6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 485

Türk Ticaret Kanunu 485. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 485- (1) Esas sözleşmede aksi öngörülmemişse, payın türü dönüştürme yolu ile değiştirilebilir. Dönüştürme esas sözleşmenin değiştirilmesiyle yapılır. Dönüştürmenin kanunen öngörüldüğü hâllerde yönetim kurulu gerekli kararı alarak derhâl uygular ve bunun esas sözleşmeye yansıtılması girişimini hemen başlatır. (2) Nama yazılı pay senetlerinin hamiline yazılı pay senetlerine dönüştürülebilmesi için payların bedellerinin tamamen ödenmiş olması şarttır. II - Pay senedi bastırılması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2019/2107 E., 2019/4221 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
bakımından İş mahkemesinde Maden işletme ruhsat sahibi olarak davacı TTK ile diğer davalılar olan Rödövansçı şirketlere karşı açılan davalarda 4857 Sayılı İş kanunun 2/6 maddesine göre davacı TTK ile Rödövansçı şirketlerin asıl işveren ve alt işveren ilişkisi nedeniyle müteselsil sorumlu tutulduklarından rödövansçı işçisine maden işletme ruhsat sahibi olarak TTK tarafından yapılan ödemelerin rödöv
3. Hukuk Dairesi         2019/2107 E.  ,  2019/4221 K. "İçtihat Metni" BAŞVURUSU : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ Sakarya BAM 6. ve ... Hukuk Dairesi kesin kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi konusundaki Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu 14.03.2019 tarih ve ... E.K. sayılı başvurusunda; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6 .Hukuk Dairesi'nin ... E.K., 2019/72-127 E.K. ve 2019/55-131 E.K. Sayılı dava dosyalarında istinaf kanun yolu incelemelerinde davanın 4857 Sayılı İş kanunun 2/6 maddesinden doğan sorumluluk nedeniyle asıl işveren sıfatıyla alt işveren işçisine ödenmek zorunda kalınan tazminatın alt işverenden rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu ve bu uyuşmazlığın rödövans sözleşmesi hükümlerine aykırı davranmaktan ve kira bedeli veya kira ilişkisinden kaynaklanmadığı halde Sulh Hukuk mahkemesinde görüldüğünden ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK .m. 353/1-a-3 uyarınca kesin olarak kaldırılması kararı verildiği halde Ankara 15. Hukuk Dairesinin ise ...K. ve 2018/584-1910 E.K, sayılı dava dosyalarında yapılan istinaf incelemelerinde ise bu davaların taraflar arasındaki rödövans sözleşmelerinden kaynaklandığından ilk derece mahkemesi olarak Sulh Hukuk Mahkemesinde görevli olduğu halde Zonguldak Asliye Hukuk mahkemesi tarafından bakıldığından bu kararların 6100 sayılı HMK 353/1-a-3 maddesi uyarınca kesin kaldırma kararları verildiğinden ilgili dairelerin bu kesin kararları arasındaki görüş farklılıklarının Sakarya BAM 6. Hukuk Dairesinin hukuki nitelendirilmesi doğrultusunda giderilmesi için 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un "Başkanlar Kurulunun Görevleri" başlıklı 35/1-3 maddesi kapsamında uyuşmazlıkların giderilmesi için dairemize başvuruda bulunulmuştur. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi'nin 2019/44-126 E.K., 2019/72-127 E.K. Ve 2019/55-131 E.K. Sayılı kararlarına konu Zonguldak 1.Sulh Hukuk mahkemesinin 19.09.2018 Tarih 2017/862-2018/705 E.K., 31.10.2018 Tarih 2017/363-2018/816 E.K ve 05.11.2018 Tarih 2017/837 -2018/840 E.K, sayılı kararlarında; 4857 Sayılı İş kanunun 2/6 maddesinden doğan sorumluluk nedeniyle asıl işveren sıfatıyla alt işverenin işçisine İş Mahkemesi kararlarına göre ödenmek zorunda kalınan tazminatın alt işverenden rücuen tahsili istemine ilişkin davalarda taraflar arasında davacı TTK Genel müdürlüğüne ait Maden İşletme Ruhsatındaki işletme hakkının belirli bir süre için akdedilen Rödövans sözleşmesi ile davalı şirketlere devrinin gerçekleştirildiği, bu sözleşme kapsamında olup rödövansçı firma işçisinin iş ve sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanan hakları bakımından İş mahkemesinde Maden işletme ruhsat sahibi olarak davacı TTK ile diğer davalılar olan Rödövansçı şirketlere karşı açılan davalarda 4857 Sayılı İş kanunun 2/6 maddesine göre davacı TTK ile Rödövansçı şirketlerin asıl işveren ve alt işveren ilişkisi nedeniyle müteselsil sorumlu tutulduklarından rödövansçı işçisine maden işletme ruhsat sahibi olarak TTK tarafından yapılan ödemelerin rödövansçı şirketlerden rücuan tahsili talepli olarak açtıkları davalar rödövans sözleşmeleri ürün kirası niteliğinde oldukları kabul edilerek bu davalar Sulh Hukuk Mahkemelerinde görülüp bakılarak sonuçlandırılmış ise de bu Sulh Hukuk Mahkemesi kararlarının istinaf edilmesi üzerine ise bu davaların 4857 Sayılı İş kanunun 2/6 maddesinden doğan sorumluluk nedeniyle üst işveren sıfatıyla işçiye ödenmek zorunda kalınan tazminatın alt işverenden rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu ve bu uyuşmazlığın rödövans sözleşmesi hükümlerine aykırı davranmaktan ve kira bedeli veya kira ilişkisinden kaynaklanmadığından davaya bakmakta Asliye hukuk Mahkemesi görevli olduğundan ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK .m. 353/1-a-3 uyarınca kesin olarak kaldırılması kararı verilmiştir. Ankara 15. Hukuk Dairesi ise 2017/2150, 2018/314 E.K. ve 2018/584-1910 E.K, sayılı kararlarına konu olan ... Asliye Hukuk mahkemesinin 27.04.2017 tarih, 2016/325-2017/251 E.K ve 8.05.2017 tarih 2015/741-2017/285 E.K, Sayılı kararlarında; Türkiye Taşkömürü Kurumu işletmesinin asıl işveren olup alt iş vereni olan davalı şirkette işçi olarak çalışan yakınlarına Zonguldak iş mahkemesinin kararı ile Türkiye Taşkömürü Kurumu tarafından ödenen tazminattan asıl işveren ile alt iş verenin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutuldukları, Türkiye Taşkömürü Kurum ile diğer davalı şirket arasında rödövans sözleşmesinin imzalandığı bu sözleşme hükümlerine göre de gerekli tedbirlerin alınmasına rağmen meydana gelen kazalarda yüklenicinin işçi ve personelinden kazaya uğrayanlar ile meslek hastalıkları bakımından ve SGK alacakları için alt işveren olarak rödövansçı şirket sorumluluğunun Rödövans Sözleşmesinde düzenlendiği, bu sözleşmede Türkiye Taşkömürü Kurumunun rücu hakkı olduğu kabul edildiğinden ödenen tazminatın rödövansçıdan rücuan tahsiline karar verilmiştir. Ancak bu kararın istinaf edilmesi üzerine ise Ankara BAM 15. Hukuk Dairesince davacı Türkiye Taşkömürü Kurumu ile davalı şirket arasındaki uyuşmazlığın aralarında imzalanan kira sözleşmesi niteliğinde olan rödövans sözleşmesinden kaynaklandığından HMK m. 4/1-a maddesine göre bu uyuşmazlıklarda Sulh hukuk Mahkemesi görevli olduğundan HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince İstinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kesin olarak kaldırılması kararı verilmiştir. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi ve Ankara 15. Hukuk dairelerinin benzer olayda verdikleri kesin nitelikteki kararları arasında uyuşmazlık bulunduğundan bu uyuşmazlıkların 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 35/1-3 maddesine göre giderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bilindiği üzere; Madencilik sektöründe çoğu zaman arama veya işletme ruhsatı alan gerçek veya tüzel kişiler bu ruhsatlarına göre faaliyette bulunmayıp ruhsat gereğince sahip oldukları haklarının tamamını veya bir bölümünü geçici bir süre için üçüncü kişilere devretmektedirler. Ruhsat sahibi olan madenci bu ruhsattaki işletme hakkını devretme karşılığında elde edilen cevher üzerinden veya dönemsel olarak kararlaştırılan maktu bir ücreti üçüncü kişiden almaktadır.Ruhsat sahibi ile geçici olarak maden işletme hakkını elde eden bu üçüncü kişi arasında yapılan bu sözleşme Maden işletme ruhsatı kiralama sözleşmesi olup madencilik sektöründe ve hukuksal uygulamadaki ismi ise Rödövans sözleşmesidir. İşletme hakkının üçüncü kişiye rodövans sözleşmesi ile devri halinde devralan kiracı haline gelmekle sahayı bu rödövans sözleşmesi koşullarına uygun olarak işletmek ve bunun karşılığı kiraya veren ruhsat sahibine rodövans bedelini ödemekle yükümlenmektedir. Rödövans sözleşmesi; ruhsatı alınan maden sahasının bir kısmı veya tamamı üzerindeki işletme hakkının, hak sahibi tarafından gerçek veya tüzel üçüncü kişilere geçici bir süre için tahsisini konu alan iki taraflı ürün kira sözleşmesi niteliğine sahiptir. Yargıtayın istikrar kazanan uygulamasında (YHGK nun 11.10.2006 Tarih E.2006/11-617, K.2006/642, Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 05.07.2017 Tarih E. ... sayılı kararlarında da belirtildiği gibi ); Rödovans sözleşmesinin tarafları arasında çıkan uyuşmazlıklarda sözleşme hükümleriyle 3213 sayılı Maden Kanunun ilgili hükümleri ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 357 ve devamı maddelerinde düzenlenen ürün kirasına ilişkin hükümlerin bünyesine uygun düştüğü ölçüde uygulanacağı kabul edilmektedir. İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku düzenlemeleri bakımından ise Yargıtay uygulamasında rödovans sözleşmesi, doktrinde aksi görüşü savunanlar (UYUMAZ, Alper/GÜNGÖR,Fatma; Rödovans Sözleşmesi, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. XIX, 2015, s. 160) olsa da, ( 24.06.2010 tarihinde 5995 sayılı Yasa ile yürürlüğe giren 3213 sayılı Maden Kanunu'nunda işletme ruhsat sahibinin sorumluluğunu daraltan ya da ortadan kaldıran Ek 7. maddesinin yürürlüğe girmiş ise de) hizmet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar bakımından 5995 Sayılı kanun değişikliği öncesine ait hizmet sözleşmeleri için işçilerin işçilik veya Sosyal Güvenlik Kurumunun prim alacaklarından ruhsat sahibi ile rödovans verenin birlikte sorumluluğuna gidilmiştir. Asıl iş veren, alt işverenin hizmet akdi ile çalıştırmakta olduğu işçisine ödeme yapması halinde alt iş vereni olan rödövansçısından aralarındaki rödövans sözleşmesi hükümlerine göre bu ödeme için rücu hakkı bulunmaktadır. Başkanlar kurulu kararına konu olan kesin nitelikli kararlarda asıl iş veren olan ruhsat sahibi alt iş veren olan rödövansçının iş sözleşmesi ile çalıştırdığı işçisi veya hak sahiplerine ödediği tazminatları rücu yolu ile alt iş verenden talep edilmekte olup istinaf edilen bu davaya konu uyuşmazlıklarda çalışan işçiler taraf olmadığından bu uyuşmazlığın bir tarafında işçi bulunmadığından 7036 sayılı kanunun 5. Maddesi (5521 Sk İMK m.1 uyarınca) uyarınca İş mahkemesi görevli değildir. İşçiye karşı olan sorumlulukta; Asıl işveren olarak ruhsat sahibi ile alt iş veren olarak rödövansçı müteselsil olarak asıl iş veren -alt işveren ilişkisi kapsamında sorumlulukları bulunmakta ise de, bu sorumluların (asıl işveren-alt işveren olarak) sorumluluk sınırı, niteliği ile kapsamının belirlenmesinde kendi aralarındaki Rödövans sözleşmesi hükümleri de göz önünde tutulmalıdır. Asıl iş verenle alt iş veren arasındaki sözleşme 6098 Sayılı TBK 'nun 357 maddesi ile devamında düzenlenen ürün kira sözleşmesi niteliğinde olmakla rücu ilişkisi taraflar arasındaki bu sözleşme hükümleri ile ilgili diğer yasal kurallara göre çözümlenecektir. Maden işletme ruhsat sahibi ile kiracısı olan rödövansçı arasındaki davaya konu olan rücu talebi işçiye karşı olan sorumlulukta bir iç ilişki mahiyetinde olup sözleşmelerde de ruhsat sahibi ile rödövansçının işçiler yönünden sorumlu olup olmayacağı veya sorumluluğun kapsamı bakımından özel hükümlerde olduğuna göre, davalının çalıştırdığı işçilere yapılan ödemelerin rücuen tahsili talebine ilişkin bu davada öncelikle bu taraflar arasındaki ürün kirası niteliğinde olan rödövans sözleşmesi hükümleri ile sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde veya emredici düzenlemelerde 6098 sayılı TBK ve Maden Kanunun ilgili hükümleri uygulanacağı muhakkaktır. Buna göre maden ruhsat sahibi davacı ile rödövansçı davalı arasındaki sözleşme TBK m. 357 uyarınca ürün kirası niteliğinde olmakla kiraya veren davacı tarafından kiracı rödövansçıya karşı açılan bu davada akdi sorumluluğun değerlendirilmesi gerekeceğinden bu nitelikteki davalarda 6100 sayılı HMK m. 4 /1-a uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olup Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi ile ... Hukuk dairesinin kesin kararları arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle " Maden işletme ruhsat sahibi olan kiraya veren ile maden işletme ruhsatı kiracısı olan rödövansçı arasındaki rödövansçı çalışanı olan işçiler için işletme ruhsat sahibince yapılan ödemelerin rödövansçıdan tahsiline ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalarda 6100 sayılı HMK m. 4/1-a uyarınca Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu " nun kabulü ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi ve Ankara Bölge Adliye mahkemesi 15.Hukuk Dairelerinin kesin kararları arasındaki uyuşmazlıkların bu şekilde giderilmesine, oy birliği ile kesin olarak 07.05.2019 tarihinde karar verildi.Başkan

Diğer kararlar (1)

21. Hukuk Dairesi, 2017/889 E., 2017/4083 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
Bu tespitler karşısında davalılar TTK Gn. Müd. ile davalı ... Mad. … Tic. Ltd. Şti. arasındaki ilişkinin 4857 sayılı yasa’nın 2. maddesi gereğince alt işveren-üst işveren ilişkisi olarak değerlendirilmek gerektiği açıktır.
21. Hukuk Dairesi         2017/889 E.  ,  2017/4083 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetiunden doğan maddi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava nitelikçe, işletme hakkı davalı ... Gn. Müd.’ne ait olup rödövans sözleşmesi ile davalı .... Mad. … Tic. Ltd. Şti.’ne bırakılan sahada davalı .... Mad. … Tic. Ltd. Şti. işçisi olarak çalışırken 12.09.2010 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 15,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi zararının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının davalı ... Madencilik Şti.ne yönelik maddi tazminat talebinin kabulü ile, davacının iş kazasına bağlı oluşan % 15 maluliyeti nedeniyle 73.496,07 TL maddi zararı tespit edilmiş ise de taleple bağlı kalınarak 1 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 12.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Madencilikten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, davacının davalı ... Madencilik ve TTK'ya yönelik davasının reddine karar verilmiştir. Davacının işletme hakkı TTK Gn Müd.’ne ait olup, işletilmesi 24.12.2004 tarihli rödövans sözleşmesi ile 10 yıl süreyle davalı ... Mad. ... Tic. Ltd. Şti.’ne bırakılan ve 30.05.2012 tarihli devir sözleşmesi ile de belirtilen rödövans sözleşmesinin bütün hak ve vecibeleri ile davalı ... Mad. ... Ltd. Şti.ye devredilen maden sahası içerisinde davalı ... Mad. …. Tic. Ltd. Şti. işçisi olarak çalışmakta iken çalıştığı maden ocağında meydana gelen iş kazası sonucu davacıda sürekli iş göremezliğe neden olan olayda davalı ... Gn. Müd.nün ve ... Mad. ... Ltd. Şti. kusuru olmasa bile tazminattan sorumlu olup olmayacakları noktasında toplanmaktadır. Gerçekten Rödövans sözleşmesine ilişkin Maden Kanunu’nda özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte Maden Yasası’nın 28. maddesi gerekçesinde “ diğer taraftan bu süre zarfında madenci kendisine maddi destek arayabileceği gibi, işletme iznini bir başkasına kiralayabilecek ve kanun karşısında teknik ve mali yönden tek sorumlunun ruhsat sahibi olacağı esası getirtilmektedir “ denilmek suretiyle dolaylı da olsa rödövans sözleşmesine işaret edilmekle davanın Mevzuatımızdaki dayanağının Maden Yasası olduğunun kabulü gerekir. Rödövans sözleşmesi maden ruhsatının devri anlamına gelmediğinden devir sözleşmesinin Maden İşleri Genel Müdürlüğünde yetkili memur huzurunda yapılması zorunluluğu yoktur. Maden ruhsat sahibi (madenci) ile rödövansla sahayı işletecek olan (rödövansçı) rödövans sözleşmesini isterlerse adi yazılı şekilde, isterlerse noter de düzenleme şekilde yapabilirlerse de Maden Yönetmeliğinin 32. maddesine göre üçüncü kişi ve kuruluşların rödövans, kira, taşeron ve benzeri sözleşmelere dayanarak ruhsat sahasında madencilik faaliyetinde bulunabilmeleri, Maden işleri Genel Müdürlüğünün iznine bağlıdır. Ruhsat sahibi rödövans sözleşmesini yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde Maden İşleri Genel Müdürlüğüne bildirmek ve uygun görüş olmak zorundadır. Beyanda bulunma yetkisi ve zorunluluğu ruhsat sahibine aittir. Ruhsat sahibinin bir başvurusu olmadan, salt rödövansçının başvurusuna dayanılarak işlem yapılamaz. Rödövans sözleşmesinde ruhsat sahibi madenci, rödövansçının sahada maden işletmesi için gerekli bütün ortamı sağlamak zorundadır. Maden sahasında ruhsat sahibine ait olup da rödövans sözleşmesine dahil demirbaş eşya, iş makineleri, ulaşım araçları ve işletme tesisatı varsa bunların bir listesinin çıkarılarak listede yer alan alet ve makinelerin tamamı rödövansçıya teslim edilir. Maden ve diğer mevzuat uyarınca ruhsata bağlı bütün yükümlülükler ruhsat sahibine aittir. 10.06.2010 tarihinde 5995 sayılı Yasa'nın 10. maddesi değiştirilmeden önceki Maden Yasası'nın 17.,24., ve 29. maddelerinde öngörülen yükümlülükler ruhsat sahibi tarafından yerine getirilir. Bu yükümlülüklerin ihmali maden ruhsatının iptali sonucunu doğurur. Rödovansçının maden sahasının iyi bir şekilde işletme borcu vardır. Maden rezervini daha sonraki kullanımlar için ulaşılamayacak şekilde tahrip eden rödovansçı ruhsat sahibine karşı sorumlu olur. Maden Yasası’nın 31. maddesi gereğince işletme ruhsat sahibinin maden işletme faaliyetinde bulunabilmesi ve cevher istihracı yapabilmesi için fenni nezaretçi görevlendirme zorunluluğu vardır. Maden işletmesi rödovans yoluyla yapılıyor olsa dahi fenni nezaretçi atama yükümlülüğü ruhsat sahibine aittir. (Maden ve Taşocakları Hukuku, Doç. Dr. Mustafa Topaloğlu) Öte yandan 3213 sayılı Maden Yasası ve Maden Kanununu Uygulanmasına dair 22.8.1985 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmeliğin 21.maddesinde fenni nezaretçinin olmadığı sahalarda işletme ve cevher istihracı yapılamayacağı, fenni nezaretçinin görev yaptığı, maden ruhsatı sahasındaki faaliyetler ile alakalı eksiklik ve aksaklıkları rapor edeceği, bir örneğini de madenciye göndereceği bildirilmekle sahada yapılan her türlü cevher istihracı faaliyetinin denetim ve kontrol yükümlülüğünün rödövansçı davalı ... Mad. … Tic. Ltd. Şti. ile birlikte ruhsat sahibi TTK. Genel Müdürlüğü'ne ait olduğunun kabulü gerekir. Somut olayda rödövans sözleşmenin tetkikinden ruhsat sahibi TTK Gn. Müd.’ne, rödövansçı şirket tarafından yapılacak işletme projesinin TTK'ya sunulacağı, projenin yeterli bulunmaması halinde istenen şartlara uygun olarak projenin verilen sürede düzeltilmemesi halinde TTK'nın sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceği, işletme projesinin TTK'nın isteği üzerine revize edilebileceği, üretilen kömür ve mevcut kömür artıklarının TTK Gn. Müd.’nün göstereceği kantarda tartılacağı ve sevk fişi düzenleneceği, rödovansçının işletme ruhsat sahibinin yapacağı yazılı istek ve uyarılara riayet edeceği, sahadaki çalışmaların TTK veya yetkili kılınacak Müessese Müd. tarafından işletme projesine uygun yapılıp yapılmadığının kontrol edileceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir. Bu tespitler karşısında davalılar TTK Gn. Müd. ile davalı ... Mad. … Tic. Ltd. Şti. arasındaki ilişkinin 4857 sayılı yasa’nın 2. maddesi gereğince alt işveren-üst işveren ilişkisi olarak değerlendirilmek gerektiği açıktır. Hal böyle olunca alt işveren işçisi olan kazalının sürekli iş görmezliğe uğradığı olay nedeniyle üst işveren TTK Gn. Müd.’nün sorumluluklarının yasadan kaynaklandığı, hizmet akdinden sonra olmak üzere 24.06.2010 tarihinde 5995 sayılı Yasa ile yürürlüğe giren 3213 sayılı Maden Kanunu'nun üst işverenin sorumluluğunu daraltan ya da ortadan kaldıran ek 7. maddesinin geriye yürütülemeyeceği gözardı edilerek davalı ... Gn. Müd.'nün kusurunun bulunmadığı ve asıl-alt işverenlik ilişkisinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yaya aykırı olup bozma nedenidir. 30.05.2012 tarihli devir sözleşmesi rödövans sözleşmesini bütün hak ve vecibeleri ile davalı ... Mad. … Tic. Ltd. Şti.nden devralan davalı ... Mad. ... Ltd. Şti. tazminattan sorumlu olup olmayacağı konusu devre ilişkin bütün evrakların getirtilerek devir tarihine göre 818 sayılı Borçlar Kanunu 179. maddesinin ("Bir mameleki veya bir taahhüdü borç ve alacaklariyle beraber iktisap eden kimse bunu alacaklılara ihbar veya gazetelerle ilan ettiği tarihten itibaren onlara karşı borçlardan mesul olur ve iki sene nihayetine kadar evvelki borçlu dahi yenisiyle birlikte müteselsilen mesul kalır. Bu müddet, muaccel borçlar için ihbar veya ilan tarihinden ve diğer borçlar için muacceliyet iktisap ettikleri tarihten başlar. Borçların bu veçhile nakline müteallik hükümler, asıl borcun nakli akdi üzerine mürettip hükümlerin aynıdır."), 01.07.2012 tarihinde yürülüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 202. maddesinin ("Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar. Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir. Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz.") ve aynı yasanın iş yerinin tamamının veya bir bölümünün devrini düzenleyen 428. maddesinin ("İşyerinin tamamı veya bir bölümü hukuki bir işlemle başkasına devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan hizmet sözleşmeleri, bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. İşçinin hizmet süresine bağlı hakları bakımından, onun devreden işveren yanında işe başladığı tarih esas alınır. Yukarıdaki hükümlere göre devir hâlinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan, devreden ve devralan işveren müteselsilen sorumludurlar. Ancak, devreden işverenin bu yükümlülüklerden doğan sorumluluğu, devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır.") bir arada değerlendirilip tartışılarak sonuca gidilmesi gerekirken ve davalı şirketler arasındaki devir sözleşmesinden önce gerçekleşmesine rağmen devirden sonra gerçekleştiği belirtilerek davalı ... Mad. ... Ltd. Şti. hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 16.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.