Türk Ticaret Kanunu 446. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 446- (1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,
b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,
c) Yönetim kurulu,
d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri,
iptal davası açabilir.
H) Butlan
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
43 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2019/4381 E., 2021/2880 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
maddelerinde alınan kararlar yönünden davacının oylamadan sonra muhalefeti bulunmadığından TTK’nın 446/1-a maddesi gereğince davacı bu maddelerde alınan kararların iptalini talep edemeyecek ancak, genel kurul toplantısında alınan bu kararlar batıl ise, mahkemece re’sen gözetilecek ve butlanının tespitine karar verilecektir.
11. Hukuk Dairesi 2019/4381 E. , 2021/2880 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) verilen 08.02.2018 gün ve 2016/499 - 2018/98 sayılı kararı onayan Daire'nin 10.06.2019 gün ve 2018/2657 - 2019/4212 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ...'ın davalı Şirketin % 10 A Grubu ve % 10.5 B Grubu hisse ile azınlık oy ve haklarına sahip ortağı olduğunu, 15.06.2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının usul ve yasaya uygun hazırlanıp gerçekleştirilmediğini, bilanço ve faaliyet raporlarının incelemeye sunulmadığını, ana sözleşme değişikliklerinin çağrıda açıkça gösterilmediğini, ana sözleşme değişikliklerinin TTK hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek, 15.06.2013 tarihli şirket olağan genel kurulunda gündemin 3, 4, 5, 6, ve 7. maddelerine ilişkin alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin 2012 yılı denetim kurulu ve yönetim kurulu tarafından verilen raporlar ile bilanço, kar ve zarar cetvellerinin incelenerek onaylanmasını içeren gündemin 3. maddesinin, ilgili kayıtların pay sahipleri tarafından incelenmesi için hazır bulundurulduğunun ilan edilmediği ve 15 gün öncesinden hazır bulundurulmadığı için, ayrıca ana sözleşme değişikliğinin çağrı metni içerisinde bulunmadığı, ana sözleşme değişikliğinin eski ve yeni metninin karşılıklı olarak ilanda gösterilmesi gerektiğinden TTK'nun 445. maddesine göre iptale tabi olacağı, şirket ana sözleşmesinin 15. maddesinde yer alan ve olağan ve olağanüstü genel kurullarda sadece A grubu hisselerin imtiyazlı olarak oy kullanabileceklerine ilişkin kararın, diğer pay sahiplerinin oy haklarının elinden alınmasına sebep olacağı için TTK'nun 447. maddesine aykırılık teşkil ettiği ve batıl olduğu, gündemin 4. ve 6. maddelerinin 7. maddede değiştirildiği, 7. maddenin ise iptaline karar verilince 4. ve 6. maddelerin de iptal olacağı ve bu maddelerin konusuz kalacağı, gündemin 5. maddesi olan iç yönergenin kabulüne ilişkin maddenin ise TTK'nun 445 ve TTK'nun 447. maddeleri uyarınca iptal ve butlan sebebinin gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 15.06.2013 tarihli olağan genel kurulunda alınan gündemin 3. ve 7. maddelerinin TTK'nun 445.m. uyarınca iptaline, şirket ana sözleşmesinin 15. maddesinin TTK'nun 447. maddesi uyarınca batıl olduğunun tespitine, gündemin 4. ve 6. maddelerinin TTK'nun 447. maddesi uyarınca konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, gündemin 5. maddesinin iptaline ilişkin talebin ise, reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, davalı şirketin 15.06.2013 tarihli genel kurul toplatısında alınan kararların iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile gündemin 3 ve 7. maddelerinde alınan kararların iptaline, gündemin 15. maddesinde alınan kararın batıl olduğunun tespitine, gündemin 4 ve 6. maddeleri ile ilgili iptal isteminin ise konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Ancak, 6102 sayılı TTK’nın “İptal sebepleri” başlıklı 445. maddesine göre “446'ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.” düzenlemesi mevcut olup, aynı kanunun “İptal davası açabilecek kişiler” başlıklı 446. maddesinde ise, "a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.” hükmü mevcuttur.
6102 sayılı TTK’nın “Butlan” başlığını taşıyan 447. maddesi, “Genel kurulun, özellikle; a) pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır." hükmünü haizdir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelince, dava konusu genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde davacının sadece 2012 yılı yönetim kurulu faaliyet raporu, denetim kurulu raporu, bilanço ve kar/zarar cetvellerinin onaylanmasına ilişkin gündemin 3. maddesinde alınan karar aleyhine oylamadan sonra gerekçeleri de belirtilmek suretiyle muhalefetini zapta yazdırdığı ancak gündemin 4, 6 ve 7. maddelerine yönelik olumsuz oy kullanmasına rağmen oylamadan sonra muhalefetini tutanağa yazdırmadığı, gündemin 5. maddesinde ise, İç Yönergenin oy birliği ile kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durum karşısında, gündemin 5. maddesinde alınan karar oybirliği ile alındığından, gündemin 4, 6 ve 7. maddelerinde alınan kararlar yönünden davacının oylamadan sonra muhalefeti bulunmadığından TTK’nın 446/1-a maddesi gereğince davacı bu maddelerde alınan kararların iptalini talep edemeyecek ancak, genel kurul toplantısında alınan bu kararlar batıl ise, mahkemece re’sen gözetilecek ve butlanının tespitine karar verilecektir.
Davacının dava konusu genel kurul toplantı gündemin 3. maddesinin iptalini talep etme gerekçesi, faaliyet raporu, denetim raporu, bilanço ve kar/zarar cetvellerinin nerede ve nasıl inceleneceğine ilişkin bir açıklamanın gündemde ve ilanda belirtilmemesi nedeniyle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi olarak gösterilmiş, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporu uyarınca, işbu rapor ve belgelerin pay sahiplerinin incelemesi
için hazır bulundurulduğunun ilan edilmemesi ve 15 gün önceden incelemeye hazır bulundurulmaması nedeniyle anılan maddenin iptaline karar verilmiştir.
Oysa, 6102 sayılı TTK’nın 437/1 maddesinde "Finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi, genel kurulun toplantısından en az onbeş gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulur. Bunlardan finansal tablolar ve konsolide tablolar bir yıl süre ile merkezde ve şubelerde pay sahiplerinin bilgi edinmelerine açık tutulur. Her pay sahibi, gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosuyla bilançonun bir suretini isteyebilir." hükmü, aynı Yasa’nın 420/1 maddesinde’’ Finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular, sermayenin onda birine, halka açık şirketlerde yirmide birine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine, genel kurulun bir karar almasına gerek olmaksızın, toplantı başkanının kararıyla bir ay sonraya bırakılır. Erteleme, 414'üncü maddenin birinci fıkrasında yazılı olduğu şekilde pay sahiplerine ilanla bildirilir ve internet sitesinde yayımlanır. İzleyen toplantı için genel kurul, kanunda öngörülen usule uyularak toplantıya çağrılır. "hükmü ile 414. maddede de" Genel kurul toplantıya, esas sözleşmede gösterilen şekilde, şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilanla çağrılır. Bu çağrı, ilan ve toplantı günleri hariç olmak üzere, toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılır. Pay defterinde yazılı pay sahipleriyle önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilir. Sermaye Piyasası Kanunu'nun 11'inci maddesinin altıncı fıkrası hükmü saklıdır." hükümleri yer almaktadır. Anılan yasal düzenlemeler nazara alındığında, davacının iddia ve mahkemenin de kabul ettiği üzere, ilanda ve çağrıda bu rapor ve belgelerin genel merkezde veya şubede hazır bulundurulduğunun bildirileceğine yönelik bir hüküm bulunmadığı gibi davacı %20,5 pay sahibi olup toplantının bu nedenle ertelenmesinin de talep etmediği gözetildiğinde toplantı gündemin 3. maddesinin yazılı gerekçe ile iptali doğru olmamıştır.
Mahkemece dava konusu genel kurul toplantı gündeminin 7 nolu maddesinin de iptaline karar verilmiş ise de, 7. maddede davacının muhalefeti bulunmamaktadır. Ayrıca hükümde gündemin 15. maddesinin batıl olduğunun tespitine karar verilmiş olmasına rağmen, dava konusu genel kurulda alınan kararlar toplam 8 maddeden oluşmaktadır. Bu itibarla, mahkemece iptale karar verilen 7. madde ile yapılan esas sözleşme değişikliğinin batıl olup olmadığı incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hükümde 7. maddenin iptaline, gerekçeden anlaşıldığı üzere ana sözleşmenin 15. maddesi değişikliğinin ise batıl olduğunun tespitine karar verilmesi dahi doğru olmamış, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 10.06.2019 tarih, 2018/2657 E-2019/4212 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak, kararın yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile, Dairemizin 10.06.2019 tarih, 2018/2657 E-2019/4212 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak, mahkeme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyen davalıya iadesine, 25.03.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava; davalı şirketin genel kurulunda alınan bir kısım kararların iptali istemine ilişkin olup, mahkemece dava kısmen kabul edilerek gündemin 3, 4, 6 ve 7. maddelerin de alınan kararların iptaline karar verilmiş, Dairece davalının temyiz itirazları reddedilerek karar onanmış, davalının karar düzeltme istemi yukarıda açıklanan gerekçelerle gündemin 3. ve 7. maddesi açısından karar düzeltme itirazları kabul edilmiştir.
Daire çoğunluğu bozma kararında gündemin 7. maddesinde alınan karara davacının muhalefet şerhi bulunmadığı bu nedenle iptal davası açamayacağı gerekçe gösterilmiştir.
6102 sayılı TTK’nun 446/1. maddesinde “toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten” kişilerin alınan kararın iptalini isteyebileceği belirtilmiştir.
Dava konusu genel kurulda gündemin 7. maddesi görüşmeleri sırasında tutanağa aynen “yapılan oylama sonucunda (... verdiği 15.6.2013 tarihli yazılı dilekçede sözkonusu değişkilikleri inceleme fırsatı bulamadığından red oyu verdiği belirtmiştir.) söz konusu değişiklik toplantıya katılan ortakların 125300 oyu ile kabul edildi.” şeklinde yazılmıştır.
Görüldüğü üzere, TTK’nun 446/1. maddesinde öngörülen şekilde davacının usulune uygun olarak muhalefeti tutanağa geçmiş ve karara olumsuz oy verdiği de belirtilmiş olması karşısında iptal davası açma hakkının bulunduğu, yerel mahkemenin 7. gündem maddesinde alınan kararın iptaline karar vermesinin doğru ve bu yöndeki Dairenin kararına karşı karar düzeltme itirazının reddi gerektiğini düşündüğümden, sayın çoğunluğun bozma kararının son paragrafındaki gerekçeye katılmıyorum.
Diğer kararlar (4)
11. Hukuk Dairesi, 2022/5399 E., 2024/1552 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
tam metni aç
.2019 tarihli 2019/4 sayılı görev taksimi ve yetki konulu karardaki ve 2019/5 sayılı merkez nakli ve adres değişikliği konulu karar altındaki müvekkilinin isminin altında bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını, sahte olarak atıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'un (6102 sayılı Kanun) 445 ve 446. maddesi gereğince davanın süresinde açıldığını ileri sürerek 2019/4 ve 2019/5 karar sayılı şi
11. Hukuk Dairesi 2022/5399 E. , 2024/1552 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1091 Esas, 2022/595 Karar
Anonim Şirketi vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/127 E., 2020/295 K.
Taraflar arasındaki genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkette müvekkilinin % 33, dava dışı ... ...'ın ise %67 pay sahibi olduklarını, şirketin yönetim kurulu kararı ile 15.01.2019 tarihinde 2018 yılı olağan genel kurul toplantısı yapılması yönünde karar alındığını, alınan bu karar doğrultusunda 15.01.2019 tarihinde 2018 yılı olağan genel kurul toplantısı yapıldığını, bu tarihte yapılan toplantıya müvekkilinin katılmamasına rağmen hem olağan genel kurul toplantı tutanağına hem de hazır bulunanlar listesine müvekkili imzasının sahte olarak atıldığını, söz konusu olağan genel kurul toplantısı sonrasında şirket karar defterinde 15.01.2019 tarihli 2019/4 sayılı görev taksimi ve yetki konulu karardaki ve 2019/5 sayılı merkez nakli ve adres değişikliği konulu karar altındaki müvekkilinin isminin altında bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını, sahte olarak atıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'un (6102 sayılı Kanun) 445 ve 446. maddesi gereğince davanın süresinde açıldığını ileri sürerek 2019/4 ve 2019/5 karar sayılı şirket kararlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; bütün ortakların katılımı halinde çağrısız genel kurul toplantısı yapılmasının mümkün olduğunu, çağrısız toplanan genel kurulda gündeme oy birliği ile madde eklenebileceğini, davacının şirket merkezinin değiştirilmesine yönelik husustan haberdar olduğunu, bir başkasının davacı adına imza attığı iddiasını kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu yönetim kurulu kararı ile ortaklar kurulu kararlarındaki davacı adına atılan imzanın bu şahsa ait olmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, davacı her ne kadar söz konusu kararların iptalini talep etmiş ise de sahtecilik iddiasını ileri sürdüğünden ve söz konusu belgeler altındaki imzanın davacıya ait olmadığı belirlendiğinden bu belgeler altındaki imzaların davacıya ait olmadığı yönünde tespit hükmü kurulmasının yeterli olduğu, davacının imzasının söz konusu belgelerde sahte olduğu belirlendiğinden tespit kararının ilgili kurumlara ibrazı halinde kararın geçersizliğinin ilgili kurumca değerlendirileceği gerekçesiyle davalı şirketin yönetim kurulu karar defterindeki 2019/4 karar nolu 15.01.2019 karar tarihli görev taksimi ve yetki hakkındaki karardaki, 15.01.2019 tarih 2019/5 karar sayılı merkez nakli hakkındaki karardaki, 15.01.2019 tarih 2019/5 karar sayılı merkez nakli hakkındaki karardaki Agrobey Fidecilik İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin 15.01.2019 tarihinde yapılan 2018 yılı olağan genel kurul toplantı tutanağı başlıklı belgedeki, ...'nin 15.01.2019 tarihinde yapılan 2018 yılı olağan genel kurul tutanağında hazır bulunanlar başlıklı belgedeki davacı ... adına atılmış imzaların ...'in ... ürünü olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme gerekçesinin yeterli olmadığını, iptal kararı verilmesi gerekirken tespit kararı verilmesinin hukuk ve yasaya aykırı olduğunu, şirket karar defterindeki 01.01.2019 tarihli 2019/3 sayılı kararın iptali hususunda herhangi bir karar verilmemesinin hatalı olduğunu, davalı şirket tarafından düzenlenen 15.01.2019 tarihli 2019/5 sayılı iki farklı karar bulunduğunu ve iki farklı işlemde kullanıldığını ancak mahkemece gerekçeli kararda bu husustan hiç bahsedilmediğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirket ortaklarının davacı ... ile dava dışı ... ... olduğu, davacı ile davalının 1 yıl süre ile yönetim kurulu üyesi ve yine dava dışı ... ...'ın 1 yıl süre ile yönetim kurulu başkanı olarak seçildiği, yönetim kurulu başkanı ... ...'ın hazır bulunduğu 01.01.2019 tarihli 2019/3 sayılı yönetim kurulu kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesine göre çağrısız olarak 15.01.2019 tarihinde 2018 yılı olağan genel kurul toplantısının yapılmasına karar verildiği ve bu karar doğrultusunda dava konusu genel kurul toplantısının çağrısız olarak yapıldığı,anılan kanun maddesi gereğince çağrısız genel kurul toplantısının geçerli olabilmesi için ortakların tümünün toplantıya katılıp, toplantının yapılmasına herhangi bir itirazlarının bulunmaması ve toplantı sonuna kadar da hazır bulunmalarının gerektiği, dava konusu çağrısız genel kurul toplantısında davacının isim ve imzası yer almakta ise de dava konusu genel kurul toplantı tutanağı ve ekindeki hazır bulunanlar listesinde davacı adıyla atılmış imzaların davacının ... ürünü olmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiği, böylece davacının dava konusu genel kurul toplantısına katılmadığı ve toplantının varmış gibi gösterilerek yokluğunda yapıldığı, bu durumda çağrısız yapıldığı anlaşılan 15.01.2019 tarihli genel kurul toplantısının usulüne uygun yapılmadığı, çağrısız genel kurul toplantısı yapabilme koşulları gerçekleşmediğinden yapılan toplantı ve alınan kararların yok hükmünde olduğu, yok hükmünde olan genel kurul toplantısında alınan kararların tamamı da yok hükmünde olacağından işbu toplantıda alınan kararla seçilen yönetim kurulu üyeleri tarafından alınan 2019/4 ve 2019/5 (iki ayrı) sayılı yönetim kurulu kararlarının da yok hükmünde olduğu, ilk derece mahkemesince dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararlar ile bu kararlara dayanılarak alınan yönetim kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; şirket merkezinin değiştirilmesi ile ilgili alınan karardan davacının haberdar olduğunu, ayrıca bu hususta ... bir nisap aranmadığını, şirket yetkilisi ... ...'ın sermayenin %67'lik kısma sahip olduğunu, toplantı yapma hakkını haiz olduğunu ve gerekli nisabın sağlandığını, mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirket yönetim ve genel kurulunda alınan kararlarda davacının imzasının sahte olarak atıldığı iddiasına dayalı iptal istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 416, 445 ve 446 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2023/528 E., 2024/2512 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
tam metni aç
kça kesin delil sayılacağı düzenlemesi kapsamında, davacıların, davalı şirketten gerçekleştirmiş olduğunu iddia ettiği hisse devrinin geçerli olmadığının kabulünde bir isabetsizlik görülmediği, davacılar tarafından ileri sürülen hususların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 446 ncı maddesinin ikinci fırkası gereğince iptal nedenleri olup, ilk derece mahkemesince yokluğun tespi
11. Hukuk Dairesi 2023/528 E. , 2024/2512 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/3 Esas, 2022/1511 Karar
ASIL DAVADA
BİRLEŞEN DAVADA
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/618 E., 2018/1248 K.
BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/660 E. 2018/995 K.
Taraflar arasındaki genel kurulun yokluğu ve iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 26.03.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçelerinde; müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin 05.01.2017 tarihinde yapılan genel kurulunun hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket yönetim kurulu üyeleri tarafından İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/263 E. sayılı kararına istinaden hazirun cetvelinin hazırlandığının belirtildiğini, toplantıya esas alınan kararın hukuka aykırı olduğunu, ancak bu kararın doğru olduğu kabul edilse dahi yapılan toplantının anılan karara da aykırı olduğunu, genel kurul toplantısının hazır bulunanlar listesinde, ortak olan kişiler yer almazken, şirketle bağı olmayan kişilerin ortak olarak gösterildiğini ve bu şekilde toplantı yapıldığını, hazirun cetvelinin şirket pay defteri esas alınarak düzenlenmediğini, ortak sıfatına sahip olanların katılmasının engellendiği genel kurul toplantısının yok hükmünde olduğunu, hazirun cetvelinin şirket pay defterine uygun şekilde hazırlanması gerektiğini, ortaklar pay defteri olmadan düzenlenen hazirun cetveli ile genel kurula başlanamayacağını ileri sürerek, 05.01.2017 tarihli genel kurulun yoklukla malul olduğunun tespitine ve bu genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl dava ve birleşen davada davalılar vekilleri cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını, genel kurul hazirun cetvelinin kesinleşen mahkeme kararına göre düzenlendiğini, davacının bir kısım paylarını devretmiş olduğu, ... ve Uzel Traktör. Ltd. Şti.'nin ortak sıfatının bulunmadığı ve Uzel Agri NV'nin paydaş sıfatı olmasına rağmen hazirun cetvelinde yer almadığı iddialarının doğru olmadığını, davacı tarafından yapıldığı iddia edilen hisse devirlerinin kötü niyetli ve hukuka aykırı olarak yapıldığını ve hiçbir geçerliliği bulunmadığını, davacının iddiasının aksine ...'in şirketteki hissedarlık ve yönetim kurulu üyeliği sıfatının sona ermediğini, davacı tarafından yapılan devir işlemleri ile ilgili dolandırıcılık suçundan dava açıldığını ve suç işlendiğinin tespit edildiğini, davacı tarafından suç işlenerek oluşturulan ortaklık yapısının dikkate alınamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların aktif dava ehliyetlerinin olduğu, mahkemenin yetkili olduğu, ancak asıl ve birleşen davanın 05.01.2017 tarihinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece gerekçesiz hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporu alınmadan karar verildiğini, müvekkillerin davalı şirkette paydaş olduklarını, hazirun cetvelinin hukuka aykırı olduğunu, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin anılan kararının usulsüz olduğunu, yetersiz inceleme ile karar verildiğini, ortak sıfatına haiz olmayan bir kişinin bu genel kurula katılması nedeniyle kararın yoklukla malul olduğunu, genel kurul toplantı hazirun cetvelinde şirket ortağı olan bazı kişilerin ise yer almadığını, müvekkili ...'in şirketteki 500 adet hisseyi M. İzzet Kalaycı'ya devrettiğini ve ancak bu kişinin de toplantıya çağrılmamasının hatalı olduğunu, hazirun cetvelinin şirket pay defteri dikkate alınmaksızın hazırlandığını, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece hükme esas alınan Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş olan İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/263 E. sayılı dosya içeriği ile ceza mahkemesi dosya içeriği ve tüm dosya kapsamından ve özellikle ilamların sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılacağı düzenlemesi kapsamında, davacıların, davalı şirketten gerçekleştirmiş olduğunu iddia ettiği hisse devrinin geçerli olmadığının kabulünde bir isabetsizlik görülmediği, davacılar tarafından ileri sürülen hususların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 446 ncı maddesinin ikinci fırkası gereğince iptal nedenleri olup, ilk derece mahkemesince yokluğun tespiti ve iptal taleplerinin reddi gerekçelerinin isabetli bulunduğu gerekçeisyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirketin 05.01.2017 tarihli genel kurulunun yoklukla malul olduğunun tespiti ve genel kurulda alınan kararların iptali talebine ilişkin olup, uyuşmazlık; davalı şirketin 05.01.2017 tarihli genel kurul kararlarının meydana gelişi veya içeriği itibari ile yasaya, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığının, genel kurulun yoklukla malul olup olmadığının, kararların iptali koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti noktalarına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fırkası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 445, 446 ve 447 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 27 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2021/8870 E., 2023/2440 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) 446/1-a maddesi uyarınca yalnızca toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahiplerinin iptal davası açabileceğini, bu konudaki dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, dava
11. Hukuk Dairesi 2021/8870 E. , 2023/2440 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/642 Esas, 2021/952 Karar
HÜKÜM : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/526 E., 2018/839 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.04.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin %35 oranında ortağı olduğunu, müvekkilinin olumsuz oyuna rağmen 14.04.2017 tarihli genel kurulda müdürler kuruluna ...'ın atanmasına ve kendisine ücret ödenmemesine karar verildiğini, bu karar üzerinden henüz 1 yıl geçmeden 29.01.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında aynı kişiye aylık net 15.000,00 TL maaş ve 100.000,00 TL prim ödenmesine karar verildiğini, söz konusu kararın hakkaniyete ve şirket menfaatlerine aykırı olduğunu belirterek, şirketin 29.01.2018 tarihli olağan genel kurul kararlarından müvekkilinin muhalif olduğu maddesinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) 446/1-a maddesi uyarınca yalnızca toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahiplerinin iptal davası açabileceğini, bu konudaki dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafından iptali talep edilen genel kurul kararının iptali konusunda hiçbir hukuki dayanak olmadığını, davacının sürekli davalar açarak şirket menfaatine zarar verdiğini, davacının havadan maaş verildiğini iddia ettiği müdür ...'ın diğer müdür Burak Süme ile birlikte yönetimde gösterdiği performans sonucunda şirketin kârlılık oranının katlanarak arttığını, davacının iyi niyetli olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iptali istenen davalı şirketin 29.01.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısının 6 ncı maddesinde davacının söz konusu karara olumsuz oy kullanmasına rağmen kararla ilgili muhalefetini tutanağa geçirtmediği, 6102 sayılı Kanun 622 nci maddesinin yollamasıyla limited şirketlerde genel kurul kararlarının butlanı ve iptali konusunda Anonim Şirketlerin genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin hükümlerin uygulandığı, bu nedenle uygulanması gereken aynı Kanun'un 446/1-a maddesine göre davacının genel kurul kararının iptali davası açabilmesi için karara olumsuz oy kullanmasının yanında karara karşı muhalefetini de tutanağa geçirtmiş olmasının gerektiği, davacının dava konusu karara olumsuz oy vermiş olmasına rağmen muhalefetini tutanağa geçirtmediği, bu nedenle davacının dava konusu genel kurul kararının iptali davasını açma hakkının bulunmadığı gerekçesi ile dava ön şartı sağlanmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; toplantı tutanağını tutanın ve imza edenin müvekkili olmadığını, muhalefet nedenlerinin toplantıda derç edilmiş olduğunu, fakat kendisine toplantıdan çok sonra verilen tutanakta bunların yazılmadığını gördüğünü, toplantı tutanaklarının toplantı anında tutulmayıp daha sonra düzenlenmekte ve taraflara gönderilmekte olduğunu, hal böyle olunca müvekkilinin müdahale edip düzeltemeyeceği yanlıştan sorumlu tutulmak istenmesinin doğru olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalmasının ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin gerektiği, davacının iptali istenilen genel kurul kararı yönünden açıklanan biçimde bir muhalefet şerhinin bulunmadığı, kararın butlan ile batıl olmasını gerektirir bir durumun da bulunmadığı, mahkemece de dava şartının gerçekleşmediği gözetilerek davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve esas yönünden hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kurul karar iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun 622, 445 ve 446 ıncı maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2021/8848 E., 2023/2538 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
sunu ortadan kaldırmakta olduğunu, yani toplantı yeter sayısının her halükarda teşekkül etmiş bulunduğunu, davacının toplantıda hazır bulunduğunu, ancak karara olumsuz oy vermediği gibi bu muhalefetini de tutanağa geçirtmediğini, davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde gösterilen şahıslardan olmadığı gibi yönetim kurulu ü
11. Hukuk Dairesi 2021/8848 E. , 2023/2538 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/718 Esas, 2021/928 Karar
BİRLEŞEN DAVA : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/685 E.
HÜKÜM : Kısmen kabul-ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/101 E., 2021/204 K.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen genel kurul kararının iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.04.2023 günü hazır bulunan asıl davada davacı ... ve birleşen davada davacı ... vekili Av. ... ile asıl ve birleşen davada davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin Kayseri Serbest Bölgesi Kurucu ve İşleticisi A.Ş'nin hissedarı olduğunu, 26.05.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısına bizzat katıldığını ve toplantının başından sonuna kadar toplantı sürecini de takip ettiğini, genel kurulun başladığı sırada hazirun cetveline itirazlar olduğu halde bu itirazların hiçbir suretle dikkate alınmadan toplantıya başlanıldığını, şirketin toplam 5.040.000 hissesine tekabül eden 1008 hisseden 372 adet hissenin asaleten katılmamasına rağmen ve 171 hissenin ise temsil yetkisinin bulunmadığı halde ve buna bağlı olarak yeterli çoğunluk sağlanmadan genel kurul toplantısının yapıldığını, gerçek hazirun cetvelinde genel kurula katılanın 55 kişi olduğunu, bu 55 kişinin toplam hisse karşılığının ise 308 olduğunu, yeterli çoğunluğun sağlanamadığını, toplantı yetkilileri ve bakanlık komiseri olan kişi/ kişilerin genel kuruldan sonra eksik imzaları kendi hissedarlarının yerine imza atmak suretiyle tamamladıklarını, bu işlemin resmi belgede sahtecilik oluşturduğunu, gerçekte toplantı yeter sayısı sağlanamadığından dolayı 26.05.2018 tarihli genel kurul toplantısının yok hükmünde olduğunu, ancak bugüne kadar şirket yönetiminin bu toplantı tutanağına bağlı olarak birçok usulsüz işlem yaptığını, toplantıyı usul ve esaslarına uyulmadan gerçekleştiren kişilerin ise bakanlık komiseri ... ile toplantı başkanı olan ... olduğunu, sahte imzalarla ve usulsüzlüklerle tamamlanarak geçerli kabul ettirilmeye çalışılan 26.05.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısının iptaline karar verilmesini, yeni bir olağanüstü genel kurul yapılmasına karar verilmesini, genel kurulun yapılmasında kasıtlı olarak sahte imza toplayan ilgililer hakkında Mahkemece resen suç duyurusunda bulunulmasını talep etmiştir.
Birleşen dosyada davacı ... vekili 26.05.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının iptaline karar verilmesini talep etmiş olup, daha sonra 15.01.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile sadece genel kurul toplantısında alınan 8, 9 ve 10 ncu maddelerin iptaline karar verilmesini talep ettiğini bildirmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların devamlı bir surette zaman zaman savcılık ve bakanlığa müvekkili şirket hakkında şikayette bulunduğunu, müvekkili şirketin bu yüzden uğradığı ve uğrayacağı zararların büyük olduğunu, 26.05.2018 tarihli genel kurul toplantısının yeter sayıda ortakların teşrifleri ile gerçekleştirildiği hususunun ortada olduğunu, gelmeyen kişi ya da kişilerin yerine, başka ortakların oy kullanmış olabileceği gibi önceki genel müdür Ahmet Ziya Beşparmak tarafından, gelmeyen ortaklar adına hazirun cetvelinin imzalanması olgusunun toplantının yeter çoğunlukta yapıldığı hususunu ortadan kaldırmakta olduğunu, yani toplantı yeter sayısının her halükarda teşekkül etmiş bulunduğunu, davacının toplantıda hazır bulunduğunu, ancak karara olumsuz oy vermediği gibi bu muhalefetini de tutanağa geçirtmediğini, davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde gösterilen şahıslardan olmadığı gibi yönetim kurulu üyesi de olmadığını, 26.05.2018 tarihli genel kurul toplantısında davacının anonim şirkette ortaklık sıfatının bulunmadığını, bu nedenle böyle bir dava açmasının mümkün olmadığını, davacının müvekkili şirketin bir ortağı olduğu kabul edilse bile davacının müvekkili şirkette %0.3 (binde üç oranında) bir hissesi bulunduğunu, davacının oy adedi ve oranının genel kurulun iptalini talep ettiği kararını değiştirmeye yetecek durumda olmadığını, yani davacının iddia ettiği aykırılık ile dava konusu genel kurul kararı arasında bir illiyet bağı da bulunmadığını, anonim şirketlerde genel kurul kararlarının iptalinde göz önüne alınması gereken en önemli kurullardan birinin etki kuralı olduğunu bildirerek özellikle genel kurul tarihinden 2-3 sene sonra, yani hak düşürücü süre çoktan geçtikten sonra akime edilen, aynı zamanda haksız ve yersiz olup yasal hiçbir dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı dosyasında ifade veren kişilerin genel kurulda imza atmadıklarını bildirmeleri üzerine, şirketin sermaye artırımına ilişkin esas sözleşme değişikliğine ilişkin yapılan hesaplamalar neticesinde esas sermayenin 1/2 orana tekabül eden hisse değerinin 2.520.000,00 TL olduğu, Kay-Ser Kayseri Serbest Bölgesi Kurucu ve İşleticisi A.Ş'nin 26.05.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında imzaların kendilerine ait olmadıkların bildiren şirket ortaklarının hisseleri toplamının 139 olduğu ve 139 adet hissenin katılmadığı durumda toplantıda imzasını kabul edenlerin hisselerin 406 adet olduğu, toplantıya katılan bu hisselerin toplam değerinin 2.020.000,00 TL olduğu da nazara alındığında Kay-Ser Kayseri Serbest Bölgesi Kurucu ve İşleticisi A.Ş'nin 26.05.2018 tarihinde esas sermaye artırımı için aranan asgari genel kurul ağırlaştırılmış toplantı nisabının sağlanmamış olduğu anlaşılmakla, 26.05.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısının 8, 9 ve 10. maddelerinin iptali şartlarının oluştuğu kanaatine varılarak asıl davada her ne kadar 26.05.2018 tarihli genel kurul toplantısının iptali talep edilmiş ise de, bu talebin toplantıda alınan tüm kararları kapsıyor olması nedeniyle bu genel kurulda alınan 8, 9 ve 10 ncu maddedeki genel kurul kararlarının iptaline, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen dava yönünden ise davacı her ne kadar yeni bir olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına karar verilmesini talep etmiş ise de bu talebin reddine ve ilgili genel kurulda alınan 8, 9 ve 10 ncu maddedeki genel kurul kararlarının iptaline karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, asıl dava yönünden davalı şirketin 26.05.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda alınan 8-9-ve 10 ncu maddesindeki genel kurul kararlarının iptalinin istenmediğini, davacı ... Sırın bu yönde bir talebi olmadığı halde adı geçen genel kurulda alınan 8-9-10 nolu kararlarının iptaline karar verilmesinin doğru olmadığını, bilirkişinin dava dilekçesinde davacının istediği talepleri dikkate aldığını ve kök raporunu davacının talebine göre düzenlediğini, birleşen dava yönünden "hakimin tarafların talep sonuçları ile bağlıdır” kuralının birleşen davadada göz ardı edildiğini, davacı ... vekilinin sunduğu dava dilekçesinin sonuç kısmında açık ve net bir şekilde hangi kararların iptali istendiğinin belirtilmediği, genel kurulun 8-9-10 nolu kararlarının iptaline karar verilmesi de doğru olmadığını, davada davacının bu madde ile ilgili bir talebi de olmadığını, bundan böyle bu davacının iddiasını değiştirmesine veya genişletmesine muvafakati bulunmamasının itiraz dilekçesinde de belirtildiğini, anonim şirketlerde sermaye artırımı taahhüt veya şirketin iç kaynaklarından artırım yolu ile yapılabileceğini, şirketin iç kaynaklarından artırım yolu ile 6102 sayılı Kanun'un 462 nci maddesinin birinci fıkrasında ifade edildiğini, esas sözleşme veya genel kurul kararı ile ayrıldığını ve belirli bir amaca örgütlenmemiş yedek akçeler ile kanuni yedek akçelerin serbestçe kullanılabilen kısımları ve mevzuatın izin verdiği fonlar, sermayeye dönüştürülerek sermaye iç kaynakları ile artırılabileceği ifade edildiğini, bu durumda ortaklardan sermaye artırımı için bir taahhüt alınmadığını, bir başka yanılgının savcılıktaki dosyadaki imzalar hakkında olduğunu, savcılıkta henüz soruşturma safhasında olan bir dosya bulunduğunu, toplantı tutanağının, bir kısım ortaklar tarafından değil de başkaları tarafından imzalandığı iddia edildiğini, soruşturmanın devam ettiğini, ortada savcılığın kararı olmadığını, kararda 6102 sayılı Kanun'un 445 ve 446'ncı maddeleri ile ilgili beyanlar hakkında bir değerlendirmede bulunulmadığını, davacının 3 aylık dava açma süresini geçirdiği hususunda da meskut geçmediğini, genel kurul tarihi 26.05.2018 olup, dava tarihinin ise, 13.10.2020 olduğunu, bu süre içerisinde 3 genel kurul toplantısı yapıldığını, dolayısıyla aradan 3 yıl geçtiğini, bununla birlikte mevcut dosya münderecatından ve özellikle genel kurul tutanağından, davacının karara olumsuz oy vermediği, bu muhalefetini tutanağa geçirmediği açık bir şekilde anlaşıldığını, keza açılan davanın da, 3 seneye yakın bir süre geçtikten sonra ikame edildiğinin sabit olduğunu, bu yönle bile davanın tümden reddi için yeterli sebep olduğunu, davacılar genel kurulun iptalini dava ettiğini ancak, davacıların teminat göstermesine karar verilmesi yönünde ısrarlı taleplere rağmen, sayın mahkemenin bu talebinin de dikkate almadığını, davacı ...'ın, müvekkil şirket hakkında asılsız davalar açmayı, devamlı şikayetlerde bulunmayı alışkanlık haline getirdiğini belirterek kararının kaldırılmasına ve haksız ve yersiz ve yasal dayanaktan yoksun davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iptali talep edilen kararların 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinde sayılan pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikli haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarının, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandırılan , anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan hallerden birini içermediği, davaya konu genel kurul toplantısının 10 nolu kararında ret yönünde oy kullanan hissedarların oylarının tutanağa geçirilmediği ve kararın oy birliği ile alınmadığına dair iddianın dosya kapsamında yeterli ve kesin delillerle ispat edilemediği değerlendirildiğinde, tüm açıklanan nedenlerle 6102 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi kapsamında 3 aylık hak düşürücü sürede açılmış bulunan genel kurul kararlarının iptali istemli dava da bulunmadığından ve davacılar tarafından toplantıya katılmadığı halde yerine imza atıldığı iddia edilen dava dışı ortaklar tarafından açılabilecek ve ileri sürülebilecek bir sebebe dayanarak onlar adına bu konuda iddia (imzalarının sahteliği yönünden) ve talepte bulunulamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne, birleşen dava yönünden ise davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, belirtilen nedenlerle davalı istinafı yerinde görülmekle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ancak araştırılacak başkaca husus bulunmadığından davanın esasına ilişkin yeniden karar verilerek asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; genel kurul kararının 8,9 ve 10 ncu maddelerinin ana sözleşmede değişiklik içerdiği, değişikliğin pay sahiplerini zarara sokacak nitelikte olduğunu, şirket kârının ortaklara dağıtılmak yerine sermayeye dahil edilmesi, hisse devrinin haksız sınırlandırılması kötü niyet barındırıp o anki mevcut hali ile kabul edilmemesine rağmen ''oy birliği '' ile kabul edildiği şeklinde tutanağa yansıtıldığı, sahte imza ile toplantı nisabı sağlanmaya çalışıldığını, bu hususta ceza davasının derdest olduğunu, yok hükmünde olan kararlar için pay sahiplerinin dava açabileceğini, sahte imzalar çıktıktan sonra kararların hükümsüz kaldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; İstinaf Mahkemesinin yorum ile karar verdiğini, sahteciliğin butlan sebebi olduğunu, ana sözleşme değişikliği getiren maddenin gerekli çoğunluk sağlanmadan alındığını, bu nedenle yok hükmünde olduğunu, sahte imzaların savcılık tarafından tespit edildiğini, ana sözleşme değişikliğinin nitelikli çoğunlukla karara bağlanması gerektiğini, iptali talep edilen 8,9 ve 10 uncu maddelerin ana sözleşme değişikliği içerdiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dava, anonim şirket genel kurul kararının yokluğu ve butlanının tespitine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince yukarıda yer alan gerekçelerle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar asıl ve birleşen davalarda bir kısım pay sahiplerinin dava konusu genel kurul toplantısına katılmadıkları halde toplantıya katılmış gibi gösterildiğini, bu kişiler çıkarıldığında ise toplantı nisabının bulunmadığını ileri sürmüş, ayrıca katılmadıkları halde katılmış gibi gösterilen pay sahiplerinin savcılığa müracaatı olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece bu husustaki ceza soruşturmasına ilişkin dosya getirilip incelenerek toplantıya katılmadıkları halde katılmış gibi gösterilenler var ise bu kişiler çıkarıldığında ilk toplantı için 6102 sayılı Kanun’un 421 inci maddesinde öngörülen (esas sözleşmede değişiklik için gerekli olan) şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği şekilde toplantı nisabının sağlanıp sağlanmadığının tespit edilerek toplantı nisabı sağlanmamış ise genel kurul kararının yok hükmünde olduğuna karar verilmesi, toplantı nisabı sağlanmış ise bu kez alınan kararlar için karar nisabının bulunup bulunmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. O nedenle Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar gözetilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Bir anonim şirketin genel kurul kararlarının iptaline ilişkin dava hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Genel kurulun, kanun hükümlerine, şirket esas sözleşmesine veya objektif iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil eden kararlarına karşı iptal davası açılması mümkündür.
B) Bu dava, şirketin ticari merkezinin kayıtlı olduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde görülür.
C) Yönetim kurulu üyeleri, alınan kararın icrasının şahsi sorumluluklarını doğurması ihtimali varsa, münferiden bu davayı açma hakkına sahiptir.
D) Genel kurul toplantısına katılarak karara red oyu kullanan ve bu karşı oyunu toplantı tutanağına işleten bir paydaş, iptal davası açma ehliyetine sahiptir.
E) İptal davası açma hakkı, kararın alındığı tarihten itibaren altı aylık hak düşürücü süreye tabidir.
Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.