6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 456

Türk Ticaret Kanunu 456. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 456- (1) İç kaynaklardan yapılan artırım hariç, payların nakdî bedelleri tamamen ödenmediği sürece sermaye artırılamaz. Sermayeye oranla önemli sayılmayan tutarların ödenmemiş olması sermaye artırımını engellemez. (2) Artırıma, esas sermaye sisteminde 459 uncu maddeye göre genel kurul; kayıtlı sermaye sisteminde, 460 ıncı madde gereğince, yönetim kurulu karar verir. Esas sözleşmenin ilgili hükümlerinin, gerekli olduğu hâllerde izni alınmış bulunan değişik şekli, genel kurulda değiştirilerek kabul edilmişse, bunun Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca onaylanması şarttır. (3) Artırım, genel kurul veya yönetim kurulu kararı tarihinden itibaren üç ay içinde tescil edilemediği takdirde, genel kurul veya yönetim kurulu kararı ve alınmışsa izin geçersiz hâle gelir ve 345 inci maddenin ikinci fıkrası uygulanır. (4) 353 ve 354 üncü maddeler ile 355 inci maddenin birinci fıkrası tüm sermaye artırımı türlerine kıyas yoluyla uygulanır. (5) Sermayenin artırılması kararının tesciline, aşağıdaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, 455 inci madde uygulanır. 2. Yönetim kurulunun beyanı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2013/13716 E., 2014/15737 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
madde hükmü ile birlikte değerlendirilmesi sonucu ana sermayeye göre önemsiz sayılabilecek tutardaki sermayelerin ödenmemiş olmasının sermaye artırımına engel olmaması gerektiği, yeni TTK'un 456 /1 maddesinde bu konuda esneklik getirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2013/13716 E.  ,  2014/15737 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/12/2012 NUMARASI : 2012/35-2012/385 Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/12/2012 tarih ve 2012/35-2012/385 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.10.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl davada davacı ve birleşen davada davacı vekili Av. B.K.dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl davada Z. E.vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin 30.01.2011 tarihli şirket genel kurulu toplantı davetiyesinde gündem maddesi olarak şirket ana sözleşmesinin 6.maddesinin değiştirilmesinin görüşülmesi olarak belirtildiğini, şirketin ana sözleşmesinin 6. maddesinin, şirketin sermayesinin miktarını 7. maddesinin ise sermaye artırımını düzenlenmekte olduğunu, 7. maddenin değiştirilmesinin gündemde yer almamasına rağmen yasa ve ana sözleşmeye aykırı olarak sermaye artırımı yoluna gidildiğini, eksik bilgilendirme nedeni ile müvekkilinin toplantıya katılamadığını ileri sürerek davalı şirketin 30.01.2011 tarihli genel kurulunda sermaye artırımına ilişkin alınan kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacıya gönderilen çağrı davetiyesinde Şirket ana sözleşmesinin 6. maddesinin görüşülmesinin yapılacağının belirtildiğini, bunun anlamının sermayenin artırılacağı anlamı taşıdığnı savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İşbu dava ile birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/119 esas sayılı dosyasında davacı Y.G. vekili, aynı nedenlere dayalı olarak davalı şirketin 30.01.2011 tarihli genel kurulunda sermaye artırımına ilişkin alınan kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacıların iptalini istedikleri genel kurul toplantısına katılmadıkları TTK’un 381. maddesine göre genel kurula katılıp, karara muhalif kaldığına ilişkin şerhi tutanağa işletmek gerektiğinden buna riayet etmeden açılan iş bu davanın reddi gerektiği, ancak davacıların gündemde yer almayan bir hususun görüşüldüğü ve bu nedenle de genel kurulun kendilerine usulünce tebliğ edilmediğini savunmaları karşısında, işin esasına girilerek bu hususların incelendiği, ana sözleşmenin 6. maddesinde esas sermaye miktarı gösterilmekte, 7. maddesinde ise esas sermayenin değiştirilmesi ile ilgili usullerin yer aldığı, genel kurulda alınan kararların yasaya aykırı olmadığı gibi ana sözleşmenin 7. maddesindeki usullere de bir aykırılık söz konusu olmadığı, dava dilekçesinde bildirilen 07.04.2011 tarihli ihtarın sermaye artırımına engelleyici bir yönü olmadığı, davacı payının diğer paydaşlar karşısında oransal azalması, sermaye artırımına iştirak etmemesi nedeniyle olduğu, öte yandan, sermaye artırımına giden davalı şirketin, ödenmemiş sermayesinin bulunduğu, anılan sermayenin miktarının şirket sermayesinin yaklaşık binde birine tekabül ettiği, TTK'un 391/1 hükmünün 409. madde hükmü ile birlikte değerlendirilmesi sonucu ana sermayeye göre önemsiz sayılabilecek tutardaki sermayelerin ödenmemiş olmasının sermaye artırımına engel olmaması gerektiği, yeni TTK'un 456 /1 maddesinde bu konuda esneklik getirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, davacı ortaklar tarafından açılan davalı şirketin 30.01.2011 tarihli genel kurulunda sermaye artırımına ilişkin alınan kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu diğer gerekçeler yanında ana sermayeye göre önemsiz sayılabilecek tutardaki sermayelerin ödenmemiş olmasının sermaye artırımına engel olmaması gerektiği, yeni TTK'un 456 /1 maddesinde bu konuda da esneklik getirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Öncelikle iptali istenen genel kurul 30.01.2011 tarihinde yapıldığından, işbu genel kurul kararının iptali davasının mülga 6762 sayılı TTK hükümleri uygulanmak suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir. Yeni paylar ve pay senetleri çıkarılması suretiyle dış kaynaklardan esas sermaye artırımı mülga 6762 sayılı TTK.nun 391-395.maddelerinde düzenlenmiştir. Dış kaynaklardan sermaye artırımı için ön şart, evvelce ortaklığa konulması taahhüt edilmiş olan sermaye paylarının ortaklığa tamamen ödenmiş olmasıdır. (TTK.391.m.). Bu şart sadece dava konusu olayda olduğu gibi yeni paylar ve pay senedi çıkarılarak dış kaynaklardan esas sermaye artırımında sözkonusu olup, ortaklığın kendi kaynaklarından esas sermaye artırımında aranmaz. Şartın kanunda yer almasının nedeni, sermayeye ihtiyacı olan anonim ortaklığın, sermaye artırımına gitmeden önce pay sahiplerinde kalan katılma taahhüdü alacağını alarak sermaye ihtiyacını karşılama olanağına sahip bulunduğu düşüncesi ve ayrıca ne zaman talep edileceği ve ödenmesi belli olmayan arka arkaya taahhütler yolu ile sermaye artırımının kötüye kullanılmasının önlenmek istenmesidir. Söz konusu şart sırf nakti sermaye taahhüdü ile ilgili olmayıp ortaklığa konulması taahhüt edilen diğer ayın, hak ve alacaklarıda kapsar. Eski katılma taahhütlerinin tamamen ödenmiş olması şartına uyulmamasının hukuki sonucu, alınan sermaye artırım kararı dahil tüm artırım işlemlerinin mutlak olarak hükümsüz olmasıdır.(TTK.392/II). Artırım kararından sonra eski katılma taahhütleri tamamen ödenmiş olsa bile, kararın hükümsüzlüğünün ıslahı mümkün değildir. Bu itibarla menfaatini ispat edebilen herhangi bir ilgili artırım kararının mutlak hükümsüzlüğünün tesbitini mahkemeden isteyebilir. Bu takdirde sermaye artırımı geçmişe etkili olarak hiçbir hüküm doğurmaz. Böyle bir nedene dayalı olarak açılacak davada da, TTK.nın 381.maddesinde düzenlenen genel kurula katılmak ve alınan karara muhalif kalıp bu keyfiyetin tutanağa geçirilmesine gerek yoktur. Dava konusu olayda, şirketin 31.12.2010 tarihli bilançosuna göre sermayesi 42.550.000 TL olup, bu sermaye dava konusu 30.01.2011 tarihli genel kurul ile 5.000.000. TL daha artırılarak 47.950.000 TL’na çıkarılmıştır. Şirketin ödenmemiş sermaye miktarı ise 40.830 TL dir. Bu durumda mahkemece şirketin ödenmemiş sermayesi bulunduğu halde yapılan sermaye artışı kararı mutlak butlanla malul olduğundan, asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılar'a verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (1)

11. Hukuk Dairesi, 2019/1317 E., 2019/8061 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
maddesi birlikte değerlendirildiğinde geçmiş yıllar karlarının dağıtılmaması ve sermayeye ilave edilmemesine ilişkin alınan kararın hukuka ve iyiniyet kuralına aykırı olduğu, TTK'nın 456/3 maddesi uyarınca anonim şirketlerde sermaye arttırımı genel kurul veya yönetim kurulu karar tarihinden itibaren 3 ay içerisinde tescil edilmediği takdirde genel kurul veya yönetim kurulu kararı ve alınmış ise iz
11. Hukuk Dairesi         2019/1317 E.  ,  2019/8061 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/09/2018 tarih ve 2018/344 E.- 2018/571 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 24/01/2019 tarih ve 2019/94 E.- 2019/88 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin iki ortaklı olduğunu, müdür ortak tarafından ortaklar kurulu çağrısının sadece ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, taahhütlü mektup ile çağrının yapılmadığını, müvekkilinin usulüne uygun davet edilmediği toplantıya müdür olan ortağın katıldığını, müdür ortağın tek başına kararlar aldığını, toplantıda alınan kararlardan 3 numaralı madde ile bilançoların onaylandığını, 4 numaralı madde ile müdürün ibrasına karar verildiğini, 6 numaralı madde ile sermayenin artırılmasına karar verildiğini, müdürün 3 ve 4 numaralı maddelerde oy hakkı bulunmadığını, 6. maddenin de yeterli çoğunlukla alınmadığını, bu nedenle 03/05/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların batıl olduğunun tespitine, bu talebin kabul görmemesi halinde 23/05/2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, toplantıda sermaye arttırımına ilişkin bir karar alınmadığını, müvekkilinin ortakları arasındaki derdest davalar nedeniyle toplantının davet aşamasında kaldığını, fiilen gerçekleşemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafça usulüne uygun şekilde davacının toplantıya çağrıldığının ispat edilemediği, 23/05/2016 tarihli genel kurul toplantısının 3. maddesinde bilanço ve karar zarar hesaplarının tasdiki ve 4. maddesi ile şirket müdürünün ibrasına ilişkin kararların şirket müdürü olan Mine Sıdıka Kermalli'ye vekaleten kullanılan oy ile alınmış olduğu, oysa bu kararlar için müdür dışındaki ortaklarca oy kullanılabileceği, bu nedenle bu kararın yok hükmünde olduğu, 5. gündem maddesi ile geçmiş yıllar karlarının dağıtılmaması ve sermayeye ilave edilmemesine karar verilmiş ise de, kâr payının neden dağıtılmadığına ilişkin gündem maddesinde bir açıklama bulunmadığı gibi yargılama safahatında davalı tarafça kâr payı dağıtılmamasının gerekçeleri de dilekçelerinde izah edilmediği, ortaklar kurulunun bilançoya göre ortaya çıkan kazancı dağıtmakta keyfi bir şekilde sarfı nazar edemeyeceği, TTK hükümlerine aykırı olan kararların iptal ettirilebileceği gibi şirketçe kâr dağıtmama konusunda haklı bir nedene dayanmayan direnme halinde ortaklar kazancın kanun hükümleri gereğince tespit ve dağıtılmasını da talep ve dava edebilecekleri, TTK'nın 608. maddesi ve davalı şirketin ana sözleşmesinin 11. maddesi birlikte değerlendirildiğinde geçmiş yıllar karlarının dağıtılmaması ve sermayeye ilave edilmemesine ilişkin alınan kararın hukuka ve iyiniyet kuralına aykırı olduğu, TTK'nın 456/3 maddesi uyarınca anonim şirketlerde sermaye arttırımı genel kurul veya yönetim kurulu karar tarihinden itibaren 3 ay içerisinde tescil edilmediği takdirde genel kurul veya yönetim kurulu kararı ve alınmış ise izin geçersiz hale geleceği, sermaye arttırılmasına ilişkin ana sözleşme tadiline dair genel kurul kararı genel kurul tarihinden itibaren üç aylık yasal süre içerisinde tescil ve ilan edilmediğinden dava açıldıktan sonra geçersiz hale geldiğinden bu talep yönünden davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile ortaklar kurulunda alınan 3. ve 4. maddelerin batıl olduğunun tespitine, 5. maddenin iptaline, 6. madde bakımından davanın konusuz kaldığından bu talep bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Dava, genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, 23/05/2016 tarihli genel kurul toplantısının bilanço ve kar zarar hesaplarının tasdikine dair 3. maddesi bakımından müdür olan ortağın oy kullanamayacağı, müdür ortağın oyu hariç tutulduğunda karar nisabının oluşmadığı gerekçesi ile 3. maddenin batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir. Ancak, 6102 sayılı TTK’nın limited şirketlerde oydan yoksunluğu düzenleyen 619. maddesinde bilançoların onaylanmasına ilişkin kararlarda şirket müdürlerinin oy hakkından yoksun olacağı belirtilmemiştir. Dolayısıyla müdürlerin de bilançoların onaylanmasına ilişkin kararlarda oy hakkı bulunduğundan anılan madde bakımından karar nisabının oluştuğu kabul edilerek, 3. maddenin iptali isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş; hükmün açıklanan nedenlerle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 11/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Anonim şirketlerde, sermaye artırım yetkisinin Yönetim Kurulu'na devredilebildiği sermaye sistemi hangisidir?

A) Esas Sermaye Sistemi
B) Değişir Sermaye Sistemi
C) Kayıtlı Sermaye Sistemi
D) Sabit Sermaye Sistemi
E) Basit Sermaye Sistemi