Türk Ticaret Kanunu 445. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 445- (1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.
II - İptal davası açabilecek kişiler
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
34 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2021/8548 E., 2023/107 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
sayılı kararı ile dava konusu genel kurul kararının butlanla sakat olduğu için geçersizliğinin tespit edilebileceğini, butlanla sakat olan kararın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 445 inci maddesi uyarınca iptalinin mümkün ve gerekli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
11. Hukuk Dairesi 2021/8548 E. , 2023/107 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM : Kabul
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ortağı olduğu davalı şirketin 31.01.2014 tarihinde yapılan genel kurulunda gündemin 7 nci maddesi kapsamında yönetim kurulunun temsil ve ilzam yetkisini nasıl kullanacağına ilişkin olarak verilmiş olan kararın usul ve hukuka uygun olmadığını ileri sürerek genel kurul kararının iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinden temsil ve ilzama yetkili olanların belirlenmesinin ana sözleşmeye uygun olduğu, davacının ileri sürdüğü bu talebin genel kurul kararının iptali davası kapsamında görülmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 11.02.2016 tarihli ve 2014/646 E., 2016/68 K. sayılı kararı ile dava konusu genel kurul kararının butlanla sakat olduğu için geçersizliğinin tespit edilebileceğini, butlanla sakat olan kararın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 445 inci maddesi uyarınca iptalinin mümkün ve gerekli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 16.05.2018 tarihli ve 2016/11386 E., 2018/3628 K. sayılı kararı ile "... Mahkemece, yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu genel kurul kararının temsil yetkisinin devri ve diğer imza yetkilerinin tayinini düzenlediği, bu düzenlemelerin TTK 375/1-d maddesi uyarınca yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkilerinden olduğu, bu suretle de TTK 447/1-c maddesinde zikredilen butlan sebeplerinin somut olayda oluştuğu yanılgılı değerlendirilmesi ile bu tespit üzerine inşa edilen ve davanın reddine gerekçe olan, butlanla sakat olan bir genel kurul kararının TTK 445. maddesi uyarınca iptalinin istenemeyeceği değerlendirmesi doğru olmamıştır. Somut olayda dava konusu genel kurul kararının devredilemez yetkilere ilişkin olduğu tespiti doğru olmadığı gibi butlanla sakat olan bir genel kurul kararı için iptal hükmü verilemeyeceği gerekçesi de isabetli değildir. Ayrıca, davacının iddiası dava konusu genel kurul kararının şirket esas sözleşmesinin 15. maddesine aykırılık teşkil ettiği yönünde olup, TTK 445. maddesi uyarınca ana sözleşmeye aykırılık hali bir iptal sebebi olarak düzenlenmiştir. O halde, mahkemece dava konusu genel kurul kararının ana sözleşmeye aykırılık teşkil edip etmediği değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Zümre Petrol Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin esas sözleşmesinin yönetim kurulu başlıklı 11 inci maddesinin, "şirketin idaresi ve üçüncü şahıslara karşı temsil ve ilzamı genel kurul tarafından hissedarlar arasından seçilecek en az (4) kişiden oluşacak yönetim kurulu marifeti ile gerçekleşir yönetim kurulu yarısı A grubu diğer yarısı B grubu hisse sahiplerinin gösterdiği adaylar arasından seçilir. Yönetim kurulu temsil selahiyeti ile idare işlerinin hepsini veya bir kısmını yönetim kurulu üye ve üyelerine bırakabilir. Ayrıca pay sahibi olmayan müdür veya müdürlere de devredebilir.", şirketin idaresi ve temsili başlıklı 15 inci maddesinin, "şirketin idaresi ve temsili yetkisi yönetim kuruluna aittir şirketin amaç ve konusuna giren bütün belgelerin ve sözleşmelerin geçerli olabilmesi için bunların şirketin resmi ünvanı altına konmuş (A) grubundan (1) ve (B) grubundan (1) üyenin imzasını taşıması lazımdır." olarak düzenlendiği, şirketin ilk kuruluşundan itibaren yönetim kuruluna (A) grubundan 3 ve (B) grubundan 1 üye seçildiği ve işleyişin (A) grubu üyeden birisinin imzası ve (B) grubu üyenin imzasıyla sağlandığı, 31.01.2014 tarihli olağan genel kurul toplantısında gündemin 7 nci maddesi ile (A) grubu hissedarlarından ... Yılmaz, Hızır Yılmaz ve ... ile (B) grubu hissedarı Hüsnü Humbaracıbaşı'nın yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, ancak temsil ve imza yetkisi (B) grubu hissedar Hüsnü Humbaracıbaşı'nın katılımı ile (A) grubu yönetim kurulu üyesi ... Yılmaz'a verilerek esas sözleşmenin 15 inci maddesinin ihlal edildiği, zira diğer iki (A) grubu yönetim kurulu üyesine esas sözleşmenin 15 inci maddesi ile verilen temsil ve imza yetkisini kullanma hakkının alınan olağan genel kurul kararı ile engellendiği, alınan 7 numaralı gündem kararının, diğer (A) grubu yönetim kurulu üyelerini şirket yönetiminde etkisiz hâle getirdiği, bu yönüyle alınan gündem kararının aynı zamanda dürüstlük ve iyi niyet kurallarına da aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 31.01.2014 tarihli olağan genel kurul toplantısında gündemin 7 nci maddesinde "yönetim kurulunun görev ve yetkilerinin belirlenmesi" başlığında alınan kararın iptaline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mezkur sorunun yalnızca yönetim kurulunun temsil yetkisine ilişkin görev paylaşımına ilişkin olduğunu, genel kurul kararının davacı tarafından iptalinin talep edilmediğini, yönetim kurulu üyelerinden temsil ve ilzama yetkili olanların belirlenmesinin ana sözleşmeye uygun olduğunu, davacının ileri sürdüğü talebin genel kurul kararının iptali davası kapsamında görülmesinin hukuken mümkün olmadığını, şirket ana sözleşmesinin 15 inci maddesine göre şirketin temsili için biri (A) grubu pay sahibi, diğeri ise (B) grubu pay sahibinin imzasına ihtiyaç bulunduğunu, yine şirket ana sözleşmesinin 11 inci maddesinde yönetim kurulunun temsil selahiyetini devredebileceğinin düzenlendiğini, iptal konusu kararın esas sözleşmeye uygun olduğunu, davacının (B) grubu adına yönetim kuruluna seçildiğini, Mahkemenin davacının (A) grubu hissederlar adına yönetim kurulunda bulunduğu değerlendirmesinin yanlış olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin 31.01.2014 tarihinde yapılan genel kurulunda gündemin 7 nci maddesi kapsamında yönetim kurulunun temsil ve ilzam yetkisini nasıl kullanacağına ilişkin olarak verilmiş olan kararın, usul ve hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
11. Hukuk Dairesi, 2019/4381 E., 2021/2880 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
ilan edilmediği ve 15 gün öncesinden hazır bulundurulmadığı için, ayrıca ana sözleşme değişikliğinin çağrı metni içerisinde bulunmadığı, ana sözleşme değişikliğinin eski ve yeni metninin karşılıklı olarak ilanda gösterilmesi gerektiğinden TTK'nun 445. maddesine göre iptale tabi olacağı, şirket ana sözleşmesinin 15.
11. Hukuk Dairesi 2019/4381 E. , 2021/2880 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) verilen 08.02.2018 gün ve 2016/499 - 2018/98 sayılı kararı onayan Daire'nin 10.06.2019 gün ve 2018/2657 - 2019/4212 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ...'ın davalı Şirketin % 10 A Grubu ve % 10.5 B Grubu hisse ile azınlık oy ve haklarına sahip ortağı olduğunu, 15.06.2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının usul ve yasaya uygun hazırlanıp gerçekleştirilmediğini, bilanço ve faaliyet raporlarının incelemeye sunulmadığını, ana sözleşme değişikliklerinin çağrıda açıkça gösterilmediğini, ana sözleşme değişikliklerinin TTK hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek, 15.06.2013 tarihli şirket olağan genel kurulunda gündemin 3, 4, 5, 6, ve 7. maddelerine ilişkin alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin 2012 yılı denetim kurulu ve yönetim kurulu tarafından verilen raporlar ile bilanço, kar ve zarar cetvellerinin incelenerek onaylanmasını içeren gündemin 3. maddesinin, ilgili kayıtların pay sahipleri tarafından incelenmesi için hazır bulundurulduğunun ilan edilmediği ve 15 gün öncesinden hazır bulundurulmadığı için, ayrıca ana sözleşme değişikliğinin çağrı metni içerisinde bulunmadığı, ana sözleşme değişikliğinin eski ve yeni metninin karşılıklı olarak ilanda gösterilmesi gerektiğinden TTK'nun 445. maddesine göre iptale tabi olacağı, şirket ana sözleşmesinin 15. maddesinde yer alan ve olağan ve olağanüstü genel kurullarda sadece A grubu hisselerin imtiyazlı olarak oy kullanabileceklerine ilişkin kararın, diğer pay sahiplerinin oy haklarının elinden alınmasına sebep olacağı için TTK'nun 447. maddesine aykırılık teşkil ettiği ve batıl olduğu, gündemin 4. ve 6. maddelerinin 7. maddede değiştirildiği, 7. maddenin ise iptaline karar verilince 4. ve 6. maddelerin de iptal olacağı ve bu maddelerin konusuz kalacağı, gündemin 5. maddesi olan iç yönergenin kabulüne ilişkin maddenin ise TTK'nun 445 ve TTK'nun 447. maddeleri uyarınca iptal ve butlan sebebinin gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 15.06.2013 tarihli olağan genel kurulunda alınan gündemin 3. ve 7. maddelerinin TTK'nun 445.m. uyarınca iptaline, şirket ana sözleşmesinin 15. maddesinin TTK'nun 447. maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine, gündemin 4. ve 6. maddelerinin TTK'nun 447. maddesi uyarınca konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, gündemin 5. maddesinin iptaline ilişkin talebin ise, reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, davalı şirketin 15.06.2013 tarihli genel kurul toplatısında alınan kararların iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile gündemin 3 ve 7. maddelerinde alınan kararların iptaline, gündemin 15. maddesinde alınan kararın batıl olduğunun tespitine, gündemin 4 ve 6. maddeleri ile ilgili iptal isteminin ise konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Ancak, 6102 sayılı TTK’nın “İptal sebepleri” başlıklı 445. maddesine göre “446'ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.” düzenlemesi mevcut olup, aynı kanunun “İptal davası açabilecek kişiler” başlıklı 446. maddesinde ise, "a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.” hükmü mevcuttur.
6102 sayılı TTK’nın “Butlan” başlığını taşıyan 447. maddesi, “Genel kurulun, özellikle; a) pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır." hükmünü haizdir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelince, dava konusu genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde davacının sadece 2012 yılı yönetim kurulu faaliyet raporu, denetim kurulu raporu, bilanço ve kar/zarar cetvellerinin onaylanmasına ilişkin gündemin 3. maddesinde alınan karar aleyhine oylamadan sonra gerekçeleri de belirtilmek suretiyle muhalefetini zapta yazdırdığı ancak gündemin 4, 6 ve 7. maddelerine yönelik olumsuz oy kullanmasına rağmen oylamadan sonra muhalefetini tutanağa yazdırmadığı, gündemin 5. maddesinde ise, İç Yönergenin oy birliği ile kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durum karşısında, gündemin 5. maddesinde alınan karar oybirliği ile alındığından, gündemin 4, 6 ve 7. maddelerinde alınan kararlar yönünden davacının oylamadan sonra muhalefeti bulunmadığından TTK’nın 446/1-a maddesi gereğince davacı bu maddelerde alınan kararların iptalini talep edemeyecek ancak, genel kurul toplantısında alınan bu kararlar batıl ise, mahkemece re’sen gözetilecek ve butlanının tespitine karar verilecektir.
Davacının dava konusu genel kurul toplantı gündemin 3. maddesinin iptalini talep etme gerekçesi, faaliyet raporu, denetim raporu, bilanço ve kar/zarar cetvellerinin nerede ve nasıl inceleneceğine ilişkin bir açıklamanın gündemde ve ilanda belirtilmemesi nedeniyle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi olarak gösterilmiş, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporu uyarınca, işbu rapor ve belgelerin pay sahiplerinin incelemesi
için hazır bulundurulduğunun ilan edilmemesi ve 15 gün önceden incelemeye hazır bulundurulmaması nedeniyle anılan maddenin iptaline karar verilmiştir.
Oysa, 6102 sayılı TTK’nın 437/1 maddesinde "Finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi, genel kurulun toplantısından en az onbeş gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulur. Bunlardan finansal tablolar ve konsolide tablolar bir yıl süre ile merkezde ve şubelerde pay sahiplerinin bilgi edinmelerine açık tutulur. Her pay sahibi, gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosuyla bilançonun bir suretini isteyebilir." hükmü, aynı Yasa’nın 420/1 maddesinde’’ Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular, sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın, toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılır. Erteleme, 414'üncü maddenin birinci fıkrasında yazılı olduğu şekilde pay sahiplerine ilanla bildirilir ve internet sitesinde yayımlanır. İzleyen toplantı için genel kurul, kanunda öngörülen usule uyularak toplantıya çağrılır. "hükmü ile 414. maddede de" Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir. Sermaye Piyasası Kanunu'nun 11'inci maddesinin altıncı fıkrası hükmü saklıdır." hükümleri yer almaktadır. Anılan yasal düzenlemeler nazara alındığında, davacının iddia ve mahkemenin de kabul ettiği üzere, ilanda ve çağrıda bu rapor ve belgelerin genel merkezde veya şubede hazır bulundurulduğunun bildirileceğine yönelik bir hüküm bulunmadığı gibi davacı %20,5 pay sahibi olup toplantının bu nedenle ertelenmesinin de talep etmediği gözetildiğinde toplantı gündemin 3. maddesinin yazılı gerekçe ile iptali doğru olmamıştır.
Mahkemece dava konusu genel kurul toplantı gündeminin 7 nolu maddesinin de iptaline karar verilmiş ise de, 7. maddede davacının muhalefeti bulunmamaktadır. Ayrıca hükümde gündemin 15. maddesinin batıl olduğunun tespitine karar verilmiş olmasına rağmen, dava konusu genel kurulda alınan kararlar toplam 8 maddeden oluşmaktadır. Bu itibarla, mahkemece iptale karar verilen 7. madde ile yapılan esas sözleşme değişikliğinin batıl olup olmadığı incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hükümde 7. maddenin iptaline, gerekçeden anlaşıldığı üzere ana sözleşmenin 15. maddesi değişikliğinin ise batıl olduğunun tespitine karar verilmesi dahi doğru olmamış, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 10.06.2019 tarih, 2018/2657 E-2019/4212 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak, kararın yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile, Dairemizin 10.06.2019 tarih, 2018/2657 E-2019/4212 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak, mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyen davalıya iadesine, 25.03.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava; davalı şirketin genel kurulunda alınan bir kısım kararların iptali istemine ilişkin olup, mahkemece dava kısmen kabul edilerek gündemin 3, 4, 6 ve 7. maddelerin de alınan kararların iptaline karar verilmiş, Dairece davalının temyiz itirazları reddedilerek karar onanmış, davalının karar düzeltme istemi yukarıda açıklanan gerekçelerle gündemin 3. ve 7. maddesi açısından karar düzeltme itirazları kabul edilmiştir.
Daire çoğunluğu bozma kararında gündemin 7. maddesinde alınan karara davacının muhalefet şerhi bulunmadığı bu nedenle iptal davası açamayacağı gerekçe gösterilmiştir.
6102 sayılı TTK’nun 446/1. maddesinde “toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten” kişilerin alınan kararın iptalini isteyebileceği belirtilmiştir.
Dava konusu genel kurulda gündemin 7. maddesi görüşmeleri sırasında tutanağa aynen “yapılan oylama sonucunda (... verdiği 15.6.2013 tarihli yazılı dilekçede sözkonusu değişkilikleri inceleme fırsatı bulamadığından red oyu verdiği belirtmiştir.) söz konusu değişiklik toplantıya katılan ortakların 125300 oyu ile kabul edildi.” şeklinde yazılmıştır.
Görüldüğü üzere, TTK’nun 446/1. maddesinde öngörülen şekilde davacının usulune uygun olarak muhalefeti tutanağa geçmiş ve karara olumsuz oy verdiği de belirtilmiş olması karşısında iptal davası açma hakkının bulunduğu, yerel mahkemenin 7. gündem maddesinde alınan kararın iptaline karar vermesinin doğru ve bu yöndeki Dairenin kararına karşı karar düzeltme itirazının reddi gerektiğini düşündüğümden, sayın çoğunluğun bozma kararının son paragrafındaki gerekçeye katılmıyorum.
11. Hukuk Dairesi, 2017/4647 E., 2019/3855 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
afa konu kararının düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda yasal koşulları bulunmayan butlanın tespiti talebinin reddine, davalı şirketin 03/08/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptaline karar verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi 2017/4647 E. , 2019/3855 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12/01/2017 tarih ve 2016/857 E. - 2017/6 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 06/07/2017 tarih ve 2017/319-2017/405 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.05.2019 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı şirkette %16 oranında pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 2015 yılına dair olağan genel kurul toplantısının 03/08/2016 tarihinde yapıldığını, ancak, davacı şirket temsilcilerinin toplantının yapıldığı yerde bulunmalarına rağmen oy kullanmalarının haksız ve hukuka aykırı şekilde engellendiğini, davacı şirket yetkili temsilcilerinin toplantı öncesinde ibraz ettikleri vekaletnamede pay adedinin yer almadığı, noter tasdikli imza sirkülerinin vekaletnameye eklenmemiş olduğu gerekçesiyle davacı şirket yetkili temsilcilerin toplantıya alınmadığını, oysa ibraz edilen vekalet ve imza sirkülerinin yeterli bulunduğunu, genel kurul toplantısına katılma, oy kullanma, bilgi alma ve denetçi talebinde bulunma gibi kanundan kaynaklanan vazgeçilmez ve müktesep hakları ihlal edilen davacı şirketin haksız olarak toplantıya katılmaması sonucunda alınan tüm kararların TTK'nın 447. maddesi kapsamında batıl olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 03/08/2016 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların butlanına karar verilmesini, aksi halde iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu genel kurul toplantısında davacı tarafı temsil etmek üzere toplantıya katılmak isteyenlerce sunulan vekaletnamenin geçersiz olduğunu, vekaleti verenin pay sahibini temsile yetkili olduğunu ispata dair sunulan imza sirkülerinin de kanunun aradığı şartlara haiz olmadığını, bu nedenle davacı temsilcilerinin toplantıya katılmalarının haksız olarak engellendiği iddiasının gerçek dışı olduğunu, kaldı ki, davacının sahip olduğu oy oranının alınan kararların sonucunu değişmeye etki edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, vekaletnamede pay oranının bulunmadığına dair gerekçenin haklı ve yasal zeminde olmadığı gibi, yasada vekaletin şekline ilişkin açık bir düzenleme olmamasına rağmen, TBK 21/1 maddede belirlenen şekil şartlarına göre de somut davada sunulan vekaletname ve imza sirkülerinin davacı temsilcilerinin genel kurul toplantısına kabul edilmelerine engel teşkil etmeyeceği, dolayısıyla davacı yanın TTK'nın 447(1)-a maddesinde tanımlanan pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını ortadan kaldıran genel kurul toplantısının batıl olduğu gerekçesiyle, genel kurul kararlarının mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar vermiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davada butlan halinin bulunmadığı, iptal edilebilirliğin söz konusu olduğu, davacıların ortaklık hakkından doğan genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının engellendiği, davacıların genel kurulda alınacak kararlar üzerinde etki etme imkanlarının haksız olarak ortadan kaldırıldığı, alınan bu kararların dürüstlük kuralına aykırı olduğunun ve iptali gerektiğinin kabulünün gerektiği, yani, bu durumda kararların içeriklerinin ayrıca incelenip tartışılmasına, kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılığını araştırmaya gerek olmadığı gerekçesiyle, HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda yasal koşulları bulunmayan butlanın tespiti talebinin reddine, davalı şirketin 03/08/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptaline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, davalı anonim şirketin 03/08/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların butlanı, olmadığı taktirde iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlığa dava tarihi ve dava konusu genel kurul tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanacaktır.
6102 sayılı TTK'nın “İptal sebepleri” başlıklı 445. maddesine göre “446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.” Aynı kanunun “İptal davası açabilecek kişiler” başlıklı 446/1-b maddesinde ise “Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri...” hükmü mevcuttur.
Somut olayda davacı ortağın temsilcilerinin vekaletteki eksiklikler gerekçe gösterilerek haksız olarak toplantıya alınmaması davacıya iptal davası açma hakkı verir, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin davada butlan halinin bulunmadığı, iptal edilebilirliğin söz konusu olduğu yönündeki kabulü yerindedir. Ancak, davacıların ortaklık hakkından doğan genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının engellendiği, davacıların genel kurulda alınacak kararlar üzerinde etki etme imkanlarının haksız olarak ortadan kaldırıldığı, alınan bu kararların dürüstlük kuralına aykırı olduğunun ve iptali gerektiğinin kabulünün gerektiği, yani, bu durumda kararların içeriklerinin ayrıca incelenip tartışılmasına, kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılığını araştırmaya gerek olmadığı yönünde gerekçeye yer verilmişse de tek başına bu aykırılık genel kurul toplantısının iptali sonucunu doğurmayacak olup, mahkemece 6102 saylı TTK'nın 446/1-b ve 445. maddesinde yer alan koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği irdelenerek genel kurulda alınan her bir karar yönünden inceleme yapılması sonucuna göre bir karar vermesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 2.037,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2018/2657 E., 2019/4212 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
ilan edilmediği ve 15 gün öncesinden hazır bulundurulmadığı için, ayrıca ana sözleşme değişikliğinin çağrı metni içerisinde bulunmadığı, ana sözleşme değişikliğinin eski ve yeni metninin karşılıklı olarak ilanda gösterilmesi gerektiğinden TTK'nun 445.maddesine göre iptale tabi olacağı, şirket ana sözleşmesinin 15.maddesinde yer alan ve olağan ve olağanüstü genel kurullarda sadece A grubu hisseleri
11. Hukuk Dairesi 2018/2657 E. , 2019/4212 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesi Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 08/02/2018 tarih ve 2016/499-2018/98 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davalı şirket vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ...'ın davalı Şirketin % 10 A Grubu ve % 10.5 B Grubu hisse ile azınlık oy ve haklarına sahip ortağı olduğunu, 15.06.2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının usul ve yasaya uygun hazırlanıp gerçekleştirilmediğini, bilanço ve faaliyet raporlarının incelemeye sunulmadığını, ana sözleşme değişikliklerinin çağrıda açıkça gösterilmediğini, ana sözleşme değişikliklerinin TTK hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek, 15.06.2013 tarihli şirket olağan genel kurulunda gündemin 3,4,5,6, ve 7.maddelerine ilişkin alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacının öne sürdüğü iddialardan hiçbirinin anonim şirket genel kurul kararının iptalini gerektirecek ehemmiyette olmadığını, tüm işlemlerin usul ve yasaya uygun şekilde gerçekleştirildiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; şirketin "2012 yılı denetim kurulu ve yönetim kurulu tarafından verilen raporlar ile bilanço, kar ve zarar cetvellerinin incelenerek onaylanması"nı içeren Gündemin 3.maddesinin, ilgili kayıtların pay sahipleri tarafından incelenmesi için hazır bulundurulduğunun ilan edilmediği ve 15 gün öncesinden hazır bulundurulmadığı için, ayrıca ana sözleşme değişikliğinin çağrı metni içerisinde bulunmadığı, ana sözleşme değişikliğinin eski ve yeni metninin karşılıklı olarak ilanda gösterilmesi gerektiğinden TTK'nun 445.maddesine göre iptale tabi olacağı, şirket ana sözleşmesinin 15.maddesinde yer alan ve olağan ve olağanüstü genel kurullarda sadece A grubu hisselerin imtiyazlı olarak oy kullanabileceklerine ilişkin kararın, diğer pay sahiplerinin oy haklarının elinden alınmasına sebep olacağı için TTK'nun 447.maddesine aykırılık teşkil ettiği ve batıl olduğu, Gündemin 4. ve 6.maddelerinin 7.maddede değiştirildiği, 7.maddenin ise iptaline karar verilince 4. ve 6.maddelerin de iptal olacağı ve bu maddelerin konusu kalacağı, Gündemin 5.maddesi olan iç yönergenin kabulüne ilişkin maddenin ise TTK'nun 445 ve TTK'nun 447.maddeleri uyarınca iptal ve butlan sebebinin gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile Özbeyler Sağlık Özel Hastane Medikal İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 15.06.2013 tarihli olağan genel
kurulunda alınan Gündemin 3. ve 7.maddelerinin TTK'nun 445.maddesi uyarınca iptaline, şirket ana sözleşmesinin 15.maddesinin TTK'nun 447.maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine, Gündemin 4. ve 6.maddelerinin TTK'nun 447.maddesi uyarınca konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, Gündemin 5.maddesinin iptaline ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı şirket vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı şirket vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 10/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
maddesi yollaması ile TTK'nun 441-450. maddelerinde düzenlenen anonim şirketlerin tasfiyesine ilişkin hükümler uygulanır.
Hukuk Genel Kurulu 2007/10-358 E., 2007/337 K.
Hukuk Genel Kurulu 2007/10-358 E., 2007/337 K.
- ANONİM ŞİRKETİN TAFSİYESİ
- RÜCUAN ALACAK
- TERKİN- 506 S. SOSYAL SİGORTALAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 26 ]
- 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 39 ]
- 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 40 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki "rücuan alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tekirdağ Asliye Hukuk (İş) Mahkemesince davanın reddine dair verilen 15.10.2004 gün ve 20/162 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 21.02.2005 gün ve 12512-1543 sayılı ilamı ile, (...Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davalılardan Limited Şirketin işçisi sigortalı Müren'e yapılan yardımların tahsiline ilişkin davanın tasfiye nedeniyle davalıya husumet yöneltilemeyeceğinden reddedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Şöyle ki; tüzel kişiliği olan davalı Limited Şirketin tasfiye edildiği ve ticaret sicilindeki kaydının terkin edildiği görülmektedir.Tüzel kişilik ticaret sicilindeki kaydının terkini ile sona erer.
Tüzel kişiliğin sona erdiğinin hukuk açısından kabul edilebilmesi için tasfiye işleminin eksiksiz tamamlanmış olması gerekir. Eğer tasfiye işlemleri gerçek olarak tamamlanmamış ve tasfiyede gereken hususlar eksik bırakılmışsa tüzel kişilik ticaret sicilinden terkin edilse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinden söz edilemez.
O itibarla davacı Kurum vekiline uygun süre verilerek tasfiye işlemleri ve ortaklarla olan ilişkilerin tam olarak sona ermediği için Limited Şirketin tüzel kişiliğinin yeniden ihyası hakkında tasfiye kurulu ile ticaret siciline husumet tevcihi suretiyle dava açmasının sağlanması ve dava açıldığı taktirde bu davanın sonucunun beklenmesi tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde bu tüzel kişinin kusuru ile belirlenecek gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna gidilerek karar verilmesi gerekir.
Belirtilen maddî ve hukukî olgular göz ardı edilerek noksan tahkikat ve inceleme ile hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 26. maddesine dayalı rücuan alacak istemine ilişkin olup, iş kazası neticesinde sigortalıya bağlanan gelirler ve yapılan ödemeler nedeniyle oluşan Kurum zararının işveren şirketten tahsilini amaçlamaktadır.
Davalı şirket tasfiye memurunun katılımıyla yapılan 29.11.2000 tarihli sigorta müfettişi incelemesi sonucunda, davacı Kurum tarafından sigortalıya 29.10.2001 onay tarihi ile sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, davalı işveren şirketin Ticaret Sicilinden 9.11.2001 tarihinde terkin edildiği, eldeki davanın ise 24.1.2002 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Limited şirketlerin tasfiyesinde, Türk Ticaret Kanununun 552. maddesi yollaması ile TTK'nun 441-450. maddelerinde düzenlenen anonim şirketlerin tasfiyesine ilişkin hükümler uygulanır.
Limited şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, limited şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır.
Bir tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi, aynı zamanda Borçlar Hukukuna ilişkin bir hukuki işlem olup, bu karar ve işlemin hataya dayanması karşısında gerçek anlamda bir tasfiye işleminden söz edilemez. Hataya veya kasta dayalı, şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılmasının gerek o işlemi gerçekleştirenlerce, gerekse bundan zarar görenlerce istenebilmesi Borçlar Hukukunun temel kurallarından biridir. Buna yönelik düzenlemeye TTK hükümlerinde yer verilmemişse de, TTK'nun 1. maddesi yollaması ile Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde, hataya dayalı bir hukuki işlemin düzeltilmesine olanak tanınması kaçınılmazdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.01.1999 gün ve 1999/10-1-1 sayılı Kararı).
Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek yargılamanın limited şirket tüzel kişiliğine karşı devamının sağlanması gerekmektedir.
TTK'nun 224 ve 445. maddelerinde tasfiye memurunun görev ve yetkileri, tasfiyenin nasıl yapılacağı, alacaklıların haklarının nasıl korunacakları açıklanmıştır.
Her ne kadar, rücuan alacak davası davalı limited şirketin tasfiyesinden sonra açılmış ise de, tasfiye memuru iş kazasından haberdar olup, bu konuda dava açılıp açılmadığını araştırmakla yükümlüdür. Tasfiye memurunun iş kazasından haberdar olması nedeniyle, "Şirketin henüz muaccel olmıyan borçlariyle münazaalı bulunan borçlarına tekabül edecek bir para dahi kezalik notere tevdi olunacağı" yönündeki TTK'nun 445/3. madde hükmü gereğince, belirtilen sair tedbirleri almak suretiyle tasfiyeyi gerçekleştirmeleri gerekir. Eksik işlemler neticesinde tasfiyenin hukuken sonuçlandığı kabul olunamaz.
Ayrıca, tasfiye hainde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmeyeceği hukuksal gerçeği de dikkate alınmalıdır.
Tüzel kişiliği sona eren şirketin ihyası için tasfiye memuru ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa HUMK.nun 39 ve 40. maddeleri hükümleri uyarınca uygun bir önel verilmelidir. Dava açıldığı, takdirde ve alınacak sonuca göre eldeki davaya devam edebilme olanağı bulunduğu belirlendiğinde, tüzel kişiliğe tebligat yapılarak, rücu alacağının yöntemince saptanması gerekir.
Yukarıda belirtilen maddi ve yasal olgular karşısında, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 06.06.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca, anonim şirket genel kurul kararlarının "yokluğu" ve "butlanı" (hükümsüzlüğü) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Toplantı nisabı sağlanmadan veya yetkisiz kişilerce alınan kararlar yok hükmündedir.
B) Bakanlık temsilcisinin bulunması zorunlu olan bir toplantıda, temsilci bulunmaksızın alınan kararlar yokluk yaptırımına tabidir .
C) Karar verenlerin şirkette pay sahibi olmaması veya çağrısız genel kurulda tüm pay sahiplerinin hazır bulunmaması yokluk sebebidir.
D) Bir genel kurul kararının yokluk veya butlanla sakat olduğu iddiası, sadece 3 aylık hak düşürücü süre içinde ileri sürülebilir; bu süre geçtikten sonra dava açılamaz .
E) Pay sahibinin genel kurula katılma, oy kullanma ve dava açma gibi vazgeçilmez haklarını sınırlayan kararlar batıldır .
Bu maddeyle ilgili 9 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.