6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 450

Türk Ticaret Kanunu 450. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 450- (1) Genel kurul kararının iptaline veya butlanına ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder. Yönetim kurulu bu kararın bir suretini derhâl ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorundadır. IV - Kötüniyetle iptal ve butlan davası açanların sorumluluğu

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2017/5191 E., 2019/1970 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
sayılı dosyasında görülen davada verilen kararın henüz kesinleşmediğini, kararın kesinleşmesine müteakip talebin değerlendirmeye alınacağının davacıya bildirildiği, yaptıkları işlemin TTK 450'inci maddesine uygun olup, herhangi bir kusurlarının bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
11. Hukuk Dairesi         2017/5191 E.  ,  2019/1970 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/12/2016 tarih ve 2016/885 E. - 2016/1255 K. sayılı kararın davalı ve fer'i müdahiller vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 01/06/2017 tarih ve 2017/210-2017/287 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı yanında fer'i müdahiller vekilleri vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili tarafından 30.05.2016 tarihinde yapılan şirket genel kurul toplantısında ...'ün beş yıl süre ile müdür olarak atanmasına ve ...'ün de 21.12.2015 tarihli olağanüstü genel kurulda kararlaştırılan süre kadar müdürlüğünün devamına karar verilmiş olduğunu, davalı ... Müdürlüğüne genel kurulun tesciline ilişkin yaptıkları başvurunun, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/147 E. sayılı dosyasında "...'ün oy çokluğu ile 5 yıl süre ile şirket müdürü olarak atanmasına dair genel kurul kararının iptaline" karar verildiği ancak henüz kesinleşmediği gerekçesi ile tescil taleplerinin reddedildiğini ve red kararının hatalı olduğunu ileri sürerek, davalı ... Müdürlüğünün 17.06.2016 tarihli ve 7559 sayılı tescil talebinin reddine ilişkin kararının iptaline ve 30.05.2016 tarihli genel kurulun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/147 E. sayılı dosyasında görülen davada verilen kararın henüz kesinleşmediğini, kararın kesinleşmesine müteakip talebin değerlendirmeye alınacağının davacıya bildirildiği, yaptıkları işlemin TTK 450'inci maddesine uygun olup, herhangi bir kusurlarının bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Fer'i müdahil ve davacı şirket ortakları olan ..., ...ve ...r vekili, davacı şirkete kayyum atandığını, açılan davanın kayyumun bilgisi dışında açıldığını, kayyumun tanık olarak dinlenmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Fer'i müdahil ve davacı şirketin ortaklarından ... vekili, fer'i müdahil olarak davacı şirketin yanında davaya katılma talebinde bulunarak, atanmış müdür ...'ün müdürlüğünün hükmen tesciline karar verilmesi istemiştir. İlk decere mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ... Müdürlüğünün tescil talebinin reddi gerekçesi olarak ileri sürdüğü TTK m. 450'deki hususun iptal edilen genel kurula ilişkin olduğu, sonrasında yeni bir genel kurul yapıldığını ve genel kurulda alınan kararın 15 gün içinde sicile işlenmesi için başvuru yapılmasının yasa gereği olduğu, kararın tescil edilmesinin ilgili karar hakkında 3 ay içinde iptal davası açılması hakkını ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile ... tarafından verilen tescil talebinin reddine ilişkin kararın iptaline ve 30.05.2016 tarihli genel kurul kararının hükmen tesciline karar verilmiştir. Karar, davalı ve fer'i müdahiller vekili tarafından istinaf edilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesince tüm dosya kapsamına göre; 30.05.2016 tarihli genel kurulun ve alınan kararların, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/147 E 2016/613 K sayılı dosyasında yargılama konusu olan 21.12.2015 tarihli genel kuruldan farklı bir genel kurul olduğu ve TTK 450 maddesine göre, genel kurul kararının iptaline ilişkin mahkeme kararlarının ancak kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade edeceği, bu itibarla ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle, davalı ve davalı yanında fer'i müdahiller vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalı yanında fer'i müdahiller vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı yanında fer'i müdahiller vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 13,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden fer'i müdahiller ve davalıdan ayrı ayrı alınmasına, 11/03/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2020/7886 E., 2022/3384 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
an iş bu davada müvekkilinin taraf sıfatının bulunmadığını, kaldı ki müvekkilinin genel kurul toplantısının gündem maddelerinin oylanması aşamasına hastalandığı için katılamadığını, toplantıya oylarını temsilen temsilcilerinin katıldığını, TTK'nın 450. maddesi uyarınca oylamada hangi yönde oy kullanacaklarına ilişkin olarak müvekkili tarafından temsilcilere verilmiş bir talimat bulunmadığını, oyla
11. Hukuk Dairesi         2020/7886 E.  ,  2022/3384 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.02.2020 tarih ve 2019/504 E- 2020/98 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 06.10.2020 tarih ve 2020/603 E- 2020/925 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilleri ile davalının dava dışı Yeni Çağdaş İhtiyaç ve Gıda Maddeleri İnşaat Limited Şirketi'nin ortakları olduklarını, şirketin 2018 yılı hesap dönemine ilişkin olağan genel kurulunun 06/04/2019 günü yapıldığını, müvekkili davacı ...'ın şirketin müdürler kurulu başkanı, davacı ...'un ise başkan yardımcısı olarak görev yaptığını, müvekkillerinin üstün gayretleri sonucu şirketin Türkiye'de zincir marketler olarak anılan market zincirleri arasında haklı ve hak ettiği yerini aldığını, müvekkillerinin bunca emek ve sınırsız mesailerini hiçe sayar şekilde dayanakları da gösterilmeden gündemin 6. maddesinde yapılan davacı müdürler kurulu ibrasında dava dışı ortaklar ... ve ...'ın kabul oylarına karşılık davalı ortağı temsilen genel kurula katılanların ret oyları ve oy çokluğuyla ibra edilmediklerini, müvekkilleri hakkında alınan ibra edilmemeye ilişkin kararın henüz uygulanabilir nitelikte olmadığını, zira salt böyle bir karara dayanılarak müdürler kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılabilmesinin mümkün olmadığını, müvekkillerinin ibra edilmemeleri için hiçbir geçerli sebebin bulunmadığını, şirket işlemlerinin usulüne uygun yapıldığını ileri sürerek müvekkillerinin sorumlu olmadıklarının tespiti ile dava dışı şirketin 06/04/2019 günü yapılan 2018 hesap yılına ilişkin genel kurulun 6 nolu gündemi ile müdürler kurulu üyeleri olan davacıların ibra edilmemelerine ilişkin gündemin kararın iptali ile müdürler kurulu üyesi olan müvekkili davacıların hükmen ibralarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, TTK'nın 617/3. maddesi ile yapılan yollama gereğince, limited şirket genel kurul kararının iptali için TTK'nın 445 vd. hükümlerinin uygulanacağını, iptali talep edilen 6 nolu kararın 06/04/2019 tarihinde alındığını, davanın ise 11/10/2019 tarihinde yasada ön görülen üç aylık hak düşürücü süre sona erdikten sonra açıldığını, davanın bu nedenle reddi gerektiğini, genel kurul kararlarının iptali davasının, şirket tüzel kişiliğine karşı açılacağını, genel kurul kararı iptali istemi ile açılan iş bu davada müvekkilinin taraf sıfatının bulunmadığını, kaldı ki müvekkilinin genel kurul toplantısının gündem maddelerinin oylanması aşamasına hastalandığı için katılamadığını, toplantıya oylarını temsilen temsilcilerinin katıldığını, TTK'nın 450. maddesi uyarınca oylamada hangi yönde oy kullanacaklarına ilişkin olarak müvekkili tarafından temsilcilere verilmiş bir talimat bulunmadığını, oylamaya katılan temsilcilerin müdürler kurulu tarafından kendilerine sunulan bilgi ve belgeler ışığında iradeleri doğrultusunda oy kullandıklarını, davanın öncelikle taraf sıfatı yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, haklarında açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığından davacıların işbu davayı açmakta hukuki yararlarının olmadığını, müvekkilinin pay sahibi olarak bilgi alma ve inceleme hakkını kullanmasına da çeşitli şekillerde engel olunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın dava dışı şirketin genel kurulunda alınan genel kurul kararının iptali ve hükmen ibra istemine ilişkin olduğu, şirket genel kurulunda alınan kararın iptali davasında, şirket tüzel kişiliğinin yasal hasım olduğu, genel kurulda ibra etmeme yönünde oy kullanan ortağın hasım gösterilemeyeceği gerekçesiyle davanın taraf ehliyeti (pasif husumet) dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda talebin dava dışı şirketin genel kurulunda alınan genel kurul kararının iptali ve hükmen ibra istemine ilişkin olduğu, anılan işlemle açılan davada davalı taraf sıfatının şirkete ait olacağı, bu nedenle ilk derece mahkemesince şirket genel kurulunda alınan kararın iptali davasında, şirket tüzel kişiliği yasal hasım olduğu, genel kurulda ibra etmeme yönünde oy kullanan ortağın hasım gösterilemeyeceği gerekçeleriyle davanın taraf ehliyeti (pasif husumet) dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 25/04/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2017/2470 E., 2018/7739 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
6102 sayılı ... m. 450 maddesi gereğince genel kurul kararının iptaline ilişkin kesin hüküm geçmişse etkilidir.
11. Hukuk Dairesi         2017/2470 E.  ,  2018/7739 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/05/2016 tarih ve 2016/162-2016/336 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı ile müvekkilinin .... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı ve müdürü olduklarını, davalının şirket hisselerinin %55'inin, müvekkilinin ise %45'inin sahibi olduğunu, davalının şirket adına birçok krediyi şahsi hesabına aktardığını, kendi şahsi kredilerinin ve kredi kartlarının ödendiğini, davalının müvekkilinin şirketteki müdürlük yetkisini kaldırmak, kendi işlemlerini ibra etmek amacıyla tek taraflı olarak hazırladığı gündem maddeleri ile müdürler kurulu ve genel kurul toplantısı yapmaya çalıştığını, davalının gayretinin hakkın kötüne kullanılması niteliğinde olduğunu ileri sürerek, davalının müdür sıfatıyla yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasını ve yerine müdür tayin edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, işbu dava tarihinden sonra 12.02.2016 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında müvekkilinin şirket müdürü seçildiğini, genel kurulda davacının temsilcisinin de bulunduğunu, davacının 12.02.2016 tarihli genel kurul kararının iptali talebinde bulunduğunu ve davanın halen derdest olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, dava tarihi 11/02/2016 tarihinden sonra 12/02/2016 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığı, davacının da bu toplantıya iştirak ettiği, toplantı sonucunda şirket müdürünün yeniden seçilmesine karar verildiği, davacı tarafından genel kurul toplantısında alınan kararların iptali için ... ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/217 Esas sayılı dava dosyası ile dava açtığı, bu durumda işbu davaya konu edilen davalının 12/02/2016 tarihli genel kuruldan önceki döneme ilişkin davalının temsil yetkisinin kaldırılması istemine ilişkin konunun ortadan kalktığı gerekçesiyle, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, haklı nedenlerle limited şirket müdürünün azli istemine ilişkin olup, mahkemece, dava açıldıktan sonra alınan genel kurul kararında davalının yeniden müdür seçilmesine karar verildiği ve davacı tarafından genel kurul kararının iptali davası açıldığı, genel kurul tarihinden önceki döneme dair davalının temsil yetkisinin kaldırılması istemine dair davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. 6102 sayılı ... m. 622 gereğince bu kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı düzenlenmektedir. 6102 sayılı ... m. 450 maddesi gereğince genel kurul kararının iptaline ilişkin kesin hüküm geçmişse etkilidir. Fakat bu geçmişse etki şirket içi ilişkilerde ve bir de genel kurul kararının şirket ile üçüncü kişiler arasındaki hukuki ilişkinin unsuru veya geçerliliği şartı olduğu hallerde söz konusudur. Örneğin, görev süreleri henüz dolmamış olan yönetim kurulu üyelerini azledip yerlerine yeni üyeler seçen bir genel kurul kararı daha sonra kesin hükümle iptal edilmiş veya geçersizliğinin tespitine karar verilmişse, bu tarihte görev süreleri dolmamış bulunan eski yönetim kurulu üyeleri görevlerine dönüp devam edebilirler.(Anonim Ortaklıklarda Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, 2014 syf. 327-328, Prof.Dr. Erdoğan Moroğlu) Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça, 12.02.2016 tarihli davalının yeniden şirket müdürü seçilmesine ilişkin genel kurul kararının iptali istemiyle açılan ... ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/217 Esas sayılı dava dosyasının neticesi beklenerek oluşacak sonuca göre, davacı tarafın talebi değerlendirilip bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/12/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 1- Dava, haklı nedenlerle limitet şirket müdürünün azli istemine ilişkindir. 2- Mahkemece, dava tarihinden sonra, şirket genel kurul toplantısı yapıldığını ve davalının yeniden şirket müdürü seçildiğini, genel kurul toplantısında alınan kararların iptali için ayrıca iptal davası açıldığı, davalının önceki genel kurul dönemine ilişkin temsil yetkisinin ortadan kalkması nedeniyle, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 3- Daire çoğunluğunca, genel kurul kararlarının geçmişe etkili olacağı, yeni yöneticinin seçimine ilişkin genel kurul kararının iptali halinde, önceki dönemde görevli olup da azledilmiş olan yöneticilerin görevlerine devam edecekleri, bu nedenle yeniden yönetici seçimine ilişkin genel kurul kararının iptali davasının sonucunun beklenilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. 4- Limitet şirket yöneticileri, 6102 sayılı ...’nın 630.maddesi uyarınca genel kurul tarafından görevden alınabileceği veya yetkisi kısıtlanabileceği gibi, haklı sebeplerin varlığı halinde şirket ortakları tarafından da mahkemeden, yöneticinin görevden alınması veya yetkisinin sınırlandırılması talep edilebilecektir. 5- Somut olayda, %45 hisseye sahip davacı şirket ortağı, şirketi temsile yetkili %55 şirket hissedarı davalı yöneticinin azlini talep etmiş, davanın açılmasından sadece bir gün sonra, davalı şirket yöneticisi ve ortağı yeniden genel kurul yaparak kendi oyuyla yeniden kendisini yönetici olarak seçmiştir. 6- TMK m.2 de yer aldığı üzere, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını eda ederken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını kanun himaye etmez. Somut olayda, davacının bu davayı açmasından bir gün sonra, davalı ortak iki kişilik şirket genel kurulunda kendi oyuyla yeniden kendisini şirket yöneticisi olarak tayin etmiştir. Her ne kadar bu genel kurulda alınan kararların iptali için ayrı bir dava açılmış olsa bile, şirket yöneticisi makamında halen davalı oturduğuna göre şirket yöneticisinin azli için açılan davanın konusunun ortadan kalktığından söz edilemez. 7- Öğretide de, haklı sebeplerin varlığı halinde, her bir ortağın şirketin ortağı olsun olmasın tüm müdürlerin yönetim yetkilerinin kaldırılması için dava açabileceği, böyle bir dava açmak için şirket genel kurulundan talepte bulunulması gerekmediği, şirket ortaklarının bu haklarının şirket sözleşmeleri veya şirket genel kurul kararlarıyla da sınırlandırılamayacağı ve kaldırılamayacağı kabul edilmiştir (Ü. Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, Vedat Yayınevi, ...-2015, s.596). Anılan nedenlerle, halen koltuğunu ve sıfatını muhafaza şirket yöneticisinin, sadece son genel kurul mali yılı değil, önceki dönemdeki eylemleri nedeniyle de azlinin istenebileceğinin tabii olmasına göre, sonraki genel kurul kararının sonucunun beklenilmesine gerek olmaksızın azil sebeplerinin incelenmesi gerektiği halde, davanın konusunun ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddi doğru olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan, çoğunluğun farklı gerekçeyle kararın bozulması yönündeki düşüncesine katılmıyorum.
23. Hukuk Dairesi, 2014/4618 E., 2014/7216 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
tam metni aç
maddesi yollamasıyla TTK'nın 450 ve 219/1. maddeleri uyarınca, tasfiye halindeki kooperatif tüzel kişiliğini davalarda tasfiye memurlarının temsil etmesi gerektiğinden, Ticaret Sicil Memurluğu'ndan davalı kooperatifin son sicil kaydı getirtilerek, karar tebliğ tarihinde ve en son görevde ola
23. Hukuk Dairesi         2014/4618 E.  ,  2014/7216 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 05/12/2013 NUMARASI : 2012/51-2013/408 -KARAR- Dosyada bulunan Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 16.07.2012 tarihli yazısında; davalı kooperatifin 29.08.2003 tarihinde tescilinin yapılarak tasfiyeye geçtiği ve halen tasfiye halinin devam ettiği bildirilmiş, tasfiye kurulunda görevli kişilere ilişkin bir bilgiye yer verilmemiştir. Bununla birlikte, tasfiye halinde olduğu bildirilen davalı kooperatif adına gerekçeli kararın tebliğ edildiği Av. S.. Ş..'a, yönetim kurulu başkanı C.T. ve muhasip üye S. S. tarafından kooperatifi temsilen tasfiye memuru sıfatıyla verilmiş bir vekaletname bulunmadığı anlaşılmıştır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollamasıyla TTK'nın 450 ve 219/1. maddeleri uyarınca, tasfiye halindeki kooperatif tüzel kişiliğini davalarda tasfiye memurlarının temsil etmesi gerektiğinden, Ticaret Sicil Memurluğu'ndan davalı kooperatifin son sicil kaydı getirtilerek, karar tebliğ tarihinde ve en son görevde olan tasfiye memurlarının isim ve adresleri sorularak, farklı tasfiye memurları bildirilir ise bildirilen tasfiye memurları tarafından adı geçen avukata kooperatifi temsilen verilmiş vekaletnamenin sunulmasının temini, sunulamaz ise tespit edilen tasfiye memurlarına kooperatif adına gerekçeli kararın ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin tebliği ile temyiz ve cevap süresinin beklenmesi ve hükmü temyiz etmeleri halinde temyiz dilekçesinin eklenmesi, Aynı tasfiye memurlarının bildirilmesi halinde ise, tasfiye memurları C. T. ve S.S. tarafından Av. S.. Ş..'a tasfiye memuru sıfatıyla verilmiş vekaletnamenin sunulmasının temini, sunulamaz ise gerekçeli karar ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin adı geçen tasfiye memurlarına tebliği ile temyiz ve cevap süresinin beklenmesi ve hükmü temyiz etmeleri halinde temyiz dilekçesinin eklenmesinden, Sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemiz'e gönderilmesi için dosyanın yerel mahkemesine geri çevrilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dosyanın yerel mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE 12.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
maddesi yollaması ile TTK'nun 441-450. maddelerinde düzenlenen anonim şirketlerin tasfiyesine ilişkin hükümler uygulanır.
Hukuk Genel Kurulu 2007/10-358 E., 2007/337 K. Hukuk Genel Kurulu 2007/10-358 E., 2007/337 K. - ANONİM ŞİRKETİN TAFSİYESİ - RÜCUAN ALACAK - TERKİN- 506 S. SOSYAL SİGORTALAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 26 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 39 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 40 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki "rücuan alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tekirdağ Asliye Hukuk (İş) Mahkemesince davanın reddine dair verilen 15.10.2004 gün ve 20/162 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 21.02.2005 gün ve 12512-1543 sayılı ilamı ile, (...Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davalılardan Limited Şirketin işçisi sigortalı Müren'e yapılan yardımların tahsiline ilişkin davanın tasfiye nedeniyle davalıya husumet yöneltilemeyeceğinden reddedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. Şöyle ki; tüzel kişiliği olan davalı Limited Şirketin tasfiye edildiği ve ticaret sicilindeki kaydının terkin edildiği görülmektedir.Tüzel kişilik ticaret sicilindeki kaydının terkini ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona erdiğinin hukuk açısından kabul edilebilmesi için tasfiye işleminin eksiksiz tamamlanmış olması gerekir. Eğer tasfiye işlemleri gerçek olarak tamamlanmamış ve tasfiyede gereken hususlar eksik bırakılmışsa tüzel kişilik ticaret sicilinden terkin edilse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinden söz edilemez. O itibarla davacı Kurum vekiline uygun süre verilerek tasfiye işlemleri ve ortaklarla olan ilişkilerin tam olarak sona ermediği için Limited Şirketin tüzel kişiliğinin yeniden ihyası hakkında tasfiye kurulu ile ticaret siciline husumet tevcihi suretiyle dava açmasının sağlanması ve dava açıldığı taktirde bu davanın sonucunun beklenmesi tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde bu tüzel kişinin kusuru ile belirlenecek gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna gidilerek karar verilmesi gerekir. Belirtilen maddî ve hukukî olgular göz ardı edilerek noksan tahkikat ve inceleme ile hüküm kurulması bozmayı gerektirir. O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ EDEN: Davacı vekili Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 26. maddesine dayalı rücuan alacak istemine ilişkin olup, iş kazası neticesinde sigortalıya bağlanan gelirler ve yapılan ödemeler nedeniyle oluşan Kurum zararının işveren şirketten tahsilini amaçlamaktadır. Davalı şirket tasfiye memurunun katılımıyla yapılan 29.11.2000 tarihli sigorta müfettişi incelemesi sonucunda, davacı Kurum tarafından sigortalıya 29.10.2001 onay tarihi ile sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, davalı işveren şirketin Ticaret Sicilinden 9.11.2001 tarihinde terkin edildiği, eldeki davanın ise 24.1.2002 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Limited şirketlerin tasfiyesinde, Türk Ticaret Kanununun 552. maddesi yollaması ile TTK'nun 441-450. maddelerinde düzenlenen anonim şirketlerin tasfiyesine ilişkin hükümler uygulanır. Limited şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, limited şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bir tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi, aynı zamanda Borçlar Hukukuna ilişkin bir hukuki işlem olup, bu karar ve işlemin hataya dayanması karşısında gerçek anlamda bir tasfiye işleminden söz edilemez. Hataya veya kasta dayalı, şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılmasının gerek o işlemi gerçekleştirenlerce, gerekse bundan zarar görenlerce istenebilmesi Borçlar Hukukunun temel kurallarından biridir. Buna yönelik düzenlemeye TTK hükümlerinde yer verilmemişse de, TTK'nun 1. maddesi yollaması ile Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde, hataya dayalı bir hukuki işlemin düzeltilmesine olanak tanınması kaçınılmazdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.01.1999 gün ve 1999/10-1-1 sayılı Kararı). Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek yargılamanın limited şirket tüzel kişiliğine karşı devamının sağlanması gerekmektedir. TTK'nun 224 ve 445. maddelerinde tasfiye memurunun görev ve yetkileri, tasfiyenin nasıl yapılacağı, alacaklıların haklarının nasıl korunacakları açıklanmıştır. Her ne kadar, rücuan alacak davası davalı limited şirketin tasfiyesinden sonra açılmış ise de, tasfiye memuru iş kazasından haberdar olup, bu konuda dava açılıp açılmadığını araştırmakla yükümlüdür. Tasfiye memurunun iş kazasından haberdar olması nedeniyle, "Şirketin henüz muaccel olmıyan borçlariyle münazaalı bulunan borçlarına tekabül edecek bir para dahi kezalik notere tevdi olunacağı" yönündeki TTK'nun 445/3. madde hükmü gereğince, belirtilen sair tedbirleri almak suretiyle tasfiyeyi gerçekleştirmeleri gerekir. Eksik işlemler neticesinde tasfiyenin hukuken sonuçlandığı kabul olunamaz. Ayrıca, tasfiye hainde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmeyeceği hukuksal gerçeği de dikkate alınmalıdır. Tüzel kişiliği sona eren şirketin ihyası için tasfiye memuru ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa HUMK.nun 39 ve 40. maddeleri hükümleri uyarınca uygun bir önel verilmelidir. Dava açıldığı, takdirde ve alınacak sonuca göre eldeki davaya devam edebilme olanağı bulunduğu belirlendiğinde, tüzel kişiliğe tebligat yapılarak, rücu alacağının yöntemince saptanması gerekir. Yukarıda belirtilen maddi ve yasal olgular karşısında, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 06.06.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.