi         2022/4442 E.  ,  2024/710 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI :2020/595 Esas, 2022/425 Karar DAVA TARİHİ : HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2018/79 E., 2018/1218 K. Taraflar arasındaki şirket genel kurulu kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 22.04.2015 tarihinden itibaren davalı şirketin %34 hissesine sahip ortağı olduğunu, şirketin 2016 yılı olağan genel kurul toplantısının 21.11.2017 tarihinde yapıldığını ve 07.12.2017 tarihli sicil gazetesinde yayınlandığını, anılan genel kurul toplantısı çağrısının müvekkiline tebliğ edilmemiş olması nedeni ile batıl olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 447 nci maddesinin açıkça ihlal edildiğini, toplantıda hazır bulunanlar listesinin tetkikinde itibari değeri 50,00 TL olan 1.000 payın 500'... hisse adedine sahip şirket ortakları ... ... ve ... ... tarafından toplantıya %100 oranında katılımın sağlandığı denilmek suretiyle müvekkilinin, şirketteki mevcut % 34 oranındaki hissesinin yok sayıldığını, müvekkilinin şirketteki hisselerini devretmediğini, halen şirketin % 34 oranındaki hissesine sahip olduğunu, müvekkilinin katılmadığı genel kurul toplantısında alınan hiçbir kararın oybirliğiyle alınmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, 21.11.2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5, 6 ve 7 no.lu kararların iptaline, bu taleplerinin kabul görmemesi durumunda butlan olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının hisselerini müvekkili şirket ortaklarına yazılı sözleşme ile devrettiğini, bu hususun 20.09.2016 tarihli olağan genel kurul ile aynı tarihli hazirun cetvelinde gösterilen ortaklık ve sermaye yapısı şirket pay defterine ve kayıtlarına uygundur ibaresi taşıyan hazirun cetvelindeki yönetim kurulu başkanı sıfatı ile attığı imzası ile ... olduğunu, davacının 20.09.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısından önce gerçekleşen hisse devir sözleşmelerini müvekkili şirket ortaklarına teslim etmediğini, bu durumun şirket muhasebe işlerine bakan dava dışı Ozan ... ile şirket ortağı ... Doğrusöz arasındaki e-mail yazışmalarında da görüldüğünü, davacının hisselerini müvekkili şirket ortaklarına devrederek ortaklıktan ayrılmış olmasına rağmen sırf İstanbul Anadolu 2. Ağır ceza mahkemesinin 2017/187 E. sayılı dosyası ile görülmekte olan davada hukuka aykırı delil yaratmak maksadıyla iş bu davayı ikame ettiğini savunarak, bizzat davacı tarafça imzalı hazirun cetveli ile hisselerini devrettiği ... olan ve müvekkili şirkette ortaklığı bulunmayan davacı tarafça dürüstlük kuralına aykırı olarak ikame edilen davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının hazirun cetvelini yönetim kurulu başkanı olarak imzalayıp hazirun listesinde adının olmamasının payını zımni olarak devrettiği anlamına gelmeyeceği, devre ilişkin yazılı bir sözleşme, şirketçe alınmış ve pay defterine işlenmiş bir karar bulunmadığından davacının davalı şirketin ortağı olduğu, toplantıya çağrının usulsüz olmasına rağmen davacının payı itibariyle alınan kararların iptalinin mümkün olup olmadığının irdelenmesinin gerektiği, bu doğrultuda yapılan incelemede de önceki yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında ve diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında ayrıca bilanço ve kar/zarar hesaplarının ibrasında oy kullanmamaları gerektiği halde oy kullandıkları, bu oyların dışında lehlerine başkaca olumlu bir oy da bulunmadığından bu kararların iptalinin gerektiği, şirketteki hisse oranı itibari ile davacının toplantıya katılmış olması halinde dahi alınacak kararlara bir etkisinin olmayacağı da dikkate alınarak, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.11.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3 ve 5 numaralı kararların iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 20.09.2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısından hemen önce hisselerini müvekkili şirketin hali hazırdaki ortaklarına devretmiş olması nedeni ile davayı açma hakkının bulunmadığını, davacının hissesini diğer ortaklara devrederek ayrıldığı yönünde yapılan işlemin tarafların kabulünde olduğunu, yani davacının hissesini davalılara devrettiğinin açıkça anlaşıldığını, söz konusu hazirun cetvelinin içeriği ile davacının imzalamasına rağmen haksız yere uhdesinde alıkoyduğu pay devir sözleşmelerinin müvekkili şirketin şimdiki ortaklarının elinden olmamasından istifade ile dava açmasının dürüstlük kuralına aykırı bulunduğunu, belirtilen hususun dava dışı Ozan ... ve müvekkili şirket ortaklarından ... Doğrusöz arasındaki e-posta yazışmalarıyla da ... olduğunu, söz konusu yazışmaların dava dosyasında mübrez olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılması sureti ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebep ve gerekçelerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, şirket genel kurul kararlarının butlanla hükümsüz olduğunun tespiti ya da iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 414, 436, 446 ve 447 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Davaya konu genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin, yönetim kurulunun ibrasında oy yasağı bulunmasına rağmen oy kullanmaları ve bu oylar haricinde karar nisabının sağlanamaması karşısında, yok hükmünde olan kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde iptaline karar verilmesi doğru değil ise de bu husus sonuca etkili olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. 3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2020/5626 E., 2021/3041 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
a haklarının olduğu, bozma ilamında belirtildiği üzere dava konusu genel kurul toplantısında alınan tüm kararların ayrı ayrı değerlendirildiği, davacının toplantıya katılmamasının sonuca etkili olduğu kararların iptalinin gerektiği, ayrıca TTK'nın 436/2. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin, kendilerinin ve diğer yöneticilerin ibralarında oy kullanamayacaklarının hükme bağlandığı, buradaki o
11. Hukuk Dairesi         2020/5626 E.  ,  2021/3041 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.03.2020 tarih ve 2019/1683 E- 2020/287 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacının davalı şirkette %16 oranında pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 2015 yılına dair olağan genel kurul toplantısının 03/08/2016 tarihinde yapıldığını, ancak, davacı şirket temsilcilerinin toplantının yapıldığı yerde bulunmalarına rağmen oy kullanmalarının haksız ve hukuka aykırı şekilde engellendiğini, davacı şirket yetkili temsilcilerinin toplantı öncesinde ibraz ettikleri vekaletnamede pay adedinin yer almadığı, noter tasdikli imza sirkülerinin vekaletnameye eklenmemiş olduğu gerekçesiyle davacı şirket yetkili temsilcilerin toplantıya alınmadığını, oysa ibraz edilen vekalet ve imza sirkülerinin yeterli bulunduğunu, genel kurul toplantısına katılma, oy kullanma, bilgi alma ve denetçi talebinde bulunma gibi kanundan kaynaklanan vazgeçilmez ve müktesep hakları ihlal edilen davacı şirketin haksız olarak toplantıya katılmaması sonucunda alınan tüm kararların TTK'nın 447. maddesi kapsamında batıl olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 03/08/2016 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların butlanına karar verilmesini, aksi halde iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu genel kurul toplantısında davacı tarafı temsil etmek üzere toplantıya katılmak isteyenlerce sunulan vekaletnamenin geçersiz olduğunu, vekaleti verenin pay sahibini temsile yetkili olduğunu ispata dair sunulan imza sirkülerinin de kanunun aradığı şartlara haiz olmadığını, bu nedenle davacı temsilcilerinin toplantıya katılmalarının haksız olarak engellendiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, kaldı ki, davacının sahip olduğu oy oranının alınan kararların sonucunu değişmeye etki edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, vekaletnamede pay oranının bulunmadığına dair gerekçenin haklı ve yasal zeminde olmadığı gibi, yasada vekaletin şekline ilişkin açık bir düzenleme olmamasına rağmen, TBK 21/1 maddede belirlenen şekil şartlarına göre de somut davada sunulan vekaletname ve imza sirkülerinin davacı temsilcilerinin genel kurul toplantısına kabul edilmelerine engel teşkil etmeyeceği, dolayısıyla davacı tarafın TTK'nın 447(1)-a maddesinde tanımlanan pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını ortadan kaldıran genel kurul toplantısının batıl olduğu gerekçesiyle, genel kurul kararlarının mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir. Bölge adliye mahkemesince bozma ilamına uyularak, davacının genel kurula katılma hakkının davalı tarafından yasaya ve yönetmeliğe aykırı olarak keyfi bir şekilde engellendiği, TTK'nın 446/1.b maddesi uyarınca davacıların iptal davası açma haklarının olduğu, bozma ilamında belirtildiği üzere dava konusu genel kurul toplantısında alınan tüm kararların ayrı ayrı değerlendirildiği, davacının toplantıya katılmamasının sonuca etkili olduğu kararların iptalinin gerektiği, ayrıca TTK'nın 436/2. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin, kendilerinin ve diğer yöneticilerin ibralarında oy kullanamayacaklarının hükme bağlandığı, buradaki oydan yoksunluğun, sadece yönetim kurulu üyesi ya da yöneticisi olan ortaklara getirilmiş olduğu ve yorum yoluyla genişletilemeyeceği, bu hükme aykırı alınan ibra kararlarının da iptalinin gerektiği, diğer kararlar yönünden ise davacının toplantıya katılmamasının sonuca etkili olmadığı, esas sözleşme, kanun ve dürüstlük kuralına aykırılığın da bulunmadığı, bu nedenle bu hükümler yönünden iptal sonucunun oluşmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak, davanın esası hakkında yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda; yasal koşulları bulunmayan butlanın tespiti talebi tespitinin reddine, genel kurulda alınan kararların iptali talebinin kısmen kabulüyle, davalı şirketin 03.08.2016 tarihli genel kurulunda; gündemin 7. maddesinin 1. fıkrasıyla yönetim kurulu başkanı ...'ın ibrasına dair kararın, 7. maddesinin 2. fıkrasıyla alınan yönetim kurulu başkan vekili Mehmet Sinan Berksan'ın ibrasına dair kararın ve 9. maddesinin 1. fıkrasıyla alınan yönetim kurulu başkanı ... yönünden TTK'nın 395 ve 396 maddeleri uyarınca izin verilmesine dair kararın, TTK'nın 445.maddesi uyarınca iptaline, gündemin diğer maddeleriyle alınan kararlara yönelik iptal isteminin reddine karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 29.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2015/10927 E., 2016/4652 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Gerçekten de, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 436/2. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında ve diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanma hakkını haiz değildirler.
11. Hukuk Dairesi         2015/10927 E.  ,  2016/4652 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/11/2014 gün ve 2013/447-2014/787 sayılı kararı bozan Daire’nin 03.06.2015 gün ve 2015/1502-2015/7643 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 14.06.2013 günü saat 14:00'de yapılması kararlaştırılan genel kurulunun .... temsilcilerinin saat 14:20 olduğu halde gelmemeleri nedeniyle toplantının yapılamayacağı kanaatiyle ertelenmesini içerir tutanak tutarak şirket merkezinden ayrıldığını, toplantı gerçekte saat 14:00'de başlamadığı halde tutanağın ilk paragrafına bu saatte toplandığının belirtildiğini, 1. gündem maddesinde ise açılışın saat 14:24'te yapıldığının yazıldığını, böylece tutanakta çelişki yaratıldığını ve tutanağın gerçekleri yansıtmadığını, toplantıya çağrı ve davette saat 14:00'de yapılacağının açık ve kesin olarak belirtilmesi ve bu saate çoğunluğun ve Bakanlık temsilcisinin bulunmamasının toplantının belirlenen 2. güne ertelenmesini gerektirmesine rağmen bu yükümlülüğe uyulmadığını, toplantıda gündem dışı konular görüşülemeyecekken gündemin 1. maddesinde çağrı ve davet kağıdına aykırı olarak, müvekkilinin tutanağı toplantı erteleme talebi gibi yorumlanıp, hukuka aykırı karar alındığını ayrıca, hazirun cetvelinde toplantıda hazır bulunmayan müvekkilinin imzasının oluğunu, hazirun cetvelinin eski yönetmeliğe göre hazırlandığı Bakanlık temsilcileri tarafından belirtilerek muhalefet şerhi konulmasına rağmen değiştirilmediğini ve toplantının eski cetvele göre yapıldığını, bunun yanı sıra 6. ve 10. gündem maddeleri ile belirli konularda değişiklik yapılıp, kararlar alınarak müvekkilinin kendisine bildirilmeyen bu kararları kabul etmek zorunda bırakıldığını, tutanakta yapılan oylamalarda ve anılan kararlarda hangi pay sahibinin hangi hisse oranında olumlu ya da olumsuz oy kullandığının da belli olmadığını, yönetim kurulu, denetim kurulu üyeleri ile şirket vekilinin kendileri ile ilgili gündem maddelerinde belirtilen müzakerelere katılamaması gerektiği halde toplantıya katılıp, oy kullandıklarını ileri sürerek, davalı şirketin 14.6.2013 tarihli 2013 yılı olağan genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 03.06.2015 tarihli kararı ile davacı yararına bozulmuştur. Bu kez taraf vekilleri, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. 2-Davalı vekilinin karar düzeltme istemine gelince, dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine karar, yönetim kurulunun ibrası için yasada belirtilen nisaplara uyulup uyulmadığı ve ibra kararının mutlak butlanla malul olup olmadığı hususları değerlendirilmeden karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Gerçekten de, somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 436/2. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında ve diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanma hakkını haiz değildirler. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre de şayet ibra oylamasında yönetim kurulu üyeleri de oy kullanmış ise, bu oylar mevcut değilmiş gibi karar nisabının sağlanıp sağlanmadığının değerlendirmesi gerekmektedir. Somut olayda, şirketin 60.000 hissesi mevcut olup yönetim kurulu 55.240 adet hisse sahibinin oyu ile ibra edilmiştir. Oy hakkından mahrum olan yönetim kurulu üyelerinin oyu dikkate alınmadığında dahi kabul oyu davacının 4.760 adet oyundan yüksek bulunduğundan ibra oylamasında karar nisabı sağlanmış olup, mahkemece bu yönden de davanın reddine karar verilmesinde sonucu itibariyle bir isabetsizlik bulunmayıp davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerektiğinden davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 03.06.2015 tarih, 2015/1502 Esas, 7643 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK'nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 03.06.2015 tarih, 2015/1502 Esas, 7643 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak sonucu itibariyle doğru bulunan yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davalıya iadesine, alınmadığı anlaşılan 123,60 TL temyiz başvurma harcı ile 29,20 TL temyiz ilam harcının davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 3,20 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 265,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak ....'ye gelir kaydedilmesine, 26.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2015/1502 E., 2015/7643 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKARAMAN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Oysa, gerek 6762 sayılı TTK'nın 374, gerekse de 6102 sayılı TTK'nın 436/2 maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanamazlar.
11. Hukuk Dairesi         2015/1502 E.  ,  2015/7643 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : KARAMAN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA) TARİHİ : 13/11/2014 NUMARASI : 2013/447-2014/787 Taraflar arasında görülen davada Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/11/2014 tarih ve 2013/447-2014/787 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 14.06.2013 günü saat 14:00'de yapılması kararlaştırılan genel kurulunun Bakanlık temsilcilerinin saat 14:20 olduğu halde gelmemeleri nedeniyle toplantının yapılamayacağı kanaatiyle ertelenmesini içerir tutanak tutarak şirket merkezinden ayrıldığını, toplantı gerçekte saat 14:00'de başlamadığı halde tutanağın ilk paragrafına bu saatte toplandığının belirtildiğini, 1. gündem maddesinde ise açılışın saat 14:24'te yapıldığının yazıldığını, böylece tutanakta çelişki yaratıldığını ve tutanağın gerçekleri yansıtmadığını, toplantıya çağrı ve davette saat 14:00' de yapılacağının açık ve kesin olarak belirtilmesi ve bu saate çoğunluğun ve Bakanlık temsilcisinin bulunmamasının toplantının belirlenen 2. güne ertelenmesini gerektirmesine rağmen bu yükümlülüğe uyulmadığını, toplantıda gündem dışı konular görüşülemeyecekken gündemin 1. maddesinde çağrı ve davet kağıdına aykırı olarak, müvekkilinin tutanağı toplantı erteleme talebi gibi yorumlanıp, hukuka aykırı karar alındığını ayrıca, hazirun cetvelinde toplantıda hazır bulunmayan müvekkilinin imzasının oluğunu, hazirun cetvelinin eski yönetmeliğe göre hazırlandığı Bakanlık temsilcileri tarafından belirtilerek muhalefet şerhi konulmasına rağmen değiştirilmediğini ve toplantının eski cetvele göre yapıldığını, bunun yanı sıra 6. ve 10. gündem maddeleri ile belirli konularda değişiklik yapılıp, kararlar alınarak müvekkilinin kendisine bildirilmeyen bu kararları kabul etmek zorunda bırakıldığını, tutanakta yapılan oylamalarda ve anılan kararlarda hangi pay sahibinin hangi hisse oranında olumlu ya da olumsuz oy kullandığının da belli olmadığını, yönetim kurulu, denetim kurulu üyeleri ile şirket vekilinin kendileri ile ilgili gündem maddelerinde belirtilen müzakerelere katılamaması gerektiği halde toplantıya katılıp, oy kullandıklarını ileri sürerek, davalı şirketin 14.6.2013 tarihli 2013 yılı olağan genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının Bakanlık temsilcilerinin geldiğini görmesine rağmen toplantıya katılmadığını, açılan davanın yasada belirtilen iptal sebepleri ile bir ilgisinin bulunmadığını, gündemin 6. ve 10. maddelerine ilişkin gerekli ve yeterli açıklamaların gündem maddelerini ihtiva eden davet mektubunun ekinde davacıya tebliğ edildiğini, toplantıya şirket sermayesinin %100'ü oranında asaleten ve vekaleten katılım olup, davacının toplantı salonunu terk etmesinin sonuca etkili olmadığını zira, kararların %95'in üzerinde paya sahip ortakların hazır bulunduğu ve %51'in üzerinde bir katılımın sağlanması ile alındığını, davacının toplantının ertelenmesi talebinin de genel kurul tarafından reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, Bakanlık temsilcilerinin toplantıya 20 dakika geç kaldıkları, gecikme mazur görülebilir ve kabul edilebilir olduğundan bu gerekçeyle genel kurulda alınan tüm kararların iptalinin dürüstlük kurallarına da uygun düşmeyeceği, davacının ayrıca hazirun cetvelinde kendisinin gösterilmesini de iptal sebebi olarak ileri sürdüğü ancak, toplantının geç başlaması sebebiyle, başlangıçta var olan pay sahibinin ayrılması anılan sonucu doğurabileceğinden bu olgunun yasaya ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı, tanık olarak dinlenilen Bakanlık temsilcilerinin genel kurulun geç başlama dışında tamamen yasaya uygun olarak yapıldığını, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kendileri ile ilgili oylamalara da katılmadıklarını bildirdikleri, bunlar dışında genel kurul kararlarının iptalini gerektirecek denetlenebilir, nesnel ve somut herhangi bir sebep ileri sürülmediği gibi, genel kurul belgelerinde de, böyle bir hususa rastlanılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafça yönetim kurulu üyelerinin kendileri ile ilgili gündem maddelerinde müzakereye katılmamaları gerektiği halde toplantıya katılarak oy kullandıkları da iddia edilmiştir. Oysa, gerek 6762 sayılı TTK'nın 374, gerekse de 6102 sayılı TTK'nın 436/2 maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanamazlar. Dava konusu davalı şirketin 14.6.2013 tarihli genel kurul toplantısının 5. gündem maddesi ile yönetim kurulunun ibrası görüşülerek 55.240 oyla ibra edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, mahkemece yönetim kurulunun ibrası için yasada belirtilen nisaplara uyulup uyulmadığı ve ibra kararının mutlak butlanla malul olup olmadığı hususları değerlendirilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Anonim Şirketlerde "Oydan Yoksunluk" (Oy hakkının kullanılamaması) halleri dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) Pay sahibi, kendisi ile şirket arasındaki kişisel bir işe ilişkin müzakerelerde oy kullanamaz.
B) Pay sahibi, eşi ile şirket arasındaki davaya ilişkin müzakerelerde oy kullanamaz.
C) Pay sahibi, alt ve üst soyunun (çocukları, ebeveynleri) şirketle olan işlemlerine ilişkin oylamalarda oy kullanamaz.
D) Yönetim kurulu üyeleri, kendi ibralarına (aklanmalarına) ilişkin kararlarda, sahip oldukları paylardan doğan oy haklarını kullanamazlar.
E) Pay sahibi, şirketin genel işleyişi ve stratejisi ile ilgili kararlarda, yönetim kurulu üyesi olsa dahi oy kullanamaz.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol