6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 449

Türk Ticaret Kanunu 449. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 449- (1) Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. III - Kararın etkisi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

9 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2023/6616 E., 2025/360 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
sselerinin tamamının ...'e devrine icazet verilmesine ilişkin kararın yok hükmünde olduğunun tespitine, bu talep kabul görmezse butlanla batıl olduğunun tespitine, olmadığı taktirde iptaline karar verilmesini, alınan kararların icralarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 449. maddesi uyarınca tedbiren durdurulmasına, ...
11. Hukuk Dairesi         2023/6616 E.  ,  2025/360 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/787 Esas, 2023/1451 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1150 E., 2021/57 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından duruşma istemsiz olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 21.01.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı asıl dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin %33,3 oranda ortağı ve müdürler kurulu başkanı, şirketin diğer ortakları ... ve ...'nun müdürler kurulu üyeleri olduğunu, ... ve ...'nun, müdürler kurulu başkanının bilgisi dışında 12.10.2017 tarihli olağanüstü genel kurul kararı taslağı hazırlayarak ihbarname ile müvekkiline gönderdiklerini, kararın imza edilmesini istediklerini, anılan genel kurul kararında müvekkilinin müdürlükten azledildiği ve ortak ...'nun paylarını diğer ortak ...'e devrettiği hususunun onaylandığının belirtildiğini, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1057 E. sayılı dosyası ile alınan genel kurul kararının yokluğu, butlanı ve iptali istemli dava açıldığını, Mahkemece 12.10.2017 tarihli 74 sayılı ortaklar kurulu kararının yokluğuna karar verildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, davalı şirketin diğer ortaklarının ihtarname ile müvekkiline olağanüstü genel kurul gündemli müdürlük kurulu kararını gönderdiklerini, ihtarnamenin 07.09.2018 tarihinde müvekkiline cezaevinde usulsüz bir şekilde tebliğ edildiğini, 14.09.2018 tarihinde olağanüstü genel kurulun yapılarak daha önce İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1057 E. sayılı dosyası ile yokluğu tespit edilen kararların tekrar alındığını, alınan kararların alınma usulü ve içeriği yönünden yok hükmünde olduğunu, genel kurulun toplantıya 15 gün öncesinden çağrılması gerektiğini, limited şirketlere uygulanacak çağrı merasimine uyulmadığını, genel kurulu toplantıya çağırmak için alınmış geçerli bir müdürler kurulu kararının bulunması gerektiğini, müdürler kurulu başkanı olan müvekkilinden habersiz bir şekilde müdürler kurulu ya da genel kurul kararı alınmasının mümkün olmadığını, yönetim kurulunu toplantıya çağırma yetkisinin kural olarak yönetim kurulu başkanına ait olduğunu, genel kurula çağrı şekline de uyulmadığını, genel kurulda alınan kararların içerik olarak da kanun ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, davalı ...'in şirketi temsil yetkisini fiilen ele geçirdiğini, şirkete zarar verici, şirket mal varlığını azaltıcı şekilde hareket etmeye başladığını, anılan kişi hakkında sorumluluk davası açıldığını, davalı şirketin 20 milyon USD değerli ... Gayrimenkul A.Ş.'deki %50 hissesini de kendine üzerine aldığını ileri sürerek 14.09.2018 tarihinde alınan ve 02.10.2018 tarihinde tescil edilen 80 sayılı kararın ve özellikle genel kurulun 7. maddesinde yer alan şirketin ... Gayrimenkul A.Ş.'deki hisselerinin tamamının ...'e devrine icazet verilmesine ilişkin kararın yok hükmünde olduğunun tespitine, bu talep kabul görmezse butlanla batıl olduğunun tespitine, olmadığı taktirde iptaline karar verilmesini, alınan kararların icralarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 449. maddesi uyarınca tedbiren durdurulmasına, ... adına muvazaalı devredilen ... Gayrimenkul A.Ş.'deki %50 hissesinin 3.kişilere devri ve temlikinin önlenmesi için tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; TTK'da öngörülen çağrı prosedürüne uyulduğunu, 6102 sayılı TTK'nın 617/1 hükmünde genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılacağının düzenlendiği, limited şirket müdürlüğü görevinin vekaleten ifa edilemeyeceği, davacı müdürler kurulu başkanı olması sebebiyle anılan Kanun'un 624. maddesi gereği genel kurulu kendisinin toplantıya çağırabileceğini belirtmiş ise de davacının tutukluluk hâli nedeniyle söz konusu görevini fiilen ifa edemeyeceğini, TTK'nın 411. maddesi uyarınca ortak ...'in müdürler kuruluna, genel kurulun toplantıya çağrılması için genel kurul gündemi de belirtilmek suretiyle ihtarname gönderdiğini, müdürler kurulunun toplantıya çağrısı değil azlık hakkı sahibi ortağın toplantıya çağrısı bulunduğunu, müdürler kurulunun diğer üyeleri ... ve ... tarafından 31.08.2018 tarihli çağrı ile 10.08.2018 tarihli ihtarda belirtilen gündem maddelerinin karara bağlanması için olağanüstü toplantıya davet edildiğini, çağrının tutuklu bulunan davacıya, eşine ve avukatına iadeli taahhütlü gönderildiğini, tebligat davacıya tebliğ edilmesine rağmen genel kurula katılmadığını, genel kurula ilişkin ilan ve prosedüre uyulduğunu, genel kurula katılmayan davacının alınan kararlar hakkında yokluğun ve butlanın tespiti ile iptal davası açamayacağını, davanın kötü niyetli olduğunu, ...'e ait dava dışı bir şirkete ait hisseler üzerinde tedbir uygulanması talebinin kabul edilemeyeceğini, genel kurul kararlarının usulüne uygun alındığını, gerekli nisaplara uyulduğunu, davacının oy oranının da kararın alınmasını etkileyebilecek nitelikte olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müdürler kurulu başkanının davet konusunda öncelikle yetkisinin bulunduğu, başkanın görevini yapmaması veya yapmasına engel bir durumun mevcut olması gibi istisnai hallerde müdürler kurulu üyelerinden herhangi birinin müdürler kurulunu toplantıya çağırabileceğini, müdürler kurulunun toplantıya çağrılması ya da müdürler kuruluna bizzat katılımın zorunlu olduğunu, yönetim kurulu toplantısına davacının vekaleten katılma imkanı bulunmadığı, davacının belirtilen tarihlerde cezaevinde tutuklu bulunduğu, bu nedenle müdürler kurulunu toplantıya çağırması ya da müdürler kurulu toplantısına bizzat katılmasının fiziken mümkün olmadığı, müdürler kurulunun diğer üyeleri ... ve ... tarafından müdürler kurulunun toplantıya çağrılabileceği, ... tarafından 10.08.2018 tarihli ihtarname ile şirket müdürler kurulu tarafından genel kurulun belirtilen gündem maddeleriyle toplantıya çağrılmasının talep edildiği, söz konusu ihtarnamenin ve çağrının tutuklu bulunan davacıya, eşine ve vekiline iadeli taahhütlü olarak gönderildiği, davacının tutuklu olması sebebiyle müdürler kurulunu toplantıya çağıramadığı, daha sonra ... tarafından müdürler kurulunun toplantıya çağrılmasına ilişkin 31.08.2018 tarihli istemin 07.09.2018 tarihinde davacıya cezaevinde taahhütlü mektupla tebliğ edildiği, yapılan müdürler kurulu toplantısında genel kurulun toplantıya çağrıldığı, çağrının usulüne uygun olarak yapılmış sayılması gerektiği, 1,2,3,4 ve 5. gündem maddelerinde alınan kararların gerekli usul ve nisaplara uygun alındığı, gündemin 6. maddesinde alınan yöneticiye TTK'nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin kararın gerekli nisapları taşımaması ve oydan yoksunluk hali nedeniyle yoklukla malul olduğu, davalının ... Gayrimenkul Yatırım A.Ş.'de bulunan %50 payın ortak ...'e devrine izin verilmesine ilişkin 7 no.lu kararında oydan yoksunluk, satış yetkisinin genel kurula ait olması ve nisaplara uygun olmaması nedeniyle yoklukla malul olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 14.09.2018 tarihinde yapılan genel kurulda alınan 6 ve 7 no.lu kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, TTK'nın 449. maddesi gereği hüküm kesinleşinceye kadar kararların icrasının geri bırakılmasına, diğer taleplerin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müdürler kurulu başkanı olan davacının tutuklu olması sebebiyle diğer müdür ...'in 10.08.2018 tarihli ihtarnamesi olağanüstü genel kurul toplantısına çağrı yapılmasını talep ettiği, davacı tarafından çağrı yapılmaması üzerine davacı dışındaki aynı zamanda müdür olan diğer ortaklar ... ve ...'in 31.08.2018 tarihinde müdürler kurulu kararı alarak 14.09.2018 tarihinde olağanüstü genel kurul yapılmasına ve gündemin belirlenmesine karar verdiği, söz konusu davet ve gündemin 15.08.2018 tarihinde noterlikce tasdik edildiği, 28.08.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiği, ayrıca gazete de yayımlandığı, davet ve gündemin davacıya cezaevi aracılığı ile 07.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği, TTK'nın 617. maddesinde genel kurulun toplantı gününden en az 15 gün önce toplantıya çağrılacağının belirtildiği, davet mektubunun ulaştığı tarih ile toplantı tarihi arasında 15 günlük bir süre olacağının belirtilmediği, toplantının ilanı ile yapıldığı tarih arasında 15 günlük süreye uyulduğu, davet mektubunun toplantıdan makul bir süre önce davacıya ulaştığı, bu sebeple çağrı usulüne uygun olup davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, müdür olan ortaklar ... ve ...'in katılımı ile 14.09.2018 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapıldığı, TTK'nın 617/1 hükmünde genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılacağı, birden fazla müdür olması halinde çağrının kurul kararı ile yapılacağı, TTK'nın 624/2 hükmünde başkan olan müdürün genel kurulun toplantıya çağrılması ve genel kurul toplantılarının yürütülmesi konularında olduğu gibi genel kurul başka yönde bir karar almadığı ya da şirket sözleşmesinde farklı bir düzenleme öngörülmediği takdirde, tüm açıklamaları ve ilanları yapmaya da yetkili olduğu, bu hükmün emredici kural olarak düzenlendiği, başkan olan müdürün herhangi bir sebeple çağrıda bulunmasına yasal engel olması veya çağrıyı sürüncemede bırakması halinde diğer müdür veya ortakların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 427/b-4 hükmü uyarınca genel kurul toplantısına çağrılması ve toplantı yapılması için temsil kayyımı atanması talebinde bulunabileceği, anılan TTK'nın 617/3 hükmü delaletiyle limited şirketler içinde uygulanan aynı Kanun'un 410/2. Hükmüne göre yönetim kurulunun, devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkân bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle tek bir pay sahibinin genel kurulu toplantıya çağırabileceği, TTK'nın 412. maddesinin uygulamasında ise şirkette yönetim kurulu mevcut olup pay sahiplerinin çağrı istemi reddedildiği veya isteme olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, mahkemenin genel kurulun toplantıya çağrılmasına karar verebileceği; ancak çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atayacağı, somut olayda müdürler kurulu başkanı olan davacının tutuklu olması sebebiyle görevini ifa edemediği ve talebe rağmen genel kurul toplantısı yapılması için çağrıda bulunmadığı, bu sebeple davacı dışındaki diğer müdürlerin izleyeceği yolun TTK'nın 410/2 ve 412. maddelerine göre mahkemeden genel kurulun toplantıya çağrılması için talepte bulunmak olacağı, davacı dışındaki diğer müdürlerin bu yolu izlenmeksizin olağanüstü genel kurulu toplantıya çağırma yetkisinin yasal olarak bulunmadığı, yetkisiz kişiler tarafından çağrılan ve toplanan genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, 14.09.2018 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, TTK'nın 449/1. hükmü uyarınca hüküm kesinleşinceye kadar dava konusu olağanüstü genel kurulda alınan tüm kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına, ihtiyati tedbir kararının tescil ve ilanı için karardan bir örneğinin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti, butlanı olmadığı takdirde iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine, 23.01.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2020/630 E., 2021/7148 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
maddeleri gereğince yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, TTK'nın 449. maddesi gereğince kararların icrasının durdurulmasına, davacının diğer tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2020/630 E.  ,  2021/7148 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.07.2018 tarih ve 2017/1057 E. - 2018/851 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 14.11.2019 tarih ve 2018/1563 E. - 2019/1466 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.12.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ...’ın davalı Tema Teknik Mühendislik Ltd. Şti.’nin %33,3 payına sahip ortağı ve aynı zamanda müdürler kurulu başkanı olduğunu, şirketin diğer ortaklarının ... ve ... olup, bu kişilerin aynı zamanda müdürler kurulu üyesi olduğunu, müvekkili müdürler kurulu başkanının bilgisi dışında, şirketin iki ortağı ve müdürler kurulunun üyesi ... ve ... tarafından 12.10.2017 tarihli ortaklar genel kurul karar taslağı hazırlanarak aynı tarihli noter ihtarnamesi ekinde müvekkiline gönderilerek kararın imzalanmasının istenildiğini, anılan karar taslağında müvekkilinin müdürlük görevinden azledilmesinin ve ortak ...’nun paylarının diğer ortak ...’e devrettiğinin onaylanmasına ilişkin olduğunu, müvekkilinin de alınan kararların alınma usulüne ve içeriğine itiraz mahiyetinde 17.10.2017 tarihli noter kanalıyla cevabi ihtarname keşide ettiğini, usulüne uygun oluşturulmuş bir genel kurul toplantısının icra edilmiş olmadığını, çağrı merasime uyulmadan karar alındığını, bu nedenle ortaklar kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunu, müvekkilinin genel kurula katılma ve oy kullanma hakkının engellendiğini ileri sürerek, davalı şirketin 12.10.2017 tarihinde alınan ve 17.10.2017 tarihinde ticaret siciline tescil edilen 74 sayılı kararda yer alan payın devrinin onaylanması ve ...’ın müdürlükten azledilmesi kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine, olmadığı takdirde butlanla batıl olduğunun tespitine, yine olmadığı takdirde iptaline ve davalı şirkete tedbiren kayyum atanmasına, olmadığı takdirde şirkete tedbiren denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kararların “elden dolaştırma usulü” çerçevesinde üye tam sayısının çoğunluğuyla alındığını, yokluk, butlan ve iptal şartlarının bulunmadığını, davacının halihazırdaki hisse payının kararların alınması bakımından sonuca bir etkisinin olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket müdürler kurulu başkanı olan davacı ...’ın genel kurulu toplantıya çağırmadığı, dolayısıyla usulsüz ve çağrısız olarak ortaklar genel kurul kararları alındığı, TTK'nın 621. maddesi gereğince, bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması için yapılan genel kurul toplantısında temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması koşulu arandığı, davalı şirkette toplantı yapılmadan elden dolaştırma usulü uygulanarak ortaklar genel kurulu kararı alındığının açıklandığı, şirket ortağı ...'nun şirket hisselerini diğer ortak ...'e devrinin onaylanması ve şirket ortaklığından çıkarılması için temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunduğu toplantı koşulu gerçekleşmediği, TTK'nın 624/son gereğince 01/10/2016 tarihli ve 71 sayılı ortaklar kurulu kararı gereğince şirket müdürlerinin tümünün şirket kaşesi yada ünvanı altına atılacak müşterek imzası ile şirket temsil edilecektir kararı alındığı, oybirliği ile alınan bu temsil kararının kaldırılabilmesi için temsil edilen oyların tamamının katılacağı toplantı koşulu aranacağı, tüm ortak ve müdürler katılmadan alınan kararlar sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle davalı tarafın talep sonucu açıklanması isteminin reddine, TEMA Teknik Müh. Taah. Tic. Ltd. Şti.'nin 17/10/2017 tarihinde ticaret siciline tescil edilen 12/10/2017 tarih ve 74 sayılı Ortaklar Kurulu toplantısında alınan kararların TTK'nın 617., 624/3., 621. maddeleri gereğince yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, TTK'nın 449. maddesi gereğince kararların icrasının durdurulmasına, davacının diğer tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; davalı şirket ortakları tarafından, TTK'nın 617/4. maddesinde öngürülen usul ve şekil şartlarının işletilmediği, bir ortak tarafından sözlü görüşme isteminde bulunulursa, normal bir ortaklık genel kurulunun, yani usulüne uygun çağrıyla yapılacak toplantılı genel kurulun gerçekleştirilmesi zorunlu hale geleceği, itiraza rağmen, ortaklar yine de sirküler yoluyla karar alırlarsa, alınan bu genel kurul kararının geçersiz olacağı, davacı ortağın da bu şekilde karar alınmasına muvafakat etmemesine rağmen alınan kararın yok hükmünde olduğu, bu durumda, alınan kararların tedbiren icrasının geri bırakılmasına karar verilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçesinin düzeltilerek esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, TEMA Teknik Müh. Taah. Tic. Ltd. Şti.'nin 17/10/2017 tarihinde Ticaret Siciline tescil edilen 12/10/2017 tarih ve 74 sayılı Ortaklar Kurulu kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, TTK'nın 449. maddesi gereğince, davaya konu genel kurul kararların icrasının, hükmün kesinleşmesine kadar geri bırakılmasına karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 15/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2013/12418 E., 2013/16148 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
6102 sayılı TTK'nın 449. maddesinde genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde, mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği düzenlenmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2013/12418 E.  ,  2013/16148 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 19. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.06.2013 tarih ve 2013/107 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: İhtiyati tedbir talep eden vekili, 04.09.2012 tarihli anasözleşmede yazılı olan ağırlaştırılmış nisaplara uyulmaksızın gerçekleştirilen genel kurul toplantısının yoklukla malul olduğunun tespiti, bu kabul görmediği takdirde toplantı tutanağının iptali talebiyle açtığı davada, işin aciliyetine binaen toplantıda alınan kararların yürütmesinin geri bırakılmasını talep etmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir tedbir kararlarının gerekçeli karar şeklinde yazılması gerektiği yönündeki bozma ilamına uyularak, ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hakimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması, yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşmasının gerektiği, haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uyulmadığı ve talebin yargılamayı gerektirip ihtiyati tedbir kararı ile dava sonunda ulaşılacak sonucun baştan elde edilmesi durumunun söz konusu olduğu gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı, ihtiyati tedbir isteyen davacılar vekili temyiz etmiştir. İhtiyati tedbir talebi, yoklukla malul olduklarının tespiti istenen genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılmasına ilişkindir. Dosya arasında bulunan belgelerden, 04.09.2012 tarihinde davalı şirketin tüm hissedarlarının olağanüstü genel kurulu yapmak üzere toplandıkları, müdürler Metin Ovacık ve davacı ... Doetch'un toplantı başkanı seçimi konusunda anlaşmazlığa düşmeleri üzerine ortakların % 50'şer hisseyi temsil eden iki gruba ayrılarak ayrı ayrı olağanüstü genel kurulu gerçekleştirdikleri ve sonucunda 04.09.2012 tarihli iki genel kurul toplantı tutanağının düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bunlardan, ...'ın başkanlığında toplanan olağanüstü genel kurul tarafından alınan kararlar tescil ve ilan edilmiş olup, dava da bu toplantıda alınan kararlara yöneliktir. Anılan tutanak, müdür Selma Doetsch'un ibra edilmemesi, müdürlükten azli, ...'ın müdür olarak seçilmesi, şirket müdürünün değiştirilmesinde ağırlaştırılmış nisap öngören şirket anasözleşmesinin 10. maddesi değiştirilmesine ilişkin kararları içermektedir. 6102 sayılı TTK'nın 449. maddesinde genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde, mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir istemine konu olağanüstü genel kurulun icra edilişi, katılanların oy nisabı ve dosyaya sunulan belgeler itibariyle HMK'nın 389 vd. ve TTK'nın 449. maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir koşulları oluştuğu halde talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2022/4252 E., 2024/517 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
münde/batıl olduğunun tespitine, 07.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul kararlarının tamamının kanuna, ana sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık nedenleriyle iptallerine, 07.12.2018 tarihinde alınan genel kurul kararlarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 449 uncu maddesi çerçevesinde yürütülmesinin geri bırakılmasına, ...
11. Hukuk Dairesi         2022/4252 E.  ,  2024/517 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI :2020/324 Esas, 2022/392 Karar DAVACILAR :... Mirasçıları 1-... 2-... 3-... vekilleri Avukat ... 4-... 5-... Avukat ... DAVA TARİHİ : HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2019/256 E., 2019/641 K. Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı mütevaffa vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortağı, kurucu müdürü ve ilk müdürler kurulu başkanı olduğunu ancak zaman içerisinde şirket yönetiminden planlı ve sistematik bir şekilde fiilen uzaklaştırılarak yokluğunda 19.11.2018 tarihinde müdürler kurulu toplantısı yapılarak 07.12.2018 tarihinde genel kurul yapılması yönünde karar alındığını, yapılan genel kurulda müvekkilinin haklı sebep olmamasına rağmen şirket müdürlüğünden azledildiğini, müvekkilinin halen davalı şirketin %38 oranına sahip ortağı olduğunu, yapılan genel kurul toplantısı tarihinde müdürlük sıfatı devam ettiğinden bu davada taraf sıfatı ve husumet sıfatlarının bulunduğunu, diğer müdürlerin toplantıya ... yapmaya izin ve haklarının bulunmadığını, yapılan toplantıda müdürler kurulu başkanı olan müvekkilinin imzasının da bulunmadığını, bu nedenlerle toplantı yapılması için alınan kararın yok hükmünde olduğunu, genel kurulun toplantıdan en az 15 gün önce toplantıya çağrılması gerektiğini, genel kurul için ticaret sicili gazetesinde 22.11.2018 tarihinde ilan yapıldığını, toplantı günü ile ilan günü arasında 14 gün süre olduğunu, bu nedenle genel kurul toplantısı ... ilanının kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, 07.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantı tutanağının müvekkilinden habersiz toplantı sonrasında değiştirildiğini, müdürlükten azle ilişkin maddeye yapılan muhalefetin tutanağa geçirilmediğini, müvekkilinin en büyük pay sahibi olmasına rağmen şirketten bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarının kullandırılmadığını, noter ihtarnamesi ile bilgi alma ve inceleme hakkını şirket merkezine giderek kullanacağını şirkete bildirilmesine rağmen sözü geçen tarihte bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmadığını ileri sürerek bu nedenlere genel kurul toplantı yapılması için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurul kararlarının yok hükmünde/batıl olduğunun tespitine, 07.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul kararlarının yok hükmünde/batıl olduğunun tespitine, 07.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul kararlarının tamamının kanuna, ana sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık nedenleriyle iptallerine, 07.12.2018 tarihinde alınan genel kurul kararlarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 449 uncu maddesi çerçevesinde yürütülmesinin geri bırakılmasına, ... ... ...' ın dava sonuçlanana kadar şirket müdürü olarak kabul edilmesi ile şirket adına müşterek imzalardan birini atan müdür olarak belirlenmesine, ya da şirketin tüm ortaklarının müşterek atacakları imza ile temsil edilmesine, şirket müdürleri ... ve ... ...'ın şirket gayrimenkullerini devir ve gayrimenkuller üzerindeki sınırlı ayni hak tesis etme yetkilerinin dava sonuçlanıncaya kadar kaldırılmasına, davacının bilgi alma ve inceleme hakkını kullanması amacıyla davalı şirketin son 10 yıla ilişkin ticari defterlerine, faaliyet raporlarına, bilanço, mizan, gelir tablolarına, demirbaş listelerine, genel kurul toplantı tutanakları ile hazirun cetvellerine tedbiren el konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının gerek müdür gerekse ortak olarak yükümlülüklerini yerine getirmeyerek diğer ortakların hak ve menfaatlerine aykırı hareket ettiğini, yapılan olağanüstü genel kurulda davacının müdürlükten azli ve yeniden seçilen müdürler ile ilgili olarak alınan kararlara olumlu oy kullandığını, 19.11.2018 tarihli 21 numaralı kararın müdürler kurulu kararı olmayıp ortaklar kurulu kararı olduğunu, genel kurul kararı statüsünde olmayan ortaklar kurulu kararına butlan veya iptal davasının açılamayacağını, olumlu oy kullanan davacının iptal talebinde bulunma hakkının ve sıfatının bulunmadığını, anılan kararın 4 kişiden oluşan müdürler kurulunun çoğunluğunu oluşturan 3 müdür tarafından alındığından usul ve yasaya uygun olduğunu, 07.12.2018 tarihli olağanüstü genel kurul kararının yasada belirtilen butlan hallerini taşımadığını, 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesinde belirtilen butlan halleri olmadığı gibi aynı Kanun'un 445 ... maddesinde belirtilen iptal sebeplerinin de mevcut olmadığını, genel kurul toplantısına katılan, muhalefetini zapta geçirtmeyen ve karara olumlu oy kullanan davacının dava açma hak ve yetkisi (sıfatı) bulunmadığını, genel kurul ... usullerinin yasaya uygun olarak yapıldığını, davacının genel kurul toplantı tutanağının değiştirildiği iddialarının gerçeğe aykırı ve asılsız olduğunu, davacının ihtiyati tedbir taleplerinin yerinde olmadığını ayrıca 02.03.2019 tarihli 25 numaralı ortaklar kurulu kararı ile yasal olarak yılın ilk 3 ayı içerisinde yapılması zorunlu olan 2018 yılı olağan genel kurul toplantısının 30.03.2019 tarihinde yapılmasına karar verildiğini ve kararın davacıya iadeli taahhütlü mektup ile tebliğ edildiğini, tebliğe rağmen davacının olağan genel kurul toplantısına katılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının toplantıya usulüne uygun olarak çağrılmaması, davacının vekili vasıtasıyla toplantıya katılmasına ve kararların alınmasına engel bir durum oluşturmadığının anlaşıldığı, hatta genel kurulda tüm kararlar oy birliği ile alındığından toplantıdaki çağrıdaki usulsüzlüğün sonuca bir etkisi olmadığı yönünde mahkememizde bir kanaat oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı müteveffa vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı müteveffa vekili istinaf dilekçesinde özetle; limited şirkette müdürler kurulunu toplantıya çağırma yetkisi müdürler kurulu başkanına ait olduğundan müdürler kurulu başkanı dışındaki diğer müdürlerin doğrudan müdürler kurulunu toplantıya çağıramayacağını, 19.11.2018’de yapılan müdürler kurulu toplantısı için müdürler kurulu başkanı müvekkil tarafından yapılmış bir ... bulunmadığını, ayrıca mahkemeden müdürler kurulu toplantısı yapılması yönünde alınmış bir karar da olmadığı gibi müdürler kurulu başkanı müvekkilinin 19.11.2018 tarihinde yapılan müdürler kurulu toplantısından haberi ve alınan kararların altında imzası olmadığını, genel kurul toplantısına yapılan ... ve ilanın hukuka aykırı olduğunun yerel mahkeme kararı ve bilirkişi raporu ile açıkça sübut bulduğunu, ... ve ilan süresinin kanuna aykırı olduğunu, genel kurul toplantı çağrısının şirket internet sitesinde yayınlanmadığını, genel kurul toplantı çağrısının ana sözleşmeye aykırı olduğunu, toplantı günü ile gündem ve ilanın ortaklara iadeli taahhütlü mektupla bildirilmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça genel kurula çağrının usulsüz olduğu iddia edilmiş ve bu husus yokluk veya butlan ya da bir iptal sebebi olarak ileri sürülmüşse de, toplantıya şirketin tüm ortaklarının katıldığı ve ortaklarca toplantının şekline ilişkin bir itirazda bulunulmadığı ve toplantının sonuna kadar da ayrılmadıkları, bu durumda, 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesinin üçüncü fıkrası yollamasıyla limited şirketler hakkında da uygulama kabiliyeti bulunan aynı Kanun'un 416 ncı maddesindeki tüm şartların somut olayda oluştuğu, çağrının usulsüz olduğundan söz edilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ..., ..., ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar ..., ..., ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; genel kurul toplantısının yapılması için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu kararının yok hükmünde/batıl olduğunun düşünüldüğünü, limited şirkette müdürler kurulunu toplantıya çağırma yetkisinin müdürler kurulu başkanına ait olduğunu, müdürler kurulu toplantısı için müteveffa tarafından yapılan bir ... bulunmamakla birlikte yapılan toplantıdan haberinin ve kararın altında imzasının olmadığını, genel kurul toplantısına yapılan ... ve ilanın hukuka aykırı olduğunun bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, çağrının şirket internet sitesinde yayınlanmadığını ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, toplantı günü ile gündem ve ilan ortaklara iadeli taahhütlü mektupla bildirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, limited şirket müdürler kurulu kararının ve genel kurul kararlarının yokluk veya butlanının tespiti, olmadığı takdirde genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesi, 617 nci maddesinin üçüncü fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar ..., ..., ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı mirasçıları ..., ... ve ...'a yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2023/4236 E., 2024/3909 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddesindeki huzur hakkı ücretinin butlanla malul olup hukuka ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu iddia ederek öncelikle üçüncü kişilerin haklarının korunması amacıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 449 maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 389 uncu maddesi uyarınca telafisi güç zararların meydana gelmemesi amacıyla alınan huzur hakkı kar
11. Hukuk Dairesi         2023/4236 E.  ,  2024/3909 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/880 Esas, 2021/430 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/459 E., 2019/222 K. Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkette %22 paya sahip hissedar olduğunu, davalı şirket tarafından 29.05.2018 tarihinde yapılan olağan genel kuruluna pay sahibi müvekkilini temsilen Mali Müşavir ... 'in iştirak ettiğini, yapılan genel kurulda genel kurul tutanağının tamamının kanuna aykırı tutulduğunu ve genel kurul tutanağının 7. maddesindeki huzur hakkı ücretinin butlanla malul olup hukuka ve eşitlik ilkesine aykırı olduğunu iddia ederek öncelikle üçüncü kişilerin haklarının korunması amacıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 449 maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 389 uncu maddesi uyarınca telafisi güç zararların meydana gelmemesi amacıyla alınan huzur hakkı kararının ihtiyati tedbir konularak yürütülmesinin geri bırakılmasına, davanın terditli olması hasebiyle de 29.05.2018 tarihli genel kurul tutanağının kanuna aykırı tutulması ve pay sahiplerinin haklarının zedelenmesi nedeniyle mutlak butlan ile batıl olan genel kurul kararlarının tamamının tespit edilip iptaline karar verilmesine, genel kurul kararlarının tamamının iptal edilmemesi halinde kanuna aykırı, fahiş miktardaki huzur hakkı ücretini içeren ve mutlak butlan ile malul 7.maddenin tespit edilip iptal edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; özetle; davanın müvekkilleri yönünden husumetten reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı ... İnş Turizm A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Davalı ... cevap dilekçesinde; anonim şirketlerin yönetimi, kar dağılımı, temettü dağılımı huzur hakkı gibi teknik konularda bilgi sahibi olmadığını, genel kurul toplantısının usulüne uygun yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın genel kurul kararlarının butlanı ve iptaline ilişkin olması nedeniyle talebin niteliğine göre davanın şirket tüzel kişiliğine karşı yöneltilmiş olmasının gerekli ve yeterli olduğu, davalı şirket dışındaki diğer davalıların bu dava yönünden davalı sıfatları yani pasif husumet ehliyetleri bulunmadığı; dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararlar yönünden toplantı ve karar nisabının sağlandığı, genel kurul toplantısında alınan 2,4,5,6 ve 8.maddelerinin oy birliği ile kabul edildiği, bu kararlar yönünden ana sözleşmeye ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve butlan ya da iptal koşullarının oluşmadığı; davacı tarafından terditli olarak dava konusu edilen oy çokluğu ile alınmış ve iptali istenen 7. maddenin incelenmesinde, söz konusu kararın şeklen ana sözleşmeye ve yasaya aykırı olmaması nedeniyle butlan koşullarının oluşmadığı, ancak dosyaya celbedilen davalı şirketin vergi ve mali kayıtları, bilançosu, gelir-gider tabloları incelendiğinde 2016 yılı karının 54.726,18 TL, 2017 yılı karının 125.696,53 TL (genel kurul toplantı yılı itibariyle) olduğu, oysa iptali istenen genel kurulun 7. maddesinde karar altına alınan huzur hakkı ücreti toplam 10.000,00 TL + 8.500,00 TL + 5.000,00 TL + 5.000,00 TL = 28.500,00 TL olduğu, bu toplam ücretin aylık olduğu, 12x28.500,00=342.000,00 TL 1 (bir) yıllık huzur hakkı ücreti hesaplandığı, davalı şirketin 2017 yılı karının 125.696,53 TL olduğu bildirildiğinden belirlenen yıllık huzur hakkı ücreti toplamının davalı şirketin 2017 yılı karının neredeyse 2,7 katı bir bedel olduğu, dolayısıyla söz konusu miktar davalı şirketin bildirdiği kar miktarına göre kıyaslandığında oldukça fahiş bir bedel olduğu, gündemin 7. maddesindeki işbu kararın içeriği itibariyle yasaya ve özellikle objektif iyi niyet ve dürüstlük kurallarına uygun olmadığı gerekçesi ile davalı şirket hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile dava konusu edilen 29.05.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısının tamamının ve alınan kararlarının tümünün mutlak butlanla batıl olduğuna dair tespitine ilişkin talebinin reddine, terditli istemi olan iptal talebinin kabulü ile 29.05.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınmış gündemin 7. maddesindeki huzur hakkı ile ilgili kararın ise iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kötü niyetli olup şirketten kendisi dahil kimsenin para almasını istemediğini ve şirketin işleyişini pasifleştirmeyi amaçladığını, mahkemece huzur hakkı miktarının hakkaniyetsiz olduğu takdir olunursa yönetim kurulu üyelerinin münasip bir ücrete hak kazanacağı nazara alınarak yönetim kurulu üyelerine ödenebilecek tutarın bilirkişi marifeti ile tespit ettirilerek hüküm oluşturulması gerekirken bu yöndeki talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 29.05.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesi konusunda şirket ortağı olan davacının oylamadan önce görüşünü belirttiği, oy çokluğu ile yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı verilmesi kararı alındığı, davacının oylamada red oyu kullandığı, toplantıya katılan ortağın karara red oyu kullanarak söz konusu karara muhalif kalması durumunda, bu hususun ayrıca zapta geçirilmesi gerektiği, oylama öncesi peşin muhalefetin söz konusu olamayacağı, iptal davası açan ortağın oylama sonrası red oyu ve ayrıca toplantı tutanağına muhalefet şerhini de yazdırması gerektiği gerekçesi ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davacının davalılar ..., ..., ... ve ... hakkında açtığı davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı şirket hakkında 29.05.2018 tarihli olağan genel kurulun 7 no'lu gündem maddesine yönelik açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı şirket hakkında 29.05.2018 tarihli olağan genel kurulda alınan diğer kararlara yönelik açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde özetle; huzur hakkı verilmesine ilişkin toplantı maddesine muhalefet ettiğini ve şerh koyduğunu, usul hatasının bulunmadığını, gerçek kişi davalılar hakkında yeniden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, vekalet ücreti ve yargılama masraflarının hatalı hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; davalı şirketin 29.05.2018 tarihli genel kurul tutanağının kanuna aykırı tutulması ve pay sahiplerinin haklarının zedelenmesi nedeniyle mutlak butlan ile batıl olan genel kurul kararlarının tamamının tespiti ve iptali, genel kurul kararlarının tamamının iptal edilmemesi halinde kanuna aykırı fahiş miktardaki huzur hakkı ücretini içeren ve mutlak butlan ile malul 7. maddenin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 418, 445 , 446, 447 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı tarafça temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.